Adam Olacak Çocuk

 Adam Olacak Çocuk 4Adam Olacak Çocuk 2

Adam Olacak Çocuk 3Adam Olacak Çocuk 1

Adam olacak çocuk bunların hepsi. Doğru yolu ufak yaştan bulmuşlar. Alkol, meme, minnoş :) Bunlar büyüyünce sağlam piç karakterli olurlar, birer Sawyer olurlar başımıza :D

Ben böyle olamadım hiç. Ufakken karşı cins ile ilişkim hiç yoktu. Utangacın tekiydim, ne doktorculuk oynama bahanesiyle kızları mıncıkladım, ne öpüştüm, ne de başka birşey. Bunların hepsi masum şeyler bir çocukken ama bir çocuğun adam olduğu yoldaki önemli adımlarıdır.

Evet noldu? Hala çok da atılgan, muzur, tavlayıcı bir erkek değilim… Ufakken yol gösterselerdi keşke :P

Meşhurluk: 1%


Boyunu Aşan Aşk

Boyunu Aşan Aşk

Yok fotoğraftaki manası ile boyu boyuna aşktan bahsetmiyorum. Ne demişler aşkların kısası ayakta uzunu yatakta :P Ama foto çok hoşuma gitti bu yazıya gider diyerek koydum.

Konuya dönecek olursak: En kötü, acı veren aşklardan biridir bu. Platonikten daha acıdır belki de. Platonikte en azından reddedilmezsiniz, platonik olarak kalır, reddedilmeyen bir aşk her zaman gerçekleşebilecek bir aşktır. Hayali ile yaşayarsınız. Ancak boyunu aşan aşkta büyük bir kalp kırıklığı vardır, reddedilme vardır. Eninde sonunda büyük hüzün ve yıkıntı vardır.

Mesela Cem Karaca‘nın meşhur eseri Tamirci Çırağı bu tip bir aşkı konu edinmiştir. Boyunu aşan bir aşkı. Hani der ya atasözlerimiz ayağını yorganına göre uzat diye… Alakasızdır ama onun gibidir… Bu şarkıda da bir araba tamircsinin çırağı, arabasını tamire getiren güzel ve zengin bir kıza gönlünü kaptırır. Oğlan umutlanır ama boyu yetmez, en sonunda “kim bu serseri” lafını yer ve kalbi kırılır.

Boyunu aşan aşk, farklı statüde, sevgisine asla karşılık bulamayacağı, ve kimi zaman küstahca aşkın reddedileceği bir aşktır. Aşık olunan taraf, kendisine aşık olanı kendine layık görmez.

Sosyal statü farkı bir sebeptir. Maddi durum farklılığı da bir sebeptir. Güzellik, estetik farkı da ayrı bir sebeptir. Bir köle ile soylunun aşkı, bir fakir & zengin aşkı, bir çirkin ve güzel ilişkisi boyunu aşan aşklara örnektir.

Allah korusun böyle bir aşktan. Sonucu kara sevdadır, hastalıktır….

Meşhurluk: 1%


Kız Olmak Nasıl Birşeydir?

“girls can wear jeans
and cut their hair short
wear shirts and boots
cause its ok to be a boy
but for a boy to look like a girl is degrading
cause you think that being a girl is degrading
but secretly youd love to know what its like
wouldnt you
what it feels like for a girl”

demiş Madonna bacımız yani Türkçe Meali ile;

“kızlar kot giyebilir,
saçlarını kısa kestirebilir,
gömlek ve bot giyebilir
çünkü erkek görünmek sorun değildir.
ama bir erkeğin kız gibi görünmesi küçük düşürücüdür.
çünkü kız olmak küçük düşürücüdür.
ama içten içe nasıl birşey olduğunu bilmek isterdin
değil mi?
kız olmanın nasıl bir his olduğunu.”"

Nasıl birşeydir acaba cidden? Bir erkek bunu asla anlayamaz, bir kadının erkek olmayı asla anlayamayacağı gibi. Ama kadın olmak erkek olmakdan daha karışıktır, karmaşıktır. Kadının zihninde bin tilki birbirinin kuyruğuna basmadan döner durur. Erkeğin ise belirli başlı yollar vardır, önceden tahmin edilebilir.

Bu konuda filmler bile yapıldı mesela Mel Gibson’ın What Women Want gibisinden… Ama onlarda yeterli olmadı, sadece boku erkeklere attı, siz bizleri anlayamıyorsunuz diye…

Ama biz nereden anlayabiliriz ki?

Kıskanırsın “Off çok kıskanıp beni kısıtlıyorsun” olur. Kıskanmayıp makul olursun “Beni sevmiyor musun kıskanmıyor musun?” olur.

Arayıp sorarsın, “Off çok arıyorsun” olur, aramazsın “Sen beni neden hiç aramıyorsun” olur…

Her zaman gitmek istediği yere gidersin, ama o o anda orayı istemiyordur aslında…

Bir karşı cins arkadaşınla çok görürşürsün aranızda birşey mi var diye kıllanır, görüşmemeye başlarsın noldu niye görüşmüyorsun diye kıllanır…

Tamam kabul ediyorum biraz abartıyorum…

Ama bu hatun milleti adamı zorla ipne yapar :)

Meşhurluk: 1%


Liseden Sonra Değere Binen İnsan Modeli

Lise Mezun???????? ????? ????????

Ben lisedeki çizgimi üniversite de kaybetmedim. Neysem o zaman, şimdi de o altyapı üzerine kurulu olarak hala benim. Daha olgunlaştım, deneyim sahibi ve bilgi sahibi oldum hayat hakkında. Zaten hayatın en sevdiğim yanı yaşayarak öğreniyor olmaktır.

Ama lisedeki bazı arkadaşlar çok değiştiler gözlemlediğim kadarıyla, iyi ya da kötü olarak…

Mesela lise dönemlerimizdeyken çok güzel, top, havalı bulduğumuz kızlar ya da erkekler, üniversite yıllarında sıradanlaştılar… Normal birer birey oldular, amiyane bir tabirler havaları söndü….

Bunun tam tersi yönünde, lisede itilen kakılan, çok da sallanmayan baylar ve bayanlar ise, üniversite ortamında kendilerine yeni bir ortamın getirdiği bir boşluk bularak zirve yaptılar, aranan insan oldular…

Düşüş kolaydır yükseliş ise zordur. Lisede zirvede olanlar üniversitede gözden düşünce benim de gözümde düştüler, ama lisede ne idüğü belirsiz takılanlar, üniversitede zirve yapmalarına rağmen benim gözümde hala ne idüğü belirsiz konumdalar :)
Tarz olarak da değişmeler çok oldu, orta okulda metalci, lisede rock ve alternatif dinleyenler, üniversitede eller havayacı oldular… Tam tersi o dönemlerde eller havayacı ya da arabesk takılanlar, üniversitede rockçı ve alternatif oldular :)
Ben mi? Ben ne zirvedeyim ne dipteyim, orta direğim :D

Meşhurluk: 1%


Evlenmeden Önce Tanımak Gerek

Evlenen Çocuklar

Daha önce bahsettiğim, izlemenizi ısrarla tavsiye ettiğim film The Heartbreak Kid tamamen bununla ilgili bir film. Ama komik de :)

Evleneceğiniz, ömrünüzü sonuna kadar birlikte geçirmek için bir araya geleceğiniz bir kişiyi, bu büyük bağlılığa bir adım atmadan önce çok iyi tanımak gerek. Ama nasıl? Bir insan nasıl iyi tanınır ki? İçi dışı bir değildir insanların…

Zor geliyor bana, iş hayatına giriştikten sonra yeni birilerini tanımak. Derlerdi hep en iyi bulabileceğini üniversite yıllarında bulabilirsin diye. Doğru olma ihtimali yüksek. O zamanlar iyisiyle kötüsüyle bir insanı tanıyabilirsin çünkü gününün büyük bir bölümü birlikte geçer. Peki ya şimdi? Sabah 8 Akşam 8 iştesin, sonra halin kalmıyor, buluşuyorsun lay lay lom o insanla bir vakit geçirme. Zaten kimse o kadar kısa geçirilen bir süre içinde kimse gerçek yüzünü göstermez… İyi uyumlu modda olur.

Çok iyi tartmak gerekir. Bu belki sizler için geçerli değil ama ben insanlara güven konusunda zorlanıyorum. Hatta paranoyaklık seviyesinde ilerlemiş durumda bazen bu güven problemim. Her hareketin, her sözün arkasında bir yalan ya da hinlik olabilir diye tartıyorum.

Soruyorum kendime; niye güveneyim ben bu insana? Bu insanı benim arkamdan işler çevirip yalan söylemekten alıkoyacak bir sebep var mı diye soruyorum? Ve genelde bulamıyorum. Sevmek bile yalanların söylenmesine engel olmuyorken hangi sebeple?….

Tek yapabileceğimiz, çabalamak ve ummak. İyi biri karşıma çıksın diye… Onu tanımaya çabalamak, fazla yargılamadan… Çünkü anlaşmalar ortak noktalarda buluşularak oluşur.

Ama unutmamak gerekir, yapılan her seçim, aslında diğerlerinen vazgeçmedir :lol:

Meşhurluk: 5%


Kız Babası Karşısında Rahat Erkek Modeli

Kız Babası Karşısında Rahat Erkek Modeli

Ben bu erkek modellerinden değilim mesela. Bazıları kız arkadaşlarının babaları karşısında rahat rahat oturur kalkar, konuşur, eli kolu durmaz, şakalaşır, laubali bile olabilir. Hatta el kol atar kızına öper falan diye abartabilirim de, ben görmedim ama yapan vardır :)

Ben ise iyi, terbiyeli, saygılı, görgülü, geleneksel aile çocuğu karakterimi ön plana çıkartıp, oturuşuna kalkışına dikkat eden, gerektiğinde kasılıp kalan biri olup çıkıveririm. Köprüyü geçene kadar böyle olmak da mantıklı gelir bana :) Zararsız görüneceksin, sempati kazanacaksın…

Mesela yukarıdaki fotoğraftaki oğlan bu rahat erkek modelinden. Ama canına susamış aynı zamanda. Çünkü kucaklaştığı kız Brooke Hogan, babası ise arkada onları izleyen ünlü pankreas güreşçisi Hulk Hogan’dan başkası değil. Sizce de bu genç erkeğimiz şansını fazla zorlamıyor mu? Hulk Hogan’da birazdan parçalayacakmış gibi bakmıyor mu :)

Meşhurluk: 6%


İnsanlar ve Vahşi Sürü Hayvanları Arasındaki Benzer Üreme İçgüdüsü

İnsan, sosyallik tanımı içerisinde genetiği dahilinde sahip olduğu hormonlarının etkilerini ve içgüdülerini bastırmayı öğrenmiş, sosyal bir hayvandır.

Aslanlarİnsanlar da bir arada dayanışma içinde yaşadıkları için ve kendi yaşamlarını sürdürmek için etobur olarak avlandıkları için vahşi sürü hayvanları sınıfında değerlendirebilir. Ve insanların erkek ve dişi cinsleri arasındaki cinsellik ve sosyal ilişkilerini de, sürü hayvanlarının üremelerindeki olaylarlar ile karşılaştırarak benzerlikler çıkartabiliriz. Örneğin;

Dişi aslanlar yaşadıkları sürü içerisinde üremek ve çocuk sahibi olmak için en güçlü, onu ve yavrularını diğer dış tehlikelerden koruyabilecek erkek aslanları tercih ederler. Üreme dönemleri geldiğinde de, bu tip güçlü alfa tipi erkekleri kendileri ile çiftleşmeleri için çekici olurlar ve çeşitli salgı bezlerinden erkeği etkileyebilecek kokular salgılarlar, naz yaparlar ve erkeği elde ederler.

İnsanların dişisinde durum nasıl? İnsan dişisi de, birlikte olmak istediği erkek tipinde seçicidir, alfa tipi erkek arar. Ona bakabilecek, koruyabilecek, sosyal durumu kuvvetli, güçlü, zengin bir erkek arar, tercih eder. O erkeği etkilemek için de dişi aslan gibi olmasa da çeşitli yöntemlere başvurur. Kendine bakar, güzelleştirir, güzel kokar, çekici olur, naz yapar, dikkat çekici olur…

Erkek aslanlarda da üreme durumunu şöyle özetleyebiliriz. Erkek aslan kendi soyunu ve döllerini devam ettirebilmek için birden çok dişiye sahip olmaya çalışır. Sahip olduğu dişileri korur, diğer erkeklerin yanaşıp atlamasını engeller, gerekirse diğer erkeklerle kavgaya tutuşur öldürür. Alfa tipi erkek olmak için güçlenir, güç gösterilerinde bulunur.
İnsanlarda da durum benzerdir, erkek kadınını sahiplenir, diğer dış erkeklere karşı korur, kısıtlar, sarkıntılıklara karşı kavga eder… Güç ve statü sahibi olmaya çalışır, her mekanda tanıdık oluşturur, şekil yapar, kas yapar, vücudunu ve sosyal statüsünü ve maddi durumunu çeşitli (bazen kıroluk da dahil) yöntemlerle sergiler. Ama uygulayamadığı tek şey çok eşliliktir, sosyal düzenin getirdiği bu anlayıştan ötürü erkek içgüdülerini ve hormonlarını baskı altında tutar. Bu yüzdendir ki erkek çoğunlukla aldatan tarafa düşer çünkü soyunu olabildiğince çok yürütebilmek için içinden sürekli farklı dişileri döllendirmek gelir :)

Bu da benim bilimsel görüşümdür, saygılarımla! :D

Meşhurluk: 6%


Çok Çok Dişi, Çok Az Zaman

Çok Çok Dişi, Çok Az Zaman

Bahardan mıdır nedir?

İki çıkıyorum dolanıyorum… Çok çok çok fazla güzel kız var… Ve ömür çok kısa… Kız başına ayırmak gereken optimum zaman çok uzun… Bir ömür yetmez ki…

Esasında bana ters, çünkü ben monogamik bir erkeğim… Monomu bulurum huzurlu yaşarım… Ama gene de insanın aklına giriyor şeytan :)

Meşhurluk: 5%


Kenar Süsü

Kenar SüsüSıla’yı yaklaşık 5-6 aydan beri dinliyorum. Bir arkadaşımdan kestiğim CD bayağı bir çaldı arabamda. Çok güzel şarkılar, çok güzel sözler var. Bu Kenar Süsü de onlardan sadece biri.

Ne güzel demişsin Sıla sen Kenar Süsü kelimesini… Siz hiç kendinizi Kenar Süsü hissettiniz mi? Hissettiyseniz şarkının verdiği duyguyu içinizde kelimesi kelimesine hissetmişsinizdir.

Diğer şarkılarını da tavsiye ediyorum Sıla’nın albümü kesinlikle edinin. Ve eğer kendinizi kenar süsü hissediyorsanız, sakın üzülmeyin. Çünkü birinin çöpü diğerinin hazinesidir. Siz birine kenar süsü iken, bir başkası için baş tacı olabilirsiniz…

kenar süsü oldum hayatında
yani olmasam da olurdu..
kaza süsü de verirdin vefatıma,
yokluğum boşluk yaratmazdı..
seni aramamam, sormamam, bakmadan uzaklaşmam eminim çok hora geçti
hurdaya çıktı içim fark ettin mi hiçe döndüm
çürüye çürüye tükendim
rezil ettim kendimi
dağıttım
içtim
düştüm
ona buna ağladım
içimden döküldün
gülmeyi unuttum
kendimi dinlemekten
hastalık hastası oldum senin yüzünden…

Meşhurluk: 5%


Mutlu Aşk Yoktur Çünkü Aşk Istıraptır

bleedinheart.JPG

Istırap, çeşitli felsefi ve dini sistemlere konu oluşturmuş, Mistisizm, Ezoterizm ve Spiritüalizm‘de önem verilen ve ruhsal gelişimi sağlayıcı, öğretici niteliğiyle ele alınan bir kavramdır. Istırap konusunun işlendiği bu alanlarda, ıstırap, elin sobaya değmesi veya kesici bir aletle yaralanması gibi fiziksel bedenle ilgili maddi acılar anlamından ziyade manevi acılara ilişkin bir kavram olarak ele alınır. (Kaynak: Vikipedi)

Nedense bazen böyle düşünüyorum… Tarih boyunca da bize empoze edilen bu değil midir? Ya da yaşadıklarımızdan çıkardıklarımız arasında bu yok mudur? Aşk herkesin karnına ağrılar sokup dengesizleştirmemiş midir? Bu dünyadaki en temel duygu bencilliği aynı anda hem öldürüp hem de canlandırmamış mıdır? Bütün bu ağır duygulara rağmen yeri geldiğinde de yüzümüze tatlı bir tebessüm kondurmamış mıdır?

Edebiyattaki en meşhur aşk hikayeleri bile mutlu sonla bitmeyen aşklardır, trajedidir. Trajedi bir ıstırap çeşididir. Nedense birbirine aşık olan insanları hep Romeo & Jüliet, Kerem & Aslı, Leyla & Mecnun, Ferhat & Şirin çiftleri ile karşılaştırız Türk halkı olarak. Peki o hikayelerin sonunu kaçımız biliyor? İşte o meşhur aşklara örnek teşkil eden ıstırap dolu hikayeler…

ROMEO & JÜLİET

Capulet’ler ve Montague’ler birbirine düşman iki ailedir. Aralarındaki kin ve nefret bitmek bilmez. Şimdiye kadar bir sürü kan dökülmüştür.

 

Montague’lerin oğlu Romeo, Rosaline’e aşık olmuştur. Ama Rosaline onun aşkına karşılık vermemektedir çünkü o bir rahibedir. Bu duruma Romeo çok üzülmektedir ve acı çekmektedir. Romeo’nun arkadaşı Benvolio onu unutmasını söyler ama Romeo hiç kimseyi, hiçbir şeyi dinlememektedir. Delicesine âşıktır.

 

how_to_cure_heartache.jpg Capulet’ler akraba ve dostları için bir şölen düzenlerler. Benvolio, Romeo’yu da bu şölene gitmek için zorlar ve ikna eder. Şölende bir sürü, Rosaline’den güzel kızlar olacağını ve ondan daha iyilerini bulabileceğini söyler. Ancak Romeo’nun umurunda bile değildir. Sadece dalga geçip, eğlenmeye gidecektir.

 

Ama durum düşündüğü gibi olmayacaktır. Şölene gittiklerinde Romeo, Juliet’i dans ederken görür ve ilk görüşte çok etkilenir ve ona âşık olur. Aynı zamanda Juliet’te Romeo’ya aşık olur. Ancak Romeo ve Juliet öğrenirler ki, aileleri birbirlerine düşmandır. Ama onları hiçbir şey engelleyemez ve gizli gizli aşklarını yaşarlar. Daha fazla gizliliğe dayanamazlar ve evlenmeye karar verirler.

 

Romeo gizlice rahiple konuşur. Juliet’in dadısı da onlara yardım eder ve gizli bir nikâhla evlenirler. Aileler arasındaki düşmanlığı bitirecek tek umutları bu evliliktir.

 

Capuletlerin yeğeni Tybalt, bir gün Romeo ve arkadaşı Mercutio ile karşılaşır. Tybalt, Romeo’ya laf atmaya ve sataşmaya başlar ancak Romeo, Juliet’e olan aşkından dolayı tepki vermez ve alttan almaya çalışır. Mercutio bu duruma anlam veremez ve Tybalt’a daha fazla dayanamayarak karşılık verir. Mercutio ile Tybalt düelloya girerler. Düelloda Tybalt, Mercutio’yu öldürür ve Romeo da bunu kabullenemez ve Tybalt’ı öldürür. Sonunda Prens olayı duyar ve askerlerine Romeo’nun yakalanma emrini verir.

 

Capuletler, Juliet’i Paris ile evlendirmeyi planlamışlar ve bunu yavaş yavaş duyurmaya başlamışlardır. Ancak Juliet, bu evliliği kesinlikle reddeder. Romeo bir yandan askerlerden kaçmaya çalışmaktadır.

 

 

Romeo ve Juliet’in umutları tükenmiştir artık. Bu arada Prens, Romeo’ya sürgün cezası verir. Juliet, bilgi alabileceği tek kişi olan Rahip Lawrence’e gider ve giderken ailesine günah çıkartmaya gittiği yalanını söyler. Rahip Lawrence, Juliet’e son bir kavuşma umudu olduğunu söyler. Ona bir iksir verir ve bu iksir onu 2 gün ölü gibi gösterecektir. Böylece Juliet istemediği bir evlilikten kurtulacaktır. Rahip Romeo’ya da bunları anlatan bir mektup yazar ancak bu mektup ona zamanında ulaşamaz.

Romeo, Juliet ile Paris’in evleneceklerini duyunca Verona’ya geri döner ve olay yerinde Juliet’i ölü olarak yerde görünce çılgına döner. Paris, Romeo’nun üstüne gider ve onu suçlar. Romeo o anda Paris’i öldürür. Ardından Juliet’in yanına yatarak zehrini içer ve kendini öldürür. Rahip Lawrence Juliet’i uyandırır ve Juliet, yanı başında Romeo’yu ölü bir şekilde görünce Romeo’nun hançerini alır, göğsüne saplar ve o da kendini öldürür.

 

 

Olayların tek şahidi Rahip Lawrence, ailelere tüm olanları anlatır ve aileler arasındaki düşmanlık bundan sonra son bulur.

 

(KAYNAK: MUTLU MANYAK)

KEREM & ASLI

Asıl adı Ahmet Mirza olan Kerem, Islahan Şahının oğludur.Şahın hazinedarlığını yapan Ermeni Keşişinin kızı Aslı ile Kerem birbirlerini severler. Şah Keşişten kızı oğluna ister. Keşiş, bir müslümana kız vermek istemez. Fakat hükümdarın isteğini reddemez; bir mühlet ister ve bu mühletin içinde gizlice memleketten kaçar. Kerem de Aslı’nın peşinden yola düşer. İşte, Kerem’in sevdiği kızın ardınca bütün Anadolu’yu baştan başa gezmesi böylece başlar.

Kerem artık yanında sadık arkadaşı Sofu (Kerem’in dilinden: Sofu Kardeş), omuzunda sazı ile bir “Âşık” olmuştur. Her gittiği yerde, her rasladığına sazıyla ve yanık türküleriyle, Aslı’nın izini sorar, ona haber verenler de olur, vermeyenler de… Bazı defa nehirlere, dağlara, kayalara, dağlardaki hayvanlara derdini döker; yolunu mı iflah olmazlar. Kerem aşk ateşinde pişe pişe kemale erer, keramet sahibi olur. Allah onun her dileğini yerine getirir.
bağlayan karlı, boranlı bellerden yol ister. Onun önüne çıkan engeller, bir defa inkisarına uğradılar

 

great-expectations.JPG Bazı şehirlerde Kerem, Aslı Han’a bir zaman kavuşur. Keşişten habersizce bir müddet birbirlerine sevgilerini anlatırlar, dertlerini dökerler: Erzincan Bağlarında veSonunda Kerem Aslı’sının peşinden Halep’e varır. Halep Paşasına kendini sevdirir: Paşa, Keşişi tehdit ederek kızını Kerem’e vermeye razı eder. İki sevdalının nikâhları kıyılır. Fakat kötü ruhlu Keşiş onlara son fenalığı yapar: Kızına sihirli bir gerdeklik gömlek giydirir. Bu gömlek son düğmesine kadar açılır, tekrar kapanır imiş. Kerem sevdiğinin düğmelerini bir türlü çözemez. yüreğinden kopup gelen ateşle yanar, kül olur.Kerem’in külleri dağılmasın diye bekleyen Aslı Han’ın saçları, küllerin içinde kalmış bir kıvılcımla tutuşur; iki âşığın ancak külleri birbirine kavuşur. Kayseri’de olduğu gibi…

 

(KAYNAK: AZ GİTTİK UZ GİTTİK)

FERHAT & ŞİRİN

Ferhat, nakkaşlık yapan, Şirin’e sevdalı yiğit bir delikanlıdır. Saraylar süsler, fırçasından dökülen zarafetin Şirin’e olan duygularının ifadesi olduğu söylenir.

 

Amasya Sultanı Mehmene Banu’ya, kız kardeşi Şirin için, dünürcü gönderir Ferhat. Sultan; Şirin’i vermek istemediği için olmayacak bir iş ister delikanlıdan. “ Şehir’e suyu getir, Şirin’i vereyim” der, demesine de su, Şahinkayası denen uzak mı uzak bir yerdedir.

 

Ferhat’ın gönlündeki Şirin aşkı bu zorluğu dinler mi? Alır külüngü eline, vurur kayaların böğrüne böğrüne. Kayalar yarılır, yol verir suya. Zaman geçtikçe açılan kayalardan gelen suyun sesi işitilir sanki şehirde.

 

heartache.jpg Mehmene Banu, bakar ki kız kardeşi elden gidecek, sinsice planlar kurarak bir cadı buldurur, yollar Ferhat’a. Su kanallarını takip edip, külüngün sesini dinleyerek Ferhat’a ulaşır. Ferhat’ın dağları delen külüngünün sesi cadıyı korkutur korkutmasına da, acı acı güler sonra da. “Ne vurursan kayalara böyle hırsla, Şirin’in öldü. Bak sana helvasını getirdim” der. Ferhat bu sözlerle beyninden vurulmuşa döner. “Şirin yoksa dünyada yaşamak bana haramdır” der. Elindeki külüngü fırlatır havaya, külüng gelir başının üzerine bütün ağırlığıyla oturur. Ferhat’ın başı döner, dünyası yıkılmıştır zaten. “ŞİRİN !” seslenişleri yankılanır kayalarda.

 

Ferhat’ın öldüğünü duyan Şirin, koşar kayalıklara bakar ki Ferhat cansız yatıyor. Atar kendini kayalıklardan aşağıya. Cansız vücudu uzanır Ferhat’ın yanına.

 

Su gelmiştir, akar bütün coşkusuyla, ama iki seven genç yoktur artık bu dünyada. İkisini de gömerler yan yana. Her mevsim iki mezarda da birer gül bitermiş, sevenlerin anısına, ama iki mezar arasında bir de kara çalı çıkarmış. iki sevgiliyi, iki gülü ayırmak için.

(KAYNAK: AZ GİTTİK UZ GİTTİK)

LEYLA & MECNUN

Leyla ve Kays(Mecnun’un asıl adı) ilkokul yıllarında birbirlerine aşık olmuşlardır. Kısa zamanda heryere yayılan bu aşkı duyan annesi Leyla’yı okuldan alır ve Kays’la görüşmesini yasaklar. Ayrılık ıstırabıyla mahvolan Kays halk arasında Mecnun diye anılmaya başlar. Bu sevda yüzünden çöllere düşen Mecnun’a birçok kişi Leyla’yı unutmasını söyler; ancak onun için kainat artık Leyla’dan ibarettir ve hiçbir şekilde bu aşktan vazgeçmez. Hatta babası onu bu dertten kurtulmak üzere Allah’a yakarması için Kabe’ye götürür; ama o tam tersine derdinin artması için dua eder. Hem Leyla’nın hem Mecnun’un halleri gittikçe perişanlaşmaktadır. Başkasıyla nikahlandırılan Leyla, kocasından kendisini uzak tutmak için bir hikaye uydurur ve bir süre sonra adam ölür. Bu sırada Mecnun çöldedir ve aşkın bin bir tülü cefasıyla yoğrulmaktadır, bu sırada dünyayla bütün bağlantısı kesilir ve sadece ruhuyla yaşar hale gelir. Leyla’nın vücudu da dahil olmak üzere bütün maddi varlıklarla ilişkisi bitmiştir. Birgün Leyla çölde onu bulur ama Mecnun onu tanımaz ve “Leyla benim içimdedir, sen kimsin?” der. Onun eriştiği mertebeyi anlayan Leyla gider ve bir süre sonra ölür. Onun ardından da Mecnun hayata veda eder, böylece ruhları hakiki kavuşmayı yaşar.

(KAYNAK:VİKİPEDİ)

Meşhurluk: 8%