Categories

A sample text widget

Etiam pulvinar consectetur dolor sed malesuada. Ut convallis euismod dolor nec pretium. Nunc ut tristique massa.

Nam sodales mi vitae dolor ullamcorper et vulputate enim accumsan. Morbi orci magna, tincidunt vitae molestie nec, molestie at mi. Nulla nulla lorem, suscipit in posuere in, interdum non magna.

Vücut Boyama Sanatı

 Vücut Boyama Sanatı 3

Yurtdışında, cinselliğin ve teşhirciliğin özgürce yaşandığı festival, şenlik ya da organizasyonlarda bu olay çok meşhur. Genellikle bayanlar olmakla birlikte vücudunuzda bir giysi varmışcasına, çıplak olduğunuzu uzaktan belli etmeyecek profesyonellikte vücudunuzu, özellikle de cinsel bölgelerinin boyanmasıdır. Yabancılar body painting derler. Esasında çok seksi birşeydir, insanlar boyanmış şekilde çıplak gezer ve görmek istediğiniz şeyi siz göz yanılgısını gözardı ederek görmüş olursunuz. Görmek istemezseniz de görmezsiniz 🙂

İşte bazı örnekleri;

Vücut Boyama Sanatı 4Vücut Boyama Sanatı 5

Vücut Boyama Sanatı 1Vücut Boyama Sanatı 2

Tuncay Özkan Kimdir ve Ne Renktedir?

Kimdir?

Tuncay Özkan Kimdir ve Ne Renktedir?Tuncay Özkan (d.1966, Ankara), Türk gazeteci, yazar. Aslen Erzincan Kemaliyeli Türkmen bir aileden gelmektedir.

Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun oldu. Yüksek Lisans Eğitimini Gazi Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü’nde tamamladı. Gazeteciliğe 1981 yılında Ankara’da Rüzgârlı Sokak’ta başladı. 1984 yılında Hürriyet Grubu’nun çıkardığı Hürgün gazetesi’nde çalıştı. Daha sonra Cumhuriyet gazetesi’nde görev aldı.

1993 yılında yazılı basından televizyona geçti ve Uğur Dündar’ın yapımcısı olduğu Arena1996’dan 2002’nin Temmuz ayına kadar Kanal D Genel Yayın Yönetmeni olarak çalıştı. Haziran 1998 – Şubat 2001 tarihleri arasında Radikal Gazetesi‘nde, Şubat 2001Temmuz 2002 tarihine kadar da Milliyet gazetesi‘nde, 2002 Temmuz’undan 2003 Aralık ayına kadar Akşam gazetesi‘nde köşe yazarlığı yaptı. programında çalıştı. tarihinden

2002 Temmuz’unda, zamanın ANAP lideri ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz’ın isteği ile Çukurova Medya Grup Başkanı olarak göreve başladı ve bu görevine Aralık 2003’e kadar devam etti.

Kanaltürk adlı televizyon kuruluşunun kurucusudur. Haziran 2004’te Kerimcan Kamal, Adnan BulutTuncay Mollaveisoğlu’nun yönetiminde olan kanalda danışman olarak kuruculuk yapmıştır. Söz Meclisi, Strateji ve Politika Durağı gibi programların ve Abdi İpekçi belgeselinin de yapımcısıdır. ve

Cumhuriyet mitinglerinin düzenleyicilerinden olan Özkan, 12 Eylül 2007 tarihinde AKP iktidarına karşı Türk halkına çağrı yaptı. “Biz Kaç Kişiyiz” hareketini başlattı. “Biz Kaç Kişiyiz” sivil toplum platformunu oluşturdu. Çağrısına 7 ayda 1 milyon 300 bin kişi “Biz de varız” yanıtını vermiştir.

13 Mayıs 2008 günü sahibi ve kurucusu olduğu Kanaltürk ve bütün yan kuruluşlarını BugünAkın İpek‘e 25 milyon dolar muammel bedel karşılığında hisselerin %99.09’unu sattığını anlattı. Koza Madencilik A.Ş. ise İMKB‘ye gönderdiği Borsa bilgilendirme yazısında satış bedelinin 30 milyon dolar olduğunu belirtti. Ayrıca 13 Mayıs 2008’de kanalda yaptığı açıklamada çalışanların 8 aydır maaş almadığını söyleyip, satmaması hâlinde mallara haciz geleceğini kaydederek satışın mecburî olduğunu iddia etti. gazetesinin de sahibi olan Koza Madencilik A.Ş’nin sahibi

www.bizkackisiyiz.com ile gazetelerde kendisine yönelik eleştirilere de “Atatürkçü mücadelesine devam edeceği”ni söyleyerek yanıt veren Özkan, yeni bir televizyon (bknz. Kanal Biz) ve gazete çıkartarak yoluna devam edeceğini belirtti. 20 milyon doların üzerinde borucumuz var. bunun 10 milyon dolarından fazlası vergi ve SSK borçları” dedi.

Sonbahar aylarında yeni bir parti kurarak siyasete atılmayı düşündüğünü belirtti. 1 Eylül 2008’de test yayınına son veren Kanal Biz’in kurucusudur ve sahibidir.

Tuncay Özkan, 23 Eylül 2008 günü sabahı İstanbul Bebek’teki evini basan polislerce goz altına alındı. Meclise girmeden önce Özkan’ın avukatlığını yapmış olan CHP Manisa Milletvekili Şahin Mengü, Tuncay Özkan’ın saat 06.40 civarında kendisini arayarak, polisin evinde arama yaptığını söylediğini belirtti. Arama sırasında, ellerinde Türk bayrakları olan ve “Bizkaçkişiyiz Sivil Toplum Platformu” üyesi oldukları belirtilen yaklaşık 20 kişilik bir grup, “Hepimiz Tuncay’ız”, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganları attı. Polis yetkilileri, Özkan hakkında gözaltına alma kararı alındığını ve soruşturma çerçevesinde çeşitli adreslerdeki operasyon ve aramaların sürdüğünü ifade etti. Mengü, Özkan’ın ciddi sağlık sorunları olduğunu, devamlı yüksek olan kolesterolünün doktor takibinde olduğunu ifade etti. Özkan, süregitmekte olan Ergenekon davası çerçevesinde gözaltına alınmıştır.

Kaynak: Vikipedi

Bu adam ile ilgili içime sinmeyen birşeyler vardı. Kanaltürk’teki konuşmalarını da gerçek dışı, samimiyetsiz ve kışkırtıcı buluyordum. İçinde siyasete atılma gibi bir eğilim olduğunu hissediyordum. Hatta bazen ben de bir komplo teoristi gibi bu adamın gerçekten Atatürkçü değil de AKP’lilerin bir maşası olduğuna bile inandım.

Her neyse, bu adam Atatürk’ü kullanıp, Cumhuriyet Mitinglerinde ön saflarda yer aldı. Duygu sömürücüsü. İzmir’de binlerce kişi akın etti Kordon’a bu adam da orada konuşma yapmış. Videosu burada o konuşmanın… İyi ki katılmamışım bu ne idüğü belirsiz herifin sahne aldığı, insanların duygularını sömürdüğü o mitinge… Zaten o mitingler de fos çıktı ya neyse…

Video 1

Video 2

Uzakdoğuluların Küçük Ayak Takıntısı

 

Uzakdoğuluların Küçük Ayak Takıntısı 7

Uzakdoğulularda küçük ayak takıntısı var olduğu genel olarak bilinen bir kanıdır. Hatta eski zamanlarda kadınların ayakları büyümesin diye hep dar ayakkabılar giydiğini duyardık okurduk. Anlamadığım şey uzakdoğulular zaten ufak tefek insanlar olduğu için ayakları zaten biz batılılara göre her halikarda ufak olduğu gerçeğine rağmen, daha da ufak olması için takıntılı olduklarıdır.

Resimde gördüğünüz nine de bu düşüncenin eserlerinden biri olan bir ucubedir. Gençliğinden beri giydiği daracık ufak ayakkabısı ile ayağını küçüçük yapmayı başarmış, ancak ayak şekli deformasyona uğramış.

Zaten ufak derecede bir ayak fetişisti olan bana “başlarım böyle güzelliğe, küçük ayağa” dedirtecek derecede kötü bir görüntü.

Uzakdoğuluların Küçük Ayak Takıntısı 1Uzakdoğuluların Küçük Ayak Takıntısı 2Uzakdoğuluların Küçük Ayak Takıntısı 6

Uzakdoğuluların Küçük Ayak Takıntısı 5Uzakdoğuluların Küçük Ayak Takıntısı 4Uzakdoğuluların Küçük Ayak Takıntısı 3

Evlilikte Ufak Tefek Cinayetler

Evlilikte Ufak Tefek Cinayetler Afiş20 Kasım günü İzmir DEÜ Sabancı Kültür Sarayında Oyun Atölyesinin sunduğu, Haluk Bilginer ve Vahide Gördüm’ün oynadığı Eric-Emmanuel Schmitt’in Evlilikte Ufak Tefek Cinayetler adlı iki kişilik oyununu izledim.

Ben tam olarak hiç tiyatro insanı olamadım. Sevmediğimden değil, elimden tutan olmadı. Hep içimde bir ukte olmuştur bu, güzel oyunlar, stand-uplar, kabareler, müzikaller gelir geçer İzmir’in sahnelerinden ben ise sadece gazete ilanlarında görür geçerdim. Birgün yengenize laf arasında bahsetmiştim bu uktemden, o da bu oyunun geldiğini duyunca teklifte bulundu ve gittik. Klasik bir Hollywood sahnesi olarak “Akşama iki biletim var gelir misin” yaşanmadı ama 🙂 Kankam zaten tiyatroda olduğumu duyunca benim evlenince çok iğrenç bir adama dönüşeceğimi belirtti. Kime göre neye göre tartışılır, ama düşünmüyorum işin o kısmını…

Evlilikte Ufak Tefek Cinayetler Resim 1Oyuna gelince… Bilmem ki nasıl yazılır tiyatro yazısı, sinemalarda çatır çatır yazıyorum ama tiyatro daha sanatsal ve kültürel birşey. Haluk Bilginer ve Vahide Gördüm’ün üstün oyunculuklarını eleştirecek kişi, eleştirmen ben değilim 🙂 . Ama izlerken anladım ki Haluk Bilginer gerçekten büyük bir oyuncu, o duyguyu yaşıyor, yaşatıyor ve sesini insanın içine işliyor. Severdim daha da sevdim. Vahide Gördüm de aynen öyle, ve kendisi televizyondakinden daha da güzel. Hele bir de son sahnede giydiği elbise yok muydu? (İşte benden bu kadar tiyatro eleştirmeni olur 🙂 ).

Evlilikte Ufak Tefek Cinayetler,  Gilles ve Lisa’nın 15 yıllık evliliklerini konu almaktadır. Evlilikleri yolunda gibi görünse de aslında hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Gilles ünlü bir polisiye roman yazarıdır, Lisa ise orta yaşlarına gelmeye başlamış, resim yapan eşidir. Oyun bir sır perdesi içinde Gilles’ın hafızasını kaybetmiş olarak karısı Lisa tarafından eve getirilmesi ile başlıyor ve oyun ilerledikçe sır perdesi açılıyor ve evliliklerinde neyin yolunda olmadığı görüyoruz. Bunu görürken de felsefi bir şekilde ilişkiler ve evlilikler üzerine bir sürü teori ve görüş ortay atılıyor. Bu görüşler çok hoşuma gitti, ben yazsam bana yakışır o kadar diyeyim 🙂

Evlilikte Ufak Tefek Cinayetler Resim 2Diyor ki oyunda özetle, kadınla erkek evlendikleri andan itibaren birbirlerini öldürmek için amansız bir mücadeleye girerler, ve kaybeden hep son kalandır…

Oyunda beni etkileyen bir şey şarkı seçimi ve gerilimli anlarda arkadan verilen fon müziği oldu. İyiydi bence, şarkıyı bulsam çekerim belki de 🙂

Devam edeceğim tiyatroya gitmeye… Güzel birşey, içimdeki malzemeler tükenmeye başlamıştı, sinema da yeterince beslemiodu, iyi bir ruh beslemesi oldu benim için. Tavsiye ediyorum oyunu, İzmir’de yoğun talepten ötürü ek seanslar koymuşlar, İstanbul’da zaten kapalı gişe oynuyormuş.

Oyundan Görüntüler

Aşk Tutulması

Aşk Tutulması Afiş

Aslında filmler hakkında yazılarımı sıcağı sıcağına yazmak istiyorum ama ne yazıkki tembel ve erteleyici bir karaktere sahip olduğum için çok sonradan düşünerek yazmak zorunda kalıyorum. Bu filmi ne yazıkki 1 aya yakın bir süre önce izledim.

Film Yeşilçam’ın çektiği Hollywood tarzında bir romantik komedi filmi. Filmde Tolgahan Sayışman ve Fahriye Evçen’in yerine Hugh Grant & Nicolas Cage ve Meg Ryan & Julia Roberts oynasa ahanda bir Hollywood filmi diyebiliriz. Ancak bu film o filmlerden daha samimi ve eğlenceli çünkü bizim sosyal yaşantımızdan büyük kesitler taşıyor.

Aşk ve futbol birarada! Çiftler için ideal bir film. Erkekler için futbol, bayanlar için aşk…

Film rengarenk açık renkli bir film… Hikaye biraz yüzeysel, sabun köpüğü kıvamında ama eğlenceli. Rastlantısal bir aşk var… İnsanın hoşuna gidiyor bir aşkın başlangıcını izlemek. Ama çabuk gelişiyor bir aşk, ben o kadar çabuk aşık olamam, lambur lumbur bunlar kaptırdılar kendilerini aşkın rüzgarına 🙂

Bir Galatasaray taraftarı olarak Fenerbahçe sahnelerinde irkilsem tiksinsem de, futbol geyikleri, muhabbetleri yüzümü güldürdü açıkçası.  Dikkatimi çeken ve bana batan ufak bir ayrıntı da, Fahriye Evçen’in canlandırdığı Pınar karakterinin giyinme sahnesinde üzerine denediği bütün kıyafetleri daha önceki sahnelerde görmüştük ve 4-5 kıyafet arasında gidip geldi sürekli. Bu havalı kızımızın başka kıyafeti yok mu ki 🙂

Film güzel, eğlenceli, iyi vakit geçirmek için birebir. Bir başyapıt olmaz ama amacına ulaşır ve sizi dönem dönem izleyerek eğlendirir.

Fragman;