Kendime bir not, ya da bir itiraf bu…
Herşey hakkında yazabilirim, anlatabilirim, konuşabilirim. Birini ne kadar çok sevdiğimi, birinden ne kadar çok hoşlandığımı, biriyle ne kadar iyi vakit geçirebildiğimi, birinden ne kada çok nefret ettiğimi, birine nasıl nötr olduğumu, kim olduğumu, kim olmak istediğimi, nasıl yaptığımı, nasıl yapmak istediğimi, onu, bunu, şunu, gelenekleri, görenekleri, arkadaşları, dostları, düşmanları, ayıpları, utangaçlıkları, seksi, erotizmi, sapıklık ve sapkınlığı, anomalilikleri… Hayatı yaşar, yaşarken gözlemler ve mavra-geyik bir biçimde yazı ya da sözel olarak kelimelere dökebilirim.
Dökebilirim ama bunları yapmak için kafanın dinç olması gerek… Yazacak o kadar çok şey taslakta bekliyor ki aklınız almaz. Bütün taslak yazıların yayınlanmak üzere resmi bile hazır. Konu başlıkları var, ama kelimeler kafamın derinliklerinde. Ama yazmak için bende o enerji şu aralar yok. Yazsam çok eğlenceli olacak biliyorum. Benim yazarken hoşuma gittiği kadar sizin de okurken hoşunuza gidecek…
Ama işte onlarca şey anlatıp da anlatamadığım tek şey de bu. Sıkıntılarım… Anlatsam anlatamam, anlaşılamaz… Beni yazamayacak kadar çok bıkkın hale getiren ne anlatamam. Neler yapıyorsun sorusuna verebildiğim tek cevap; “Aynı rutin evden işe işten eve” cevabı oluyor, bu da insanları tatmin etmiyor… Öğrencilik ne güzelmiş… Şimdi bütün gün mesai var, bütün gün, gece uyurken bile kafada iş, iş, iş…
İşte bu yüzden yazdım mı bir anda yazıyorum. Bir fırsat yakalamışken, kafayı toparlayıp konsantre olmuşken fışkırtıveriyorum birkaç yazı. Ona da halim yoksa, çerez kıvamınd bol resimli, az yorumlu ve yazılı bir kaç yazı fışkırtıveriyorum…
Fışkırtmalarım devam edecek… Söz şu taslaklarını hepsini yazıya döküp kurtulacağım ilk fırsatta
Popularity: 1%
Meşhur Yazılar