Mental Facebook

Mental Twitter

Mental Twitter

    Twitter'ıma Gel

    Mental Formspring

    Arşivler

    pornomadokunma.blogspot.com

    Çeşme: Paranızla Rezil Olacağınız Cennet Tatil Beldesi

    Çok iddialı ve kin dolu bir başlık oldu kabul ediyorum. Ben doğduğumdan beri, 25 senedir her yazı Çeşme’de geçiririm. Yarı yerlisi sayılırım. Aksine bu yaz Çeşme’de en çok eğlendim yazlardan biri oldu. Çünkü artık popüler ve lüks bir sayfiye yeri olan Çeşme’yi çözdüm ve bir birey olarak olgunlaşarak bir tatilde ne aradığımı buldum.

    Beni artık gece bistro yapıp eller havaya yapmak tatmin etmiyor. Haftasonu bir gecem oluyor zaten, onda da oturup yiyip içerek, dostlarla sohbet ederek ya da güzel ve yorucu olmayan bir konser izleyerek takılmak istiyorum. Ne istediğini bilince, ona göre de takılacak mekan buluyorsunuz.

    Beni FourSquare’de takip edenler bu yaz az çok nerelere takıldığımı biliyorlar. Yazımın çoğu Çeşme Marina ve Alaçatı‘da geçti. Ilıca Yıldızburnu‘na maksiumum 2 ya da 3 kez gittim. Diğer yazlara göre bu yaz daha çok mekana girdim çıktım. Şimdi de paranızla nerede nasıl rezil olacağınızı yazacağım Çeşme’de =)

    Önce Çeşme’nin en çok bilinen koyu olan Aya Yorgi‘den başlarsak;

    Shayna var yıllardır. Mülkün sahibi işletmecisi olunca yıllar yılı kalabiliyorsunuz bir yerde. Gitmesek de görmesek de o Shayna hep bizim Shaynamızdır. Ben şahsen 2003 senesinden beri hiç gitmiyorum. Ama Shayna inatla orada. Bu sene 100% Türkçe geceleri ile değişik bir tarz yakalamaya çalıştılar. İş de yaptılar

    herhalde gene ama ben giden tanımıyorum.

    Paparazzi var. Son 3 senenin en gözde mekanı. Hem giriş ücreti olmaması, hem de bistro da takılma zorunda olunmadığı için insanlar buraya akın etti son senelerde. Tabii insanlar akın akın geldikçe arz talebi doğurdu, bu mekanda da bistro manyakları oldu, garsonlar şımardı, müşteri beğenmez oldu. Bistro için şişe falan açtırtmanız lazım der oldular, ya da garsonun cebine 50TL sıkıştırmanız gerekir oldu.

    Barına gidip bir şişe Sex On The Beach almak istediğinizde barmenine göre 70 lira ile 180 lira fiyat çekerler. Tuttuklarını sikmeye çalışırlar. Barmene önceki şişeyi 70 liraya aldım dediğinizde pişkince o zaman 70TL ver derler. Ha bir de Paparazzi’nin müzikleri şaka gibi son 2 senedir sırası bile değişmedi. Keşke taktıkları CD kırılsa da yeni CD yapsalar, şarkıların sırası değişse bari =)

    Bir de otoparkı ufaktır Paparazzi’nin. Saat 1′de falan gitmeye çalışırsanız yandaki tarlalara yönlendirir sizi değnekçiler. Mekandan 100lerce meter uzağa, nadasa bırakılmış tarlaya parkettiğiniz arabanıza yine de otopark ücreti verirsiniz, üstüne bir de toz toprak içinde dünyanın yolunu yürürsünüz.

    Marrakech var bu sene yeni açıldı. Köfteciyi bozup çok lüks bir club yaptılar. Sole Mare’ye büyük rakip olarak Aya Yorgi koyuna giren bu mekan cidden tuttu. İçeride alevli meşaleli bir ambiyans var. Durum böyle olunca da mekan bir ukalalaştı anlatamam. İçeride tanıdık garsonunuz varsa 300-350TL’ye açılan şişeler, yoksa 500TL’ye kadar yükselebiliyor.

    Kapıdaki güvenlik, tipinizi beğenmezse ve erkek erkeğe gelirseniz “Bayan arkadaşlarınız nerede” diye küstahca soru soran cinsten. İçeride arkadaşlarınız varsa ezik gibi onları çağırıyorsunuz kapıya. İçeriden gene erkek arkadaşlarınız gelirse “kız arkadaşlarınız gelsin onlar soksun” diyecek kadar küstah bir anlayış var. Gözümle şahit oldum!

    İçerisi hınca hınç oluyor Marrakech’te. 30TLlik bir giriş ücreti var. Bir içecek fişi veriyorlar. Ama o içeceği almak için sinirlerinizi bozmanız gerekir. Çünkü içeride 1000kişiyi aşkın kişi varken, 2 tane barında 2şer kişiden toplam 4  tane barmeni var mekanın. Şaka gibi. Barmenler sizi sallamıyor bile içki içki diye bağırıyorsunuz =)

    Gündüz plajı güzel ama, yer bulabilmeniz için saat 11′de oraya gidip yer bulmanız gerekiyor. İskele zaten hep rezerve… Yerseniz…

    Solemare var yılların klasiği. Oraya 2-3 senedir gitmiyorum ama pek bir farkı olacağını sanmıyorum. Hınca hınç kalabalık, fahiş içki fiyatları. Zaten bu son iki mekanın çaldığı müzik de artık beni sarmıyor. Serdar Ortaç, Hande Yener, Demet Akalın, Soner Sarıkabadayı vs benden uzak dursun.

    Bu sene Babylon Alaçatı’dan Aya Yorgi’ye taşındı. Benim favori mekanlarımdan biri. Ama İstanbul’dan gelen arkadaşların anlattığına göre bu mekan da fiyatlar bakımından Çeşme’li olmuş. Giriş ücretleri konserine göre 25 ila 45 TL arasında değişiyor. Bunlar sadece konser bileti, içkiniz yok. Ama içeride içkiler diğer saydığım mekanlara göre daha uygun fiyatla satılıyor. Bistro yapma gibi bir ihtiyacınız yok. Alırsınız bolca bulunan ve hızlı servis yapan barlarınbirinden içkinizi ister kenara köşeye oturup konseri izlersiniz, ister sahne önünde çılgınlar gibi eğlenirsiniz. Plajında da giriş ücreti 30TL gibi bir yastık ücreti veriyorsunuz. Çok erken saatlerde gitmediğiniz sürece satın alacağınız o yastık çok uzaklarda çimlerin üzerinde falan olacak.

    Çeşme’de bir de Cece, 9.5 gibi canlı müzik barları mevcut. Onlarla hiç işim olmadığı için çok yorum yapmayacağım ama fiyatlar oralarda pavyon gibi maşallah. Ön masalarda Serdar Ortaç falan dinlemeye kalkarsanız silkelenip kendinize gelirsiniz =)

    Bu sene Riders Beach Alaçatı sabaha kadar eğlence ile gözde oldu sanırım. Seneye popüleritesi daha da artacak gibi. Inside gene güneşi doğurmak isteyenler içinde yerinde duruyor. Mekan sabaha karşı hizmete girince bir birayı 20TL’ye içme şansına sahip oluyorsunuz =) Bu sene bir de Indaba vardı. Ayrı bir telden çaldı DJler MJler falan…

    Çeşme’de şimdiye kadar gördüğüm en pahalı fiyatlar her nedense Public denilen mekandaydı. Oraya birgün denize girmek için gittim. Tosta 20, Burger’a 25 TL vermek garip geldi. Bir de mekanda para geçmiyor. Kapıda elektronik karta para yüklüyorsunuz ve içeride garsona o kartı vererek harcama yapıyorsunuz. Ama bütün gününüz matematik yapmakla geçiyor. Kaç para tuttu, kaç para çekti, kaç kaldı, birşeyler daha alsam karttaki para yeter mi? Olmaz olsun böyle düzen. Zaten serviste çok geç, yavaş ve 5 para yetmez. Garsonlar gece 5′e kadar çalıştık, uykusuzum diyecek kadar da candan!

    Çeşme’de benim bu seneki favori mekanlarım Çeşme Marina ve Alaçatı. Alaçatı’da yazın çeşitli restoranlarda yemek yedim. İzmir’de yiyebileceğiniz en pahalı yemek Alaçatı’dadır. Tuval, Rosemary, Picante, Dükkan Burger hepsi birbiriyle kapışıyor pahalılıkta. Ama servis 10 numara, aksamıyor, o paraya yemeğin hakkını veriyor, doyuruyor porsiyonları ile. Kahve, içki ya da limonata için meydandaki İyi, Köşe, Orta Kahve ve 15 Eylül Kıraathanesi ideal. Bu 4′lünün tam ortasında, aile çay bahçesi şeklinde belediye tarafından işletilen Gizem Cafe ise fiyat olarak Alaçatı’nın en uygun fiyatlısı. Astronomik fiyatlar yok.

    Benim favori iki mekanım, hem güzel bir kokteyl ya da içki içip, arkada güzel bir müzik dinleyerek arkadaşlarla muhabbet edebileceğim Nar ve Mi Casa. Birisinde yeri yoksa üşenmeyip diğerine gidiyorum. Nar’ın Armut ve Long Island kokteyllerini giden herkes içmiştir. Mi Casa ise Solemare’nin deneyimli ekibi ile akşam restoran, gece bar şeklinde işlemekte ve çok çeşitli kokteyllere sahip. Fiyatlar Çeşme standartı =)

    Çeşme Marina’daki favori mekanım ise Sir Winston Bistro‘nun roof barı. Bütün marina ayaklarınızın altında. Servis güzel, barmenin kokteylleri güzel. İzmir’in meşhur Bonjour Pastanesi de Marina’da mevcut. Ancak servis olarak beni her gidişimde yüzüstü bıraktı. Sipariş vermek ve hesabı istemek bir işkenceye dönüşüyor mekanda. Diğer mekanlara da bir iki kere oturdum ama çok diyecek birşey yok onlara. Bir tek Wineway denilen şarapçıya edilecek bir lafım var. Bu mekanın çeşit çeşit şarapları olmasına rağmen bir menüsü yoktu Temmuz ayının ortasında. Birer kadeh şarap istedik. Kafasına göre bir şarap getirdi. Kadehine de 21TL para istedi ki, kadeh şarapta maksimum verilecek mübah rakam 12TL’dir benim gözümde. Ayak üstü sikti, ben de kıllatmadım ona yanarım.

    Balıkçılara geçmek gerekirse, balıkta İzmirliler vereceği parayı az çok kestirirler. O yüzden Çeşme’de olsa İzmir’de olsa İzmirli adam balığa  ödeyeceği makul derecedeki kazık fiyatlara alışkındır. Eğer kişi başı 50TL geliyor ise çok iyi bir hesaptır. 60 ise normal, 70 ise haketmiş, 80 ise lükstür. Kişi başı 90TL ise inceden sikmiştir mekan. Kişi başı 100 ise bir daha gidilmez =) Port Marina çok lüks ve güzel bir balıkçı, çok hoşuma gitti bu sene. Germiyan’da Ada Balık var çok salaş bir restorandı ama  bu sene çok trendy oldu. Ada Balık’ın olduğu koy çocukluğum boyunca Maganda Plajı idi. Şimdi insanlar seve seve gider oldu oraya. Bir de yıllardır bir aile klasiğimiz olan Ildır Restoran vardır. Deniz üstünde iskelede balık keyfi yaparsınız. Dalyan’daki klasik balıkçılar vardır. Orada da Bani tanıdık işidir. Oraya giderim. Bu saydığım restoranlarda fiyat 60TL ile 80Tl arasında değişmektedir. Şifne’de Yusuf ‘un Yeri vardır burası daha uygun fiyatlıdır burada da 50TL ile 70TL arasında kalkabilirsiniz yemekten.

    Gelelim kumruculara. Kumrucu Şevki Çeşme’de bir tekel haline geldi. Her yere yayıldı, işin bokunu çıkartı franchise vermeye başladı oraya buraya. O yüzdendir ki ister istemez kumrusunun kaliltesi bozuldu. Benim tercihim Kumrucu Erol ya da Kumrucu Hikmet‘tir kumruda. Hepsinde fiyat aynıdır 6TL yengen, 7TL süper,çılgın,manyak =)

    Çeşme bir cennet. Denizi bu kadar güzel olan başka bir tatil beldesi yoktur. Her koyundan rahatlıkla denize girebilirsiniz. Ancak Çeşme’de yaşamak çok pahalı. Bunu en iyi Bodrum ya da Marmaris’e gittiğinizde anlıyorsunuz. Çeşme’de bir haftasonu harcadığınız paranın yarısı ile Bodrum’da, 3′te biri ile de Marmaris’te krallar gibi tatil yapıp eğlenirsiniz. Paranıza rezil değil vezir olursunuz. Çeşme’nin abartılmış balon fiyatlarının birkaç seneye arz talep doğrultusunda normal fiyatlara döneceğini düşünüyorum ben gene de. İlerleyen seneler gösterecek bize =)

    Popularity: 1%

    Post to Twitter Tweetle

    Bir Zamanlar İzmir’in Arka Bahçesi Olan Çeşme

    Çeşme, İzmir’lilerin Türkiye’den sakladıkları bir cennet, bir arka bahçeydi bundan çok kısa bir süre önceye kadar. Ancan ne olduysa oldu, birkaç girişimcinin, Çeşme’linin Çeşme’yi Show TV vb magazin programlarında tanıtımını desteklemesi ve pompalanan Bodrum vs. Çeşme kıyaslamaları sonucunda Çeşme bir anda Türkiye çapında popüler oldu.

    Son 5-6 senede Çeşme’de inanılmaz bir değişim oldu. Ben Çeşme’yle yazlığımız olmasından ötürü 1985 yazının Temmuz ayında, doğumumun 2. haftasında tanışmışım. Biz İzmir’liler için Çeşme yazlıkçı mekanıydı. Okulların kapanması ve karnelerin dağıtılması ile herkes yazlığına, yazlığının bulunduğu siteye göçer, bütün bir kış görüşmediği yazlık arkadaşları ile yeniden kaynaşır, öğlenleri denize girer, akşamüstüleri uyur, akşamları da gene arkadaşları ile bakkalda buluşup oyunlar oynardık.

    TVlerdeki reklamları ile özellikle İstanbul ve Bursa’dan bir çok kişi yaz tatili için Çeşme’ye gelmeye başladı. Çeşme’de otel sayısı fazla değildir, 5 yıldızlı otel sayısı iki elin parmaklarını geçmez. Hep irili ufkalı pansiyon ya da moteller vardır çünkü yıllar yılı Çeşme yazlıkçı mekanı olarak anıldı. Son yıllarda İstanbul’lu büyük yatırımcılar tarafından otel yatırımları gerçekleştirilmeye başladı.

    Çeşme’nin Türkiye çapında nam salması ile biz İzmirlilerin hayatında ilk değişen şey fiyatlar oldu. Çeşme’deki yeme içme fiyatları gözle görülür şekilde bir anda yükseldi. Daha sonra yükselen emlak ve arazi fiyatları oldu. Alaçatı bizler için köylülerden yumurta, sebze, meyve alınan bir köy, elektrik faturalarının yatırıldığı bir vezne iken bir anda Türkiye’nin butik mağaza, cafe ve otel cenneti oldu. Çeşme genelinde bir çok kalitel cafe, bar, club ve beach açıldı.

    Geçen seneye kadar Çeşme’nin bu abartılmış, şişirilmiş halinden pek zevk almıyordum. Ancak nedense bu sene artık alıştım ve Çeşme’den daha çok zevk alıyorum. Her ne kadar kazık ve abartılı olsa da Çeşme candır. Asıl sevgilim, biricik Bodrum’umun yerini alamasa da Çeşme bizim arka kapımızdır.

    Bir zamanlar Çeşme dedik ya. Çeşme’nin dağları taşları bir zamanlar dutluk bile değilmiş. Otluk, çalı çırpı, taş toprakmış. Resimlerden de göreceksiniz heryer bakir. Ah ah o zamanlar tarla fiyatına kapatmak vardı bütün arazileri =)

    Popularity: 2%

    Post to Twitter Tweetle

    I Love Çeşme – Çeşme’yi Seviyorum

    Geldi çattı bir başka yaz daha. Biz İzmir’liler için yaz demek yazlık demektir. Bunun için de bir çok alternatifimiz vardır yakınlarımızda. Kimimiz Foça’ya gider, kimimiz Özdere’ye… Büyük bir çoğunluk da Çeşme’ye gider. Çeşme arka bahçemizdir.

    Çeşme’ye doğduğumdan beri giderim. Yaz çocuğu olduğum için daha 10 günlükken yazlığa gitmişim. Çeşme o zamanlar dutluktu tabiiki. Ama çoğu İzmir’li gibi ben de Çeşme’nin o İstanbul’luların akın etmediği halini sevsem de, İstanbul’lular sayesinde Çeşme’nin büyük bir kent olduğunu da kabul ediyorum.

    I Love Çeşme diye bir site açtım. Bu sitede benim gibi Çeşme’yi sevenlere Çeşme hakkında güncel ve kolay ulaşılabilir bilgiler sunacağım. Bunu da tek başıma yapmak istemiyorum. Yazısına ve kaynaklarına güvendiğim insanları da yazar olarak kabul edeceğim. Bu sitede yazın gerçekleşecek olan etkinliklerden haberdar etmekle birlikte insanların Çeşme ile ilgili sevdikleri anılarını, özelliklerini paylaşmalarını istiyorum.

    Ayrıca anında ne nerede nasıl diye kolay takip edilebilmesi için I Love Çeşme Twitter ve I Love Çeşme Facebook‘ta hizmetinizde. Ekleyin her kanalda, Çeşme’den haberdar olun.

    I Love Çeşme Sitesini Ziyaret Etmek için Tıklayınız

    Popularity: 1%

    Post to Twitter Tweetle

    Yeni Başlayanlar İçin İzmir Sözlüğü

    İzmir’in kendine özgü sözcükleri vardır. Bu İzmir’in Türkiye’de farklı kültürlerden etkilenerek, Türkiye’nin diğer illeine göre daha farklı bir yapıya sahip olmasının bir sonucudur kanımca. İzmirliler bu kelimeler ile büyürler ve bunlar bizler için çok normal kelimelerdir. Ancak başka şehirlere gidildiğinde anlaşılmadığ görülünce bir hoşumuza gider. Her İzmir’li özellikle İstanbul’da bu kelimeleri kullanır ve İzmir’li olduğunu gururla ilan eder. İstanbullular gıcık olurlar o ayrı =) İşte bilmeyenler için İzmirce – Türkçe sözcük…

    Not: Aklınıza gelen başka birşey varsa yoruma yazın ekleyeyim İzmirliler…

    Gevrek - İzmir simidi
    Boyoz - Açma hamurdan yapılan ve gece gündüz kaynamış yumurta ile servis edilen bir tür börek.
    Çiğdem - Ayçekirdeği. İzmirliler kabak çekirdeğine çekirdek, ayçiçeği çekirdeğine çiğdem der.
    Asfalya - Elektrik sigortası. Ayrıca sinirlendiklerinde “Asfalyalar attı” diye bir deyim de kullanılır.
    Klorak - Çamaşır suyu. 1960′larda İzmir’de imal edilen Klorak marka çamaşır suyu, İzmirlilerce bolca kullanıldığından ötürü marka nesnelleşmiş ve çamaşır suyuna klorak denir olmuş.
    Bilader - Asıl olarak TDK’ca birader olarak geçen gelime İzmir’de biladerdir. Hatta uzatılır bilaaader denir kankalara =)
    Kumru - Çeşme’ye özgü özel mayalı iki ekmeğin arasına sucuk, kaşar, salam, domates ve sayas konularak yapılan sıcak bir sandviç türü.
    Yengen - Kumru sandviçinin karışığına yengen denir. Yengen kumru, karışık kumrudur yani.
    Tam 35 ve 35.5 – İzmir iki yakadan oluşur. Karşıyaka’lılar kendini İzmir’den ayrı görür ve İzmir’in plakasına yarım puan daha ekleyerek kendilerini 35.5 ilan eder. Karşıyakalıların kanlı bıçaklısı Göztepeliler de buna karşı kendilerini has İzmir’li görür ve Tam 35 sloganı yazarlar.
    Darı – Mısırdır… Hatta plajlarda yazın kaynamış mısıra “Süt Darı” derler.
    Meşe – Çocukların oynadığı misket oyunu. İzmir’de çocuklar meşe atarmış, misket değil.
    Tav Olmak – Ayar olmak, gıcık olmak.
    Andaç – Lise ve Üniversitede mezun olurken hatıra için yapılan yıllıklar, andaçtır.
    Bardacık – İncir’in bir çeşidi, bal gibi olur…
    Nohut – Beyaz leblebi denilen şeye İzmir’de nohut diye satılır çerezcilerde.
    Domat – Domates…

    Popularity: 1%

    Post to Twitter Tweetle

    İzmir’de Kavak Yelleri Setinden Görüntüler

    Kavak Yelleri dizisini ilk sezonunda izlemeye başlamıştım. Bu dizi ilk olarak bir yaz dizisi olarak başlamıştı. İlk 12 bölüm tutunca da devam ettirildi ve bu sene 3.sezonu sona erdi. Sanırım bir sezon daha devam edecek.

    Bu diziyi ilk başta izlemeye başlama sebebim hikayenin İzmir’in Urla ilçesinde geçiyor olması idi. İstanbullular aşina olabilir ama biz İzmir’liler televizyonda gündelik yaşamda gördüğümüz yerleri görmeye alışkın değilizdir. Bir şov İzmir’de geçiyorsa ona ayrı bir ilgi gösterir ve çekimlerin nerede yapıldığını çıkarmaya çalışırız.

    Netekim dizi başlarda hoşuma gitmişti, komikti… Özellikle Efe karakteri götürüyordu işi. Sonra dizi tutunca çocuklar İstanbul’da üniversite kazandı, aileler de İstanbul’a taşındı. İşler karıştı gitti sonra. Ben de diziye olan ilgimi kaybettim. Cumartesi akşamlar şans eseri o saate evde oluyorsam özetlerine bakıp geçtiğim bir dizi haline dönüştü. Ama takip ettiğim kadarı ile Efe çoktan öldü, herkes birbiriyle bir kere çıkmış ve takılmış oldu. Yeni eğlenceli karakterler katıldı. Ve bu sezon itibari ile üniversiteler de bitince İzmir’e topluca bir dönüş oldu.

    Bu Tims Production tarafından niye yapıldı diye bir düşündüm. Ya farklı bir dizi yapmak istediler İstanbul dışında görülmemiş mekanlarda. Bunu deneyen bir Köprü bir de Es Es dizisi vardı. Bu ikisi de Eskişehir’de çekildi. İstanbul dışında çekilen diziler genelde doğu bölgesinde çekiliyor ve aşiret vs.. hikayeleri anlatıyor. Bu İzmir’de geçen ilk dizi diye hatırlıyorum, yanlış isem düzeltin.

    Tims Production belki de maliyetleri düşürmek ve daha az zorluk yaşamak için İzmir’i seçmiş olabilir. İstanbul’un her sokağında bir dizi var. Belediyelerden ve mekanlardan izin almak gerekiyor. Trafiği engelleyecek hareketlerde kolay kolay bulunamıyorsunuz. İzmir bu yönden avantaj. Bu tip şeyleri pek görmediği için belediyeler ve mekan sahipleri seve seve dizi çekimlerine gönüllüce izin veriyolar.

    Kavak Yelleri’indeki Su Cafe, aslında bir apartman altı dükkanı Mektupçu Durağında. Önünde belediyenin otoparkı, onun da önünde Mustafa Kemal Sahil Bulvarı geçiyor… O otoparkı zaman zaman yolmuş gibi rahatlıkla kullanabiliyorlar. Gördüm bir keresinde otoparka taksi durağı bile kurmuşlar…

    Gene aynı şekilde Kordon’da olsun, İzmir’in çeşitli parklarında olsun çekimler yapıyorlar rahat rahat, süre kısıtlaması olmadan. Ege Üniversitesi kampüsü yayla gibi ve bir hastaneye sahip. Bundan iyi hastane ve doktor sahnesi çekilecek yer mi var?

    Yine bir gün Alsancak’ta trafik oluştu, Vasıf Çınar Caddesinde… Citibank’ın önündeki kaldırımı kapatmışlar, yolada çekim arabalarını dizmişler, istedikleri gibi rahat rahat dizi çekiyorlar… Trafik sıkmış, kaldırım işgal olmuş dert değil =)

    İzmir halkı da bayılıyor bu çekimlere. Bu gencecik oyuncuları, yeni ünlüleri görmek için çekimin arkasında yoğun kalabalıklar oluşturuyor. Kimbilir belki yaklaşıp foto bile çekiliyorlardır… Alsancak’ta görüyorum bu dizinin oyuncularını. Hepsi aşağı yukarı akranım sayılır, belki benden ufaktır da bazıları. Biraz ilgi görmek hoşlarına gidiyor gibi ama ne yazıkki ben çok da umrumda olmayan ünlülere yaptığım gibi bakıp kafamı çeviriyorum tabii ki =)

    İzmir’de olmayanlar ya da olup da görmeyen dizinin hayranları için İzmir setinde çekilmiş bir sürü fotoğrafım var, onu sizlerle paylaşacağım… Resimleri görmek için yazının devamına gidin…

    İzmir’de Kavak Yelleri Setinden Görüntüler yazısını okumaya devam edin

    Popularity: 1%

    Post to Twitter Tweetle

    1 / 512345