Categories

A sample text widget

Etiam pulvinar consectetur dolor sed malesuada. Ut convallis euismod dolor nec pretium. Nunc ut tristique massa.

Nam sodales mi vitae dolor ullamcorper et vulputate enim accumsan. Morbi orci magna, tincidunt vitae molestie nec, molestie at mi. Nulla nulla lorem, suscipit in posuere in, interdum non magna.

Kısa Kısa Eylül 2011

  • Uzun süre yazamadığım zamanlarda başvurduğum “Özet geç piç” tadındaki kısa kısaların Eylül 2011 için geçerli olanına hoşgeldiniz.
  • Yazamıyorum ama bu boş beleş sıkıntılı isteksiz olduğumdan değil, bilakis doluluktan yazamıyorum.
  • Haftanının en az 4 günü alkollüyüm eylül başından beri. Çarşamba, cuma, cumartesi, pazar. Bunlara bazen salılar da katılıyor. Rakı üstü viski ya da votka yapmaktan bitik haldeyim.
  • Durum böyle olunca yazmak üzere oturamıyorum bilgisayar başına. En fazla dizi mizi izleyip, 4sq ve Twitter takılıyorum. Yazacak şey bende bitmez. Kafa toparlanmıyor sadece.
  • Bayramdan beri 5-6 kilo araka 90kg olan genç benim!
  • Nasılsa askere gideceğim yaaa orada 15kg veririm diyerek hala yeme ve içme aktivitelerine devam eden genç de benim!
  • Bu arada İstanbul’a gittim geldim. Herkesten kaçak, çok az sayıda kişi bildi duydu.  Vakit dar olunca mecburen!
  • Teoman’ın müziği bırakacağım diyip, tükürdüğünü sonra yalayamaması gibi ben de herkeslere her alandan “Aralık’ta askere gidiyorum” diyorum. Son anda vazgeçmeyip, caymamak için. Gerçi hala bu isteğimi askerlik şubesi bilmiyor. Lan bi de geç kalırsam ve almazlarsa Aralıkta?
  • 90kg olduğum için giyemedim bir sürü don, mayo, tshirt ve pantolon var. Takım elbiseleri denemiyorum bile!
  • Foursquare’de yazarlık ve superuserlık tüm hızıyla devam ediyor. Bu ay ilk kez Mental Masturbasyon’dan çok 4sq Türkiye yazısı yazmış olacağım.
  • Şişman olmak rahatsızlık verici birşeymiş. Bolca terlemek, göbek ve memelerin çıkması ile çirkin görüntüler vermek. Hiç bana göre değil.
  • İzmir sezonunu açtım ama hala Çeşme’yi kafamda bitiremedim. Haftasonu beklerim anacım.
  • Kısa kısaların arkası iyi yazı yapar hep! Beni bekleyin anacım!

Eylül

иконопис

Eylül ayı diğer 12 ay içinde en farklı olanıdır bence. Eylül’de bir yazın bitiş hüznü vardır. Havalar yavaşça serinlemeye başlar, yaz meyveleri yavaş yavaş ortadan kaybolur. Eğer yazı yazlıkta geçiriyorsanız kışlığa göçler başlar. Öğrenciyseniz uzun tatil biter ve yeniden okula başlarsınız. Kuşlar göçeder. Günler kısalmaya başlar.

Eylül’ün hüznü olduğu kadar ayrı bir güzelliği de vardır. Özellikle İzmir’de yaşıyorsanız. Benim İzmir’de en sevdiğim ay Eylül’dür. Ne yaz kadar sıcak, ne kış kadar soğuktur. Yayılırsınız Alsancak’ın sokaklarına, Kordon sahiline. Yersiniz, içersiniz, muhabbetten muhabbete koşarsınız. Herkes yeniden dönmüş olur İzmir’e. Kıştan özlediğiniz ortamlara yeniden dönersiniz. Yeni mekanlar açılmış olur yaz boşluğunda onları keşfedersiniz.

Eylül bunun gibi çelişikilerden midir bilinmez, müzikte en çok bashi geçen aylardan biridir. Ufak çapta hepsine değinmek isterim.

 

En bilindilk Eylül şarkılarından birisi Alpay’ın Eylül’de Gel’ şarkısıdır. Bu şarkıyı geçtiğimiz yıllarda Göksel de güzel o derin buğulu sesi ile güzel yorumladı. Bu şarkı yazın gelmesi ile yaz tatilini ayrı geçireceklerin derdini anlatır. Der ki;

Tatil geldiği zaman 
Ağlarım ben inan 
Gidiyorsun işte 
Arkana bakmadan 
Nasıl geçer bu yaz 
Ne olur bana yaz 
Sen sen sen 
Sen bir ömre bedel 
Yok yok yok 
Gitme gitme gel 
Eylülde gel 

Şu son dönemlerde gerek Teoman ile konsersinden olsun, gerekse Aşk Tesadüfleri Sever filminde Mehmet Günsur tarafından seslendirdiğinden olsun bir anda popüler olan bir Bülent Ortaçgil şarkısı vardır Eylül ile ilgili. Eylül Akşamı adlı bu şarkı, insanın içini kaplayan hüzünle karışık bir romantizm yaratır bünyede. Bülent Ortaçgil, şarkısını yıllarca aynı mahallede bir eylül akşamı dışında hiç karşılaşıp, hiç tanışmadığı eşi ile tanıştığı an için yazar. Karısına olan aşkını, aşk kelimesini kullanmadan anlatmıştır. Şarkının en iç parçalayıcı kısmı ise şudur bence;

belki benim kağıt param, 
bir şekilde, döne dolaşa 
senin cebine girmiştir 
belki aynı posta kutusuna, 
değişik zamanlarda da olsa, 
birkaç mektup atmışızdır 
ayın karpuz dilimi gibi 
batışını izlemişizdir deniz kıyısında 
aynı köşeye oturmuşuzdur köhnede 
belki de birkaç gün arayla 
olamaz mı? 
olabilir. 

onca yıl sen burada 
onca yıl ben burada 
yollarımız hiç kesişmemiş 
şu eylül akşamı dışında. 

Bir başka Eylül şarkısı da Keremcem‘den gelmişti 2005 senesinde. Sözü ve müziği Yunus Adak’a ait olan bu parçada Keremcem yakınıyordu aşkına “Eylül’ün ortasında, Yak beni yağmur öncesi” deyu deyu.

Ortaçgil’in gölgesinde kalmış olmasına rağmen güzel bir de Pilli Bebek’e ait Eylül Akşamı şarkısı vardır. Ankaralı grubun bu dingin şarkısı, alkollü ve bulanık kafayla dinlenemeyecek kadar ağır giden bir şarkıdır. Arka arkaya dinlendiğinde duvar etkisi yapabilir. Özellikle eylül akşamlarında. Aşkı arayan ya da aşka döneceklere dairdir. Der ki,

Yorgunsun akan sudan daha çok yorgunsun 
Yalnızsın bir damla kadar göl içinde yalnızsın 

Aşka dönecek gibisin, gözlerinde atıyor kalbin 
Ve bir eylül akşamında yaprak çıtırtılarıyla yürüyorsun

Son paylaşacağım Eylül ise Pinhani’den. Bu şarkının hikayesi ilginç. Bu aslında Akın Eldes’in 2007 yılında yayınladığı enstrümental Eylül şarkısına, 2008 yılında Sinan Kaynakcı’nın sözleri eklemiştir. Grubun sitesinde yazdığına göre Akın Eldes kendince 1980 Eylül’ünde yaşadıklarını anlatırken, Sinan Kaynakcı da 2008 Eylül’ünde hissettiklerini aktarmıştır. Pinhani’nin tarzına çok uygun, slow ve duygu yüklü bir parça olmuş. Şarkının sözlerinde ise hiç “Eylül” kelimesi geçmez;

Sanki kayboldum her yanımda yabancılar
Bütün bildiğim doğrular yanlış
Çünkü sorduğum her soru büyük bi fırtına
Bu yağmurda hiç kimse ıslanmazmış
Üç beş ay sonra belki her şey düze çıkar
Kalan sağlar birlikte kurtulurlar
Ben bi yelkovan akrebimse güneşle ay
Geçen her gün bir çizgiyle karşımda
Ay doğar güneş doğar
Ve ay yeniden doğar biter bir gün daha
Uyur tüm insanlar mışıl mışıl

Eylül’ün romantizmi dışında, bir de tarihimizde acıklı bir geçmişi vardır. Eylül ayı bizim tarihimizde 12 Eylül’ü anımsatır. Bununla ilgili de  Suavi ve Grup Yorum‘un Eylül şarkıları vardır. Onlar Eylül’ün bu yönüne  eğilmişler.

Yabancı müziklerde de onlarca “September” şarkısı olmasına rağmen bence kayda değer 3 şarkı vardır. Natalie Imbruglia’dan Come September, Rod Stewart’tan September in the Rain ve de tabii ki Green Day’den Wake me Up When September Ends şarkısıdır bunlar. Hatta bu Green Day şarkıs sosyal ağlarda her Eylül başında bol bol zikir edilir. Sanki Eylül’de bir bok oluyor da ergen triblerine giriyor insanlar =)

Şiirlerde de bol bol vardır Eylül elbette. Ancak o benim uzmanlık alanıma girmediği için bilmediğim şeylerden burada ahkam kesmem. Ama araştırırken karşıma Edip Cansever’in Gökanlam şiirinden bir dize de çıkmadı değil hani;

“Neyse ki biz eylüldük de bitmezdik resimlerde

Sırasız, dengesiz, yapraksız öyle”