Türk Birliği - TürkBirDev2017

 


Ben asla aşırı milliyetçi olup da uçlarda yaşamadım Türklüğümü. Ben bir Atatürk milliyetçisiyim. Ama zaman zaman düşünmüşümdür Turan Birliği, PaniTürkizm gibi fikirleri ve zaman zaman aklıma da yatmıştır. Avrupalıların, Kuzey Amerikalıların ve Arapların birlikleri var. Ancak Türklerin hiçbir zaman olmadı, oldurulmadı. Bu fikir ilk olarak Osmanlı’nın kurtuluşu olarak Enver Bey tarafından ortaya atılmıştır, benim bildiğim kadarıyla. O zamandan beri bir ütopya gibi duruyor.Bir başka duyumum da rahmetli cumhurbaşkanımız Turgut Özal’ın bir Türk Birliği kurmak için Orta Asya Türk Devletleri ile görüşmeler yapmaya başladığı ve bu amacından saptırılmak için zehirlenip görevi başında öldürüldüğüdür. Bir komplo teorisi olabilir ama mantıklı gelmiyor değil kulağıma.Bu videoyu bir kere izleyin. Kafanıza yatar ya da yatmaz. Birşey kaybetmezsiniz, en azından böyle bir idealizmin varlığından haberdar olursunuz.

Meşhurluk: 1%


Altı ≠ 6

Çene AltıKarar veremedim.

Çene altı mı değil mi? Çene üstü mü yoksa değil mi?

Ben çene altı na gıdı derim gerçi ama bu sefer demicem…

Alın üstü de var bandana gibi olur mesela alın üstünden… Alın yazısını kapamasın dikkat edin..

Benim bildiğim bir de bel altı var. İnce belli de var ama o ayrı bir konu. Bir de belden bağlamalılar var ki onun yeri burası değil.

Koltuk altı için bir sürü ürün bulunmakta, istenmeyen ne kadar şey varsa kurtulmak için orada…

Ayağımın altı var, daha kimseyi almadığım…

El altı var, hemen ulaşmak için istenilen şeylerin tutulduğu.

Diz üstü ve altı var, etek boyunu ölçmek için. Etek altı var mesela arada bir temizlenmesi gereken, ama bunun diz ile sınırlanan etek ile alakası yok… Bir de dizüstü bilgisayar var, dizine oturtmak isteyenler için…

Bütün eczanelerde dil altı hapı da var, fenalaşıldığında pıtlanınca hayat kurtaran.

Kırışıklıklar da göz altında oluşuyor, kremi sür geciktir…

Kıh kıh gülenler var bıyık altından, sevmem bak onları…

İzmirliler bilirler, Kemeraltı var, Çeşmealtı var, ikisinin de ayrı tadı var…

Altı üstü bir bez parçası…

Ve bu çene altına türbancılar bile güldü geçti…

Meşhurluk: 5%


Milletçe Özde Değil Sözdeyiz

Noldu?

Bundan 5-6 sene önce bütün İtalyan mallarını sokağa dökmüştük, Ermeni Tasarısı yüzünden..

Bu senenin başında Fransayla papaz olduk boykot etmeye kalktık.

ABD başımıza çuvalı geçirdi, Ermeni Tasarısını temsiciler meclisinden geçirdi, köpürdük boykot etmeye kalktık.

Ermenistan ile hiçbir diplomatik ilişkimiz yok.

Sonuç ne?

Hiçbirşey olmadı tabiiki de. Hatta okuduğum bazı makalelere göre Fransa ile olan ticaretimiz artmış. :) Amerika’ya karşı ise hiçbirşey gerçekleştiremedik tabii ki, harıl harıl USD ile işlerimizi görüyoruz.

Olamaz tabii ki, biz sanayileşmesini tamamlayamamış, ve tamamlayamayacak olan dışa bağımlı bir ülkeyiz.

Biz ne kendi hükümetimizi, ne de başka bir ülkeyi boykot edebiliriz. Toplumca böyle bir kültürümüz yok. Dünyanın en pahalı benzinini kullanmaya devam ederiz, gıkımız çıkmaz. Eloğlu gelir GSM şirketlerimizi,
Telekomumuzu, Petkimimizi alır sesimiz çıkmaz. İşlenmemiş bir suçu, soykırım diye üzerimize yıkarlar homurdanırız ama gene de birşey yapamayız.

Üzgünüm ama bizden cacık olmaz…

Meşhurluk: 5%


Türkiye Kutuplaştırılıyor Mu?

Dış güçler Türkiye’yi hangi yola sürüklüyor? Çok paranoyakça bir soru değil mi? Ancak günümüzde hiçbir tarihi olayın kendiliğinden gelişip olmadığını düşünen biri olarak Türkiye’deki bu kutuplaşmanın da dış güçlerin bir oyunu olduğunu düşünüyorum.

Peki ne bu kutuplaşma? Siz göremiyor musunuz?

Türbanlı ile türbansız kesim, Türk ile Kürt kesim birbirlerine karşı bileniyor, bir itim gücü oluşuyor. Bu 4 yönlü kutuplaşma ile Türk milleti geriliyor, gerginleşiyor. Durum bu şekilde ilerlerse en ufak bir kıvılcım, büyük bir patlamaya sebep olacak ve kardeş kardeşi düşman görecek.

Bundan 10 sene önce türban diye bir mevzu yoktu gündemimizde.

Hiçbir Kürt kalkıp da PKK için “Terör örgütü diyemem” kelimesini ağzına alamıyordu, Türklük bir alt kimlik konumuna düşmüyordu.

İşlerin gidişatı hiç hoşuma gitmiyor. Bu kutuplaşma ülkeyi bir iç savaşa, ya da anarşi ortamına götürebilir. Gece sokaklarda kutup gruplar birbirini katledebilir, 70 ve 80′lerdeki ortamın bir değişik şekli görülebilir.

Çok paranoyak ve komplo teorisi gibi gelebilir sizlere, ancak düşünün… Düşünmeden bir yere varamayız…

Meşhurluk: 11%


Referandumda Hayır Diyorum

Referandum’da bizlere ne sorulduğunu daha önceki yazımda bir güzel kopyalayıp yapıştırmıştım. (Bkz.Referanduma Gidiyoruz Ama Neyi Oylayacağız)

HayırAncak şu dakika itibari ile gümrüklerde çoktan oylanması başlanmış olan referanduma sunulmuş anayasa taslağında yapılmaya çalışılan madde değişikliği yüzünden, pazar günü sandığa gidip gidemeyeceğimiz şaibeli. Kanımca bu referandum yüksek mahkemeler tarafından geçersiz sayılacak, ya da YSK bu pazarki referandumu daha sonraki bir tarihe erteleyerek gümrükler yeniden oylama başlatacak.

Ben her halikarda, iptal edileceğini düşünsem bile bu pazar sandık başına gideceğim.

Bu aralar kamuoyunda Referanduma Katılmayın diye bir söylenti var. Ben buna kesinlikle karşıyım. Demokrasi bizim bir şansımız, oy kullamak hakkımız, çoğunluğun istediğine boyun eğmemiz gerekmektedir, demokrasiye ve özgürlüklere yakışmayacak bir hareket olan oy kullanmama eylemi çok çocukca ve ilkelcedir. Herkes ama herkes fikrini belirtip oy kullanmalıdır!

Ben referandumda Hayır seçeneğini seçeceğim. Bence meclis temsilcilerimiz 5 yıllık görev süreleri için seçilmeye devam edilmeli ve bu süre zarfında erken seçime gitmemek için çaba sarfetmelidir.

Ayrıca sistemin iyi işlemesi, bilinçli ve ülke için daha verimli olacak Cumhurbaşkanlarının başımıza geçebilemesi için de cumhurbaşkanı kesinlikle milletin temsilcileri olan milletvekilleri tarafından mecliste seçilmelidir. Acı ama gerçek, halkımızın çoğunluğu cumhurbaşkanlığı gibi Türkiye’nin en yüksek, en saygın ve en kritik yetkileri olan bir makamına en uygun kişiyi seçebilecek kadar eğitim düzeyine sahip değildir.

Diğer bir madde ise, meclisin yeterlilik çoğunluğu ile ilgili. Bu madde bir daha geçen mayıs ayında yaşadığımız kriz gibi bir toplanamama sorunu olmasın diye kabul edilebilir bir seçenek ancak ona da mecburen hayır demek zorunda kalıyorum bu bir paket olduğu için.

Cumhurbaşkanı 5 yıl için 2 kere seçilebilirona bir itirazım yok ancak bu bir paket oylama olduğu için ne yazıkki diğer 2 madde ile birlikte buna da Hayır diyeceğim.

Son söz olarak diyeceğim ki, oyunuzu ne olursa olsun kullanın!

Meşhurluk: 10%


Referandum’a Gidiyoruz Ama Neyi Oylayacağız?

    Yeni bir anayasa taslağı tartışılırken 21 Ekim’de kısmi anayasa değişikliği paketi için referandum yapılacak. Peki Türkiye neyi oylayacak? Hiç kimse neyi oylayacağını bilmiyor. Sandık başında karşımıza çıkacak olan pusula aynen aşağıdaki gibi olacak YSK’dan edinilen bilgiye göre:

Referandum Pusulası

 

    Gördüğünüz gibi çok açıklayıcı bir pusula! Üzerinde sadece Evet ve Hayır yazıyor ve biz  birini seçiyoruz. Benim gibi bu konularla ilgilenen bir adam bile tam olarak neyi oylayacağını bilmiyorsa halkın sıradan ilgisiz kesimleri hiç bilmiyordur. Biraz araştırtım YSK sitesine falan baktım ancak hiç bir açıklama yoktu. Allah’tan Vatan Gazetesinden Veli TOPRAK ve Kemal GÖKTAŞ güzel bir soru-cevap yapmışlar 21 Ekim referandumu ile ilgili. Haberi aynen aktarıyorum, siz de bilgilenin biraz bu konuda ve etrafınızdakileri aydınlatın. Referandum ile ilgili fikrimi de ilerleyen günlerde belirteceğim…

1- Türkiye, 21 Ekim referandumunda neyi oylayacak?

AKP, 22 Temmuz seçiminden önce Cumhurbaşkanlığı seçiminin Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmesi üzerine, seçimi halka yaptırmak için bir Anayasa değişikliği paketi hazırladı. Bu teklifi veto eden Sezer, Meclis’in ikinci kez aynen kabul etmesi üzerine paketi referanduma götürdü. Seçmen, 21 Ekim’de sandık başına gidecek.

2-Referandumda oylanacak pakette neler var?

Pakette Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi, görev süresinin 7 yıldan 5 yıla düşürülmesi, iki kez seçilebilmesi, Meclis’in bütün toplantılarını en az 184 milletvekili ile yapabilmesi, milletvekili seçimlerinin 5 yıldan 4 yıla düşürülmesi ve 11. Cumhurbaşkanının paketin yürürlüğe girmesinden 40 gün sonraki ilk Pazar halk tarafından seçilmesi düzenleniyor.

3-Referandumda ‘evet’ çıkarsa ne olacak?

Referandumdan “hayır” çıkarsa paket yürürlüğe giremeyecek. Ancak “evet” çıkarsa paketteki düzenlemeler kesin sonuçlar Resmi Gazete’de yayımlanarak ilan ettiği tarihte yürürlüğe girecek ve mevcut Anayasa değişecek.

4-11. Cumhurbaşkanı’na ilişkin nasıl bir düzenleme yer alıyor?

“Evet” çıkması halinde, 11. Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesini öngören düzenleme de yürürlüğe girmiş olacak. Paketin yürürlüğe girdiği tarihten 40 gün sonra gelen ilk Pazar günü halk cumhurbaşkanı seçiminin ilk turu için sandığa gidecek.

5-Tartışmanın nedeni referandumdaki geçici madde?

Pakette yer alan düzenleme 11. Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesini düzenliyor. Ancak Gül, TBMM tarafından 11. Cumhurbaşkanı olarak seçildi ve göreve başladı. Buna rağmen pakette 11. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçileceğine ilişkin düzenlemenin yer alması tartışmalara neden oluyor.

6-Hukukçular ile hükümet farklı düşünüyor

Aralarında eski Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Prof. Dr. Necmi Yüzbaşıoğlu, Prof. Dr. Süheyl Batum ve eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden’in de olduğu birçok hukukçu, referandumdan evet çıkması halinde, 40 gün sonraki ilk Pazar günü yeni Cumhurbaşkanı’nın seçilmesi gerektiğini savunuyor. AKP ise, Gül’ün 11. Cumhurbaşkanı olarak seçilerek göreve başladığını belirterek “Gül’den sonra 12. Cumhurbaşkanı seçileceği için bu madde uygulanamaz” görüşünde.

7-Kritik sorunu kim, ne zaman çözecek?

Referandumdan evet çıkması halinde 40 gün içinde yeni cumhurbaşkanının halk tarafından seçilip seçilmeyeceğine Yüksek Seçim Kurulu karar verecek.

8-YSK 40 gün içinde seçim derse ne olacak?

YSK’nın yeni Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılmasına karar vermesi durumunda Aralık başında veya ortasında ilk tur seçim yapılacak. Bu seçimde aday olabilmek için en az 20 milletvekilinin imzası gerekecek. Seçimin ilk turunda yarışan adaylardan hiçbiri yüzde 50’yi geçemezse, ilk turu katip eden ikinci Pazar ikinci tur seçim yapılacak. Bu seçimde ilk turda en çok oyu alan iki aday yarışacak.

9- Abdullah Gül yeniden aday olabilecek mi?

Mevcut Anayasa, 7 yıl için seçilen Cumhurbaşkanlarının ikinci kez seçilemeyeceklerini öngörüyor. Ancak referanduma sunulan pakette görev süresi 5 yıla düşürülüyor ve ikinci kez aday olabilmelerinin yolu açılıyor. Bu durumda paket yürürlüğe girmiş olacağı için Gül de yeniden aday olabilecek.

10-Gül’ün görev süresi konusundaki tartışmanın nedeni ne?

YSK, 40 gün içinde seçime gitmezse bile pakette Cumhurbaşkanının görev süresinin 7 yıldan 5 yıla düşürülmesi nedeniyle Gül’ün görev süresi kısalabilecek. AKP’liler, Gül’ün seçildiği tarihte yürürlükte olan Anayasa kuralına göre Gül’ün 7 yıl görev yapacağını savunuyor. Ancak aralarında AKP’nin yeni Anayasa taslağını hazırlayan Prof. Dr. Ergun Özbudun’un da olduğu hukukçular, bu durumda Gül’ün görev süresinin 2 yıl kısalacağını belirtiyor.

Haber: Veli TOPRAK / ANKARA- Kemal GÖKTAŞ - VATAN GAZETESİ

Meşhurluk: 12%


22 Temmuz Seçim Sonuçları Üzerine

Seçim Sonuçları Üzerine 322 Temmuz sabahı neşeli başladı benim için. Sabah kalkıp Çeşme’den oy kullanmak üzere İzmir’e yolculuk, yol üstünde Birgi Mandırasında muhteşem bir kahvaltı. Otoyolda giderken düşünceliydim, daha önce Reyim Cem Uzan‘a demiştim. Ancak içime sinmiyordu, dediği bazı şeyler mantıklı gelse de geçmişini sindiremiyordum. O yüzden son dakika kararıyla Demokrat Parti Mehmet Ağar’a oy vermeye karar verdim. En azından meclise 4 parti girerek daha güzel bir meclis ortamı olur diye düşündüm. Ancak olmadı.

AKP %46 gibi büyük bir oy oranı ile yeniden seçildi. CHP ve DP ise seçimden mağlup ayrıldı. Mehmet Ağar onurlu bir şekilde seçimin kesin sonuçlarını beklemeden parti başkanlığı görevinden istifa ettiğini bildirdi. Umarım 3 sene sonra bu istifasını geri alarak yeniden göreve gelmez.

CHP’den Deniz Baykal ise kameraların karşısına çıkma cesaretini bile gösteremedi. Yerine CHP Genel Sekreteri Önder Sav basın toplantısı yaparak seçimi değerlendirdi. Yuvarlak konuşup, mağlubiyeti kabul etmeyen açıklamalarda bulunan Önder Sav, parti merkezinin bahçesindeki kızgın CHP’liler tarafından yuhalandı ve Deniz Baykal’la birlikte istifaya davet edildi.

Seçim Sonuçları Üzerine 4Kanımca Deniz Baykal ve ekibi bu seçim sonucu karşısında istifalarını hiç geciktirmeden vermelidirler. CHP neredeyse kalesi sayılan İzmir’de bile birinci parti gelemiyordu. %5′lik bir oy farkı ile iki İzmir bölgesinde de kıl payı birinci parti olmuştur. CHP’de yönetim ve vizyon değişikliği şarttır. Eleştiri yerine önerilerle, projelerle siyaset yapılması şarttır. Genç yönetim kadrosunun acilen başa gelmesi şarttır.

MHP bu seçimde başarılıdır, ancak AKP’nin ezici üstünlüğü karşısında buruk bir başarıdır bu. MHP’nin meclise girmesi, AKP’yi pek etkilememiş, daha çok CHP’nin koltuk kaybetmesini sağlamıştır. Yani MHP kazandığı koltukları çoğunlukla CHP’den almıştır.

Seçim Sonuçları Üzerine 2Aklıma takılan bir başka nokta da, yapılan onca Cumhuriyet Mitinginin, ve bu mitinglere katılan milyonlarca insanın neye karşı olduğudur. Bu mitinglerde gözlemlediğim halkın büyük bir çoğunluğunun AKP iktidarına karşı olduğuydu, ancak sandıktan bu çıkmadı. Mitingler bence boşaydı. Her 2 oydan 1′i AKP’ye gitti bu seçimde.

İnsanlar laikliğin ve cumhuriyetin tehlikede olduğunu düşünmüyorlar. Daha çok kendi geçim derdinde insanlar. Ekonominin ve alım gücünün artmasını istiyorlar. Ben bir sanayici ve tekstilci olarak AKP yönetiminin uyguladığı ekonomik programları doğru bulmuyorum, ihracatı zorlayıcı ithalatı körükleyici politikalar benim işime gelmiyor, bu yüzden de AKP’yi desteklemiyorum. Ancak bu durum halkın umrunda değil. Apartman kapıcımıza kime oy verdiğini sordum. AKP’ye oy verdiğini söyleyip, ardından yaptığı açıklama bana herşeyi gösterdi. “Ben kendi geçimime bakarım. Ben hala kıymayı 4 sene önceki fiyattan alıyorsam benim için önemli olan budur“. Doğru, enflasyon düştü, fiyat artışları azaldı. Halk için önemli olan bu, AKP’yle devam kararını aldıran motif de budur.

DP, Anavatan Partisi ile birleşemeyerek büyük tepki topladı. Belki bir birleşme olsaydı bu iki partiden oluşan DP mecliste kendine yer bulabilirdi. CHP ise sürekli eleştirerek, bir çözüm getirmeyerek, sataşarak ve Deniz Baykal’ın iticiliği ile beklediğini bulamadı bu seçimde. Adeta yerinde saydı, hatta birçok koltuk kaybetti. CHP’ye karşı AKP’nin seçilmesindeki diğer bir etken ise CHP’nin Cumhurbaşkanlığı seçiminde mecliste yer almaması, türbanı ön planda tutması ve işi Anayasa Mahkemesine taşımasıdır. Ordunun yönetime karşımasını istemeyen insanlar da CHP’den kaçındı, çünkü CHP ordunun gerektiğinde müdahele etmesini bekliyordu. Ayrıca sürekli propagandalarında biz Atatürk’ün partisiyiz, biz cumhuriyet partisiyiz, bize oy verin gibi Atatürk’ü sömürücü bir yol seçmeleri de bana antipatik gelmiştir. CHP’nin izlediği bu Atatürk sömürücü politikaya Atatürk’ün zamanında sarf ettiği bir söz cevap niteliğindedir:

Beni övme sözlerini bırakınız; gelecek için neler yapacağız, onları söyleyin!

Peki şimdi ne olacak? Bizi yeni bir dönem beklediği bir gerçek. Halkın desteğini arkasına alan AKP icraatlarına devam edecek. Gerçekten de dedikleri gibi Yola Devam. CHP’de bir köklü değişim bekliyorum, bu değişim Mustafa Sarıgül önderliğinde olabilir. Ayrıca Mesut Yılmaz merkez sağdaki boşluktan yararlanıp bir partiin başına geçebilir. Ekonomi bu istikrarda düşük kur ve enflasyon ile devam eder.Seçim Sonuçları Üzerine

Cumhurbaşkanı da seçilecektir bu mecliste. AKP yanına ya MHP’yi ya da DTP’li bağımsızları alarak kendi istediği bir kişiyi cumhurbaşkanını seçecektir. MHP’nin cumhurbaşkanlığı seçiminde AKP ile birlikte hareket edeceğini söylüyorum çünkü MHP cumhurbaşkanı seçilemeyerek yeniden bir seçime gidilmesi halinde bu kadar çok oy alamayıp, AKP’nin daha güçlü bir şekilde yeniden seçileceğini görecektir. Yani önümüzde bir kriz beklenmiyor.

Demokrasiye inanan bir insan olarak halkın seçimine saygı duyuyorum. Bu noktadan sonra çocuk gibi mızmızlanıp, yok rüşvet verdiler, yok halk cahil gibi bahanelerle bu sonuca sebepler aramak yanlış. Halk bunu seçti, saygı duyacağız. Demokrasinin temeli budur.

Vatana millete hayırlısı neyse o olsun!

Meşhurluk: 8%


Reyim Genç Parti’ye

Eski bir dille yazdım anlayamadıysanız şöyle diyeyim, oyum Cem Uzan önderliğindeki Genç Parti’ye. Her ne kadar çevremdeki insanlara dalga geçtiğimi sansa da, ya da bana deli gözüyle baksa da, ben oyumu Genç Parti’ye vereceğim 22 Temmuz sabahı.Cem Uzan Genç Parti

Peki neden? Saf mıyım, cahil miyim? Hayır.

Açık konuşmak gerekirse, Cem Uzan’ı iki farklı TV kanalında, dinledim, bütün gazeteciler deli gibi saldırdı, açığını yakalamak için,  ancak Cem Uzan hepsini çok iyi püskürttü.

Tamam, İktisat okumuş biri olarak mazotun 1 YTL olamayacağını biliyorum, ÖSS’nin kalkmayacağını da biliyorum. Ama, tarımın sübvanse edilmesi gerektiğini, eğitim sisteminin geliştirilmesi gerektiğini, döviz kuru politikasıyla ihracatçının desteklenmesi gerektiğini, teröre kararlı bir çözüm gerektiğini, yurdumuzda bize ait olan doğal ve tarımsal varlıkların iyi ve bizler tarafından yönetilmesi gerektiğini biliyorum. Cem Uzan da biliyor ve O da bunları söylüyor. Dediği şeyler mantıklı, mazot çiftçi için 1 YTL olsa yeter, ÖSS’ye girme ihtiyacı duyan insan sayısı azalsa, meslek liselerinin önemi artsa yeter.

Ayrıca benim bu oyum başka verebilecek bir siyasi parti bulamadığım için GP’ye giden bir tepki oyudur. AKP’nin izlediği döviz kuru politikalarını hiç tasvip etmiyorum, CHP’yi hem Deniz Baykal’dan ötürü hem de bir dediği bir dediğini tutmadığı için sevmiyorum, MHP ve Ülkü Ocak’larını da ne yazıkki biraz mafya vari bulduğum için ve zamanında tehditler aldığım için ısınamıyorum (ama meclise girmelerinin gerekli olduğunu düşünüyorum, girecek olan bağımsız adaylar karşısında), DP ise Mehmet Ağar yönetiminde olduğu için ve zamanında Mehmet Ağar’ın derin devlet ilişkisi olduğu için ve ayrıca İstanbul Emniyet Müdürü iken yaptığı bazı işlerin kulağıma gelmesinden ötürü veremiyorum. Bu yüzden oyum Genç Parti’ye.

Umarım Cem Uzan, memleketim İzmir’den meclise girme şansı bulur da, bu dönemde TBMM’inde gerçek ve tartışmacı bir muhalefet görürüz. Eminim ki kendisi, CHP, MHP ve DP’den daha iyi bir muhalefet olacaktır.

Şu anda Genç Parti’nin oyu %8 ile %11 arasında gidip gelmekte çeşitli anketlere göre. Ben  barajı geçemeyecek diye bir partiye oy vermemeyi kabullenemiyorum. Eğer gerçekten bir partiye kanınız ısınıyorsa, sırf barajı geçememe tehlikesi var diye ona oy vermemekten kaçınmayın. Sen vermezsen, ben vermezsem, kimse vermezse tabiiki barajı geçemez…

Meşhurluk: 7%


Türkiye, Kuzey Irak ve Catch 22

Catch 22Öncelikle Catch 22′nun (Kural 22) ne olduğunu belirteyim bilmeyenleriniz için. Catch 22 Joseph Heller‘ın yazmış olduğu ve edebiyat tarihinde kült olmuş, hatta İngilizce sözlüğe bir terminoloji, bir deyim olarak girerek tarihte yer etmiş bir romandır. Catch 22 bir çıkmaz durumu, kısır döngünü ifade eder. Romanda yer alan Catch 22 (Kural 22) şöyledir; Ekşi Sözlük’te levantin yazmış;

eğer pilot uçmamak isterse akıl sağlığı yerindedir, dolayısıyla uçmak zorundadır. uçmayı kabul eden pilotlar uçtukları için delidir. görevden alınmaları için doktora gelip deli olduklarını söylemeleri yeterli olacaktır, ama gelip uçmak istemediklerini söylerlerse, akıl sağlıklarının yerinde olduğu yönünde rapor alacaklardır, çünkü akıllı adamlar o uçağa binmek istemeyeceklerdir.

Yani askeriyenin koyduğu bu kuraldan ötürü kimse pilotluktan çıkamamaktadır. Çok çakalda bir taktiktir askerleri elde tutmak için.

Şimdi gelelim muhtemel bir Kuzey Irak harekatı ve Türkiye konusunda. Son günlerde şehit olan askerlerimize çok üzülüyorum ve gelişen olayları endişe ile takip ediyorum. Ancak beni hayrete düşüren olay, seçime giden Türkiye’deki bu savaş çığırtkanlığıdır. Ben de; eğer terörü bitirecekse, gerekli bir K.Irak müdahelesini destekliyorum, ancak şu an durum tamamen bir oy kazanma yarışına dönmüş durumda. Siz eğer bağıra bağıra biz K.Irak’a gidiyoruz derseniz, sizi orada pusuda bekleyeceklerdir,  büyük kayıplarınız olacaktır. Herşeyin bir adabı vardır.

Herneyse, şu anda politikacılarımız konuşmalarında Kuzey Irak’a operasyon yapacağız ve terörü bitirip artık şehit vermeyeceğiz diyorlar. Ancak operasyon olursa sıcak çatışmalarda zaten daha çok şehit vereceğiz, operasyon olmazsa terör süreceği için gene şehit vereceğiz. Yani her koşulda şehit vereceğiz. Bu da bence bir Catch 22 olarak yer aldı ülkemiz gündeminde. Ancak kimse bunun farkında değil. Irkçı milliyetçilik kükredi, herkes K.Irak’a girince hiç şehit vermeden kahramanca orayı temizleyeceğimize inanmaya başladı. Çok tehlikeli bir anlayış bu.

Herşeyin hayırlısı olmasını diliyorum bu konularda…

Meşhurluk: 11%


Seçim 2007 Üzerine Tahminler

Son günlerde çok fazla seçim programı izliyorum. Çok yakından takip ediyorum gündemi, hergün hangi lider ne demiş, ne vaadidiyor, kim hangi programa çıkıp ne demiş. Bilinçli bir seçmenim, Türkiye’nin geleceği için endişeleniyorum ve yakından ilgileniyorum.

Seçim 2007Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca hiç bu kadar kutuplaşmamıştı. Kutuplaşma AKP’yi destekleyenler ve AKP’ye karşı olanlar olarak karşımıza çıkıyor. Bu kutuplaşma umarım ülkeyi çıkmaza götürmez, umarım herşey demokratik yollar ile çözüme ulaşır.

Benim gözlemlediğim ve kamuoyu araştırmalarından da çıkarttığım üzere AKP gene birinci parti olarak %35 ila %40 arasında bir oya alacak, ancak 2002 seçimlerindekinden daha az milletvekili çıkartacak çünkü bu sefer barajı sadece CHP değil MHP’nin de kesin açacağına inanıyorum. Ancak gene de AKP 275′den fazla milletvekiline sahip olarak tek başına hükümeti kurup iktidar olabilecek. Ancak bu sayı ne meclis başkanı seçmesine ne de cumhurbaşkanı seçmesine yeteri olacak.

CHP’nin zaten barajı geçmesi garanti gözlemlerime göre en mantıklı geleni %20 civarında bir oy alması. CHP’nin DSP ile ittifak yapması, cumhuriyetçi ve laik yüzü, yapılan mitinglar Deniz Baykal’ın başarısız yönetimine ve siyasetine rağmen CHP’yi ayakta tuttu. Umarım DSP seçimlerden sonra ayrılarak mecliste CHP’nin gücünü azaltmaz, kendi kendine bir grup kurma hayallerine girmez, çünkü bu hem seçmeni kandırmak olur hem de bir sonraki seçimlerde tepki olarak düşüşe sebep olur.

MHP’nin de barajı geçerek yeni mecliste yer alacağına kesin gözüyle bakıyorum. Hükümetin ABD ve K.Irak politikalarında yetersiz kalması, son dönemlerde artan PKK saldırıları ve şehit cenazeleri MHP’nin oy potansiyelini yükseltiyor. MHP bundan önce Abdullah Öcalan’ın yakalandığı dönemde de şaha kalkmış ve birinci parti olarak meclise girmişti. Gene milliyetçi ve saldırgan politikalar izleyen MHP de meclise girecektir. %10 ile %15 arasında bir oy almasını bekliyorum.

DP eğer Anavatan ile birleşmesini gerçekleştirebilseydi, barajı geçmesine, hem de kıl payı değil %15 gibi bir oy oranı ile geçmesine kesin gözüyle bakardım. Ancak DP ve Anavatan seçmenlere birleşeceğiz sözünü verip de birleşmeyerek, üstelik bir de çocuklar gibi birbirlerini suçlayarak seçmenleri çok kızdırdı. Bir çok seçmen bu birleşmeyi bekliyordu, sevinmişti, ancak şimdi kızgınlar ve oyları başka partilere kaydı. Bu yüzden DP’nin barajı geçip geçememesi şu an şaibeli. Eğer geçerse %10-11 arasında bir oy alarak geçecek.

GP ise geçen seçimlerde büyük bir süpriz yaparak %7.5 gibi bir oy almayı başarmıştı. Bu başarısının üzerine AKP’nin hedefi olup Cem Uzan ve parti çökertilmeye çalışılmıştı. Bu seçimlere de çok iddalı giren GP’nin barajı geçme şansı bulunuyor kanımca. GP değişik vaadleri ve izlediği seçim politikasıyla ilgimi çekiyor. DP’nin Anavatan ile birleşememesi ile oradan kayan bazı oylar GP’ye gelmiş olabilir. Genç Parti barajı geçerse %10 ile %12 arasında bir oy alarak geçebilir. Geçemezse zaten %10′dan aşağı kalacaktır.

DTP ise, bağımsız olarak 15-25 arasında bir milletvekili sokacak meclise. Bu bağımsızlar da daha sonra DTP’ye katılacaklar ve DTP mecliste yerini almış olacak. Böyle bir kurnazlık, böyle bir oyunla da DTP baraj ve bağımsız adaylık sisteminin meşruluğunu ve işe yararlığını sarsacak, belki de bir sonraki seçimde bu sistem değiştirilmek zorunda kalacak. Siyasi Seçim 2007

Bu seçimde AKP’yi destekleyen büyük bir çoğunluk var. AKP’ye karşı yapılan  mitinglerle her ne kadar çoğunluk bu hükümete karşıymış gibi görünse de %40 gibi bir çoğunluk hükümetten memnun. Açık konuşmak gerekirse yüksek enflasyon döneminin sona ermesi, istikrar ve çeşitli sosyal hizmetlerin kalitesinin artması, bütçe açığının düşmesi gibi başarıları olduğunu kabul ediyorum. Yiğidi öldür hakkını ver demişler. Ancak uzun dönemde AKP’nin uyguladığı ekonomik politikaların başarısızlığa uğrayacağına inanıyorum. Ekonomi şu anda göstermelik bir şekilde düzgün ilerliyor. Tamamen istikrar ve yurtiçine giren yabancı sıcak paranın etkisiyle para piyasası dengede, ödemeler dengede duruyor. Ancak dışa bu kadar bağımlılık en ufak bir terslikte dengeleri bozacaktır. Düşük döviz kuru ile ihracatçı ve çiftçi vuruluyor, ithalat destekleniyor.

Sanayi ve tarımı bu kadar zorlayan makro ekonomik şartlarla ben büyümenin sürdürülemeyeceğini ve kalkınmamızın hiçbir zaman gerçekleştirilemeyeceğini düşünüyorum. Bu yüzden de oyumu AKP’ye vermiyorum. Laiklik ve diğer gerici sebeplerden ötürü değil, ekonomi politikalarına güvenmediğim için vermiyorum. Çünkü o laiklik ve diğer sebeplerinde bazı dış güçler tarafından bize empoze edildiğini, bu ülkenin ister AKP ister başka güçler tarafından zorlanarak cumhuriyetçi ve laik rejimden başka yönlere saptırılamayacağını düşünüyorum.

Herkes lütfen gidip oyunu kullansın. Temsilde adalet mecliste sağlansın. Ve seçimin sonuçları ister hoşunuza gitsin ister gitmesin, kabullenin. Demokratik bir ülkede yaşıyorsak, seçimlerin sonucuna sonuna kadar saygı duymamız gerekir. Çoğunluk ne istiyorsa, o olur…

Meşhurluk: 7%