|
|
15 Aralık 2009 | Kategori: Alışveriş, Ekonomi, MeGu |

İlk kredi kartım 2003 Ağustos ayında geçmişti elime. Ailecek ilk çıktığından beri Yapı Kredi’nin kredi kartlarını kullanırız. Bu dediğim bayağı ciddi bir tarih oluyor, 1990,’ların başı gibi ben daha ilkokula yeni yeni başlarken babam kredi kartı ile öderdi Migros alışverişlerimizi. Ben liseyi bitirince, ehliyeti de alıp benzin ihtiyacım olacağını göz önüne alarak babam benim adıma bir kredi kartı çıkarttırmıştı.
İlk Worldcard’ım 900TL limitli bir karttı. Geldiğinde 2-3 hafta hiç kullanmamıştım bile. Alışkanlığım yoktu bu rahata. İlk kredi kartı kullandığım yeri hiç unutmam. Ateşini Yolla Bana’nın Yigit K’sı ile Alsancak Reci’s’de bir akşam yemeği yemiştik, ben de kardişime kartı ıslatmış olmanın raconuyla yemeğini kartımla ısmarlamıştım. Hepi topu 20 – 30 YTL gibi cüzzi birşey tutmuştu ama hatırası var, hatta arasam tarasam fotoğrafı bile var o anın, slibi imzalarken. Ha evet, ne güzel günlerdi onlar kredi kartı geçer, masada slibi imzalardık. (Bkz.Kredi Kartımda İmzamı Geri Verin!)
O zamanlar gençtim, tıfıldım, çömezdim… Liseden fırlamış, ünivesiteye geçmiş bir delikanlı olarak kızlar üzerimize akacak sanırdım. Kısa süre içinde kartın limiti 10Bin’e yükseldi tabii sunduğum belgeler sayesinde. İnternetten alışveriş manyağı olarak her yere otomatik ödeme talimatı verdiğim kredi kartı numaram ezberimdeydi ve hiç cüzdandan kart çıkartmadan her siteden ödeme yapabilir hale gelmiştim. İşte bu dönemde Platinum kart alarak cüzdandaki şeklime şekil katmak istemiştim. Ancak bankadaki hanım bana kart numaramın değişeceğini belirttiğinde dünyam yıkılmıştı. Kart yüksele yüksele Goldcard seviyesinde kalmıştı….
Neden tıfıldım çömezdim dediğimi anlamışsınızdır. Ne farkeder masada ödediğin hesap Platinum olsa Gold olsa ya da Ünivesite kartı olsa? Önemli olan kartının tıkır tıkır ödüyor ve ödeniyor olması değil mi?
İroni bu ya, geçen hafta Yapı Kredi bankasından aradılar. Benim iyi ve sayılı bir müşterileri olduğumu ve Gold Card’ımı Platinum karta yükseltmek istediklerini belirttiler bana. Numaram değişecek mi dedim. Evet dediler… Değişen birşey yok, zaten ironi de burada değil. İronik olan, beni iyi müşteri olarak sayması Krizin başladığından beri, yaklaşık 1 yıldır kartımın sadece asgari ödemesi ödeniyor. Durum böyle olunca da limite doğru giden bir borç birikimi oluştu. Yıllar yılı sen tıkır tıkır kartını öde iyi müşteri olma, şimdi en iyi müşteri sensin… Faiz ile para kazandırıyorsun ya bankaya
Kabul ettim tabii, göndersinler dedim, nasıl olsa benden yağlı müşteri yok… Şimdi bütün otomatik ödemelerimi yeni kart numarama aktarmam gerek… Ya da faturaların ödenmediğini görünce, yani yumurta kapıya dayanınca güncellerim otomatik ödemeleri
Şaka maka, platin grisi kart da ayrı bi havalı oluyormuş ya neyse
Popularity: 1%
8 Aralık 2009 | Kategori: Alışveriş, Kültürel |

Kara Cuma genelde uğursuz sayılan birgün olan ayın 13. günü cuma gününe denk gelirse kullanılan bir terimdir. Ancak Kara Cuma çılgınlı, Amerika’da bir alışveriş ve indirim sezonunun başlangıcı manasına gelir.
Amerikan kültüründe Thanksgiving, yani Şükran Günü, her yıl kasım ayının son perşembesi kutlanır. Bu perşembenin ertesi günü, yani kasım ayının son cuması da, geleneksel Noel alışverişi sezonunun başlangıcı, yani perakende mağazalarının inanılmaz indirimlere girdiği Aralık ayının başlangıcıdır. Mağazalar stoklarındaki ürünlere inanılmaz indirimeler yaparak hem stoklarını temizler, hem kar eder, hem de insanları Noel havasına sokup mutlu eder.
Resmi tatil olmamasına rağmen, bir çok çalışan, birgün öncesinin resmi tatil olan Şükran Günü olmasından yararlanarak işlerinden izin alıp, haftasonunu da tatillerine katarlar. Bu da Kara Cuma’da daha çok kişinin alışverişin ilk günü kendini mağazalara atmasına sebep olur.
İndirim büyük, stoklar snırlı olunca, insanlar mağazaların kapısında yatıp kalkıp açılmasını bekliyorlar ve istediklerini alıyorlar. Amerika kelimenin tam anlamıyla bir tüketim toplumu, bu tip izdiham ve çılgınlıklardan da bu çok rahat anlaşılıyor.
Reuters Ajansının istatistiklerine göre her sene kara cuma’da 140 milyon civarında insan alışveriş merkezlerine ya da mağazalara akın edip alışveriş ediyor. Resimler zaten bunu anlatmaya yeterli gibi
Popularity: 1%
13 Temmuz 2009 | Kategori: Alışveriş, MeGu |
Ekonomik kriz tekstil sektörünü, doğru orantı da işimizi ve piyasaları inanılmaz derecede etkiledi. İşimiz gün geçtikçe zorlaştı. Tekstil piyasası tam bir kurtlar sofrası oldu. Durum böyle olunca hergün yoğun stres, gerginlik ortamında çalışır bulduk kendimizi. Ben buna bir günü 2 gün olarak yaşamak diyorum. Her çalıştığımız gün, ömrümüzden 2 gün eksiltiyordu.
Abim de bu durumdan bayağı etkilendi. Kendi sorumlu olduğu işler ve müşterilerde yaşanan sorunlar ve onları çözme girişimleri çok da iyi sonuçlanmadı ve sinir harbi sonucu kendisi bayağı bir yoruldu ve yıprandı. Kaçıp gitme isteğini 15 gün Amerika’da arkadaşlarıyla oraya yerleşen arkadaşlarını ziyaret edip gezip tozarak giderme yoluna gitti. Biz de kapat telefonunu bak dalgana dedik tabii ki.
Bu gezi biraz da bana yaradı. İşte üzerime daha çok sorumluluk, stres ve yoğunluk eklenip biraz daha kilo vermeme yol açsa da, kendimi ödüllendirdim, hem de şirketten para çekmeyip, internet sitelerimden kazandığım kendi bütçe paramla. Bu arada bilen bilir, bu krizden beri ben 4-5 kilo verdim. Sırrı ne? Stresten iştahınızın kaçıp öğle yemeklerini es geçmeniz
EBay’den kendime bir IPOD bir de Sony Cybershot kamera aldım. Oradaki arkadaşının evine kargo ile gönderttim, o da yanında getirdi.
IPOD Classic 120 GB 6.nesil aleti 200 dolar gibi güzel bir fiyata aldım. Apple Store’larda 240 dolar olan bu aleti bu fiyata almam ürünün 2.kalite ya da teşhir ürünü olma ihtimalini çok yükseltiyordu, ama elime aldığımda canavar gibi çalışıyor bu alet. Acil bir ihtiyacımdı, arabamda müzik dinleyemiyordum, ayrıca benim ne eksiğim vardı dünyanın geri kalanından?
Apple ürünlerine biraz uzağım, tahminente ITunes falan benim biraz canımı sıkıcak ama moda ve akıma karşı kendimi daha fazla koruyamadım. Telefonda IPhone çılgınlığından yırttım ama IPod’dan kaçamadım. Daha önce kullandığım Creative Zen inanın beni hiç tatmin etmemişti.
Sony Cybershot araştırmamda da incecik T serisinden almak istedim. Ama fiyatları bana Türkiye’den ucuz olsa da gene de değmez geldi. Onun yerine W-220, 12MPixel ve HD çekim yapabilen modelini 160Dolar gibi çok cüzzi bir rakama satın aldım. Tabii bu fiyatın içinde kameranın kılıfı ve Memory Stick’i çıkmıyor ama bu kameranın Türkiye’de 600-700Lira arasında bir fiyata satıldığını düşünürsek bence çok iyi bir fiyat.
Artık sizlere daha profesyonel fotoğraflarım ile ulaşacağım kanımca. Telefonla çekip düzenlediklerimle güzel bir Flickr Foto Galerisi oluşturmuştum. Artık elimde sapık gibi bir kamera ile gezip amatör foto çalışmalarıma devam ederim gibime geliyor
composite triple beat
Bunun yanı sıra abime özel sipariş geçtiğim hakiki has orjinal Ralph Lauren ayıcıklı havlu, mayo ve t-shirtlerim ile artık daha mutluyum. Seviyorum ben bu Ralph Lauren’in ayılı dev havlularını ne yapayım
Popularity: 2%
7 Haziran 2009 | Kategori: Alışveriş, Teknoloji |

Beni fiziksel olarak tanıyanlar bilir. Anahtarlığımda hep bir çakı vardır. Çok kullandığımdan mı? Hayır, hiç de hakkını vermem çakının, arkadaşım YK’ya ve annesine çakı vermiştim İsviçre’den döndüğümde onlar daha çok hakkını verdiler kanımca. (Hayır çakı verdim, Türkçe’nin işgüzarlığı bunlar).
İşimizde İsviçre bazlı iki tane firmanının ürettiği makinaları kullandığımız için İsviçre ile işimiz zaman zaman oluyor. Bu makina üreticileri de her zaman için üzerlerinde kendi markaları yazılı çakı hediye ederler. Ben de bu vesile ile Saurer eşantiyonu çakımı yıllardır anahtarlığımda taşırım. En çok kullandığım özelliği ise makastır. Her zaman kesme gereksinimi hissetiğim bir iplik, saç, kağıt olur. İkinci özelliği ise cımbızdır, onunla da yüzümdeki muhtelim kıllardan asansörün aynası karşısında kurtulurum. 7.kattan zemine inmek uzun zaman alıyor, yapacak bir aktivite lazım
Konuya dönmek gerekirse, geçen gün Thinkgeek adlı bir numaralı ilginç alet edavat ve ıvır zıvır satan Amerikan bazlı internet sitesinden 10 dolarlık indirimim olduğunu öğrendim. Bunalıma girmiş kadınlar gibi iş stresinden sıkılan ben hemen gezinmeye başladım siteyi, kullanacağım o indirim çekini . Ve sonunda gözüme resimdeki Victorinox Swissflash çakı ilişti.Hem çakı hem de USB taşınabilir bellek!
Uzun zamandır gerektiğinde kullanmak üzere bir taşınabilir bellek almak istiyordum. En ideali olan ve internette her önüne gelen sitenin sattığı Kingston 2GB’a elim hep gidip gidip gelmiştir. Ama bilirsiniz Taşınabilir Belleklerin en büyük handikapı taşınmıyor olmalarıdır. Öyle bir alışlanlığımız yok, en lazım olduğu anda hiçbir zaman taşınabilir bellek yanımızda olmaz
Ama bu çakı öyle değil, her gittiğim yerde ben anahtarlığımı taşırım ve birinin bilgisayarından bir veri almam gerektiğinde de bunun ile işimi görürüm diye düşündüm. Düşünmem pek uzun sürmedi ve hemen alıverdim… Cuma günü Amerika’ya verdiğim sipariş kargo ile Pazartesi öğlen elimdeydi. İnanılmaz birşey, dünya ufacık oldu… Hepsiburada.com’dan sipariş etsem bu kadar hızlı gelmezdi o ayrı
Herneyse efendim, emektar çakının yerini artık bu yeni nesil Victorinox USB aldı… Duyrulur!
Popularity: 2%
4 Ekim 2008 | Kategori: Alışveriş, MeGu |
Craft Woman güncesinde Parfümlerim konu başlıklı bir yazı yazarak kullandığı parfümleri tanıtmış. Ben de ona özendim…

Ben Craft Woman ve diğer bayanlar gibi birden çok parfüm kullanmıyorum . Bir insanın tek parfümü olur, o insan da o kokuyla özdeşleşir diye düşünüyorum. O koku onun olur ve onu gördüğümde o kokuyu da almak isterim. Mesela yakın bir arkadaşım ya da sevgilim parfümünü değiştirince yadırgıyorum, alışamıyorum, garipsiyorum
Bu Armani Mania adlı parfümü kaç yıldır kullandığımı inanın hatırlamıyorum ama en azından 5 senedir değiştirmediğimi biliyorum. Sindi üstüme artık, terim bile Armani Mania kokuyor hatta diyerek abartırım da hiç çekinmeden. İnsanların genel kanısı tenime yakışan bir koku olduğu. Fikir almak için sorduğum zaman “değiştireyim mi?” diye sorduğumda kesin bir şekilde karşı çıkıldığı için hiç değiştirmeyi düşünmedim de…
Hoş birşey bence, yakınım olan veya olmuş insanlar tarafındna bu koku duyulduğunda akıllarına benim gelmem. Bakalım daha kaç sene daha kullanacağım? Değişiklikleri pek sevmem, daha birkaç sene daha gider bu koku tenimde
Popularity: 4%
|
|
Meşhur Yazılar