Categories

A sample text widget

Etiam pulvinar consectetur dolor sed malesuada. Ut convallis euismod dolor nec pretium. Nunc ut tristique massa.

Nam sodales mi vitae dolor ullamcorper et vulputate enim accumsan. Morbi orci magna, tincidunt vitae molestie nec, molestie at mi. Nulla nulla lorem, suscipit in posuere in, interdum non magna.

Bildiğimiz Yollar, Vücutlar ve İlişkiler

Araba kullanmanın en zevklisi bildiğin bir yolda gitmektir. Yıllardır aynı yolda gidip geliyorsanız, o yolun virajlarını, rampalarını, çukurlarını, tümseklerini bilirsiniz. Gittiği, varacağı yeri bilirsiniz. Böyle bir yolda giderken sınırları siz belirlersiniz. Hız sınır 70’de olsa siz 120km ile gidilebileceğinizi bilir, ne zaman viraj ya da kasis geliyorsa ona göre yavaşlar, keyifli bir sürüş ile varacağınız yere varırsınız.

Ancak bilmediğiniz bir yola girdiğinizde işler değişir. Sürekli yolu gözlemler, en temkinli şekilde önünüze çıkacak virajları, rampaları, çukurları, tümsekleri farketmeye çalışır, ileride bu yolu bir daha kullanmanız gerekirse diye bütün dikkatinizle yolu öğrenmeye çalışırsınız. O bilmediğiniz yoldaki tehlikelere hızla girerseniz kaza yaparsınız. Arabanız hurdaya çıkar, sizde onarılamayacak yaralar bile olabilir. Onarılamayacak hasarlar oluşur.

İlişkiler de birer yoldur. Her yol gibi onlar da sizin varmak istediğiniz noktaya götürmesi için vardır. Kimilerini doğru yol sanıp tercih edersiniz ve yanlış yerlere varırsınız. Kimileri hiç varmaz sizi uçurumdan aşağı atar. Kimileri de doğru yoldur ve sizi oraya ulaştırır.

İlişki yolları ile insanlar farklı farklı yerlere varmak ister. Kimileri şan ister şöhret ister. Kimisi bir statü kazanmak ister. Kimisi para ister zenginlik ister. Kimisi çılgındır macera ister, özgür seks ister. Kimisi evlilik ister aile ister. Kimisi de benim gibi huzur ister. Bu istekler doğrultusunda da kendilere en uygun yolu, yani ilişkiyi isterler. O yol o hedefe varmayacaksa da başka bir yol ile devam etmekten kaçınmazlar, yollarını değiştirirler.

İşte yol değiştirmenin en zor yanı o yolu tanımamaktır. Teoman’ın Yağmur şarkısında der;

Oysaki özgürlüğü seçmek
Başka vücütlar sevmek
Bir şehri tam kalbinden
Beyninden vurup gitmek
Var aklımda bir yağmur
Çok uzaklardan çağırıyor
Gelirsen severim diyor

Yağmur yağmur çok uzaklardan
Çağırıyor gelirsen severim diyor

Başka vücutlar sevmek. Çok doğru bir söz. İnsanları ayrılıklarda en çok korkutan şeydir. Başka bir vücudu sevmek. Onu sevebilmek için hiç bilmediğin bir teni, bir kişiyi tanımaya çalışmak, virajlarını, çukurlarını, rampalarını tanımak. Acaba doğru yol bu mu diye bir yandan düşünüp, bir yandan ayağın frende yavaş yavaş kaza yapmadan ilerlemek.

Acaba bu yol yanlış mı, eski yolum doğruydu da ben mi karıştırdım demek. Çoğu zaman bu düşünce ile yanlış da olsa o yolda devam eder insanlar. Yeni bir yol bulmak, keşfetmek zor gelir. Çok emek ister. Hatta bir çok da hata yaptırtır insana. Yoldan yola geçmek, sürekli yol sormak zorunda kalır sağına soluna.

Zordur yeni yollar. O yüzden bazı yollar ne kadar bilirseniz bilin zor, engebeli görünse de şaşmamak lazım yoldan.  Ama unutmamak gerekir ki, başka yollar da vardır, her ne kadar zor olsa da. Allah kimseyi yolundan şaşırtmasın =)

Erkeklerin Gizli Porno Klasörleri

 

Erkeklerin, özellikle ergenlerin, harici diski olsun, kişisel bilgisayarı olsun mahremidir. Bunların içinde kesin acil durum kolu olarak zulalanmış, her an kullanılmaya hazır pornografik resim ve videolar vardır.

Eğer er kişi bu bilgisayar veya harici diski sadece kendisi kullanıyor ise bu içeriğin varlığı ona sıkıntı yaratmaz. Delikanlı gibi XXX ya da Porno adını verdiği klasörü altında bütün arşivini saklar. Ancak bu gibi aletler bir kızkardeş, eş, anne ya da baba tarafından hep birlikte ortakça, ailece kullanılıyorsa işte o dosyalar bilgisayarın pek bakılmayan derinliklerine doğru atılıp saklanır.

Pornoları saklamanın genelde en sık başvurulan adresi Program Files ya da Windows klasörünün içinde sisteme ait olduğu sanılan klasörlerin içinde oluşturulan özel klasörlerdir. Bu klasörler genelde hiç kullanılmaz, bilgisayara birşey olur korkusuyla da asla kurcalanmaz. İşte erkeklerde bu dosyaların bu gizeminden ve ulaşılmazlığından yararlanıp içine pornoyu gizleyiverirler!

Bayanlar eğer ergen erkek kardeşiniz ya da kocanızla ortak bilgisayarınız var ise bu klasörlere sağ tıklayarak Arama yapın. Arama yapacağınız kutuya *.jpg –  *.avi –  *.wmv ya da *.mp4 yazıp arama yaparsanız bu klasörlerin içindeki bütüüüün resim ve video dosyalarını taratıp bulmuş olursunuz gizli zulayı. Baskın basanındır, sağlam bir arşiv ile karşılaşıp şaşırabilirsiniz =)

Havadaki El

Havadaki el kuramı, ecnebilerin Hover Hand olarak tanımlandırdığı, bir erkeğin bir kadınla selamlaşmak için öpüşürken ya da fotoğraf çekilirken sarılmaya çalışıp da cesaretini toparlayamayarak ona temas edememesi durumuna denmektedir. Bu gibi durumlarda çekingen genç, elini çekici ve seksi bayanın omzuna ya da beline koyar gibi yapıp, koymadan havada tutar. Havadaki El’in en büyük özelliği budur.

Çok yakın ama bir o kadar  uzak!

Genelde çocukluk ve ergenlik çağıyla birlikte hala bayan arkadaşları ile iletişim kurmayı başaramamış, inek, nerd ya da içine kapanık erkeklerde görünen bu durum kişinin kendine  güven problemi ile alakalıdır. Bayanlar ile iletişim kurmayı beceremeyip, şansına birkaç tane arkadaş olabileceği güzel kız tarafından terslendiği için şevki ve güveni kırılan genç, bayanlarla daha sonraki diyalog ve temaslarında bunun yarası ile daha korkak ve çekingen olmaktadır.

Çekingen genç iletişim ve temas kuramadığı kadınları gözünde büyütür ve onlarla diyalog kurabilmeyi takıntı yapabilecek kadar önemli bulur. Güzel bir bayanla sarılmak ya da selamlaşma amaçlı öpüşmek için yaklaştığında, ona dokunursa kızıp tepki verebileceği düşüncesini kafasında besler. Bu yüzden de dokunamaz. Halbuki ona dokunup, o yumuşak teması hissetmek onun için çok önemlidir. Hatta bir nevi masturbasyon malzemesidir.

Mevzunun karşı tarafında ise, kendisine dokunamayan bir erkek için bayanlarda acıma ve dolayısı ile onlara ekstra ilgi ve muhabbet kurma eğilimi görülebilir. Bu durumda da çekingen gencimiz bu acıma motifli davranışı yanlış anlayıp, kendi fantazi dünyasında hatun kişinin kendinden hoşlandığı fikrine kapılabilir. Bunun sonu da büyük hayalkırıklı ve belki de onarılamayacak hasarlardır.

Allah hepinizi güzel ve genç hatunlara “enseye şaplak göte parmak” yapabilecek cesareti, özgüveni ve sempatikliği nasip eylesin amin =)

Dipnot: Benim de elimin havada kaldığı dönemler oldu ilk ergenlik yıllarımda. Neyseki arap atı gibi sonradan açıldım, hiç çekinmem belden kavrar kendime çekerim herkeşi artık =)

Seni Seviyorum İle Tükenen İlişkiler

Benim de şu macerasız, kısa bekarlık ve çapkınlık hayatımda böyle birşey geldi. Yonja’dan tanışıp da iki buluşmada sevgili olduğum bir kız ila daha ilk günden “Seni seviyorumm”, “Aşkım”, “Aşkitom” sözleri duymaya, SMS ile okumaya, hal ve tavırları ile hissetmeye başlamıştım.

Kusura bakmayın ama netten tanışıp da daha 40 çıkmadan bir insana bu tip yoğun aşk ve sevgi sözlükleri söylüyorsanız ya çok pis yamasınızdır, çakalsınızdır karşınızdakini saf bulup kandırmaya çalışan ya da salağın önde gidenisinizdir, size iki gülümseyip iyi davranana gönlünüzü kaptırıyorsunuzdur. Eğer çakal iseniz bu dünyada acısı çıkar. Eğer safın tekiyseniz sizi çok pis skerler bu hayatta.

Bence bir insana 40’ı çıkmadan “Sana aşığım, seni çok seviyorum,aşkım, aşkitom, bebekim” gibi sözler sarfetmek TCK’nunca taciz kapsamına alınıp, şikayet konusu olduğunda mahkeme kararı ile 200 metre yaklaşmama cezası ile cezalandırılmalı.

Bir insanı böyle hemen taciz ederseniz ürkütürsünüz vakvakları. Adam ile mutlu mesut bir yuva kurma kaderinizde var olsa bile gerçekleşmez. Geleceğinizi değiştirirsiniz, Lost adasına düşmüşten beter olursunuz.

Bu düşünceler Idefiks’ten ucuza kapattığım (1TL kadar) Mehmet Ersoy’un çizdiği İlişkiler adlı karikatür derlemesi kitabında yer alan yukarıdaki kareleri okuyunca içimden geçti. Mehmet Ersoy kitabı ile aynı adı taşıyan İlişkiler adlı köşeyi Hıbır dergisinde 90’lı yıllarda çizmiş. Bütün bu karikatürlerini de İlişkiler 1 ve 2 olarak 2 kitapta derlemiş. Genelde ya kendisini ya da kedisini çizerek 6 karelik hikayesine bir giriş sunumu yapıyor. Kalan 5 karade ise kadın erkek ilişkilerinde gözüne çarpan çarpıklıkları, karakterleri, değişik tiplemeleri canlandırıyor. Kitap hoş, bir oturuşta sürükleyici bir şekilde acaba bunda hangi gözlemi yapmış diye merakla okuduğum bir eser. Benim gibi İlişkiler köşesi olan bir yazar için ise inanılmaz bir ilham kaynağı. Daha aslında buradan ben çok malzeme çıkartırım =)

Hayatın Özeti

Her uzun şeyde özet geç piç demeye alıştık ya. bu da öyle bir özet. Hayatın özeti bu aslında. Çalış, Al, Tüket ve Öl. En geniş perspektiften bakarsak özet olarak bu. Arada bir de ürüyoruz, çiftleşiyoruz o kadar. Her birey birer üretici olduğu kadar tüketici de. Hem üretici hem tüketici olmak için de çalışması gerekiyor. Ama her ne kadar üretsen de tüketsen de öleceksin. Her canlı birgün ölümü tadacaktır =) Çalışmanın da alıp tüketmenin de seni kurtarabileceği bir durum yok. Çok çalışırsan belki arkanda bir iz bırakırsın. Aldığını, ürettiğini tükettiğini arttırırsın. Birkaç yüzyıl boyunca da arkandan iyi bir adamdı, zengindi, hayırseverdi derler. Sonra sen de zamana yenik düşüp unutulup gidersin…

Çok karamsarım değil mi bugünlerde?