Categories

A sample text widget

Etiam pulvinar consectetur dolor sed malesuada. Ut convallis euismod dolor nec pretium. Nunc ut tristique massa.

Nam sodales mi vitae dolor ullamcorper et vulputate enim accumsan. Morbi orci magna, tincidunt vitae molestie nec, molestie at mi. Nulla nulla lorem, suscipit in posuere in, interdum non magna.

Bir Zamanlar İzmir’in Arka Bahçesi Olan Çeşme

Çeşme, İzmir’lilerin Türkiye’den sakladıkları bir cennet, bir arka bahçeydi bundan çok kısa bir süre önceye kadar. Ancan ne olduysa oldu, birkaç girişimcinin, Çeşme’linin Çeşme’yi Show TV vb magazin programlarında tanıtımını desteklemesi ve pompalanan Bodrum vs. Çeşme kıyaslamaları sonucunda Çeşme bir anda Türkiye çapında popüler oldu.

Son 5-6 senede Çeşme’de inanılmaz bir değişim oldu. Ben Çeşme’yle yazlığımız olmasından ötürü 1985 yazının Temmuz ayında, doğumumun 2. haftasında tanışmışım. Biz İzmir’liler için Çeşme yazlıkçı mekanıydı. Okulların kapanması ve karnelerin dağıtılması ile herkes yazlığına, yazlığının bulunduğu siteye göçer, bütün bir kış görüşmediği yazlık arkadaşları ile yeniden kaynaşır, öğlenleri denize girer, akşamüstüleri uyur, akşamları da gene arkadaşları ile bakkalda buluşup oyunlar oynardık.

TVlerdeki reklamları ile özellikle İstanbul ve Bursa’dan bir çok kişi yaz tatili için Çeşme’ye gelmeye başladı. Çeşme’de otel sayısı fazla değildir, 5 yıldızlı otel sayısı iki elin parmaklarını geçmez. Hep irili ufkalı pansiyon ya da moteller vardır çünkü yıllar yılı Çeşme yazlıkçı mekanı olarak anıldı. Son yıllarda İstanbul’lu büyük yatırımcılar tarafından otel yatırımları gerçekleştirilmeye başladı.

Çeşme’nin Türkiye çapında nam salması ile biz İzmirlilerin hayatında ilk değişen şey fiyatlar oldu. Çeşme’deki yeme içme fiyatları gözle görülür şekilde bir anda yükseldi. Daha sonra yükselen emlak ve arazi fiyatları oldu. Alaçatı bizler için köylülerden yumurta, sebze, meyve alınan bir köy, elektrik faturalarının yatırıldığı bir vezne iken bir anda Türkiye’nin butik mağaza, cafe ve otel cenneti oldu. Çeşme genelinde bir çok kalitel cafe, bar, club ve beach açıldı.

Geçen seneye kadar Çeşme’nin bu abartılmış, şişirilmiş halinden pek zevk almıyordum. Ancak nedense bu sene artık alıştım ve Çeşme’den daha çok zevk alıyorum. Her ne kadar kazık ve abartılı olsa da Çeşme candır. Asıl sevgilim, biricik Bodrum’umun yerini alamasa da Çeşme bizim arka kapımızdır.

Bir zamanlar Çeşme dedik ya. Çeşme’nin dağları taşları bir zamanlar dutluk bile değilmiş. Otluk, çalı çırpı, taş toprakmış. Resimlerden de göreceksiniz heryer bakir. Ah ah o zamanlar tarla fiyatına kapatmak vardı bütün arazileri =)

İstanbul’da Trans ve Gay Pride

İstanbul’da böyle bir etkinlik yapılabileceği hiç aklıma gelmezdi. Duymadım da gerçi medyada çok takip etmesem de. Transesksüellerin ve gaylerin hiç meraklısı değilimdir, ama onlarında kendi hayatını yaşamaası gerektiğini düşünürüm. Bana bulaşmasınlar, sarkıp taşkınlık yapmasınlar, kendi kendilerine, kendi çevrelerinde yaşasınlar saygım sonsuz.

Fahişelik yapan travestiler yolda yürürken rahat versin, sarkıntılık etmesin yeter. Gay erkekler de size ektra ilgi göstermesin. Gerçi gay erkekler de gidip straight erkeklere ilgi göstermiyorlar tabiiki, onlar da kendi cinslerinden hoşlanıyorlar. Lezbiyen kadınlara ise saygım sonsuz. Önümde saatlerce sevişebilirler =)

Şaka bir yana, bu ülkede 1 Mayıs ruhu ile eşcinsellerin Lambda örgütü bile kabul görmedi. İsimleri okunmadı. Sonra müdahele edildi de onlarda 1 Mayıs kutlamalarında adını duyurabildi.

İstanbul’da 10-13 Haziran 2010 tarihleri arasında Trans Pride yapılmış. Geçtiğimiz haftasonu daha kapsamlı etkinliklere sahip olan ve 1 hafta süren İstanbul Gay Pride yapılmış. Bu etkinliğin 18.cisi düzenlendiğine inanamadım. Hiç duymamıştım taaki Facebook’ta fotolarını görünceye kadar.

Gay Pride bir haftalık LGBTT haklarını ve kültürünü yaşatan çeşitli kültürel etkinlikler barındıran, son gününde de “Onur Yürüyüşü” adı verilen (Pride) yürüyüş ile son bulan bir festival.

Bu iki festivalde de yürüyüş İstanbul’un en yapılabilecek yeri olan İstiklal’de yapılmış. İşte ondan görüntüler de burada;

Gay Pride Resimleri

Trans Pride

İnci Sözlük ve Facebook Saldırısı

İnci Sözlük gene yapacağını yaptı ve kendisine 4. yıldız olarak Facebook’u taktı. Bir İnci’ci olarak gurur duyduğum bir hareket bu =)

Olay çok basit aslında, bunu dünyanın her yerinden organize her grup yapabilir. Facebook’ta tercüme edilen diller, Facebook kullancıları tarafından çevrilmektedir. Bu işe gönül vermiş bazı kişiler Facebook’un Translation uygulamasında İngilizce sözcüklerin karşılıklarını kendi dillerinde yazarlar, diğer çevirmenlerin oylamasına sunarlar. Çevirmenler tarafından en çok oylanan sözcük sitede görünür.

İşte bu mantıktan yola çıkarak İnci Sözlük yazarı “atyaragi” güzel bir organizasyon ve izahat ile İncicileri bu saldırıda komuta ederek İnci’ye 4. şampiyonluğu yaşatmıştır =) Facebook’u sadece Türkçe kullananların görebildiği bu saldırıda çok komik görüntüler ortaya çıktı =)

Bir de bazı gazeteler İnci’ye hacker demiş. Çok içerlendi inciciler. Ben İnci’yi daha çok bir anarşi öğesi olarak görüyorum. Bu kadar iyi organize olabilen başka bir topluluk dah yok!

İşte saldırıdan görüntüler;

Aşk-ı Memnu Final Senaryosu

Bugün internette Aşk-ı Memnu Final bölümü senaryosu diye bir word dosyası dolanıp durdu. Baktı okudum sonunu, acaba gerçek mi değil mi diye teredütte kaldım.

Bölüm başlayınca da açtım senaryoyu şu ana kadar yarım saat geçti, senaryo tutuyor. Şimdi iki seçenek var.

1- Senaryo gerçekten bir bilgisayardan aşırıldı, setten dışarı çıktı.

2- Bilerek medyaya ilgi çekmek için fake bir final sahnesi olan senaryo salındı. Herkes okudu ve bu konuyu konuştu. Sonunda da farklı bir final ile karşımıza çıkacaklar ve herkese sağ gösterip, sol vuracaklar.

Senaryoyu Yüklemek için Tıklayınız

NOT: Ben Aşk-ı Memnu izlemiyorum, sadece finali izliyoru sırf bu senaryo geçti diye 🙂

Tatil mi Gerek Ne?

Farkındaysanız arka arkaya kaldığım otelerden, eski tatillerimden, ya da başkalarının tatillerinden bahsedip duruyorum. Esasında benim tatilim gelmiş. Tatilimin gelme sebebi çok yorulmuş olmamdan mı yoksa iş hayatından bıkmamdan mı bilemiyorum, üzerine oturup bol bol düşünmem lazım bunun cevabı için.

Tatil lazım, tatil iyi gelir tabi… Ama imkan yok. Tatil kafası yok ben de. Tatil yapabilmem için huzurlu olmam lazım, planlı olmam lazım. Ben hiç plansız çat kapı, spontane bir tatil yapmadım. Ayrıca ben hiç 3 günü geçen tatiller de yapamadım. Hep haftasonuna denk getirip maksimum cuma ya da pazartesi yarım gün mesaiden yiyip yaptım tatillerimi.

Tatil modum olmadığı gibi müsaitliğim ve durumum da yok. Karşim Ateşini Yolla Bana yazarı YiitK’nın İsviçre’de yanına gitmek istiyorum mesela… İstiyorum ama sadece. Daha henüz bir bilet alma, vize alma işlemi için tık yok… Bunun için müsait olmak gerek, kafanın rahat olması gerek.

İnsanlar tatile kafasını rahatlamak için gider, ben ise kafam rahat olmadan tatile gidemiyorum. Altımdaki çalışanların bile yılda en az 15gün tatil izni var. Benim tatillerim acaba 15 günü tamamlıyor mu? Bayram ya da haftasonu olmadan ben bir kaçamak yapamıyorum.

Değiyor mu bu kadar hayatı es geçmeye, işe kaptırmaya… Emeğimin, ömrümden ayırdığım vaktin getirisi bu götürüyü karşılamaya yetiyor mu?

Tatilsepeti’nin sloganı çok güzel. “Hepimiz tatil için çalışıyoruz…” Ben artık tatili geçtim, erken emeklilik için çalışıyorum…

Mutsuzum lan ben!