Categories

A sample text widget

Etiam pulvinar consectetur dolor sed malesuada. Ut convallis euismod dolor nec pretium. Nunc ut tristique massa.

Nam sodales mi vitae dolor ullamcorper et vulputate enim accumsan. Morbi orci magna, tincidunt vitae molestie nec, molestie at mi. Nulla nulla lorem, suscipit in posuere in, interdum non magna.

Lenna

Lenna ya da Lena. İnternetteki ilk kadın!

Bu resim, 1973 yılından beri kullanılan 512×512 piksel boyuntundaki standart test görüntüsüdür. Görüntünün orjinali Playboy dergisinin 1972 Kasım sayısındaki orta sayfa güzeli sayfasından taranmıştır. İsveçli model Lena Söderberg’in fotoğrafçı Dwight Hooker tarafından çekilmiş bir fotoğrafıdır. Resim dijital resim uygulamalarında çeşitli algoritmaları denemek, sıkıştırma ve benzeri işlemlerde resimde meydana gelebilecek veri kaybı vb. şeyleri denemek için dünya çapında 1973 yılından beri kullanılmakta olan bilimsel bir resim standartıdır.

Resmin kullanıma geçmesinin hikayesi de ilginç.

1973 senesinde Güney Kaliforniya Üniversitesi Sinyal ve İmaj İşleme Enstitüsünde  profesör asistanlığı yapan Alexander Sawchuk, bir öğrenci ve bir laborant ile birlikte bir konferans makalesi için harıl harıl iyi bir görüntü arayışındaydılar. Alışagelmiş, 1960 televizyon standartlarından kalma sıkıcı bir dolu görüntüden sıkılmışlardı. İyi bir sonuç alabilecekleri bir insan yüzlü görüntü istiyorlardı. O sırada laboratuvara elinde Playboy dergisinin son sayısı ile biri girer. Mühendisler orta sayfa güzelinin bulunduğu sayfayı Muirhead kablolu foto tarayıcısının drum’ına sığacak kadar koparıp, Hewlett Packard 2100 mini bilgisayarına bağlı analog’dan dijitale çeviriciler ile tararlar. Muirhead’in bir inçe 100 çizgi sığacak kadar sabit bir çözünürlüğü vardı ve mühendisler 512×512’lik bir görüntü istiyorlardı. Bu yüzden resmin yukarıdan 5.12inçlik kısmını kesip taradılar. Bu da Lenna’nın omzunda biten bir ölçüydü.

Playboy orta sayfasında yer alanlar arasında en şanslısı herhalde Lena Söderberg’dür. Kendisi bilgisayar dünyasındaki ilk seksi kadın görüntüsüdür. Ölümsüzleşmiştir. Güzel bir hatunmuş, Playboy’da güzelliği ile yer almayı haketmiştir. Yıllar sonra kendisini bulmuşlar, yaşlı, beyaz saçlı bir teyze olmuş ama hala güzelliğini korumuş.

Lena’nın 1970’lerden fotoları:

Kaynak: Vikipedi

She’s Madonna

Geçtiğimiz günlerde Madonna gelip İstanbul’u salladı dersem yalan olmaz. Konser saatlerinde hakikatten Trakya merkezli olarak İstanbul’da deprem oldu.

Gelecekti, geliyordu, geldiydi derken biletleri çok kısa sürede tükenen Madonna konserine 7’den 77’ye tüm Türk halkı ilgi gösterdi. Gayiydi, maçosuydu, Serdar Ortaççısı, Metallicacısı, ilkokul mezunu, yardımcı doçenti herkes bilse de bilmese de gitti ve dünya gözüyle 53 yaşında kaslı ve buruşmuş olsa da hala gideri olan Madonna’yı dünya gözüyle görmüş oldu.

Kanımca 53 yaşındaki Madonna bir daha Türkiye’ye gelmez, birkaç sene sonra da emekli olur, kendini yogaya pilatese verir, kızının çeyizini düzer, mürüvetini görmek ister, torun ister. O yüzdendir ki bu konser yıllarca anlatılacak bir konserdi. Gidenler ve yakın olanlar Madonna’nın memesini de görüp kendilerinden geçip titreyerek boşaldılar.

Madonna gerçekten bir efsane. 80lerin hem müziği hem de yaşam tarzı ile asi kızı, gerçek bir pop yıldızı, efsanesi. Zamanında papaya bile atar yapmış, özgür kadınların sembolü olmuştur.

Madonna’nın önünde kimseler duramaz. Guy Ritchie ile evliliği sonlanmış olsa da Madonna Guy’ı beğenmiş ve sevgilisinden ayırıp evlenmiştir. Bunu kasıtlı ya da planlı yapmamıştır, Madonna olduğu için olmuştur.

Hikayesi şu.

Ünlü İngiliz yönetmen Guy Ritchie, Tania Strecker isimli Danimarka asıllı güzel bir model ile birlikteydi. Ancak bu birliktelik sırasında Madonna ile tanışmış onun çekim alanına girip etkilenmişti. Guy sevgilisinden ayrılırken tüm dürüstlüğü ile “Bak, seni gerçekten sevdiğimi biliyorsun, ama O Madonna!” diyerek noktayı koymuş ve Madonna ile birlikte olmaya başlamıştır.

Bu ilişkisinden sonra Tania,  ünlü şarkıcı Robbie Williams ile birlikte olmaya başlar ve bu hikayeyi ona anlatır. Robbie bundan çok etkilenir ve Rudebox albümdeki ‘She is Madonna’ şarkısını Pet Shop Boys’un da katkıları ile yapar.

Adına şarkı yapılan birçok efsane vardır ama böyle bir şarkı yapılan efsane yoktur. Bana da gelse Madonna, hiç düşünmeden ‘excuse me but she’s Madonna‘ diyip anamı bile bırakırım.

Dipnot: Klipte Robbie Williams Jessie J’e çok benziyor =)

Madonna, Guy Ritchie, Robbie Williams ve Tania Strecker birliktelikleri. Robbie ile Madonna birlikte olursa çember tamamlanmış olur:

Ahanda şarkının sözleri;

Oh, Madonna, Madonna

I don’t miss you
Just who
You used to be
And you don’t ring true
So please
Stop calling me
Your “I love you”‘s
Are ten a penny
You’re dropping clues
Like you’ve got any
You got to choose
There’s been so many ohhhh

I love you baby
But face it she’s Madonna
No man on earth
Could say that he don’t want her
This look of love
Says I’m leaving
You’re frozen now
I’ve done the freezing
I’m walking out
Madonna’s calling me

Ali Biçim Yerli Jack Black Mi?

Ali Biçim kimdir? Hani şu geçtiğimiz bahar aylarında Facebook’ta bir virüs gibi yayılan Atafen Mezuniyet videosundaki Ali Biçim adlı taklacı komik çocuk yok muydu? İşte biz Ali Biçim’i ilk o haliyle bildik… Daha sonra asıl bombasını Ramazan ayında internette patlayıp televizyonlara düşen Michael Jackson parodisi Just Pide ile patlattı.

Kendisi 1987 model olup, Atafen’den sonra arada liseyi geçip Beykent Üniversitesi Oyunculuk Bölümünden mezun olmuş bir şahıs. Just Pide’den sonra kendisini araştırmaya başladım ve YouTube’daki profilinde birçok komik videoya rastladım. Hatta bunlardan bir tanesi kendi Atafen videosunu tiye alan Beykent Üniversitesi mezuniyet konuşması videosudur. Bir diğeri ise Almancı gibi Belalım şarkısı okumasıdır.

Ben tüm videoları zevkle izledim. İzlerken de aklıma Jack Black geldi. Hem fiziki yapısı itibari ile, hem çılgın hareketleri, hem şarkı söyleyebilmesi hem de bağırıp küfür edebilmesi ile cük diye oturdu bu kavram kafamda. Bu adam bana ağız dolusu küfretse birşey diyemem. Ağzına da yakışıyor.

Netekim Jack Black’e benzediği görüşüm, kendisi Okan Bayülgen’in Kingo Disco’sunda skeçler yapmaya başlayınca daha da pekişti. Önder Açıkbaş ile yaptığı “Haydii” parodileri, Michael Jackson’ın şarkısını türkçe sözlerle okuyup, dansetmesi ve de asıl olarak Mr.Big grubunun karşısına Mr.Sick grubunu kurup, adamların gözü önünde kliplerini yeniden çektiği hali ile yayınlayıp bizden çalmışlar demesi ile gönlümü fethetti. Bu ülkeye Jack Black tarzı bir adam lazımdı, o da bu istihdam eksiğini doldurdu. Umarım bu tarzdan vazgeçmez ve daha iyi yerlerde, komedilerde görürüz kendisini…

Hilal Cebeci ve Ünlülerin Sosyal Medyada Parlaması

Twitter aleminde bir Hilal Cebeci fenomeni esip duruyor. Hilal Cebeci Twitter’da anında çekip paylaştığı iç çamaşırlı, üstsüz, seksi resimleriyle ve de hayranlarına “panpa“dan türeme “panpiş” diyerek hitap etmesi ile bir anda 250bin takipçiye ulaştı. Yaptığı bu hareket kimileri tarafından olumlu karşılanırken, kimileri büyük bir Hilal Cebeci düşmanı oldu. Özellikle kadınlar. Ben Hilal Cebeci’nin yaptığı hareketi takdir edip onaylayanlardanım.

ABD ve Avrupa’ya baktığınızda seksiliği ile şöhrete kavuşmuş bir çok ünlünün, mankenin, modelin, aktrisin hatta porno yıldızının Facebook ve Twitter’dan yayınladığı gündelik yaşamdan seksi resimleri olduğunu görebilirsiniz. Yüzlerce yıldız böyle fotoğraflar yayınlayıp hayranlarını artırırken dünya yıkılmıyorsa, Türkiye’de daha bir ilk olan yıldız teşhirciliği ile Türkiye yıkılmaz, batmaz, değerlerini kaybetmez.

Dünya’da bunun en popüler örneği Adrianne Curry tarafından sergilenmektedir. Kadın Twitter’dan yayınladığı üstsüz, çıplak, bikinili ve benzeri seksi fotoğrafları ile pek tanınmayan bir manken iken, bir anda 250bin kişinin takip ettiği seksi bir televizyon yıldızına dönüştü. Şanı o kadar arttı ki, TİB tarafından internette kullanılması tehlikeli ve yasaklı kelimeler arasına girdi ismi memleketimizde. (Bkz.Bir Yasak Hatun: Adrianne Curry)

Gelelim bizim Hilal Cebeci’ye. Bence Hilal Cebeci de diğer birçok seksi yıldız gibi saf rolüne bürünmüş çok zeki kadınlardan biri. Yaptığı hareketi daha önce kimsenin aklına getiremediğini, getirse bile cesaret edemediğini düşünürsek zeki olduğu kadar cesur da. Yaptığı tamamen kendi reklamı. Bunu o da kabul ediyor. Yaptığı harekete de Panpişizm diye bir isim verip marka yaratıyor, panpişlerinin herşeyden çok sevdiği tatlıları olarak görüyor, halk ile yakınlaşıyor.

Değişen ve gelişen medya düzeninde Hilal Cebeci yerini ilk kapanlardan. 90’lı yıllarda mankenler yıldızları sönmeye başladığında ne yapıyordu? Podyumda “yanlışlıkla frikik verip memelerini” gösteriyor ve bir anda bütün magazin dünyasında adlarını konuşulur hale getiriyordu.  Peki ya aktörler, şarkıcılar ne yapıyordu? Yalandan bir aşk yaşayıp, popüler biriyle sosyetik bir mekanda basılıp yine yıldızlarını parlatıyordu. Günümüzde bunlara gerek kalmadan insanların gözü önünde yerini almak sosyal medya ile mümkün!

Hilal Cebeci şu anda Türkiye’nin en çok konuşulan kadını. Panpiş markası iç çamaşırları yakıdna piyasaya sürülecek. Kısa sürede televizyon programlarına çıkma oranı arttı, yakında bir albümü patlar, konserler ile yürür gider. Benim anlamadığım şey insanların bu kadına verdiği tepki! Kardeşim, Twitter’da sen birini takip etmek istemiyorsan etmezsin ve görmezsin. Ama sen hem takip ediyorsun, hem de kadına ileri geri saydırıyorsun. Takip etme, onun ne dediğini, neler paylaştığını görmezsin bile! Bunu yapanların çoğunun kadın olması ise kadınların o hep savundukları “kadın hakkı ve kadın özgürlüğü“nü baltalamalarından başka birşey değildir. Hilal Cebeci 10 Temmuz’da bununla ilgili çok güzel tweetlerde bulundu. Olduğu gibi aktarıyorum;

bana yazan kadınlardan ve sürekli namustan bahsetmelerinden sıkıldm kmbilir gizli saklı neler çeviriysunz burdada namus abidesi kesiliysunz

girmeyin sayfama bakmayın başka işiniz gücünüz yokmu size teker teker cvp verip prim yaptırcamı sanıyosanız yanılıyounuz

neden kızlık zarı operasyonları çoğaldı çünkü herşeyi yapıyosunuz sonrada evlenmeden zar operasyonu bumudur nams sıkıldım nams triplerinizdn

biskolata reklamındaki çıplak adamlar için neler yazıyodunuz içiniz eriyodu çıplak erkek sizi etkiliyo binlerce twitt atıyosunuz şimdi nolyo

eleştirininde bir sınırı vardır girmeyin sayfama bakmayın işinize gelmiyosa gidin başkalarını takip edin bune yaa bi mahalle baskısı

panpişlerim işin suyunu çıkardılar onlara ne herkes istediğini yapmakda özgürdür bune böle bu kadar yobazsan twittrada girme sokağada çıkma

yok reklam için napıyomuşum yok utanıyolarmış siz niye utanıyosunuz kapatın bilgisayarı yatın uyuyun ilgilenmeyin

evde kalmış kıskanç kızlar gibi gözüküyosunuz haberiniz olsun

panpişlerim ben susuyorum siz gereğini yapın çok daraldım çünküü tatlılarımm..

facebookda bikinili resimlerini paylaşıyolar alalala hiçbişey anlamıyorum panpişlerim

panpişlerim neden bukadar gerildimki benim kimse umrumda diil sizden başka, seviyorummm siziii ballarım benimm:)aşkımsınız:)

panpişizm demek sevgi demektir beni eleştirenleride seviyorum çünkü hayat birşeyleri sevmemek için çok kısa,herkesi çok seviyorum yaşasınn

Hilal Cebeci’nin paylaştığı bazı arşivlik resimler;

27 ve Satürn Dönüşü

7 Temmuz’da 26.yaşımı doldurup 27.yaşımdan gün aldım. 27 neden bilinmez tehkikeli bir yaş. Bunu Amy Winehouse’un ölümüyle bir daha hatırladım.

27 Klübü diye birşey var. Jim Morrison, Kurt Cobain, Janis Joplin, Jimi Hendrix ve Brian Jones gibi efsanevi müzisyenler 27 yaşında hayatlarını kaybettiler. Efsaneler genç mi ölür yoksa genç ölenler mi efsane olur tartışılır ancak Amy Winehouse da 27 yaşında ölerek diğer efsanelerin yanında yerini aldı.

Başkasının ölümü üzerine espiri ya da geyik yapılmaz ama insanın aklına ister istemez kendisinin de 27 yaşına girdiği gerçeği geliyor. 27 yaşın ne gibi bir özelliği var acaba diye merak edip inceden bir araştırma yaptım ve karşıma Satürn Dönüşü diye ilginç bir astronomik ve astrolojik bilgi çıktı. Satürn gezegeni güneşin etrafındaki dönüşünü tam olarak 29,5 yıllık bir sürede tamamlamaktadır. Satürn astrolojide insanın bilinçaltında gelişmemiş, kabullenemediğimiz yönlerimizin sembolüymüş. 29 yaşımıza yaklaştığımız sırada Satürn’ü konumu, bizim doğduğumuz yılki konumuna çok yakınlaşıyor. Bu evrede de toyluktan, olgunluğa geçiş dönemi yaşanıyor insanoğlunda. Ancak Saturn’ün insanların üzerinde bu yaşlarda kendini yetersiz, başarısız hissetme ve bunalıma sürükleme gibi bir etkisi olabiliyor. İşte bu yüzden de 27 ve 30 yaş araları insanlar olgunluğa geçerken bir bunalıma kapılabiliyor ve de hayatlarını sonlandırabilecek aktivitelerde bulunabiliyorlar.

Makalenin aslı Astrolojik Psikoloji uzmanı Pelin Hattatoğlu tarafından şöyle kaleme alınmış;

Satürn Dönüşü (29 Yaş)

Satürn, Jung’un “gölge” diye adlandırdığı bilinçaltımızdaki ilkel, gelişmemiş, kabullenmediğimiz yönümüzün sembolüdür. Satürn, zamanın efendisi olarak geçmişimizdir ve içimizdeki kural koyan, limitleri belirleyen ebevyn imajıdır.

Satürn, güneş etrafındaki dönüşünü ortalama 29 yılda tamamlar diğer bir değişle doğum anındaki pozisyonu ile kavuşumu 29 yaşımızda gerçekleşir. Transit eden her gezegenin natal pozisyonu ile kavuşumu çok önemlidir fakat özellikle Satürn’ün bu dönüşünde bilinçaltındaki bazı yönlerimiz aktive edilir ve karşı karşıya geldigimiz problemlerin yarattığı sıkıntı ve çabalamalarız neticesinde karakterimize gelişme potansiyeli doğar.

29 yaş civarında yetersiz olduğumuz veya bir illüzyon ile kendi içimizde abarttığımız yönümüz ile yüzleşiriz, aile bağlarımız ve geçmişten ödünç aldığımız değerleri sorgularız. Satürn’ün kendi natal pozisyonuna döndüğü bu yaşın hemen öncesi hayatımızda bir yıkım, bir çözülme, bir yanılsama yaşanır. Tek taraflı olarak algılanmış, yanlış veya tam anlamadığımız kişiliğimiz zor ve depresif bir dönem geçirir. Bu zor dönem psikolojik çocukluğumuzu üzerimizden atmak, gelişen kişiliğimizi geçmişin etkisinden kurtarmak için gereklidir. Ancak böylece hayatımıza geçmişimizin, çevremizin, ailemizin ve gölgelerimizin bir ürünü olarak değil bir birey olarak devam edebiliriz.

Bilinçdışımızdakini dışarıya yansıttığımız için bu dönemde ilişkilerimizde zorluklar yaşamamız doğaldır. Daha önce yapılan birçok evlilik bu yaşlarda çözülür veya zorlanır. Kişi kendi karanlığı ile karşı karşıya geldiğini farketmeyip bütün tatminsizliklerinden eşini sorumlu tutar. Eğer bu evlilik kişiye şimdi yanlış ve yetersiz gelen daha önceki değerlerine dayanıyorsa bu dönemde bitebilir.

Bazen gölgemiz ile bu karşılaşmaya çaresizliklerimiz ve aşağılık komplekslerimiz eşlik eder. Çok eskilerde, çocuklukta bıraktığımız yaralar ve endişeler birden su yüzüne çıkar. Kendimize olan güvenimizin sandığımızdan daha kırılgan olduğunu fark ederiz. Kişi kendini tanıyamaz olur, başkalarında eleştirdiği, ayıpladığı ne varsa kendi içinde onların varlığını veya ihtiyacını farkeder. Sorgusuz, sualsiz inandıklarının yanlışlığını veya yetersizliğini görmeye başlar.

Bu dönem öncesi yapılmış evliliklerin çözülmesinin yanısıra bu etki altında birçok evlilik planlanır yada gerçekleşir. Evliliğin getireceği güvencenin, bu çocukluğun sona erişinin farkındalığı ile gelen bilinmeyen bir geleceğin karşısında yaşadığımız çaresizliğe çare olacağı düşünülür. Evlilik, zihnimizin karmakarışık olduğu bu dönemde bize destek olur. Bu evlilikler yanlış demek degildir, belki de gereklidir, fakat kişinin olayların ardındaki gerçek nedenleri görmesi her zaman daha sağlıklıdır.

Sonucu ister mutluluk veya mutsuzluk olsun bu dönem ve öncesi yapılan evliliklerin çok azı tam ve açık bir bilinç ile yapılır. Diğer bir değişle bu evliliklerin çok azı bilinçdışındaki çaresiz, bağımlı, bir illüzyon etkisi altında olan iki çocuğun evliliği değil de bilinçli ve sorumlu iki olgun bireyin evliliğidir.

Her Satürn geri dönüşü yaşananlar evlilik veya ilişki ile ilgili değildir. Satürn’ün doğum haritasındaki yeri hangi alanda bu tecrübelerin kendini göstereceğini anlamamıza yardım eder. Örnegin bu yıllar iş hayatımızda artan tatminsizlik hislerini, yanlış mesleği seçtiğimizin farkındalığını da getirebilir. Bütün bu olayların temelinde kişi kendinin gizli efendisini farkeder bu da kişinin “gölgesidir”. Gölgemiz, doğal yeteneklerimizi kendi amacı için kullanmıştır. Bu bilinçdışımızdaki gelişmemiş çocuğun farkına varmadan malesef kendi seçimlerimiz doğrultusunda yaşamak yerine bazı büyük ideallerin maşası oluruz.

Bütün bu olayların şiddeti 29 yaş civarı ne kadar bağımsız bir birey olduğumuz ile alakalıdır. Olgunluk ile karşılayacağımız her Satürn dönüşü olumlu bir değişim, kendimizin daha çok farkına varmak ve hedeflerimizin konsolidasyonu için birer fırsattır. Bu önemli açılar döneminde yaşadıklarımızı iyi kullanamaz ve idare edemezsek elimizde olan herşeyin yıkımı ile karşılaşmak içten bile değildir. Ancak, kişinin bu yıkılanların kendi değil, kendi olduğunu zannettiği insanın hayatı olduğunu iyi anlaması gerekir.

Bu dönem bazıları için çocuğunun doğumu ardından, bazıları için bir finansal çöküşün ardından, diğerleri için inandığı şeylerin çözülüşü ardından yada bir hastalık ile birlikte gelir. Bu tecrübelerin anlamı için devamlı kişinin kendisine bakmamız gerekir fakat bu değişim Satürn dönüşünde yaşanıyorsa mutlaka bilinçdışındaki gölgenin bilince entegrasyonunu içeriyordur.

Satürn dönüşünün tecrübeleri natal Satürn’ün hangi evde olduğu ile alakalı olabilir. Örneğin 7. ve 8. ev ilişkiler, 10. ev amaçlar, kariyer hedefleri, 9. ev dünya görüşü, 11. ev sevgi ve ilgi ihtiyacını işaret eden konular çerçevesinde gelişir. Bazen çesitli alanlardaki tecrübeler aynı değişime neden olur.

Satürn’ün kökleri derindedir bu yüzden bu tecrübeler kalıcı etkiler yaratır. Eski maske atılır yerine gerçek –çoğu zaman idealden daha az mükemmel- yüz ortaya çıkar. Bu yüzü ne kadar kabülleneceğimiz, egomuzun onu nasıl algılayacağına bağlıdır. Genelde “gölge” yönümüzü kolay hazmedemeyiz fakat o bizim realitemizdir ve hayatımıza onu entegre etmemiz gerekir. Kişi kendinden başkası olamaz, bu gerçeği gönüllü olarak kabullenmezse, olaylar karşısında gönülsüzce kabullenmek zorunda kalır. Egomuzun bilinçdışımız ile işbirliği yapma veya yapmamasının sorumluluğu da sadece bizdedir.

Kaynak: http://www.pelinhattatoglu.com/turkish/articles/articles_iki%20onemli%20donem.htm