Merakla Beklenen Yeni Dizi “Şeref Meselesi” 23 Kasım Pazar Günü Başlıyor!

image001-20142111020915591

Dün akşam Hürriyet Bumerang’ın davetlisi olarak Kanal D’nin yeni dizisi “Şeref Meselesi“nin Kanyon Cinemaximum’da gerçekleşen ön gösterimine katıldık. Yeni başlayan ya da yeni sezonlarıyla ekranlara dönen diziler için özel gösterim ve partiler organize etmek Amerika ve İngiltere’de oldukça popüler olmasına rağmen; bu ülkemiz dizileri için çok yaygın bir uygulama değil. Bu sebeple bu ön gösterim pek çok açıdan hem bizim için, hem de Türk dizi sektörü için ilkler barındırıyor. Bir film galası kadar özenle organize edilmiş etkinliğe oyuncuların tümü, yapım ekibi, “Ulan İstanbul” dizisinin oyuncuları, basın, bloggerlar ve çoğunluğu Kerem Bürsin hayranı genç kızlardan oluşan twitter yarışması kazananları katıldılar. Etkinliğe ilgi oldukça büyüktü. Hatta öyle ki küçük hayranları Kerem Bürsin ve Şükrü Özyıldız’a oldukça zorlu anlar yaşattılar. Oyuncuların hemen hiç kimseyi kırmayarak neredeyse saatlerce fotoğraf çektirmesi ise gerçekten takdirimizi kazandı.

Şeref Meselesi’nin izlediğim ilk bölümünün beklediğimden çok daha iyi olduğunu belirterek başlamalıyım. Yönetmenliğini Altan Dönmez‘in yaptığı, (bir İtalyan dizisinden) uyarlanan senaryoyu Seray Şahiner’in yazdığı Şeref Meselesi’nin kadrosu Kerem Bürsin, Şükrü Özyıldız, Yasemin Allen, Şükran Ovalı, Burcu Biricik, Şerif Erol, Tilbe Saran, Taner Turan gibi başarılı isimlerden oluşuyor. Oyuncu kadrosu, inanılmaz inandırıcı ve yapaylıktan uzak oyunculuk bence Şeref Meselesi’nin en güçlü yanlarından. Dizide yer alan karakterlere tek tek değineceğim ancak gelin önce dizinin konusuna (mümkün olduğunca sürpriz gelişmelerin tadını kaçırmadan) bir bakalım.

Şeref Meselesi, Ayvalık’tan başlıyor yolculuğuna. Yiğit (Kerem Bürsin) ve Emir (Şükrü Özyıldız) kardeşler, anneleri Zeliha (Tilbe Saran) ve babaları Hasan (Şerif Erol) ile birlikte oraların sevilen ve sayılan kişilerinden olan dedelerinin evinde yaşamaktalar. Zeliha Hanım yıllar önce ayrıldığı ve büyük bir özlem duyduğu İstanbul’a geri dönme hayalleriyle hayatına devam ediyor ancak eşi Hasan’ın sönük kişiliği sebebiyle babasına karşı çıkamamasından dolayı bir türlü gerçekleşemiyor hayalleri. Yaşanan bir ölümün ardından önlerinde bir engel kalmadığına karar veren Kılıç ailesi, hukuk fakültesinden mezun olan Emir’in stajını da bahane ederek ve yeni bir hayata başlama isteğiyle İstanbul, Balat’a gelip Zeliha’nın baba yadigarı evine yerleşiyorlar. Emir ve Yiğit kadar anne babaları Zeliha ve Hasan da bu yeni hayata alışmaya çalışırken, Hasan’ın naifliği ve aile olarak yanlış insanlara güvenmeleri maalesef büyük bir trajedeyi beraberinde getiriyor. Yaşanan bu trajedi Yiğt ve Emir’in hayatında bir dönüm noktası oluyor ve birbirine oldukça bağlı bu iki kardeş zamanla karşı karşıya gelmek durumunda kalıyorlar.

Kerem Bürsin tarafından canlandırılan Yiğit Kılıç karakteri liseyi bile zar zor bitiren, çekici, hovarda, dışa dönük, kadınlarla arası iyi olan, biraz serseri bir tip. Yakışıklı ve iddialı bir fiziğe sahip olan Yiğit, bu özelliklerinin fazlasıyla farkında ve bunları kullanmaktan da çekinmiyor. Kadınlarla flört etmek, onun için bir oyun adeta. Bürsin, kendisine ülkemizde oldukça büyük bir popülerlik kazandıran Güneşi Beklerken dizisinin ardından Şeref Meselesi’nde yeniden yönetmen Altan Dönmez ile birlikte çalışıyor. Kerem Bürsin, Yiğit karakteri için imaj değişikliği yapmış. Saç ve sakalını uzatan oyuncu ayrıca Yiğit’in olması gereken kiloya ulaşmak için özel diyet ve spor çalışmalarıyla tam 7 kilo vermiş. Yaz tatilini geçirdiği Amerika’da ata binme dersleri alan oyuncu, Şükrü Özyıldız ile birlikte de zeybek dansı dersleri almışlar. İlk bölümde izleyeceğiniz zeybek oynama sahnesinin hakkını vermek isteyen oyuncular, çekimler sırasında Ege Bölgesi Halk Oyunları eğitmeniyle birlikte sahneye hazırlanmışlar.

Açıkçası, Yiğit karakteri Kerem Bürsin için oldukça uygun bir rol. Bürsin dizide olduğu gibi gerçek hayatta da pek çok kadının aklını başından alacağa benziyor. Kendisini daha önce pek fazla izleme şansı bulamamış olmakla birlikte, Kerem Bürsin’in duruşu, bakışları, tavırları ve gizlemeye çalışsa da varlığını hissettiren hafif aksanı (tüm hayatını çeştli ülkelerde geçiren oyuncu, uzun yıllardır Amerika’da yaşıyor) onu fazlasıyla çekici kılıyor.

Şükrü Özyıldız‘ın canlandırdığı Emir ise neredeyse ağabeyinin tam tersi niteliklere sahip. Hukuk fakültesi mezunu olan ve akademik kariyer hedefleri olan Emir, çözümü kitaplarda arayan sessiz karakterlerden. Dış görünüşünden ziyade aklına güvenen Emir zeki, disiplinli, çalışkan ve başarılı. Yiğit ondan büyük olsa da, zaman zaman ağabeylik rollerini değişiyor gibiler çünkü Emir Yiğit’ten çok daha aklı başında bir insan.  Daha önce Derin Sular ve Uçurum dizilerinde yer alan Özyıldız “Benim Hala Umudum Var” dizisinde canlandırdığı Ozan karakteriyle tanınıyor daha çok. Şükrü Özyıldız rolüne psikolojik olarak hazırlanmış. Avukatlık mesleği üzerine araştırmalar yapıp bu konuyla ilgili filmler ve tiyatro oyunları izlemiş.

Kerem Bürsin de Şükrü Özyıldız da karakterlerinin hakkını veriyorlar. Daha evvel dediğim gibi, Şeref Meselesi’nin en büyük artılarından biri oldukça başarılı oyunculuklar. İlk bölümde Emir ve Yiğit’i yakından tanıyacak zamanımız olmadı ama şu kesin ki onlar hakkında daha fazlasını öğrenmek istiyoruz. Yaşadıkları trajedinin ardından gelecek olgunlaşma sürecinde iki karakterin de derinliklerine inecek vaktimiz olacağı ise kesin.

Kılıç ailesi Balat’a taşınır taşınmaz Yiğit ve Emir semtin kızları ile ister istemez bir iletişime geçiyorlar. Sibel, Derya ve Kübra çocukluk arkadaşı. Üçü de kendi dramlarıyla boğuşurken, kendi yöntemleriyle çıkış yolu arıyorlar. Bu süreçte de birbirlerine destek oluyorlar.

Sibel karakterini Suna Yıldızoğlu‘nun kızı, rol aldığı çeşitli reklamlar kadar Muhteşem Yüzyıl dizisinde canlandırdığı Defne Sultan karakteriyle de tanınan Yasemin Allen canlandırıyor. Sibel genç, güzel ve hayattan büyük beklentileri olan bir genç kız. Mankenlik yapan Sibel’in bu büyük beklentileri biraz da annesi tarafından şekillendirilmiş. İlk gördüğü anda Emir’den etkilenen Sibel; Emir kadar ağabeyi Yiğit’in de (pek de hoşnut olmadığı) ilgisine maruz kalıyor. İlk bölüm ardından Sibel’in varlığının Yiğit ve Emir arasına bir gölge gibi düşeceğini; Sibel’in ise zamanla hayattan beklentileri ve hayatının aşkı arasında bocalayacağını öngörmek sanıyorum çok da yanlış olmayacaktır.

Şükran Ovalı tarafından canlandırılan Derya bence dizideki üç kızdan en güçlü olanı. Çok güzel, düzgün bir fiziğe sahip ve alımlı bir kadın olan Derya aynı Yiğit gibi fiziksel özelliklerinin farkında ve bunları sergilemekten kaçınmıyor. Ve yine Yiğit gibi flört etmekten çekinmiyor, biraz da çapkın aslında. Varını yoğunu içki ve kumara harcayan üvey babası ile aynı çatı altında yaşamak zorunda olan Derya annesini ve özellikle kız kardeşini mümkün olduğunca korumaya çalışıyor. Annesine içten içe bir kırgınlık yaşasa da asıl isteği kız kardeşine kendisininkinden daha iyi bir hayat sağlamak. Derya, Yiğit’ten etkileniyor ve bunu da saklamıyor. Ancak, Derya bir günlük bir gönül eğlencesi olmayı kabul edebilecek bir kadın değil.

Bir de Kübra var. Sessiz, sakin, çekingen. Babasının izin verdiği ölçüde dışarı çıkabilen, hayatının büyük kısmını baskıcı babası yüzünden evde ev işleriyle geçiren, annesini küçük yaşta kaybetmiş, bacağındaki küçük sakatlık yüzünden kompleks yapan Kübra. Kanal D‘de 2011 yılında yayımlanan Artiz Mektebi adlı oyunculuk yarışmasında birinciliği Alican Aytekin ile paylaşmış olan Burcu Biricik‘in canlandırdığı Kübra; bence dizinin hem en güzel hem de en merak uyandıran kadını. O da, en yakın arkadaşı Derya gibi ilk gördüğü anda Yiğit’ten etkileniyor ancak onun için bu ilgiyi dışa vurabilmek neredeyse imkansız. Özellikle iilerleyen bölümlerde Kübra’yı daha yakından tanımayı ve geçireceği değişime tanık olmayı umuyorum. Bence ilk gördüğümüzden çok daha farklı, çok daha güçlü bir kadına dönüşecek Kübra.

Dizinin oyuncuları arasındaki güzel enerji erkana yansımış. Hikayede sırıtan tek bir karakter, tek br oyuncu dahi yok. Oyunculuklar (sanırım üçüncü kez söylüyorum) gerçekten çok iyi. Başrollerde yer alan Kerem Bürsin, Şükrü Özyıldız, Yasemin Allen, Şükran Ovalı ve Burcu Biricik kadar anne Zeliha’yı canlandıran Tilbe Saran ve baba Hasan’ı canlandıran Şerif Erol tam manasıyla ekranda döktürmüşler. Aralarında çok güzel bir dinamik var. Özellikle Hasan’ın içten içe yaşadığı tüm o çıkmazlar yüzüne yansıyor, insan empati kurabiliyor.

Şeref Meselesi’nde en çok beğendiğim şeylerden bir diğeri de diyaloglar oldu. Kendi adıma Türk dizilerinde yazılan diyalogları çoğu zaman çok zorlama, zayıf ve gerçek dışı bulduğumu söylemeliyim. Şeref Meselesi ise bu konuda çok başarılı. Diyaloglar akıp gidiyor. Hiçbir zorlama cümle yok. Öyle ki, çoğu yerde “Doğaçlama mı yapıyorlar yoksa?” diye düşünmedim değil. Karakterler arasındaki tüm konuşmalar oldukça gerçekçi, bu sebeple karakterlerle özdeşleşmek daha kolay. Dizi her ne kadar dram öğeleri içerse de eğlenceli ve keyifle izleniyor. Hatta bazı sahnelerde kahkahalarla güldüğümüz oldu. Yiğit liderliğinde Ender (Baki Çiftçi) ve Nihat’ın (Kağan Uluca) oluşturduğu üçlü bence bizi daha çok güldürecekler. Bu üçlünün dizide bizi kahkahaya boğacak işlere el atacağına inanıyorum. Şeref Meselesi’nin bir de tema müziği var ki, ondan bahsetmeden olmaz. Salvatore Riccardi ve Yıldıray Gürgen‘in imzası olan tema müziği derin ve akılda kalıcı. İnsanda farklı duygular uyandırıyor…

Şeref Meselesi kesinlikle sezonun izlenmeyi en çok hak eden dizilerinden. Hikayenin geleceğinde bizi nelerin beklediğini gerçekten çok merak ediyorum. Özellikleri karakterlerin günden güne değişimlerini her bölümde izliyor olmak gerçekten çok güzel bir keyif olacak.

“Şeref Meselesi” dizisi 23 kasım Pazar günü, saat 20.00′de Kanal D ekranlarında olacak. Kaliteli bir diziye özlem duyuyorsanız, mutlaka izlemenizi tavsiye ediyorum.

Bu içerik http://dizi-mania.com/ tarafından hazırlanmıştır.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Connie

Şair demiş;

Her dakikayı seviyorum çünkü beni canlı hissettiriyorsun.

diye.

İyi ki doğmuşsun demek yeterli olmaz. Ama sadece bir başlangıç. İyi ki doğmuşsun sen!

Bekar Çiftlerin Kabusu Düğünler

IMG_0408

Yaşıtlarım arasında ilk evlenen aceleciler arasında olmadığım için yengeniz ile birlikte bir çok düğüne bekar çift olarak katıldım. Her seferinde de o geyikler bitmedi.

  • Darısı başınıza.
  • Siz de evlenin biz sizi de görücez.
  • Düğün ne zaman?
  • Ee hadi bakalım artık sıra sizde.
  • Abi sakın evlenmeyin, düğün yapmayın çok zor.

Her birine gülerek kibarca geçiştirici cevaplar vermek adetten.

  • İnşallah.
  • Nasip.
  • Olunca biz size duyururuz.
  • Önce siz bir evlenin bakarız.

Tabii içinizden geçen gerçek sözleri söyleyemiyoruz toplum önünde hor görünmemek için.

  • Sana ne yarraam sen kendi işine bak.
  • Sen mi gircen gerdeğe ne bu merak?
  • Sen evlenmeseydin madem bu kadar dert!

Diyemezsin ya la.

Tabii düğünler ardı ardına sıralanıp, biricik haftasonların halayda geçmeye başlayınca ister istemez çiftlerde bir gerginlik yaratmaya başlıyor ve düğünler kabus halini alıyor.

İlişkinizde evliliğin e’si geçmiyorsa sıkıntı büyük. Çiftlerden birinin aklına evlilik fikri ister istemez girer ve ‘biz ne olacağız?‘ ‘Geleceğimizde ne olacak‘ gibi fitneler dile gelmeye başlıyor.

İlişkinizde evliliğin e’si geçiyorsa bile yırtamıyorsunuz. Bu sefer;

  • Biz ne zaman evleneceğiz.
  • Ne zaman ailelerimiz tanışacak
  • Ben artık beklemek istemiyorum adını koyalımlar

İlişkinizde evliliğin bütün harfleri geçiyor ve bir yola koyulduysanız da yırtamıyorsunuz. Bu sefer;

  • Aşkım kızın gelinliğini gördün mü?
  • Biz de mi bu mekanı, bu müzisyenleri, bu organizatörü tutsak?
  • Suplalar güzel değil mi?
  • Fotoğraf çekimini nerde yapsak?
  • Ben de böyle birşey istiyorum!

 

Amk kültürümüz iki hayatı bir araya getirmeyi çiftlere kabus haline getirmek üzerine kurulu.

Beni hep evliliğe karşı sananlar bu yüzden yanılıyor. Ben yarın sabah uyandığımda evli olarak kalksam hiç yadırgamam sevinirim hatta. Ancak evlilikten çok evliliğin süreci, seremonisi ve geleneğidir beni geren.

O yüzden en dertsizi, sakini, rahatı başıma!

Bitcoinleriniz Değerinde Alınır Satılır

20140710-224318-81798417.jpg

Bitcoinleriniz değerinde alınır, satılır.

Yatırımlık Bitcoin bulunur!

Bundan yaklaşık bir sene önce bitcoin adını duyduğumda pek de ilgi göstermemiştim. Değeri düşük, Türkiye’den alımı satımı zor olan birşeydi. Tek bildiğim ekran kartları ile üretildiği idi.

İlgi göstermesem de bir gözüm hep üstündeydi. Maden kontratlarını inceliyor, kendi başıma nasıl madencilik yaparım diye öğreniyordum. Yıllık 250TL verip ortak bulut havuzlardan o parayı kağıt üzerinde2 yılda 500TL yapma hesapları vardı. Ancak yine de elim gitmedi.

Ekim 2013′de çeşitli kaynaklarda bir sene içinde 7′ye katlayacağı tahminlerini okuyunca iştahım kabardı ancak yine yavaştan aldım. Ben yavaştan aldıkça Bitcoin çılgınlığı dünyayı sardı, 100$ değerindeki bir bitcoin bir anda değerini ikiye topladı.

Apar topar bu çılgınlığa katılıp ‘Ay’ı görmem gerektiğini hissedip sağdaki soldaki paramı bir araya getirdim, gözüm doymadı banka kredi kartından taksitli avans çekip BTCTurk üzerinden ilk Bitcoinlerimi satın aldım.

Kasım 2013′ü yaşayanlar için bir rüyaydı. Ay’a giden roketteydik. 2 hafta gibi bir sürede kredi kartından çektiğim paranın masrafını çoktan karşılayıp, kara geçmiştim.

Bitcoin ile ilk tanışmamın acemiliğinden korkup günlük alım satımlar yapmaktan paramı 5′e katlayabilecekken 2′ye katlayıp, ana paramı garanti olarak çekip karım ile yatırıma devam ettim.

Bitcoin 1000$’ı görüp sonrasında dalgalanmaya başladı. Bitcoin altın ise Litecoin gümüştür deyip bir kısım paramı LTC’ye yatırdım. Bir kısmını ise Namecoin’e yatırdım. Eğer Bitcoin böyle bir sıçrama yaptıysa bu kriptoparlar da bir sıçrama yapabilirdi. Ama yapmadı :)

Litecoin ve Namecoin beni %50 zarar ettirdikten sonra anladım ki tek gerçek kriptopara Bitcoin. Dünyada geçerli olan mekan ve internet siteleri gün geçtikçe artıyor. Hükümetler bu kriptoparayı bir döviz, bir menkul kıymet olarak tanımaya başlıyorlar. Bu işte bir gelecek umudu var.

Bu arada tabii ki madencilikte yaptım birkaç hafta kadar. Çin’den gümrüğe takılıp vergisini ödeyerek bir Antminer getirip güzel bir maden sistemi kurdum. Ancak bu iş beni gerdi ve güzel bir karla sistemi Sahibinden’de sattım.

2014-05-27 16.38.32

Hala bir kısım paramı günlük ticaret ile al sat yaparak değerlendiriyorum. Hatta web sayfalarımda bahşiş olarak Bitcoin bile kabul ediyorum :).

Eğer siz de Bitcoin almak ya da aldığınız Bitcoinleri nakde dönüştürmek istiyorsanız bana ulaşın. Exchange sitelerinde hesap açıp, kimlik doğrulama işlemleri ile uğraşmak istemiyorsanız Localbitcoins gibi sitelerden size yakın Bitcoin tacirleri bulabilirsiniz ya da benimle iletişime geçebilirsiniz.

How I Met Your Mother Bozdu Mu?

how-i-met-your-mother-5li

How I Met Your Mother dizisi ile olgunlaşmış biriyim şaka maka. İlk olarak 2007 senesinde izlemeye başladığımda henüz üniversitenin ilk 4 yıllını bitirmiş bir tıfıl idim. O zamanlar izlediğim ilk sezon ve ikinci sezon hakkında yorum yazıları yazmışım hatta.

2014 senesinin Nisan ayında 9 sezondur hacı bekler gibi beklediğimiz anneyle sonunda tanıştık. Ancak bu dizinin finali bir kısım hayran kitlesini mutlu ederken, benim gibi bir kitleyi de mutsuz ve hayal kırıklığına uğratacak bir şekilde sonlandı.

Yazının devamı dizi ile ilgili süprizi bozacak bilgiler içerir.

Yazının devamı →