Categories

A sample text widget

Etiam pulvinar consectetur dolor sed malesuada. Ut convallis euismod dolor nec pretium. Nunc ut tristique massa.

Nam sodales mi vitae dolor ullamcorper et vulputate enim accumsan. Morbi orci magna, tincidunt vitae molestie nec, molestie at mi. Nulla nulla lorem, suscipit in posuere in, interdum non magna.

Bir Yemin Ettim ki Dönemem

Богородица20111229-170715.jpg

Bugün itibariyle ‘yemin töreni’ denilen acemi askerliği bitirip, usta askerlik dönemini başlatan seremoniyi yaşadım. Garip bir duygu. Askerlik ondan da garip. Ailemin gelişi ile ‘evci izni’ denilen hakkımı kullanıp sivile çıktım. Sivil hayatın içine düşmek de garip. Ama halen asker olduğum için bunları buradan yazamayacağım. Ama merak etmeyin, kağıt kalemle her günümü ve her günümün garipliklerini yazıyorum! 1 Haziran’da yayınlayacağım!

17 gün geçti. Bu sizler için çabucak geçmiş olabilir ama benim için 17 hafta gibi geçti. Ama artan bir hızla. Zamanla günler günlerin ardından geçecektir. Ne diyeyim azı gitti çoğu kaldı!

Ve Bu Çocuk Askere Gider

2 yıl, 1yıl, 6ay, 3ay, 2ay, 1ay, 15gün, 1hafta, 3gün kaldı derken an itibariyle askeriyeye teslim oldum! Askerliğe doğru günler günlerin ardından inanılmaz hızlı geçerken, biliyorum ki bu birkaç ay biraz kendini ağırdan satacak. Günler azaldıkça daha da yavaşlayacak. Olsun varsın hazırım…

Şanslıyım, bir büyükşehirde askerliğimi tamamlayacağım. Doğuya çıkanlara şans diliyorum, onlara gideceğim yeri söylemek bana koyuyor.

Askerlik garip birşey. Lise yıllarında pompalanan milliyetçi duygular ile “gidip aslanlar gibi yapacağız” naraları atıp, askerlikten kaçanları kınardık. Sonra aklımız ermeye, üniversitede eğitimlerimizi alıp, bireysel özgürlükçü kişiler olmaya başladıkça askerliği saçma ve kişinin özgürlüğüne bir müdahale olarak görüp orada burada saçma bulduğumuzu beyan edip kaçabildiğimiz kadar kaçıyoruz. Ancak bu ülkede vergiden, borçtan, cinayetten kaçarsın askerlikten kaçamazsın. Tıpış tıpış şubenin yolunu tutup bir şekilde yaparsın. Daha asker olmadan, sınav için sınav merkezine girdiğimde askerliği kabullendim, hiç kasmadım.

5ay 5 gün buradayım, bir şekilde bu iş bitecek. Kimler yaptı da geldi ben mi yapamayacağım? ABD’lilerin dediği gibi “lay low” takılarak, çok etliye sütlüye girmeden, hakkını da yedirmeden bu iş bitecek. Nasıl kendi beynimi iyi yıkamışım değil mi?

Gider ayakta şöyle tatlı bir video yayınlamak istedim. Bu video üzerinde Eylül’den beri çalışıyorum sıkıldıkça ve sonunda bitti. İlk bebeklikten videolarımla başlayan videoda ilk üniversite yıllarıdan şimdiye uzanan zaman zaman telefonla, zaman zaman dijital kamera ile çektiğim videolardan bir kolaj var.

Nostaljik insanımdır. Kimler gelmiş kimler geçmiş, neler neler yapmışız. Ex-sevgililer, eski dostlar, arkadaşların yanı sıra, uzun yıllara dayanan dostlukların temelleri bu videoda. Zaman gösteriyor ki, kimselere kızgın değilim. Zamanında ne kadar canımı sıkarsa sıksın, üzerse üzsün her insan için uygun bir detoks sürem var. Negatif olduğum insanlara zaman içinde nötrleşebiliyorum. Hayatıma girmiş çıkmış ya da hayatımda hala olan herkes beni ben yapandır.

İlk kez geçen gün yengenize izlettim. Tepki iyi eminim beni gerçek hayattan da tanıyorsanız çok seveceksiniz.

Şarkı çok manidar. Journey bu şarkıyı İzmir için yazmış deseler inanırım =) San Fransisco için yazılmış olsa da bana çok uyuyor.

when the lights go down in the city
and the sun shines on the bay 
do i want to be there, in my city oh oh

 Kendinize iyi bakın. Benden asker mektubu isterseniz formdan yazın adresinizi. Yazabilebilebilirim =)

 

Bozuk Paranın Gücü

Gittigidiyor’da ilginç bir alışverişim var benim. Ne zaman canım sıkılasa bir tane 1TL’ci bulup ıncık cıncık 10-15 parça alıp, 20-25TL’ye sinir stres atarak ıvır zıvır sahibi oluyorum.

Bu konserve kumbarayı da tamıtamına 60 kuruşa aldım. Gerçek konserve. Benimkisi haşlanmış kuru fasulye konservesi. Geçen sene Aralık’ta aldım. Tam 1 senedir bozuk para biriktiriyorum.

Bozuk paranın cüzdanımda yeri yok. Cebimde taşımayı da sevmem. O yüzden ya bahşiş bırakırdım ya sevgilime verirdim ya da evde vestiyere bırakıp ev ekonomisine katkıda bulunurdum. Ancak bu kumbarayı aldığımdan beri bozuk paralarıma sahip çıkıp hep eve kumbarama attım.

Panpa amma çok para birikmiş, tamı tamına 152,95TL! Ben ne çok para çarçur etmişim yıllarca bu bozuk paraları elimde tutmayarak? Şimdi güzel bir işe yarayacaklar. Askerde en çok lazım olan şey bozuk para. Çayın 15kuruş olduğu bir yerde 5 kuruşun bile hayati önemi var. Harca harca bitiremem ben bu parayı =)

Çalışan Sanal Sivil Megü’nün Askere Giderken Yaptıkları

Yaş olmuş 27, sürekli hareket halinde olan bir sivil hayata sahibiz. Bir de gerçek hayatımızın yanında süre gelen sanal hayatlar yaşıyoruz. Askerlik süresince sivilliğin yanı sıra sanal hayatınızdan da feragat ediyorsunuz. Ancak bunlar sizin asker olduğunuzu önemsemez ve gerekli tedbirleri almazsanız döndüğünüzde bazı şeyler çok canınızı sıkar. Ben ne yaptım mesala?
  • Kredi kartı ekstrelerimi aileme yönlendirdim.
  • Askerde olacağım tarihlere denk gelen domain bitiş sürelerini 1er yıl uzattım.
  • İş yerindeki masamı boşaltım.
  • Bütün müşteriler ile olan yazışmalarım, kartelalarımı arandığında kolayca erişilebilsin diye bir koliye topladım.
  • Epostalarımı toparladım, daha önceki yazışmalarıma ulaşabilmeleri için bütün laptopdaki özel maillarımı ve dosyalarımı kaldırıp, laptobumun şifresini kaldırdım.
  • Bütün müşterilerime askere gideceğime dair bilgi verip, yokluğumda taleplerini iletebilecekleri bir mail adresi bildirdim.
  • Buna rağmen mail atacak olanları mağdur etmemek için yine askerde olduğumu ve ulaşabilecekleri mail adresini bildiren bir oto cevaplayıcı kurdum.
  • Son 1 yıl içinde aldığım tüm notların bulunduğu 2011 ajandımı cillop gibi ortada bıraktım.
  • Hostinglerim için otomatik ödeme talimatı geçtim.
  • Filesonic ve benzeri dosya sitelerine olan üyeliklerimi iptal ettim.
  • Ailemden habersiz olan kredi kartlarımın taksitlerinden ötürü gelecek ekstreler için otomatik ödeme talimatı bıraktım.
  • Dünyanın binbir türlü hali var diye 2 tane çalıştığım bankadan 1000er TL’lik kredili hesap açtırdım.
  • Süresi 2012 Şubatta biten kartlarımı tarihleri uzasın diye yenilettim.
  • Hem Iphone 4’ün mikro sim kartını hiç bir telefona sokamayacağım için hem de tüm tertiplerime gerçek hayat cep telefonumu vermemek ve de askerken iş için müşteriler tarafından aranmamak için bir Hazır Kart aldım. Onu da PVC’letip kamufle ederek yanıma aldım.
  • Sevgiliye 6 ay boyunca “çok” sıkılmasın diye bir harddisk dolusu dizi ve film ayarladım.
  • Blogda başıma bela olabilecek ve kendimi savunamayacağım yazıları taradım sansürledim. (6ay yokuz çıkar çıkmaz mahkemeye götürürler alimallah)
  • Facebook’umda temizlik yaptım. Tanımadığım ve yıllardır önce bir kez tanışıp ekleştiğim insanları weakest link seçtim.
  • 4SQ’de de tanımadığım insanları uçurdum.
  • Bütün resimlerimi, özel dosyalarımı aldığım bir harddiske yedekledim. Yedek almayı sever, veri kaybetmeyi hiç sevmem!
  • Şirketin eposta şifrelerini gerekli yerlere emanet ettim. Sadece bilen biri olarak gitmek risk =)
  • Sosyal Medya’daki profil resimlerimi askerde olduğumu belirtecek şekilde değiştirip, cevap veremememin sebebini açıkça belli ettim.
  • Arabamı satmak istiyordum. Ancak gidene kadar alıcı çıkmadığı için noterden vekalet verdim.
  • Arabamı boşalttım!

Planking, Owling, Serdarortaçing ve Doğuşing

İlk planking vardı. Yüzüstü dümdüz yere uzanmak. Plank kalas demek. Kalas gibi dümdüz manasızca yere uzanmanız gerekiyor. Pasif protestocular tarafından topluca yere uzanarak bolca uygulanıyordu. Daha sonra ise internet ortamına düştü ve eğlenceli bir hal aldı. En yapılmayacak yerde planking yapmak asıl hedef oldu. Benim de modası bitmişken bir kaç denemem oldu. Birinde Tedirgin Serseri ile düet yaptık hatta. Bir de yengeniz özendi kendini kuyumcuların önüne attı..

Daha sonra planking is dead dediler. Owling yapın dediler. Baykuş gibi türemek! Olmadık yerlere tüneyip poz veriyorsunuz. Saçma ama eğlenceli birşey! Yine  Tedirgin Serseri ile bir denemem oldu.

Daha sonraları batmaning, skywalkering gibi daha komikleri de çıktı.

Yurdumuzda ise bize özgü iki akım çıktı. Serdarortaçing ve doğuşing. İkisi de bu ünlülerin aptal resimleriyle dalga geçmek için doğdu. Serdar Ortaç gibi açık buzdolabı önünde oturarak poz vermek Serdarortacing. Doğuş gibi elinde saksıyı kasıklarında tutmak da doğuşing oluyor. Benim de bir serdarortacing denemem oldu ama henüz doguşing yapamadım 😉