Mental Facebook

Mental Twitter

Mental Twitter

    Twitter'ıma Gel

    Mental Formspring

    Arşivler

    pornomadokunma.blogspot.com

    Göğüsler Hakkında Bilmeniz Gereken 15 Şey

    Göğüsler hakkında bilmeniz, öğrenmeniz, unutmamanız gereken 15 ilginç şeyi, daha iyi anlayasınız diye size grafik ile anlatacağım =)

    Popularity: 1%

    Post to Twitter Tweetle

    Seks Hep Satar

    Sex Sells But Who is Buying It” diye bir Amerikan deyişi vardır. Seks kendini sattırır ama kim satın alıyor?

    Günümüzde müzikten tekstile, teknolojiden otomotive herşeyi seks sattırıyor. Hayattaki en büyük motivasyon sekstir. Bunu inkar eden sadece bu gerçeği göremiyordur. Erkekler de, kadınlar da seks için çalışıyor, seks için kendilerine bakıyor, tercih ettikleri ürün ve hizmetlerde de seks ve seksilik tercih sebepleri oluyor.

    Feministlerin en çok karşı çıktığı şey de budur. Seksizm. Feministler seksizm ile satılan ürünleri, yapılan kampanyaları ve reklamları protesto ediyorlar ve kadnların bir seks objesine dönüşmesini istemiyorlar. Tabii bunu diyen feministler genelde çirkin ve erkeksizdir =)

    Seksist reklamlar 1950lerden beri var. Sadece şekli değişti. O yıllarda ataerkil bir dünya vardı. Bu ataerkil dünyada kadınlar ikinci plandaydı. Onların görevi evde olup, ev işlerini yapmak, çocuk büyütmek, erkeklerini mutlu etmekti. Ekonomide, siyasette sözleri pek geçmiyordu. Tahminen öylece de mutlulardı, kariyer bir yandan çocuk bir yandan uğraşmıyorlardı. Onları mutlu eden evleriydi, evlerine alınan alet edevatlardı, kocalarının mutluluydu. Dünya o hali ile de güzeldi. O dönemin bazı seksist reklamları şöyleydi;

    Yıl 2000lere geldiğinde kadın ve erkek eşitti. Özgürlükler sınırsızdı. Seks yaşamak doğal ihtiyaçtı. Kadın ve erkek tatmin için seksin tadını almıştı. Erkeklere bir malı ya da hizmeti sattırmak için seks öğesi kullanmak yeterli olmuştu. Seksist reklamlarda şekil değiştirdi. Reklamlarda seksi kadınlar ve seks ön plana çıktı. İşin ilginci feministler hariç kadının seks objesi olması kadınları rahatsız etmedi. Tersine her kadın o seks objesi olmak için çalışıp çabalamaya başladı.

    1950lerde de seks satıyordu, 2000li yıllarda da seks satıyor. İşte günümüzün seksist reklamlarından bir  kesit;

    Popularity: 1%

    Post to Twitter Tweetle

    Referandumda Oylanacak Anayasa Değişikliği Maddeleri

    Bunu paylaşmak vatandaşlık görevim. Benim halkım 12 Eylül günü verdiği oy ile anayasada nelerin değişeceğini ne yazıkki bilmiyor, bilmediği gibi de öğrenmek için bir çaba sarfetmiyor. Sağolsun birisi karşılaştırmalı olarak mevcut anayasamızdan nelerin çıkarılıp neler eklendiğini çok güzel bir şekilde hazırlamış. Buyrun dikkatlice okuyup anlamaya çalışın, oyunuzu bilinçli bir şekilde, doğru bulduğunuz şekilde verin.

    Popularity: 1%

    Post to Twitter Tweetle

    Kuzey Kore’de Hayat

    Çin’in dünyaya açılması, Sovyet Rusya’nın yıkılması, Küba’nın Lost Adasına dönmüş bir kara parçası olduğu bu dünyada Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti, yani Kuzey Kore dünyada komünizmin son kalesi olarak kalmıştır.

    Soğuk savaş döneminde, Kore, komünist taraf Rusya ve Çin ile kapitalist taraf ABD ve İngiltere’nin arasında tarafsız kalmıştır. Her iki taraf da Kore’yi kendi safında görmek ister. Bu da Kore’yi binlerce kişinin ölümüyle sonuçlanan Kore Savaşı’na sürükler ve Kore ortadan ikiye çatlar. Kuzey Kore ve Güney Kore olarak adlandırdığımız bu iki ülke iki farklı yönde ilerler. Güney Kore ABD desteği ve Kore halkının gecesini gündüzüne katarak dünyanın ilk 10 büyük ekonomisi arasında yer alan bir ülke olur. Kuzey Kore ise Rusya ve Çin’in desteği ile kapılarını dünyaya kapatarak kendi yağında kavrulur.

    Sosyalist bir düzen ile insanlara eşit refah ve sağlık sağlanmak istenir. Ancak Kuzey Kore’nin kurucu lideri Kim Il Sung gayrisafi milli hasılanın büyük bir bölümünü askeri alana ayırır ve Kuzey Kore dünyanın en büyük ve tehlikeli ordusu haline gelir. Kuzey Kore koca bir askeri ülke olmuştur. Sıkı ve baskıcı yönetim ile halk ezilmiş, özgürlükler ve insan hakları gözardı edinmiştir. Komünist düzende Rusya’da gördüğümüz ne varsa Kuzey Kore’de de görülmüştür. Düşünce özgürlüğü yoktur. İnsanlar tek tiptir. Kadınlar bile kadınlıktan çıkmıştır. Her vatandaş bir asker disiplini ile yaşar. Sisteme karşı gelen, hata yapan cezalandırılır. Kendini devlete karşı savunman mümkün değildir.

    Hatta Dünya Kupası’na katılan Kuzey Kore, rezil sonuçlar alarak memlekete geri döndü. Kuzey Kore televizyonunun haberleri sansürleyerek sanki Kuzey Kore milli takımının Brezilya’yı yendiğini halka duyurduğu haberi yayıldı internette. O gerçek miydi değil miydi bilemiyorum. Hatta bir rivayete göre Kuzey Kore futbol takımı teknik direktörü, başarısız sonuçlar yüzünden saatlerce sorguya alınmış, en sonunda da bir inşaata işçi olarak atanmış. Korkunç bir şey bu. Bana 1984 filmini anımsatıyor.

    Sovyet Rusya’nın yıkılışı, Çin’in dünyaya açılışı ile Kuzey Kore’nin ekonomisi zayıfladı ve gelirleri çok azaldı. Fakirlik iyice arttı, devletin ihtiyaçları karşılaması daha zorlaştı.

    Güney Kore’ye gitmiş biri olarak ilginç bulduğum kısım ise, Güney Korelilerin Kuzeylileri kardeş olarak görmemesi. Kuzeylilerden korkuyorlar, gelecekte bile olsa asla birleşmek istemiyorlar.

    Açıkcası Kuzey Kore halkına üzülüyorum. Fotoğraflara bakınca giyim kuşam ve binalar açısında 1980lerden kalma sanabilirsiniz. Ama ne yazıkki bu fotolar 2010 yılından…

    Popularity: 1%

    Post to Twitter Tweetle

    Çeşme: Paranızla Rezil Olacağınız Cennet Tatil Beldesi

    Çok iddialı ve kin dolu bir başlık oldu kabul ediyorum. Ben doğduğumdan beri, 25 senedir her yazı Çeşme’de geçiririm. Yarı yerlisi sayılırım. Aksine bu yaz Çeşme’de en çok eğlendim yazlardan biri oldu. Çünkü artık popüler ve lüks bir sayfiye yeri olan Çeşme’yi çözdüm ve bir birey olarak olgunlaşarak bir tatilde ne aradığımı buldum.

    Beni artık gece bistro yapıp eller havaya yapmak tatmin etmiyor. Haftasonu bir gecem oluyor zaten, onda da oturup yiyip içerek, dostlarla sohbet ederek ya da güzel ve yorucu olmayan bir konser izleyerek takılmak istiyorum. Ne istediğini bilince, ona göre de takılacak mekan buluyorsunuz.

    Beni FourSquare’de takip edenler bu yaz az çok nerelere takıldığımı biliyorlar. Yazımın çoğu Çeşme Marina ve Alaçatı‘da geçti. Ilıca Yıldızburnu‘na maksiumum 2 ya da 3 kez gittim. Diğer yazlara göre bu yaz daha çok mekana girdim çıktım. Şimdi de paranızla nerede nasıl rezil olacağınızı yazacağım Çeşme’de =)

    Önce Çeşme’nin en çok bilinen koyu olan Aya Yorgi‘den başlarsak;

    Shayna var yıllardır. Mülkün sahibi işletmecisi olunca yıllar yılı kalabiliyorsunuz bir yerde. Gitmesek de görmesek de o Shayna hep bizim Shaynamızdır. Ben şahsen 2003 senesinden beri hiç gitmiyorum. Ama Shayna inatla orada. Bu sene 100% Türkçe geceleri ile değişik bir tarz yakalamaya çalıştılar. İş de yaptılar

    herhalde gene ama ben giden tanımıyorum.

    Paparazzi var. Son 3 senenin en gözde mekanı. Hem giriş ücreti olmaması, hem de bistro da takılma zorunda olunmadığı için insanlar buraya akın etti son senelerde. Tabii insanlar akın akın geldikçe arz talebi doğurdu, bu mekanda da bistro manyakları oldu, garsonlar şımardı, müşteri beğenmez oldu. Bistro için şişe falan açtırtmanız lazım der oldular, ya da garsonun cebine 50TL sıkıştırmanız gerekir oldu.

    Barına gidip bir şişe Sex On The Beach almak istediğinizde barmenine göre 70 lira ile 180 lira fiyat çekerler. Tuttuklarını sikmeye çalışırlar. Barmene önceki şişeyi 70 liraya aldım dediğinizde pişkince o zaman 70TL ver derler. Ha bir de Paparazzi’nin müzikleri şaka gibi son 2 senedir sırası bile değişmedi. Keşke taktıkları CD kırılsa da yeni CD yapsalar, şarkıların sırası değişse bari =)

    Bir de otoparkı ufaktır Paparazzi’nin. Saat 1′de falan gitmeye çalışırsanız yandaki tarlalara yönlendirir sizi değnekçiler. Mekandan 100lerce meter uzağa, nadasa bırakılmış tarlaya parkettiğiniz arabanıza yine de otopark ücreti verirsiniz, üstüne bir de toz toprak içinde dünyanın yolunu yürürsünüz.

    Marrakech var bu sene yeni açıldı. Köfteciyi bozup çok lüks bir club yaptılar. Sole Mare’ye büyük rakip olarak Aya Yorgi koyuna giren bu mekan cidden tuttu. İçeride alevli meşaleli bir ambiyans var. Durum böyle olunca da mekan bir ukalalaştı anlatamam. İçeride tanıdık garsonunuz varsa 300-350TL’ye açılan şişeler, yoksa 500TL’ye kadar yükselebiliyor.

    Kapıdaki güvenlik, tipinizi beğenmezse ve erkek erkeğe gelirseniz “Bayan arkadaşlarınız nerede” diye küstahca soru soran cinsten. İçeride arkadaşlarınız varsa ezik gibi onları çağırıyorsunuz kapıya. İçeriden gene erkek arkadaşlarınız gelirse “kız arkadaşlarınız gelsin onlar soksun” diyecek kadar küstah bir anlayış var. Gözümle şahit oldum!

    İçerisi hınca hınç oluyor Marrakech’te. 30TLlik bir giriş ücreti var. Bir içecek fişi veriyorlar. Ama o içeceği almak için sinirlerinizi bozmanız gerekir. Çünkü içeride 1000kişiyi aşkın kişi varken, 2 tane barında 2şer kişiden toplam 4  tane barmeni var mekanın. Şaka gibi. Barmenler sizi sallamıyor bile içki içki diye bağırıyorsunuz =)

    Gündüz plajı güzel ama, yer bulabilmeniz için saat 11′de oraya gidip yer bulmanız gerekiyor. İskele zaten hep rezerve… Yerseniz…

    Solemare var yılların klasiği. Oraya 2-3 senedir gitmiyorum ama pek bir farkı olacağını sanmıyorum. Hınca hınç kalabalık, fahiş içki fiyatları. Zaten bu son iki mekanın çaldığı müzik de artık beni sarmıyor. Serdar Ortaç, Hande Yener, Demet Akalın, Soner Sarıkabadayı vs benden uzak dursun.

    Bu sene Babylon Alaçatı’dan Aya Yorgi’ye taşındı. Benim favori mekanlarımdan biri. Ama İstanbul’dan gelen arkadaşların anlattığına göre bu mekan da fiyatlar bakımından Çeşme’li olmuş. Giriş ücretleri konserine göre 25 ila 45 TL arasında değişiyor. Bunlar sadece konser bileti, içkiniz yok. Ama içeride içkiler diğer saydığım mekanlara göre daha uygun fiyatla satılıyor. Bistro yapma gibi bir ihtiyacınız yok. Alırsınız bolca bulunan ve hızlı servis yapan barlarınbirinden içkinizi ister kenara köşeye oturup konseri izlersiniz, ister sahne önünde çılgınlar gibi eğlenirsiniz. Plajında da giriş ücreti 30TL gibi bir yastık ücreti veriyorsunuz. Çok erken saatlerde gitmediğiniz sürece satın alacağınız o yastık çok uzaklarda çimlerin üzerinde falan olacak.

    Çeşme’de bir de Cece, 9.5 gibi canlı müzik barları mevcut. Onlarla hiç işim olmadığı için çok yorum yapmayacağım ama fiyatlar oralarda pavyon gibi maşallah. Ön masalarda Serdar Ortaç falan dinlemeye kalkarsanız silkelenip kendinize gelirsiniz =)

    Bu sene Riders Beach Alaçatı sabaha kadar eğlence ile gözde oldu sanırım. Seneye popüleritesi daha da artacak gibi. Inside gene güneşi doğurmak isteyenler içinde yerinde duruyor. Mekan sabaha karşı hizmete girince bir birayı 20TL’ye içme şansına sahip oluyorsunuz =) Bu sene bir de Indaba vardı. Ayrı bir telden çaldı DJler MJler falan…

    Çeşme’de şimdiye kadar gördüğüm en pahalı fiyatlar her nedense Public denilen mekandaydı. Oraya birgün denize girmek için gittim. Tosta 20, Burger’a 25 TL vermek garip geldi. Bir de mekanda para geçmiyor. Kapıda elektronik karta para yüklüyorsunuz ve içeride garsona o kartı vererek harcama yapıyorsunuz. Ama bütün gününüz matematik yapmakla geçiyor. Kaç para tuttu, kaç para çekti, kaç kaldı, birşeyler daha alsam karttaki para yeter mi? Olmaz olsun böyle düzen. Zaten serviste çok geç, yavaş ve 5 para yetmez. Garsonlar gece 5′e kadar çalıştık, uykusuzum diyecek kadar da candan!

    Çeşme’de benim bu seneki favori mekanlarım Çeşme Marina ve Alaçatı. Alaçatı’da yazın çeşitli restoranlarda yemek yedim. İzmir’de yiyebileceğiniz en pahalı yemek Alaçatı’dadır. Tuval, Rosemary, Picante, Dükkan Burger hepsi birbiriyle kapışıyor pahalılıkta. Ama servis 10 numara, aksamıyor, o paraya yemeğin hakkını veriyor, doyuruyor porsiyonları ile. Kahve, içki ya da limonata için meydandaki İyi, Köşe, Orta Kahve ve 15 Eylül Kıraathanesi ideal. Bu 4′lünün tam ortasında, aile çay bahçesi şeklinde belediye tarafından işletilen Gizem Cafe ise fiyat olarak Alaçatı’nın en uygun fiyatlısı. Astronomik fiyatlar yok.

    Benim favori iki mekanım, hem güzel bir kokteyl ya da içki içip, arkada güzel bir müzik dinleyerek arkadaşlarla muhabbet edebileceğim Nar ve Mi Casa. Birisinde yeri yoksa üşenmeyip diğerine gidiyorum. Nar’ın Armut ve Long Island kokteyllerini giden herkes içmiştir. Mi Casa ise Solemare’nin deneyimli ekibi ile akşam restoran, gece bar şeklinde işlemekte ve çok çeşitli kokteyllere sahip. Fiyatlar Çeşme standartı =)

    Çeşme Marina’daki favori mekanım ise Sir Winston Bistro‘nun roof barı. Bütün marina ayaklarınızın altında. Servis güzel, barmenin kokteylleri güzel. İzmir’in meşhur Bonjour Pastanesi de Marina’da mevcut. Ancak servis olarak beni her gidişimde yüzüstü bıraktı. Sipariş vermek ve hesabı istemek bir işkenceye dönüşüyor mekanda. Diğer mekanlara da bir iki kere oturdum ama çok diyecek birşey yok onlara. Bir tek Wineway denilen şarapçıya edilecek bir lafım var. Bu mekanın çeşit çeşit şarapları olmasına rağmen bir menüsü yoktu Temmuz ayının ortasında. Birer kadeh şarap istedik. Kafasına göre bir şarap getirdi. Kadehine de 21TL para istedi ki, kadeh şarapta maksimum verilecek mübah rakam 12TL’dir benim gözümde. Ayak üstü sikti, ben de kıllatmadım ona yanarım.

    Balıkçılara geçmek gerekirse, balıkta İzmirliler vereceği parayı az çok kestirirler. O yüzden Çeşme’de olsa İzmir’de olsa İzmirli adam balığa  ödeyeceği makul derecedeki kazık fiyatlara alışkındır. Eğer kişi başı 50TL geliyor ise çok iyi bir hesaptır. 60 ise normal, 70 ise haketmiş, 80 ise lükstür. Kişi başı 90TL ise inceden sikmiştir mekan. Kişi başı 100 ise bir daha gidilmez =) Port Marina çok lüks ve güzel bir balıkçı, çok hoşuma gitti bu sene. Germiyan’da Ada Balık var çok salaş bir restorandı ama  bu sene çok trendy oldu. Ada Balık’ın olduğu koy çocukluğum boyunca Maganda Plajı idi. Şimdi insanlar seve seve gider oldu oraya. Bir de yıllardır bir aile klasiğimiz olan Ildır Restoran vardır. Deniz üstünde iskelede balık keyfi yaparsınız. Dalyan’daki klasik balıkçılar vardır. Orada da Bani tanıdık işidir. Oraya giderim. Bu saydığım restoranlarda fiyat 60TL ile 80Tl arasında değişmektedir. Şifne’de Yusuf ‘un Yeri vardır burası daha uygun fiyatlıdır burada da 50TL ile 70TL arasında kalkabilirsiniz yemekten.

    Gelelim kumruculara. Kumrucu Şevki Çeşme’de bir tekel haline geldi. Her yere yayıldı, işin bokunu çıkartı franchise vermeye başladı oraya buraya. O yüzdendir ki ister istemez kumrusunun kaliltesi bozuldu. Benim tercihim Kumrucu Erol ya da Kumrucu Hikmet‘tir kumruda. Hepsinde fiyat aynıdır 6TL yengen, 7TL süper,çılgın,manyak =)

    Çeşme bir cennet. Denizi bu kadar güzel olan başka bir tatil beldesi yoktur. Her koyundan rahatlıkla denize girebilirsiniz. Ancak Çeşme’de yaşamak çok pahalı. Bunu en iyi Bodrum ya da Marmaris’e gittiğinizde anlıyorsunuz. Çeşme’de bir haftasonu harcadığınız paranın yarısı ile Bodrum’da, 3′te biri ile de Marmaris’te krallar gibi tatil yapıp eğlenirsiniz. Paranıza rezil değil vezir olursunuz. Çeşme’nin abartılmış balon fiyatlarının birkaç seneye arz talep doğrultusunda normal fiyatlara döneceğini düşünüyorum ben gene de. İlerleyen seneler gösterecek bize =)

    Popularity: 1%

    Post to Twitter Tweetle

    1 / 22512345102030...Son »