25 Eylül 2009 | Kategori:
Fotoğraf |

Burada daha önce bahsetmemiştim. Ağustos ortası gibi gelen bir spam mailde reklamı vardı Liquid Image Deniz Gözlüğü Dijital Kamerasının… Anında ilgimi çekti. Daha önce takip edenler bilir bir su altı kamerası denemem olmuştu, kullan at şeklinde de olsa. (Bkz.Kodak ile Sualtı Foto Çekimi Çok Eğlenceli) Bence gayet başarılıydı bu denemem.
Amatör ruh olarak, eğitimsizce, sadece kendi hissettiğim, güzel bulduğum şekilde fotoğraf çekmeyi seven bir birey olduğum için anında aşık oldu bu dijital kameraya. Ama interneti yemiş yutmuş biri olarak bu spam maila kanmadım ve hemen Ebay’de araştırmaya gittim. Türkiye’de internette satış fiyatı 340 lira olarak gördüğüm bu ürünü 110USD, posta dahil satın aldım ve getirttim. 100Euro’nun altında CIF fatura değeri olduğu için gümrüğe takılmadan kapıma, hatta çalışma masama kadar geldi bizim şirkete
Ama işin kötüsü Ramazan’dan ötürü bir türlü denize doya doya girme fırsatı, hali ve mecali bulamadığım için bu alet 3 hafta boyunca yatak odamda öylece durmak zorunda kaldı. Taaki arife gününe kadar. Yengeniz ile gittiğimiz Çeşme Dalyan Kocakarı Plajında deneme şansına eriştim.
Bu arada son 3 haftasonudur halk plajlarından çıkmaz oldum. Hem oruç yüzünden beachlerde birşey yiyip içemediğimÖ çok iyi oluyordu. Veriyorsun 5 ila 10TL arasındaki şezlong ücretini, giriyorsun Çeşme’nin en kral denizine. Yıllarca ne sikmiş beach clublar arkadaş bizi 20 ila 30TL arasında değişin giriş ücretiyle. Neyse onun da zevki ayrı, konu başlığı daha bir ayrı, dönelim konu başlığına.
Öncelikle evdeyken neyin nereye konulacağını kitapçıktan okuyup, kullanmasını öğrenmiştim sualtı kamerasının. Hatta hiç kullanılmadığı için iyice sıkı olan haznelerini evde birkaç kez açıp kapattım, yengenizin yanında şekilden şekle girip açamamazlık edemeyeyim diye. Ancak gözümden kaçan 2 nokta olmuştu.
1- Kamera’nın kenfi hafızası 16MB. Hafızasını artırmak için MicroSD kart takmak gerekiyor. Ben bunu o odamda beklediği 3 hafta boyunca tamamen unutmuştum, bu yüzden 3Megapiksel olarak maksimum 25 ile 35 fotoğraf çekebilmek durumunda kaldım. Video çekimini ise deneyemedim, çünkü 16MB ile çok manasızdı. Hafıza dolana kadar çektim, o da çok uzun sürmedi zaten =)
2- Ben makinanın halk tabiri ile kalem pil ile çalışacağını sanmıştım, pil haznesini dışarıdan görünce, meğersem gene halk tabiri ile ince kalem pil ile çalışıyormuş alet. Yengenize aldırdığım kalem pilleri münasip bir yerime sokup, plajdan kalkıp, en yakın Dalyan Tansaş’a gidip bir ince boy kalem pil alıp, gene plaja geri dönmek durumunda kaldım. Energizer tavşanı gibi gereksiz alınan kalem piller bayağı yardımcı oldu bu yolcuğumda
Gelelim çekim anına. Rüzgar biraz da karadan estiği için ve hava da pançik pinçik bulutlu olduğu için deniz suyumuz soğuktu, testisleri çatlata çatlata suya girme durumunda kaldım. Kitapçık da yazıyordu, iyi bir çekim için suyun berrak ve havanın aydınlık olması gerekiyordu. Bu yüzden bu meteoroloji durumda şansımı zorlaya zorlaya çekimleri gerçekleştirdim.
Şnorkel de getirmeyi unuttuğum için nefesini tutup dalıp çekmek durumunda kaldım. Bu da bazı sorunları birlikte getirdi, ama bana da deneyim katmış oldu. Gözlük camındaki iki tane + işaretini ortasında yer alan herşey kadraja giriyordu, ben de yengenizle birlikte bir kaç fotoğraf çekileyim dedim. Fotoğraflar biraz özel olduğu için burada sadece bizleri az belli edenleri koyuyorum.
Dediğim gibi şnorkelsiz nefes tutarak dalıp çıkıp foto çekmek biraz sorun yarattı. Hava bulutlu diye zaten su biraz karanlıktı. Üstüne benim her dalışımda suda oluşturduğum hava baloncukları fotoğrafların ağzına sıçmış. Demekki ne yapacağız? Daha dikkatli dalacağız, nefesimizi iyi tutup salmayacağız veyahut şnorkel kullanacağız =)
Bir de kadeirn oyunu mudur nedir, daha suya ilk dalar dalmaz bir tane balık gördüm. Hemen patlattım fotoyu ve en cillop çıkan foto da o olmuş. Yiit K. sen anlarsın ne balığı bu? Pantolon balığı deme gülmem!
Denemelerim devam edecek havalar daha çok soğumadan. Bir de havuzda bol bol deneceğim. Daha güzel çıkacağına eminim…
2 Haziran 2009 | Kategori: Fotoğraf |

Sözümün eriyim valla. 7 Ekim 2008′de su altı fotoğraf çekme hevesimden bahsetmiştim ve bu yaz için böyle bir planım olduğunu yazmıştım. (Bkz.Su Altı Fotoğrafı Çekmek İstiyorum). Netekim 19 Mayıs Türk Spring Break’inde Bodrum’a giderken kullan at kameralardan aldım.
Kameramızın adı Kodak Sport. Hye lü dış çekimler için planlanmış olan 27 pozluk kullan at Kodak Sport kameramız 15 metre derinliğe kadar su geçirmiyor. İsteyenler online fotoğraf malzemeleri satan Tripod Foto sitesinden 15 lira gibi cüzzi bir rakama satın alabilirler.
Yengeniz ve cemati ile birlikte La Blanche’ın havuzunda sapıklar gibi kahkahalar ata ata iyi vakit geçirdik fotoğraflar çekerken. Suyun altında gözlerini açık tutup poz verenler, gülerek poz verenler, suyun altında gözlüğümüz olmadığı için körü körüne bulanık şekilde odaklanıp foto çekmeler, kadrajı oturtmaya çalışmalar.
Uzun yıllardır dijital kameralar ile foto çekmeye alışan bir neslin bireyi olarak filmli makina da foto çekip, filmi sarmak bir garip geldi valla insana. Hele hele çektiğini anında görememek garip bir his oluşturdu. Acaba çıktı mı, yanan oldu mu, acaba tutturduk mu, acaba nasıl çıktık, acaba suyun altında frikik verdik mi, ne kadar aptal pozlar verdik gibisinden meraklandık 
Fotoğrafçıya gittiğimde sorduğum soru da evlere şenlikti. Hala fotoğraf tabliyor musunuz sorusu karşısında fotoğrafçım boş boş yüzüme baktı, sonunda da kısık bir tabii ki cevabı aldım. 27 filmden 9 tane kaybımız var, geriye kalan 18 neşeli fotoğraf kaldı bu 19 Mayıs tatilinden. Negatifleri inceledim, 5-6 tane karede kendimizi tutturamamışız, gidip havuzun seramiklerini çekmişiz, geri kalanlarda da ışık yetersiz kalmış En üstteki foto da bunlardan biri. Negatiften taradım. Renkler falan tam çıkmadı ama çok sanatsal oldu. Filmleri negatifden scan ederek çok güzel bir Photoshop efekti yakalayabileceğimizi de öğrenmiş oldum…
2 tane makine almıştım Tripod Foto’dan diğerini de Çeşme’ye saklıyorum. Beni bekleyin anacım…
Popularity: 4%
|
Popularity: 2%
Tweetle
Meşhur Yazılar