Blog Ödülleri 2008

 

Oy Ver

Evet, Türkiye internet tarihinde bir ilk daha gerçekleşiyor ve ilk kez profesyonelce bir blog (günce) yarışması düzenleniyor. Türk günce yazarları, eğlence, haber gündem, hobi, iş dünyası, kişisel, komünite/topluluk, kültür sanat, reklam/pazarlama, spor ve teknoloji kategorileri altında birbirleriyle yarışıyor.

Aslında bu bir yarış değil… Amaç katılmak, günceni sergilemek, bir tür fuar gibi… Yararı ne peki? Bence Türkiye’de blogculuk (güncecilik) daha tanınır olacak, kalite artacaktır bu tür organizasyonlarla beraber.

Ben de yer alıyorum bu yarışta kişisel blog kategorisi altında. Dün katılımın son günüydü. Bugün şöyle kimler katılmış diye bir incelemede bulundum. Bildik ve bilmedik onlarca güzel ve kaliteli günce bulunmakta. Bu sayede yeni okunacak bir çok günce keşfettim.

Siz de bir uğrayın 2008 Blog Ödülleri‘nin sayfasına.

Gönlünüzden koparsa da bana bir oy verin :) 

Meşhurluk: 2%


İzmir ve Expo Hayali

İzmir ExpomuşBirbirmizi kandırmayalım, kendimizi hiç kandırmayalım. İzmir Expo Mexpo alamaz, rüyasında belki görür.

“We want Expo in İzmir” flamalarını dağlara taşlara asarak bu iş olmaz. Bu iş yoğun çalışma, özveri ve altyapı gerektirir.

İzmir’e fuarlar ve kongreler kenti izlenimi yaratmaya çalışıyoruz, ancak yeni yapılmasına rağmen ufak sayılan bir fuar alanı, yeteriz otel ve konaklama imkanı, olmayan ulaşım ağı ile İzmir bir fuar ve kongreler kenti olamaz. Hele hele fuarların fuarı diye abartılıp, İzmir’in kurtuluşu olarak lanse edilen Expo organizasyonunu da alamaz. Kanımca…

Öncelikle Expo Nedir? konusuna girelim. İzmir Expo sitesinin belirttiğine göre Expo;

Dünyanın kültür, tarih ve eğitim olimpiyatları olarak nitelendirebileceğimiz EXPO’lar, ülkeleri uzmanlaşmış oldukları konulardaki bilgi birikimlerini daha yaşanır bir dünya için paylaşmak üzere bir araya toplar. Burada ürünler değil fikirler, kültürler ve dünyanın geleceği için projeler sergilenir.

EXPO, Exposition’ın kısaltmasıdır. Exposition’ın Türkçe karşılığı “Sergi”dir. EXPO’lar, “Dünya Sergisi” ya da “Dünya Fuarı” olarak da adlandırılır.

EXPO’lar birer ticari fuar olmaktan öte eğitsel amaçlı birer tema ve kültür etkinliği olarak anılmaktadır. Bu tema ve kültür etkinlikleri; teknoloji, yenilik ve doğaya uyum gibi evrensel konuları hedef alarak tüm dünya ülkelerinin kültürel mirasları ile geleceğe yönelik beklentilerini harmanlamaya yöneliktir.

1851’de Londra Kristal Palas’ta düzenlenen sergi ile temelleri atılan EXPO’lar, BIE (Uluslararası Sergiler Bürosu) tarafından organize edilmektedir, BIE’ye 98 ülke üyedir.

Sosyal, kültürel ve eğitsel yüzüyle insanlığın gelişimine ve hoşgörüyle bütünleşmesine öncülük eden EXPO’lar 5 yılda bir kez düzenlenerek en az 3, en çok 6 ay sürerler. Kapladıkları ortalama 1 milyon 500 bin metrekarelik alanda dünyanın dört bir yanından on milyonlarca ziyaretçiyi kucaklarlar.

Böylelikle EXPO’lar, gerçekleştirildikleri kentlere, dünya halklarını bir araya getirerek yeniliklerin ve sürdürülebilir gelişmenin kapısını uyum içinde aralamada rol oynama fırsatı verir, kent kimliğine hafızalardan silinmeyecek bir itibar kazandırmış olurlar.

EXPO tarihine göz attığımızda, bir kente kalan EXPO mirasının nitelik ve niceliğinin ne kadar zengin olduğunu görmek mümkündür. İlk dünya fuarı, 1851 yılında Londra’da düzenlenirken kente ünlü Kristal Palas’ı kazandırmıştır. Eyfel Kulesi ise, 1889 Paris EXPO’su için inşa edilen, 100 yılı aşkın süredir Paris’e hem maddi getiri sağlayan hem de şehrin hafızalardaki yerini sağlamlaştıran eşsiz bir yapı olmuştur.

 

EXPO 150 yılda tam 63 kez düzenlenmiş, ancak, BIE’ye üye olmadığımız için bunların hiçbiri Türkiye’de gerçekleştirilememiştir. Ülkemiz, 2004 yılı Ekim ayında BIE’ye üye olmuş ve EXPO’ya ev sahipliği yapma yolumuz bu gelişme ile birlikte açılmıştır.

Milanoda tarih boyunca bu organizasyon 2 kere yapılmış, şimdi 3üncüsünü istiyorlar. Ve yetenirce isterlerse hiç zolanmadan alırlar. Neden? Çünkü İzmir’in böyle bir organizasyonu kaldırması için gerekli olan altyapısı yok. Neler eksik peki İzmir’de?

  • Konaklama eksikliği. İzmir’de her ne kadar son 1-2 yılda yeni oteller açılsa da halen yetmemekte. Sektörel fuarlarda bile oteller dolmakta ve gelen katılımcılar Çeşme gibi sayfiye yerlerde kalmakta.
  • Ulaşım yetersizliği. İzmir’in henüz gelişimini tamamlamış bir ulaşım ağı bulunmamakta. Otobüsler tıklım tıklım, kimi zaman doluluktan durakları es geçiyor. Vapurlar iyi, ancak Karşıyaka, Alsancak ve Konak arasında yoğun, Üçkuyular arabalı geçişler için, Göztepe ise durgun. Metro denen olay sadece tek hat üstünde Bornova ve Üçyol hattını rahatlattı. Şimdi eski tren yolunu hafif raylı sisteme çeviriyorlar, o da Karşıyaka, Gaziemir, Alsancak’ı birbirine bağlıyarak rahatlacaksa da, ulaşımın hiç bir şekilde planlanan İzmir Expo Fuar Alanına ulaşmasını geçtim, yürünecek uzaklıkta olmaması da bir komedi.
  • Dış hatlar ulaşımı. İzmir’e kaç tane dış hatlar uçuşu geliyor? Ya da kaç tane dış hatlar uçuşu gerçekleşiyor Adnan Menderes Havalimanı Dış Hatlar Terminali’nden? Yurtdışından gelecek katılımcılar, İstanbul üzerinden yurtiçi uçuş ile İzmir’e ulaşabilecekler.
  • İzmir Expo Alanı, İzmir’in yakınında kalan son yeşil alan. Villalar tarafından her ne kadar tecavüz edilsede, mandalin bahçeleri ve çiçek bahçeleri ile İzmir’de yapılaşmanın yoğun olmadığı en yakın çevre, fuar alanı olarak düzenlenmesi büyük bir kamulaştırma ve çevre katliamı olacak.
  • Yeterli özveri ve deneyim yok. Expo’yu almak için çalışır gibi görünen İzmir Ticaret Odası ve İzmir Büyükşehir Belediyesi. İkisinin de bu konuda deneyimli oldukların sanmıyorum. Mesela aldığım bir duyuma göre, yurtdışındaki ilk sunumlardan birinde Milano ekibi, 2 bayan 2 bay, güzel takım elbiselerle güzel bir sunum yapmışlar seçici komiteye. Bizimkiler ise sanki bir tatildeymişcesine kot gömlek gitmişler 4-5 erkek olarak sunum falan hakketire… Daha çok toyuz çok…

Ben şahsen İzmir Expo olsa da olur olmasa da olur benim için diyorum. Ancak bunu bir tek ben demiyorum bence. Bu işten, Expo İzmir’de gerçekeştirse de gerçekleştirmese de büyük rant sağlayan insanlar var. Ancak ne olur? Expo İzmir’e gelirse bu kesim, daha da çok rant sağlayacaklar, çünkü bunlar çoktan Expo alanını parselleyip kamulaştırılması için beklemektedirler. Gerçekleşmese de genede bir çok paralar harcandı bu tanıtımlar için. Alan alacağını aldı…

Gördüğünüz üzere çok da inancım yok benim bu tür bir organizasyona…

5 yıl önce Universiad da sanki çooook büyük bir olaymış gibi lanse edildi İzmir’e. Yapıldı, başarılı da sayılırdı bir kaç ufak tefek şeyler hariç. Ancak dünya basınında bir satır bile yer almadı bu organizasyon. Televizyonlarda gösterilmedi bile… İzmir güzel spor tesisleri kazanmış oldu…

Demekki Expo İzmir’de olursa, haftasonları gezmek için güzel bir park ve alan kazanmış olucaz… Başka birşey değil…

Son olarak da Expo sitelerini sunayım size bir bakın bakalım:

Milano Expo Sitesi

İzmir Expo Sitesi

Meşhurluk: 3%


İnternete Sansür Değil Sürat Gerek

Bu kampanyaya sonuna kadar destek oluyorum. İnternetimize sansür değil sürat gerekli. Sansürcü zihniyet ile hiçbir yere varamayız.

Bu kaçıncı oldu YouTube’un kapanışı? Artık dünya dalga geçicek bizimle. Hükümet işine gelmeyen ne kadar site varsa engelliyor. Bütün cinsellik siteleri kapanıyor. Wordpress.com kapalı. Youtube açıla kapana yalama oldu.

İnternet özgürlüktür. Özgürlükçü bir ortam sağlamazsak, nasıl yaratıcı fikirleri geliştirecek bizler gibi genç ve yaratıcı zihinler?

Lütfen siz de kampanya sitesini ziyaret ederek bir katkıda bulunun…

Kampanya.org.tr

İnternette sansür değil Sürat gerek kampanyası 

Meşhurluk: 3%


Altı ≠ 6

Çene AltıKarar veremedim.

Çene altı mı değil mi? Çene üstü mü yoksa değil mi?

Ben çene altı na gıdı derim gerçi ama bu sefer demicem…

Alın üstü de var bandana gibi olur mesela alın üstünden… Alın yazısını kapamasın dikkat edin..

Benim bildiğim bir de bel altı var. İnce belli de var ama o ayrı bir konu. Bir de belden bağlamalılar var ki onun yeri burası değil.

Koltuk altı için bir sürü ürün bulunmakta, istenmeyen ne kadar şey varsa kurtulmak için orada…

Ayağımın altı var, daha kimseyi almadığım…

El altı var, hemen ulaşmak için istenilen şeylerin tutulduğu.

Diz üstü ve altı var, etek boyunu ölçmek için. Etek altı var mesela arada bir temizlenmesi gereken, ama bunun diz ile sınırlanan etek ile alakası yok… Bir de dizüstü bilgisayar var, dizine oturtmak isteyenler için…

Bütün eczanelerde dil altı hapı da var, fenalaşıldığında pıtlanınca hayat kurtaran.

Kırışıklıklar da göz altında oluşuyor, kremi sür geciktir…

Kıh kıh gülenler var bıyık altından, sevmem bak onları…

İzmirliler bilirler, Kemeraltı var, Çeşmealtı var, ikisinin de ayrı tadı var…

Altı üstü bir bez parçası…

Ve bu çene altına türbancılar bile güldü geçti…

Meşhurluk: 5%


Türkiye Ekonomisi Yalanlarla Nereye Gidiyor?

EkonomiKişi başına düşen milli gelirdeki artışın önemli bir kısmı acaba döviz kurunun düşüşünden kaynaklanıyor olamaz mı?

Peki ya ihracatta kırılan rekor? Kur düşüşü ve Euro-Dolar paritesindeki büyük değişimden ötürü olamaz mı?

Enflasyon peki %5 hesaplanırken %10 çıkıyor. %100 sapma var, çok büyük bir oran, 2 katı.

Basit bir dille anlatacağım. Ortalama milli gelirin 5000YTL olduğunu düşünelim. Dolar kuru 1.45YTL iken 3448$’lık bir milli gelir istatistiği oluşuyor. Bir sonraki sene milli gelirin YTL bazında %10′luk enflasyon oranında arttığını düşünelim. Bu artış enflasyonla eşit olduğu için aslında bir zenginleşme göstergesi değildir. Milli gelir 5500YTL oldu, ancak 1 sene sonra dolar kuru 1,25YTL seviyesinde oluştu. Böylelikle ortada bir zenginleşme olmamasına rağmen milli gelir dolar bazında 4400$ olmuş oluyor. Tamamen sayısal bir yalan…

İhracat verilerinde de bazı soru işaretlerim var kafamda. Gözlem gazetesinde okuduğum bir makaleye göre ihracatın artışı da çok gerçekçi değil. Zaten tekstil sektörü içinde olan biri olarak ihracatçıların durumunu canlı olarak gözlemliyorum, ancak gazete ve televizyonlarda çıkan ihracat rekoru haberlerini anlayamıyorum. Bu döviz kurlarıyla ihracatçı maliyet ve dolayısı ile fiyat tutturamıyor, bu yüzden de bir çok işi daha ucuz maliyetli başka ülkelere kaptırıyor. Ancak medyamıza göre herşey güllük gülistanlık.

Türkiye’nin yaptığı ihracatın %50’si Euro bazında Avrupa ülkelerine gerçekleşiyor. Basit ve gerçek olmayan rakamlarla bunun ihracat rakamları üzerinde ne gibi bir etkisi olacağını açıklamak istiyorum. Euro-Dolar paritesi 1,20$ iken yapılan 40Milyar Euroluk ihracat, 48Milyar $’a eşit oluyor. Ancak bir sene sonra, ihracat rakamınız gene 40Milyar Euro iken, dünya piyasalarındaki hareketlenmeler sonucu Euro-Dolar paritesi 1,40$ seviyesine geldiği için, ihracatınız otomatikman dolar bazında 56Milyar $ seviyesine yükseliyor. Hiç bir değişiklik yokken bir anda 8 Milyar $’lık bir artış gerçekleşiyor rakamsal olarak. Böyle ihracatınız rekora koşmuş oluyor.

Bir başka konu da enflasyon. Bir ekonomik tartışma programında, değerli profesörlerimizden biri üstünü başını parçalıyordu. Herşey çok iyi değil, aslında gizli bir kriz var, örtbas ediliyor, ekonomide işler iyiye gitmiyor diye… Kendisinin dediği aynen şuydu.

1990′lı yılların ortasında, enflasyon seviyesi %80′lerdeydi ancak bunun %70′lik kısmı Türk Lirasının döviz karşısında değer kaybedip, kurların yükselmesinden ötürü kaynaklanıyordu. (Zaten enflasyonun kelime anlamı paranın değer kaybetmesidir) Ancak bugünlerde enflasyon %5 hedefleniyor, döviz kurları tam tersine aşağıya düşüş eğiliminde, yani Türk Lirası değer kazanıyor, ancak yıllık reel enflasyon %10 seviyesinde çıkıyor. %100′lik bir sapma gerçekleşiyor, kurların düşüşüne rağmen. Bu gizli bir krizdir, ekonomide doğru gitmeyen birşeyler vardır, ancak örtbas edilmektedir.

Umarım bu örtbaslar sonucunda daha büyük krizlere yol açılmaz. Türkiye kendi kendine yetebilmesi gereken bir ülkedir, bu ekonomik durum iyi gibi dursa da, bu ülke ve sanayisi bir başka büyük krizi daha kaldırabilir mi inanın düşünmek bile istemiyorum…

Meşhurluk: 6%


SOAD’larımı Sildim

Fuck the System of Down - Anti SoadMilletçe özde değil sözdeyiz dedim ama ben de sözdeyim…

Albümlerini sözde Ermeni Soykırımında hayatlarını kaybeden Ermenilere adayan, her seferinde Türk düşmanlıklarını dile getiren pislik grup System of a Down şarkıları hem Mp3 playerımda hem de bilgisayarımda duruyor.

En azından duruyordu.

Sildim hiç acımadan rahatladım valla :)

Peki rockçı Türk gençleri hala bunların albümlerini dinlemeye devam mı edecek? T-Shirtlerini kafalarından mı geçirecekler? Yapmamalılar bence…

Bu adamlara ayar olan bir grup arkadaşta güzel bir Anti-Soad sitesi kurmuşlar.

Yanlış anlaşılmak istemem, ırkçı değilim. Türk’üm ve gururluyum sadece. Hatta en sevdiğim şarkıcılardan biri de Hayko Cepkin‘dir. Sen çok yaşa Haykooo!!! :)

Meşhurluk: 7%


Milletçe Özde Değil Sözdeyiz

Noldu?

Bundan 5-6 sene önce bütün İtalyan mallarını sokağa dökmüştük, Ermeni Tasarısı yüzünden..

Bu senenin başında Fransayla papaz olduk boykot etmeye kalktık.

ABD başımıza çuvalı geçirdi, Ermeni Tasarısını temsiciler meclisinden geçirdi, köpürdük boykot etmeye kalktık.

Ermenistan ile hiçbir diplomatik ilişkimiz yok.

Sonuç ne?

Hiçbirşey olmadı tabiiki de. Hatta okuduğum bazı makalelere göre Fransa ile olan ticaretimiz artmış. :) Amerika’ya karşı ise hiçbirşey gerçekleştiremedik tabii ki, harıl harıl USD ile işlerimizi görüyoruz.

Olamaz tabii ki, biz sanayileşmesini tamamlayamamış, ve tamamlayamayacak olan dışa bağımlı bir ülkeyiz.

Biz ne kendi hükümetimizi, ne de başka bir ülkeyi boykot edebiliriz. Toplumca böyle bir kültürümüz yok. Dünyanın en pahalı benzinini kullanmaya devam ederiz, gıkımız çıkmaz. Eloğlu gelir GSM şirketlerimizi,
Telekomumuzu, Petkimimizi alır sesimiz çıkmaz. İşlenmemiş bir suçu, soykırım diye üzerimize yıkarlar homurdanırız ama gene de birşey yapamayız.

Üzgünüm ama bizden cacık olmaz…

Meşhurluk: 5%


ILS

ILS

3 harfli bir sistem bu uçakların havalimanlarına güvenle inebilmeleri için geliştirilen. Wikipedia’da detaylı olarak bulabilirsiniz hakkında bilgiyi. Instrument Landing System başlığı altında.

Yılmaz Özdil’in  1 Aralık 2007 tarihinde yayınladığı Uçak adlı yazısını yorumsuz olarak paylaşmak istiyorum sizlerle…

Uçak

Isparta’da ILS var mı?

Yok.

Uçak düşer.

*

Diyarbakır’da ILS var mı?

Yok.

Uçak düştü.

*

Van’da ILS var mı?

Yok.

Uçak düştü.

*

Gerisi fasa fisodur…

*

Efendim, dağ varmış da, pilot görmemiş olabilirmiş, kuyruğu tepeye vurmuş, filan…

Peki, İsviçre’de niye kuyruğu tepeye vurmuyorlar, o kadar dağın arasında?

ILS var çünkü.

*

ILS, Insrument Landing System, yani, aletli iniş sistemi.

Pisti “mıknatıs”, uçağı da devasa gökkubbede “toplu iğne” olarak düşünün… ILS varsa, 40 kilometre uzaktan toplu iğneyi yakalar, yavaş yavaş kendine çeker, yatay ve dikey olarak yön verir, önünde engel varsa yukarı kaldırır veya aradan geçirir, pilotun müdahalesine gerek bırakmadan, tereyağından kıl çeker gibi, indirir.

Bulutmuş, sismiş, yağmurmuş, karmış, görüş mesafesi azmış, tepeymiş, geceymiş… Dinlemez.

Hani, İstanbul Atatürk Havalimanı’na inerken, pist kenarında gördüğünüz sivri sivri dikenler gibi anten denizi var ya… İşte o ILS.

*

Benim bildiğim, İstanbul, Ankara, İzmir, Bodrum, Antalya, Adana, Dalaman, Trabzon, Çorlu, Kars, Bursa, Samsun, Erzurum ve Nevşehir’de var.

Diyarbakır, Kayseri, Gaziantep, Van, Adıyaman, Ağrı, Balıkesir, Çanakkale, Elazığ, Erzincan, Kahramanmaraş, Konya, Malatya, Mardin, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Denizli, Sivas ve Isparta’da yok… Şu anda kullanılmayan, Sinop, Tokat, Uşak ve Zonguldak’ta da yok.

*

Düşen uçak dahil, “bindiğimiz” tüm uçaklarda bu ILS cihazı var. Ama “indiğimiz” her havaalanında bu ILS cihazı yok. Onun için, mesela, Lufthansa’ya desek ki, gel Isparta’ya in… İnmez.

*

Çünkü…

Başbakanların, bakanların memleketlerine pist yapıp, yanına kule dikmeyi biliyoruz ama, bu işin sadece pist yapıp kule dikmekle olmadığını kavrayamıyoruz!

Devletin orasına burasına yandaş sokuşturup, eşşek yüküyle maaş vermeyi biliyoruz ama, cihaz almaya paramız yok!

Bilet alırken, “Pencere kenarı var mı, yanımdaki koltuk boş mu, ekonomi sınıfımı business yapabilir miyim” diye sormayı biliyoruz ama, “İneceğimiz alanda ILS var mı” diye sormuyoruz!

*

E kuş değil bu… Düşer.

*

Yeteri kadar dramatik bir tablo var ortada, insanlarımızı kaybettik yok yere, yine…

Ama belki kafamıza “dank eder” diye, iki ilave yapacağım.

*

Birincisi, yeni…

Dünkü gazetelerde tam sayfa ilan vardı ve şöyle yazıyordu o ilanda: “İngiliz bilim adamları diyor ki, Atlasjet, Türkiye’nin en cool havayoludur!”

*

İkincisi, eski…

Uçak Diyarbakır’a inerken düştüğünde, “Aslında Diyarbakır’da ILS olacaktı, buraya takmayıp, torpille Isparta’ya taktılar” diye iddialar ortaya atılmıştı. 9′uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de, kendini savunmak için, Anadolu Ajansı’na konuşmuştu: “Bu iddialar doğru olamaz, çünkü Isparta’da zaten ILS yok!”

Meşhurluk: 6%


Kullanmadığınız Kitaplarınızı Değerlendirin

Evde annemle birlikte bir kitaplık temizleme harekatına giriştik, ben hem artık sığamıyordum, hem de kitaplardan yer açıp bir elbise dolabına yer açmak gerekiyordu odamda. O da salondaki 2 dolap dolusu kitapları elemek istiyordu.

Temel, Ana Britannica gibi ansiklopdeiler, ilkokuldan kalma kitaplar, 80′lerden kalma Türk Roman klasikleri, çeşitli tarih kitapları ve ansiklopediler. Bir sürü kullanmadığımız kitap.

Zaten artık teknoloji kullanan hali vakti yerinde hiçbir çocuk eski usülde gidip ansiklopedi kurcalamıyordur. Ben bile birşeyi merak ettiğimde Wikipedia‘yı kullanıyorum, hem Türkçesini hem İngilizcesini.

Ancak ben kullanmıyor olsam da o kitaplara ulaşamayacak onlarca öğrenci ve insan bulunmakta yurdumda. Kitap atmak içime sinmez, büyük günah olarak görürüm. Bu yüzden aklıma Kardeşini Seç  sitesi geldi, doğuda ihtiyacı olan öğrenciler  ve okullar bulmak için en ideal site. Oradan 100 Okula 100 Kütüphane kampanyası adı altında Hakkari Şemdinli’de Milli Eğitim Müdürlüğünce başlatılan ve Hudut Tabur Komutanı ve Kaymakamlığın gözetiminde bir kampanya buldum.

Kitapları Yurtiçi Kargo’nun da desteği ile ucuz bir fiyatla kargoladım. Az değil 3 koli kitap toplam 99 kilogram.  Umarım oradaki öğrencilerin ufkunu açar, işine yarar ve hepsinin birer kıvılcım olmasını sağlar bu yardımımız…

Sizler de eğer evinizde kullanmadığınız kitaplarınızı bağışlamak istiyorsanız Kardeşini Seç sitesinden kolaylıkla ihtiyacı olan okullara ulaşabilirsiniz.

Meşhurluk: 5%


YouTube’daki Türk Yorumcular

YouTürkUzun süredir olmasa da, hem Mental Masturbasyon’da yayınlamak için hem de kendi kişisel videolarımı saklayıp, koruyup arkadaşlarıma göstermek için bir YouTube Kanalım bulunmakta.

Bu kanalda yayınladığım bazı videolar kabul ediyorum çok salaklık içerdiği için komik. Bu videolara yapılan yorumlar tarafıma eposta ile bildiriliyor ve şaşırıp kalıyorum, Allah’ım ne kadar çok aşağılayıcı, sinirli ve küfürbaz bir milletiz biz :) İnanılmaz bir kin kusma var yorumlarda.

Terbeyinizi bozabilir ama örnek vermek gerekirse video video yayınlayacağım örnekleri isimleri karartarak…

Video Örnek 1: Boys Anılar - Yabadaba Du

Tamam herkes bu adamlarla dalga geçiyor, kabul, Fuat’ı da dövdüler olay oldular ancak yapılan yorumlar çok ağır :)

Boys Anılar Yorumlar

Boys Anılar Yorumlar

Boys Anılar Yorumlar

Boys Anılar Yorumlar

Boys Anılar Yorumlar

Boys Anılar Yorumlar

Boys Anılar Yorumlar

Boys Anılar Yorumlar

Boys Anılar Yorumlar

Boys Anılar Yorumlar

Video Örnek 2: Beyoğlu Mızıkacıları

Bu çocukların müziği de komik ancak yorumları okuyunca anlayacaksınız ki çocuk olmaları bile bizim Türk YouTube yorumcularını engellemiyor.

Beyoğlu Mızıkacıları Yorum

Beyoğlu Mızıkacıları Yorum

Beyoğlu Mızıkacıları Yorum

Beyoğlu Mızıkacıları Yorum

Beyoğlu Mızıkacıları Yorum

Beyoğlu Mızıkacıları Yorum

Video Örnek 3: Beyoğlu Mızıkacıları Playback

Bu da gene aynı çocukların başka bir videosu. Bunda da saydırmalar devam ediyor. Ancak elemanlardan biri bu videoyu YouTube’a ekledim diye bana Y*rak Kafalı demiş, ben de bu iltifatını haketmek için bir tek onun adını gizlemedim :)

Beyoğlu Mızıkacıları Playback Yorum

Beyoğlu Mızıkacıları Playback Yorum

Beyoğlu Mızıkacıları Playback Yorum

Beyoğlu Mızıkacıları Playback Yorum

Beyoğlu Mızıkacıları Playback Yorum

Beyoğlu Mızıkacıları Playback Yorum

Beyoğlu Mızıkacıları Playback Yorum

Beyoğlu Mızıkacıları Playback Yorum

Video Örnek 4: Aptal Kızların Akrobasi Denemesi

Bu son örneğimizde de bir aptallık var kabul, hatta ben bile bu videoyu çekenlere Aptal demişim, ama gene de bu videoda insanları aşağılama isteği duyulacak bir durum göremiyorum ben ama gene de dayanamamış bizimkiler :) Yorumda bile küfür var aşağılama olmasa bile :)

Aptal Kızların Akrobasi Denemesi Yorumları

Aptal Kızların Akrobasi Denemesi Yorumları

Aptal Kızların Akrobasi Denemesi Yorumları

Aptal Kızların Akrobasi Denemesi Yorumları

Aptal Kızların Akrobasi Denemesi Yorumları

Sonuç olarak varabileceğim şey şu. Türk insanı küfürle yorum yapmayı, ve hakaret etmeye bayılıyor. YouTube’a Türkçe denetim gelse bile işi çok zor bence, bu kadar kirlenmişken :)

Meşhurluk: 14%