Mental Facebook

Mental Twitter

Mental Twitter

    Twitter'ıma Gel

    Arşivler

    Kara Çarşaf

    Türban bir nebze, ama kara çarşaf gördüm mü dayanamıyorum, gözümü ona bakmaktan alamıyorum.

    Recep İvedik 3′te hoşuma giden ironik bir söz var. Aynen bu kara çarşaflılar için onu düşünüyorum. 2010′un Türkiye’sinde, dünyanın göbeğinde hala kara çarşaf giyiliyor!

    Güzel İzmir’li olarak biz bu tip kara çarşaflılara pek alışkın değilizdir. Bunlardan pek bulunmaz İzmir merkezde. İndiklerinde de uzaylıymış gibi herkes dönüp bakar. Her İstanbul’a gidişimde ağzım açık kalıyor cüppe, sarık ve kara çarşaflıları görünce. Garip geliyor, gözümü alamıyorum ET görmüş gibi.

    Kara çarşafın içindeki kafada karadır. Asıl beni korkutan bu. Sen bu kadına ne anlatabilirsin ki? Felsefeden mi giricen, insan haklarından mı, tasavvuftan mı, fizikten, biyolojiden mi? Beni ürküten cehalettir. 2010′da bu devlet hala insanlarını eğitim ile karalardan aydınlıklara çekemiyorsa sonumuz ne olacak? Bu karalık öyle bir olgudur ki, korkum karanlığın büyüyerek aydınlığı yutmasıdır. En tehlikeli şey cehalettir. Cahil insan her yöne çekilen hamur gibidir. Damardan girerek istediğine inandırıp, istediğin yöne çekip şekillendirebilirsin.

    Müslümanlıksa Elhamdüllillah ben de müslümanım. Ama bu kara çarşaf benim müslümanlığımdan değil…

    Popularity: 1%

    Heykeller ve Heykeller ile Verilen Komik Pozlar

    Heykel Türk kültüründe çok yaygın bir kültür değildir. İslam kültüründe heykel haram sayıldığı için Osmanlı döneminin en parlak dönemlerinde resim ve heykel sanatı hiç varlık gösterememiştir. Bu yüzden Osmanlı sanatında, hattat, minyatür ve çinicilik gibi minimalize resimler ya da geometrik – pastoral şekillerin resmedildiği sanatlar ön plana çıkmıştır.

    Resim Osmanlı’nın son döneminde asker kökenli ressamlar sayesinde varlık göstermeye başlamış, (misal Osman Nuri Paşa, Şeker Ahmet Paşa ve Ressam Halil Paşa) ancak heykelcilik 1800lerin sonunda ufak kıpırtılarla başlasa da, Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar pek bir ilerleme gösterememiştir.

    Heykeller şehirlerin, semtlerin ya da sokakların simgesi olabilecek nitelikte önemli sanat eserleridir. Ancak ülkemizde bu tip sembolleşmiş heykeller çok azdır. Heykel denince akla hemen hemen her şehirde minimum 2-3 tane bulunan Atatürk heykeli geliyor. Türk heykelciliğinin sembolik sanat eserleri yaratamamasının acısebeplerinden biri de budur. Türkiye’de 100binden fazla Atatürk heykeli bulunmakta ve yerel yönetimler, halktan tepki görme ve kabul edileme korkusuyla Atatürk heykeli dışında sanatsal heykelleri dikmeye cesaret edemiyorlar.

    Haklılar da aslında. Yüzyıllarca heykelcilikten uzak kalmış ve cumhuriyet döneminde de o sığ zihniyetten kurtarılamamış Türk halkı, heykellerde en göze batmaması gerek noktalara hep takılır ve o heykelin ya yeniden düzenlenmesine ya da tamamen indirilmesine sebep olur.

    Halkım, heykel eğer kadınsa çıplaklık istemez. Çıplak değilse de üzerinde göğüslerini belli edecek darlıkta elbise istemez. Heykel eğer erkek ise kesinlikle çıplak istemez. Çıplak ise de hadım olmasını ister, bilik taşak görmek istemez :) Sürrealist heykelleri de anlamaz ne yazıkki. Hatta bu tip heykellere karşı  Ankara Belediye başkanı bile tükürüverir.

    Heykele o kadar uzak bir toplumuz ki, cumhuriyet döneminin önemli insanları anısına aydın belediyeler tarafından dikilen heykeller, kim olduğu belli olmayan insanlar tarafından tahrip edilip, yıkılıp yakılmaktadır. Bunun en son örneği büyük karikatür üstadı Oğuz Aral’ın heykelinin tahribatıdır.

    Atatürk’ün bir sözü vardır; “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuştur” diye. Doğru demiştir.

    Ne yazıkki bütün dünyaca tanınan bir anıt, sembol heykelimiz bulunmamaktadır.

    Yurtdışında heykeller öyle kolay kolay tahrip edilmez. Heykeller şehir yaşamının rengidir. Her yerde bir sanat eseri bulabilirsiniz büyük Avrupa ve Amerika kentlerinin. İnsanlar o kadar içiçedirki heykellerle poz verirler onlarla, eğlenirler. Bu pozlar da heykellerle seks poziyonları başlığı altında toplanabilecek eğlenceli pozlardandır. Bunlar pek de saygısızlık değildir kanımca. Heykelleri canlı tutar, eğlenceli kısmını ortaya çıkarır onların…

    Popularity: 1%

    Medya Herşeyi İstediği Gibi Gösterebilir

    Manipülatiftir medya. İstediği haberi yayınlar. İstemediğini yayınlamaz. Olan olayları kendi çıkarları doğrultusunda da gösterebilir takipçilerine. Özellikle de Türkiye’de. Benim Türkiye’de ne bir televizyona, ne de bir gazeteye inancım var. Her yazdıklarının arkasında kendi gruplarının çıkarlarını koruyan ve bizleri de o doğrutultuda yönlendirmeye çalışan hinlikler arıyorum. Doğan grubunu kendi çıkarları ve zenginlikleri için çalışan bir grup olarak görüyorum. Çalık grubunu ise kendinin ve cemaatinin çıkarlarını gözeten bir grup. Nurcuları saymıyorum bile onların rengi zaten belli. Yeşil…

    Medyanın gücünü yukarıdaki resim çok da güzel anlatmıyor mu?

    1984′te gazeteler halkın neyi işleirne geliyorsa onunla dolduruluyordu.

    Bu yüzden internetin özgürlüğü, sosyal medya kanallarının serbestliği bu tip medya bazlı manipülasyonları önlemek ve kanmamak için çok önemli.

    Ben haberleri twitterdan takip etmeye çalışıyorum. En azından medya gruplarının yazdıklarını değil de, oradaki birey yazarların yazdıklarını takip ediyorum.

    Günlük gazetelerde tek okuduğum şey ne yazıkki magazin… O da tuvalette…

    Popularity: 1%

    İkiBinOn Zammı

    1 Ocak 2010′dan itibaren, kimseciklere sormadan, duyurmadan, inceden vazelinli bir şekilde Bakanlar Kurulu yetkisini kullanarak ÖTV’ye zammı geçirmiş… Hamdolsun kriz bizi teğet geçti diyen RTE, bir anda IMF’e ümüğünü sıktırttı, ardı ardına da ÖTV oranlarını arttırdı. 1 Ocak 2010′dan itibaren cep telefonu ithalindeki ÖTV artırıldı, benzin, mazot, sigara ve alkollü içkideki ÖTV oranları yükseltildi. İnceden inceye giydirdiler gene millete.

    Ne desem boş, 1 Ocak sabahı okuduğum ilk haber bu olunca aklıma Kutsal Damacana filminden Şafak Sezer’in bir repliği geldi ve onu sarffetim uzata uzat. Şafak Sezer ne diyorsa, ben de hükümetimize aynen “denden” işareti ile aktarıyorum…

    Popularity: 1%

    Enginar Dıç

    Kayıtlara geçsin, tarihe geçsin, internet arşivinde kaybolmasın diye yayınlıyorum Engin Ardıç’ın Metaaal adlı tarihi belli olmayan köşe yazısını. Ama Enginardıç’ın bıyıklı resmine bakacak olursak bu yazı 1990′ların başında yazılmış. Tam olarak Türk halkının Türk basını tarafından gözüne baka baka kandırıldığı dönemde. Türkiye dışa kapalı, ona burada ne sunulursa onu yiyor. Gazeteciler ve gazetelerde pompaladıkça pompalıyor haberleri. Hatta yabancı gazetelerden direk çeviri yaptıkları haberleri altlarına imzalarını atarak satıyor burada. Kim nereden bilecek? İnternet mi var, yabancı gazete mi var memlekette.

    Oray Eğin güzel değinmiş bu gibi içi boş Türk basını mensuplarına ve bu değişen çağda onların nasıl barınamayıp sağa sola saldırışlarına “Bunları Kimse Yazmadı” adlı kitabında. Kitabı daha yarılayamadım bile yengeniz vermesine rağmen ama olsun hoşuma gitti. Oray Eğin’i jüri üyeliğinden ötürü sevmezdim, ama hem bu kitabı hem de twitterdan tanıdığım kadarı ile bence Oray Eğin olmuştur!

    metaal

    Popularity: 1%

    1 / 1312345...Son »