Categories

A sample text widget

Etiam pulvinar consectetur dolor sed malesuada. Ut convallis euismod dolor nec pretium. Nunc ut tristique massa.

Nam sodales mi vitae dolor ullamcorper et vulputate enim accumsan. Morbi orci magna, tincidunt vitae molestie nec, molestie at mi. Nulla nulla lorem, suscipit in posuere in, interdum non magna.

Şeyk It Ap Şekerim

Ayşe Özyılmazeli’in yazısını yayınladığım, üstüne bir de ilişkisini yorumlayıp, Yalın’la bağdaştırdığım bir yazım vardı ya… (Bkz. Günaydın Gittim Ben) Sanki sayın Özyılmazel, sonraki günkü yazısını bana cevap olarak yazmıştı. Sanki onlarca sitenin arasından kendi adını Google’da adını ve yazdığı bu Günaydın Gittim Ben yazısını arattırıp, benim yorumumu okuyup da bu yazısını yazmıştı. (Bkz. Google)

İki saniyede aklımdan geçen bu saçma düşünceyi savuşturduktan sonra, kendimden utandım. Ben böyle bir adam değildim, Türk magazincileri gibi düşünmüşüm ve yazısını Yalın ve Okan Bayülgen ile birlikte onu da üçgene koyarak yorumlamıştım. Çok mu magazin izliyorum diye düşündüm, alakam yok, TV’de izlediğim bir iki diziden başka en çok şey SpongeBob ve Avatar 😛

Neyse efendim üzerime alındığım yazıya gelelim;

Shake it up şekerim

Çok şükür aldatan kadın durumuna da düştük! Hadi bir de buradan yakalım! Sen ne olursa olsun ayrılmanın dayanılmaz ağırlığını taşırken -ki taşımayan insan sevmiş midir acaba?- birbirinize karşı sevginizi saygınızı bozmadan bu işi götürmüşken, çok zeki bir magazin muhabiri çıkıp bombayı patlatıveriyor: “Ayşe, Yalın’la sahnede şarkı söylerken çekilen fotoğrafı yüzünden Okan’la ayrıldı…” Deme! Tabii bu keser mi? Kesmeeez, magazin basını affetmez! Saat başı olaya ilave geçiliyor.

BENİM HABERİM YOK!
Flaş! Flaş! Flaş! Ayşe hafta sonu nereye gidecek? Azzz sonra! Antalya’ya Yalın’ın doğum gününe gidecek. Şaka yapıyorsun! E benim niye haberim yok! Bilsem bavulumu yapmaya başlardım vallahi! Hava da güzel, olur mu dersin? Peki önümüzdeki hafta programım ne acaba? Tövbe tövbe!!! Sonunda ne oluyor? Sizin çok değer verdiğiniz sevgiliniz aldatılan adam, müziğini kişiliğini çok sevdiğiniz arkadaşınız araya giren adam ve ve ve kendiniz de aldatan kadın olup çıkıveriyorsunuz. Müjde! Neden? Sahnede çekilmiş bir kare fotoğraftan ve bir yazının başlığından dolayı. Çünkü kimse skandalsız ayrılamaz, hiçbir kadınla erkek gerçekten dost olamaz.

YOKSA KENAN MI?
Ayrıca yazdığım her yazıda ‘Aman elalem ne der’ diye kara kara düşüneceğimi sanıyorsanız da, çok yanılıyorsunuz. Ha bu arada yazının başlığı niçin ‘Shake it up şekerim’? Bundan yaklaşık 2 ay önce Ozan Doğulu’nun düğününe gitmiştim. Kenan Doğulu sahneye çıkmıştı. Ben de şarkılarıyla mest olup zıp zıp zıplamıştım. (Skandal!) Kenan’la dans edip, yanak yanağa fotoğraf çektirdik. O fotoğrafı buzdolabımın üzerine yapıştırdım. Beş öğün burun buruna geliyorum. (Çaktırma!) Yoksa Okan’la ayrılma sebebimiz o fotoğraf mı?!!! Yani, yani, yani Kenan mı? Acaba hafta sonu Los Angeles’a mı gidiyorum? Buyursun bazıları teoriler üretedursun… Hadi shake it up şekerim!

Kısa Kısa Mart 2008

  • Gene yazamıyorum. Vakit yok. Yazacak çok şey var. Unutmayayım diye de hepsi taslak halinde kısa kısa konu başlıkları olarak. Bir otursam bir sürü yazı çıkartacağım.
  • Havaların yağmurlu olmasına seviniyorum. İçim rahat oluyor. Bahar havasından ne kadar uzak o kadar iyi. Hava güzel olduğunda insan birşeyler yapma zorunluluğu hissediyor. Ama yağmurlu olduğunda bahane hazır…
  • Kime sorsam mutsuz…
  • Bazen çok geveze oluyorum. Az konuşan ağır başlı biri olmak istiyorum. Konuştukça saçmalıyorum çünkü bazen…
  • Kendimi mükemmel, eğer isterse ve severse çok mutlu edebilecek biri olarak görüyordum. Ama düşündüm değilim. Tam tersi hayatıma girenleri sanırım sıkıp mutsuz ediyorum, monotonum…
  • Dün gece sarhoş olamadım içtim içtim… Daha doğrusu olamadık… Alkolik mi oluyoruz?
  • Çok para kazanmak lazım çooook….
  • Kısa kısa bile de olsa yazamadım valla…

Kavak Yelleri 41: Aslı’dan Mine’ye Atlama

Genelde yazmam diziler hakkında böyle şeyler. Şimdi bu atlama bilimsel bir terim, ışın atlaması, dalga atlaması gibi 🙂

Dizinin bu bölümünü izlememiştim dışarıda olduğum için ama ki bomba bir olay olmuş. Sütoğlanı Deniz Mine’ya atlama gerçekleştirmiş 😀

Ehh sonunda dizinin başından beri yorumda bulunuyordum be, “boşver sürekli trip atan, ağlayan, kırılgan ve sevdiğin kızı,  bak dalgana Mine’yle, üniversitedesin, İstanbul’dasın, deniz büyük balık çok bak takılmana” dedim dedim dinlemedi. Sonra oyuncu Duygu çıktı ama süt oğlanı ona da gözünü dikmedi. Ama sonunda olan oldu ve, buhranlı bir anda ateşle barut yanyana geldi ve booom atlama 😛

Valla ilk kez bir Türk dizisinin rapidshare’den çektim izlemek için. Bakalım bu akşam neler olacak?

Ha bu arada bu olay Türk halkı tarafından tepki almış. Saçma. Hiç mi olmuyor böyle şeyler gençlik içinde, ben neler görüyom kankalar birbirlerinin sevgililerine atlıyolar.  Yozlaşmışız hala görmezden geliyorsunuz… Gerçekçi olmuş bence dizi…

Ashley Alexandra Dupre

Ashley Alexandra Dupre 2Ashley Alexandra Dubre adındaki bu hatun kişi 30 Nisan 1985 doğumludur. (Tesadüf aynı gün doğdunu bildiğim biri daha vardı, çok zıt kutuplar…) Nereden tanıyorsunuz peki bu hatun kişiyi? Kendisi New York valisi Eliot Spitzer’ın birlikte olduğu escort kız olarak son günlerde medyada yer almakta.

Aslında bu hanım kızımız, anlatılanlara göre lisede hanım hanımcık sessiz sedesız bir kızmış. Zaten hep öyle olur, lisedeki iyi kızlar, üniversitede kudururlar. (Bu ayrı bir yazı konusu gelecek merak etmeyin…)

Her neyse, bu kızımız liseden sonra model ve şarkıcı olmayı denemiş ancak olamamış, bir süre geçimini klüplerde garsonluk yaparak sağlamış ancak sonunda escort kızı olarak çalışmaya başlamış. Ashley Alexandra Dupre 6

Olabilir hayat bu, insanı hangi yollara sürükleyeceği belli olmaz, sürüklediği yollardan ötürü de bazı insanlar suçlanamaz.

Benim değineceğim nokta daha Türk erkeğine yakışır bir nokta.

Şimdi Allah için, doğruya doğru bu hatun kardeşim taş, kaya, çivi, beton beton beton! (Bkz. Çene Kafalar) Ama bulunmaz Hint kumaşı değil ki onunla bir gece için 4000$ para veresin 🙂  Normal hayatta Alsancak’ta, Nişantaşı’nda, Cadde’de, Bilkent’te karşılaşabileceğin, muhabbeti koyabileceğin bir hatun. 4000$ etmez 🙂  O paraya neler yapılır yurdumda, burada dile getirsem bir daha kimseler okumaz beni 🙂 40 ırktan harem kurarsın bir geceliğine de olsa…

O parayı ancak çok sapık bir insan verebilir. O sapıklıkları kaldırabilmesi, çekebilmesi için bir ücret olmalı. Ya da vali olmanın ve gizli bir escort tutmanın bedelidir bilemiyorum.  Bilemiyorum eski NY valisi o kadar sapık bir insan mıydı?

Neyse fotolardan gördüğünüz üzere Ashley Alexandra Dupre böyle bir insan…

 Ashley Alexandra Dupre 1Ashley Alexandra Dupre 3

Ashley Alexandra Dupre 4Ashley Alexandra Dupre 5

Günaydın Gittim Ben

Genelde böyle copy-paste sevmem başka yerlerde okuduklarımdan…. Ama bu yazıyı sevdim… Pure Absinthe‘de okudum, Ayşe Özyılmazel’in bu yazısını… Doğru yazmış gibi geldi. Absinthe bacım da buna katılıyor kanımca…

Ayşe Özyılmazel, Okan Bayülgen ile olan ilişkisinin bitmesi üzerine yazmış bu yazıyı, öyle bir rivayet var. Bence gerçek de, çünkü Okan Bayülgen kendisinden Yalın’ın doğumgününde çekilen samimi tavır ve pozları yüzünden ayrılmış, ya da bu tartışmaları sonucunda ayrılmışlar. Ee yazının başlığı da bir Yalın şarkısı. Kendisi aynı zamanda şarkıcı Neco’nun kızı. Yorumsuz, katkısız aktarıyorum, kızma Absinthe 🙂

Kadın neden terk eder? Yoksa amanın! Bu kadın kısmı dönek midir acaba? Peki kadın ayrılık noktasına nasıl gelir? ‘Seviyorum’ derken ayrılmak ne iştir? Yazar Tuna Kiremitçi ve ikinci kez evlendiği çocuğunun annesi eşi Yasemin Kiremitçi ayrılmışlar, köşelerinden cümlemize bildirmişler ya. Erkek kısmı besbelli perişan, ne olduğunu anlamamış. Anlamış da, geç anlamış da diyebiliriz tabii. Şöyle çiziktirmiş Tuna Kiremitçi “…Mazur görün, düşünceleri istiflemekte güçlük çekiyorum. Sonuçta aynı kadın tarafından ikinci kez terk edilmiş ve geceyi Prekazi’yle şarap içip Depeche Mode dinleyerek geçirmiş biriyim (normalde nefret ederim Depeche Mode’dan). Farkında olduğum tek şey, yıllardır umutsuzca kaçtığım yalnızlığımla artık baş başa kaldığımız…”

ERKEKLER UYANAMADI
Güçlü kadın Yasemin Kiremitçi ise “Şimdi içim çok rahat. Yapabileceğimi sonuna kadar yaptım. Mümkün olmayacağını gördüğüm an da bu ilişkiyi gönül rahatlığıyla bitirdim” diyor. İkisinin de yazısını okuyunca, bu terk edilmiş, yarı şaşkın, çok üzgün adam ve ‘içi çok rahat kadın’ tablosu bana geçen aralıkta yazdığım ‘Kadın dönek midir?’ yazımı hatırlattı. Yüksek müsaadenizle hemen size de hatırlatayım. “Erkekler hâlâ; bu işe uyanamadı. Hayır! Kadın dönek mönek değildir! Ama daha beteridir… Kadın fena halde biriktirir, not alır. Sonra da bir sabah aniden “Günaydın, gittim ben” deyiverir. Üstelik erkeğin ruhu bile duymaz. Düşünür, taşınır, biraz da kaşınır da kadının nasıl olup da bu hale geldiğini anlamaz. Hizmette sınır tanımayayım da çiziktirivereyim bari… Bir kere kadının duyguları bir günde değişmez, bir günde vazgeçmez ilişkisinden. Öyle çok sinyal verir ki erkeğe, ama erkek görmez; görmek istemez! Kadın ilişkinin içinde erkeğe sinyaller çakar…. Erkek ne yapar? “Saçmalama” der! Ama kadın saçmalamıyordur ki… Sonra bu ‘saçmalama’lar birikir de birikir… Erkek hâlâ uyanmaz. Sonunda da bir bakmışsınız, kadın yok!”

‘MIŞ GİBİ’ YAPMAZ!
Bu da benden erkeklere hizmet olsun sayın seyirciler. Siz iyisi mi sevdiğiniz kadına kulak verin, biriktirmesine izin vermeyin. Çünkü kadın karar verdi mi arkasında durur. Kendisine saygısı en önemli hazinesidir! ‘mış gibi’ yapmaz! Sonradan dökülen gözyaşı da fayda sağlamaz! Neyse, Kiremitçi çiftinin iç dünyasını bilemem tabii. Dışarıdan gördüğüm kadarıyla onlardan kalkarak genel olarak kadının terk etmesi durumunda düşündüklerim budur! Hazır yeri gelmişken de merak edenlere söyleyeyim: Ben de bir karar aldım! Bu kararımı çok sevdim. Bu sabah aynaya baktığımda gördüğüm kadını daha çok sevdim. Yani gittim ben…