“Sex Sells But Who is Buying It” diye bir Amerikan deyişi vardır. Seks kendini sattırır ama kim satın alıyor?
Günümüzde müzikten tekstile, teknolojiden otomotive herşeyi seks sattırıyor. Hayattaki en büyük motivasyon sekstir. Bunu inkar eden sadece bu gerçeği göremiyordur. Erkekler de, kadınlar da seks için çalışıyor, seks için kendilerine bakıyor, tercih ettikleri ürün ve hizmetlerde de seks ve seksilik tercih sebepleri oluyor.
Feministlerin en çok karşı çıktığı şey de budur. Seksizm. Feministler seksizm ile satılan ürünleri, yapılan kampanyaları ve reklamları protesto ediyorlar ve kadnların bir seks objesine dönüşmesini istemiyorlar. Tabii bunu diyen feministler genelde çirkin ve erkeksizdir =)
Seksist reklamlar 1950lerden beri var. Sadece şekli değişti. O yıllarda ataerkil bir dünya vardı. Bu ataerkil dünyada kadınlar ikinci plandaydı. Onların görevi evde olup, ev işlerini yapmak, çocuk büyütmek, erkeklerini mutlu etmekti. Ekonomide, siyasette sözleri pek geçmiyordu. Tahminen öylece de mutlulardı, kariyer bir yandan çocuk bir yandan uğraşmıyorlardı. Onları mutlu eden evleriydi, evlerine alınan alet edevatlardı, kocalarının mutluluydu. Dünya o hali ile de güzeldi. O dönemin bazı seksist reklamları şöyleydi;
Yıl 2000lere geldiğinde kadın ve erkek eşitti. Özgürlükler sınırsızdı. Seks yaşamak doğal ihtiyaçtı. Kadın ve erkek tatmin için seksin tadını almıştı. Erkeklere bir malı ya da hizmeti sattırmak için seks öğesi kullanmak yeterli olmuştu. Seksist reklamlarda şekil değiştirdi. Reklamlarda seksi kadınlar ve seks ön plana çıktı. İşin ilginci feministler hariç kadının seks objesi olması kadınları rahatsız etmedi. Tersine her kadın o seks objesi olmak için çalışıp çabalamaya başladı.
1950lerde de seks satıyordu, 2000li yıllarda da seks satıyor. İşte günümüzün seksist reklamlarından bir kesit;
Popularity: 1%
















































































































































































Meşhur Yazılar