Categories

A sample text widget

Etiam pulvinar consectetur dolor sed malesuada. Ut convallis euismod dolor nec pretium. Nunc ut tristique massa.

Nam sodales mi vitae dolor ullamcorper et vulputate enim accumsan. Morbi orci magna, tincidunt vitae molestie nec, molestie at mi. Nulla nulla lorem, suscipit in posuere in, interdum non magna.

Artık Mozilla Firefox’cuyum…

Firefox Kullanın...

İlk çıktığına çok soğuk bakıyordum Firefox’a. Gereksiz görüyordum, Internet Explorer tüm gereksinimlerimi karşıyordu. Arada Opera kullanıyordum böyle IE’nin yasaklı olduğu sitelerde kod açıklarından yararlanmak için.

Ekim ayında format attım. Yeniden kurdum XP’mi. IE sapıttı. Yedi sekiz sayfa açtım mı hata vermeden hepsini birden kapatmaya başladı. Bu da benim gibi 8 koldan surf yapan biri için büyük bir sinir krizi demekti. Bu yüzden çektim Firefox’u. Ve tadına vardım. Özellikle WordPress ve Google hizmetlerini kullandıkça Internet Explorer’ın yetersiz kaldığını gördüm. Üstelik Eklentileri sayesinde çeşitlilik katması cabası.

Tab seçeneği ile çoklu pencerelerimin yerine daha kullanışlı oldu. Daha hızlı arayüzü ile sistemime de fazla yüklenmiyor. Explorer hatası da alınca tüm pencereler kapanmıyor. Daha ne isteyeyim?

Firefox’u tavsiye ediyorum.

Mental Masturbasyon’un da en iyi Firefox ile gezilebileceğini belirtiyorum.

Bedava Mozille Firefox’u yükleyin, interneti yeniden keşfedin 🙂

Sosyomat’tayım…

Megu Sosyomatta

Sosyalleşme çabaları olarak gördüğüm Yonja ve benzerlerinin son örneğine ben de katıldım. Ama nedense bu seferki daha çok Ekşi Sözlük ve WordPress tadında olduğu için kanım daha çok ısındı. Etiketleme sistemine blog sahipleri alışkındır. Ortam şu an kaliteli duruyor. Daha Kafkaslardan Abazhalar gelmemiş :). İsteyen beni eklesin…

Sosyomat Adresim

Sosyomat Ana Sayfası

Sağır Oda 15.Bölüm – 16.Bölüm Yorumları…

Sağır Oda

Açıkcası dizide biraz eksiklikler var. Bu özellikle 15. bölümde çok gözüme battı. Detaylı yazamayacağım ama eğer düzelmezse izlemeyi bırakabilirim.

15.Bölüm kilit bir bölümdü. 14.Bölümün sonunda Aras’ın yaşadığını görmüştük. 15.Bölümde ise Yuri’nin adamlarından kaçış ve nasıl hayatta kaldığını gördük, Aras’ın Duru’yla öpüşmesini ve Aras’ın babası Celal Dağlı’nın yakalanışını gördük. Çok fazla şey gördüm ve hiç birine inanmadım ben. İnandırıcılık, bağlayıcılık yoktu. Dizgi yanlıştı gerçek dışı duruyordu bazı şeyler. Kaçış sahnesi hiç iyi değildi, dakikalarca bir arabada gidip daha sonra bu bizim arabamız değil denmesi, eliyle konmuş gibi kamera cihazının bulunması, tünelin çıkışına Oğuz Bey ve Zahit’in gelmesi ve nasıl geldiklerini açıklayamamaları gibi. Zaten Aras’ın hayatta kalma hikayesine girmiyorum bile. Hadi leen dedirtecek cinsten. Duru ile Aras’ın öpüşme sahnesi ise berbat ötesi. Öpüşmüyorlar dudaklarını birbirlerine yapıştırıyorlar zorla adeta. Ben şahsen karşımda Çağla Kubat olacak hiç acımam yapışırım :). En sonunda ise Celal Dağlı gibi yıllardır kendini korumuş usta bir ajanın bu kadar kolay kaçırılması olmamış. Hiç adam gibi karşı koyamıyor bile.

16. Bölüm nispeten daha iyi geldi gözüme. Ama dizi hala içime sığmayacak hareketler yapacak gibi bir endişe var içimde. Edirne’deki disko sahnesi bana çok Tecavüzcü Coşkun vari geldi. Olmamış, kızlarla oğlanların diyalogları çok yapmacık. Ancak beğendiğim noktası komple teorileri olmuş. Zaten bu diziyi sevilen yapan da bu. Komplo teorileri.

Bakalım bu Pazar neler göreceğim. Umarım daha fazla yapmacık ve inandırıcı gelmeyen diyaloglar ve aksiyon görmeyiz.

How I Met Your Mother – Sezon 1

How I Met Your Mother 1

How I Met Your Mother hakkındaki yazımı da 1 aydır taslaklarda bekletiyordum. En sonunda baktım unutmaya başladım yazacaklarımı girişiyorum gene…

How I Met Your Mother, adını ilk duyduğunuzda çok saçma bir dizi gibi gelebilir. Şahsen bana öyle gelmişti. Adı beni çekmedi ve ben de bu yüzden çok da izlemek için can atmadım. Ancak yazın iş çıkışlarında CNBCE’de her gün arka arkaya verdiği tekrar bölümleriyle benim ilgimi çekmişti. Tabii işten çıkışlara artık ne kadar yetişebildiysem izledim. Atladığım bölümler, yarım izlediğim yerler oldu ama çok eğlendim.

Yaz sonunda, kışlığa dönüşte giriştim BitComet‘imle çektim bütün Sezon1’i, indirdim İngilizce altyazılarıda başladım izlemeye. 22 dakikalık, 22 bölümlük lokum tadında, insana bölümlerin çok kısa sürdüğünü hissettiren dizinin 1.sezonunu 3 gün içinde bitirdim.

Dizi

Gelelim diziye. Ne anlatıyor bu How I Met Your Mother? Türkçeye çevirdiğimizde biraz kötü oluyor ismi. Annenizle Nasıl Tanıştım? Baştan bir kaybediyor zaten 🙂 Dizi ismi uzun olduğu için kısaca (ki bu bile kısa olmuyor) HIMYM deniyor net aleminde ben de böyle devam edeceğim.How I Met Your Mother 2

HIMYM Ted’in evlenme isteğini ve bu yoldaki maceralarını, aşklarını anlatan komik bir dizi. Ted’in aynı evde yaşadığı kankası, yıllardır birlikte çıktığı kızarkadaşı Lily ile evlenme kararı alıp, evlenme yoluna girince Ted hayatını sorgulamaya başlar. Duygusal biri olan Ted, artık evlenip bir yuva sahibi olması gerektiğine karar verir, ve O kadını aramaya başlar. İnanıyordurki birlikte çok mükemmel bir çift oluşturabileceği bir kadın bu dünyada vardır ve onun karşısına çıkmasını beklemektedir Ted. Bu arada diğer bir yakın arkadaşı, kadınların ve tek gecelik aşkların tutkunu yakın arkadaşı Barney, Ted’i bu fikrinden vazgeçirmek için elinden geleni yapmaktadır. Ted, TV muhabiri Robin ile tanışır, ve bir aşk kısır döngüsü başlar gider.

Dizinin adının Annenizle Nasıl Tanıştım? olmasının sebebi, hikayenin başlarında ve sonlarında günümüzden 25 yıl sonra, yaşlı Ted’in çocuklarını karşısına alıp bu hikayeyi onlara anlattığını görürüz. Bu yüzdendirki aslında tüm izlediklerimiz Ted’in evlendikten sonra çocuklarına anneleriyle nasıl tanıştığını anlatmasıdır.

Karakterler

TedTed Mosby çok duygusal biridir. Bayan olsa yeridir. Evlenme delisi kaç tane erkek görebilirsiniz hayatta? Ancak bu duygusallığı ona çok tatlılık getirmiştir, şahsen ben bile evlenmek istedim izledikçe onunla (çok gay oldu:)). Aşkından çok hatalar yapmştır, saçmalamıştır, ama o kadını bulacağından umudunu kesmemiştir.

MarshallLilyMarshall Eriksen ve Lily Aldrin evlenme yolunda ilerlerler ancak işleri gittikçe zorlaşır. Evlenmeden yıllarca yaşadıkları ilişki bir nevi onların evlenmesinde zorluklar çıkartmaktadır. Lily’yi canlandıran Alyson Hannigan’ı daha önce Amerikan Pastası ve Buffy The Vampire Slayer’da izledik. Çok tatlı mı tatlı bir bayan kızımız.

BarneyBarney Stinson ise diziyi çekip çeviren karakter. Her yaptığına tapıyorum. Kendine has bir Playboy felesefesi var. İlişkiler hakkında yaptığı yorumlar çok zalimce olsa da hepsinin bir doğruluk payı bulunuyor. Aşktan çok çekmiş ve bayanlara, daha doğrusu aşka ve düzeyli ilişkilere karşı bir tavır almış, sadece sekse inanan bir takım elbise adamı. Marshall’ın evlenmesini takdir etmiyor ancak ona karışmıyor, ancak bekar takım arkadaşı Ted’i bu yoldan çıkarmak için elinden geleni yapıyor.

RobinRobin Scherbatsky ise New York’a geleli henüz daha çok olmamış, bir TV muhabiri. Ted Robin’e ilk görüşte aşık oluyor, ancak aralarındaki ilişki o kadar da çabuk ve kolay ilerlemiyor. Dolambaçlı yollar izliyorlar. Biraz da nazlı ve çekingen bir kızımız. Ama çok güzel. Umarım Ted’in çocuklarının annesi odur 🙂 (Gerçi bazı yerlerde onun olmadığı izlenimi veriliyor dizide ama bakalım görelim).

Sezon 1’i o kadar çabuk izledim ve o kadar kısa geldi ki, şu aralar CNBC-E’de 2. sezon yayınlanmasına rağmen izlemiyorum. Sezon bitsin, bahar aylarında sezon 2’yi tamamen çekip yine 3 günlük bir HIMYM yüklemesi yaşamak istiyorum.

İsmail Cem’i Kaybettik

ismail_cem.jpgGeçen hafta 24 Ocak 2007 tarihinde Türkiye’nin gelmiş geçmiş en sevilen ve en başarılı Dışişleri Bakanlarından birini kaybettik. Türkiye’nin AB sürecinde ilerlemesinde emeği büyük olan bu iyi insanı saygıyla anıyorum. Allah rahmet eylesin.

Yazdığı 2 şiirden biri olan Veda Şiiri

 VEDA

Çok ileri bir tarihte
Çok yaşlı olarak
Sessizce ayrılmalıyım
Kimseye pek gözükmeden
Ve kimseyi rahatsız etmeden.

Masamın üzerinde
Dünden kalan işler
Tamamlanmamış yazılar
Okunmayı bekleyen kitaplar
Ve anılar ve umutlar.

Filleri kuyruğundan çekerek
Tepeleri aşırtmaktı görevim
Günler bitti filler tükenmedi
Ben elimden geleni yaptım
Gerisini siz tamamlayın.

Boşa geçmedi hayatım
Daha fazlası olabilirdi ama
‘Buna da şükür’ demeliyim
İşte sevgili dostlar

Ben böyle veda etmeliyim.

New York, 1995