Vialand Tema Park Yeni Sezon İçin Kapılarını Açtı, Dünyanın Eğlencesi Başladı!

120 bin metrekarelik alanda kurulu, 30 eğlence ünitesi ve 15 bin kişilik kapasitesiyle VIALAND Tema Park, 7’den 77’ye her yaşa sınırsız eğlence sunuyor.

Bu yıl tüm dünyada ses getirecek yeni ünitelerle yeni sezona ‘merhaba’ diyen VIALAND Tema Park, 3 saniyede 110 km hıza çıkarak dünyanın en fazla adrenalin yaratan 4′üncü Roller Coaster’ı olan ‘Nefeskesen’ ile Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethini insansı robotlarla anlatan ‘Fatih’in Rüyası’ üniteleri herkese unutamayacakları bir deneyim yaşatacak.

Saatte 900 kişilik kapasiteye sahip olan Nefeskesen, aynı zamanda adını Alman savaş pilotu Max Immelman tarafından geliştirilen pikeden almış olan dünyaca ünlü Immelman burgusuna da sahip. Maceraperestlerin Nefeskesen’de yaşadığı 4G kuvveti, sadece Formula 1 araçları ve F16 uçaklarında hissediliyor.

Çocuklar kadar yetişkinler tarafından da ilgiyle takip edilen SüngerBob’un denizaltı macerası da yeni sezonda VIALAND Tema Park’ta olacak. En iyi animasyon, en iyi ses düzenlemesi gibi birçok alanda 9 Emmy ödülü sahibi Süngerbob’un 4 boyutlu simulasyon gösterisi, uluslararası 26 farklı ödüle de sahip. Bir diğer eğlence ünitemiz de tamamen çocuklara yönelik Kaşif Dora olacak. Dünyada anaokulu çağındaki çocukların en çok ilgi gösterdiği karakterlerden olan Kaşif Kız Dora ile 4 boyutlu sinema keyfi yaşayacak olan çocuklar, Kaşif Dora ile eğitici bir maceraya çıkacaklar.

Dünya çapında büyük bir üne kavuşmuş ve tüm yaş gruplarından hayran kitlesine sahip Bruce Airhead de sezon boyunca VIALAND Tema Park’ta yapacağı gösterilerle ilgi odağı olacak. Dev bir şişme balonla yaptığı büyüleyici şovlarla Bruce Airhead, VIALAND Tema Park’la ilk kez Türkiye’ye geldi.

VIALAND’ın maskotları olan Kaptan Gaga, Vega ve Apostrof karakterleri bu yıl hikaye kitapları ile canlanıyor. Karakterlerin çizgi filmleri de yakında çocuklarla buluşacak.

VIALAND Tema Park, biletlerin online dahil birçok kanal üzerinden satışının gerçekleştirildiği yeni bilet satış ve sadakat sistemini, yeni internet sitesi www.vialand.com ile hayata geçirdi. Eğlence dünyasını erken rezervasyonla tanıştırarak binlerce kişiye uygun fiyatla eğlenme şansını yakaladı. Vialand’in erken rezervasyon kampanyası ise yoğun ilgi nedeniyle 30 Haziran’a kadar sürecek.

VIALAND Tema Park ziyaretçilerine farklı seçeneklerde eğlence imkanı tanırken, isteyen herkes tek biletle tüm ünitelerden sınırsız faydalanabiliyor. Grup, çocuk ve bireysel kart seçenekleri olan VIALAND Kart ile de sezon boyu sınırsız giriş, sınırsız eğlence hizmeti veriliyor.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Tekstilin başkentinden en uygun fiyatlar! Denizlice.com

denizlice.com

İnternette gezerken gözüme çarpan radyasyon önleyici telefon kılıfları hakkında daha detaylı bilgi ararken denk geldim denizlice.com’ a. Zaten sosyal çevremde Denizli’ li arkadaşım çoktur, haliyle ilgimi çekti. Bildiğiniz gibi Denizli, tekstil konusunda ülkenin üretim merkezlerinden biri. Adamlar da bunun avantajını kullanıp, Denizli’ de üretilen tekstil ürünlerine ucuza tüm Türkiye’nin ulaşabileceği bir site yapmışlar.

Bu site ile, Denizli’ de üretilen bir çok ürün ihracatla yurtdışına satılırken, artık iç piyasaya da satılır hale gelmiş. Sitedeki bir çok ürün ihraç fazlası tekstil ürünlerinden oluşuyor. Benim özellikle dikkatimi çeken bambu ipliğinden iç çamaşırları ve havlu bornoz setleri oldu. Bununla birlikte yazının girişinde söz ettiğim radyasyon önleyici fonX akıllı telefon kılıfları, pikeler, nevresimler, yatak örtüleri, el dokuması Buldan peştemalleri, doğal kozmetik ürünler ve hediyelik eşyalar da mevcut.

Ayrıca Denizli’ li arkadaşlarımın öve öve bitiremediği Zafer Gazozu’ nu da internet üzerinden satışta ilk defa bu sitede gördüm, sipariş vermek istedim ama ürün sayfasında “Pek Yakında” yazıyordu, tahmin ediyorum, yakın zamanda Zafer Gazozu’ nun da satışına başlayacaklar.

 

Iphone Radyasyon Önleyen Kılıf

Bu arada siteyi incelerken öğrendiğim ve şaşırdığım bir gerçek de, sitede satılan fonX kılıfların, tamamıyla Türk mühendislerce geliştirilip, Denizli’ de üretiliyor olması oldu. Radyasyonu önlediği ve bazı modellerinde dinleme önleyici sinyal kesicilerin bulunduğu söylenen bu kılıflar TUBITAK ve Türk Patent Enstitüsü’ nden de onaylaymış. 50 TL. üstü alışverişlerde ücretsiz kargoyu öğrenince iphone’ um için kılıf, bir de ayıptır söylemesi bambu boxer siparişi verdim. Cuma günü siparişi verdim, cumartesi sabah Aras Kargo elemanı kapıdaydı. Kapıda ödeme seçeneği de varmış gerçi ama ben nakit sıkışıklığı yaşayan ve kredi kartına abanan bir insan olduğumdan kredi kartımla ödemeyi yapmıştım. Denizlice.com ilk alışverişte benden geçer notu kaptı, sitede görüp aklımın kaldığı fantezi iç çamaşırlarını da bakarsınız ilerleyen günlerde yengenize hediye ederim benden duymuş olmayın..

Denizlice.com’u Ziyaret Etmek için Tıklayın

Argo

argo_ver7_xxlg

Argo filmi hakkında hiç bir fikrim yoktu ve sinemada ondan iyi izleyecek birşey bulamadığım için girdik. Cahil şansı ile çok başarılı bir filme girmişiz. Hatta o kadar cahil şansı ki film En İyi Film Oscar’ını kazandı bu film. Ben de bunun üzerine bir yazayım dedim.

Argo filmi Ben Affleck’in ilk yönetmenlik denemiyimi. İlk filminde tarihi bir gerçeğe dayanan iddalı bir film çekmiş olması cesaret. Gerçi tarihi gerçekler hep görecelidir. Biz bu hikayenin ABD gözünden izliyoruz filmde. Eminim ki İranlılar bu bahsi geçen tarihi olay ile ilgili bir film yapsa çok farklı noktalara değinir ve kendisini haklı çıkartır.

Filmi izledikten sonra bahsi geçen o meşhur İran Devrimi hakkında meraklandım ve internette araştırmalara giriştim. İran Devrimi biz Türklerin, özellikle Beyaz ve Ulusalcı Türklerin en büyük kabusudur. Hep bir paranoya vardır bu gruplarda, Türkiye’de de aynı şey yaşanır mı? Şeriat gelir mi? Özgürlükler gider mi? Mollalar, irticacılar basar mı sokakları? Benim fikrim? Hayır yaşanmaz.

Yaşanmaz çünkü Türk kültürü ile Acem kültürü bir değil. Din olarak zaten çok farklı noktalardayız. Bizde çoğunluk Sünni, azınlık Alevidir. Osmanlı’dan gelme bir hoşgörü, bir yumuşak müslümanlık anlayışı harmanlanmıştır. Ancak Acem kültüründe Şii mezhebi yoğundur, din sıkısıkıya yaşanır. Hayatlarında imamlar, mollalar vardır.

Pahlavi_Coronation

Tam tersi Atatürk Devrimi ile İran’ın Şah yaşantısı arasında çok benzerlik vardır. Her ikisi de tavandan diretme ile benimsetilmeye çalışılmış bir yaşamdır. Şah dönemi fotoğraflarına bakıldığında bizim cumhuriyetin ilk yıllarına benzer. Modern giyimli, okuyan kadınlar, partiler, danslar, balolar, takım elbiseli erkekler. Batılı yaşam tarzı Acem kültürüne empoze edilmeye çalışılmıştır. Tıpklı bizdeki Osmanlı kültürüne empoze edildiği gibi. Ancak Türkiye’de bu aşı tutmuşken, İran’da bu aşı tutmamıştır. Tutmamasının sebeplerinden birisi de Şah’tır. Şah tek başına ülke yönetimini elinde tutar. Ülkenin petrol gelirleri halka indirgenemez, toprak devrimleri gerçekleşmez, halk fakirleşirken, şah servetine servet katar.

Hatta şah, ülkenin takvimini de değiştirip Babil’in fethini milat sayan bir takvime geçmek istemiştir. Bu takvime göre miladi 1941 yılı, 2500 senesine denk geliyordu.

Iranian_Revolution_1979_marching_young_people

İşte İran Devriminin ilk çıkış motivasyonu da budur. Halkın fakirleşmesi. İran Devrimi sadece şeriat ve mollaların geri gelmesini isteyen gericiler tarafından gerçekleştirilmemiştir. Devrim fotoğraflarına bakıldığında solcuların da, komünistlerin de, liberallerin de muhafazakarlar kadar sokaklara dökülüp, şah sistemini devirmek için çabaladığı görülmüştür. Son dönemlerde yaşanan Arap Baharın’daki istatistikleri bilmediğim için hariç tutarak diyebilirim ki İran Devrimi dünyada halk tarafından en çok destek görmüş devrimdir. İran nüfusunun %10′u sokaklarda protestolara, eylemlere katılmıştır. Bu oran Fransız Devrimi ve Bolşevik Devrimin’de bile %1′dir.

Halkın bu kadar çok ortaklaşa istediği devrim ve şahın devrilmesi, daha sonra sınırdışı edilmiş mollaların ve Humeyni’nin yeniden yurda dönmesi ile muhafazakarlar tarafından sahiplenilmiş ve rejim, onların istediği doğrultuda değiştirilmiş, şeriat ilan edilmiştir. Bu açıdan bakıldığında Türkiye’de yönetine geçip, şeriat isteyen bir hoca bulunmamaktadır. Bazı kesimler tarafından Humeyni ile eş gösterilmek istenen Fethullah Gülen bir şeriat devrimcisi değildir benim gözümde. Allah sevgisi çok olan, insanlar tarafından çok sevilip, sözü dinlenen bir hocadır. Rejime karşıtlığı yoktur.

Filmde birkaç kez karşımıza çıkan yıkılmış Hollywood işareti de çok ilgimi çektiği için araştırmıştım. Esasında filmde bir kronolojik hata var ancak çok da önemli değil. Hollywood işareti 1978′de yıkık dökük harabe bir haldeyken restore edilmiş. Ancak film 1980′de geçiyor. Bu kronolojik hata haricinde Hollywood işaretinin hikayesi de ilginç.

hollywoodland-sign

1923 senesinde Hollywoodland isimli bir yerleşim sitenin reklamı olarak yapılan işaret, aslında 1 yıl kadar bir süre için düşünülmüş. Ancak daha sonra 1949 senesinde tabelanın hakların Hollywood Ticaret Odasına geçmesiyle  “land” kısmı sökülerek Hollywood olarak bırakılmış. Orjinalinde etrafı ampüllerle çevrilmiş bir pavyon yazısı gibi olan yazı daha sonra aydınlatılmamış.

1970′lere gelindiğinde bakımsız kalan tabela parçalanmaya başlamış. Filmde gördüğümüz “O” harfi eksik hali bu döneme denk geliyor.

hollywood-sign-disrepair

1978 yılında Playboy’un sahibi Hugh Hefner bir bağış toplama kampanyası başlatıyor, tabelayı yeniden inşa etmek için. Her harfi bir kişi üstleniyor.

H: yayıncı Terrence Donnelly
O: yapımcı Giovanni Mazza
L: Kelley Blue Book kurucusu Les Kelley
L: aktör / şarkıcı  Gene Autry
Y: Hugh Hefner
W: şarkıcı Andy Williams
O: Alice Cooper, Groucho Marx adına.
O: Warner Bros. Records
D: Thomas Pooley

hollywood-sign-disrepair-02

Hugh Hefner’ın helikopteri, işler daha hızlı ilerlesin diye  çelik kontstürksiyonları taşımak için kullanılmış. Günümüzde kar gütmeyen  Hollywood Sign Trust tabelanın bakımını üstleniyor.

 

Metot

metot

Semaver Kumpanya’nın Metot oyununun İzmir’e geleceğini duyunca araştırayım dedim oyunu. Psikolojik gerilim türü tiyatro olarak geçen bu oyunun konusunu öğrenince, insan kaynakçı yengenizi kesinlikle götürmem gerektiğini hissettim.

Oyuncu kadrosu TV’den tanıdık. Hem yönetip hem oynadığı oyunda Serkan Keskin’i Leyla ile Mecnun’un İsmail Abisi olarak biliyoruz. Yine aynı dizide Benjamin rolünde oynayan Sarp Aydınoğlu da bu oyunda. Leyla ile Mecnun’un ilk sezonunda birkaç kez karşımıza yeni “performans sanatçısı” rolüyle çıkan Mustafa Kırantepe de oyunun TV’den tanıdığımız bir diğer yüzü. Sezin Bozacı’yı ise tiyatroda ilk kez izleme şansına eriştim. Semaver Kumpanya’nın diğer oyunlarında da izleyebilirsiniz kendisini.

Bir şirketin toplantı odası. Bu odada açık bir üst düzey yönetici pozisyonu için başvuran 4 aday. Bu pozisyona en uygun elemanı bulmak için uygulanan ilginç bir metot. Oyunun mottosu sayılabilecek bir replik ana düşünceyi bize veriyor: “orospu çocuğu gibi görünen iyi bir insan aramıyoruz, iyi bir insan gibi görünen orospu çocuğu arıyoruz.” Daha iyi bir işte çalışmak için birbirini yiyen, sınır tanımayan insanların zavallı durumlara düşmesini izliyoruz.

İspanyol yazar Jordi Galceran’ın 2003 yılında kaleme aldığı ve günümüz iş dünyasının acımasız yönlerini ortaya koyduğu bu oyun, yazarına dünya çapında bir ün getirmiş.  Oyun tek perdeden oluşan 2 saatlik bir maraton. Temposu düşmeden, yer yer gerilip, çoğunlukla kahkahalar ile güldük.

İzmir Sanat sahnesinde ilk kez oyun izleme şansı buldum. Sahne güzeldi, ancak oyunun önemli bir yerinde sahnede çekirgemsi bir kanatlının uçması ile çok kısa bir es oldu. Kanımca Sezin Bozacı biraz ürktü gibi.

Serkan Keskin TV’de alışılanın aksine çok pis bir adamı canlandırıyor burada. İnsanların TV’den aklında kalan ile alakası olmayan, homofobik, küfürbaz, saygısız ve o işi almak için her türlü pisliği yapabilecek bir tip. Ancak rolü o kadar üstüne yapışmışki, 2 yerde bir anda İsmail Abi çıktı karşımıza. Belki de bilerek yaptı bu hareketleri. “O kadddarr” dedi bir yerde, sonlara doğru da kameralara el sallaması seyircide tebessüme neden oldu senaryo dışında.

İzmir’e ilk gelişlerinde 2 oyundan biri iptal oldu. Sebebi talep olmaması mıydı yoksa oyuncuların programından mıydı bilemedim. Fırsat bulduğunuzda izlemenizi tavsiye ediyorum bu oyunu da.

  • duzelt
  • 7
  • 13
  • 5
  • 6
  • 2
  • 12
  • 10
  • 1

 

 

This entry was posted in Tiyatro.

Kıyamet Bugün Değil Her Gün!

Alderaan explosion

Bir maya takvimidir, bir kıyamet tellalığıdır sürüp gidiyor son zamanlarda. Bu birkaç sene önce çok hafif dozda başladı. Ancak tarih, Maya takviminin bittiği gün olan 21 Aralık 2012′ye yaklaştıkça iş iyice çığrından çıktı. Bundan 10 sene önce Marduk gelip çarpacak deniyordu. Sonra baktılar gökyüzünde gelen giden yok, kıyamet kopacak denmeye başladı.

Kıyametcilerin yanı sıra yeni bir çağın başlayacağına inananlar çıktı ortaya. Kova’nın çağı (Age of Aquarius) başlayacak, insanların içindeki gizli kalmış yetenekler çıkacak gibi doğa üstü savları olanlar çıktı. Dengelerin değişeceğine inananlar.

Bir de bu kıyameti fırsata çevirmek isteyenler çıktı. Delinin biri Şirince’de kıyamet kopmayacak diye bir turizm trollüğü atmış. Şu an Şirinceliler paraya para demiyor, Euro diyor. Evlerini, otelleri doldurup taşıran deli kıyamet korkakları var. Duyduğuma göre boş tarlalara bile çadırlar koyup satmışlar.

Kıyamet kopacaksa heryerde kopar. Şirince’ye gidip şarap içerek yakalanacağına, madem bu kadar korkuyorsun git Mekke’de Kabe’nin duvarına yapış. Hadi onu geçtim, Şirince’ye birşey olmayacaksa bile kıyamet yaşandıktan sonra neden dünyada kalmak isteyesin ki? Öl ve kurtul öyle bir hayat yaşayacağına.

21 Aralık’ta kıyamet kopacak. Ama bu kıyamet 21 Aralık’a özgü bir kıyamet değil. Kıyamet her gün var! Dün vardı, bugün oldu, yarın da var. Hergün sağımızda solumuzda bir kıyamet kopuyor, biz farkına bile varmıyoruz. Herkesin kıyameti kendisine. Ateş düştüğü yerde kıyamet koparıyor. Acılar, yokluklar, ölümler, kederler, mutsuzluklar hergün yaşanıyor. Sevdiğini, annesini, bababasını, çoluğunu çoğununu kaybeden, hasta olduğunu öğrenen, bir daha göremeyeceğini birinin kıyameti o gündür. Hafızasını kaybeden birinin kıyametidir o gün. Varını yoğunu kaybedenin kıyametidir o gün.

Herkes için kopacak kıyamet için endişelenme hiç. Sen kendi kıyametini düşün. Ölürsen, kaybedersen, üzülürsen, acı çekersen  ne yapacaksın? Kıyametine hazırlıklı ol. Sevdiklerine çok geç olmadan seni seviyorum de. İstemeden kırdığın kalpler varsa onar. Pişmanlıkların varsa gider. Arkanda yarım iş bırakma. Kıyametin değil, herşeyin hakkını verdiğinde bir jübilen olsun bu hayatta!

This entry was posted in Yaşam.