Recep İvedik

Recep İvedik filmine ilk gün gittim.

Çok güldüm. Yarıldım… Gözümden yaÅŸ aktı…

Ama farkındaydım. Bu filmden sanatsal birşey beklemiyordum. Amaç sadece gülmekti. Ve onu da yerine getirdim. Zaten oldum olası hayattaki hayvanlıkların güzelce gözlemlenip, önümüze sunulmasına bayılmışımdır.

Çok güldüm. Gene izlesem gene gülerim… Çok basitsin, nasıl gülüyorsun diyenlere de Recep İvedik gibi “hihiehieeyt” diyerek gülerim gerekirse :)

MeÅŸhurluk: 3%


Selvi Boylum Al Yazmalım

Al Yazmalımİnanmayacaksınız belki ama bu filmi daha 2 gün önce ancak izleyebildim. Hep yarım kaldı, hiç bir zaman ortasından ilerisini izleyemedim. Google Videos saÄŸolsun, bütün film internette bulunuyor siz de buraya tıklayarak yeniden izleyebilirsiniz…

Çok yazamayacağım, dökmek istemiyorum…

Filmde Asya kızımız sevgi ile aÅŸk arasında kalıyor ve birini seçmesi gerekiyor. İlyas’ın aÅŸkı mı, CemÅŸit’in sevgisi mi? İlk görüşte kapıldığı ve hayatını zehire çeviren ama çok özlediÄŸi bir aÅŸk mı, yoksa çok emek verilmiÅŸ, fedakarlıklarla büyütülmüş bir sevgi mi?

Asya sevgiyi seçiyor… İnsan içinden izlerken CemÅŸit’i, yani sevgiyi seçmesini diliyor… Ama kendini Asya’nın yerine koyunca karar veremiyor… Ne de olsa insanoÄŸlu bencil! Sevgi mi AÅŸk mı?

Çok güzel bir yorum okudum kutsal bilgi kaynağında bu film ile ilgili… Onu da paylaÅŸmak istiyorum;

aski ve emegi karsi karsiya getiren film, ikisinden ancak birine kazandiran, birine kacinilmaz olarak kaybettiren. ama guzel film, hem de cok.

bir kamyoncu ve koylu kizin aski. ne kadar ‘basit’ bir denklem. belki filmdeki karakterler boyle sade oldugu icin meselesini anlamak daha acik ve kolay, uzerine dusunmek boyle guzel. gazetelerdeki kisa film tanitimlarinda hep ozetlendigi uzere ‘kamyoncu ile koylu kizinin ask oykusu’…aslinda bu kadar basit. kisa.

bu hikayenin oznesi aslinda asya. asik olan asya, masuk olan ilyas. ilyas da asik ama yeterince degil. ilyas neden terk eder gozgore gore asyayi, o kadar sevdigi kadini, kalbini kirar, tokat atar herkesin icinde. acmaz icini, paylasmaz derdini, tasasini, an gelir dengi olarak gormez asyayi. ona cok asik olusunu mu kendire yediremez? neden kacar asyadan? hissettigi seyle belki yuzlesebilmis, kendini ayni seviyeye cekebilmis, kendinden gecebilmis, vazgecebilmis degil, asik olma uzerinden kendini asyaya esitleyebilmis degil. ilyas’in once isi var, kamyonu var, hep elinin altinda ‘dilek hanim’i var.

ve cemsit…cemsit ilk bakista emek vererek aski kazanmis gorunse de oyle degil. asik oldugu kadini, yani asya’yi kazaniyor, emek vererek, bekleyerek, sabrederek iyilik gosterek, ona ve cocuguna. asyayi kazaniyor, ama asyanin askini degil. ben cemsit’e cok isinamadim hic bir zaman. butun iyicilligine ragmen, hatta belki bu sebepten. iyiliginin karsilligini eninde sonunda bekledigi icin, asya’nin icinin gittigini bile bile cekip aldigi icin. samet’e kendine baba dedirtigi icin, ‘samet ona baba demisti, onu babaliga secmisti’ degil midir karar aninda asya’nin aklindan gecenler? evet, sevmistir emek vermistir ama sevdigi kadinin vicdanina oynayarak kazanmistir onu. nasil kaldirir asya’nin yuregi orada gozu arkada kalirken ’seninim, alip gotursene beni’ derken icinden, cemsitin arkasindan gitmeyi? ne yapmistir cemsit asya’ya, boyle bir fedakarligi hakedebilmek icin? emek midir simdi bunun adi? emek dedigin ‘iyilik yap denize at’ olmali belki de, cok zor olsa da.

ve dilek hanim. nedense onu pek dusunmuyoruz, filmin sevenleri olarak. kimbilir belki o da ilyas icin neler neler yapti, bilmiyoruz. film buna musaade etmiyor. ‘dilek hanim’ ustelik sarisin, sehirli. her seyiyle asya’nin ‘otekisi’. ilyas’a asik olsa da ‘ben de sevdim ama, o senin karin, ustelik cocugun da var’ diye vazgecebiliyor, sonra beraber gitseler de. mesela cemsit bunu yapmiyor, yuzlesmiyor. ‘dilek hanim’lar ne yapar ‘gercek hayat’ta acaba, mesela ilyas onu terk ettikten sonra? bence dilek hanim biraz cemsit gibi, ilyas icin. ama o kaybediyor, asik olsa da, herseyi vermeye razi olsa da kaybediyor, cemsit kazanirken. kadinlar daha kolay kaybeder boyle durumlarda, ondan midir acaba? neden dilek hanim kaybediyor, o da eliden geleni vermez miydi, vermemis midir ilyas icin?

ve al yazmali, selvi boylu asya. mutfak camindan dilek hanim’i kocasini gogsunden operken gordugunde ‘ben kocami hic gogsunden opmedim’ diye uzulen, kiskanan asya. guvensiz, cekingen, korkak bir kizcagizin hisleri bunlar. kocasini gogsunden opemeyen asya sonra ‘coskun akan sular durulunca’, dinleyince kendini yillar yili, olgunlasinca geliyor hikayenin ikilemini asktan degil emekten yana tercih yaparak cozme noktasina. asya degisiyor. asyacik ne diyor, kendince cikmazindan cikmaya calisirken, ‘sevgi, iyilikti, dostluktu, insan emegiydi’, dogru diyor ama sevginin tanimini yapiyor, askin degil. ask ise yillar sonra yarali halde eve gelen ilyasi gorunce tir tir titreyen elleri. ne olur ‘gercek hayat’ta asyaya? sakin, huzurlu bir hayat surer cemsit ile asya. fena bir hayat sayilmaz ama..’ama’si var iste, hem de cok buyuk bir ama.

(selviboylumalyazmalim, 23.10.2005 09:56 ~ 10:01) Sourtimes

MeÅŸhurluk: 5%


Åžahan Gökbakar’dan Recep İvedik

Åžahan Gökbakar ilk olarak TV8‘de Dikkat Åžahan Çıkabilir adlı programı yapmaya baÅŸladığında çok baÅŸarılı bulmuÅŸtum, uzun süredir o tarzda bir komedi görmemiÅŸtik. Karakterleri ve geyikleri baÅŸarılıydı. Ancak meÅŸhur oldukça aynı tadı vermemeye baÅŸlamıştı, gülmez olmuÅŸtum ÅŸahsen, hele ATV’ye transfer olunca hiç eÄŸlenceli gelmemiÅŸti. Ancak o zamanlardan komik bulduÄŸum karakterlerden biri Recep İvedik karakteriydi. Camın önünde aÄŸzında sigarası birası ile tanışmıştık. Bir Halime’si vardı. Belini kırmıştı onun, sonra evlendiler. Sonra Recep Kim 500 Milyar İster yarışmasına katıldı. Sonra da Buzda Dans’ta göründü.

Åžimdi ise sinemalarda! Evet yanlış duymadınız. Åžubat ayının sonunda bir film ile karşımıza gelicek Recep İvedik. Fragmanından anladığım kadarıyla güneyde geçecek ve kıroluk ve hayvanlarıklarına devam edecek Recep İvedik. Komik olabilir, güzel zaman geçirilebilir, bakalım göreceÄŸiz….

MeÅŸhurluk: 10%


Blades of Glory

Blades of Glory Poster

Bu filmi aylar öncesinden duydum, sinemaya geldi izleyemedim ancak bundan1.5 ay önce DVD’sinden izleyebildim. Gülemedim. Acaba gülecek modda mı deÄŸildim? Yoksa çok mu kötüydü film?

Film tamamen cıvık bir komedi olacağını biliyordum. Zaten Will Ferrell’ı SNL’den beri takip ederim, en favori filmim de tabii ki A Night At The Roxbury’dir.

Filmimizin hikayesi kısaca şu. İki ezeli artistik buz patencisi, bir müsabakada eşit puan alarak birinciliği paylaşırlar, ancak bunu kabullenemezler ve buz pistinde tekme tokat kavgaya tutuşurlar ve bu spordan men edilirler.

Bundan sonraki hayatları tam bir sefaletle ve buz pateni özlemiyle geçer. Taaki biri kural kitabında bir açık bulur ve ikisinin de birlikte çiftler kategorisinde yarışabileceklerini farkederler ve komik olması beklenen olaylar dizisi başlar :)

Belki kafa bir arkadaÅŸ grubu ile komik gelebilir ama yalnızken kesinlikle gülünemeyecek bir film. Ama gene de tavsiye ediyorum, tebessüm oluÅŸuyor Will Ferrell’ı görünce insanın yüzünde :)

MeÅŸhurluk: 5%


The Heartbreak Kid

Sinema fobimi yendiğimden beri gidip de aşırı derecede eğlendiğim ilk film bu The Heartbreak Kid, yani Türkçe meali ile Şıpsevdi.

Heart Break Kid - ŞıpsevdiBen Stiller’ın çoÄŸu filmine artık bayılıyorum. Bu adamın gerçekten ilginç bir komikliÄŸi var, mimikleri ve başına gelen bahtsızlıklara karşı verdiÄŸi o duraklayan soÄŸuk duruÅŸu gülmemi saÄŸlıyor.

Filmimiz artık evlenme zamanının gelip geçtiÄŸi paniÄŸine kapılan Eddie karşısına çıkan ilk kız Lila’yla evlenir ancak balayında onu hiç tanımadığını ve büyük bir hata yaptığını anlar. Ancak aÅŸk gene aralardan sızmayı baÅŸarır ve balayında tanıştığı Miranda’dan çok hoÅŸlanır ve olaylar geliÅŸir.

Film bir insanla evlenmeden önce iyice tanımanın gerekliliğini çok güzel vurguluyor. Bu da beni başka bir yazı yazmaya zorlatıyor ileriki günlerde :)

Filmin bir baÅŸka güzel yanı da ÅŸu oluyor. DiÄŸer bir sevdiÄŸim Stiller, Jerry Stiller, Ben Stiller’ın babası rolünde ve beni oynadığı baba rolüyle kırıp döküyor.

Bunlara ek olarak da 2 güzel hatun kişimiz var, Michelle Monaghan ve Malin Akerman.

Eğer stresten biraz uzaklaşıp, gülüp deşarj olmak istiyorsanız bu filmi kesinlikle izlemenizi öneriyorum.

MeÅŸhurluk: 5%


Simpsons The Movie

Simpsons the Muvi

Evet film yazılarıma biraz geri döneyim… En uzun süreli yayınlanan çizgi dizi olma rekorunu elinde barındıran The Simpsons’ın bu yaz bir filmi geldi sinemalara. Yanlış hatırlamıyorsam 18 yıldır devam etmekte olan bu serinin filmi hayranları tarafından da merakla bekleniyordu.

Ben hem yazın olmasından (yazları sinemaya gitmek out) hem de filmin dublajlı bir şekilde yayınlanmasından ötürü gitmedim tabiki de. Gerçi abim gitmiş sinemada, dublaj seslerinin orjinal seslendirmelere çok benzer tutulduğunu  söyledi.

Neyse edindim filmi geçen ay en korsanından, izleyiverdim. Film hoş tabii ki de, bir Simpsons sever olarak beğenmemek zor. Ancak filmde Mr.Burns  ve bir kaç diğer karekterin bulunmamasını eksik hissettim. Gerçi filmin konusu gereği çok da gerek olmayan karakterler ancak insan gene de görmek istiyor.

Film, uzun soluklu bir dizi bölümü gibi. Simpsons’ın bölümleri kısa gelenler için alın size 90 dakikalık bir Simpsons bölümü :)

MeÅŸhurluk: 9%


Balans ve Manevra’dan Hayat

Teoman’ın Balans ve Manevra filmini sevmeyenleri anlayabilirim ama berbat, sakın gitmeyin diyenleri anlayamıyorum. Ben ÅŸahsen bayılmıştım filme, filmin içindeki diyaloglara ve suskunluklara.

Bu film hayatı çözmüş ve bize aktarıyor. Hayat dediğin nedir ki?

Hayat iÅŸte budur!

MeÅŸhurluk: 9%


Match Point - Maç Sayısı

Match Point - Maç Sayısı AfiÅŸBu filmi de izleyecektik zamanında sinemada, ama kaçırmıştık. Geçen (geçen dediÄŸim 1 ayı geçti) DVD’sini gördüm izleyim dedim…

Çok hoÅŸuma gitti film. İngiltere ortamı çok hoÅŸuma gitti. Amerika’da geçmemesi hoÅŸ, Avrupai bir hayat tarzında ikili iliÅŸkiler ve aÅŸk görüyoruz. Scarlett Johansson ise Amerika’lı olarak renk katıyor filmimize. Kendisi çok güzel, taÅŸ, melek, muhteÅŸem bir varlık :) .

Film, kahramanımız Chris Wilton‘ın ÅŸu konuÅŸması ile baÅŸlıyor;

The man who said “I’d rather be lucky than good” saw deeply into life. People are afraid to face how great a part of life is dependent on luck. It’s scary to think so much is out of one’s control. There are moments in a match when the ball hits the top of the net and for a split second it can either go forward or fall back. With a little luck it goes forward and you win. Or maybe it doesn’t and you lose.

Yaaani diyor ki;

İyi olacağıma ÅŸanslı olmayı tercih ederim” diyen adam hayatı derinlemesine görmüştür. İnsanlar hayatın ne kadar büyük bir kısmının ÅŸansa dayalı olduÄŸuyla yüzleÅŸmeye korkuyorlar. ÇoÄŸu ÅŸeyin birinin kontrolü dışında olması korkutucudur. Bir maçta, topun filenin tepesine çarpıp, kısacık bir an içinde öteki tarafa geçeceÄŸi ya da geri düşeceÄŸi anlar vardır. Azıcık bir ÅŸans ile top öteki tarafa geçer ve kazanırsınız. Ya da geçmez, ve siz kaybedersiniz.

Chris WiltonKlasik öğeler çerçevesinde çok ÅŸaşırtıcı bir ÅŸekilde ilerliyor senaryo. Hiç de beklenmedik bir ÅŸekilde sonlanıyor. Chris Wilton baÅŸarılı bir tenis oyuncusuyken, profesyonel sporu bırakıp para için hocalık yapmaya baÅŸlıyor, sonra ders verdiÄŸi zengin iÅŸadamının kız kardeÅŸiyle bir iliÅŸkiye baÅŸlıyor ve evleniyor ancak bu sırada artık kayınbiraderi olan öğrencisinin Amerika’lı niÅŸanlısına aşık oluyor, ve yasak bir aÅŸk baÅŸlıyor. Buraya kadar herÅŸey çok klasik, ancak sonlara doÄŸru film kliÅŸelere uymuyor.

Chris Wilton’ın artık çok ilerleyen bu yasak iliÅŸki için bir karar vermesi gerekiyor. Ya zengin ve varlıklı bir yaÅŸamı bırakacak ve ÅŸehvetle aÅŸk yaÅŸadığı Amerikalı sevgilisiyle birlikte olacak, ya da yasak iliÅŸkiyi sonlandırıp, yuvasına geri dönecek. Ancak hiçbir yasak iliÅŸkiyi bitirmek kolay olmadığı için ve ortada bir de gayri meÅŸru hamilelik olduÄŸu için Chris kafayı kırıyor, ve sevgilisini karnındaki bebeÄŸiyle birlikte, ve komÅŸusuyla birlikte öldürüyor ve bir soygun süsü veriyor bu cinayete. Ve sonunda da bu iÅŸten yırtıyor. Mükemmel cinayet iÅŸlenmiÅŸ oluyor. Chris Wilton ailesinin ve çocuklarının yanına, mutlu yuvasına geri dönüyor, bu cinayette bir gazete küpüründen baÅŸka birÅŸey olarak kalmıyor.

Match Point - Maç SayısıHelal olsun dedim. Hiç beklenmedik bir sondu bu filmin sonu. Özellikle ince ruhlu bir insanın, zengin yaÅŸamı seçip, dünyalar güzeli ve aşık olduÄŸu bir kızı öldürebilmesi, ve bundan sıyrılması daha önce hiç izlemediÄŸim tipte bir sondu. Demek ki insan iyi bir hayat yaÅŸamak için dünyalar güzeli bir Scarlett Johansson’ı bir tüfek ile vurabiliyor :)

Bu bana bir ÅŸiiri anımsattı ayrıca; aslında bir ÅŸiir de deÄŸil bu sanırım. Oscar Wilde‘ın Each Man Kills the Thing He Loves adlı Reading Zindanı Baladı’ndan bir parça. Şöyledir;

the man had killed the thing he loved,
and so he had to die.
*
yet each man kills the thing he loves,
by each let this be heard,
some do it with a bitter look,
some with a flattering word.
the coward does it with a kiss,
the brave man with a sword!

some kill their love when they are young,
and some when they are old;
some strangle with the hands of lust,
some with the hands of gold:
the kindest use a knife, because
the dead so soon grow cold

some love too little, some too long,
some sell and others buy;
some do the deed with many tears,
and some without a sigh:
for each man kills the thing he loves,
yet each man does not die.

he does not die a death of shame
on a day of dark disgrace,
nor have a noose about his neck,
nor a cloth upon his face
nor drop feet foremost through the floor
into an empty space.

SaÄŸolsun Özdemir Asaf, bu eseri Türkçe’ye çevirmiÅŸtir ben de sizlerle buradan paylaÅŸabilmekteyim.

sevdiği bir kadını öldürmüşdü bu adam
ve şimdi buna karşı verecekdi canını.
*
ama gene de herkes sevdiğini öldürür,
bu böyleyce biline,
kimi bunu kin yüklü bakışlarıyla yapar,
kimi de okşayıcı bir söz ile öldürür,
korkak, bir öpücükle,
yüreklisi kılıçla, bir kılıçla
öldürür!

kimi insan aşkını gençliğinde öldürür,
kimi sevgilisini yaşlılığına saklar;
bazıları
öldürür arzunun elleriyle,
altın‘ın elleriyle boÄŸar bazı insanlar:
bunların en üstünü bıçak kullanır çünkü;
böylelikle ölenler çabuk soğuyup donar.

kimi insan az sever, kimisi de çok uzun,
kimiler aşk satar, kimileri satın alır;
kimileri de yapar bu işi gözyaşıyla,
kimilerinde aşka serin kanla kıyılır:
hemen herkes bu tür öldürür sevdiğini,
ama bundan ötürü herkes asılmamışdır.

kim gider ölümüne utandırılırcana
kapkara günlerini yaşarken hayatının,

kimsenin idam ipi dolanmamış boynuna,
ne maske örtülmüşdür üstüne suratının,
ve ne de hiç kimsenin ayağının altına
boşluğu serilmişdir döşeme kapağının.

Bu şiire göre karakterimiz Chris Wilton aşkını öldürenlerin en üstünüdür. Bıçak yerine tüfek kullansa da çabuk olmuştur. :)

Filmi seyredin tavsiye ediyorum…

MeÅŸhurluk: 10%


Ümit Besen ve Nikah Masası Üzerine

Ümit Besen Nikah MasasıGeçenlerde sınavlarıma çalışırken Kanal 1‘de Nikah Masası filmine denk geldim ve izledim. Siz düşünün artık ne kadar disiplinli bir ÅŸekilde finallerime hazırlandığımı :D .

Nikah Masası filmi 1982 yapımı Temel Gürsu‘nun yönettiÄŸi, Ümit Besen, Banu Alkan ve ÅŸaşırtıcı bir ÅŸekilde Güner Ümit‘in oynadığı bir müzikal dram bir film. Hikaye klasik, Banu Alkan ile Ümit Besen sözlüdür, evleneceklerdir, ancak zengin haylaz delikanlı Güner Ümit, kızın aklını çeler, Ümit Besen fakir olduÄŸu için tercih edilmez. Ancak gel zaman git zaman Ümit Besen meÅŸhur, zengin bir ÅŸarkıcı olur, Güner Ümit ise aile servetini yer bitirir, iÅŸler tersine döner, tam bir arabesk anlayacağınız.

Hatta, Ümit Besen terkedilince Banu Alkan’a aldığı gelinlik ile penis gibi kala kalır ortada, o gelinliÄŸi saklar. Taaki bir ortak tanıdıkları evleninceye kadar. O tanıdıklarına o gelinliÄŸi hediye eder, Banu Alkan ve sevgilisi Güner Ümit de o düğüne gelir, Banu Alkan Ümit Besen’in ona aldığı gelinliÄŸi baÅŸkasının üzerinde görünce bozulur (klasik karı milleti iÅŸte madem bozulcan neyyyyyyse…) . Ümit Besen de orada meÅŸhur ÅŸarkıyı olur, Banu Alkan’ın burnu içeri kaçar ve göt ÅŸekline bürünür :)

Şimdi bu yazıyı yazmamın amacı o şarkıda kafama takılan bir ikilem. Diyor ki Ümit Besen abimiz;

nikah masasına oturdun işte
dayanmak çok zormuş böyle sevince
sana mutluluklar sözüm kardeşçe
at artık imzanı git bir an önce

Buradaki dayanmak çok zormuş böyle sevince cümlesi acaba ne manada kullanılıyor. Yoksa burası özellikle Ümit Besen tarafından çift manalı, ucu açık mı bırakılmış? Böyle çok sevince mi dayanmak zor, yoksa böyle bir evlilik sevincine dayanmak mı çok zor? Sorarım size ey insancıklar! :D

Bir de YouTube’da çok meÅŸhur bir Sims oyunu uyarlaması var bu ÅŸarkının paylaÅŸmadan geçemeyeciÄŸim. İzleyiniz!

MeÅŸhurluk: 25%


Beni AÄŸlatan Filmler

AÄŸlayan SuratŞöyle bir düşündüm beni ne filmler aÄŸlattı diye. Duygusal biri olmama raÄŸmen, erkeklikten dolayı aÄŸlamam. BoÄŸazım düğümlenir, gözlerim büyür ama aÄŸlamam. Boys Don’t Cry hesabı :) .

Nedir bu filmler diye sorarsanız size söylerim ve şiddet ile tavsiye ederim.

1- Forest Gump

İlk kez beni hüngür hüngür ağlatan filmdir. Zihinsel olarak geri bir insanın çocukluğundan itibaren Amerika ve Dünya tarihine şahit olması, olaylarda farkında olmadan aktif ya da pasif roller alması anlatılır. Forest Gump insanoğlunun bozulmamış saflığını yansıtır. Hatta yansıtmaz o saflığın ta kendisidir İçinde kötülük yoktur. Her olayı kendince yorumlar masum bir şekilde. Ayrıca çok masum bir çocukluk aşkı vardır, ancak her aşk gibi ona mutluluktan çok acı getirmiştir. Tom Hanks çok iyi canlandırmıştır bu karakteri. İnsanın hayatının ne tür tesadüflerle dolu olduğunu gösterir. (Ama ben tesadüflere inanmam kaderciyimdir :) ). Gerçek dostluklar vardır, ölümün ardından beri devam eden. Tavsiye ediyorum.

Fragmanı

2- Eternal Sunshine of The Spotless Mind - Sil BaÅŸtan

Jim Carey ve Kate Winslet’in baÅŸrolde olduÄŸu, Kirsten Dunst ve Elijah Wood’un yan rollerde olduÄŸu, zengin kadrosu ve çok sıradışı senaryosu ile çok baÅŸarılı bir film. Bu film ülkemize Amerika’da vizyona girdikten tam 2 yıl sonra Sil BaÅŸtan ismi ile gelmiÅŸtir. Ben film gelmeden internetten DVD’sini alıp izlemiÅŸtim. Hüngür hüngür aÄŸlatan, çok sıradışı bir film. Filmde bir ÅŸirket insanların istedikleri hatıraları hafızalarından silebilmektedir. Ayrılan sevgilisi Clementine‘ın kendisini hafızasından sildirdiÄŸini öğrenen Joel, çok sinirlenip bu ÅŸirkete baÅŸvurarak Clementine’ı hafızasından sildirme kararı alır. Ve filmimiz iliÅŸkinin başından sonuna doÄŸru teker teker anıların silinmesini gösterir. GeçmiÅŸe doÄŸru ilerleyen bir filmdir ve kötü bir iliÅŸkinin aslında ne kadar güzel, saf ve heyecanlı bir ÅŸekilde baÅŸladığını gösterir. Joel bu iÅŸlem sırasında Clementine’ı ne kadar çok sevdiÄŸini anlar ve hafızaların silinmesine karşı koyar. Çok duygusal bir film. Hafızada yaÅŸanan olaylar beni hüngür hüngür aÄŸlatmıştır. Jim Carrey’nin insanı güldürmekten vazgeçip daha çok dram ve romantik filmlerde oynaması gerektiÄŸini düşünüyorum. Ayrıca filmden Beck‘in coverladığı Everybody’s Gotta Learn Sometimes ÅŸarkısı çok vurucu bir ÅŸarkıdır. Hepsini tavsiye ederim.

Fragmanı

3- Babam ve OÄŸlum

Bu filme aÄŸlamadım diyen ya ruhsuzdur, ya da yalan söylüyordur. Bütün Türk halkı aÄŸladı. Çok damar bir konudan, baba oÄŸul iliÅŸkisinden girilmiÅŸ. ÇaÄŸan Irmak bütün Türkiye’yi aÄŸlatmayı baÅŸardı. İnanımaz derecede saygın bir kadro, Ege havası ve babalar ve oÄŸullar. Fikret KuÅŸkan’ın canlandırdığı Sadık karakterinin oÄŸlu Deniz’e her Babacım deyiÅŸi, Sadık’ın gençlik aÅŸkı ile olan konuÅŸması, Salim’in “Mutluyuz dimi abi?“, son sahnede dedenin yakarışı… Bir çok ciÄŸer sökücü sahne var. Bu konu insanların en yaralı olduÄŸu konulardan biridir. Baba iliÅŸkileri. İzlemeyen insan kalmamıştır kanımca. Herkesi aÄŸlattığı gibi beni de aÄŸlatmıştı.

Fragmanı

MeÅŸhurluk: 9%