Categories

A sample text widget

Etiam pulvinar consectetur dolor sed malesuada. Ut convallis euismod dolor nec pretium. Nunc ut tristique massa.

Nam sodales mi vitae dolor ullamcorper et vulputate enim accumsan. Morbi orci magna, tincidunt vitae molestie nec, molestie at mi. Nulla nulla lorem, suscipit in posuere in, interdum non magna.

Kısa Kısa Mayıs 2009

  • Geri döndüm yazılara devam demiştim bundan 5 gün önce. Döndüm dönmesine ama yazılara devam edemedim. Böyle günün belirli anlarında ilham geliyor, çok güzel yazacak konular aklıma geliyor, ancak akşam olup da iş güçten vakit bulduğumda bir anda hiçbirşey yazasım gelmiyor. Bahar mı çarptı ne? İşte de böyleyim bu ara. Yapılacak aşları erteleye erteleye bu haftaya deli gibi iş bıraktım. Silkinip kendime gelmem lazım.
  • Aralık 2007’den beri yazıyorum. 750’yi aşkın yazım oldu. Bunları da teker teker yazıcıdan çıktı alıp ciltlerek fiziksel hale dönüştüreceğim en kısa zamanda. Ardımda bir eser bırakmış sayılırım o zaman değil mi?
  • Benim Yorumlara Abone olun eklentim yokmuş yaw. Ne zamandan beri yok? Bu yeni temaya geçtiğimden beri mi acaba? Bugün Disk Dünya bana çemkirdiği zaman farkına vardım 🙂
  • Advetorial kategorisi açtım. Reklamını yaptığım sitelerin ve ürünlerin yazılarına daha kolay ulaşabilirsiniz. Ayrıca cüzzi bir fiyata satın alınabilir ve sitelerin tanıtımını yapıp link verebilirim. Money talks 🙂
  • Bahar geçti anketimiz sonuçlandı. Şimdi de yaz geldi bir anket de onun şerefine yakışır diye düşündüm, iyi ettim mi?
  • Mayıs nasıl geçti anlamadım bile. İstanbul Bodrum iş güç derken bitti gitti. Ömür bitiyor zaten Mayıs mı bitmeyecek. Haziran ayı sınav ayı. Haftaya finallerim var. Okulu bitirmek gerek. Gerçi bitirmesem de 12 ay askerlik patlayacak gibi bana ya neyse o ayrı bir yazının konusu.
  • Bu anlık gelip de kaçırdığım ilhamlar için yeni çözümüm var. Bu hafta yeni telefon alıyorum. Her yerden mobilize internette olacağım artık.
  • Daha denize girmedim. Havuz ok ama deniz benim için daha önemli. Tuzlanamadım yaw.
  • Çevremde bir blog furyası başladı hadi bakalım hayırlısı 🙂

Geri Döndüm Yazılara Devam

Geçen haftayı atlattım. Arada birgün hafiften bir boğaz ağrısı ve ateşlensem de, çabucak toparlanıp normale döndüm. Yoğun hafta geçti ve İzmir’deyim. Artık biriken taslak yazıları yazmanın vakti geldi de çattı 🙂

La Blanche – Ev – Evteks

Hızlı hızlı yaşayıp hızlı hızlı yazıyorum.

Evteks fuar hazırlıklarından sonra alelacele bir 2 günlük La Blanche Bodrum tatili, son gece 4’de barlardan sonra yatak, sabahına 7’de İzmir’e yolculuk, 11’de İzmir’de iş başı, gece 10’a kadar fuar hazırlığı, ertesi gün sabah 7’de İstanbul, Evteks fuar alanında stand kurulumu, bu sabah 8’de otelde kahvaltı ve 10’da stand açılışı…

Yorgunluk var, uykusuzluk var, açığı GNC’nin Mega Men vitaminleri ile kapamaya çalışıyorum…

Bu haftayı atlatırsam diğer haftalara da örnek teşkil edecek… Duyurulur 🙂

İzmir’de İstanbul Derbisi ve Düşündürdükleri

Eski İzmir Limanı

Bugün Hürriyet Ege’yi almamla Türkiye Kupası Finali İstanbul derbisi Beşiktaş – Fenerbahçe karşılaşmasının İzmir için ne kadar vakay-ı hayriye bir durum olduğunu öğrenmiş oldum. Türkiye Süper Lig’de takımı olmayan ve Türkiye’nin en büyük ve en çok dolan stadı İzmir Atatürk Olimpiyat Stadına sahip olan İzmir’in, bu final karşılaşması sebebi ile bayram ettiğini öğrendim.

Bir başka kaynaktan (Haber 7) edindiğim bilgiye göre bu maç için 55bin bilet basılmış ve 7bin kişi bu maçı izlemek için dışarıdan gelecekmiş. Hadi az diyelim 2 katı olsun 14bin kişi. Ve bu 14bin kişi için İzmir bayram ediyor.

Oteller fullmuş. Duyan da İzmir’i otel diyarı sanacak. İzmir’de otel say dense, saatlik fahişelere oda kiralayan oteller dışında ailecek kalabileceğin otel sayısı ilk akla gelişte 10’u geçmez İzmir’de. Zaten matah bir habermiş gibi kim yazdıysa her kaynakta aynı şey yazıyor. Otellerin dökümünü yapmışlar. Aynen Hürriyet’ten aktarıyorum; “Toplam 185 odası bulunan Mövenpick Hotel İzmir’e taraftarlar Pazartesi gününden itibaren gelmeye başladı. Odaların hepsi dolunca, bir hafta öncesinden itibaren rezervasyonları kesti. Toplam 402 odası bulunan Swissotel Grand Efes İzmir’in de, 12-13 Mayıs tarihleri arasında odaları doldu. Hem taraftarları hem de İslam Konferansı Teşkilatı’nın toplantısı için gelenleri ağırlayan Hilton İzmir’in de 380 odası doldu. Balçova’daki Crowne Plaza İzmir’in de 219 odası Salı ve Çarşamba günleri için tamamı doldu. Butik otellerden 60 odası bulunan Kordon Otel, 24 odası bulunan Blue Otel, 30 odası bulunan Comfort Otel de maçın yapıldığı Çarşamba günü için yer kalmadı.”

Şöyle bir topladım göz ucuyla, toplamda saydığı oda sayısı gazetemizin 1500 oda. Çarp ikiyle 3000 kişilik bir kapasiteden bahsediliyor matah bokmuş gibi.

Aynı haberlerde, taksicilerin de yüzü gülecek diyor. Güler tabii. Bilmez İstanbul’lu ya da Ankaralı İzmir’de taksinin ne kadar pahalı olduğunu. Heryere kendi şehrinde arabayla gitmek taksiyle gitmekten pahalıyken, bilmediği şehir İzmir’de kısacık mesafeleri deli paralarla katedildiğii bilse bilmezdi. Taksicinin yüzü gülecek tabii, İzmir’li kaçıyor taksiciden. Alsancak’tan Konak Pier’e 5TL, Karataş’a 8TL, Üçyol’a 11TL, Göztepe’ye ise 16-20TL arasında gidilyor bu memlekette. Hepsi de İstanbul ve Ankara ile kıyaslanınca haykırsan duyulacak mesafede.

Hafif kinayeli konuşuyorum. Çünkü İzmir bu değil, kızgınım da. İzmir 1970’li yıllarda ticareti, kültürel etkinlikleri ile İstanbul’la kapışır, hatta bazı konularda ondan ileride konumdaymış. İzmir limanı Akdeniz’in sayılı limanlarından biriymiş. Arap ve Kuzey Afrika ülkelerinden yolcu gemileri İzmir’e iner, zenginleri çarşıda alışverişlerini yapar ve memleketlerine geri dönerlermiş. Türkiye’nin sayılı büyük devleri zamanında İzmir’deydi. Tariş, Piyale, Turyağ bu ülkenin ilk ve önde gelen dev sanayi firmaları idi. Bunlardan iki tanesi tamamen taşındı, Tariş ise bazı işletmelerini İzmir dışına taşıdı.

İzmir geri kaldı… Daha da geriye düşmeye devam ediyor. Bursa, Denizli ve Antalya gibi şehirler durmadan gelişip ilerlerken İzmir sadece kızları ve havası güzel olan,  canı sıkıldı mı Çeşme’ye Foça’ya kaçan, rakı balıkçı, ehli keyif insanlardan oluşan bir memleketmiş görünümünde kaldı.

İzmir’in o eski hareketli ticaret sahip olduğu günlerine kavuşturacak politikalara, belediye başkanı ve oda başkanlarına ihtiyacı var. Böyle derbi haberlerindeki gibi züğürt tesellisi sınıfına girecek olan avutmaları okudukça gerçekten üzülüyor ve sinirleniyorum…

Sovyetler Birliği’nin Arka Sokakları

TL024492

Sovyetler Birliği’nin şaşalı günlerinden bahsettik ama bir de perdenin arka tarafı var. Sovyetler Birliği çok iyi paketlenmiş bir imparatorluktu. Düzen, nizam, intizam, kurallar, katı rejim… Herşey tıkırında, yolunda, dışarıdan dimdik, sağlam bir ütopik ülke görünümü vardı. Ama arka tarafta, kamu kurumlarının ve fabrikaların planlanamayan, aksak çalışmaları, insan hakları, hastanelerdeki yığılmalar, eşcinsel hakları, fakirklik, açlık, evsizlik vardı ve sistem kendi içinde bir noktadan sonra sanırım bunları halledemediği için görmezden gelmeye başlamıştı. İnsanlar mutlu görünüyordu, ama gerçek mutluğun ne olduğunu bilmedikleri için.