Categories

A sample text widget

Etiam pulvinar consectetur dolor sed malesuada. Ut convallis euismod dolor nec pretium. Nunc ut tristique massa.

Nam sodales mi vitae dolor ullamcorper et vulputate enim accumsan. Morbi orci magna, tincidunt vitae molestie nec, molestie at mi. Nulla nulla lorem, suscipit in posuere in, interdum non magna.

Güle Güle İkiBinOn, Hoşgeldin İkiBinOnBir

Yine bir sene daha bitti gitti ömürden. 2003 senesi, liseden mezun olduğum gün daha dün gibi. Ama durup düşününce hesaplıyorum ve 8. sene geçiyor. Nasıl geçti, ne yaptım bu süre içinde ben? Hiç! İnsanın günleri 18’e kadar geçmek bilmiyor, 18’inden sonra ise nasıl geçtiği anlaşılmıyor.

2010 bir nebze daha iyiydi 2009 senesine göre. 2009 kriz mriz derken sıkıntılıydı, hepimiz umutluyduk 2010 için. Nitekim umutlarımızı boşa çıkarmadı. 2011 daha da güzel olacak inanıyorum ben buna. 2011 benim askere gitmeden önceki son boş senem. Tahminen 2011’in de nasıl geçtiğini anlamayacağım =) Umarım birgün yaşlanınca ben de bu hızlı geçen yıllara dönüp bakarak “Those were the best days of our lives” diyebilirim…

Geleneksel MEGU sapkınlığında sizlere yine seksi noel hatun resmi ile mutlu, huzurlu, umutlu, sağlık dolu yıllar diliyorum.

Bu aralar çok “retro” seviyorum. Eskiden kalma resimler, müzikler, tv şovları falan izliyorum. Etkisindeyim bayağı. O yüzden şu “retro” espiriyi de yapmadan geçemeyeceğim.

“SENEYE GÖRÜŞÜRÜZ”

Geleneksel Yılbaşı Resmi:

Referandumda Reyim Hayır

Beni sosyal medyadan takip edenler en başlardan beri referandumda ne yönde oy vereceğimin belli olmadığını bilirler. Hep anayasa değişikliği teklifini okuyup, inceleyip öyle karar vereceğim dedim.

Geçen hafta 27 sayfalık sizinle de tanıştığım değişiklik teklifi metnini okudum. (Bkz.Referandumda Oylanacak Anayasa Değişikliği Maddeleri)

Bu değişiklik metninde kişisel özgürlükler, askeri mevzuların yargıya taşınabilmesi gibi çeşitli modern ve demokratik değişiklikler olduğu inkar edilemez. Bunların anayasamızda olmasını ben de isterim. Ama AKP bu güzel değişikliklerin yanı sıra çok tehlikeli bir başka değişiklik metnini de bu pakete eklemiş durumda. Bu da Anayasa Mahkemesi ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerinin seçiminde yapılan değişiklik yargıda ideolojik kadrolaşmaya çok müsait bir ortam sağlıyor. AKP hükümeti gibi tek başına iktidar olan ve kendi ideolojisinin cumhurbaşkanını seçen bir hükümet, çok kolaylıkla yargıyı da kendi ekibi ile kadrolaştırarak bu değişiklik ile ülkede at koşturtabilir. Yürütmenin yargıya müdahalesi bu anayasa değişikliği ile kaçınılmazdır.

İşte bu yüzden, sırf bütün paketi bir oyluyoruz diye, içinde güzel ve demokratik değişikikler olsa bile ben bu referandumda HAYIR oyu kullanacağım. Yürütme, Yasama ve Yargı birbirine etki etmemeli, müdahale edememeli.

Siz de lütfen bunu göz önünde bulundurarak oyunuzu verin.

Referandumda Oylanacak Anayasa Değişikliği Maddeleri

Bunu paylaşmak vatandaşlık görevim. Benim halkım 12 Eylül günü verdiği oy ile anayasada nelerin değişeceğini ne yazıkki bilmiyor, bilmediği gibi de öğrenmek için bir çaba sarfetmiyor. Sağolsun birisi karşılaştırmalı olarak mevcut anayasamızdan nelerin çıkarılıp neler eklendiğini çok güzel bir şekilde hazırlamış. Buyrun dikkatlice okuyup anlamaya çalışın, oyunuzu bilinçli bir şekilde, doğru bulduğunuz şekilde verin.

Ramazan ve Oruç Sordular Seni Neredesin

Ramazan ve Oruç sordular seni neredesin? Nasıl beni terkettin, bırakıp beni gittin =) Bu benim için değil sizler için geçerli kanımca…

Beni yeni tanıyanlar ya da çok iyi tanımayanlar şaşırıyor hep. Ben 2003 senesinden beri her Ramazan tulup oruç çıkartırıp. Dile kolay bu sene 8. senem, eğer full çıkartabilirsem =)

Bu Ramazan ve Oruç olayı çok hassas bir olay. Son 2-3 senedir Ramazan’ın sıcaklara gelmesi ile birlikte oruç tutmak iyice zor olmaya başladı. Gelecek 3-4 sene daha da zorlaşacak yazın tam ortasına geleceği için. Ben elimden geldiğince tutacağım. Bir kısım var oruç tutmayanlara kızıyor. Oruç tutulmalı, ne bu saygısızlık diyorlar. Oruç tutmayan bir kısım insan ise orucu saçma bulup, bu sıcakta oruç mu tutulur diyor. İkisi tam bir zıt kutup. Ben ikisini de saçma buluyorum. Ramazan’da ihtiyaç duyduğumuz tek şey birazcık saygı. Oruç tutan tutmayan, tutmayan tutana saygı duyacak. Tutan tutmayana neden tutmuyorsun diye sormayacak, tutmayan ise tutana saygı duyacak. Ramazan ayında niyetli insanlar olabileceğini düşünüp alalade su içip yemek yemeyebilir sokakta. Restoranlarda demiyorum sokakta. İnanın bazen koyuyor yolda su içen insanları görünce =)

Her oruç tutanın dediği gibi size de tek bir dileğim var. “Allah size de nasip etsin amin =)

İsrail, Türkiye, Gazze, Hamas ve Mavi Marmara

Sıcağı sıcağına yazmak istemedim. Bu tip konularda halkımızın ortak özelliği olana galeyana gelme, gaza gelme, coşma ve bunların sonucunda sonradan saçma bulacağım yorumlar yapmaktan korktum. Netekim herkes yaptı bu benim yapmaktan kaçındığım yorumları. Herkes Neo Nazi oldu, Yahudilere ölüm dedi, kahrolsun İsrail dedi, Adolf Hitler sempatizanı oldu, keşke bütün yahudiler ölseydi dedi… Ki bunu diyen bazı arkadaşlarımın yahudi tanıdıkları da vardı.

Benim ilk tepkim “Hassiktir olamaz” oldu. Olmamalıydı. Ortadoğuda teröre ve Araplara karşı müteffik olması gereken iki ülke böyle savaş ile karşı karşıya gelmemeliydi. Ama geldi…

Bu 2 gün önce bir anda gerçekleşen bir olay değil. Bunun tohumları sayın RTE’nin Davos’ta Gazzenin koruyuculuğuna soyunduğu o “One Minutes” olayında atıldı. Tohum tuttu ve Mavi Marmara olayı gerçekleşti.

Hükümet bu olayın yaşanmasını engelleyebilirdi. İsrail böyle bir şey istemediğini deklare etmişti. Gelmeyin demişti açık açık. Hükümet eğer bu gemilerin illa gitmesini istiyorsa gemileri koruyabilirdi uluslararası sularda.

IHH nasıl bir örgüttür bir fikrim yok. Bu tip derneklere genelde inancım hiç yoktur benim. Yok Cansuyu, yok Deniz Feneri, yok IHH bunlar benim gözümde aynıdır. Cemaat işi, halkın duygularını sömüren, cukkayı götüren vakıf ve derneklerdir bunlar.

İnsani yardım için bebek ya da çocuğun o gemide işi neydi bilemem. Uluslararası bir hareketti bu, yurtdışından bürokratlar da vardı belki de. Ama gözgöre göre gittiler olacakların üstüne doğru.

İsrail’in yaptığını da savunmuyorum. Gemiye komando çıkartıyorsun, bari plastik mermi kullan her ihtimale karşı. Sonuç olarak bu adamlar sivil, sana saldırırsa onları öldürmeden etkisiz hale getirmeyi de bilirsin.

İsrail Gazze’yi kuşatmış. Orada insanlar zor durumda kabul. Yiyecek, giyecek, su gibi temel ihtiyaçları için İsrail’in eline bakıyorlar. Etrafları dev duvarlar ile sarılmış, hapsolmuşlar. Ama suç Hamas’ın. Hamas yönetime geldiğinden beri İsrail ile sorunlar zirveye ulaştı. Batı Şeria’yı örnek alırsanız, El Fetih yönetimindeki bu bölge ile İsrail’in pek sorunu bulunmuyor.

Gazze ise denize kıyısı, Mısır’a sınırı olmasına rağmen dünya ile bağlantısı kesildi. Mısır bile Gazze’ye sınırını açmamış bir Arap olmasına rağmen. Ama benim ülkem Osmanlı’lığını konuşturup kahramanlık yaparak Gazze’ye yardım ediyor. Gazze’deki sivil halka üzülüyorum.

Araplar’a da kızıyorum. Arap ırkını pek sevmem. Dünyanın zenginliği üstünde oturuyorlar, kazanıyorlar ama bu dünyaya 1 gram katkıları yok. Bu kadar çok petrol geliri, dünyanın zenginliği ellerinde iken, insan hakları, kadın hakları ve demokrasiyi katlediyorlar. Bu kadar para ile bilim üretmiyorlar, icatlar yapmıyorlar. Varolanın üstüne birşey katmayıp sadece tüketim yapıyorlar. İsrail’in çölün ortasında cürmük kadar toprakta yaptığının 10’da birini Arap Birliği üyeleri yapmıyor. Araplar’ın Türkler’i sevmediğini bilmem de beni onlara karşı daha soğuk yapıyor. Adamlar Osmanlı’da sırtımızdan vurmuş. Bugünkü Taksim meydanında sallanan Filistin Bayrağının aslında Osmanlı’daki isyankar Arapların kullandığı bayrak olduğunu biliyor muydunuz?

Yahudiler de PKK ile Hamas’ı karşılaştırıyorlar. Biz PKK’ya yardım diye tırları doldurup yola çıkartsak ne yaparsınız diyorlar? Tamam kabul ediyorum ikisi de aynı şey değil. Hamas bir toprağı yönetiyor ve Gazze’de seçimle başa gelmiş, PKK’nın böyle bir durumu yok, o 3 ülkeden de toprak almak için terör yapıyor. Ortak noktaları masum sivilleri öldürmeleri…

Toparlamak istiyorum. İsrail ve Türkiye birbirine muhtaç iki müttefiktir bu ortadoğuda. AKP hükümeti ortadoğunun liderliğine soyunduğu için İsrail ile sürtüşmektedir. Gazze’nin kurtarıcılığını yapmaya çalışmaktadır, bunun için de kendisi direkt yapamadığı hareketleri İHH gibi sivil toplum örgütlerine yaptırtmaktadır. Bu ilişkiler her iki ülkenin de yönetimi değişmeden düzelmeyecek gibi. Araya gerekirse yine ABD girecek arabulucuk yapacak ama şu an için bu mümkün değil.

Tek korkum bu olayların Türkiye’deki Musevi azınlığa bir tehdit oluşturması. Yapar çünkü bizim halkımız İsrail’e kızar gider kendi musevi vatandaşından hıncını alır. Allah korusun.