Mental Facebook

Mental Twitter

Mental Twitter

    Twitter'ıma Gel

    Mental Formspring

    Arşivler

    pornomadokunma.blogspot.com

    Referandumda Oylanacak Anayasa Değişikliği Maddeleri

    Bunu paylaşmak vatandaşlık görevim. Benim halkım 12 Eylül günü verdiği oy ile anayasada nelerin değişeceğini ne yazıkki bilmiyor, bilmediği gibi de öğrenmek için bir çaba sarfetmiyor. Sağolsun birisi karşılaştırmalı olarak mevcut anayasamızdan nelerin çıkarılıp neler eklendiğini çok güzel bir şekilde hazırlamış. Buyrun dikkatlice okuyup anlamaya çalışın, oyunuzu bilinçli bir şekilde, doğru bulduğunuz şekilde verin.

    Popularity: 1%

    Post to Twitter Tweetle

    Ramazan ve Oruç Sordular Seni Neredesin

    Ramazan ve Oruç sordular seni neredesin? Nasıl beni terkettin, bırakıp beni gittin =) Bu benim için değil sizler için geçerli kanımca…

    Beni yeni tanıyanlar ya da çok iyi tanımayanlar şaşırıyor hep. Ben 2003 senesinden beri her Ramazan tulup oruç çıkartırıp. Dile kolay bu sene 8. senem, eğer full çıkartabilirsem =)

    Bu Ramazan ve Oruç olayı çok hassas bir olay. Son 2-3 senedir Ramazan’ın sıcaklara gelmesi ile birlikte oruç tutmak iyice zor olmaya başladı. Gelecek 3-4 sene daha da zorlaşacak yazın tam ortasına geleceği için. Ben elimden geldiğince tutacağım. Bir kısım var oruç tutmayanlara kızıyor. Oruç tutulmalı, ne bu saygısızlık diyorlar. Oruç tutmayan bir kısım insan ise orucu saçma bulup, bu sıcakta oruç mu tutulur diyor. İkisi tam bir zıt kutup. Ben ikisini de saçma buluyorum. Ramazan’da ihtiyaç duyduğumuz tek şey birazcık saygı. Oruç tutan tutmayan, tutmayan tutana saygı duyacak. Tutan tutmayana neden tutmuyorsun diye sormayacak, tutmayan ise tutana saygı duyacak. Ramazan ayında niyetli insanlar olabileceğini düşünüp alalade su içip yemek yemeyebilir sokakta. Restoranlarda demiyorum sokakta. İnanın bazen koyuyor yolda su içen insanları görünce =)

    Her oruç tutanın dediği gibi size de tek bir dileğim var. “Allah size de nasip etsin amin =)

    Popularity: 1%

    Post to Twitter Tweetle

    İsrail, Türkiye, Gazze, Hamas ve Mavi Marmara

    Sıcağı sıcağına yazmak istemedim. Bu tip konularda halkımızın ortak özelliği olana galeyana gelme, gaza gelme, coşma ve bunların sonucunda sonradan saçma bulacağım yorumlar yapmaktan korktum. Netekim herkes yaptı bu benim yapmaktan kaçındığım yorumları. Herkes Neo Nazi oldu, Yahudilere ölüm dedi, kahrolsun İsrail dedi, Adolf Hitler sempatizanı oldu, keşke bütün yahudiler ölseydi dedi… Ki bunu diyen bazı arkadaşlarımın yahudi tanıdıkları da vardı.

    Benim ilk tepkim “Hassiktir olamaz” oldu. Olmamalıydı. Ortadoğuda teröre ve Araplara karşı müteffik olması gereken iki ülke böyle savaş ile karşı karşıya gelmemeliydi. Ama geldi…

    Bu 2 gün önce bir anda gerçekleşen bir olay değil. Bunun tohumları sayın RTE’nin Davos’ta Gazzenin koruyuculuğuna soyunduğu o “One Minutes” olayında atıldı. Tohum tuttu ve Mavi Marmara olayı gerçekleşti.

    Hükümet bu olayın yaşanmasını engelleyebilirdi. İsrail böyle bir şey istemediğini deklare etmişti. Gelmeyin demişti açık açık. Hükümet eğer bu gemilerin illa gitmesini istiyorsa gemileri koruyabilirdi uluslararası sularda.

    IHH nasıl bir örgüttür bir fikrim yok. Bu tip derneklere genelde inancım hiç yoktur benim. Yok Cansuyu, yok Deniz Feneri, yok IHH bunlar benim gözümde aynıdır. Cemaat işi, halkın duygularını sömüren, cukkayı götüren vakıf ve derneklerdir bunlar.

    İnsani yardım için bebek ya da çocuğun o gemide işi neydi bilemem. Uluslararası bir hareketti bu, yurtdışından bürokratlar da vardı belki de. Ama gözgöre göre gittiler olacakların üstüne doğru.

    İsrail’in yaptığını da savunmuyorum. Gemiye komando çıkartıyorsun, bari plastik mermi kullan her ihtimale karşı. Sonuç olarak bu adamlar sivil, sana saldırırsa onları öldürmeden etkisiz hale getirmeyi de bilirsin.

    İsrail Gazze’yi kuşatmış. Orada insanlar zor durumda kabul. Yiyecek, giyecek, su gibi temel ihtiyaçları için İsrail’in eline bakıyorlar. Etrafları dev duvarlar ile sarılmış, hapsolmuşlar. Ama suç Hamas’ın. Hamas yönetime geldiğinden beri İsrail ile sorunlar zirveye ulaştı. Batı Şeria’yı örnek alırsanız, El Fetih yönetimindeki bu bölge ile İsrail’in pek sorunu bulunmuyor.

    Gazze ise denize kıyısı, Mısır’a sınırı olmasına rağmen dünya ile bağlantısı kesildi. Mısır bile Gazze’ye sınırını açmamış bir Arap olmasına rağmen. Ama benim ülkem Osmanlı’lığını konuşturup kahramanlık yaparak Gazze’ye yardım ediyor. Gazze’deki sivil halka üzülüyorum.

    Araplar’a da kızıyorum. Arap ırkını pek sevmem. Dünyanın zenginliği üstünde oturuyorlar, kazanıyorlar ama bu dünyaya 1 gram katkıları yok. Bu kadar çok petrol geliri, dünyanın zenginliği ellerinde iken, insan hakları, kadın hakları ve demokrasiyi katlediyorlar. Bu kadar para ile bilim üretmiyorlar, icatlar yapmıyorlar. Varolanın üstüne birşey katmayıp sadece tüketim yapıyorlar. İsrail’in çölün ortasında cürmük kadar toprakta yaptığının 10′da birini Arap Birliği üyeleri yapmıyor. Araplar’ın Türkler’i sevmediğini bilmem de beni onlara karşı daha soğuk yapıyor. Adamlar Osmanlı’da sırtımızdan vurmuş. Bugünkü Taksim meydanında sallanan Filistin Bayrağının aslında Osmanlı’daki isyankar Arapların kullandığı bayrak olduğunu biliyor muydunuz?

    Yahudiler de PKK ile Hamas’ı karşılaştırıyorlar. Biz PKK’ya yardım diye tırları doldurup yola çıkartsak ne yaparsınız diyorlar? Tamam kabul ediyorum ikisi de aynı şey değil. Hamas bir toprağı yönetiyor ve Gazze’de seçimle başa gelmiş, PKK’nın böyle bir durumu yok, o 3 ülkeden de toprak almak için terör yapıyor. Ortak noktaları masum sivilleri öldürmeleri…

    Toparlamak istiyorum. İsrail ve Türkiye birbirine muhtaç iki müttefiktir bu ortadoğuda. AKP hükümeti ortadoğunun liderliğine soyunduğu için İsrail ile sürtüşmektedir. Gazze’nin kurtarıcılığını yapmaya çalışmaktadır, bunun için de kendisi direkt yapamadığı hareketleri İHH gibi sivil toplum örgütlerine yaptırtmaktadır. Bu ilişkiler her iki ülkenin de yönetimi değişmeden düzelmeyecek gibi. Araya gerekirse yine ABD girecek arabulucuk yapacak ama şu an için bu mümkün değil.

    Tek korkum bu olayların Türkiye’deki Musevi azınlığa bir tehdit oluşturması. Yapar çünkü bizim halkımız İsrail’e kızar gider kendi musevi vatandaşından hıncını alır. Allah korusun.

    Popularity: 1%

    Post to Twitter Tweetle

    Hadise ve İstiklal Marşı Hadisesi

    Son 1-2 gündür Hadise’nin Amerika’da Milli maçımızda söylediği İstiklal Marşı gündem oluşturuyor. A Milli Futbol takımımız Güney Afrika’daki 2010 Dünya Kupasına katılmaya hak kazanamadıkları için ödül olarak Amerika’da hazırlık kampına katılıyorlar. Az çok Amerikan kültürüne aşikarsanız bu tip stadyum ortamında ülkenin milli marşı mikrofonlu bir sanatçının öncülüğünde söylenir. Bizimki gibi arkada çalan playback kasetinden değil canlı canlı, ruhlu bir şekilde milli marş okurlar.

    Bizim Türk kafilesi de bu iş için Hadise’yi seçmiş. Tamam Hadise Alamancı olduğu için biraz kırık bir Türkçe’ye sahip olabilir ama bugüne bugün ülkemizi Örovizyon’da bile gururla temsil etmiş bir sanatçıdır.

    Yılmaz Özdil ve benzer bir çok ahkam kesen köşe yazarı Hadise’nin Milli Marşı söyleyiş şekline çemkirmiş durmuş. Yok efendim milli marş değiştirilemezmiş, yok efendim bozulmuş yozlaşmış pop şarkısı gibi olmuş.

    Beyefendiler sorunun kendisi İstiklal Marşı’nın sözleri değil bestesidir. Burada daha önce de yazmıştım İstiklal Marşı’nın en büyük prozodi hatalarından birine örnek olduğunu.(Bkz.Prozodi Hatası) Bestesi fenadır marşımızın ve solo olarak kendi kendinize söylemesi zordur, saçmalar ve karıştırabilirsiniz.

    Bence Hadise’nin söyleyiş tarzı güzel olmuş. Belki de istemeden yaptı, zorlandı söylerken. Ama bundan olay yaratacak kadar aykırı bir harekette bulunmamış. Hatta Amerika’nın havasından mıdır nedir biraz da R&B’ye kaçmış bizim İstiklal Marşı :)

    Dinleyin ve yorumunu bir de siz yapın lütfen.

    Popularity: 1%

    Post to Twitter Tweetle

    Deniz Baykal’ın Seks Kaseti Üzerinden Siyaset Yapmak

    Wikipedia diyor ki Seks ile ilgili olarak;

    İnsanlar, yunuslar ve bonobolar cinsel ilişkiye sadece üreme amacı ile girmezler. Cinsel zevk ve tatmin genelde bu ilişkilerin ana nedenidir. Bu nedenle dişi yumurtlama yeteneğini kaybetmiş ya da hiç sahip değilse bile bu çiftlerin ilişkiye girmesine engel değildir. İnsanlar da, yunuslar da, bonobolar da, grup hâlinde sürdürdükleri yaşam bireysel olarak yapabileceklerinden çok daha başarılı olan sosyal ve zeki varlıklardır. Bu canlılarda seksin yapılış amacı üremeden çok bazı sosyal ihtiyaçlar ile bazı diğer kişisel gereksinimlerdir. Seks daha geniş sosyal yapılar oluşturmak ve sosyal hayatta bir yere sahip olmak için bireyler arasındaki samimiyet bağını güçlendirir.

    Birçok araştırmacı, seksin insan yaşamında üç önemli avantajı olduğunu düşünür: üreme, gönül bağının kuvvetlenmesi ve eğlence.  20. yüzyıl ortalarında başlayarak doğum kontrol yöntemlerinin gelişmesi ile insanlar bu üç ögenin ayrımını daha kolay yapabilir hâle gelmişleridir. Örneğin korundukları hâlde ilişkiye girmekte olan yeni evli bir çiftin amacı sadece cinsel tatmin değil, aynı zamanda da ilişkilerini sağlamlaştırmak, aralarındaki güven duygusunu arttırarak gelecekte bir çocuk sahibi olmaya ön hazırlık yapmaktır.

    Videoyu izledim, kendisinin Deniz Baykal olup olmamasının hiçbir önemi yok. Oysa da helal olsun bu yaşında hala seks yapabilecek güce sahip olduğu ve formunu koruduğu için. Kimsenin uçkurunu nereye çözdüğü bizi alakadar etmez.

    Videoyu yayınlayanlar tarafından ortaya atılan iddia çok çirkin. İddiaya göre videodaki görüntülerde karşımıza çıkan Deniz Baykal ile konuşan erkek Can Baytok, Deniz Baykal’ın 18 yıllık Özel Kalem Müdürü Nesrin Baytok’un kocası, elleriyle karısını Deniz Baykal’a sunuyor ve karşılığında da karısı milletvekili oluyor.

    Bu video gerçek mi değil mi benim için bir önemi yok. Biri muhalefet partisi genel başkanı olan iki millevekilini ve kocasını zan altında bırakan şerefsiz bir komplo bu. Önemli olan bir insanın namahremi olan yatak odasında, seks yaparken gizli bir teçhizat kurarak onun görüntülerini kaydedip, bunu basına sızdırıp, bu insana karalama yapanların ortalıkta olması! Bu insanların işlediği suçtur. Şantaj ve karalamadır. Şantaj tehlikesi yüzünden belirli bir konuma gelmiş olan insanlar bundan sonra rahat rahat gezip tozamayacaklar mı? Seks yapamayacaklar mı? Sürekli şüpheci mi olacaklar gittikleri ve kaldıkları yerler ile ilgili. Odalarını gizli bir techizat var mı yok mu diye kontrol mü edecekleR?

    Bunu “İşte CHP Ahlakı” diye yayınlayan Vakit gazetesi, sürekli ahlak ve namus bekçiliği yapan ahlaksız, terbiyesiz, ar damarı çatlamış karakterini çok güzel ortaya koymuş oldu. Sabahın ilk saatlerinde tepkiler artınca da internet sitelerinden bu haberi kaldırdılar.

    Politik görüşüm olarak Deniz Baykal’ı desteklemesem de, CHP’nin başından gitmesi gerektiğini düşünsem de böyle bir arsızlığla, ahlaksızlığa, karalamaya kesinlikle karşıyım.

    NOT: Hayır bu videoya daha fazla prim vermemek için yayınlamayacağım

    Popularity: 100%

    Post to Twitter Tweetle

    1 / 512345