Categories

A sample text widget

Etiam pulvinar consectetur dolor sed malesuada. Ut convallis euismod dolor nec pretium. Nunc ut tristique massa.

Nam sodales mi vitae dolor ullamcorper et vulputate enim accumsan. Morbi orci magna, tincidunt vitae molestie nec, molestie at mi. Nulla nulla lorem, suscipit in posuere in, interdum non magna.

Herkeşe Yeni Yıllar, Hoşgeldin İkiBinOn

Geleneksel olarak güzel yılbaşı hatunlarıyla hepinize mutlu bir yeni yıl dilerim. İnsanın canını sıkan ikibindokuzu dehlerken umut dolu bir ikibinona merhaba 🙂

Bir Dövme Yapacaksan Bari Onu Doğru Yap

Word’de yanlış yazarsanız sorun değil, Yazı Denetimi var.

Kağıda yanlış yazarsanız sorun değil, silgi ya da tipeks var.

Kuma yanlış yazarsanız sorun değil, dalgalar var.

Betona yanlış yazarsanız sorun değil, harç var, kum var…

Ama eğer ömrünüzün sonuna kadar vücudunuzda taşıyacağınız bir dövme yaptıracaksanız, dövmeyi yaptırırken yanlış yazma lüksünüz yok. Alın elinize bir sözlük, açın bakın. Verin eline eğitimsiz dövmecinin, aynısını baka baka yazsın. Bunun şakası, geri dönüşü yok. Dövmeni saklamak durumunda kalırsın, insan içine çıkamazsın Allah korusun. İşte o salaklıklardan bazıları;

Bejeweled’da Rekor Kırmanın Yolu

Bejeweled oyununa eğlenceli olur diye başlayayım dedim bundan 1 ay önce. Son dönemlerdeki en eğlenceli anlarım zaten Facebook ve yancıkları sayesinde oluyor.

Oyun güzel, daha önce benzeri oyunlar oynardım. Ama onlarda 1 dakika gibi can sıkıcı bir kısıtlama olmazdı. Bu oyun 1 dakikada imkansızı istiyor adamdan. 1-2gün denedim ve maksimum 70K puan yapabildim. Millet ise 300K’larda falan geziyordu.

Bilemiyorum onlar nasıl yaptı, alın teri mi yoksa hile mi ama benim bir türlü onlara ulaşamam, bu işte bir puştluk olabileceği fikrini aklıma soktu ve hemen ufak çapta bir araştırma ile oyunda çok kolay rekorlar kırabileceğimi anladım. Ve netekim geçtiğimiz 3 hafta boyunca 600K 700K gibi çılgın skorlara ulaşarak bütün Bejeweled oynuyan Facebook arkadaşlarımı kıl ettim 🙂

Ama tabii hile ile yapılan başarı ve rekor bir yere kadar tatmin ediyor… Buradan da size yol gösteriyorum nasıl yapılacağına dair. Olay basit, Flash destekli oyunun hızını düşürerek 1 dakikalık süre oluyor size 15 dakika. Ee 15 dakikada da vur o jewela, patlasın bu  jewel.

Adım adım hile;

1- Öncelikle hilemiz için hile programına ihtiyacımız var. Cheat Engine bu iş için uygun bir hile programı. Hemen şu adresten edinip, kuruyoruz: http://www.cheatengine.org/

2- Facebook’tan Bejeweled oyununu açıyoruz ve Play tuşuna basmaya hazır olduğumuz ekran gelene kadar oyunu yüklüyoruz.

3- Oyun yüklenince Cheat Engine programını çalıştırıp, resimdeki gibi Process kulakçığından internet tarayıcımızı seçiyoruz. Ben Firefox kullandığım için doğal olarak onu seçiyorum, siz Internet Explorer kullanıyorsanız onu seçin.

4- Programımızı seçtikten sonra ekranın sağında görünen “Enable Speedhack” seçip, hızımızı 0,05 yapıp Apply’a bastıımız gibi Bejeweled oyunu artık bir tosbağa gibi ağır ağır çalışmaya başlıyor. Bu da size rekorlarınızı kırmanız için gerektiren süreyi sağlıyor. Internet tarayıcısına dönüp “Play” tuşuna basarak oyunu başlatıp oynamaya başlıyorsunuz.

Simon’ın Kedilerine Devam

1 Haziran 2009’da bahsetmişim bu tatlı mı tatlı kedi çizgi filmlerinden. (Bkz. Simon’ın Kedileri) Simon bu animasyonların tutmuş olduğunu anlamış ki devam ettirmiş bu süre zarfında. Ben de yeni keşfettim.

Kedilere karşı bir gram sempatisi olmayan ben, yengenizden bulaşmış bir şekilde hafiften kedilere sempati ve acıma duygusu sahibi oldum. Bazıları tatlı olabiliyor. Ama gene de nankörler.

Simon gene ince noktalara ve detaylara değinmiş. Kedilerin uçusan sineği ne uğruna olursa olsun kovalaması, sıcacık bir yer buldular mı ne olursa olsun oraya kurulduklarına dair… İzleyin eğleneceksiniz.

Tuna Kiremitçi’den Bir Twitter Hikayesi

Twitter’ı son 1, 1.5 aydır daha yoğun kullanmaya başladım. Tanıdık, eş-dostun yanı sıra da Twitter’da bulunan Türk yazarları ve oyuncuları takip ediyorum. Bunlardan birisi de Tuna Kiremitçi (follow http://twitter.com/tunakiremitci). Kendisi çok yoğun yazmıyor ama Twitter’dan da bir hikaye yayınladı geçtiğimiz 24 gün boyunca, 47 parça halinde. Ama Twitter’da kalmamalı bu pançik pinçik olarak diye düşündüm. Hoşgörü ile karşılayacağını düşünerek buradan yayınlıyorum.

Bu arada aynı şeyi arkadaşım Gunessunny (follow: http://twitter.com/Gunessunny) arkadaşım da deniyor. Ama o daha radikal, hikayeyi sondan başa doğru yazıyor Memento hesabı 🙂 Bitirsin onu da yayınlarım buradan…

Not: Böyle okumak daha güzel oluyor, insan her gün 1 parça okuyarak biraz kopuyor hikayeden 🙂

1. “Ölmüşler” diyor: “İkisi de. Birbirlerini öldürmüşler. İçeriye git de gör”. Sonra yatağıma oturuyor, kulaklığını takıp Bowie dinliyor.

2. Benim de elimde bir kulaklık var. Bach cızırdıyor. Ama gidip o iki ölüyü görmek hiç istemiyorum. Çünkü onlar, annemle babam.

3. Kulağımızda walkman’le yaşıyoruz çünkü evde genellikle dayanılmaz sesler oluyor. Şimdiyse çıt yok. Aşkın tersine, ölüm uysal bir köpek.

4. Melek bağdaş kurmuş, Bowie dinliyor. Mavi gölgeli saçı, siyah ojesi ve dövmesi var. Bende olmayan her şey onda… Özellikle de güzellik.

5. Bu yorgun gözlerle on yedisinde bir kıza benzemiyorum. Ama Melek benziyor. O kadar farklıyız ki, İkiz olduğumuz anlaşılıyor hemen.

6. Melek benim yapamadıklarımı yapabiliyor. Çok sıkılırsa pencereden çıkıp gidiyor, sabaha kadar dönmüyor. Neler yaptığını anlatmıyor hiç.

7. Yaşadığımız cehennem sanki ona dokunmuyor. Melek o kadar güçlü. Bir o kadar yabancı ve genellikle zalim… Bence böyle olması iyi.

8. “Hadi” diyor Melek: “Git bak ölülere…” Ama bu iyi bir fikir değil. İyi bir fikir yok. Deliliğe meyilli aklım ve içindekiler var.

9. Sonra tutuyor elimden, beni salona götürüyor. Ölüleri göreyim diye. Birbirini öldürenleri. Dünyadaki en âşık çifti… Annemle babamı.

10. Halının üstünde yatıyorlar. Onlar da halı da kan içinde. Babamın elinde ekmek bıçağı… Sanki vahşi bir köpek parçalamış vücutlarını.

11. Görünüşe göre önce annemi vurmuş, sonra kendisini… Çığlıkları duymamıza kulaklıklar engel olmuş. Bowie ile Bach, yapmış görevini.

12. Ölülere bakarken ağlamıyoruz. Uzun zamandır beklediğimiz şey nihayet gerçekleştiği için rahatlamış gibiyiz… Birden, telefon çalıyor.

13. Telefonumun ekranında sabaha karşı Doğu’nun adını görmek sinirlendiriyor Melek’i: “Açma…” diyor: “Önce şunları ortadan kaldıralım.”

14. “Ne yapacağız?” diyorum. “Ölüleri gömeceğiz ve kimseye söylemeyeceğiz” diyor Melek: “Yetimhaneye gitmeye niyetim yok… Senin var mı?”

15. “Nereye gömeceğiz?” diye soramıyorum ama o yine zihnimi okuyor: “Arka bahçeye. Gün doğana kadar vaktimiz var…” Birden, kapı çalıyor.

16- “Sen bak…” diyor Melek: “Ben açamam kapıyı.” Eşikte, üst kat komşumuz Bilal Bey, uykusuz bir yüzle duruyor: “O sesler neydi kızım?”

17- “Annemle babam…” diyorum uykusuz komşuya: “Kavga ediyorlardı. Ama şimdi bitti… Vallahi bitti… Bir daha olmayacak, merak etmeyin.”

18- Zavallı komşumuz, bana acıyarak bakıyor. Kapıyı kapatıp salona döndüğümde, sırtlan gibi gülüyor Melek: “Hadi kuzum, bitirelim şu işi.”

19- Apartman deposundan kürek çalmak, bahçeyi kazmak, ölüleri taşımak ve gömmek… Melek öyle güçlü ki, hepsi sadece üç saatimizi alıyor.

20- Gün doğuyor. Ellerimiz çamurlu ve kanlı. Salonda bitmiş bir halde birbirimize bakarken sırıtıyor: “Bekle… Sana bir sürprzim var.”

21- Melek bir zamanlar annemle babamın yatak odası olan odaya gidiyor. Döndüğünde elinde pembe kâğıtlar var: “Biraz gülmek ister misin?”

22- “Bunlar, bildiğin aşk mektupları…” diyor gülerek: “İnanmazsın ama gençken birbirlerine yazmışlar. Daha zavallı bir şey görmemiştim.”

23- Sonra çekiyor rastgele bir mektubu, yüksek sesle okumaya başlıyor. Bazen öyle bir ifade oluyor ki yüzünde, ister istemez korkuyorsunuz.

24- Sesi her zamanki gibi sigaralı ve kısık Melek’in… Okuduğu mektuptaysa babamın gençliği, annemin gençliğine ilan-ı aşk ediyor. Tuhaf.

25- “Sensiz yaşayamam…” diyor babam anneme: “Sen olmazsan ölürüm” diyor. Bunları söyleyen biraz önce bahçeye gömdüğümüz kişi mi sahiden?

26- Mektuptaki aşk, onu okuyan Melek’in zalim sesine rağmen vahşi bir köpeğe benzemiyor. Herhalde henüz doğduğu için. Yavru olduğu için.

27- Melek mektubu bırakıp uzun bir kahkaha atıyor. Telefonum yine çalıyor. Arayan yine Doğu… Melek öfkeyle bakıyor yüzüme: “Açma sakın…”

28- Açıyorum telefonu. Doğu “rüyamda seni gördüm.” diyor: “Pek iyi değildin… Ayrıca sesin yine kötü geliyor. Okula gitmeden uğrayacağım.”

29- “Gelme…” diyorum: “İyiyim. Hem yalnız değilim, Melek var.” Telefonda bir sessizlik… Sonra Doğu’nun sesi: “Yalvarırım şunu yapma”.

30- Sonra Doğu’nun sesi yavaş yavaş yükseliyor: “Artık dayanamıyorum. Ne olur yaşatma bunu bana. Gelmeme izin ver. Sana yardım edeyim…”

31- Doğu’ya cevap veremeden Melek çekip alıyor telefonu, fırlatıyor… Gözlerini gözlerime dikiyor: “Kızım sen ne yaptığını zannediyorsun?”

32- “Doğu beni seviyor” diyorum: “O iyi bir insan…” Melek tutuyor beni kolumdan, bahçeye sürüklüyor. Demin annemle babamı gömdüğümüz yere.

33- Toprağı gösterip kulağıma fısıldıyor: “Sonun onlarınki gibi mi olsun istiyorsun? Vahşi bir köpek tarafından parçalanmak mı istiyorsun?”

34- “Daha elindeki annenle babanın kanı kurumadı ve sen herifin tekiyle kırıştırmaya çalışıyorsun! Buraya geldiğinde ne anlatacaksın ona?”

35- “‘Annemle babam birbirlerini öldürdüler ve ikisini bahçeye gömdüm… Hadi bana romantik şeyler söyle’ mi diyeceksin? Salak mısın sen?”

36- Melek bağırıp çağırıyor. Birden, ona daha fazla katlanamayacağımı hissediyorum: “Yeter” diyorum: “Sus… Sen gerçek bile değilsin.”

37- “Seni ben yarattım…” diye bağırıyorum bütün gücümle: “Ben hayal etmesem sen olmayacaktın. Şimdi hayatıma hükmetmeye hakkın yok!”

38- “Evet” diye fısıldıyor: “Beni bu cehenneme katlanabilmek için yarattın… Artık bir parçanım senin. Öyle istediğin zaman yok edemezsin.”

39- Melek’in sesi beni teslim alıyor: “Bu evde beraber yaşayacağız. Aramıza kimse giremez. Ne o salak oğlan ne de bir başkası. Bunu unutma.”

40- O konuşurken geceden kalan tüm yorgunluk çöküyor üstüme. Başım dönüyor, gözlerim kararıyor… Bayılmak üzere olduğumu hissediyorum.

41- Dayanamayıp yığılıyorum Melek’in ayaklarının dibine. Son duyduğum, kapının zili. Doğu geldi. Melek diyor ki: “Aklından bile geçirme.”

42- Emekleyerek, dört ayak üzerinde ulaşıyorum kapıya. Elimi uzatıyorum açmak için. “Buraya gel!” diyor Melek: “Bu yaptığın büyük bir hata!”

43- Kapı nihayet açılınca Doğu dört ayak üstündeki bana gülerek bakıp başımı okşuyor: “Kapı açmayı ne zaman öğrendin sen, akıllı köpek…

44- Sonra beni geçip Melek’e gidiyor ve resmen öpüşüyorlar. Sevgili gibi. Melek bana “seni uyarmıştım, iyi halt yedin” der gibi bakıyor.

45- Doğu ve Melek, siyah-beyaz bir dünyada sarmaş dolaş. Bir şeyler söylemek istiyorum ama boğazımdan yalnızca korkunç hırıltılar çıkıyor.

46- İçimi yakan kıskançlık ateşi ve acı, hızla vahşetin çağrısına dönüşüyor. Uluyarak ve arka ayaklarım üzerinde yaylanarak saldırıyorum.

47- Sivri dişlerim Doğu’nun narin boynuna geçiyor. Ağzıma kan doluyor. Sıcak… Sevgilimin acıyla haykırışı oluyor, duyduğumuz son ses.