Mental Facebook

Mental Twitter

Mental Twitter

    Twitter'ıma Gel

    Mental Formspring

    Arşivler

    pornomadokunma.blogspot.com

    I ♥ Private Shopping

    Private Shopping yani Özel Alışveriş kavramı Türkiye’de ilk Markafoni sitesi ile, sonra Limango ile, en son olarak da Trendyol sitesi ile Türk internet alışverişseverlerinin vazgeçilmezi oldu. Private Shopping sisteminde mağazaya sadece mağazaya üye olanlar tarafından davet ediliyorsunuz ve üye olabiliyorsunuz. Sizi davet eden de sizi siteye kazandırdığı için ilk alışverişinizde sizden nemalanıyor tabii ki.

    Siteye üyelik sadece davetiye ile olduğu için fazla bilinmiyor. Fazla bilinmemesi de site üyelerinin çıkarına oluyor, çünkü sitede satışa çıkan ürünler süreli ve sınırlı sayıde. Genelde stok fazlalarını ya da elde kalan tek tük stokları firmalar ile anlaşıp sitede piyasa fiyatı yerine toptancı fiyatına satışa sunuyorlar. Az sayıdaki bu ürünlerde insanlara cazip geliyor ve genellikle kısa sürede ürünler tükeniyor.

    Private Shopping sitelerinde ürünler genelde satış sona erdikten 4-5 gün sonra kargolanıyor. Yani diğer sitelere göre daha geç gönderim oluyor, çünkü firma sadece satabildiği kadar ürünü satın alıp müşterilerine gönderiyor. Böylece satışın bitimi, malın tedarikçiden private shopping firmasına teslimatı, buradan da nihai tüketiciye aktarımı 4-5 gün sürebiliyor.

    Ben hem Markafoni’den hem de Limango’dan alışveriş yaptım ve ürünler elime geçti. Güvenilmeyecek birşey yok. Trendyol sitesi de henüz bir iki aylık taze, yeni bir site ancak bu sitede bir arkadaşım çalışmakta olduğu için gerçek ve güvenilir bir site olduğunun garantisini size verebilirim.

    Siz de eğer bu siteleri duyup da merak ettiyseniz ve üye olmak istiyorsanız size özel davetiyelerimden yararlanarak üye olabilirsiniz. Davetiyelere aşağıdaki linklere tıklayarak sahip olarak hemen üye olabilirsiniz.

    Markafoni Davetiyesi ile Üye Olmak için Tıklayınız

    Limango Davetiyesi ile Üye Olmak için Tıklayınız

    Trendyol Davetiyesi ile Üye Olmak için Tıklayınız

    Popularity: 1%

    Post to Twitter Tweetle

    Çakma Marka

    Hayatta çakma marka almam bir hava atmak için. Çakma marka alıp da orjinal gibi sunmam. Öyle bir hava atma, böbürlenme duygusu gelişmemiş bende.

    Yan sanayi alırım mesala bazen gerekirse. Ama bunu bile bile alırım ve gerekirse de göğsümü gere gere söylerim. Misal Sony Cybershot için Çin Ebay’den Memory Stick Pro getirttim. 4GB’ı 15TL’ye geldi. Üzerinde her türlü Sony Memory Stick Pro Duo yazsa da ben adım gibi eminim ki bu ürün sahte. Ama işimi görüyor. Gidip burada 40-50TL’ye alacağıma yan sanayisini alıyorum. Aynı şekilde Cybershot’a yedek pil aldım, o da 10 Liraya mı ne mal oldu posta dahil :)

    Giyim kuşamda da asla sahteye kaçmadım. Bir kere ortaokulda başıma geldi. Babam Lacoste mont verdi bu bana iyi gelmiyor diye. Bir iki giydim ama bir şekilsizlik bir tüylenme var mesala. Bir anda ışık parladı kafamda. Babama sordum nereden aldın bunu diye. Kaçakçı getirdi dedi. O zamanlar çarşıda kaçakçılar vardı, free shoptan ya da piexten (NATO’daki Amerikan askerlerinin alışveriş yaptığı ve içerisi full Amerikan ürünleri ile dolu İzmir’in göbeği Montrö’de bulunan etrafı surlarla çevrili mağaza) çıkartılan Türkiye’de bulunmayan ürünleri satan adamlar vardı. Amerikan Marlboro’su, Hershey’s, Toblerone gibi bir çok ürün gelirdi eve bize o zamanlar bu kaçakçılardan. Herneyse bu kaçakçının biri de itelemiş babama Lacoste’un çakmasını. Tek hatırladığım çakma giysim o dur.

    Ha bu arada çakma giysi giymem diyerek giyim kuşama asla binlerce lira harcamam. Ben tekstilciyim ve bir gömleğin, bir kotun, bir t-shirt’ün kaç paraya mal olduğunu, o büyük ve pahalı markalara kaç paraya satıldığını çok iyi biliyorum. Bunu bile bile asla gidip mağazalardan alışveriş yapamıyorum. Ancak indirimden ya da outletlerden alıyorum. Bile bile lades olmaz :)

    Bir de çakma parfüm var. Bir ara arkadaşlarım çok sarmıştı buna. Kızlar genelde. Bol bol, çeşit çeşit kokacağım diye gidip açık parfümcülerden çakma çakma esanslar alıyorlardı. Bu da yanlış. Bir kere o kadar iyi kokmuyordu, uçup gidiyordu. Cilde zararlı olma ihtimali yüksek, kıyafetlerde boya izi bırakma ihtimali yüksekti. Parfümde 3-4 ayda bir şişe aldığım için ve onu da böldürdüğüm için koymuyor bana. Ha yurtdışına giden bir tanıdık varsa ona sokmak daha güzel oluyor freeshoptan :)

    Gelelim asıl çakma ürüne. Her bayanın gardrobunda en az 3-4 çakma çanta vardır. Şarkısı bile yapıldı artık bunun Pınar Aylin tarafından, “Aşklar da artık çantalar gibi sahte”… Kızlar arasında gizli bir koddur bu. Herkes kollarındaki çantaların çakma olduğunu bilir ama kimse birbirine bok atmaz. Çünkü bok atanın kolundaki çanta da çakmadır. Böyle bir ortamda koluna orjinal ürün takmış 3-5 kız da kaynar çakmacı diye gider :)

    Çakma çantalara böyle ilginin olmasını asla anlamıyorum. Gidip sahte bir Prada, Gucci ya da Louis Vuitton takmanın bir insana nasıl bir sosyal statü getirisi olur anlamam. Biz erkekler biliyoruz ki bütün çantalar çakma. Çakma çanta takıp kendimi kandıracağıma giderim delikanlı gibi Mudo, Zara, Nine West falan gibi markaların çantasını alırım. Ya da marka çanta almam ama güzel çanta alırım.

    Herneyse çakma ürünlerin krallığı Çin işi abartmış. Çakma ürünlerden kendi markalarını yaratmış. Arabadan tutun, yiyeceklere kadar herşeyin çakmasını bulmak mevcut. Abim en son Çin’e gittiğinde kendi adına markalı IPhone çakması yaptırtabileceği bir dükkan bulmuş. Görünüm IPhone, arkasında istediğin amblemi yapıyorlar. İstersen Nurullah Phone yazdır :) Sana kalmış…

    Popularity: 1%

    Post to Twitter Tweetle

    Platinum

    Platinum Card

    İlk kredi kartım 2003 Ağustos ayında geçmişti elime. Ailecek ilk çıktığından beri Yapı Kredi’nin kredi kartlarını kullanırız. Bu dediğim bayağı ciddi bir tarih oluyor, 1990,’ların başı gibi ben daha ilkokula yeni yeni başlarken babam kredi kartı ile öderdi Migros alışverişlerimizi. Ben liseyi bitirince, ehliyeti de alıp benzin ihtiyacım olacağını göz önüne alarak babam benim adıma bir kredi kartı çıkarttırmıştı.

    İlk Worldcard’ım 900TL limitli bir karttı. Geldiğinde 2-3 hafta hiç kullanmamıştım bile. Alışkanlığım yoktu bu rahata. İlk kredi kartı kullandığım yeri hiç unutmam. Ateşini Yolla Bana’nın Yigit K’sı  ile Alsancak Reci’s'de bir akşam yemeği yemiştik, ben de kardişime kartı ıslatmış olmanın raconuyla yemeğini kartımla ısmarlamıştım. Hepi topu 20 – 30 YTL gibi cüzzi birşey tutmuştu ama hatırası var, hatta arasam tarasam fotoğrafı bile var o anın, slibi imzalarken. Ha evet, ne güzel günlerdi onlar kredi kartı geçer, masada slibi imzalardık. (Bkz.Kredi Kartımda İmzamı Geri Verin!)

    O zamanlar gençtim, tıfıldım, çömezdim… Liseden fırlamış, ünivesiteye geçmiş bir delikanlı olarak kızlar üzerimize akacak sanırdım. Kısa süre içinde kartın limiti 10Bin’e yükseldi tabii sunduğum belgeler sayesinde. İnternetten alışveriş manyağı olarak her yere otomatik ödeme talimatı verdiğim kredi kartı numaram ezberimdeydi ve hiç cüzdandan kart çıkartmadan her siteden ödeme yapabilir hale gelmiştim. İşte bu dönemde Platinum kart alarak cüzdandaki şeklime şekil katmak istemiştim. Ancak bankadaki hanım bana kart numaramın değişeceğini belirttiğinde dünyam yıkılmıştı. Kart yüksele yüksele Goldcard seviyesinde kalmıştı….

    Neden tıfıldım çömezdim dediğimi anlamışsınızdır. Ne farkeder masada ödediğin hesap Platinum olsa Gold olsa ya da Ünivesite kartı olsa? Önemli olan kartının tıkır tıkır ödüyor ve ödeniyor olması değil mi?

    İroni bu ya, geçen hafta Yapı Kredi bankasından aradılar. Benim iyi ve sayılı bir müşterileri olduğumu ve Gold Card’ımı Platinum karta yükseltmek istediklerini belirttiler bana. Numaram değişecek mi dedim. Evet dediler… Değişen birşey yok, zaten ironi de burada değil. İronik olan, beni iyi müşteri olarak sayması :) Krizin başladığından beri, yaklaşık 1 yıldır kartımın sadece asgari ödemesi ödeniyor. Durum böyle olunca da limite doğru giden bir borç birikimi oluştu. Yıllar yılı sen tıkır tıkır kartını öde iyi müşteri olma, şimdi en iyi müşteri sensin… Faiz ile para kazandırıyorsun ya bankaya :)

    Kabul ettim tabii, göndersinler dedim, nasıl olsa benden yağlı müşteri yok… Şimdi bütün otomatik ödemelerimi yeni kart numarama aktarmam gerek… Ya da faturaların ödenmediğini görünce, yani yumurta kapıya dayanınca güncellerim otomatik ödemeleri :)

    Şaka maka, platin grisi kart da ayrı bi havalı oluyormuş ya neyse :P

    Popularity: 1%

    Post to Twitter Tweetle

    Kara Cuma Çılgınlığı

    Black Friday Holiday Shopping

    Kara Cuma genelde uğursuz sayılan birgün olan ayın 13. günü cuma gününe denk gelirse kullanılan bir terimdir. Ancak Kara Cuma çılgınlı, Amerika’da bir alışveriş ve indirim sezonunun başlangıcı manasına gelir.

    Amerikan kültüründe Thanksgiving, yani Şükran Günü, her yıl kasım ayının son perşembesi kutlanır. Bu perşembenin ertesi günü, yani kasım ayının son cuması da, geleneksel Noel alışverişi sezonunun başlangıcı, yani perakende mağazalarının inanılmaz indirimlere girdiği Aralık ayının başlangıcıdır. Mağazalar stoklarındaki ürünlere inanılmaz indirimeler yaparak hem stoklarını temizler, hem kar eder, hem de insanları Noel havasına sokup mutlu eder.

    Resmi tatil olmamasına rağmen, bir çok çalışan, birgün öncesinin resmi tatil olan Şükran Günü olmasından yararlanarak işlerinden izin alıp, haftasonunu da tatillerine katarlar. Bu da Kara Cuma’da daha çok kişinin alışverişin ilk günü kendini mağazalara atmasına sebep olur.

    İndirim büyük, stoklar snırlı olunca, insanlar mağazaların kapısında yatıp kalkıp açılmasını bekliyorlar ve istediklerini alıyorlar. Amerika kelimenin tam anlamıyla bir tüketim toplumu, bu tip izdiham ve çılgınlıklardan da bu çok rahat anlaşılıyor.

    Reuters Ajansının istatistiklerine göre her sene kara cuma’da 140 milyon civarında insan alışveriş merkezlerine ya da mağazalara akın edip alışveriş ediyor. Resimler zaten bunu anlatmaya yeterli gibi :)

    Popularity: 1%

    Post to Twitter Tweetle

    Amerikadan Abim Gelmiş, Evde Bir Bayram Havası

    Ekonomik kriz tekstil sektörünü, doğru orantı da işimizi ve piyasaları inanılmaz derecede etkiledi. İşimiz gün geçtikçe zorlaştı. Tekstil piyasası tam bir kurtlar sofrası oldu. Durum böyle olunca hergün yoğun stres, gerginlik ortamında çalışır bulduk kendimizi. Ben buna bir günü 2 gün olarak yaşamak diyorum. Her çalıştığımız gün, ömrümüzden 2 gün eksiltiyordu.

    IPOD Classic 6th GenerationAbim de bu durumdan bayağı etkilendi. Kendi sorumlu olduğu işler ve müşterilerde yaşanan sorunlar ve onları çözme girişimleri çok da iyi sonuçlanmadı ve sinir harbi sonucu kendisi bayağı bir yoruldu ve yıprandı. Kaçıp gitme isteğini 15 gün Amerika’da arkadaşlarıyla oraya yerleşen arkadaşlarını ziyaret edip gezip tozarak giderme yoluna gitti. Biz de kapat telefonunu bak dalgana dedik tabii ki.

    Bu gezi biraz da bana yaradı. İşte üzerime daha çok sorumluluk, stres ve yoğunluk eklenip biraz daha kilo vermeme yol açsa da, kendimi ödüllendirdim, hem de şirketten para çekmeyip, internet sitelerimden kazandığım kendi bütçe paramla. Bu arada bilen bilir, bu krizden beri ben 4-5 kilo verdim. Sırrı ne? Stresten iştahınızın kaçıp öğle yemeklerini es geçmeniz :)

    EBay’den kendime bir IPOD bir de Sony Cybershot kamera aldım. Oradaki arkadaşının evine kargo ile gönderttim, o da yanında getirdi.

    Sony Cybershot W220IPOD Classic 120 GB 6.nesil aleti 200 dolar gibi güzel bir fiyata aldım. Apple Store’larda 240 dolar olan bu aleti bu fiyata almam ürünün 2.kalite ya da teşhir ürünü olma ihtimalini çok yükseltiyordu, ama elime aldığımda canavar gibi çalışıyor bu alet. Acil bir ihtiyacımdı, arabamda müzik dinleyemiyordum, ayrıca benim ne eksiğim vardı dünyanın geri kalanından? :)

    Apple ürünlerine biraz uzağım, tahminente ITunes falan benim biraz canımı sıkıcak ama moda ve akıma karşı kendimi daha fazla koruyamadım. Telefonda IPhone çılgınlığından yırttım ama IPod’dan kaçamadım. Daha önce kullandığım Creative Zen inanın beni hiç tatmin etmemişti.

    Sony Cybershot araştırmamda da incecik T serisinden almak istedim. Ama fiyatları bana Türkiye’den ucuz olsa da gene de değmez geldi. Onun yerine W-220, 12MPixel ve HD çekim yapabilen modelini 160Dolar gibi çok cüzzi bir rakama satın aldım. Tabii bu fiyatın içinde kameranın kılıfı ve Memory Stick’i çıkmıyor ama bu kameranın Türkiye’de 600-700Lira arasında bir fiyata satıldığını düşünürsek bence çok iyi bir fiyat.

    Artık sizlere daha profesyonel fotoğraflarım ile ulaşacağım kanımca. Telefonla çekip düzenlediklerimle güzel bir Flickr Foto Galerisi oluşturmuştum. Artık elimde sapık gibi bir kamera ile gezip amatör foto çalışmalarıma devam ederim gibime geliyor :)

    Ralph Lauren Ayısıcomposite triple beat

    Bunun yanı sıra abime özel sipariş geçtiğim hakiki has orjinal Ralph Lauren ayıcıklı havlu, mayo ve t-shirtlerim ile artık daha mutluyum. Seviyorum ben bu Ralph Lauren’in ayılı dev havlularını ne yapayım :)

    Popularity: 2%

    Post to Twitter Tweetle

    1 / 212