22 Temmuz sabahı neşeli başladı benim için. Sabah kalkıp Çeşme’den oy kullanmak üzere İzmir’e yolculuk, yol üstünde Birgi Mandırasında muhteşem bir kahvaltı. Otoyolda giderken düşünceliydim, daha önce Reyim Cem Uzan‘a demiştim. Ancak içime sinmiyordu, dediği bazı şeyler mantıklı gelse de geçmişini sindiremiyordum. O yüzden son dakika kararıyla Demokrat Parti Mehmet Ağar’a oy vermeye karar verdim. En azından meclise 4 parti girerek daha güzel bir meclis ortamı olur diye düşündüm. Ancak olmadı.
AKP %46 gibi büyük bir oy oranı ile yeniden seçildi. CHP ve DP ise seçimden mağlup ayrıldı. Mehmet Ağar onurlu bir şekilde seçimin kesin sonuçlarını beklemeden parti başkanlığı görevinden istifa ettiğini bildirdi. Umarım 3 sene sonra bu istifasını geri alarak yeniden göreve gelmez.
CHP’den Deniz Baykal ise kameraların karşısına çıkma cesaretini bile gösteremedi. Yerine CHP Genel Sekreteri Önder Sav basın toplantısı yaparak seçimi değerlendirdi. Yuvarlak konuşup, mağlubiyeti kabul etmeyen açıklamalarda bulunan Önder Sav, parti merkezinin bahçesindeki kızgın CHP’liler tarafından yuhalandı ve Deniz Baykal’la birlikte istifaya davet edildi.
Kanımca Deniz Baykal ve ekibi bu seçim sonucu karşısında istifalarını hiç geciktirmeden vermelidirler. CHP neredeyse kalesi sayılan İzmir’de bile birinci parti gelemiyordu. %5′lik bir oy farkı ile iki İzmir bölgesinde de kıl payı birinci parti olmuştur. CHP’de yönetim ve vizyon değişikliği şarttır. Eleştiri yerine önerilerle, projelerle siyaset yapılması şarttır. Genç yönetim kadrosunun acilen başa gelmesi şarttır.
MHP bu seçimde başarılıdır, ancak AKP’nin ezici üstünlüğü karşısında buruk bir başarıdır bu. MHP’nin meclise girmesi, AKP’yi pek etkilememiş, daha çok CHP’nin koltuk kaybetmesini sağlamıştır. Yani MHP kazandığı koltukları çoğunlukla CHP’den almıştır.
Aklıma takılan bir başka nokta da, yapılan onca Cumhuriyet Mitinginin, ve bu mitinglere katılan milyonlarca insanın neye karşı olduğudur. Bu mitinglerde gözlemlediğim halkın büyük bir çoğunluğunun AKP iktidarına karşı olduğuydu, ancak sandıktan bu çıkmadı. Mitingler bence boşaydı. Her 2 oydan 1′i AKP’ye gitti bu seçimde.
İnsanlar laikliğin ve cumhuriyetin tehlikede olduğunu düşünmüyorlar. Daha çok kendi geçim derdinde insanlar. Ekonominin ve alım gücünün artmasını istiyorlar. Ben bir sanayici ve tekstilci olarak AKP yönetiminin uyguladığı ekonomik programları doğru bulmuyorum, ihracatı zorlayıcı ithalatı körükleyici politikalar benim işime gelmiyor, bu yüzden de AKP’yi desteklemiyorum. Ancak bu durum halkın umrunda değil. Apartman kapıcımıza kime oy verdiğini sordum. AKP’ye oy verdiğini söyleyip, ardından yaptığı açıklama bana herşeyi gösterdi. “Ben kendi geçimime bakarım. Ben hala kıymayı 4 sene önceki fiyattan alıyorsam benim için önemli olan budur“. Doğru, enflasyon düştü, fiyat artışları azaldı. Halk için önemli olan bu, AKP’yle devam kararını aldıran motif de budur.
DP, Anavatan Partisi ile birleşemeyerek büyük tepki topladı. Belki bir birleşme olsaydı bu iki partiden oluşan DP mecliste kendine yer bulabilirdi. CHP ise sürekli eleştirerek, bir çözüm getirmeyerek, sataşarak ve Deniz Baykal’ın iticiliği ile beklediğini bulamadı bu seçimde. Adeta yerinde saydı, hatta birçok koltuk kaybetti. CHP’ye karşı AKP’nin seçilmesindeki diğer bir etken ise CHP’nin Cumhurbaşkanlığı seçiminde mecliste yer almaması, türbanı ön planda tutması ve işi Anayasa Mahkemesine taşımasıdır. Ordunun yönetime karşımasını istemeyen insanlar da CHP’den kaçındı, çünkü CHP ordunun gerektiğinde müdahele etmesini bekliyordu. Ayrıca sürekli propagandalarında biz Atatürk’ün partisiyiz, biz cumhuriyet partisiyiz, bize oy verin gibi Atatürk’ü sömürücü bir yol seçmeleri de bana antipatik gelmiştir. CHP’nin izlediği bu Atatürk sömürücü politikaya Atatürk’ün zamanında sarf ettiği bir söz cevap niteliğindedir:
Beni övme sözlerini bırakınız; gelecek için neler yapacağız, onları söyleyin!
Peki şimdi ne olacak? Bizi yeni bir dönem beklediği bir gerçek. Halkın desteğini arkasına alan AKP icraatlarına devam edecek. Gerçekten de dedikleri gibi Yola Devam. CHP’de bir köklü değişim bekliyorum, bu değişim Mustafa Sarıgül önderliğinde olabilir. Ayrıca Mesut Yılmaz merkez sağdaki boşluktan yararlanıp bir partiin başına geçebilir. Ekonomi bu istikrarda düşük kur ve enflasyon ile devam eder.
Cumhurbaşkanı da seçilecektir bu mecliste. AKP yanına ya MHP’yi ya da DTP’li bağımsızları alarak kendi istediği bir kişiyi cumhurbaşkanını seçecektir. MHP’nin cumhurbaşkanlığı seçiminde AKP ile birlikte hareket edeceğini söylüyorum çünkü MHP cumhurbaşkanı seçilemeyerek yeniden bir seçime gidilmesi halinde bu kadar çok oy alamayıp, AKP’nin daha güçlü bir şekilde yeniden seçileceğini görecektir. Yani önümüzde bir kriz beklenmiyor.
Demokrasiye inanan bir insan olarak halkın seçimine saygı duyuyorum. Bu noktadan sonra çocuk gibi mızmızlanıp, yok rüşvet verdiler, yok halk cahil gibi bahanelerle bu sonuca sebepler aramak yanlış. Halk bunu seçti, saygı duyacağız. Demokrasinin temeli budur.
Vatana millete hayırlısı neyse o olsun!
Meşhurluk: 8%