Grafikle bütün düşüncelerimi açık ve net bir şekilde açıkladığıma inanıyorum. Ama gene de üzerinden geçeyim.
Uzun yıllardır ne yazıkki orjinal yabancı albüm almıyorum, alamıyorum. Fiyatları öncelikle cep yakıyor. Yeni albümlerin fiyatları 25TL’den başlayıp 50TL’ye kadar artabiliyor. Bu yüzden de her hafta yabancı albüm alıp dinlemek ne yazıkki Türkiye GSMH ölçüsünde mümkün olmuyor.
Yerli albümler için öyledeğil 10 ile 15TL arasında bir ücreti sevdiğim ve bildiğim, dinleyeceğim albümler için ayırabiliyorum. Maksat Türk müziği gelişsin, emeklerin bedeli ödensin.
Ancak yabancı şarkı MP3′ü çekerken çok da vicdan azabı duymuyorum. Bunun sebebi de MTV Cribs programıdır. Bu programda, adını sanını duymadığım zenci rapçi, hiphopçu, ne idüğü belirsiz şarkıcı bozmalarının bile lüks villaları, malikaneleri, araba dolu garajları var. Bu adamlar bile bu kadar çok parayı kazanırken ben cebimden o kadar parayı bu adama vermedim diye vicdan azabı çekmem arkadaş!
Ya ben bu şarkıyı nasıl olur da yıllardır dinleyip, gülüp eğlenirken burada paylaşmamış olurum?
Panik grubunu da paylaşmamış olmam büyük bir ayıptır.
Kurban’ın Deniz’ini dinleme şansı bulduğumuz bu Panik grubunun “Almayan Böyle Olsun” albümünde çok matrak şarkılar var. Diskotek de en matrağı. Bir ara YK ile arabada sarıp sarıp bunu dinlerdik.
Ahanda Sözleri;
daha dün gelmiştin köyden
çıkmaz oldun diskotekten
uzak dur kız çok yemekten
uğraşırsın selülitlen
fazla kaçmış sırt dekolten
tuhaf olmuş mini eteklen
bu son şarkıdır bu albümde
söyle baban tarla satsın
kaset yap da milyon satsın
patronu sev ki klip yapsın
hele bir de rapçi oynatsın
unutuldun düştün dilden
ne gelir ki bugün elden
bu son şarkıdır bu albümde
i know i can find a way to tell my feelings
let me know would it be like this
you always have reasons
don’t talk look into my eyes
you can hear my heart beatings
you say “just stop and wait”
i’m waiting for the good times yeah
i’m a girl like a pearl
and i want expensive cars and furs
love all the men in the world
şartel attı kız barmene bakınca
nevri döndü buldu bir tabanca
o güne kadar incitmedi karınca
hayatı kaydı kurşun yanlış hedefe varınca
cenaze çıktı kanlı diskotekten
oysa hoş bir geceydi çaldığın felekten
geldi barın sahibi “lütfen içki parası”
demek ki neymiş alkol her fenalığın anası
i know you need to be in the motion
come on and stand up i’ll take your attention
girls and the boys of the new generation
lan oğlum get lan bu nasıl imagination
look at my window see the poison ivy
bu system her zaman garibana kaydi
sapı da gitti de kari bana kaldi
i’ve got a big job gidiyorum haydi
bugünlerde kötüyüm morelman
derdime derman süperman
gelin lan, gidin lan oğlum düttürü dünya küheylan, yaylan
aç mısın açıkta mısın yolda mısın
yol değil otoban banadana takmış geliyor züppe
üf be arabaya bak dörtlüyü yak
yola bak, mala bakmadan gel
boşa al, gaza basmadan gel
in yürü, surat asmadan gel
sola bak, sağa bakmadan gel
Turkcell’in Eylül 2004′te meşhur Portofino reklamı ile Türk halkına tanıttığı teknoloji o dönem için inanılmaz bir rüyanın gerçek olması idi. Radyoda ya da başka bir yerde çalan bir şarkının ne olduğunu o şarkıyı Turkcell’e dinleterek öğreniyordun. O dönemde de Shazam vardı ancak biz bunu keşfedemeyecek kadar mobil hayatın dışındaydık.
Shazam Turkcell’in 6 SMS ücretlendirerek yaptığı Ne Bu Çalan hizmetini bedava olarak cep telefonlarımıza getiren bir program. Hem IPhone, hem Blackberry, hem S60 hem de Android işletim sistemlerine uygun olan Shazam’ın ücretsiz deneme versiyonu ile ayda birkaç tane şarkıyı etiketleme hakkına sahipsiniz.
Eğer aylık hakkınızı doldurursanız da yaşam boyu kullanıma 4 Euro gibi cüzzi bir rakam ödeyerek erişiyorsunuz. Bence uygun bir fiyat bu 4 Euro aşağı yukarı 8,5TL. Turkcell’e bir şarkıyı 6 SMS ile yani 1,8TL ile sorarken, 8,5TL’ye sınırsız şarkı sorma hakkınız oluyor.
Sistem basit işliyor. Tek gereken şey Shazam ve mobil internete girebilen bir cep telefonu hattı. Açıyorsunuz Shazam’ı, bana şarkı etiketle diyorsunuz, hemen mikrobonunuzdan 10-15 saniye gibi bir süre boyunca ortalıkta bangır bangır çalan şarkıyı dinliyor, veritabanına GPRS ile gönderip eşleştirerek size çalan şarkının adını, söyleyenini ve hangi albümda olduğunun yazılı olduğu bir ekran çıkartıyor. Ve etiketlemiş olduğunuz şarkı olarak listenize kaydediyor.
Ekran görüntülerinden bu adımları teker teker görebilirsiniz.
Shazam’ı Nokie E71 için Ovi Store’dan ya da kendi sitesi Shazam.com‘dan elde edebilirsiniz.
Bu şarkıyı ilk TRT Müzik kanalında duydum. TRT’nin elinde 80 ve 90lardan kalma inanılmaz bir film, müzik, program arşivi var. Keşke TRT’de arşivlerini sanal ortama dökse aynen BBC’nin yaptığı gibi. Ne de olsa kamu kuruluşu, kamuya açık olmalı.
Midnight Oil adlı Avusturalyalı bu grubun Beds Are Burning şarkısı Avusturalya kıtasında yerlilere yapılan zulmü ve bu zulümden ötürü onlara hakkını vermeleri gerektiğini savunan açılımcı bir şarkı olmakla birlikte 80ler sonu 90lar başı rock çizgisini çok iyi yansıtan şarkılardan biri.
Bodrum Körfez Bar’da çalsa yadırgamam. Hatta belki çalıyordur, çünkü bu şarkıyı ilk kez dinleyip izlememe rağmen bir yerden bir aşinalığım var gibi.
Yok eğer çalmıyorsa da, birgün bir bar açarsam klasik şarkı listemde çoktan yerini aldı bile.
Ve işte ahanda şarkının sözleri;
Out where the river broke
The blood wood and the desert oak
Holden wrecks and boiling diesels
Steam in forty five degrees
The time has come
To say fair’s fair
To pay the rent
To pay our share
The time has come
A fact’s a fact
It belongs to them
Let’s give it back
How can we dance when our earth is turning
How do we sleep while our beds are burning
How can we dance when our earth is turning
How do we sleep while our beds are burning
The time has come
To say fair’s fair
To pay the rent, now
To pay our share
Four wheels scare the cockatoos
From Kintore East to Yuendemu
The western desert lives and breathes
In forty five degrees
The time has come
To say fair’s fair
To pay the rent
To pay our share
The time has come
A fact’s a fact
It belongs to them
Let’s give it back
How can we dance when our earth is turning
How do we sleep while our beds are burning
How can we dance when our earth is turning
How do we sleep while our beds are burning
The time has come
To say fair’s fair
To pay the rent, now
To pay our share
The time has come
A fact’s a fact
It belongs to them
We’re gonna give it back
How can we dance when our earth is turning
How do we sleep while our beds are burning
Esasında bu zamanında dinleyip de hayran kaldığım bir Jay Jay Johanson şarkısı olan So Tell The Girls That I’m Back in Town. Tam bir ayrılık şarkısıdır. Sevgiliden, tek eşlilikten ayrıldıktan sonra bir erkek için marş sayılabilecek olan yeni denizlere açılma şarkısıdır. Kızlara haber salın, geri döndüm
Ama benimkisi blog için geçerli. Biri büyü mü ne yaptı, hiçbir şey ama hiçbir şey yapasım gelmiyor. Aslında bugün de yazmayacaktım. Çok miskin ve yağmurlu pazar günü, hiç yazasım yoktu. Ama artık şeytanın bacağını kırmak lazım, olmuyorsa zorlayacaksın, girmiyorsa iteleyeceksin, eğilmiyorsa kıracaksın.
Şarkı on numaradır, dinleyin.
Ahanda sözleri;
I’ve been on the road
I’ve been on vacation
I’ve been travelling light to reach my final destination
Now I’m coming home
So tell the girls that I am back in town
You’d better tell them to beware
Well they may go or they might try to hide
I follow on and I’ll be there
So tell the girls that I am back in town
And if it’s true I do not know
That every girl around had missed me since
I decided to go
I could be your friend
I could be your stranger
I could be the one your mother said would be a danger
Now it’s up to you
Meşhur Yazılar