Mental Facebook

Mental Twitter

Mental Twitter

    Twitter'ıma Gel

    Mental Formspring

    Arşivler

    pornomadokunma.blogspot.com

    Defne, Apollon ve Kenan Yarar

    Siz defne ağacının hikayesini bilir misiniz? Bilmezseniz önce okuyun…

    Daphne ve Apollon Destanı

    Destana göre Apollon, Yunan deniz tanrılarından biri olan Peneus’un kızı Su Perisi Daphne’ye aşık olmuştur. Daphne’ye umutsuzca aşık olmasının nedeni, aşk tanrısı Eros’un oklarından birine hedef olmasıdır.

    Apollon aslında çok iyi bir okçudur ve kendiyle övünmeyi çok sever. Birgün kendisi gibi iyi bir okçu olan Afrodit’in oğlu genç Eros ile karşılaşır ve onun okçuluk kabiliyeti ile ilgili alaycı sözler söyler. Buna karşılık, Eros öç almak ister ve iki ok hazırlar. Biri altın suyuna batırılmıştır ve saplandığı kişiye tutku ve sonsuz aşk verecektir. Diğer ok ise saplandığı kişiyi aşk ve tutkudan tamamen uzaklaştıracaktır. Altın ok Apollon’un kalbine saplanır ve Daphne’ye umutsuzca aşık olur. Fakat ne yazık ki diğer ok Daphne’nin kalbine saplanmıştır. Dafni, Apollon’dan sürekli kaçar ve aşkını reddeder.

    Bir gün Daphne yine kaçarken Apollon’la karşılaşır ve kaçmaya başlar. Bu sefer yakalanacağını anlayan Daphne babası Peneus’dan yardım ister. Peneus, Daphneyi Defne ağacına dönüştürür ve Apollon ona ulaştığında kalp atışları halen duyulmaktadır. Daphne sonsuza dek defne ağacı olarak kalacaktır. Ama içinde aşk ateşi yanan Apollon onu unutmayacağına ve unutturmayacağına söz verir. Ve onu zaferlerin simgesi bir tac olarak hep başlarda bir simge olarak bunu gerçekleştirir.

    Tüm Apollon heykellerinin başında gördüğümüz defne yapraklarından yapılmış tacın sebebi budur.

    İşte budur defne ağacının hikayesi. Gerçek hayatta da böyledir. Bir hatun erkeklerden kaçıp durursa bir ağaca döner ve kurur gider. Ona tek konan kargalar olur :)

    Bu hikaye nereden çıktı şimdi diye soracaksanız, sebebi Kenan Yarar’dır. Kenan Yarar’ı zamanında Lemanyak’tan beri takip edenler vardır. Kendisi çok uçuk hikayeler çizen, mitoloji ve sapkınlık karışık, çizgileri çok estetik, özenilmiş olan bir çizerdir. Ben kendisini L-Manyak döneminden beri sıkılmadan ve merakla okurum. Gene birgün nette dolanırken kendisi aklıma geldi. Ulan madem seviyorum ben bu adamı bir kitabı vardır elbet dedim.

    Kenan Yarar’ın 1997 yılında çıkmış olan ve HBR Maymun’da yayınlanmış çizimlerinin toplandığı Melankomik adlı bir kitabı olduğunu öğrendim. Nette arandım tarandım ancak bir türlü bulamadım kitabı. Tükenmiş bir daha da basılmamış. Durum böyle olunca da imdada ya eski kitapçı yetişir ya da Gittigidiyor. Aldım üçüne beşine bakmadan bu kitabı ve bir solukta bitirim okumayı.

    İçinde de bu ilginç Defne hikayesi vardı. Sizinle tarayıp paylaşmak istedim, hem bu mitolojiyi öğrenmeniz, hem de Kenan Yarar’ı bilmiyorsanız öğrenesiniz diye…

    Ey Defne, sen kaç Apollon gibi güneşin oğlu, filinta gibi adamdan. Kuru bir ağaç ol. Git şu Allah’ın tipsizine, siki çıplak abazasına ver! Kadın milleti işte :)

    Karikatür de burada!

    Popularity: 11%

    Post to Twitter Tweetle

    Mazhar Olmak

    Mental Masturbasyon’da kitap tanıtımı görmeniz pek mümkün olmuyor. Çünkü kitap okumak için ayırabildiğim bolca bir zamanım yok. Baş ucumda çeşit çeşit mizah ve çizgiroman kitapları bulunmakta ama aylardır yerinden oynamadılar bile. Ama mevzu Mazhar Alanson olunca gerisi teferruattır. Mazhar Alanson’u çok sevdiğim Mental Masturbasyon arşivlerinde açık seçik belli olmaktadır. Hemen bir arama yaparsanız göreceksiniz.

    Kitap ilk çıktığı hafta gidip Agora’daki Remzi Kitabevinden alıvermiştim. Hatta kitap o kadar yeniydi, ilk başta kendim arayıp bulmak istedim bulamayınca da istemeye istemeye çalışan kıza sordum, o da gözümün önünde kitabı buluverdi. Kitabı internetten sipariş vermeye alışkın biri olarak kitapçıdan almayalı bayağı zaman olduğunu farketmiştim.

    Şu an tam olarak fiyatını hatırlamıyorum ama biraz pahalı gelmişti bana. 20 lira mı, 22 lira mı yoksa 24 lira mı neydi. Ama kitap sadece bir kitap değil, içinden bir Mazhar Alanson MFÖ şarkıları demosu da satın almış oluyorsunuz. Nedir bu demo? Bu demo, Mazhar Alanson’un hiç stüdyoda sesler ile oynanmadan, eline aldığı gitarı ve önünde tuttuğu mikrofonuna kaydettiği 100% Akustik ve 100% canlı kayıt MFÖ şarkılarından oluşan çok içten bir kayıt. Mazhar Alanson yeri geliyor nota kaçırıyor, yeri geliyor sesi kısık kısık okuyor ama içten okuyor. Özellikle kitabı incelerken müzik setine takıp dinlerseniz tadından yenmiyor kitap.

    Kitap da aynen demo gibi hiç editörler tarafından düzenlenmemiş, Mazhar Alanson’un evinde tuttuğu bir anı defteri, bir günlük şeklinde.  Kimi yerleri kendi el yazısı, kimi yerleri bilgisayar çıktısının Pritt ile deftere yapıştırılmış hali gibi, yer yer üzerinde karalamalar, kalemle düzeltmelerin olduğu, içinde bolca görülmemiş Mazhar Alanson fotoları ve Mazhar Alanson’un yaptığı resim ve çizimlerin bulunduğu rengarenk capcanlı bir kitap bu.

    Çok sevdiğim o MFÖ şarkılarının nasıl yazıldığı, başlarından ne hikayeler geçtiği bu kitapta yer alıyor. MFÖ’nün nasıl TRT sansürüne uğradığı, Örovizyon maceraları, Mazhar Alanson’un gençliği ve lise yılları, kariyerinde ve gelişiminde çok önemli bir yer alan Paris ve New York yolculukları, Biricik Suden ve dahası.

    Herkesin hayatının bir döneminde bulunduğu yeri terketip, kendisi olabilmesi için yurtdışında biryerlere gitmesi gerektiğini gösterdi bu kitap. Mazhar Alanson’un Paris ve New York maceraları çok şeyler katmış ona. Gözyaşlarımızı Bitti mi Sandın ve New York Sokaklarında şarkıları New York’ta gelivermiş Mazhar Abiye… New York zaten gidip de kendini bulabileceğin en güzel şehir bence. Gitmesem de görmesem de.

    Kitapta okuyup da öğrendiğim iki gerçek var şarkılarıyla ilgili. Biri Bodrum Bodrum şarkısı ile ilgili. Yakın çevresi Mazhar Alanson’un bu şarkı için Bodrun Bodrun dermiş. Nedeni de şarkının içinde bütün sözler 1. tekil iken sadece;

    “Bir Zamanlar Aşık Olmuştun
    Ama Şimdi İsmi Neydi Unuttun”

    kısmında 2.tekil kişiye geçer. Alanson bunu zamanında evli olduğu için karısından korktuğundan bu şekilde yazdığını söylüyor kitapta. Ama ne garip ki internetteki bütün kaynaklarda ki buna MFÖ’nün resmi sitesi de dahil, şarkının bu kısmı 1.tekil olarak yazılmakta.

    Bunun bir başkasını da Mazhar Alanson, solo albümü Türk Lokumuyla Tatlı Rüyalar albümünün güzel parçalarından Yapma şarkısında yaptığını belirtiyor. Bu şarkıda da şiirsel olarak kabullenememe olduğu için yapmış. Bütün şarkı 1.tekil giderken, birden;

    Neler beklerken hayattan
    Kovuldun aşkın kovanından
    Arı toplarken balı çiçek çiçek
    Senin ruhundan hergün birşey eksilecek”

    diyor. Burada aşktan kovulmayı reddeder bir durum var. Benim değil senin ruhundan birşeyler eksilecek. Ben değil sen kaybettin der gibi.

    Efendim eğer Mazhar Alanson’u seviyorsanız, MFÖ’yü seviyorsanız bu kitap arşivinizde kesinlikle bulunmalı. Bu bir Megu tavsiyedir…

    Popularity: 1%

    Post to Twitter Tweetle

    Tarihe Geçen Hazır Cevaplar Kitabı

    Tarihe-Gecen-Hazir-CevaplarDaha henüz yazın başıydı, Haziran’da hatta belki de. Daha yeni yeni Çeşme’de gezip tozmalar başlamışken yengegiliniz ve Çinli arkadaşı Wong (Çakma Çinli) ile entel entel Alaçatı’dakii Dost Kitabevinde kitap bakınıyorduk. Bakınıyorduk dediğime bakmayın onlar aranıyorda ben sadece onu bunu elime alıp bakıyordum. Okuyucu değil bakıcıyım yani anlayacağınız. Sonra Epsilon Yayınlarından çıkmış Akın Alıcı derlemesi olan Tarihe Geçen Hazır Cevaplar adlı kitap elime geçti. Gayri ihtiyari “Aa tam benlik kitap, kısa kısa bölümlerden oluşuyor, tuvalette süper gider” dedim. Hakikatten de bayılırım kısa kısa bölümlerden oluşan bu tip kitaplara, tuvalette durur ve 5-10 dakikalık seanslar boyunca okurum ben bu kitapları.

    Yengeniz de bu sözümü duyunca bana çaktırmadan alıvermiş kitabı. Benim gibi kitap okuyamayan bir adama aldığı ikinci kitap bu. İkisini de okudum ama bugüne kadar sevindirici bir şekilde yavaş yavaş da olsa :) Bu 170 küsür sayfalık kitap da 2 hafta önce tuvalette sonra erdi. İçinde bilimadamlarından, filozof ve yazarlar, hükümdarlardan devlet adamlarına kadar onlarca adamın hayatı ve hayatlarında birilerine karşılık olarak yapıştırıverdikleri (oturttukları :) ) hazırcevaplar bulunmakta olan kitabı tavsiye ederim :) Çok eğlenceli olduğu kadar tarihe geçmiş olan bu adamların zekalarını da ispatlayıp, haksız yere onları bugünlerde anmadığımızı da bir güzel ispat etmekte ve güzel örnek teşkil etmektedir.

    Kitaptan internette bulduğum bazı alıntıları kopyala yapıştır yaparak sizleri aydınlatabileceğimi umuyorum kitapla ilgili;

    Ünlü bilgin Albert Einstein’ın bir sözüyle başlayalım:
    “3. dünya savaşının nasıl olacağını bilmiyorum; ama 4. dünya savaşının taş ve sopalarla olacağını biliyorum.”

    Kulakları normalden büyük olan ünlü bilgin Galileo Galilei’ye geveze bir adam, “Üstad kulaklarınız bir insan için fazlaca büyük değil mi?” diye sorar.

    Galileo yaptığı işten başını kaldırarak adamı süzdükten sonra şöyle der:

    “Evet, benim kulaklarım bir insan için biraz fazlaca büyük; ama seninkiler de bir eşek için fazlaca küçük sayılmaz mı?

    Yazar Bernard Shaw, Başbakan Churchill’i “Pygmalion” adlı tiyatro oyununun galasına davet ederek şöyle bir not gönderir:

    “Size iki bilet ayrıldı. Bir dostunuzu da getirin, eğer varsa…”

    Churchill hemen bir not karalayarak ünlü yazara yollar:

    “İlk gece gelemeyeceğim için üzgünüm. Fakat ikinci gece gelebilirim, eğer hálá devam ederse.”

    Bir toplantıda Eflatun’a sorarlar:

    “İnsanlarda gözlemlediğiniz ve sizi en çok şaşırtan davranışlar nelerdir?”

    Eflatun şöyle yanıtlar:

    “Çocukluktan sıkılırlar, büyümek için acele ederler; sonra çocukluklarını özlerler…

    Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler, ardından sağlıklarını geri almak için para öderler…

    Yarından endişe ederken bugünü unuturlar, dolayısıyla ne bugünü ne de yarını yaşarlar.

    Böylece hiç ölmeyecek gibi yaşarlar; ama hiç yaşamamış gibi ölürler

    İspanya Kralı, Napoleon Bonaparte karşısında yenilmiş ve esir düşmüştü. Her şeyini yitiren kralın gururu da incinmişti. Fakat kral bunu belli etmeme gayretiyle Napoleon’a şöyle der:

    “Siz yalnızca para, altın ve toprak elde etmek için savaşırsınız. Oysa biz onur ve namus için savaşırız.”

    Kralın içinde bulunduğu durumu anlayan Napoleon şu yanıtı verir:

    “Doğru söylüyorsunuz, kimin neye gereksinimi varsa onun için savaşır.”.

    Ünlü ressam Picasso bir gece evine dönerken kapıda evine girmeye uğraşan bir hırsızla karşılaşır. Yakalamaya fırsat kalmadan hırsız kaçar. Derhal evine giren Picasso, hırsızın resmini çizerek polis merkezine gönderir. Bir hafta sonra ünlü ressama şu bilgi verilir:

    “Sayın üstad! Gönderdiğiniz resim üzerine çoğu sakat olmak üzere yirmi kişi, iki at, bir kedi ve birkaç adet konserve kutusu yakalanmıştır…”

    “Guernica” adlı tablo Picasso’nun en ünlü eseri olarak bilinir. Savaşın acı yüzünü net olarak gösteren bu büyük tabloda 27 Nisan 1937 yılında İspanya iç savaşı sırasındaki Alman bombardımanı sembolize edilir.

    O dönemde Picasso, Paris’te bulunuyordu. Atölyesinde tablosunu tamamlamak üzereyken içeri bir Alman subay girer. Resme uzun uzun baktıktan sonra, “Bu resmi sen mi yaptın?” diye sorar.

    Picasso öfkeli bir şekilde, “Hayır! Siz!..” der.

    Popularity: 2%

    Post to Twitter Tweetle

    How to Live with a Huge Penis

    83601903

    Kitabın Türkçeye çevirisi Dev bir Penisle Yaşamak.

    Bu kitap pek satmaz.

    Neden mi?

    1- Büyük penisli olup da bundan dert yanacak bir adam yoktur.
    2- Dünyada çok fazla büyük penisli adam yoktur.
    3- Böyle bir kitap yazarak dünyanın yarı nüfusundaki kadın okuyucuyu zaten direk devre dışı bırakıyorsunuz.

    Satabileceği 2 senaryo var.

    1- Ya kitapçı kıza hastasınızdır ve onu büyük penisiniz olduğuna inandırarak yatağa atmak istiyorsunuzdur bu kitabı alıp ona belli edersiniz.
    2- Bekar evinizin baş köşesine bu kitabı süs olarak koyarak gelen kızları daha kolay yatağa atmak istiyorsanız kitabı alıp belli edersiniz :)

    Popularity: 2%

    Post to Twitter Tweetle

    Ev Tekstili Meraklılarına Homex Dergisi

    homex-dergisi

    Evteks fuarında ücretsiz olarak dağıtılan Daye Yayıncılığın sahibi olduğu Homex dergisinin Mayıs-Haziran 2009 sayısını yayınlıyorum size. Kurumsal olarak ev tekstili üreticileri ve tedarikçileri ile ilgilenenlerin ve arayanların çok işine yarayacak olan bir dergi bu. İçinde perde, havlu, çeyiz, döşemelik kumaş üreticilerinin iletişim bilgilerine rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Severim böyle sektörel dergileri. Bayilerde bulamazsınız. Fuarlarda sırf bu dergileri toplamak için dolana bir çok tip oluyor :) Ben ise sizin ayağınıza getiriyorum…

    Homex Dergisini İndirmek için Tıklayınız

    Popularity: 2%

    Post to Twitter Tweetle

    1 / 212