Mental Facebook

Mental Twitter

Mental Twitter

    Twitter'ıma Gel

    Mental Formspring

    Arşivler

    pornomadokunma.blogspot.com

    Yurttan ve Dünyadan Facebook Anomalileri

    People are Strange when You’re a Stranger” demiş The Doors’un efsanevi vokalisti Jim Morrison. Hakikatten insanlar garip, sen garip olduğun sürece… Binbir tür insan, binbir tür huyuyla etrafımızda dolanıyor. Facebook ise bu binbir insanı iki tık ötemize kadar yanaştırıyor. İnanın Facebook’un en derinliklerine kadar dolandıkça çok garip insanlar görüyorum. Dizini kanatıp fotosunu koyan mı, sarhoş olup göğsünü götünü açan mı, masum bir fotoya insanın gururunu ve egosunu kıran yorumlarda bulunan mı, PKK militanı mı, apaçi mi, kaza yapıp resimini koyan mı aklınıza ne tip insan gelirse hepsi Facebook’ta var. Mutlu sonlu masaj teklif eden masör bile var =)

    Bu yazıdaki yerli ve yabancı Facebook anomaliliklerini şahsen kendim buldum ve görüntüledim. Ufak çapta bir Lamebook yaptım kendime anlıyacağınız. 3. şahıslara da ayıp olmasın diye de yüzlerini sansürledim, bir tanesi hariç, onu da ben bulmadım =)

    Sizlere tavsiyem Facebook profininizi kapatabildiğiniz kadar kapatın. İnternet büyük bir devrim olduğu kadar da şeytan işi. Böyle fotoğraflarınız dünyanın bir ucunda komik bulunup başka insanlarla paylaşılıyor olabilir =)

    Dünyadan

    Yurttan

    Popularity: 1%

    Post to Twitter Tweetle

    İnternette Anonimlik

    İnternetin yaygın bir şekilde ilk kez hayatımıza girmeye başladığı yıllarda herkes bir anonimlik arkasına sığındı. 1996-2000′li yıllar arasında internet demek bir nickname (mahlas) demekti. İlk internet deneyimim olan Raksnet Chat odalarında herkesin bir takma adı vardı ve o isim ile ünlenmişlerdi. Hatta Raksnet odalarından birkaç kişi gazeteye çıkmıştı, röportaj vermişti, kendi gerçek isimlerini, kişiliklerini yansıtmadan.

    İnternetimizin ilk meşhur sitelerinden olan Zuxxi’nin zuxxi.com sitesi de gazeteye çıkmıştı sahibi ile birlikte. Şu an Zuxxi denen şahsın gerçek ismini hatırlayan yok, ama zuxxi’nin ne ve kim olduğunu herkes bilir. (En internetin eskileri bilirler)

    Ancak son 10 sene içinde internette nicklerin yerini gerçek isimler almaya başladı. ICQ’da herkesin bir nicki varken, MSN’e geçtiğimizde takma adların yerini gerçek isimler almaya başladı. Web 2.0′a geçip, internetin içeriği daha çok internet kullanıcıları tarafından belirlenmeye başladıkça ortaya bloglar çıkmaya başladı. Herkes kendi çapında birer yazar oldu. Blog yazarlığında da ilk başlarda çoğunluk takma adların ardına gizlenirken, Facebook ve Twitter gibi sosyal medya alanı genişledikçe insanlar yazılarının altına ya da sitelerine gerçek isimlerini imza olarak atmaya başladılar. Facebook ve Twitter, gerçek isim ile sanal ortamda gezmenin zarardan çok yarar getireceğini, insanların meşhur olmasında yararlı olduğunu bizlere göstermiş oldu.

    Anonimlik son yıllarda sorgulanan bir şey olmaya başladı. Özellikle internetin daha çok denetim altına alındığı ve suçlara karşı anonimliğin aşılarak, insanların afişe edildiği bir dönemde gerçekten anonim kalmak mümkün mü? Bu konuyla ilgili Serdar Kuzuloğlu’nun güzel ve çok tepki çekmiş bir blog yazısı var size tavsiye edebileceğim: Yaşamın en doğal formu: anonimlik

    Ben de ilk olarak bu Mental Masturbasyon sitesini kurduğumda asla adımı  açıklamama görüşünü savunuyordum. Domain bilgilerinde bile çakma bilgiler kullanmıştım. Ancak yazdıklarınızdan ötürü anonim kalmanız için çok uğraşmanız gerekiyor. Ben her ne kadar bu blogu kurarken kendimi çok güvende hissetmiş olsam da bugüne kadar kaç tane avukattan, kaç tane firmadan yazdıklarımdan ötürü email ve telefon uyarısı aldım. Bir şekilde bulunmanız mümkün. (IP takipleri vs…)

    Sonradan ben de anonimlikten çıktım, Twitter’da kendi adımı yayınladım, Facebook’ta aranızda beni kolaylıkla bulabilenleriniz mevcut. Eğer düşündüklerinizin, yazdıklarınızın ardında adınızla sanınızla durmuyorsanız, o düşüncelere ne kadar inanıyorsunuz? Adınızla o düşüncelere savunamadıktan sonra bir manası yok o düşünceyi buradan yazıp empoze etmenin. Anonimlikten çıkışımı yakın dönemde abartıp, bana kolayca ulaşabilmeniz için posta adresimi ve cep telefonumu da buradan yayınlamayı düşünüyorum.

    İnternet ile gelen en güzel yeniliklerden biri düşünece sahiplerine, aydınlara ve yetenekli insanlara daha kolay ulaşabilme özelliği bence. Bunda Twitter ve Facebook’un etkisi çok oldu. Twitter sayesinde hayranı olduğunuz, yazılarını, düşüncelerini, işlerini beğendiğiniz insanlara sesinizi duyurma şansınız çok arttı. Aynı şey yeni nesil içerik sağlayan kullanıcılar için de geçerli olmalı bence. Ben burada düşüncemi, işimi, eserlerimi paylaşıyorsam, bunu beğenip takdir edenlerin de bana kolayca ulaşabilmesi gerekli. Bunun için de anonimlikten uzaklaşıp, TC vatandaşı bir birey olarak burada yer almak gerekir.

    Popularity: 1%

    Post to Twitter Tweetle

    İnci Sansüre Karşı

    Üzerinden bir ay geçti ama olsun. Biliyorsunuz 17 Temmuz 2010 tarihinde internette yoğun bir şekilde uygulanmaya başlayan sansür ve engellemeleri protesto için izinli bir yürüyüş düzenlendi. Bu yürüyüşe bir çok site ve sivil toplum örgütü destek verdi. Penguen ve Uykusuz gibi mizah dergileri, Sözlükler destekledi. Bu gruplar arasında ise en merak edilen grup İnci Sözlük grubuydu.

    Yürüyüşe katılanların yorumlarını okuduğumda da gerçekten en renkli grup İncicilermiş. Yer yer Ekşicilere sataşmışlar, yer yer siyasetçilere giydirmişler. Etraftaki dükkan ve insanlar ile terbiyeli bir şekilde diyaloga girip komik anlar yaşatmışlar.

    • Mesela Taksim’de toplanılırken 10-15 incici Burger King’e girerek yarım ekmek döner sormuş ve Burger King’cileri dumura uğratmış.
    • Ya da yürüyüş sırasında yaşlı bir adamı ortalarına alıp dede demişler, dedeye bağlamışlar.
    • Pencereden yürüyüşü izleyen kızlara tezahüratta bulunmuşlar.
    • İnci Profiterol’ün önünden geçerken orayı kutsal mekan ilan edip önünde eğilip secde etmişler.

    Tabii sırf böyle taşkınlıkta bulunmamışlar sansürcülerin aleyhinde de bağırmışlar;

    • inci burada, Abdullah nerede?”
    • “Haksızsın Binali!”
    • “Liseli Tayyip”
    • -Liseli Binali
    • -Özet geç tayyip
    • -İnci burada ekşi nerede?
    • -Entel piçler
    • -İnci siker (tribün tarzı)

    Tabii yüründü bitti bu yürüyüş devamı da gelecek Ankara ve İzmir’de de yapılacak denildi ama 1 ay geçmesine rağmen tık yok. Bu yürüyüşte bir çok ünlü de vardı özellikle Uykusuz ve Penguen çizerleri, Memo Tembelçizer, Kaan Sezyum, Erdil Yaşaroğlu, Metin Üstündağ, Serdar Kuzuloğlu, Mehmet Tez ve Barbaros Şansal gibi ünlüler de karelere yansıdı.

    Bu tip protesto ve yürüyüşlerin inşallah devamı gelir, bürokratlar sesimiz duyar ve bu interneti kısıtlama, engelleme ve sansürleme saçmalığından vazgeçerler.

    Metin Akpınar ve Zeki Alasya’nın Devekuşu Kabare’sinin meşhur oyunu Yasaklar günümüzde hala geçerli. Bu sefer internet için!

    daha aklıma gelince yazarım.

    Popularity: 1%

    Post to Twitter Tweetle

    İnci Sözlük ve Facebook Saldırısı

    İnci Sözlük gene yapacağını yaptı ve kendisine 4. yıldız olarak Facebook’u taktı. Bir İnci’ci olarak gurur duyduğum bir hareket bu =)

    Olay çok basit aslında, bunu dünyanın her yerinden organize her grup yapabilir. Facebook’ta tercüme edilen diller, Facebook kullancıları tarafından çevrilmektedir. Bu işe gönül vermiş bazı kişiler Facebook’un Translation uygulamasında İngilizce sözcüklerin karşılıklarını kendi dillerinde yazarlar, diğer çevirmenlerin oylamasına sunarlar. Çevirmenler tarafından en çok oylanan sözcük sitede görünür.

    İşte bu mantıktan yola çıkarak İnci Sözlük yazarı “atyaragi” güzel bir organizasyon ve izahat ile İncicileri bu saldırıda komuta ederek İnci’ye 4. şampiyonluğu yaşatmıştır =) Facebook’u sadece Türkçe kullananların görebildiği bu saldırıda çok komik görüntüler ortaya çıktı =)

    Bir de bazı gazeteler İnci’ye hacker demiş. Çok içerlendi inciciler. Ben İnci’yi daha çok bir anarşi öğesi olarak görüyorum. Bu kadar iyi organize olabilen başka bir topluluk dah yok!

    İşte saldırıdan görüntüler;

    Popularity: 3%

    Post to Twitter Tweetle

    I Love Çeşme – Çeşme’yi Seviyorum

    Geldi çattı bir başka yaz daha. Biz İzmir’liler için yaz demek yazlık demektir. Bunun için de bir çok alternatifimiz vardır yakınlarımızda. Kimimiz Foça’ya gider, kimimiz Özdere’ye… Büyük bir çoğunluk da Çeşme’ye gider. Çeşme arka bahçemizdir.

    Çeşme’ye doğduğumdan beri giderim. Yaz çocuğu olduğum için daha 10 günlükken yazlığa gitmişim. Çeşme o zamanlar dutluktu tabiiki. Ama çoğu İzmir’li gibi ben de Çeşme’nin o İstanbul’luların akın etmediği halini sevsem de, İstanbul’lular sayesinde Çeşme’nin büyük bir kent olduğunu da kabul ediyorum.

    I Love Çeşme diye bir site açtım. Bu sitede benim gibi Çeşme’yi sevenlere Çeşme hakkında güncel ve kolay ulaşılabilir bilgiler sunacağım. Bunu da tek başıma yapmak istemiyorum. Yazısına ve kaynaklarına güvendiğim insanları da yazar olarak kabul edeceğim. Bu sitede yazın gerçekleşecek olan etkinliklerden haberdar etmekle birlikte insanların Çeşme ile ilgili sevdikleri anılarını, özelliklerini paylaşmalarını istiyorum.

    Ayrıca anında ne nerede nasıl diye kolay takip edilebilmesi için I Love Çeşme Twitter ve I Love Çeşme Facebook‘ta hizmetinizde. Ekleyin her kanalda, Çeşme’den haberdar olun.

    I Love Çeşme Sitesini Ziyaret Etmek için Tıklayınız

    Popularity: 1%

    Post to Twitter Tweetle

    1 / 161234510...Son »