Categories

A sample text widget

Etiam pulvinar consectetur dolor sed malesuada. Ut convallis euismod dolor nec pretium. Nunc ut tristique massa.

Nam sodales mi vitae dolor ullamcorper et vulputate enim accumsan. Morbi orci magna, tincidunt vitae molestie nec, molestie at mi. Nulla nulla lorem, suscipit in posuere in, interdum non magna.

Tinnitus ile Sessizliği Özlemek

Halk arasında kulak çınlaması olarak da adlandırılan bir hastalık Tinnitus. Ben de bu derdi askerlikte kaptım. İnternette yaptığım aramalarda özellikle savaşan ve çatışan askerlere, topçularda bolca görülen bir hastalıkmış. Tabii benim bunu 5 ay 5 günlük askerliğimde kapmam sadece bana yakışırdı.

Bir çok sebebi varmış bunun. Kulak kirliliği en hafif sebeplerden. Benimkisi tamamen ses travmasından ötürü. Hayatında hiç silah atışı görmemiş, hatta duymamış bir şehir çocuğunun askerdeki standart G3 atışlarında yaşadığı ses travmasından ötürü sağ kulağımda bir çınlama kaldı. İlk başlarda farkında değildim, kulaklarım birkaç gün bolca çınladı, sonra ise kalıcı bir çınlama kaldı. Gündelik işleri ve yaşantınızı sürdürürken hiç farkına bile varmıyorsunuz. Ancak el ayak çekilince ve sessizliğe kalınca “çınnnn” sesi kulağınızda yankılanıyor. Uzun bir süredir sessizliği duyamadım.

Netekim şu an ilaç kullanıyorum. 6 haftalık kullanımdaki amaç iç kulaktaki kan dolaşımını hızlandırıp, vücudun oradaki sinir hücrelerini tedavi etmesini beklemek. KBB hastanesindeki doktorumun beklentisi bu. Eğer iyileşme olmazsa yine aynı hastanedeki kulak çınlaması terapisine alacaklarmış. Ben tabii bu aralar ikinci bir fikir olarak bir de odyolog tavsiyesi almak için arayışlardayım.

İnternette bu hastalığı araştırınca insanın morali bozuluyor. Bu dertten kafayı kıranlar, ölsemde kurtulsam diyenleri okudum internette. Ben kafama  o kadar da takmıyorum. Takarsanız çok sıkıntı yaratıyor. İnsan onunla yaşamaya alışıyor. Allah şifasını verir diyorum vermezse de kader.

Yine de bu tedaviler ve terapi sonuç vermezse para tuzağına benzeyen ama son umut olacak alternatif tedaviler de mevcut tinnitus için. Lazer tedavisi ve 100%doğal kulak damlalarını bu türde deneyebileceğim alternatif yöntemler. Böyle bir derdiniz var ise buradan neyi deneyip ne sonuçalar aldığımı iletmeye devam edeceğim.

Göğüs Dikleştirme Ameliyatı

ÖNCE

SONRA

Yıllar yılı küçük ya da şekilsiz göğüslere sahip kadınlar bıçak altına yatıp silikon ile göğüslerini şekillendirtirlerdi. Son dönemlerde bu operasyonlar tersine dönmeye başladı. Allah vergisi, anasına, nenesine, teyzesine, halasına çekmiş dev göğüslere sahip olan kadınlar göğüş küçültme, dikleştirme yoluna gidiyorlar.

Yerçekimi kanunlarına göre bir cismin kütlesi arttıkça ona uygulanan yerçekimi kuvveti artar. Göğüslerin de sütyenle bile karşı koyamadığı tek kuvvet yerçekimi kuvvetidir. Bu yüzden iri memeli nenelerin göğüsleri dizine gelmiştir. Günümüz kadınları da bu hale düşmemek için önceden önlem alıyorlar.

Ancak bu ameliyatlar büyütme ameliyatları kadar kolay ve izleri kısa süren ameliyatlar olmuyor. Ameliyat izleri 2 sene kadar geçmiyor. Kimi küçültme ameliyatlarında meme ucu kesilip daha üstlere taşınıyor, küçültülerek dikleştiriliyor.

Benim bildiğimi bilmeyen, ama bu ameliyatı yaptırdığını bildiğim 1-2 hatun var. İnanın bana fark silikon taktırmak gibi bayağı belli oluyor 😉

Erkekler için Bayanlarda Jiletli Epilasyon Sorunu

Erkek adam için dert değildir hijyen için epilasyon. Etek altı ve koltuk altını alabileceği birkaç yöntem vardır. Tüy dökücü krem, traş makinesi ya da jilet. Bu iki yer de erkekte bebek poposu kıvamında olmak zorunda olmadığı için erkekler hangisi kolayına geliyorsa o yöntemi seçer. Benim şahsi tercihim Mach3‘tür.

Ancak bayanların epilasyonu daha geniş bir alan kaplar. Baştan, ayak ucuna kadar =) Kadında görmek istenen kıl bir tek kaş, kirpik ve saçtır. Bazen tercihen bıyık olarak şekillendirilmiş kuku kılları da bu kategoriye ilave edilebilir.

Alan bu kadar geniş olunca uygulanan yöntemlerde çoğalıyor tabii ki. Bir sürü epilasyon makinesi, tüy dökücü kremler ve bantlar kozmetik ürünü olarak mevcut. Nineden kalma ağda yöntemi de mevcut. Ancak işin kolayına kaçan kızlar jilet kullanırlar. Ve ben buna karşıyım arkadaş!

Jiletin şöyle dezavantajları var. Öncelikle çok kılsız tüysüz bir kadın ise, bir anda hormon almış gibi jilet yiyen kıl kökleri kuvvetlenip, cabbar oluyor. Yani kolaya kaçaraktan durduk yere geri dönüşü olmayan daha sağlam, daha güçlü kıl köklerine sahip oluyorsunuz. Allah muhafaza kışın bir es geçseniz kılları almayı ve bir sevişme pozisyonu yaratsanız, oğlan sizi travesti sanıp kaçabilir =)

Bir diğer handikap ise kısa süreli olması. Kız arkadaşınız ile 4-5 günlük bir tatile çıktığınızı hayal edin. Kendisinin birgün önceden banyo yaparken cırt cırt cırtlatarak jiletle bacak kıllarından kurtulduğunu düşünün. Ertesi sabah yola çıktınız, akşamına tatildesiniz, akşam yorgunluğu, mercimek işini sabaha bıraktınız. Sabah ön sevişmede bacağa bir el atıyorsunuz adeta ZIMPARA! Libido kaçmasın diye ön sevişme taktiğinizi 3-5-2’den mecburen 5-3-2’ye alıyorsunuz =)

Ayrıca jiletle alınan gerek bacak, gerek özel, gerek koltuk altı olsun, her bölgede batık ve kıl dönmesi oluşması kaçınılmaz bir sonuçtur. Batık ve kıl dönmesi çıkartmayı seviyorsanız o ayrı bir zevk tabii ki!

Ben bu yüzden kadınlarda jiletle epilasyona karşıyım. Ağda her ne kadar acılı bir yöntemse de, “cillop” denilen kıvamı yakalayıp, 4-5 gün boyunca o kıvamı koruyan bir yöntem. Hatta bir gelenek! Ayak ucundan üst bölgelere doğru hiçbir engele takılmadan kayıp giden bir el hayal ediyorum =)

Uzun süreli olarak lazer epilasyon var. Yaptıran kadınlara teşvik verilmeli, AB fonundan ya da Tübitak fonundan kullandırtılmalı ki böylelikle gelecek nesillere daha ARI bir kadın ırkı aktarabilelim =) Düşünün ki lazer epilasyonu daha başarılı kılabilmek için bile epilatörler gelmeden 1 hafta önce “jilet ile alın da gelin” diyor.

Sokullu Mehmet Paşa’nın jilet ile ilgili çok güzel bir sözü var. Siz bizim jilet ile sadece sakalımızı kestiniz, biz ise sizin lazer epilasyon yapmakla kolunuzu kestik.  Sakal daha gür bir şekilde tekrar büyür, fakat kesilen kol tekrar gelmez.’Doğru demiş bence atalarımız.

Ağda ya da lazer epilasyon zorlu, acılı bir yöntem olabilir ama bu insanın kendisine yapacağı uzun vadeli bir yatırımdır. Hayatta iyi olan çoğu şey acısız gerçekleşmez. Ne demiş ünlü Rocky Balboa acı ile kendini ehlileştiriken? “Acı yok, acı yok!”

Beyine Zarar Veren Alışkanlıklarımız

Yeni sloganım olan Beyin Bedava‘ya yakışır bir şekilde burada beyine zarar veren aktivitelerden bahsedeceğim. Bu son dönemlerde benim çok takıntılı olduğum bir konu aslında. Hayatta en korktuğum şey yaşlandığımda elden ayaktan düşmüş bunak yaşlılardan biri olmaktır. Vegetable kıvamında diye tabir ettiğim bu bunaklık, insanın hem saygınlığını kaybettirir, hem de acınacak bir konuma düşürebilir. Allah korusun insan, karısını, kızını, kendini bile tanıyamayabilir.

Beyin Bedava ama bir kereliğine. Onu korumak bizim elimizde.

Yukarıdaki HOBO abimizin boynuna taktığı döviz gibi birşey değil bu beyine zarar veren aktiviteler. Yoksa sünnet iyidir, beyinle alakası yoktur. Sünnet bir nevi bir avcının mızrağını bilemesi gibidir. Beyine zarar veren aktiviteler daha çok bizim onu beslememiz ile alakalı şeylerdir. Sıralamak gerekirse;

  • Kahvaltı etmemek Kahvaltı etmeyen kişiler, düşük bir kan şekeri seviyesine sahip olur. Bu durum beyin için yetersiz besin tedarik edilmesine ve sonunda beyin dejenerasyonuna yol açar.
  • Aşırı yeme Beyin arterlerinin sertleşmesine neden olarak, zihin gücünün azalmasına yol açar.
  • Sigara içmek Çoklu beyin büzülmesine neden olur ve Alzheimer hastalığına yol açabilir.
  • Yüksek şeker tüketimi Çok fazla şeker proteinlerin ve besinlerin emilmesini durdurur ve dengesiz beslenmeye neden olur ve beynin gelişmesine engel olabilir
  • Hava kirlenmesi Beyin vücudumuzda en çok oksijen tüketen organdır. Kirli havanın teneffüs edilmesi, beyne giden oksijeni azaltır ve beynin veriminde düşüş yaratır.
  • Yetersiz Uyku Uyku beynimizin dinlenmesini sağlar. Uzun süreli uykusuzluk beyin hücrelerinin ölümünü hızlandırır.
  • Uyurken Kafayı Örtmek Kafayı örterek uyumak, karbondioksit konsantrasyonunu arttırır ve beyne hasar veren etkilere yol açabilir.
  • Hastalık sırasında beyni çalıştırmak Hasta iken çok çalışmak veya öğrenmek beyin etkenliğinin azalmasına yol açabilir ve ayrıca beyne hasar verebilir.
  • Uyarıcı düşüncelerde eksiklik Düşünmek beyin jimnastiği için en iyi yoldur, beyni uyaran düşüncelerin eksikliği beyin daralmasına yol açabilir. Bulmacalar ve Sudoku iyi egzersiz sağlar.
  • Az konuşmak Entellektüel sohbetler beynin etkinliğini geliştirir.

Anal Bleach – Anüs Beyazlatması

Son dönemin yeni vücut bakım trendlerinden biri de Anal Bleach diye adlandırılan Anüs bölgesi Beyazlatmasını anlatacağım size.

Bu ilk olarak estetisyenler tarafından porno yıldızlarına  anüs ve vajina bölgesindeki koyu ve bok rengini andıran epidermis rengini beyazlatmak için uygulanmıştır. Ancak son yıllarda seks sırasında güzel bir görüntüye sahip olup, oral seksi cazip hale getirmek isteyen bayanlar tarafından sıkça yaptırılmaya başlanmıştır.

Anüs ve vajinal bölgedeki koyu renkli deri tabakası, sanılanın aksine hijyenle alakalı bir durum değildir. Bazı açık ten rengine sahip insanlarda genital bölgelerdeki koyu ten rengi doğaldır. Koyu ten rengine sahip insanlarda bu bölgeler ten renklerine daha yakın bir renge sahiptir.

Videoda zaten yeterince gösterip anlatıyor bu uygulamayı. Türkiye’de uygulanıyor mu bilmiyorum, yaptırmış bir kız ile tanışmadım. Tahminen tanışsam da ben anal beyazlatma yaptırdım demez 🙂