Categories

A sample text widget

Etiam pulvinar consectetur dolor sed malesuada. Ut convallis euismod dolor nec pretium. Nunc ut tristique massa.

Nam sodales mi vitae dolor ullamcorper et vulputate enim accumsan. Morbi orci magna, tincidunt vitae molestie nec, molestie at mi. Nulla nulla lorem, suscipit in posuere in, interdum non magna.

SSS: SESLİ SORULMAYAN SORULAR – Bir Başka Twitter Hikayesi

Gunessunny twitter alemini bırakıp gitmiş. Eskitmiş… Ee twitter’da bitip gittiyse sırada ne var diye sormadan geçemeyeceğim gunessuny. Kendisini twitter’ı bırakıp gitmeden twit twit bir kısa hikaye yazmıştı. Ancak hikayesinde bir terslik vardı. Çünkü tersten yazıyordu, yani sondan başa doğru 🙂 Twitter hesabını silince de bu hikaye internet sonsuzluğundan yokolmuş oldu. Allah’tan ben bir copy paste almıştım. Buradan da yayınlayarak O’nun hikayesini ebedileştiriyorum. Hayır Güneş izin almayacağım bunun için senden 🙂

  1. 29 Ocak 2010 Kısa Hiyake- SSS: SESLİ SORULMAYAN SORULAR
  2. “Her bitiş bir başlangıçtır dostum” diyerek içeri giren sesin sahibini tanımak için uzandığı rafların ardından gözünü kapıya çevirdi.
  3. Pek şaşırmadı. Böyle klişe bir lafı ancak böyle klişe tipte ve kibirli bir adam sarfedebilirdi, içinden onu küçümsedi.
  4. Bir defa olsun şu dükkâna gelen biri de bilmediği bir şey söyleseydi, şaşırtsaydı onu, gerçek bir duruşu olsaydı bir insanın da.
  5. Adam telefonu kapadı ve fazla kendinden emin bir tavırla “Hiç sıkılmayacağım bir oyuncak arıyorum kendime, ne tavsiye edersiniz ?” dedi.
  6. Lâl’in içindeki alay duygusu öfke taşıyan bir sabra dönüşüverdi. Müşterisi bile olsa hoşlanmadığı insanlara hoşlanmış gibi davranamazdı.
  7. Sorusunu cevaplamak için ona yaklaştı. “Hiç sıkılmamanız için hiç oynayamayacağınız bir oyuncak olmalı, mesela şu tahta at gibi.
  8. Sizin yaşınızda biri ne yazık ki bu tahta ata binemez dolayısıyla o her zaman hayalinizde aynı kullanılmamışlığıyla kalır.”
  9. Alaycı bir tebessümle, “Siz buranın sahibi misiniz?” diye sordu. “Evet.” “Değişik bir oyuncak satma politikanız var, alıyorum bu atı.”
  10. Paketleme ve ödeme sırasında kredi kartı slipinden okunan isim; Tan … Hiçbir müşteri bu kadar kısa sürede onu bu kadar etkilememişti.
  11. Ve o, en sevdiği tahta atı satın alıp gitmişti, o dükkandan çıktığında tarifi zor bir duygu aldı Lâl’i.
  12. Ona ait olan bir şeyleri ya da bulacağına inandığı her şeyi o kısa sürede kendine katıp gitmişti.
  13. Gidişini izledi. Denizcilik malzemeleri satan çapraz dükkana girdiğini gördü. Vazgeçti, raflara geri döndü geri geleceğini biliyordu.
  14. En derinde ve ilk sezgisi onu hiçbir zaman yanıltmadığı gibi bu sefer de, sezgileri galip gelmişti.
  15. Arkası gelen oyuncak alışverişleri, uzayan kahve sohbetleri, deniz ve yelken ile ilgili hikayeler, yelken gezileri ve aşık olma hissi.
  16. Özgürlüğünü kaybetme, mükemmel olmayan bir insana yenilme korkusu, uzaklaşmalar ve sonunda karşı konulamayan en içten yakınlaşmalar.
  17. Karşılıklı duyguları arasında müthiş bir denge vardı. Biri 1 adım fazla geldiğinde diğeri geriye adım alırdı, vals yaparcasına.
  18. Şimdiki valslerini o bilmediği bir yere, bilmediği bir sebepten giderken bu tren garında yapıyorlardı, bütün hatıraların üstüne.
  19. Tan’ın kendisi hakkında hissettiklerini biliyordu, bilmediklerini de bir gün öğrenecekti ve her şeyin bir zamanı olduğunu kabullenmişti.
  20. Onun aklının içine bakmaya çalıştı. Ama bu sefer bir perde vardı, göremedi. Sakladığı bir şey vardı. Evet, vardı.
  21. Bu hayati ameliyattan bahsedip onun gerçekleşebilecek hayallerini yıkamazdı. Lâl ise habersiz son bir kez çabalarına devam etti.
  22. “Seni sorgulamıyorum, çünkü cevaplarını bilmesem de doğru cevaplar olduğunu biliyorum, ve bu duyguların sürekliliğine de inanıyorum…
  23. …Şu an yaşamaya hazırlandığımız geçici ya da kalıcı bir ayrılık olsa da, bizim hissettiklerimiz hep aynı kalacak. Biliyorsun.”
  24. “İkimiz birlikteyken sana birşey söylememe gerek yok. Ama şimdi sana seni sevdiğimi söylüyorum, birlikte olmayacağımız zamanlar için.”
  25. Onu dinlerken gözü billboarddaki film afişine takıldı: Hayat biz planlar yaparken başımızdan geçenlerdir. Gerçekten de öyleydi.
  26. Dokuz aydir hayati son sürat degismekteydi. Fakat bu sefer icindeki kadercilik kontrolü ele almisti. Artik sorgulamiyor, yasiyordu.
  27. Birlikte trene dogru yürürlerken ilk defa olarak Lâl’in aklında sorular, Tan’ınkinde ise olası cevaplar vardı.
  28. Henüz hiç cevap alamamış olmasına rağmen Tan’a bir kez daha sordu “Neden gidiyorsun? Suskunluk. Bildiklerini bilmedikleri birşey vardı.
  29. Su anda onun gözyaslarina karsi hicbir sevkat gösteremezdi, aci ve acima duygulari sadece yolculuk sonunda girecegi ameliyata aitti.
  30. “Lâl sakın korkma, bir ‘Issız Adam’ olmadıgımı göreceksin” dedi ve saçlarından son bir nefes çekerek gözlerini öptü. Zaman gelmişti.
  31. Yavaşça bedenleri sonra elleri uzaklaştı birbirinden. 1,2,3. basamaktayken artık trendeydi. Ona arkasını hiç dönmedi.
  32. Son kez bakısarak veda etti. Tren hareket etmeye basladıgında vagon koridorlarında hızlıca ilerledi, kendi kompartmanına gelince durdu.
  33. Kondüktörün soğuk selamsızlıgını “İyi geceler efendim” diyerek cevapladı. Kompartmanına girdi ve trenin hızına uyup düşüncelerine daldı.
  34. İlk kez tanıştıkları, o oyuncak tahta atı aldığı günü, sonra da denize açılmadıkları günleri nasıl geçirdiklerini hatırladı.
  35. … Bütün 1 günü onun oyuncakçı dükkanında beraber geçirdikleri günlerin hiçbirinde de kendini dünyadan soyutlanmış hissetmemişti.
  36. Hatta onunlayken kendini yalnız oldugundan cok daha özgür hissediyordu, buna hic ihtimal vermezdi oysa ki, başka biriyle özgürleşebilmeye.
  37. Hayır 1 aşk hikayesi değildi bu, hayatındaki en hakiki kurguydu. Onu dalga dalga çalkalıyor, rüzgar rüzgar sürüklüyordu kendi tabiatında.
  38. Rüzgara yakın giderken nasıl da mutlu olurlardı, birlikte hayata karşı orsalıyorlardı sanki, inadına herkes gibi kafayı açmak varken..
  39. Sevinç gözyaşları hiçbir zaman sahte olmaz. O rüzgarda gözlerinden taşan her yaş mutluluktandı. Bir anda, kendini fazla iyi hissetti.
  40. Kompartmanın penceresinde kendi yansımasını izlerken, raylarda yankılanan metalik sesin ritminde ruhu arsızca dansı ediyordu yine.
  41. Aşka olan inancı hala ne kadar kuvvetli olursa olsun, özgürlük aşkından öne geçemiyordu.

Kısa Kısa Şubat 2010

  • Şirket artı blog emaillarımın toplamında 1000’i aşkın okunmamış mail oluştu. Bu da Windows Mail’da bayağı bir birikim demek. 1000’e yakın okunmamış mail varken yaklaşık bir 500 tane de okunmuş halde silinmeyi bekliyor. Biriktirip biriktirip silmek huyum. Kurusun.
  • Avatar’ı izledim sonunda. 3Boyutlusundan.  Valla Real 3D olayı gerçekten güzelmiş, daha önce izlediğim 3 boyutlu film ile alakası yoktu. Ve evet Avatar filmini ismi hariç çok beğendim. İsmi keşke başka birşey olsaydı. Benim için tek Avatar vardır, o da hava bükücüdür.
  • Twitter’a pis sardım. Facebook ve Twitter sürekli açık Firefox’umda.  MSN’i ise açmayalı aylar oldu. Hey gibi MSN hey. Ulan dışarı Alsancak’a çıkardım gene MSN açık kalırdı, cool bir eda ile Out’n’About yazardım. Twitter’da takip edin beni anacım…  http://twitter.com/mentalmast
  • İşe güce devam. Hayat işten eve evden işe, haftasonu rakıya rutininde devam ediyor. Allah bugünümüzü aratmasın.
  • Amcalık da devam ediyor. Yavru diyorum bu aralar bebişe. Yavru napıyor, yavru nasıl diye 🙂 Bir de evde benim bebeklik resimlerim çıkartılmış durumda, yavrunun bebekliği benim bebekliğime de benziyor.
  • 1 Mart’ta tek ders sınavım var. Okuluma 2003 girişliyim. 7 sene mi oluyor? İstatistik 2 dersinden tekrar sayım ya 7 ya 8.  Bugün hocayı görmeye gittim. Yoktu. Asistanı göreyim dedim. Hatırladı beni adam. “Sen uzun süredir tek ders sınavından geçemeyen ilk adamsın” dedi. Tabii ben hiç çalışmadan lay lay beni geçirirler diye gitmiştim. Meğer öyle değilmiş.  Valla bitirip kurtulacağım artık şu üniversiteyi. Bazı geceler kabusum oluyor, sıkıntıyla uyanıyorum.
  • Ayça’nın Astronot albümünü sarıp sarıp dinliyorum arabada Ipod’u evde unuttuğum zamanlar.
  • Bomba bir ünivesite yazım geliyor.
  • Başka bir bomba Twitter yazım var.
  • Ayrıca MeGu Project adında belki de beceremeyip yüzüme gözüme bulaştıracağım bir foto projesi var kafamda. Birazcık daha vaktim olsa keşke.
  • Başucumda inanmayacaksınız ama 6-7 kitap var. Çoğu da çizgi roman. Şu NTV’nin edebiyat klasikleri çizgiromanlarından. Ama vakit yok. Mecal yok. Keşke mirasyedi olsam da okusam 🙂
  • Kurban albümü Sahip çıkacak diye büyük bir bekleyiş var. Bekleyişin büyüklüğü kitlesinden değil zamanından. Eylül’den beri albüm yakında çıkıyor deniyor. Ben de aporttayım.
  • Bahar mı geldi yoksa ben hasta olmak üzereyim diye mi hapşırıyorum sürekli?
  • Bilenler bilir, 2009 haziran ayında nur topu gibi bir E71 almıştım kendime. Acaba 12 aylık taksidi bitince E72 ile farkı neyse vererek yenilesem mi telefonu?
  • Ha bir de iyice yaşlılar gibiyim telefonda. Nokia Tune ile gelen telefonun melodisini hiç değiştirmedim.
  • Onu da geçtim, artık SMS atan ya da alan bir adam değilim. Çok acil ya da bıcırık durular olmadığı sürece SMS atmıyorum, çünkü 30 kuruş gibi fahiş bir fiyat paketimde 😀 Herneyse Haziran’dan beri gelen 650 spam SMS’i hiç silmeye kalkışmadım. Ayrıca telefonu aldığım günden beri 1000 tane foto çekmişim, onlardan da hiç silmemişim. Hepsi de bilgisayarımda yedekli. Neyse ki bu SMS temizlemesi için imdadıma Nokia PC Suite yetişti. Tak diye önüme dizdi SMSleri ben de bütün spamları sildim 🙂
  • Aklına insanın eski günler de gelmiyor değil bu SMS ile. Ben o ilk 1000 bedava mesaj çılgınlığına katılmıştım Turkcell’in…. İnsan eskiden sevgili mesajları saklardı, büyüdükçe takılmıyor artık kütükleşiyor böyle detaylara… Ya da artık liseli değiliz heyecan vermiyor böyle şeyler bizlere.
  • Güncemde eskisi gibi içten yazılar yazmadığım kritiği aldım. Doğrudur bu aralar biraz kolaya kaçıyorum. İşte hiç yazma imkanım yok, eve gelince de inanın yattığım yerden kalkıp da ağır derin konulara giresim gelmiyor. Biraz daha keyiflensin hayatım döktüreceğim. Kafamdan neler yazmak geçiyor ama yorgunluk ve bıkkınlık hepsini alıp gidiyor benden….
  • Kısa kısa ayağı göt ayağı bildiğin uzun uzun oldu bu….

Kalemler ile Seks Dünyası

Çok iyi düşünülmüş, başarılı bir ilüstrasyon bu. Seks çeşitlerini, pozisyonlarını ya da terimlerini klasik gündelik tükenmez kalemlerle resmetmiş kim yaptıysa. Mavi kalem erkek, kırmızı kalem kadın… Anlamadığınız olursa bana sorun 🙂

Hokkabaz Olmak İsteyenlere Sihirbaz İlüzyonları

Silecektim yayınladığım bu arşivi. Silmeden paylaşayım istedim. İçinde 200’e yakın hokus pokus sihirbaz sırrı yazılı bir e-book arşivi. Ama ne yazıkki ingilizce. Eğer siz de bu tip hokkabazlıklara meraklıysanız tam size göre. Benim bu tip şeyleri merak edip okuyacak vaktim ne yazıkki yok. Meraklılarına

1000 Magic Arşivini indirmek için tıklayınız.

Sınav Bahtsızlıkları Ya da Salaklıkları

Hepimiz öğrenci olduk. Hepimizin nutku tutulduğu anlar, bahtı bağlandığı anlar olmuştur elbette sınavlarda. Adınız gibi bildiğiniz cevap, sınav heyacanı yüzünden aklınıza bir türlü gelmemiştir bitiş zili çalana kadar. Ya da sınav kağıdında bir soruyu görmemişsinizdir. Soruyu görüp de altında ufakça yazan ve soruyu çözmenize yarayacak olan o ufak bilgiyi görmemişsinizdir. Belki de kağıdın en altında formülleri sıralamıştır hoca ama siz son dakikaya kadar onun farkına varmamışsınızdır. Ya da sınavdan önce nokta atışı yapıp belirli başlı konulara çalışmışsınızdır ve kumarda kaybedip bütün soruların çalışmadığınız yerden geldiği sınav kağıdını almışsınızdır.

Bu tip şeyler öğrencilik hayatında doğaldır. O an beyninizden kaynar sular dökülür, kendinize kızar ya da dövünürsünüz ama ilerleyen mezun yıllarınızda bunların hepsi size tatlı birer anı olarak kalacaktır.

Bu resmini yayınlamış ve Türkçe’ye çevirmiş olduğum sınav kağıdını bir anı olarak yaşamak istemezsiniz tahminen. Öğrenci, hocanın son sınavda sadece test olarak Doğru-Yanlış sorduğunu duymamış, duymadığı gibi girdiği sınavda soru kağıdını okuma gereksinimi bile duymamış olacak ki, A seçeneği Doğru, B seçeneği Yanlış olarak kodlanmış sınav kağıdının hepsini C  olarak işaretleyerek kendisine tek yönlü bir sınıfta kalma bileti kazanmış 🙂