Bu filmi de izleyecektik zamanında sinemada, ama kaçırmıştık. Geçen (geçen dediÄŸim 1 ayı geçti) DVD’sini gördüm izleyim dedim…
Çok hoÅŸuma gitti film. İngiltere ortamı çok hoÅŸuma gitti. Amerika’da geçmemesi hoÅŸ, Avrupai bir hayat tarzında ikili iliÅŸkiler ve aÅŸk görüyoruz. Scarlett Johansson ise Amerika’lı olarak renk katıyor filmimize. Kendisi çok güzel, taÅŸ, melek, muhteÅŸem bir varlık
.
Film, kahramanımız Chris Wilton‘ın ÅŸu konuÅŸması ile baÅŸlıyor;
The man who said “I’d rather be lucky than good” saw deeply into life. People are afraid to face how great a part of life is dependent on luck. It’s scary to think so much is out of one’s control. There are moments in a match when the ball hits the top of the net and for a split second it can either go forward or fall back. With a little luck it goes forward and you win. Or maybe it doesn’t and you lose.
Yaaani diyor ki;
“İyi olacağıma ÅŸanslı olmayı tercih ederim” diyen adam hayatı derinlemesine görmüştür. İnsanlar hayatın ne kadar büyük bir kısmının ÅŸansa dayalı olduÄŸuyla yüzleÅŸmeye korkuyorlar. ÇoÄŸu ÅŸeyin birinin kontrolü dışında olması korkutucudur. Bir maçta, topun filenin tepesine çarpıp, kısacık bir an içinde öteki tarafa geçeceÄŸi ya da geri düşeceÄŸi anlar vardır. Azıcık bir ÅŸans ile top öteki tarafa geçer ve kazanırsınız. Ya da geçmez, ve siz kaybedersiniz.
Klasik öğeler çerçevesinde çok ÅŸaşırtıcı bir ÅŸekilde ilerliyor senaryo. Hiç de beklenmedik bir ÅŸekilde sonlanıyor. Chris Wilton baÅŸarılı bir tenis oyuncusuyken, profesyonel sporu bırakıp para için hocalık yapmaya baÅŸlıyor, sonra ders verdiÄŸi zengin iÅŸadamının kız kardeÅŸiyle bir iliÅŸkiye baÅŸlıyor ve evleniyor ancak bu sırada artık kayınbiraderi olan öğrencisinin Amerika’lı niÅŸanlısına aşık oluyor, ve yasak bir aÅŸk baÅŸlıyor. Buraya kadar herÅŸey çok klasik, ancak sonlara doÄŸru film kliÅŸelere uymuyor.
Chris Wilton’ın artık çok ilerleyen bu yasak iliÅŸki için bir karar vermesi gerekiyor. Ya zengin ve varlıklı bir yaÅŸamı bırakacak ve ÅŸehvetle aÅŸk yaÅŸadığı Amerikalı sevgilisiyle birlikte olacak, ya da yasak iliÅŸkiyi sonlandırıp, yuvasına geri dönecek. Ancak hiçbir yasak iliÅŸkiyi bitirmek kolay olmadığı için ve ortada bir de gayri meÅŸru hamilelik olduÄŸu için Chris kafayı kırıyor, ve sevgilisini karnındaki bebeÄŸiyle birlikte, ve komÅŸusuyla birlikte öldürüyor ve bir soygun süsü veriyor bu cinayete. Ve sonunda da bu iÅŸten yırtıyor. Mükemmel cinayet iÅŸlenmiÅŸ oluyor. Chris Wilton ailesinin ve çocuklarının yanına, mutlu yuvasına geri dönüyor, bu cinayette bir gazete küpüründen baÅŸka birÅŸey olarak kalmıyor.
Helal olsun dedim. Hiç beklenmedik bir sondu bu filmin sonu. Özellikle ince ruhlu bir insanın, zengin yaÅŸamı seçip, dünyalar güzeli ve aşık olduÄŸu bir kızı öldürebilmesi, ve bundan sıyrılması daha önce hiç izlemediÄŸim tipte bir sondu. Demek ki insan iyi bir hayat yaÅŸamak için dünyalar güzeli bir Scarlett Johansson’ı bir tüfek ile vurabiliyor
Bu bana bir ÅŸiiri anımsattı ayrıca; aslında bir ÅŸiir de deÄŸil bu sanırım. Oscar Wilde‘ın Each Man Kills the Thing He Loves adlı Reading Zindanı Baladı’ndan bir parça. Şöyledir;
the man had killed the thing he loved,
and so he had to die.
*
yet each man kills the thing he loves,
by each let this be heard,
some do it with a bitter look,
some with a flattering word.
the coward does it with a kiss,
the brave man with a sword!
some kill their love when they are young,
and some when they are old;
some strangle with the hands of lust,
some with the hands of gold:
the kindest use a knife, because
the dead so soon grow cold
some love too little, some too long,
some sell and others buy;
some do the deed with many tears,
and some without a sigh:
for each man kills the thing he loves,
yet each man does not die.
he does not die a death of shame
on a day of dark disgrace,
nor have a noose about his neck,
nor a cloth upon his face
nor drop feet foremost through the floor
into an empty space.
SaÄŸolsun Özdemir Asaf, bu eseri Türkçe’ye çevirmiÅŸtir ben de sizlerle buradan paylaÅŸabilmekteyim.
sevdiği bir kadını öldürmüşdü bu adam
ve şimdi buna karşı verecekdi canını.
*
ama gene de herkes sevdiğini öldürür,
bu böyleyce biline,
kimi bunu kin yüklü bakışlarıyla yapar,
kimi de okşayıcı bir söz ile öldürür,
korkak, bir öpücükle,
yüreklisi kılıçla, bir kılıçla öldürür!
kimi insan aşkını gençliğinde öldürür,
kimi sevgilisini yaşlılığına saklar;
bazıları öldürür arzunun elleriyle,
altın‘ın elleriyle boÄŸar bazı insanlar:
bunların en üstünü bıçak kullanır çünkü;
böylelikle ölenler çabuk soğuyup donar.
kimi insan az sever, kimisi de çok uzun,
kimiler aşk satar, kimileri satın alır;
kimileri de yapar bu işi gözyaşıyla,
kimilerinde aşka serin kanla kıyılır:
hemen herkes bu tür öldürür sevdiğini,
ama bundan ötürü herkes asılmamışdır.
kim gider ölümüne utandırılırcana
kapkara günlerini yaşarken hayatının,
kimsenin idam ipi dolanmamış boynuna,
ne maske örtülmüşdür üstüne suratının,
ve ne de hiç kimsenin ayağının altına
boşluğu serilmişdir döşeme kapağının.
Bu şiire göre karakterimiz Chris Wilton aşkını öldürenlerin en üstünüdür. Bıçak yerine tüfek kullansa da çabuk olmuştur.
Filmi seyredin tavsiye ediyorum…
MeÅŸhurluk: 10%