MeGu'nun hayat, aşk, insanlar, ilişkiler, televizyon, sinema, müzik, internet, ve güncel olaylar gibi değişik konularda dünya görüşlerini paylaştığı güncesi.iri olalım, diri olalım, bir olalım - hacı bektaş veli
Sinema krizinin tuttuğu bir anda Konak Pier’de gidilebilecek olan en iyi film olarak He is Just not That into You filmine gittik. Ne yalan söyleyeyim, bahar bende ters etki mi ne yarattıı bilmem, güzel bir romantik komediye ihtiyacım vardı. Çok romantik değildi film ama komikti. İzlerken tam bir mental masturbasyon tadı aldım. Benim yazmam gereken şeylerden bahsediyorlardı. Gözlemleyip de yazamadığım şeyler meğersem önce romana, sonra da film karelerine dökülmüş. İzlerken kafamda bu film ile ilgili nasıl birşey yazacağım çoktan kafamda canlanmıştı.
Öncelikle geleneksel olarak filmin Türkçe ismi tam bir rezalet. “Erkekler ne söyler, kadınlar ne anlar” isimli bir film ismi kesinlikle kabul edilemez bir çeviridir. Eseri daha en başından katlettiğiniz gibi, komik de oluyorsunuz pek sevgili film yayıncıları Bu yüzdendir ki ben hemen hemen hiçbir filmin Türkçe ismini bilmem. Orjinal isimleriyle onları anar, yüceltir ve yaşatırım
Film bu arada tam bir yıldızlar geçidi. Bu kadar çok ünlünün oynadığını bilmeden girdiğim için filmi izledikçe oha bu da mı oynuyo aha bu da mı burada, aha bu nerede oynuyordu gibi tepkiler vermeden geçemedim. Boru değil Scarlett Johansson (yengeniz olur), Jennifer Connely, Jennifer Aniston, Ben Affleck ve Drew Barrymore gibi kendini kanıtlamış oyuncular var bu filmde, diğer umut vaadeden daha az ünlülerin yanı sıra.
Not etmeden geçemeyeceğim Scarlett Johansson gene aşifte bir roldedir. Kadın yeni nesil bir femme fatale midir yoksa? Matchpoint, Vicky Christina Barcelona ve şimdi de bu filmde yuva yıkan ya da sınır tanımayan bir hatunu canlandırmaktadır. Ayrıca diğer hatunlar ne kadar seksi giyinip süslenip püslenselerden içlerinde insanı görmekten en çok mutlu eden şirin ve tatlı Drew Barrymore’dur
Filmimizin ana konusunu ve mesajını özetlemek gerekirse, film izleyiciye erkeklerin aslında düz mantıklı insanlar olduğunu ve yaptığı hareketlerin arkasında başka hiçbir gizli mesaj olmadığını vurgularken, kadınların da bu düz mantığı mantıksız bulup, erkeklerin her hareketinin arkasında bir sürü farklı mesajlar ve sinyallar kurgulayıp, bunların doğrultusunda hayatlarını mahvettiklerini gözler önüne sermektedir. Bunları da çeşitli mottolar ile ara ara serpiştirmektedir.
Eğer bir erkek seni aramıyorsa, seni aramak istemiyordur.
Eğer bir erkek sen umrunda değilmişsin gibi davranıyorsa, umrunda olmadığın içindir.
Erkekler komplike değildir. Karmaşık mesajları yoktur.
Eğer bir erkek seni istiyosa, senin için sonuna kadar gider.
Ve şimdi de filmdeki ikili hatta üçlü ilişkileri tek tek ele alırsak.
Conor – Gigi
Filmde ilk karşımıza çıkan ikili. Gigi umutsuzca kendisine bir sevgili, eş aramaktadır. Arkadaşı Janine ise ev aldığı çok da fena biri gibi olmayan Conor ile iş arkadaşı Gigi’yi randevulaştırır ve bir yerde oturup birşeyler içmelerini sağlar. Ülkemizde bu şekilde blind-date yani körü körüne randevu pek de sık gerçekleştiren birşey olmamasına rağmen yurtdışında sosyalliği gelişmiş medeniyetlerde sıkça rastlanır. Conor ile Gigi hoş üç beş muhabbet ederler, ancak Conor, Gigi’den pek de hoşlanmaz ve tanıştığımıza memnun oldum diyerekten ayrılırlar. Bu basit ve düz bir harekettir arkasında gizli bir mesaj yoktur ancak Gigi kafasında kurar ve Conor’ın ikinci bir buluşma için aramasını bekler, aramayınca bu sefer o arayıp tacizlere başlar. İşte tam bu noktada filmimizin konusu devreye girer . Kim bilir belki de Conor ile manyak Gigi iyi ve anlaşan bir çift olabilirlerdi ancak daha ilerleyen dakikalarda öğreniyoruz ki, Conor’ın kafası sarışın hatun Anna’dadır. Bu yüzdende yeni hatun kanalları açık değildir. Eğer bir erkek kafasına bir hatunu takarsa, karşısına ruh ikizi çıksa bile onun farkına varmayabilir. Hele kafasına taktığı Scarlett Johansson ayarında bir hatunsa. Mevzu Scarlett ise gerisi teferruattır
Neil – Beth
Neil ve Beth çifti ise 7 yıldır birlikte olan, birbirini seven ve birlikte yaşayan örnek bir çifttir. Çok iyi anlaşırlar ancak Neil’in evlilik ile ilgili bir sorunu vardır. Evlilik kurumunu gereksiz ve saçma bulur, bir insanı gerçekten sevip onunla bir ömür geçirmek istiyorsan bunu bir çok gereksiz insanın önünde büyük bir törenle ilan etmeye gerek olmadığını düşünür. Bir nevi de bana mantıklı gelmiştir. Birlikte 7 yıldır yaşıyorsan evliliğe ne gerek vardır? Ancak Beth, ufaklıktan beri evlenmek üzere programlanmış olan her dişi gibi bir yerde arıza çıkartır. Bu arıza küçük kardeşinin evlenme kararı üzerine ortaya çıkar. Neil ve Beth 7 yıldır birlikte olmalarına rağmen evlenmemiştir ama ufak kardeşi ondan önce evleniyordur. Doğal bir arızadır bu. Kadınlar ufak yaşlardan beri el bebek gül bebek beyaz gelin olacakları gün için gazlanırlar. Herkes gaz verir onlara ve 30′lu yaşlarda bu gizliden gizliye empoze edilmiş gelinlik henüz giyilmemişse çeşitli arızalar gözlemlenir. Sonuç olarak Beth Neil’e resti çeker, evlensek beni ne kadar mutlu edeceğini bile bile benimle evlenmiyorsan sen beni sevmiyorsundur diyerekten ayrılırlar. Ancak Beth ayrılınca etrafındaki evli çiftleri gözlemlemeye başlar ve onu o evli kocalardan daha çok seven, daha çok değer veren, mutlu eden bekar kocası Neil’in değerini anlar ve yeniden birleştirler. Neil de istediğin yüzük olsun diyerek evlenme teklif ederek büyük bir jest yapar.
Ben – Janine
Ben ve Janine üniversite yıllarında tanışıp, bütün üniversite hayatı boyunca çıkmış bir çifttir. Üniversite bitip de her biri kendi yollarını çizmeye başlayınca Janine, Beth’in çektiği resti erkenden çekmiştir. “Ben ya benimle evlenirsin, ya da ayrılırız.” Ben de tabiki çok sevdiği sevgilisi Janine’den ayrılmak istemediği için onunla evlenmiştir. Bu hareketini de “Eğer bir kızla uzun süre çıkıp da evlenmezsen jerksündür” gibi bir delikanlılığa sığınarak meşrulaştırıyor. Benim şöyle bir kanım var. Eğer bir erkek üniversite hayatında gezip tozup, dağıtıp içindeki kurtları boşaltamıyorsa, erken gelen evlilik ona hayır getirmez. Zaten Ben ile Janine evlendikten beri pek de sevişmiyorlarmış. Sonuçta ne oluyor? Ben bir süpermarketten tanıştığı seksi ateşli sarışın Anna (doğru tahmin gene Scarlett) ile bir yakınlaşma içine giriyor. En başta mantığı karşı geliyor, ben evliyim bunu yapamam diyor, ama sonunda her seks yapmayan evli erkek gibi bırakıyor kendini akışına ve evliliğinde bulmadığı o mutluluğu Anna’da buluyor. Ama hayretmiyor tabiki o da. Gidiyor Janine’e dürüst olacağım diye salakça itiraf ediyor başka bir kadınla yattığını ve itiraf ediyor. Başta Janine evliliği kurtarmak için onunla seks yapsa da, ufak bir sigara içme yalanı yüzünden evlilik bitiyor. Evliliklerinin Conor’dan yeni satın aldıkları evin tadilatı bittiğinde bitmesi ise edebiyatta sembolizm ya da ironi olarak adlandırılıyor Hayırlısı oluyor bence boşanmaları, gereksizse boşan söndür mottosuna uyarak!
Conor – Anna
Conor Anna’ya hastadır. Hasta olunmayacak gibi de değil o ayrı konu. Bu yüzden de kafası ona takılıyken Gigi gibi kızlarla buluştuğunda kendinden tam bir performans alınamamaktadır. Conor 30′lu yaşlarda erkeklerde rastlanabilen, evlenip, birlikte yaşlanabileceği bir arkadaş bulma tribine bağlar, bunun içinde Anna’yı seçer. Anna ile Conor en başlarda iyidirler sevişirler eğlenirler. Sonra sonra ise Anna Conor’dan pek hoşlanmadığını anlar, ama onu bir yandan da elinde tutar. Aşkım, arım, balım, peteğim gibi cici bici sözler ile onu elinde tutar, masaj yaptırtır, kendini boşta bırakmaz. Sevişmeyi keserler ki bu Conor’ı en çok çıldırtan ve anlam veremediği nokta olur. Sonra Anna Ben ile bir yakınlaşmaya girer ve Conor’ı iyice dışarıda bırakır. Ancak işler Ben ile yürümeyince yine kendini Conor’ın kollarına atar. Bu çirkin bir harekettir ama gündelik hayatta onlarcası ve daha beteri hergün her saat yaşanmaktadır. Tek yaptığı doğru ve karma kazandırıcı hareket, Conor’ın Anna’ya birlikte yaşama teklifi ettiği anda onu reddedip, ondan o kadar da çok etkilenmediğini dürüstçe söylemesidir. Bu hareket Conor içinde büyük bir deneyim olmuştur, zira her erkeğin en azından bir kere olsun sütten ağzı yanmalıdırki, sonra sonra yoğurdu üfleyerek akıllıca yesin
Ben – Anna
Ben ile Anna bir süpermarkette tanışır yakınlaşırlar, Ben Anna’ya üstüne basa basa evli olduğunu söyler, ama müzik kariyerinde ona yardım edebileceği için bir kartvizini verir. Bu tamamen mantık ile bilinçaltının kapışmasıdır. Mantığı evli olduğu için ve yanlış birşey yaptığı için Anna’ya evli olduğunu söyler ve ondan uzak durması için bir nota geçer. Ancak bilinçaltı ise içten içe mutsuz ve seksiz evliliği yüzünden Anna’yı arzular. Arzulanmayacak gibi de değildir hani. Anna ise Conor ile sürüncemede bıraktığı bir ilişkidedir ve bu yakışıklı ve onun kariyerine yardımcı olacak erkekten evli olsa bile vazgeçemeyecekir. Yakınlaşırlar, sevişirler. Anna açıkcası Ben’i baştan çıkartır. Ancak bu tehlikeli ilişkileri, Ben’in karısı ile ofisteki sevişmelerine şahit olması üzerine sonlanır. Ben Anna’nın evliliğini sonlandırıcı bir dinamit patlamsı olmuştur.
Alex – Gigi
Gigi Conor olayından sonra manyağa bağlayınca, Conor’ın bar işletmecisi yakın arkadaşı Alex ile tanışır. Alex ilişkiler, kadınlar ve yaşam konusunda iyi gözlemlere sahip, yakışıklı değil ama sempatik bir elemandır. Kendisi yaptığı yorumlar ve hayat görüşü ile tam bir Mental Masturbatördür, tam bir Megudur! Herneyse. Alex, Gigi’nin bu ilişkiler konusundaki saplantısını, yanlışlarını görür ve ona yardım eder. Bir nevi erkek kılavuzluğu, antrenörlüğü yapar. Gigi’nin erkekleri yanlış anlamaması için elinden geleni yapar. Gigi’de her kafasına takıldığında Alex’i arar ve sorar koç napalım diye? Ancak Alex başarılı olamaz ve bu gösterdiği ilgi gene Gigi tarafından yanlış anlaşılır ve Gigi kendini kaptırıp Alex’in de ondan hoşlandığını sanar. Ama yanılır. Ya da yanılmaz. Bilmiyorum orada saçmaladı film biraz, bir anda Alex de hoşlandığını felan anladı Gigi’den. Biraz kadınları mutlu etmek için olmuş gibi oldu ya neyse. Gigi denen karı bu manyaklığı ve ezikliği ile 31 olsa çekilmez
Mary – Conor
Evet filmin son çifti, son dakika süprizi, ve tadından yenmeyecek olan çifit Mary ve Conor oldu. Mary yeni nesil teknolojiler ile umutsuzca kendisini mutlu edecek beyini aramaktadır. Bu konudada ofis arkadaşları olan gay insanlardan yardım ve akıl almaktadır. Doğru bir harekettir, gayler erkek vücudu ile kadın dünyasına daha yakın oldukları için bu konularda sezgilerine güvenilecek insanlardır. Conor ile olan ilişkisi ise tamam iş amaçlıdır. Conor, Mary’nin şirketine gazete reklamları hazırlatmaktadır kendi emlak işi için. Sadece telefondan konuşurlar. Ancak birgün Conor’ı bir kafede görür ve yüzyüze tanışırlar. İnternetten o kadar tırmalayan Mary, sonunda yüzyüze kendi şansına tanıştıği biri ile iyi anlaşır ve mutlu bir son oluşturur kendine. Canlarım benim bakın şunlara ne de çok yakışmışlar
Son, ama gitmeden bir de fragmanı yayınlayayım tam olsun;
Türk Dil Kurumuna göre Cinsel Sapıklığın tanımı “Cinsellik açısından aykırı eğilimleri olan kimse” olarak geçmektedir.
Bu yukarıda görmüş olduğunuz resim gerçek mi değil mi bilemem. Ama sanki böyle tarihi bir eserden, kalıntıdan alınmış ve cinsel sapkınklıkları anlatan bir resim gibi duruyor. Biseksüellik var, eşcinsellik var, düz ilişki var, hayvanlarla hem dişi heme erkek ilişkisi var, çiftli mastürbasyon var… Var oğlu var.
Doğrudur, insanoğlu var olduğundan beri cinsel olarak değişik şeylere sapmış. Cinsi sapkınlar hep vardı. Bunun başlıca sebeplerinden bir tanesi, doğada seksten zevk alan iki canlıdan biri olmamızdır. Diğer zevk alan canlı yunuslardır ancak o konu benim ilgi alanıma girmiyor.
Tarih dersi okurken, kimi zaman kulaktan dolma bilgilerle bu sapkın bilgilere de ulaşabiliyorduk liseli yıllarda. Mesela şunu biliyoruz ki Eski Yunan’da birçok filozof eşcinsel ya da biseksüeldi, yani halk adı ile oğlancıydı.
Gene Eski Yunan kültürünün uzantılı bir kolu olan Roma İmparatorluğu ve Roma şehri ise sapkınlıklar diyarıydı. Rome dizisini de izlediyseniz burada seks ve sapıklıkta sınır yoktu. Paralı zengin üst sınıfın oğlan köleleri, kadınların seks köleleri, topluca yapılan orgy olarak adlandırdığımız grup seksler, aile içi seksler diz boyu idi. Kızlar araba gibi satın alınır, her türlü ilişkide eğlence için kullanılırdı. Sadece seks için genç kız ve oğlanlar bir araya getirilir ve çiftleştirilirdi. Hristiyanlığın gelişine kadar durulamadı Roma İmparatorluğu hatta bu seks düşkünlüğü yüzünden de çöktü.
Osmanlı kültüründe de sapkın ilişkiler var. Kimi padişahların kışları sıcak tutsun diye oğlanlarla, yazları ise hatunlarla yattığı iddia edilir. Parlak köse oğlanlar gizliden gizliye kimi erkekler tarafından tercih edilirmiş. Hatta espiriyle karışık olarka Anadolu’da erkeklerin ilk gözağrısının hep zavallı eşekler olduğu söylenir. Eğer dişi bir eşeği canlı olarak gördüyseniz neden tercih edildiğini anlarsınız
Tarih boyunca sapkınlıklar hep lanetlenmiş, üzerlerine din baskısı gelerek örtbas edilip bastırılmış, büyük lanetler ve çöküntüler ile yasaklanmıştır. Ancak günümüzde de dinin ve sosyal baskıların etkisinin geçmesi ile cinsel sapkınlıkar çok değişik boyutlara ulaşmıştır. Fetiş ve Sado-Mazo gibi bilinen tanımlar günümüzde internette gördüğümüz sapkınlıkların yanında birer fantaziden ibaret kalıyorlar. Eğer siz de internette benim görmüş olduğum; birbirinin üzerine tuvaletini yapmacalar, orasını burasını kesip, bağlayıp çivilemeceler, genital bölgeleri tekmelemeler, genital bölgere olmayacak aletler sokmalar, kol bacak sokmalar, Nuh’un gemisindeki bütün akla gelmeyecek hayvanlar ile cinsel birleşmeler gibi bir çok şeyi görmüş olsaydınız anlardınız demek istediğimi. Internette yayınlanan bu tip çılgın video ve görüntüler insanları hayrete düşürüyor.
Ne diyelim tercih meselesi, bu sapkınlıklara para için katlanan kurbanlara acıyorum o kadar. Gerisini Allah ıslah etsin… Ben bile o kadar sapık değilim
İkizi olan bir kadın ile birlikte olmak. Bu eylemi dünyada gerçekleştiren bir ünlü var. Hugh M. Hefner, nam-ı değer Bay Playboy. Yukarıdaki resimde gördüğünüz hatunlar gerçektir ve ikizdirler. Playboy Malikanesinde Hugh Hefner’ın sevgililerindendirler. Adam binlerce kişinin rüyasını yaşıyor yahu!
Karissa ve Kristina Shannon adındaki bu ikizler aynı yumurta ikizidirler. Resimlerden de gördüğünüz gibi aynı yüz, gözler, aynı memeler ve aynı öhöööm 19 yaşındaki ikizlerimiz 82 yaşındaki bayımız ile birlikte. Adamın ölüm sebebi olacaklar valla.
Kızarkadaşınızın bir ikizi varsa paranoyak da olabilirsiniz. Eğer uzun süreli bir ilişkiniz var ise ayırtedebilirsiniz tabiki de onu kardeşinden. Ama eğer laylay bir ilişki ise işiniz biraz zor olabilir. Size kolaylıkla kandırıp sizinle eğlenebilecekleri gibi, biri kaçamak yaparken diğeri sizi idare edebilirler. Telefonda ikizi sevgiliniz gibi konuşup sizi atlatabilir. Ya da daha çılgın ikizler ise eş değiştirip sizinle birlikte olabiirler. Siz de bir taşla iki kuş vurmuş ya da vurdurulmuş olursunuz… Bunlar tabii benim ruhumun bozukluğundan kaynaklanan fantaziler ama olsun, sizin de aklınıza yattı biliyorum
Evet işte benim bu sitenin ilk günlerinden beri sizlere anlatıp kabul ettirmeye çalıştığım acımasız hayat gerçeğini Sprite reklam yapmış, çok da güzel olmuş, benden daha etkileyici bir görsel şov hazırlanmış. Evet sevgili hanım kızlarımız, bayanlarımız, kadınlarımız. Arkadaşın seninle birlikte olmak istiyor!
Ateşle barutun fizik kuralları dahilinde bir arada duramadığı gibi, sağlıklı homo sapien bir erkek ve kadın arkadaş olamaz! Bunun çok güzel bir filmi de var Meg Ryan bile rol almış, When Harry Met Sally, yani türkçe vizyon adıyla Harry ile Sally Tanışınca. Harry bir kadın ile erkeğin asla dost olamayacağını söyle Sally’ye ve yıllar geçse de aradan bu sözünü ispatlar bu filmde. Hatta bana It Had To Be You adında, filmde Harry Connick Jr‘ın söylediği, orjinali Frank Sinatra ustaya ait bir şarkı da kazandırmıştır bu 10 üzerinden 10 numara film.
Herneyse konudan sapmamak gerekirse eğer, bir bayın bir bayan ile arkadaş olup birlikte olmak istememesi için bazı şartlar oluşmalıdır. Bunlardan bazıları şunlardır;
Kadının birinci dereceden akraba olması gerekir. (Bacı pozisyonu)
Kadının kızarkadaşınızın yakın arkadaşı olması gerekir. (Baldız pozisyonu)
Kadının güzel olmaması ama çok güzel arkadaşlara sahip olması gerekir. (Kanki pozisyonu)
Kadının en yakın arkadaşınızın kızarkadaşı olması gerekir. (Yenge pozisyonu)
İstisnalar ile bu liste daha da artırılabilir, ama varmaya çalıştığım noktayı anlıyorsunuz.
Ayıcık bir sevgili olmak istemem ben. Allah düşürmesin… Nedir ayıcık sevgililer peki?
Bir çocuğun elindeki ayıcık gibidir bu sevgililer… Tek taraflı bir çıkar ilişkisi olan, sadece çocuğun uyku zamanı geldiğinde akla gelip sarılınan varlıklardır ayıcıklar.
Bunu bir sevgili modeline uyarladığınızda da, sadece kadının sevgili ihtiyacı karşılansın diye bulundurulan erkek modelidir. Burada ayıcık sevgili sadece kadının ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlüdür, ayıcığın hisleri söz konusu değildir. Kadın erkeği kullanır, sevgilisi ile girebileceği ortamlara girer, romantikliği yaşar, sevgili ortamında sosyalleşir, bir erkek tarafından gezdirilmiş, korunup kollanmış olur, güzel sözler iltifatlar duyar, hatta hediyeler alır, akşamına da ayıcığına sarılır uyur. Canı istemediği zaman ayıcığını bırakır, kendi başına takılır… Bir aksesuar gibi takar koluna kullanır… Erkek de sanki büyülenmiş gibi bu durumdan şikayetçi olmaz, elinden gelen fedakarlığı verir…
Her Türk erkeğinin Rus kadın takıntısı vardır… Kimi kulaktan dolmadır, kimi tecrübeye şayandır. Etrafta hep Rus kadın ile evlenen Türk erkeklerinin ne kadar mutlu olduğu konuşulmaktadır. Kimi uzmanlar Rus kadınlarının bu erkeği mutlulutan uçuran formüllerini komünizim yıllarına dayanan feminizimden uzak yaşam biçimine ve gen havuzuna bağlarlar… Kimileri de Rus erkeklerinin votka içip de kuşlarını kaldıramamasına
Günaydın gazetesi yazarı Sinan Akyüz de, benim yazı tarzıma sahip biri olarak gözlemlediğim bir yazar olması dışında, son bir kaç ayda bu Rus hatun işine çok kafayı takmış ve iki tane yazı patlatmış… Paylaşmak istedim
5 Ekim 2008 tarihli yazısında;
Türk ve Rus kadın farkı
Bazen şöyle düşünüyorum: “Sovyetler Birliği’nin yıkılması en çok Türk kadınını etkiledi!” Neden mi? Çünkü düne kadar ‘yabancı kadın!’ yüzü görmemiş Türk erkekleri bir anda Rus kadınlarıyla şenlendiler. Sonra da bu kadınlarla ilişki yaşayarak neşelendiler. Hatta bu erkekler biraraya geldiklerinde de birbirlerine Türk kadınlarından yana şöyle dert yanar oldular: “Ya oğlum, biz daha düne kadar Türk kızlarını matah bir şey sanırdık. Meğerse yumurtaya can veren Rabbim neler yaratmış!” O günden sonra Türk kızları beğenilmemeye, Rus kızları ise baş tacı edilmeye başlandı. Karadeniz’den yurdun dört bir yanına dalga dalga yayılan Rus kadınları, Türk erkeğini yatakta kurmalı bir oyuncağa çevirdi. Bununla da yetinmeyip Türk kadınının psikolojisini de bozdular. Rus kadınlarıyla ‘boy!’ ölçüşemeyeceğini anlayan Türk kadını da en sonunda şöyle bir mantık geliştirdi: “Rus kadınları yaşlanınca bir şeye benzemiyorlar! Türk kadınları ise yaşlandıkça güzelleşiyorlar!”
TOZ KONDURMAZLAR
Eğri oturup doğru konuşursam, Türk kadınının bu mantığına kargalar bile güldü. Tamam, kabul ediyorum; Rus kadınları yaşlanınca bir şeye benzemiyor olabilir ama Türk kadınının da yaşlandıkça güzelleştiğini söylemek, bence desteksiz atmaya benziyor. Peki, Türk erkeği Rus kadınlarına neden toz kondurmuyor? O kadınların birer kurmalı oyuncakları olmak için neden canla başla çırpınıyorlar? Bence bu tür soruların doğru cevabını vermek için erkeklerin ne düşündüklerini bilmek gerekiyor. Peki, Türk erkekleri iki ırkın kadını hakkında ne mi düşünüyor? Vallahi bu yazara zeval olmayacağı için hemcinslerimin ne düşündüklerini yazmak boynumun bir borcu oldu.
ARADAKİ YEDİ FARK
Türk erkeği iki ırkın kadınını mukayese edip sonra da onlar hakkında diyor ki; Bir: Rus kadınını ‘Allah’ özene bezene yaratmış. Türk kadınını ise estetikçi ‘Onur Erol’ düzeltmiş. İki: Rus kadını üzerine ne giyerse giysin yakışır. Türk kadını ise üzerine ne yakışırsa onu giyer. Üç: Rus kadını seksi görünmek için, Türk kadını ise boyunu uzatmak için topuklu ayakkabı giyer. Dört: Rus kadını eğlenmeyi, Türk kadını ise eğlenirken bile kapris yapmayı sever. Beş: Rus kadını erkeğe erkekliğini hissettirir. Türk kadını ise erkeği canından bezdirir! Altı: Rus kadını vericidir. Türk kadını alıcıdır. Yedi: Rus kadını kendisine, Türk kadını ise erkeğe yatırım yapar.
19 Haziran 2008 tarihli yazısında;
İlle de Rus kadını olsun…
Ortaokul yıllarım… O zamanlar şimdiki yeni yetme çocuklar gibi ‘her bi şey!’den haberdar değildik. ‘Hayata ve cinselliğe dair!’ hiçbir şey bilmiyorduk. O yıllarda ‘çocukları leyleklerin dünyaya getirdiği!’ geyiği hüküm sürüyordu. Yine o yıllardan birinde ‘din ve ahlak dersi’ hocamız beni tahtaya kaldırdı. Elime boş bir kovayla, boş bir maşrapa verdi. Elimde tuttuğum kovaya ve maşrapaya aval aval bakıyordum. Çocuk aklımla ne işe yarayacağını düşünüyordum. Derken hocamız sınıfa döndü ve dedi ki: “Bugünkü dersimizde boy abdestinin nasıl alınacağını öğreneceğiz!” Hiç unutmam. Sınıftaki arkadaşlarımdan biri hocaya sordu: “Hocam! Boy abdesti niçin alınır?” Hoca kızardı bozardı. Sonra da arkadaşımıza bakıp ” Sus eşek herif! İlk önce abdestin nasıl alındığını öğren. Evlendiğinde de neden alındığını öğrenirsin!” dedi. Bu sözün üzerine sınıftakiler gülüşmeye başladı. Sonra da hocamız boy abdestinin nasıl alındığını temsili olarak benim üzerimde gösterdi.
Her şey tersinden!
Geçen zaman içinde şu gerçeği çok iyi anladım ki, biz Türkler’e hayat hep tersinden öğretiliyor! Tıpkı yaşadığımız ilişkilerimiz gibi! İlişki deyince de aklıma bir arkadaşım geldi. Geçen gün buluştuk. İki çift sözün belini kırdık. Bana ilginç gelen bir şey söyledi. Dedi ki: “Yakın bir zamanda evleniyorum!” Şimdi bana haklı olarak diyebilirsiniz ki, “Evlenmenin nesi ilginç?” Bana ilginç gelen şey, arkadaşımın evleniyor olması değil. Rus bir kadınla evlenmek üzere olmasıydı.
600 milyon dolar
Hayatında iki kez evlenip boşanan arkadaşım şaşkınlığımı görünce bana dedi ki: “İlle de Rus olsun, ister çamurdan olsun!” Sonra da oturup Türk kadını adına kara kara düşündüm. Şu soruyu sordum: Türk erkekleri neden Rus kadını istiyor? Türk erkekleri diyorum çünkü ben Rus kadınlarıyla birlikte olmak istemeyen tek bir erkek tanımıyorum. Bunu nereden mi biliyorum? Daha geçen gün gazetede okudum. ‘Bermuda Nataşa üçgeni!’ nine yılda ‘600 milyon dolar seks parası!’ ödüyormuşuz. Türk erkeğinin cebinden çıkan bu paraya bakılırsa, şöyle bir gerçek ortaya çıkıyor: “Türk kadını (istisnalar hariç!) Türk erkeğine cinselliği öğretememiş. Bu yüzden de ortaokul yıllarında boy abdestini nasıl alacağını ezber eden Türk erkeği, cinselliği Rus kadınıyla keşfedip, bu abdestin varoluş nedenini öğrenmiş oluyorlar!” Artık bu gerçeği bilen Türk kadını da, Rus kadını hakkında “Peh! Onlar da kim? Biz daha güzeliz! Zaten onlar yaşlanınca bir b.ka benzemiyorlar!” diye yalandan atıp tutuyorlar.
Meşhur Yazılar