3 boyutlu olarak ve de insansız mimik sahibi animasyon karakterleri ile sinemacılıkta yeni bir çağ açan Avatar filmi En İyi Film dahil olmak üzere 9 dalda Akademi Ödülü adayıydı. Ancak Oscar törenleri geleneksel kuralı olan “Gişede kazanırsan Oscar’da kaybedersin” kuralından çıkmadı ve Avatar filmine “En İyi Görüntü Yönetmenliği”, “En iyi sanat yönetmenliği” ve “En iyi görsel efekt” gibi teknik dallarda 3 Oscar heykelciği kazandırırak, baba ödüllerden babayı aldırdı.
Avatar’ın yönetmeni James Cameron’un eski eşi yönetmen Kathryn Bigelow’un yönettiği film olan Hurt Locker Oscar’a damgasını vurdu. Bu sinema eleştirmenleri tarafından boşanılan eşin eski kocasından intikamı gibi espiri dolu bir yorumla karşılandı.
Törenin en komik ve eğlenceli sunumu Ben Stiller tarafından gerçekleştirildi. Ben Stiller En İyi Makyaj ödülünü Avatar filminin mavi ırkı Navi kılığına bürünerek sundu ve izleyenleri kahkahalara boğdu.
Rasim Öztekin’i çok severim, komik bulurum, oynadığı her filmde zevkle izlerim. Bir Rasim Öztekin, bir Bülent Kayabaş benim için bir filmi izlenir kılmaya yeter. Onu ilk hatırladığım film Arabesk filmidir. Hastane odası sahnesinde Şener Şen “Terkedildim” diye diye söylenir. Rasim Öztekin ona bulmacadan sorular sorar o da sürekli terkedildim der. Sonunda da Rasim Öztekin fıttırır ve odadan kaçmaya çalışır.
Ferhan Şensoy ve Rasim Öztekin çok iyi bir ikilidir. TRT’de 80′li yıllarda ikili skeçler yapardı. Ferhan Şensoy Tiyatrosunda da ikilinin başrolünde yer aldığı bir çok komedi oyun ve kabare vardır.
Rasim Öztekin bu arala Geniş Aile dizisinde kendi başına rol alsa da, ikilinin son dönemde “Şans Kapıyı Kırınca” ve “Pardon” isimli çok güzel iki filmi var.
Geçen gün Pardon filmini izledim ve çok güzel vakit geçirdim. Traji komik hikayede, hiç işlemedikleri bir suç işkence zoruyla imzalatılan ifadeleri ile üstlerine kalan 3 arkadaşın Sinop Cezaevinde haksız yere geçirdikleri 5 yılı konu alıyor.
Türkiye bu, bu tip olaylar herkesin başına gelebilir.
1970 ve 80lerdeki Tarık Akan, Gülşen Bubikoğlu tarzındaki Türk romantik komedi denemelerini saymazsak, Hollywood tarzındaki romantik komedi filmleri Türk sinemasında biraz cesaret gerektiren bir tarzdır.
Kültürümüzde nedense hem romantik hem de komik olmak gibi bir lüks yoktur bence. Bizim aşklarımız hep acıdır. Kültürümüze işlemiştir. Leyla ile Mecnun, Şirin ile Ferhat, Kerem ile Aslı hep aşkları yüzünden acı çekip kavuşamamış örneklerdir. (Bkz. Mutlu Aşk Yoktur Çünkü Aşk Istıraptır) Aynı şekilde Türk erkeği sever, ya kız sevmez yüz vermez, ya da abisi, babası, ailesi, töresi bir araya gelmelerine izin vermez. Hep bir engel, hep bir uzaklık, hep bir hasret ve arabesk vardır Türk romantizminde. Bizlerin aşkları hep rakı sofrasında içme sebebidir.
Bu yüzden de romantik komediler de başka bir dünyadanmış gibi eğreti durur Türk filmlerinde. Türkiye’de çok elit, seçilmiş bir zümrenin yaşayabileceği bir aşk hikayesi olarak yer alır, seyirciye inandırıcı gelmez. Hala evliliklerin görücü usülü ile olduğu bir toplumda bu da çok doğaldır.
Son dönem Türk sinemasında yapılan romantik komedi denemeleri arasında Aşk Tutulması, Plajda, Ayakta Kal, Gelecekten Bir Gün, Sizi Seviyorum ve Aşk Geliyorum Demez gibi vasatı çok da geçmeyen filmler vardı. Aralarında izlemediğim bazı filmler var ama izlediklerim için diyeceğim şey hepsinde birşeyin eksik olduğu. Ya romantik ama komik değil, ya da komik ama romantik değil!
Reklam ve klip yönetmeni Ketche’nin yönettiği, yapımcıları arasında Mahsun Kırmızıgül’ün de olduğu Romantik Komedi filmi bence Türk romantik komedi kategorisinde yapılmış en başarılı film. Öncelikle bu filmin geçtiği bir yer ya da zaman yok. Evrensel. Alın bu filmi, olduğu gibi bir İngilizce dublaj yapın, Amerikan filmi diye yutturursunuz başka ülke sinemalarına. Bu yüzden de daha bir gerçekçi, daha bir inandırıcı geliyor.
Eğer izleyiciye filmin Türkiye’de geçtiği izlenimini bastıra bastıra vurgulayacak bir İstanbul manzarası olsaydı film bu gerçekçiliğini bir anda kaybedebilirdi. Çünkü o zaman izleyici bu evrensellikten çıkıp, kendisini İstanbul’da yaşayan o karakterlerin yerine koyacak ve Türkiye’de bu karakterlerin yaşadığı gibi bir yaşamın aslında olmadığı ya da çok çok elit bir zümrenin hayatı olduğu hissine kapılıp, filmden soğuyacaktı.
İşte bu yüzden bu film flört ve aşk sahneleri ile romantik, ilişkiler, sosyal yaşam ve romantizm sahnelerindeki yüz güldüren olaylar ile de komik. İtinayla tavsiye ediyorum. Özellikle Gürgen Öz’ün sapkın karakterini görüp ders çıkarmak gerek. Issız Adam Cemal Hünal’da gene bir aşk adamı ve çekici. Sinem Kobal’ı ise yerim!
Bir de bu filmin tema müziğine değinmek istiyorum. Şarkı çok güzel ve filmin temposuna ve ruh haline çok uygun. Bir türlü şarkının adını ya da sanını bulamadım. Muhtemelen bu film için bestelenmiş bir şarkı. Siz de şu adresten dinleyin ve şarkının adını sanını ya da mp3′ünü bulursanız da lütfen bana iletin…
Recep İvedik 3 filmi 2 haftalık gişesi olan 2.5 milyon ile amacına ulaştığını çok net ortaya koyuyor. Recep İvedik serisi, toplamda 10.5milyonluk (şimdilik) gişesi ile Türkiye’nin en çok izlenen seri filmidir.
Eleştirmenler bu filmi çok eleştiriyor. Bence haksızlar. Bu film kendisini bir başyapıt olarak ortaya koymuyor. Bir mesaj kaygısı, bir sanat amacı da gütmüyor. Skeçten doğma Recep İvedik karakterinin, skeç gibi başından geçen hayvansı komik olayları sıralıyor. Ve Türk halkı da bunu sevip, izleyip gülüyor.
Herkes abartılı kaba Recep İvedik karakterinin toplum içinde yaptığı abartılı hareketleri izleyip gülüp deşarj olmak istiyor. Filmin amacı da bu olunca, kolaylıkla amacına ulaşıyor. O yüzden eleştirecek birşey yok.
Bizim sinema izleyicimiz gelişmiş bir sinema ve sanat anlayışına sahip değildir. Vizyonlarımızda bir çok yurtdışında ödül almış film gerekli ilgiyi görmemiştir. Örnek vermek gerekirse, Nuri Bilge Ceylan filmleri bir çok uluslararası festivalde ödül alır, ancak Türk sinema izleyicisinin vizyonda ilgisini çekmez ve gişe yapmaz. NBC’nin diğer filmlerini saymıyorum ama medyada yer alan Cannes ödüllü 3 Maymun filmi bile 120bin gişe yapmıştır. Aynı şekilde Fatih Akın’ın Duvara Karşı filmi çok güzel ve ödüllü bir film olmasına rağmen 230bin kişilik bir gişe rakamında kalmıştır. Eminim ki Altın Ayı ödülünü almış olan Semih Kaplanoğlu’nun Bal filmide gişede ilgi görmeyecektir. 3 filmlik bir serinin son filmi olan Bal, diğer iki film olan Süt ve Yumurta filmleri gişede yok denecek kadar az bir seyirci ile buluşmuştur.
Varmak istediğim nokta, sinema eleştirmenleri tarafından Recep İvedik’in gişede şahlanmasının Türk sineması için bir kriter olarak görülmesinin yanlış olmasıdır. Gişe popüler kültüre, reklamlara ve halkın seviyesine yakınlıkla alakalıdır. Recep İvedik ömründe sadece 1-2 kere sinemeya gitmiş kitleleri bile sinemaya çekmeyi başarabilecek seviyede halkın seviyesinde olan bir filmdir. Halkımız para verip kafasını yormak istemiyor. Zaten sinir stres içinde olan halk, parasını verip bir kaç hayvanlık görüp gülerek deşarj olmak istiyor. Recep İvedik’te bu pencereden bakıldığında gerek Cem Yılmaz filmlerinden, gerek diğer komedi filmlerinden dah başarılı bir film oluyor.
Filmi izledim, bir çok yerinde güldüm, gülümsedim. Ama bir sahne var ki kahkalar attırdı, gözümden yaş getirdi. Ben tavsiye ederim izleyip gülmenizi arkadaş ortamında. Gerek sinemada, gerekse DVD ya da DivX’te. Ama TV’de izlemeyin zevki olmaz bu tip filmlerin, sürekli ses kesilir, sansür olur, sessiz film gibi izlersiniz
Kutsal Damacana’nın ilk filmi sinemada kaçırmışım. O sırada ne yapıyordum bilemiyorum 2007 yılında vizyona girmiş 600bin gibi iyi bir izleyici tarafından izlenmiş. Ben ise filmi 2009 yılında arkadaş tavsiyesi üzerine izledim. Evde gülmeye müsait bir ortamda kahkahalar attım çok hoşuma gittim.
İkinci film geleceğini duyduğumda hoşuma gitti, gider güleriz dedim. Beklentim yüksekti. Ama o kadar da çok gülmedim gibi geldi bana. Gerçi bu aralar biraz neşem kaçık, gülmek zor benim için, ortamdan ötürü de gülememiş olabilirim. Ama ne olursa olsun Yahşi Batı’dan daha çok güldürdüğü kesin beni.
Şafak Sezer’in zaten hastasıyım. Bol bol ve yerinde küfürlü bir film. Televizyonda nasıl yayınlarlar bilemem. Şafak Sezer’in karakteri adi Fikret’in nasıl iki dakikada kıvırdığı, adam sattığı, en olmayacak yerde bile skor peşinde kızlara sarktığını görmek güzel. Papazla avda biraz saçmalamış film ama olsun.
Bu filme bir de evde Divx’ten izlemek üzere şans vereceğim. O zaman daha çok güleceğime eminim
Meşhur Yazılar