29 Ağustos 2010 | Kategori:
Internet |

İnternetin yaygın bir şekilde ilk kez hayatımıza girmeye başladığı yıllarda herkes bir anonimlik arkasına sığındı. 1996-2000′li yıllar arasında internet demek bir nickname (mahlas) demekti. İlk internet deneyimim olan Raksnet Chat odalarında herkesin bir takma adı vardı ve o isim ile ünlenmişlerdi. Hatta Raksnet odalarından birkaç kişi gazeteye çıkmıştı, röportaj vermişti, kendi gerçek isimlerini, kişiliklerini yansıtmadan.
İnternetimizin ilk meşhur sitelerinden olan Zuxxi’nin zuxxi.com sitesi de gazeteye çıkmıştı sahibi ile birlikte. Şu an Zuxxi denen şahsın gerçek ismini hatırlayan yok, ama zuxxi’nin ne ve kim olduğunu herkes bilir. (En internetin eskileri bilirler)
Ancak son 10 sene içinde internette nicklerin yerini gerçek isimler almaya başladı. ICQ’da herkesin bir nicki varken, MSN’e geçtiğimizde takma adların yerini gerçek isimler almaya başladı. Web 2.0′a geçip, internetin içeriği daha çok internet kullanıcıları tarafından belirlenmeye başladıkça ortaya bloglar çıkmaya başladı. Herkes kendi çapında birer yazar oldu. Blog yazarlığında da ilk başlarda çoğunluk takma adların ardına gizlenirken, Facebook ve Twitter gibi sosyal medya alanı genişledikçe insanlar yazılarının altına ya da sitelerine gerçek isimlerini imza olarak atmaya başladılar. Facebook ve Twitter, gerçek isim ile sanal ortamda gezmenin zarardan çok yarar getireceğini, insanların meşhur olmasında yararlı olduğunu bizlere göstermiş oldu.
Anonimlik son yıllarda sorgulanan bir şey olmaya başladı. Özellikle internetin daha çok denetim altına alındığı ve suçlara karşı anonimliğin aşılarak, insanların afişe edildiği bir dönemde gerçekten anonim kalmak mümkün mü? Bu konuyla ilgili Serdar Kuzuloğlu’nun güzel ve çok tepki çekmiş bir blog yazısı var size tavsiye edebileceğim: Yaşamın en doğal formu: anonimlik
Ben de ilk olarak bu Mental Masturbasyon sitesini kurduğumda asla adımı açıklamama görüşünü savunuyordum. Domain bilgilerinde bile çakma bilgiler kullanmıştım. Ancak yazdıklarınızdan ötürü anonim kalmanız için çok uğraşmanız gerekiyor. Ben her ne kadar bu blogu kurarken kendimi çok güvende hissetmiş olsam da bugüne kadar kaç tane avukattan, kaç tane firmadan yazdıklarımdan ötürü email ve telefon uyarısı aldım. Bir şekilde bulunmanız mümkün. (IP takipleri vs…)
Sonradan ben de anonimlikten çıktım, Twitter’da kendi adımı yayınladım, Facebook’ta aranızda beni kolaylıkla bulabilenleriniz mevcut. Eğer düşündüklerinizin, yazdıklarınızın ardında adınızla sanınızla durmuyorsanız, o düşüncelere ne kadar inanıyorsunuz? Adınızla o düşüncelere savunamadıktan sonra bir manası yok o düşünceyi buradan yazıp empoze etmenin. Anonimlikten çıkışımı yakın dönemde abartıp, bana kolayca ulaşabilmeniz için posta adresimi ve cep telefonumu da buradan yayınlamayı düşünüyorum.
İnternet ile gelen en güzel yeniliklerden biri düşünece sahiplerine, aydınlara ve yetenekli insanlara daha kolay ulaşabilme özelliği bence. Bunda Twitter ve Facebook’un etkisi çok oldu. Twitter sayesinde hayranı olduğunuz, yazılarını, düşüncelerini, işlerini beğendiğiniz insanlara sesinizi duyurma şansınız çok arttı. Aynı şey yeni nesil içerik sağlayan kullanıcılar için de geçerli olmalı bence. Ben burada düşüncemi, işimi, eserlerimi paylaşıyorsam, bunu beğenip takdir edenlerin de bana kolayca ulaşabilmesi gerekli. Bunun için de anonimlikten uzaklaşıp, TC vatandaşı bir birey olarak burada yer almak gerekir.
Popularity: 1%
Tweetle
Meşhur Yazılar