Mental Facebook

Mental Twitter

Mental Twitter

    Twitter'ıma Gel

    Arşivler

    Lost Nereye Varacak?

    2007 yılından beri Lost izliyorum. Her sezonu da merakla beklerim. Yayınlanan her bölümü ertesi gün çeker ve izlerim. Ancak artık işin boku çıktı. Dizi adaya düşen kayıplardan çok mistik birşeye dönüştü. Kim nerede, hangi zamanda, kim yaşıyor, kim kimi görmüştü herşey o kadar çok karıştı ki. Bunun sebeplerinden biri de araya giren uzun aralar. Son 2 sezon, sezonu Mayısta bitirip diğer seninin Şubat ayında açtılar. İnsan ister istemez unutuyor.

    Bu final sezonunda artık herşeyi açıklığa kavuşturacaklar dedik, ama işler gittikçe boka sarıyor. Hala adanın görmediğimiz birçok şeyi karşımıza çıkıyor. Paralel evren mi, alternatif evren mi? Ortada artık ne Benjami var ne Richard. Jacob bile yok. İyi kötü savaşı, ruhlar alemine döndü. Ne güzel mutlu mesut yaşıyorlardaı ilk 4 sezon boyunca. Sonradan işe çomak soktular, adayı taşıdılar, zamanda dolanıp durdular. Noldu aksaçlı teyzeye Eloise’e? Widmore’a ne oldu? Adayı aramayı bıraktı mı bu kadar yaklaşmışken? Dharma neydi? Others neden adaya hakimken bir anda kendini ortadan yok etti. En başından beri neden bu kazazedelere zulüm ettiler? Neden adada çocuklar ölü doğuyordu? Nedenler nedenler nedenler!

    Bakalım nasıl bağlayacaklar bu işin sonunu. Eğer tatmin edici bir son ile bitmezse inanın çok tadım kaçar. Bu dizide benim 3 yıllık emeğim var :)

    Popularity: 1%

    Priviyısli on Lost

    Ulan nasıl geçecek bu 9 ay demiştik Mayıs ayında Lost’un 5.sezonu sona erince. İşler 5. sezonda  daha da karıştı, ne lanet bu adaymış bu dedik. Sonunda da Jacob’ı görme şerefine eriştik. “God Loves You As He Loved Jacob” sözüne istinaden, gerçekten Allah Jacob’ı canlandıran Mark Pellegrino’yu seviyor olmalı, kendisini ardarda hem Prison Break’te hem Lost’ta görme şerefine eriştim. Başarılı ve keliminin sözlük anlamıyla “Cool” bir oyuncu.

    Herneyse ömür bitiyor bu 9 ay mı geçmeyecek, o da geçti bitti ve bu hafta Lost’un 6.sezonu oynamaya başladı. Hem de iki bölüm birden.

    Bütün bir yaz boyunca acaba ne olacak diye kafa patlattık. Hepimiz birer zaman yolcuğu uzmanı olduk. Hepimiz birer Back To The Future Profesörü Doc Brown kesildik. Acaba kayıp kahramanlarımız geçmişi değiştirip, ilk başladıkları nokta olan Flight 815′e geri mi döneceklerdi. Yoksa zamanı ve kaderi değiştirmek imkansız mıdır? Yaşanan yaşanmıştır ve yapacaklarımız sadece birer farklı paralel evren mi oluşturur?

    Bakalım bunların ve merak ettiğimiz bir çok ada sırrının cevaplarını artık bu final sezonunda öğreneceğiz. Şimdilik, ilk iki bölümden öğrendiğimiz, black smoke’un aslında ne olduğu. Gidişat da gösteriyor ki, zamanda yaptıkları etki birer paralel evren oluşturmaktan başka birşey yaratmadı. Ama bu bölümde önümüze bir de temple bilmecesi çıktı. Bu japon ve ekibi, bütün olaylar yaşanıp dururken oradalar mıydı?

    Her salı izleyip öğreneceğiz. Kaçırmayın…

    Popularity: 1%

    Ezel

    Genelde Türk dizilerinden pek yazmaya değer birşey bulmuyorum. En fazla bir Türk dizisini bir sezon takip edebiliyorum. 1.sezonun sonu 2. sezonun başı beni aşırı derecede bayıyor çünkü Türk dizileri. Ee siz de 40 dakikalık yabancı dizilerin kalitesine alışmışsanız eğer size de bir yerden sonra kabak tadı verebiliyor Türk yapımı diziler.

    Gene de bir çok Türk dizini kolaylıkla takip edebiliyorum. Her gün bir yemek sonrası ritüelim olan Türk kahvesi sefamda, 20 dakika boyunca bütün dizilerin Geniş Özetini izleyerek neler olup bittiğini takip edebiliyorum. Siz de deneyin. Takip etmediğiniz bir dizinin sadece bölüm öncesi özetlerini izleyin. İnanın diziyi izlemişten daha iyi olacaksınız, aradaki o boşlukları doldurmak için çektikleri zırvalıkları izlemeden hikayeyi izlediğiniz için.

    Konuya dönmek gerekirse, bu sezon başında iddialı bir yapım, iddialı bir kadro ile başladı Ezel dizisi. Ve çevremden gözlemlediğim kadarıyla da aşırı derecede tutmuş bir dizi. Hatta öyle bir takip ediliyorki, normalde Türk dizilerini takip etmeyen insanlar tarafından bile pazartesi akşamlarını iple çektiren bir dizi olmuştur. Pazartesi akşamları Facebook iletileri bir anda Ezel’den kupleler oluveriyor.

    Peki nesi farklı bu dizinin diğer dizilerden?

    Öncelikle, diğer dizilerden en büyük farkı, yabancı dizilerden aşikar olduğumuz Flashforward yani geri dönüş sahnelerinin bolca olması. Geri dönüşler ile hikaye, diğer dizilerin düştüğü ve hikayeyi bozan yatay büyümelerle, yatay eklemelerle değil dikeylemesine genişliyor. Yani karakterlerin geçmişine bakışlar ile hem ana karakterler güçleniyor, hem merak uyandırıyor, hem de bölümleri doldurmak için gereksiz ve gerçek dışı olaylar ve sahneler yaratılmıyor.

    Ayrıca bu bir intikam hikayesi. İntikam soğuk yenen bir yemektir deyişine uygun bir şekilde, intikam ince ince, yıllarca yapılan bir plan ile uygulanmaktadır. Daha da soğutulmaktadır. İzleyici intikamın alınacağı yolda merakla bekletilmektedir.

    Oyuncu kadrosu da çok başarılı. Tuncel Kurtiz ve dayı karakteri herkesin hayranlık duyduğu bir şahıs. Facebook’ta “Eyşan gibi karın olacağına, Ramiz gibi dayın olsun” diye bir deyiş dolanıp durur. Ezel karakterini canlandıran Kenan İmirzalıoğlu zaten bu tip dizilerle kendini ispatlamış markalaşmış biri. Cengiz’i oynayan Özgür Çocuk Yiğit Özşener kendisini zaten Dudaktan Kalbe dizisi ile göstermişti. Kerpeten Ali Barış Falay ise favorim. Adam sinirlendi mi gözlerini döndürmesi çok hoşuma gidiyor. Cansu Dere’in Uğur Yücel’in eğitiminden geçtiği bu dizide daha da iyi belli oluyor. Güzelliği, donuk bakışları ve oyunculuğu ile Cansu Dere beni kendine hayran bıraktırdı. İlk bölümlerde daha etkin bir role sahip olan Baba Serdar Salih Kalyoncu ise beni oynadığı rolde soyguna ikna etmişti. Kerpeten Ali yerine gidip ben sıkacaktım güvenlik görevlisinin kafasına, o kadar!

    9.hafta oldu hala sıkmadı bu dizi. İnşallah böyle de gider. Gidecek gibi de duruyor. Ellerinde hala malzeme olacak konu var. Tek korkum bu dizi tuttu diye bir sezon daha uzatmaları olur bu diziyi. O zaman konu bulamayıp gereksiz yönlere sapabilirler. Bir de en çok merak ettiğim konuya değinecekler mi onu merak ediyorum. Dayı Ramiz, nasıl oldu da oldu? Kimdir? Bu para, güç ve saygınlık nereden geliyor? Acaba ona bir bölüm ayıracaklar mı?

    Ezel, her pazartesi saat 21:00′de Show TV’de. Kaçırmayın!

    Popularity: 1%

    Sopranos Final Sahnesi: Tony Soprano Öldü Mü?

    Bu yazıyı yaklaşık 1 yıldır yazacağım. Ama bir türlü elim çeviriye varmadı. Sopranos dizisini 6 sezon boyunca izleyenler meraklıları, dizinin finalinde apışıp kalıyorlar. Ben kendimden biliyorum, filmin sonundaki o kapkara ekrana baka kalmıştım. “Eee noldu şimdi?” demiştim. Yönetmenin istediği de zaten buydu ve amacına ulaşmıştı. Havada bırakmış gibi yapıp esasında sonlandırmıştı.

    Sopranos’un finali ile ilgili olaya sinemasal olarak yaklaşıp, açıklayan bir site bulmuştum, bunu da sizlerle paylaşmak istedim, sahne sahne anlatarak. Tony Soprano’ya ne oldu? Öldü mü yoksa yaşıyor mu?

    Öncelikle sitede belirtilene göre bu bir Point of View çekimli sahnedir. Yani karakterin bakış açısına göre hikayenin canlandırıldığı bir sahne. Bunu da Tony Soprano’nun restorana girişinde anlayan seyirci kitlesine gözüne soka soka gösteriyorlar. Resimlere bakarsak eğer;

    5410tonyenters

    Tony restorana girer…

    5411tonyenterspov

    Restoranın kapısından oturacağıa yere bakar. Oturduğu yerden restoranın giriş kapısının görüldüğü belirtilmektedir.

    5416tonycloseup

    Tony’ye yakın çekim ve oraya baktığı vurgulanır.

    5416tonyseeshimself

    Tony’nin oturduğu masayı görürür. Dosdoğru kapıyı gözlemektedir.

    Böylelikle seyirciye bir karakter bakış açılı sahne olduğu vurgulanır. Buradan sonra ise bir dizi tekrardan oluşan olaylar başlar. Restoranın kapısında bir zil vardır ve kapı her açıldığında bu zil çalar. Her zil çaldığında Tony menü ya da masadan kafasını kaldırıp restorana kimin geldiğine bakar ve görür.

    door13

    Zil çalar, Tony kafasını kaldırır ve siyah montlu kadını içeri girerken görür.

    door22

    Zil çalar, Tony kafasını kaldırır ve USA şapkalı adamı restorana girerken görür.

    door3carm1

    Zil çalar, Tony kafasını kaldırır ve Carmela’yı restorana girerken görür.

    doordoor41

    Zil çalar, Tony kafasını kaldırır, ceketli adam ve AJ’i içeri girerken görür.

    door5-blank1

    Zil çalar ve Tony kafasını kaldırır ve Meadow’un içeri girmesini beklerken karşımıza çıkar siyah ekran! Tony vurulmuş ve anında ölmüştür. Ölüm karanlıktır, ölüler hiçbirşey göremez!

    Peki Tony’yi kim vurdu?

    Tony’yi büyük ihtimalle AJ ile birlikte restorana giren ceketli adam öldürdü. İlk başta USA şapkalı adamdan şüpheleniyoruz ancak sahne dizilişinde ceketli adamın Tony’yi vurması daha yüksek ihtimal. Ceketli adam önce geliyor ve bara oturup Tony’nin masasına bakıyor. Daha sonra yerinden kalkıyor ve tuvalete yöneliyor. Tuvalete giderken Tony tarafından şüpheli bir şekilde süzülüyor. Tony’nin tam sağ karşısında bulunan tuvalete giren ceketli adam, tahminen içeriden silahını alıyor. Meadow’un içeriye girme anında ise bir anda Tony kafasına sağdan kurşunu yiyor ve ölüyor. İşte o sahne kare kare;

    5622membersandaj

    5636memberslooks

    5638straightattony

    5708memberslooksagain

    5756membersup

    5757tonynotices

    5801memberswalk

    5802memberswalk2

    Kaynak: http://masterofsopranos.wordpress.com/the-sopranos-definitive-explanation-of-the-end/

    Popularity: 1%

    Kankalarla Yeniden Buluşmak

    Çok tatlı bir reklam bu, kim izlese “Aaaaaoouw” tepkisi veriyor ve sempatik buluyor çok.

    Okulun günleri böyle çok neşeli olurdu hep. İyi dostları uzun süredir görmedikten sonra görmenin sevinci, güzel kızları yaz tatilinden sonra daha bir bronz şekilde görmenin heyecanı, yazın etkisi ile daha rahat geçen okul ortamı falan, çok güzel olurdu okulun ilk haftası. Ders falan da olmazdı, hocalarla tanışmak, kalem kitap bıdı bıdı eksikleri tamamlamakla geçerdi.

    O heyecan artık çok uzak kaldı, ama tadı hala damağımda.

    Bu video çocuk istemeyene bile çocuk istetebilir bu sevimlilikle. Biliyorum öyle yengeler var ki, “valla çocuğum böyle dans edecekse doğuruveririm bir tane” gibi iddialı laflar edebilen :)

    Ama gene en güzelini bu reklam için üniversiteliler yapmış. Teknik üniversitede kafayı doğal olarak kıran İTÜ öğrencileri aşağıdaki bu reklamı tiye alan videoyu çekmişler… O da komik kabul edin :)

    Popularity: 2%

    1 / 912345...Son »