Categories

A sample text widget

Etiam pulvinar consectetur dolor sed malesuada. Ut convallis euismod dolor nec pretium. Nunc ut tristique massa.

Nam sodales mi vitae dolor ullamcorper et vulputate enim accumsan. Morbi orci magna, tincidunt vitae molestie nec, molestie at mi. Nulla nulla lorem, suscipit in posuere in, interdum non magna.

Aşk Bir Lolipopsa Eğer…

 Aşk Bir Lolipopsa Eğer

Lolipop yalamak tatlıdır. Aşk da tatlıdır. Aşka yüklenmez yavaş yavaş yalarsan eğer, bir anda bitmez uzun yıllar sürer, ama onu hor kullanır ısırarak yersen çabucak biter. Aşk bir lolipopsa eğer, bitince elinde sapı kalır. O sap ile ne yapacağın ise sana kalmış birşeydir.

Sevmek Sevildikçe Güzeldir…

Sevmek Sevildikçe Güzeldir…

Bu lafı kim söyledi bilmiyorum. Belki de ben söyledim bir gün derin derin düşünSevmek Sevildikçe Güzeldirürken. Çünkü yıllardır bu lafı kullanırım kendi kendime. Çok da doğru olduğunu düşünüyorum.

Ben de platonik (karşılıksız) aşk yaşadım. Karakterim gereği mi nedir arabeskim. Karşılık göremesem de gönlüm bırakamıyor, ilerleyemiyor.

İlişki geçmişim çok olmasa da, ikili ilişkilerde çok deneyimli olmasam da inanın aşk konusunda çok konuşacağım var. Aynı kişiyle hanginiz hem karşılıksız hem de karşılıklı aşk yaşadınız? Ben yaşadım. Her türlü duyguyu bir kişi üzerinde yaşadığıma inanıyorum.

Karşılıksız aşk acıdır. İnsan kendi kendine acı verir ve engelleyemez bunu. Ulaşımayacağını bildiği halde etrafında pervane olur aşkının. Bunu kötüye kullanmak isteyen maşuk (aşık olunan) aşığı parmağında fırfır döndürebilir, istediğini yaptırabilir. Aptal aşıktır platonik aşık.

Aşık olduğu kişiyi başkalarıyla görünce ölümdür, ama onun tarafından gelen en ufak bir hareket ile dünyalar onundur. Tek kurtuluşu aşkından nefret etmesidir kanımca. Yoksa bu kısır döngünden hiçbir zaman çıkamaz. Hayatı tükenir gider…

Ancak insan aşkına, sevgisine karşılık buldu mu işte o dünyanın en güzel duygusudur. Cenneti ölmeden dünyada tadar insan. Sevildiğini bilir. Dünyada seni anne babandan başkasının da onlar kadar çok sevmesi, sevilmek, önemsenmek en güzel duygusudur. İnsanın yaşamına renk gelir. Bir amaç gelir. İnsan artık sadece kendisi için yaşamaz, düşüneceği ilgileneceği, içindeki güzel duyguları paylaşıp yüceltebileceği bir başkası daha olur. Karşılıklı sevmek başlı başına bir sevişme eylemidir. Her sabah insan daha bir mutlu uyanır, her akşam huzurla yatar. Güvenebileceği bir insan vardır. Milyarlarca insan arasında artık yalnız değildir, sadece onu düşünen biri vardır o kalabalığın içinde, onunla aynı duyguları paylaşıp aynı havayı soluyan birisi.

İşte bu yüzden sevmek sevildikçe güzeldir. Sevilmediğin sürece sevmek bir kısır döngü, bir acı getirir.

Herkesin sevdiği kadar sevilmesi dileğiyle…

Ayrılıklar – Terketmek ve Terkedilmek Üzerine

 Şener Şen ve Müjde Ar’ın başrolünde olduğu Arabesk diye bir film var, hemen hemen herkes bilir bu filmi. Orada Şener Şen terkedildiğinde “Terkedildim” diye sayıklayıp dururdu. Hatırlamayanlar için Yutub’u var.

phoenix_heart_by_ritzcrackaa.jpg

Ayrılıklar nasıl olur? Her seferinde bir terkeden bir de terkedilen vardr değil mi? Hiç her iki tarafın da tamamen razı olduğu bir ayrılık türü var mıdır? Yoksa öyle var olduğu görünen ayrılıklarda terkedilen taraf yalan mı söylüyordur ayrılığa razı olduğu konusunda?

Sormuş Aylin Aslım. Kimdi giden kimdi kalan? Aslında giden değil kalandır terkeden. Giden de bu yüzden gitmiştir zaten! Mümkün müdür bu? Kalan terkeden olabilir mi? Belki de terkeden, terkedileni gitmeye zorluyordur ve bu yüzden kalandır giden.

Terketmek…Peki terketmek mi daha kolay yoksa terkedilmek mi? Terkedenin içinde hiçbir şey kalmamışsa kolaydır. Arkasına bile bakmadan terkedebilir. Çünkü bir önemi yoktur artık onun için. Onun kalbine sancılar sokacak bir duygusu kalmamıştır o yüzden terkediyordur. Ama eğer severken terkediyorsa en zoru odur. Sorumluluk duygusu vardır. Bütün bu olanlara sebep olmanın sorumluluğu. Verdi kararın 2 tarafı etkilediği ve 2 tarafa da acı çektirdiği için bir acı.

Terkedilmek de hiç kolay değil. Yaşamayana davulun sesi uzaktan gelir. Önceden terkedilen arkadaşlarıma çok rahat teselliler verirdim. Ama ateş düştüğü yeri yakıyor. O teselliler yalan. Terkedilmek hiç de kolay değil.

İlk başta insan algılayamıyor. Çünkü terkedilmek bir kaç cümle ya da bir kaç adımdan ibaret oluyor. Sanki normal birşey gibi, sanki o sözlerin ve adımların bir anlamı yok gibi. Hala aynı ilişkinin içindeymiş gibi hissediyorsun. Manasız geliyor. Herşey düzelecekmiş, hiçbir şey olmamış gibi devam edeceğini sanıyorsun. Ama sonra… Birşey yüzüne çarpıyor. İşte o gerçekliğin acı tokadı. Çarpıyor ve farkına varıyorsun, ve işte başlıyor mide sancıları, kalp sıkışmaları. Kabullenemiyor vücut bunu. Çok acı veriyor. İçinize sığmayan bir yük, yutkunulamayan bir düğüm oluyor. Terkedilmek, özellikle severken terkedilmek çok acı veriyor. İnsan mantıklı düşünemiyor. Zamana bırakıyorsun kendini. Zamanın tedavi edip edemeyeceği ise meçhul.

Her yaranın bir izi kalır. Ayrılıklar kalbe direk isabet etmiş birer hançerdir. Tedavi olursa izi kalır. İleride baktıkça hatırlanır. Hiçbir şey unutulmaz. Kalp kabuk bağlar, daha sert ve katı olursunuz kalbinize gelen yaklaşım için. Kalp ürkekleşir. İz ömür boyu taşınır.

Kimse severken terketmek zorunda kalmasın. Kimse severken terkedilmeyi yaşamasın. Aşklar bir ömür boyu mutluca yaşansın. Ayrılıklar uzak dursun.

Birkaç Gün Kapsama Alanı Dışındaydım…

Birkaç gün kapsama alanı dışındaydım. Bu arada Zakkum yazısı yazmayı başardım sonradan hatırladım. Kendi içimde ve dışımda dalgalanmalarım vardı. Kendimle çok zaman geçirdim. Bazı şeylerin bastırılması gerekiyordu, bastırıldı şimdilik. Kimbilir bir dahaki patlama ne zaman. Mental Masturbasyon’dan yavaş yavaş dışarı salarsam belki içimdekileri bir  patlama yaşamam…

Zakkum – Hipokondriyak

Hipokondri: Kişinin aşırı endişeli ve hasta olma endişesi taşıması. Hastalık hastalılığı bir nebze.

Zakkum’u ilk olarak klip şarkıları Ah Çikolata ile dinlediğimde hiç beğenmedim. Çünkü o şarkı apaçık bir Muse kopyasıydı. Aynı onu çağrıştıyordu arkadaki keyboard vesaire ile. O yüzden önyargılılıkla dinlemedim. Taaki bir Yonja profiline bakarken bir şarkı çalmaya başladı. Çok hoşuma gitti ve baktım Zakkum’un Ahtapotlar şarkısı. Çok sevdim ve şarkıyı direkt albümü edindim. Albüm de çok güzel şarkılar var. Ama bu Hipokondriyak şarkısı bana Badlik Amirini hatırlattı. O yüzden paylaşmak istedim güncemde de.

hep birliktelik, kalbinin emzireceği bir yeni bebektir.
önce emeklemeyi, sonra yürümeyi öğretmen gerekir..
kalbindeki sütü tüketmediler mi?
bazen hiç başlamaması, bir gün bitmesinden iyidir..
çünkü beraberlik yaşlanırken, bir terkediş gençleşir.
seni hiç terketmediler mi?

aslında dostluklar da kardanadam gibidir..
eriyecekleri bile bile inşa edilir..
kapım neden hiç çalmıyor artık?
fotoğraflardaki insanlar hatırlıyor mu beni? isimleri neydi?
yüzleri çok tanıdık.. yalnız kalmak.. bir ilaç mıdır? yoksa hastalığın ta kendisi mi?
ışığı görünce karanlığa kaçıyorum hemen, böcekler gibi..
bir şeye çok uzun süre bakarsan, onu görmemeye başlıyorsun.
hayat, keşke bu kadar etobur olmasaydı..

işte sen.. kurbanlarından korkan bir kanlı zalim bıçak..
işte sen.. kendi gölgesinden bile korkan bir paranoyak..
işte sen.. kırık cam üstünde yalınayak.. ve çırılçıplak..
işte sen.. kalbi çoktan iflas etmiş kimsesiz bir kardiyak..
işte sen..
bir hipokondriyak..
bir hipokondriyak..
hipokondriyak..
hipokondriyak..