Ukraynalı kızlar mı yoksa Rus kızları mı daha güzel, daha seksi, daha çekici bu tartışmanın bir sonucu yok. Her iki kız grubununda birbirinden değişik ve üstün karakterleri var. Tek ortak yanları bizim Türk kızlarından daha çekilir ve daha sevilir oldukları
Kuzey ırkına olan ilgimiz Berlin duvarının yıkılışı ve Sovyetler Birliği’nin çöküşü ile başlamadı. Osmanlı’dan beri Türk ve Osmanlılar Ukraynalı ve Rus hatunlara gözlerini dikmiş ve haremde çoğunluk bu ülkelerden gelen devşirme kadınlardan oluşurmuş. Osmanlı’nın önemli hatunlarından Hürrem Sultan da aslında Roxelanne isimli bir Ukraynalı’dır.
Herneyse bu hatunlarımız yıllar boyu komünizim ve Sovyet baskısı bir neslin evlatları oldukları için çok fazla gözleri açılmamıştır. Feminizm bile yeni yeni girmiştir ama oturmamıştır içlerine. Ukraynalı kadınların protestoları bile dişidir ve seksidir. 2 örnek var elimde sizlere sunacağım.
Birincisi Ukraynalı feministlerin internetteki kolay ulaşılabilir porno yayınlarını protestosu. Ukraynalı protestocular, Ukrayna Bilgi Ajansı’nın binası önünde toplanıp, üstlerini çıkartıp, Google’ın her bir harfini ayrı birinin sırtına yazarak üstsüz bir şekilde protesto etmişler. Pornoyu protesto için soyunmak mı? Yorum yok!
İkincisi ise dünyayı etkisi altına alan domuz gribini protesto etmek için soyunmaları. Kafaları atmış Ukraynalı kadınların. Dünyadaki bu salgına bir dur demek istemişler ve protesto için maske takmışlar. Ama maske yetmemiş protestolarını kuvvetlendirmeye. Bir de soyunuvermişler.
Ey Türk kızları! Şimdi anlıyor musunuz neden Ukraynalı kızları çok sevdiğimizi?
Asosyallik Çemberi aslında bir tezattır, ironidir, çelişkidir. Çünkü Asosyallik Çemberinin elemanlarının hepsi internette birer çığır açan sanal sosyalleşme servisidir. Bütün sanal sosyalleşme araçları bir araya geldi mi, çelişki yaratacak bir şekilde insana asosyallik kazandırır.
Eğer bu çemberdeki logoları bir bakışta tanıyabiliyorsanız, siz de sanal dünya ile asosyalleşme altında kalmışsınızdır. Sadece bir logo Türk internet kullanıcılarına uzak, gerisi yurdumda da meşhur olan servisler. Ben 7′de 6 yaptım. Türkiye’de 7′de 7 yapan adam interneti dünya çapında yaşıyor demektir.
Saat yönünde logolar: RSS; Flickr, Facebook, GMail, Tumblr (ki ilk kez duydum Türkiye’de yaygın değil, gerçi dünyada da çok değil bunun yerine başka birşey girebilirdi), Blogger ve Twitter. Bu çembere MSN, Myspace, Deviantart, Hotmail, WoW, Ogame gibi servisler de eklenebilir.
Sanal olarak sosyalleşicez derken hayattan kopuyoruz. Asosyalleşiyoruz. Birileri ile yüzyüze tanışıp samimileşmek varken biz internetten birileri ile tanışıp samimileşme yolu arıyoruz. Dışarıda tanıştığımız birini bile hemen Facebook’ta bulup, bir iki muhabbet edip MSN’e eklemeye çalışyoruz. Tanıdık bir mekanda gördüğümüz birini fıldır fıldır Facebook’ta arıyoruz, dışarıda dolanıp bulmak varken.
Neyse bu yazıyı yazmam bile aslında bir asosyallik Millet dışarıda gezip tozarken ben evde ders çalışmak için kaldım, verdiğim arada da gelip buraya bunları döktürdüm…
Lily Allen’ın Not Fair şarkısı İngilizcesini anlamayanlar için çok hoş, soft ve relaks bir şarkı gibi gelebilir. Ancak hınzır Lily Allen, bu masum tınılı şarkının içinde çok da gerçekçi bir kadın görüşünü belirtiyor. Lily ablamız şarkıda mealen özetle şunu diyor;
“Çok iyisin, beni her an iyi miyim diye arıyorsun, benimle ilgileniyorsun, dinliyorsun ama birşey var! Yatakta hiç iyi değilsin! O kadar oral yapıyorum, ama en sonunda sırıl sıklam yatakta kalıveriyorum. Bu hiç adil değil!”
Çok doğru sözlü bir şarkı bu. Bir erkek ne kadar iyi, ne kadar anlayışlı olursa olsun yatakğında tık yoksa sorun vardır. Kadınların sürekli erkeklerin başına kaktığı, beni anlamıyorsun, dinlemiyorsun, ilgilenmiyorsun çemkirmeleri fos çıkar ve temel içgüdünün tatminsizliği asıl çemkirme nedeni olur Bunu kadınlar inkar edebilir ama değişmez acımasız bir gerçektir. Lily Allen çılgın bir kadın olarak bunu dile getirmiştir
Abimin bir arkadaşı, ekonomik krizlerdeki boşanma artışlarını da buna yormuştu. Erkek adam ekonomik krizlerde kafasını işe takar, canı seks istemez, aklına bile gelmez. Bu durumda karısını tatmin edemez. Hem ekonomik olarak sıkıntıya düşen, hem de yatakta tatmin edilemeyen kadınla sorunlar başlar ve sonuç boşanma davası olur.
Bir erkek her şartta iktidarını korumalı, yok ise sağlamanın bir yolunu bulmalı. Sevgilinizi tatmin edemezseniz, edilmeyi bekler. Karınızı tatmin edemezseniz edilmeyi bekler. Erkeğin birinci görevi bu tatmini sağlamaktır, hatun bakire olsa bile! Psikoloji de bile erkekliğin simgesi uzun ince ve dik objelerdir. Siz kendiniz kolayca tatmin olabilirsiniz, ama siz tatmin olurken karşınızdakinin de tatmin olma ihtiyacı artmaktadır.
Bu da Megu’dan sizin kulağınıza bir küpe olsun.
Ahanda Lily Allen’ın o şarkısı;
Ahanda o şarkının sözleri;
Oh, he treats me with respect,
He says he loves me all the time,
He calls me 15 times a day,
He likes to make sure that im fine,
You know I’ve never met a man,
Whose made me feel quite so secure,
He’s not like all them other boys,
They’re all so dumb and immature.
There’s just one thing,
That’s getting in the way,
When we go up to bed your just no good,
its such a shame!
I look into your eyes,
I want to get to know you,
And then you make this noise,
and its apparently its all over
Its not fair,
And i think your really mean,
I think your really mean,
I think your really mean.
Oh your supposed to care,
But you never make me scream,
You never make me scream,
Oh it’s not fair,
And it’s really not ok,
It’s really not ok,
It’s really not ok,
Oh your supposed to care,
But all you do is take,
Yeah, all you do is take.
I lay here in this wet patch
in the middle of the bed,
im feeling pretty damn hard done by
i spent ages giving head.
Then i remember all the nice things
that you’ve ever said to me,
maybe im just over reacting
maybe your the one for me.
Bu Amerika’da tek gecelik ilişkilerin doğal hale gelmiş olduğu şehir yaşam jargonunda ortaya çıkmış olan bir kavramdır. Utanç yürüyüşü, yani İngilizce orjinal deyimiyle Walk of Shame.
Türk izleyicisi bu terim ile ilk olarak How I Met Your Mother dizisinde, dünyayı aydılatıcı Barney’nin bir açıklaması ile tanışmıştır.
Utanç yürüyüşü, sabahleyin, bir önceki gecenin kıyafeti, saçı ve makyajı ile evine dönüş yürüyüşüdür. Örnek verip açıklamak gerekirse eğer şöyle örnekleyebilirim. Eğer siz pazar sabahı kahvaltınızın üzerine arkadaşınız ya da sevgiliniz ile bulunduğunuz şehrin merkezi bir semtinde bir kahve içmeye oturduğunuz sırada, sokaktan elinde çantası, yüzünde geceden kalma makyajı ve saçı ve belli ki gece bir klübe yakışsın diye giyilmiş dekolteki şık bir elbise ile bir hatun kişi topuklularına vura vura yürüyorsa bu utanç yürüyüşüdür. Belli ki, gece dışarı çıkılmış, ancak planlananın dışında eve dönülmemiş ve gece başka birisinin evinde geçirilmiştir. Bu da muhtemelen bir erkektir, ve utanç yürüyüşünün adı da buradan gelmektedir. Hatunun gece çok sarhoş olduğu ya da seviştiği bakışları üzerinde toplanır sokakta görenler tarafından. Eğer bu bir kız arkadaşın evinde kalmış olsaydı, bu planı bir kalış olurdu ve hatun kesinlikle yanına bir yedek kıyafet alırdı. Ancak herşey spontane gelişmiştir, utanç yürüyüşü olma ihtimali çok yüksetir
How I Met Your Mother’ın birinci sezonunda bununla ilgili bir konu vardı. Adamımız Ted, namı-ı değer Megu, ismini şu an hatırlayamadığım çok iyi anlaştığı sevgilisinin Almanya’da kariyeri için önemli olan master programına katılması gerektiğinde uzak ilişkiyi (long distance) becerebileceklerini ve denemeleri gerektiğini savunuyordu. Ancak gel zaman git zaman kısa bir sürede bunun mümkün olmadığının farkına vardı Ted ve ilişkiyi bitirmek durumda kaldı.
Peki bu mevzu nereden çıktı şimdi? Ben hiç uzak ilişki yaşamak ve yaşatılmak durumunda kalmadım. Hatta ilk yengeniz İstanbul’da üniversite kazanacak diye kara kara düşünmem sonucu bir ilişki feda etmiştim. Hoş kendisi İzmir’de kalmıştı üniversite için ama biz artık dönüşü olmayan yola çoktan girmiştik. Saf Megu bırak ÖSS sonuçları gelsin ondan sonra kara kara düşün
Bilen bilir yengeniz 5 haftalık bir program için LSE’ye yani Londra’ya gitti şu güzelim yazın ortasında. 3 haftası geçmesine rağmen ben anladım ki uzak ilişki adamı değilim. Yapamam. Biriyle birşeyler yaşıyorsan, berabersen, fiziksel olarak da beraber, yanyana olabilmen gerekir. Eskidenmiş o aşklar, yıllarca birbirini görmeden beklemeler falan. Gerçi ben ona da inanmıyorum, bunlar sadece aşk filmlerinde olur, kimse kimseyi yıllarca bekleyemez, muhakkak o bekleyiş sırasında insanın gönlü ya da aklı bir başkasına kayar. Zor geçti bu 3 hafta… 3 haftayı zor geçirdiysem, ayları geçiremem diye düşündüm.
“Uzaktaki ilişkiler 4 kişi yaşanır” diye bir dünya atasözü var. Bundan yana takıntım ya da sıkıntım yok, sadık kalındı mı her türlü kalınabilir. Ama eğer birine bu sadakat özverisinde bulunacaksanız, ele ele, gözgöze, fiziksel olarak da yakın olma hakkınız vardır. Eğer olamayacaksanız telefonla veya ayda bir iki görüşerek hiç bir ilişki yürütülemez. Yürütülürse de, yeniden bir araya, sık sık görüşmeye başlayınca o ilişki çatırdar, biter, keşke sadece telefonda kalsaydı denir.
Eğer gidenin döneceği tarih belliyse, sayılı gün çabuk geçer, ama liseli aşıkların başına sıklıkla gelen üniversitede uzak ilişki masalı genellikle 2.yarıyılın sonu, ya da 3.yarıyılın başında son. Kız okulunda bir başka oğlan bulur, oğlan kendi okulunda bir kız bulur, liseli aşıklar dost olurlar
Meşhur Yazılar