Mental Facebook

Mental Twitter

Mental Twitter

    Twitter'ıma Gel

    Mental Formspring

    Arşivler

    pornomadokunma.blogspot.com

    Zürefanın Düşkünü Beyaz Giyer Kış Günü

    Barış Manço’nun çocukken hiç anlaymadığımız, büyüyünce de anlamaya çalışmadığımız nadide şarkısı Nane Limon Kabuğu şarkısında kullandığı  “Zürefanın düşkünü beyaz giyer kış günü” atasözümüz ne kadar da doğru bir sözdür. Buradaki zürefa kelimesinin bildiğimiz zürefa olmadığını anlayacak kadar zeki okuyucularım olduğunu biliyorum ama ben gene de Google’dan geleceklere ve bilgisayarını yeni açanlara açıklama gereği duyuyorum. Zürafa kelimesinin Genel Türkçe Sözlükteki manası kibar ve nazik kimselerdir. Zarif kelimesinden gelir ve arapçadır. Bu atasözünde de zerafetine, güzelliğine ve şıklığına düşkün insanlar kış günü giyilmemesi gereken beyazı giyer ve götü donar manasını pekiştirmek için kullanılmıştır.

    Zaten o hep karıştırdığımız uzun boyunlu hayfanın adıda “A” ile yazılır yani Zürafa’dır. Bilginize.

    Herneyse gelelim konumuza. Zaman zaman sağnak, zaman zaman karla karışık, zaman zaman kutup soğuğu, zaman zaman yazdan kalma günlerle; iyi kötü bir kışı geçirdik gitti. Baharın gelmesi ile insanlar, özellikle hatunlar bir anda açıldı saçıldı. Hatta bazıları abarttı bir anda yazlıklara geçti.

    İster kış, ister yaz, isterse bahar olsun, mevsimine göre giyinemeyen bir çok hatun kişi var dünyada.

    Örneğin kışın hiç kalın yün giyinmeden pamuklular ile kışı geçiren kızlarımız var. Genelde bunlar 2 haftada bir hasta olup antibiyotik ile ayakta kalırlar ama akıllanmaz, iyileşir iyileşmez aynı hataları tekrarlarlar. Kış günü kabansız ince bir yağmurlukla çıkar ve donar. Kış günü “babet” denilen o açık ayakkabıyı incecik bir çorapla giyer ve alttan üşütür. Hadi o gene iyi, kış günü okul eteğinin altına çeker “Magic” denen o incecik belli bile olmayan çorapları okula gider, bu sefer amı götü dağıtır :)

    Ben artık kış günleri kalın külotlu çorap giyen liseli kız göremediğim için şaşırıyorum. Ulan benim annem bana ilk okulda erkek olmama rağmen pantolonumun içine pijama giydirirdi. Kız olsadım eminim ki lisede de kış günü külotlu çorap giymeden kapıdan dışarıya çıkmazdı. Nasıl izin veriyor ebeynler çocuklarına zibidi gibi dışarı çıkmaya?

    Aynı zürafa düşkünlüğü kış bitince de bitmiyor. Bahar geliyor, hemen iki güneş açıp insanları yakmaya başlıyor bu sefer hatunlar hoop açık sandaletler, capriler, şortlar, askılı badiler ile dışarı atıyorlar. Ama bilmiyorlar ki bahar güneşi yanıltıcıdır. Öğrenemiyorlar ki “Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır”. Direk nezle, grip salgını bir anda hortluyor baharın ilk aylarında. Annem gibi konuşacağım ama ben böyle havaya aldanıp aşırı ince giyinmiş kişileri görünce ürperiyorum… Yengeniz yapsa kızarım çemkiririm  o derece. (Kışın kulaklarını bol bol çekiyorum zaten ince çıktığında :) )

    Doğruya doğru, bu bir tek bayanlarda gözlemlenmiyor, sapıtan erkekler de yok değil hani. Hatta bir tek İzmir insanında da olmuyor. Dünyanın çeşitli yerlerinde daha beter görüntüler de var. Bu yazı ile ilgili resimler aranırken tam bana göre bir haber buldum. Gece hayatına mini mini elbiseler ile İngiliz hatunların, karlı İngiltere gecelerinde nasıl donduklarının görüntüsüydü bu. Resimlere dikkatlice baktım da, kızlar aynı elbiseler ile yaz aylarında Marmaris ve Bodrum gibi bir çok turistik yerde kendilerini gösteriyorlar :)

    Sizlere şu nacizane ömrümde verebileceğim tek nasihat vardır. O da ne kalın, ne ince, kararında giyinin :)

    Popularity: 1%

    Post to Twitter Tweetle

    Bulumiya ve Anoreksiya

    21. yüzyılın yeni rahatsızlıklarından bilimsel adları ile Blumiya Nervoza ve Anoreksiya Nervoza birer yeme, beslenme bozukluğudur. Bu iki yeme bozukluğunun da çok benzer yanları vardır. Her ikisi de derin psikolojik sorunlar yaşayan insanlarda gözlemlenmekte. Bu hastalığa yakalanan insanlar ailevi, iş, okul veya duygusal çöküntüler sonucunda  kendilerine olan güvenlerini yitirmişlerdir. Bu yüzden de kendilerini vücut ölçüleri ile ispatlamaya ve sevindirmeye kalkışırlar.

    Bu yüzden günümüzde güzellik formda olmak ve kilo ile ölçüldüğü için güzelliklerini zayıf olmaya çalışarak sağlamaya çalışırlar. Ne kadar zayıf olurlarsa o kadar takdir edilecekleri kanısına varırlar.

    İşte bulumiya ve anoreksiyanın ayrıştırıldığı nokta burada ortaya çıkıyor. Anoreksiya rahatsızlığına yakalanmış insanların iştahı kesiliyor ve kesinlikle yeme içme eylemi gerçekleştirmiyorlar. Rejimleri sürekli oluyor. Zorla yedirildiklerinde istemsiz olarak kusuyorlar. Bulumiya ile muzdarip kişiler ise, yalnız kaldıklarında mutlu olmak için tıka basa yiyorlar ve daha sonra bunu istemli bir şekilde kusarak, lavman ilaçları kullanarak ya da aşırı egzersizler yaparak telefi etmeye çalışıyorlar.

    Bunların sonucunda ise hasta, gücünü koruyamayacak kadar zayıf düştüğü durumlar gözlemlenebiliyor. Belirli bir süre sonra vücutta dengesizlikler gözlemlenmeye başlanıyor. Kadınlarda menstürasyon gecikmeleri oluyor. Zayıflık ve beden anlayışında bozulma, aşırı yemek ve kusma nöbetleri ve bunlara bağlı olarak sindirim sisteminde bozukluklar gözlemleniyor.

    Bu hastalığın tamamen kalkması için bunu tetikleyen çöküntünün çözümlenmesi gerekmektedir. Ancak o zaman hastalar normal diyetlerine geri dönebilirler.

    Dünyada manken hastalığı olarak da biliniyor bu hastalıklar. Genç kızlarda da takdir edilmenin en kolay yolu modellerde gözlemledikleri gibi güzel olmaktan geçtiği düşüncesi ile bu hastalığa maruz kalıyorlar. Ancak bilmiyorlar ki ileri derecede bulumik ya da anoreksik modeller aslında birer ucube. İşte o modellerden bir kısmı halen poz vermekte…

    Popularity: 1%

    Post to Twitter Tweetle

    Konserlerdeki Omuza Çıkan Üstsüz Kız Modeli

    İnternette çok araştırma yaptım (10 dakika ve çok ilgim dağıldı çıkan sitelerde) bu konserlerde erkek arkadaşının omuzuna çıkıp da memişlerini açan kızların ilk olarak ne zaman ve nerede ortaya çıktığı ile ilgili ancak bir kaynak bulamadım. O yüzden mantık yürüterek bazı bilgiler paylaşacağım sizlerle.

    Bu kız modeli konserlerde içki ya da uyuşturucunun etkisiyle gevşer ve sahneyi boyundan ötürü iyi göremediği için erkek arkadaşının omzuna çıkmak ister. Erkek ise alkollü de olsa alkolsüz de olsa cengaverdir ve bu güç gösterisinin hiç kaçırmaz. Hemen omzuna alıverir kızarkadaşını. İşte orada balata kopar, kız bir anda üstünü çıkartıp bütün izleyiciye gösterir mal varlığını :)

    Bu tip hareketler yurdumun konser alanlarında gözlemlenmese de Avrupa ve Amerika’da sık sık gözlemlenmektedir. Hatta rock gruplarının konser kasetlerinde bunlara ayrı yer bile ayırırlar :) Ozzy Osbourne coştuğunda “Meme görmek istiyorum” diye bağırır sahnede…

    Bu gelenek sayılabilecek ritüelin ilk olarak 60′lı yıllarda çiçek çocukların, Hippilerin döneminde, özgür düşünce, eşitlik ve özgür seksin bir meyvesi olduğunu düşünüyorum. Bugün kadınların da erkekler kadar üstsüz gezme hakkına sahip olduğunu savunan kişiler ilk olarak bu dönemde ortaya çıkmıştır. Hatta New York’taki kanuna göre bir erkeğin üstsüz gezebildiği her yerde kadınların da üstsüz olma hakkı bulunmaktadır.

    İşte bu düşüncelerden yola çıkarak 60′lı ve 70′li yılların gençliği tarafından kızların göğüslerini açıp konserde bütün topluğula göstermeleri bir tür başkaldırış, bir tür özgürlük sembolüydü. Ya da groupie denilen kızların yıldızları etkilemeleri için yaptıkları bir şovdu.

    Resimlerde göreceğiniz üzere, bazen erkek arkadaşları bile kız arkadaşlarının yaptığı bu harekete şaşırdıkları yüzlerinden belli oluyor. Kız omuzdayken ve üstünü açmışken etraftakiler tarafından bir takdir göstergesi olarak mıncıklanıyor, fotoğrafı çekiliyor. Ancak nette okuduğum yazılara göre bir kız omuzdan inip örtündükten sonra asla bir taciz olayı olmuyor büyük festivallerde. Bu da bir tür etik festival davranışı olarak tanımlanıyor. Bizim buralarda olsa var ya, kıza sırayla 20 kişi tecavüz eder :)

    En büyük hayalim Türkiye’de bir Mardi Gras yaşayabilmektir, bilenler bilir. Ancak bunun için önce sanırım bu işin konserlerde yavaştan başlaması lazım :)

    İşte bazı görüntüler;

    Popularity: 2%

    Post to Twitter Tweetle

    Çiş Ritüelinde Kadın Erkek Farklılıkları

    Sosyal yaşamda erkeklerin ve kadınların anatomik farklılıklarından ötürü tuvalet ritüelleri çok farklıdır. Hem şekil hem zaman itibari ile olan bu fark erkekler için bir avantaj iken kadınlar için bir işkenceye dönüşebiliyor.

    Erkeklerin avantajlarını sıralamak gerekirse;

    • Her herde, havada, karada, denizde, dağda bayırda işemelerini gerçekleştirebilirler. Plajda gecenin bir yarısı bira mı içiyorsunuz, dönün kıçınızı insanlara ister otlara, ister denize işeyin. Benim şahsen yaptığım en hayvanca işeme sarhoş kafa ile Kordon’da Alsancak İskelesinden denize işemek olmuştur!
    • Hiç bir yer bulamadınız diyelim arabadasını şişeye bile işeyebilirsiniz.
    • Hijyen maksimumdur. Tuvalete girdiğinizde oturmanıza gerek yoktur, hiçbir yere değmeden sadece kapı koluna değerek (onu da kağıt havlu ile tutup kapatabilirsiniz) tuvalete girer, hortumu çıkartıp işeyip, ister sifonu çekip ister çekmeden sadece ufaklığa dokunarak işinizi görebilirsiniz. İşemeyi bitirdikten sonra iyice sallamak hijyen için yeterli olacaktır.
    • Çabuktur, girer işer ve çıkarsınız. Bu yüzden erkekler tuvaleti önünde metrelerce kuyruk olmaz. Pantolon ya da donunuzu indirmeye gerek yoktur. Aç fermuarı, sal boxerın aralığından kobrayı, hoop al sana Ceyhan-Yumurtalık boru hattı. Hem pisuvar denen olay bu tuvalet kuyruklarını iyice sıfırlamıştır.
    • Kolay kolay sıkışmazsınız, çiş tutma yeteneği erkeklerde kadınlardan daha gelişmiştir. Ama çiş tutma uğruna ilerleyen yaşlarda prostat olma ihtimaliniz çoktur.

    Bayanların dezavantajları ise;

    • İlla bir tuvalet olmak zorunda. Çok zorda kalmadığı sürece bayanlar çalıların arkasın geçip işemez. Zaten bana ne kadar anlatmış olsalar da ben kadınların nasıl çömelip işerken üstlerini başlarını ıslatmadıklarını bir türlü ANLAMIYORUM!
    • Hijyen önemlidir. Oturağa çömelere işendiği için ve daha önce o oturağa kimbilir kaç tana popo değdiği için hiçbir bayan oturarak işemez. Klozet üstünde akrobatik hareketler ile dururlar. İşlerini bir de garantiye almak için bütün klozeti tuvalet kağıdı ile kaplarlar. Kukuşu işedikten sonra alttan üste doğru mikrop kapmamak için tuvalet kağıdı ile siler, sonra da ellerini bol bol sabunlarlar. Çıkışta ise kapı kolunu gene tutmak zorunda kalırlar.
    • Formalite çok uzun olduğu için kapı önlerinde kuyruk olur. Tuvalete gir, kapıyı kitle, kağıtları diz, pantolonu indir ya da eteği kaldır, donu indir, dömel işe, silin, toparlan hoop geçti 5 dakika!
    • Kadınların mesanesi mi ufaktır nedir, sürekli mi çişi gelir! Hiç mi tutamazlar. Hep mi kaçırmakla tehdit ederler?

    Popularity: 1%

    Post to Twitter Tweetle

    2. Dünya Savaşında Alman Askerleri de İnsandı

    Hani masallarda çoğunlukla fiziksel olarak çirkin olanlar kötüdür, güzel olanlar iyidir ya. Savaşlarda da öyle bir nevi.

    2. Dünya Savaşında Alman askerlerinden hep Nazi olarak bahsedilir. Onlar canidir, öldürür, kötüdür, adidir. Amerikan ve Rus askerleri ise kahramandır onlardan korumuştur dünyayı. Melek yüzlüdürler. Eğer tarihte Adolf Hitler, Napolyon’un düştüğü hataya düşüp kış Rusya’sında yenilmeseydi, bugün belki Nazi Almanya’sı askerlerinden kahraman olarak bahsedip, Rus askerlerini de cani olarak nitelendirecektik.

    Ama savaş böyle birşeydir, insanı insana düşürür.

    Bütün Almanlar Nazi değildi. Hepsi de faşist düşüncelerle hareket etmiyordu. Bir çoğu emir kuluydu ve düzene uymak zorundaydı. Emirlere ve düzene uymazsa bir vatan hainiydi ve sonu ölüm ya da toplama kampıydı.

    2.Dünya savaşında Alman askerleri de insandı. Onlar da savaşmak istemiyordu. Sıkkınlardı. Hasret dolulardı. Buldukları en ufak bir boşlukta yeniden insan olmak istiyorlardı. En ufak bir anda kendilerine savaşı unutturacak bir eğlence yaratıyorlardı.

    Popularity: 1%

    Post to Twitter Tweetle

    1 / 121234510...Son »