Mental Masturbasyon http://www.mentalmasturbasyon.com Beyin Bedava! Sat, 10 Dec 2016 10:41:56 +0000 tr-TR hourly 1 https://wordpress.org/?v=4.7.5 Bir Uyanış Oldu Hissettin mi? http://www.mentalmasturbasyon.com/site-hakkinda/bir-uyanis-oldu-hissettin-mi/ http://www.mentalmasturbasyon.com/site-hakkinda/bir-uyanis-oldu-hissettin-mi/#comments Sat, 10 Dec 2016 10:38:56 +0000 http://www.mentalmasturbasyon.com/?p=11759

Son yazımın üzerinden tam 2 sene geçmiş. 9 Aralık 2014’te Ukomik.com diye bir proje yaptığımı duyurmuşum buradan. O projede sürüne sürüne gidiyor o ayrı.

Ciddi ciddi bir şeyler boşaltalı 2.5 seneyi geçmiş.

3 senede neler oldu neler? 3 senede doğan çocuk yürüyor, konuşuyor, pipini göster komutuna cevap vermeye başlıyor. Büyük zaman!

Bir uyanış oldu. [...]]]>

Son yazımın üzerinden tam 2 sene geçmiş. 9 Aralık 2014’te Ukomik.com diye bir proje yaptığımı duyurmuşum buradan. O projede sürüne sürüne gidiyor o ayrı.

Ciddi ciddi bir şeyler boşaltalı 2.5 seneyi geçmiş.

3 senede neler oldu neler? 3 senede doğan çocuk yürüyor, konuşuyor, pipini göster komutuna cevap vermeye başlıyor. Büyük zaman!

Bir uyanış oldu. Hissettin mi?

Star Wars’un yıllardır beklenen filmi geleli 1 sene olmuş. Star Wars galaksisinin yan hikayesinin ilk filmi ise 3 güne geliyor.

Manidar değil mi?

Hissettin mi?

]]> http://www.mentalmasturbasyon.com/site-hakkinda/bir-uyanis-oldu-hissettin-mi/feed/ 1
Ukomik.com http://www.mentalmasturbasyon.com/serbest/ukomik-com-2/ http://www.mentalmasturbasyon.com/serbest/ukomik-com-2/#respond Tue, 09 Dec 2014 19:59:09 +0000 http://www.mentalmasturbasyon.com/?p=11714

Bu aralar büyük bir vaktimi alan site Ukomik.com. Buralara yazmıyorum çünkü artık yazasım yok. O yüzden böyle eğlenceli goygoy şeylere veriyorum enerjimi.

Gülmecelik eğlenceli siteler furyasına bizim de bir katkımız oldu.

Gelin ziyaret edin.

Facebook’tan takip edin.

Twitter’dan takip edin.

Google +’dan da birşeyler yapıverin.

[...]]]>
ukomik

Bu aralar büyük bir vaktimi alan site Ukomik.com. Buralara yazmıyorum çünkü artık yazasım yok. O yüzden böyle eğlenceli goygoy şeylere veriyorum enerjimi.

Gülmecelik eğlenceli siteler furyasına bizim de bir katkımız oldu.

Gelin ziyaret edin.

Facebook’tan takip edin.

Twitter’dan takip edin.

Google +’dan da birşeyler yapıverin.

]]>
http://www.mentalmasturbasyon.com/serbest/ukomik-com-2/feed/ 0
Connie http://www.mentalmasturbasyon.com/megu/connie/ http://www.mentalmasturbasyon.com/megu/connie/#respond Sun, 13 Jul 2014 12:00:36 +0000 http://www.mentalmasturbasyon.com/?p=11674 Şair demiş;

Her dakikayı seviyorum çünkü beni canlı hissettiriyorsun.

diye.

İyi ki doğmuşsun demek yeterli olmaz. Ama sadece bir başlangıç. İyi ki doğmuşsun sen!

]]>
Şair demiş;

Her dakikayı seviyorum çünkü beni canlı hissettiriyorsun.

diye.

İyi ki doğmuşsun demek yeterli olmaz. Ama sadece bir başlangıç. İyi ki doğmuşsun sen!

]]>
http://www.mentalmasturbasyon.com/megu/connie/feed/ 0
Bekar Çiftlerin Kabusu Düğünler http://www.mentalmasturbasyon.com/iliskiler/bekar-ciftlerin-kabusu-dugunler/ http://www.mentalmasturbasyon.com/iliskiler/bekar-ciftlerin-kabusu-dugunler/#comments Sat, 12 Jul 2014 07:42:09 +0000 http://www.mentalmasturbasyon.com/?p=11676

Yaşıtlarım arasında ilk evlenen aceleciler arasında olmadığım için yengeniz ile birlikte bir çok düğüne bekar çift olarak katıldım. Her seferinde de o geyikler bitmedi.

Darısı başınıza. Siz de evlenin biz sizi de görücez. Düğün ne zaman? Ee hadi bakalım artık sıra sizde. Abi sakın evlenmeyin, düğün yapmayın çok zor.

Her birine gülerek kibarca geçiştirici [...]]]> IMG_0408

Yaşıtlarım arasında ilk evlenen aceleciler arasında olmadığım için yengeniz ile birlikte bir çok düğüne bekar çift olarak katıldım. Her seferinde de o geyikler bitmedi.

  • Darısı başınıza.
  • Siz de evlenin biz sizi de görücez.
  • Düğün ne zaman?
  • Ee hadi bakalım artık sıra sizde.
  • Abi sakın evlenmeyin, düğün yapmayın çok zor.

Her birine gülerek kibarca geçiştirici cevaplar vermek adetten.

  • İnşallah.
  • Nasip.
  • Olunca biz size duyururuz.
  • Önce siz bir evlenin bakarız.

Tabii içinizden geçen gerçek sözleri söyleyemiyoruz toplum önünde hor görünmemek için.

  • Sana ne yarraam sen kendi işine bak.
  • Sen mi gircen gerdeğe ne bu merak?
  • Sen evlenmeseydin madem bu kadar dert!

Diyemezsin ya la.

Tabii düğünler ardı ardına sıralanıp, biricik haftasonların halayda geçmeye başlayınca ister istemez çiftlerde bir gerginlik yaratmaya başlıyor ve düğünler kabus halini alıyor.

İlişkinizde evliliğin e’si geçmiyorsa sıkıntı büyük. Çiftlerden birinin aklına evlilik fikri ister istemez girer ve ‘biz ne olacağız?‘ ‘Geleceğimizde ne olacak‘ gibi fitneler dile gelmeye başlıyor.

İlişkinizde evliliğin e’si geçiyorsa bile yırtamıyorsunuz. Bu sefer;

  • Biz ne zaman evleneceğiz.
  • Ne zaman ailelerimiz tanışacak
  • Ben artık beklemek istemiyorum adını koyalımlar

İlişkinizde evliliğin bütün harfleri geçiyor ve bir yola koyulduysanız da yırtamıyorsunuz. Bu sefer;

  • Aşkım kızın gelinliğini gördün mü?
  • Biz de mi bu mekanı, bu müzisyenleri, bu organizatörü tutsak?
  • Suplalar güzel değil mi?
  • Fotoğraf çekimini nerde yapsak?
  • Ben de böyle birşey istiyorum!

 

Amk kültürümüz iki hayatı bir araya getirmeyi çiftlere kabus haline getirmek üzerine kurulu.

Beni hep evliliğe karşı sananlar bu yüzden yanılıyor. Ben yarın sabah uyandığımda evli olarak kalksam hiç yadırgamam sevinirim hatta. Ancak evlilikten çok evliliğin süreci, seremonisi ve geleneğidir beni geren.

O yüzden en dertsizi, sakini, rahatı başıma!

]]> http://www.mentalmasturbasyon.com/iliskiler/bekar-ciftlerin-kabusu-dugunler/feed/ 2
Bitcoinleriniz Değerinde Alınır Satılır http://www.mentalmasturbasyon.com/ekonomi/bitcoinleriniz-degerinde-alinir-satilir-2/ http://www.mentalmasturbasyon.com/ekonomi/bitcoinleriniz-degerinde-alinir-satilir-2/#respond Fri, 11 Jul 2014 11:20:11 +0000 http://www.mentalmasturbasyon.com/?p=11663

Bitcoinleriniz değerinde alınır, satılır.

Yatırımlık Bitcoin bulunur!

Bundan yaklaşık bir sene önce bitcoin adını duyduğumda pek de ilgi göstermemiştim. Değeri düşük, Türkiye’den alımı satımı zor olan birşeydi. Tek bildiğim ekran kartları ile üretildiği idi.

İlgi göstermesem de bir gözüm hep üstündeydi. Maden kontratlarını inceliyor, kendi başıma nasıl madencilik yaparım diye öğreniyordum. Yıllık 250TL verip [...]]]> 20140710-224318-81798417.jpg

Bitcoinleriniz değerinde alınır, satılır.

Yatırımlık Bitcoin bulunur!

Bundan yaklaşık bir sene önce bitcoin adını duyduğumda pek de ilgi göstermemiştim. Değeri düşük, Türkiye’den alımı satımı zor olan birşeydi. Tek bildiğim ekran kartları ile üretildiği idi.

İlgi göstermesem de bir gözüm hep üstündeydi. Maden kontratlarını inceliyor, kendi başıma nasıl madencilik yaparım diye öğreniyordum. Yıllık 250TL verip ortak bulut havuzlardan o parayı kağıt üzerinde2 yılda 500TL yapma hesapları vardı. Ancak yine de elim gitmedi.

Ekim 2013’de çeşitli kaynaklarda bir sene içinde 7’ye katlayacağı tahminlerini okuyunca iştahım kabardı ancak yine yavaştan aldım. Ben yavaştan aldıkça Bitcoin çılgınlığı dünyayı sardı, 100$ değerindeki bir bitcoin bir anda değerini ikiye topladı.

Apar topar bu çılgınlığa katılıp ‘Ay’ı görmem gerektiğini hissedip sağdaki soldaki paramı bir araya getirdim, gözüm doymadı banka kredi kartından taksitli avans çekip BTCTurk üzerinden ilk Bitcoinlerimi satın aldım.

Kasım 2013’ü yaşayanlar için bir rüyaydı. Ay’a giden roketteydik. 2 hafta gibi bir sürede kredi kartından çektiğim paranın masrafını çoktan karşılayıp, kara geçmiştim.

Bitcoin ile ilk tanışmamın acemiliğinden korkup günlük alım satımlar yapmaktan paramı 5’e katlayabilecekken 2’ye katlayıp, ana paramı garanti olarak çekip karım ile yatırıma devam ettim.

Bitcoin 1000$’ı görüp sonrasında dalgalanmaya başladı. Bitcoin altın ise Litecoin gümüştür deyip bir kısım paramı LTC’ye yatırdım. Bir kısmını ise Namecoin’e yatırdım. Eğer Bitcoin böyle bir sıçrama yaptıysa bu kriptoparlar da bir sıçrama yapabilirdi. Ama yapmadı 🙂

Litecoin ve Namecoin beni %50 zarar ettirdikten sonra anladım ki tek gerçek kriptopara Bitcoin. Dünyada geçerli olan mekan ve internet siteleri gün geçtikçe artıyor. Hükümetler bu kriptoparayı bir döviz, bir menkul kıymet olarak tanımaya başlıyorlar. Bu işte bir gelecek umudu var.

Bu arada tabii ki madencilikte yaptım birkaç hafta kadar. Çin’den gümrüğe takılıp vergisini ödeyerek bir Antminer getirip güzel bir maden sistemi kurdum. Ancak bu iş beni gerdi ve güzel bir karla sistemi Sahibinden’de sattım.

2014-05-27 16.38.32

Hala bir kısım paramı günlük ticaret ile al sat yaparak değerlendiriyorum. Hatta web sayfalarımda bahşiş olarak Bitcoin bile kabul ediyorum :).

Eğer siz de Bitcoin almak ya da aldığınız Bitcoinleri nakde dönüştürmek istiyorsanız bana ulaşın. Exchange sitelerinde hesap açıp, kimlik doğrulama işlemleri ile uğraşmak istemiyorsanız Localbitcoins gibi sitelerden size yakın Bitcoin tacirleri bulabilirsiniz ya da benimle iletişime geçebilirsiniz.

]]> http://www.mentalmasturbasyon.com/ekonomi/bitcoinleriniz-degerinde-alinir-satilir-2/feed/ 0
How I Met Your Mother Bozdu Mu? http://www.mentalmasturbasyon.com/televizyon/how-i-met-your-mother-bozdu-mu/ http://www.mentalmasturbasyon.com/televizyon/how-i-met-your-mother-bozdu-mu/#respond Sat, 10 May 2014 08:49:22 +0000 http://www.mentalmasturbasyon.com/?p=11608

How I Met Your Mother dizisi ile olgunlaşmış biriyim şaka maka. İlk olarak 2007 senesinde izlemeye başladığımda henüz üniversitenin ilk 4 yıllını bitirmiş bir tıfıl idim. O zamanlar izlediğim ilk sezon ve ikinci sezon hakkında yorum yazıları yazmışım hatta.

2014 senesinin Nisan ayında 9 sezondur hacı bekler gibi beklediğimiz anneyle sonunda tanıştık. [...]]]> how-i-met-your-mother-5li

How I Met Your Mother dizisi ile olgunlaşmış biriyim şaka maka. İlk olarak 2007 senesinde izlemeye başladığımda henüz üniversitenin ilk 4 yıllını bitirmiş bir tıfıl idim. O zamanlar izlediğim ilk sezon ve ikinci sezon hakkında yorum yazıları yazmışım hatta.

2014 senesinin Nisan ayında 9 sezondur hacı bekler gibi beklediğimiz anneyle sonunda tanıştık. Ancak bu dizinin finali bir kısım hayran kitlesini mutlu ederken, benim gibi bir kitleyi de mutsuz ve hayal kırıklığına uğratacak bir şekilde sonlandı.

Yazının devamı dizi ile ilgili süprizi bozacak bilgiler içerir.

8 sezon boyunca Ted’in bekarken yediği hurmaları çocuklarına anlatmasını izledik, arada sırada anneleriyle dipdibe gelse de 8.sezonun sonunda anneyi görme şerefine eriştik. Bu bizi 9.sezon için umutlandırmıştı. Güzel bir sezon olacak, anneyi tanıyacağız, gerçek aşkı göreceğiz.

Ancak bunun yerine bir sezon boyunca aradan Ted’i egale edip Barney ile Robin’i evlendirmeye çalıştık. Biz daha çok anneyi tanıyacağız derken, karşımıza hep başka şeyler çıktı. Hepi topu bir bölüm “How Your Mother Me” bölümünde annenin 8 sene boyunca neler yaşadığını gördük geçtik.

Ted’in evliliği, çocuklar ve yıllar içinde yaşananlar serinin son bölümüne sığdırılıp, bize o gerçek hissi tattırmadı. Biz anneyi tanımak ve sevmeye hazırdık. Bir sezon boyunca evlendirmeye çalıştığımız Barney ve Robin’in 3 senede boşandığını, Barney’nin azgın teke olmasını, sonunda birinde çocuk peydahlamasını gördük. Robin’in yalnız kadın olup elini eteğini gruptan çekmesini gördük.

Peki Ted ile Tracy nasıl bir hayat sürdü, o evde mutlu oldular mı? Tracy nasıl bir hastalık geçirdi? Neden öldü? (Üzgünüm yukardı yazının devamı dizi ile ilgili süprizi bozacak bilgiler içerir demiştim di mi?) Ted gibi bir adam bu süreçte neler yaşadı? Hayatını onsuz 6 sene nasıl geçirdi?

Bunlar ne yazık ki izleyiciye hiç hissettirilmedi. Dizinin final bölümü için bir cenaze sahnesi çekildiği ancak bunun yayınlanmadığı ile ilgili bir de söylenti dolanmakta. Belki bu sahne çıkartılmasaydı izleyici Ted’e Robin ile yeniden bir araya gelmesi için izleyicinin vicdanına o hissi verebilirdi.

Ancak biz ne hissettik?

Ted bütün bu hikayeyi çocuklarına anneleri ile nasıl tanıştığını aktarmak için değil, çocuklarına aslında annelerinden önce Robin teyzelerini çok sevdiğini ama birlikte olamadıklarını anlatıp, onların desturunu alıp 52 yaşına gelmiş de olsa koş koşa kapısına gidebilmek için anlatmış olduğunu hissettik.

Ted gibi seven ve kendini adayabilen bir adamı defalarca kaçırıp, reddeden bir kadın olan Robin ile eninde sonunda bir araya gelip mutlu olacak olmaları uslanmaz romantikleri rahatsız etti. Senaristler de ne yazıkki bu ilişkiyi izleyicinin rıza gösterebileceği bir altyapıyı dizinin sezon finalinde sağlayamadılar.

How I Met Your Mother dizisi son birkaç sezonunda düşüşler yaşıyordu, son sezonda “Slapsgiving 3″ gibi izlemeye tahammül edilemeyecek derecede sıkıcı bir bölüm bile sundular. Ancak izleyiciyi hep ekran başında tutan anneye olan merak ve anne ile yaşanacak olan Ted romantizmi idi.

Ne yazık ki Ted’i Robin ile olan ilişkisinde bile tam olarak romantiğe bağladığını göremedik. Tracy gibi bir ruh eşi ile yaşayacakları romantiklerin beklediği bir şeydi. Ancak ne yazıkki olmadı.

Sonuç olarak How I Met Your Mother, bir Lost gibi dev bozmadı. İzleyiciyi memnun edememesinin sebebi mutsuz bir son olması da değildi. İnsanlar doğar büyür ölür, en sevdiğini bile bir hastalığa kaybedebilirsin. İzleyiciyi mutlu etmeyen şey, “Anneniz ile nasıl tanıştım” adındaki bir dizide “anne” ile tanışamamak oldu.

Dizinin adını “How I Love Your Aunt Robin” olarak değiştirerek yeni nesil izleyicilere izletsek, yadırgamazlar.

 

]]> http://www.mentalmasturbasyon.com/televizyon/how-i-met-your-mother-bozdu-mu/feed/ 0
Bir Kısa Dönemin Günleri http://www.mentalmasturbasyon.com/askerlik/bir-kisa-donemin-gunleri/ http://www.mentalmasturbasyon.com/askerlik/bir-kisa-donemin-gunleri/#comments Wed, 30 Apr 2014 20:32:01 +0000 http://www.mentalmasturbasyon.com/?p=10882 Türkiye’de herşeyden kaçabilirsin ama askerlikten kaçamazsın. 50 yaşına da gelsen seni bulur. Ya çürük alırsın ya tezkere. Bir şekilde yaparsın. Zulüm de olsa bir erkek için inanılmaz bir deneyim kazandıran yarı kapalı hapis. Kimine göre vatan borcu, kimine göre külfet.

İlk günlerim ile son günlerim arasında gerçekten inanılmaz bir dil, uslüp değişimi olmuş olabilir mi? [...]]]> Türkiye’de herşeyden kaçabilirsin ama askerlikten kaçamazsın. 50 yaşına da gelsen seni bulur. Ya çürük alırsın ya tezkere. Bir şekilde yaparsın. Zulüm de olsa bir erkek için inanılmaz bir deneyim kazandıran yarı kapalı hapis. Kimine göre vatan borcu, kimine göre külfet.

İlk günlerim ile son günlerim arasında gerçekten inanılmaz bir dil, uslüp değişimi olmuş olabilir mi? İlk günlerimde hınç dolu, aşağılayıcı, sinirli bir uslüba sahip iken son günlerde kabullenmiş, kafanın kontağını kapatmış, herşeyi, askerliği normal karşılayan biri olmuş olabilir miydim acaba?

Kısa dönem askerliğim döneminde yapmış olabileceğim, gerçek veya gerçek olabilecek günleri yazdım. İleride dönüp dönüp kendim okuyayım diye. Ama merak eden olursa neler yaşayıp, yaşayabilecek olduklarımı, okuyabilir tabii ki.

Günlük tutsaydım böyle eğlenceli bir ajanda ile tutardım.

Günlük tutsaydım böyle eğlenceli bir ajanda ile tutardım.

SON 9 GÜN – SINAV GÜNÜ

Askeriye öyle bir yer ki kapısından girdin mi kırıyor tüm sivilliğini. Uzman çavuş ve teğmenler çok samimi yaklaşıyor. Sınava girmek için oradan oraya gidip duruyorsun. Sınav için nöbetçi kalmış olan uzman çavuş dertli. İstifa etmeyi düşünüyor. Az maaş ve ordunun tüm yükünü çekiyorlarmış. Mesai saati belli değil ve kimsenin işine gelmediği için uzmanların durumunu değiştirmek istemiyormuş. Konuya uzağım hala, sivilim.

Meşhur sarı zarf.

Meşhur sarı zarf.

Sınav salonuna bir yüzbaşı geldi. Adam gördüğüm en mantıklı Atatürkçülerden biri çıktı. Yobazlara kızıyor, “beğenmedikleri o Atatürk olmasa şimdi namaz kılacak bir camileri bile olmazdı” diyor. Biz üniversite mezunu okumuşlar olarak gittiğimiz asker ocaklarında cahillere birşeyler öğretmeliymişiz. Onları karılarını, kızlarını, kızkardeşlerini okutmaları için tavsiyelerde bulunup ikna etmeliymişiz. Eğitimin aileden başladığını ve eğitimli annenin daha iyi bireyler yetiştireceğini anlattı durdu sınava başlatmak yerine bizleri. Zaten o da itiraf etti, bu sınav formalite diye. Siz yapın ya da yapmayın kime ihtiyacı varsa ordunun ona göre alıyor dedi.

Sınav bir zeka testiydi. Salak mısın değil misin diye ölçen cinsten. Ben yaptım, salağa yatmadım. 50 sorudan 45 tanesini cevaplamışımdır yormadan, germeden. Ama yapmanın bir önemi olduğuna inanmıyorum. İktisat mezununu napsın TSK, mühendisler dururken. Ben de zaten kısa dönem kalmak istiyorum.

SON 5 GÜN – ASKER PAZARI

Çarşı pazara gidilir, asker alışverişi yapılacak. Asker alışverişinde  daha nereye ve hangi orduya gideceğin belli olmadığı için değiştirme garantisi veriyor satıcılar. Genellikle karacı olacakmış gibi alışveriş yapıyorsun. Eğer şansına karacı değil de havacı ya da denizci olursan hoop yeşiller iade alınıyor, maviler ve beyazlar veriliyor.

Don, atlet, içlik, polar, termal, boyunluk, bere, eldiven, çorap, tabanlık, traş çantası akla gelip başa gelmeyecek ne varsa alınıyor. 2 torba dolusu malzeme işte sana özellikle yemin edene kadar lazım olacak şeyler. Traş malzemeler, kremler vs.

Hizmette sınır yok, askeri malzeme listesi.

Hizmette sınır yok, askeri malzeme listesi.

 

SON 3 GÜN – GERGİN BEKLEYİŞ

Bu gece askerliğimin nereye çıkacağının belli olacağı gece. Saatler ilerledikçe gerginlik artıyor. Bu gece ailemle veda yemeğimiz vardı. Yemekte tüm erkekler askerlik anılarını anlatıp durdu. onlar anlattıkça da ben gerildim durdum. “Yok ben şu kadar ay yaptım, yok benim başıma şunlar geldi!”. İyi bok!

Gece 1’de açıklanacağı duyurulan sonuçlar için ben gece 12’de bilgisayar başına geçip, F5 manyağı yaptım internet tarayıcımı. Açtım bir şişe Efes Pilsen, bir yandan çekiyorum bir yandan rifreşliyorum. Ve de netekim TSK beklenen süprisi yapıp saat 1’den önce açıkladı sonuçları. Orta Anadolu’da terörden uzak sakin bir kent.

Büyük bir rahatlama! Hemen Google’dan hızlıca bir araştırma, okunan iyi ve rahat yorumlar. Yüzde gülümsemelerin belirmesi. Annenin yüzündeki rahatlama. Sevgilinin yüzündeki rahatlama.

Kendi yerin belli olduktan sonra bir anda arkadaşlarının nerelere gideceğini merak ediyorsun. Facebook duvarlarında bir anda bir sürü kısaltmalardan oluşan acemilik birlikleri adları beliriyor. Bir arkadaşıma Doğu Beyazıt çıkmış üzüldüm… İnsanın haline şükretmesi gerekiyor.

SON 2 GÜN

Gideceğim yer ile ilgili internette fazla bilgi bulunmuyor. İnternetin dibine kadar indim ama en fazla üstü kapalı dediği rahat bir yer olduğu. Az ama öz yorumlar var.

Asker traşına gittim. Makina vurdurmadım, biraz uzun bıraktırdım bakalım ne olacak? Bir kaç akraba ve komşu ile de vedalaştım, ziyaretlerine giderek. Vedalaşmalar can sıkıcı. Zaten kafanda bir sürü bilinmeyen var, bir de onların endişesini üstüne alman geriyor. Akşamına arkadaşlar ile veda yemeği. Son kez içtim. Rakı sofrası üstüne viski keyfi üstüne gelen giden tekila şatları. Esasında pek keyfim yoktu. Taşak gibiydim gelene gidene bakıp duruyordum, pek fazla bir neşem yoktu. Gece sonunda geleneksel olarak eve geldiler benimle, adetten bir “En büyük asker bizim asker” ve havaya fırlatma seromonisinden sonra geceyi sonlandırdım. Yatcam kalkcam yatcam kalkcam teslim olacağım.

ŞAFAK 156 – TESLİMİYET

Abim ile birlikte 3.5 saat süren İzmir’den İstanbul aktarmalı olarak askerliğimi yapacağım İç Anadolu şehrine vardım. Uçakta dakika 1 gol 1 terslikle karşılaştım. Oturduğum koltukta emniyet kemeri yoktu. Host geldi takmaya uğraştı ama beceremedi. Bir yan koltuğa geçtim. İlk kez bir kadın pilotun kullandığı uçak ile uçtum.

Burası büyük bir şehir. Teslim olmanan önce büyük bir otelin yeni açılan şubesinde deneme müşterisi olarak birkaç saat kaldık. Otel süper ve yepyeni. Burada kalınır. Karşısında başka büyük bir otel ve bir alışveriş merkezi var. Son check-inimi yaptım bu otelde. Acaba check-inlerimde ve son yayınladığım blog yazısındaki yorumlar ne alemdedir diye meraklandım.

Saat 15:30’da Nizamiye kapısından teslim oldum. Abimle sarılıp vedalaştım, son telefon görüşmemi annem ile yaptım. Son kez kağıda fotoğrafımı çekti. Elimde valizimle birlikte o kuyruğa girip içeriye adımımı attım. Çok sakindim. Heyecan ya da çarpıntım yoktu. Tam teslimiyet ve tam kabullenme.

Uzun bir sıra vardı, herkes üniversite mezunu, kısa dönem. Nizamiyedeki evrak işleri uzun sürdü. Oradan oraya ismini listede bulmalar, bilgiler sormalar, formlar doldurmalar. Herkes bir yandan nasıl bir yere düştüğünü merak ediyor, oradaki askerlere soruyolar. İlk girenleri nizamiyedeki doktor odasında soyup sağlık kontrolü yapıyorlardı. Ancak saatler ilerledikçe bu uygulamadan vazgeçip bizleri bir otobüse bindirip topluca revire doktora götürdüler.

Buradaki doktor kontrolü komikti. Üzerimizdeki sivil mont ve kazaklarımızı çıkartıp atleti ile düzüldük. Doktor geldi ve bir rahatsızlığı olan var mı diye sordu. Daha sonra alerjisi olan var mı diye sordu. Birkaç kişi bunlara yırtmak amaçlı atladı. Sonra bir er sağ ve sol kollarımıza sıradan tentirdiyot sürdü ve sıraya dizilip biri sağdan biri soldan 2 aşı olduk. Bunlar menenjit ve tetanoz aşılarıymış.

Revirden sonra asıl acemi birliğine doğru otobüs ile yola koyulduk. Hava kararmıştı çoktan ve inceden bir akşam soğuğu vardı. Acemi birliğinde de bir odaya götürüldük bir yandan hala bizleri kayıt edip evraklarımızı doldurmaya çalışan komutanlar ve askerler vardı. Evrak işlerinin bitmeyeceği anlaşılınca bırakıldı.

Yemek saati gelmişi, ilk içtimamızı sivil olarak verdik. Kıyafetlerimiz verilmedi. Her yerde acemi askerler var, hepsi de rap rap her yere uygun adım yürüyorlar. Allahım nasıl bir yere düştüm ben duygusu ilk andan kendini gösterdi. Uzun dönem erler tam birer pislik gibi duruyor. Bizlere laf atıyorlar, birbirleriyle kavga edip, yerlere balgam yapıştırıyorlar. Bunu gören tüm kısa dönemler birlik beraberlik içinde birbirini kolluyor.

İlk yemeğimizi yedik. Yemek güzeldi. Çorba + Patatesli köfte + pilav + turşu + mandalina. Öğrendik ki yemekleri asker değil özel bir firma yapıyor.

Bizleri koğuşumuza yerleştirip biraz serbest bıraktılar. Ben de o sırada dışarıdaki ankesörlü telefonlara ulaştım. Annemi aradım. Yengenizi aradım. Telefon işi rahat gibi, birçok ankesörlü telefon var yan yana. Sıra çok yok.

Acemilikte eve seni bağlayan tek şey. Telefon kartı!

Acemilikte eve seni bağlayan tek şey. Telefon kartı!

Kıyafetlerimiz verilmediği için sivil kıyafetlerimizle yatacağız bu akşam. İlk geceden 30 kişilik koğuşta 2 kişi namaz kılmaya başladı. Ama ne namaz. Bütün günün kazası. Herkes yatıp uyumaya çalışırken onlar namaza devam ediyor.

Şafak 155 – İlk Sabah

Askere gidip dönen herkesin o bahsettiği ilk sabah sendromunu ben yaşamadım. “Neredeyim ben?” demedim kendime. Kendimi çok iyi hazırlamışım buna. “Koğuş kalk” bağrışını duymadan uyandık hep birlikte. Saat 05:30’da kalk. Giyin 06:30’da içtima. Sonra 07:00’de kahvaltı.

Kahvaltı menüsü: Paket pastörize süt + 8-9 adet zeytin + 1 parça peynir + 1 paket çikolata. Kahvaltıdan sonra toplandık yine dün akşamki kayıt yapılan odada. Kıyafetlerimizi almak için depoya yürüdük. 2 numara büyük bot, spor ayakkabı, kamuflajlı pantolon, gömlek, parka, palaska, kep, spor kıyafetleri, çorap, don, atlet vs… Bedenler karışık şansına ne gelirse. Sağındakinin dar gelenini solundakinin bol geleni ile değiştiriyorsun. Değiş tokuş sistemi ile şansına ayarlıyorsun sana uygun olanları.

Saçmalık ilk günden kendini belli etti. Günde 10 kez sayıyorlar bizi sağda solda kalan kaçan var mı diye? Çobanlar bile kuzularını bu kadar saymıyordur. Kantin denilen market belirli saatlerde açılıyor. Hep kuyruk var önünde. İçme suyu sorun. Kantin ve gazinoda bulmak ve almak dert. Genelde açık olmuyor. Erikli suyun otomatları var ama hep bozuk ya da içinde su kalmamış oluyor.

Akşamlayın eğitim var diye bizi yemekten sonra bir odada topladılar. 2 saat boyunca odada bir komutan gelecek ve bize eğitim verecek diye mal gibi bekledik. Sonuç? Gelen giden olmadı. Neden? Asker başı boş gezmesin diye. Dışarıda diğer uzun dönem askerler ile kısa dönem askerler arasında bir şeyler olabilir diye belki de.

Gece yatmadan hayatımda ilk kez iğne iplik ile dikiş yaptım. Kebime/şapkama nefte diktim.

Şafak 154 – 3.gün

Bu sabah eşofmanlarımızı giydik ve ilk eğitimimize çıktık. Takım astsubayı doğuda görev yapmış biri. Biraz kısa dönemlere takık gibi. Jimnastik ağzımıza sıçacak gibi. Kötü de bir haber aldık. Yemin törenimiz ayın 30’unda değil diğer ayın 13’ünde olacakmış. Bu da kafadan 2 hafta çarşı izni olmadan, 12 gün daha fazla eğitim, spor ve rütbesizlik demek. Yine telefon edebildim, anne, baba ve abileri aradım ancak yengenizi aramaya yetişemedim, çavuşun teki geldi.

Bugün ilk nöbetimi tuttum. Tam 5 saat! Bot ve koğuş nöbeti. Tüm öğleden sonra botları, terlikleri ve koğuştaki eşyaları çalmasınlar diye bekledik. Koğuşu süpürdüm nöbette.

İlk bok nizamiyeye de düştü başarıyla. Beklediğim gibi kabız olmadım. Alaturka tuvalet deneyimi. Bacakların arasından bokun deliğe düşüşünü izlemek. Bir de ıslak mendille götü sil sil bitmiyor.

Toplayıp banyoya götürdüler. Daha geleli 3 gün oldu ama vücuda suyun değmesi süper! Donumu da atletimi de değiştirip çöpe salladım.

Komutan saçlarımı uzun bulduğu için akşam 3 numaraya vurdurdum kafayı. İleride sorun olabilirdi. Ancak anladım ki askeriyede hiçbir işte ilk ya da son olmayacaksın. Makinayla berber olmayan bir ere saçımı en son ben kestirttiğim için tüm yerdeki saçları ben temizlemek zorunda kaldım, süpürdüm.

Şafak 153

Eğitim çavuşlarımızın bihaber olmasından dolayı bu sabah 4 kez giyinip soyunduk. Önce eşofman, sonra kamuflaj, sonra yine eşofman ve en son yine kamuflajda kaldık. 4.günümüzdeyiz ve bizim hala kayıt ve evrak işlerimizi devam ediyor. Bir ara tabur binası önündeki boşlukta uygun adım yürüme çalışmaları yaptık.

Dünyanın herhalde en hızlı diş kontrolünü oldum. 100 erkek 30 saniyede diş taramasından geçtik. Gudubet bir dişçi kadın geldi, “ağzında hiç diş olmayan var mı?” ve “doğuştan damak yarığı olan var mı?” diye sordu. Çıkmadı. Herkes diş taramasından geçmiş oldu.

Tabur komutanı kısa dönemlerle konuşmak istemiş. Çavuşlar ve astsubaylarda bir panik. Komutan karşısında ne yapmamız, ne yapmamamız gerektiğini, nasıl durmamız gerektiğini anlatıp durdular. Sırf kendilerine laf gelmesin diye. Netekim Rayban gözlükleri kurmay albay rütbeli tabur komutanı geldi, babacan bir konuşma yaptı.

Kısa dönem askerler olarak uzun dönem erlere abilik, hocalık yapmamızı istedi. Bilmiyor ki onlar bizim gözümüzde bir “orc” sürüsü. O ayrı bir mevzu.

Takım astsubayı bugün bizden birine bir “NAH” patlattı. Üstüne bir de “Kıyak” ve “Kıyakçılığın” ne olduğunu anlatı. Adam bildiğin karikatürlerdeki Yüzbaşı Hamdi. Tipi de çok benziyor. Bulldog.

İnceden bir halsizlik var hasta oluyor gibiyim. Çorap içinde askeriyeye gizlice soktuğum ilaçlar ile kendime doping/takviye yapıyorum.

Şafak 152

Bu sabah silahsız 4 ordu jimnastiği hareketi öğrendik. Hareketlere “YAH” diye bağırarak başlanıyor. Saçma komik. Sabah sporundan sonra uygun adım yürüyüş, asker selamı ve yordamı üzerine çalıştık.

Tam yorulduk bittik derken, 2km uzaktaki, benim de usta birliğim olacak olan bir başka tabura yürüdük. Diğer tüm taburların askerleri de oradaydı. Tüm taburların komutanı konuşacakmış.

Artiz bir adam. Bizleri çocuklarından çok düşündüğünü, sağlığın en önemli şey olduğunu ve sağlını temizlikten geldiği mesajını verdi. Ve de 1000 kişiyi dağ tepe arazide mıntıka temizliği yaptırmaya gönderdi. Terlemiş vücutlar, bozkır soğuğu ile kurudu. Bu akşam 3 kişinin ateşi çıktı ve gitti. Senin çoçuğunu sikeyim…

Şafak 151 – İlk Cumartesi

Bugün haftasonu! Tatil! Nöbetçi komutanlar hariç tüm kadrolular tatil. Bize de eğitim yok. Saat 05:30 yerine 07:00’de kalktık. Sonra bir kahvaltı. Sonra yine bir içtima. Tatil ama koğuşlara gitmek yasak. Bu ne saçmalık?! Hava buz gibi, gazino uzun dönem “orc”larlar dolu. Oturacak bir yer yok! Allah’tan öğleden sonra izin verdiler koğuşlara da millet dinlendi.

Asker saçmalık. Hala evrak ve kayıt işlerimiz devam ediyor. Çavuş diplomalarımız hazırlandı, atış talimlerimiz evrak olarak hazır. Evimize mektup bile gönderiyorlar!!!

Şafak 150 – İlk Pazar

Bugün bomboş bir gündü. Kahvaltı yap, taşak muhabbeti yap, öğle yemeği ye, Nescafe otomatlarından kahve iç. Sevgili ile telefonda konuş. Giden kadar geride bekleyen için de zor askerlik.

Ranzanın altında yatıyorum. Başımı koyduğumda tepedeki yazıları okumak eğlenceli. Üst ranzanın altından:

  • Ah benim sevdasında benci, ama yüreğinde sağlam sevdiğim, aklıma gelişini seveyim, ne güzel darma duman ediyorsun beni. $250
  • Hani derler ya ben sensiz yaşayamam diye. Ben onlardan değilim. Sensiz de yaşarım ama seninle bir başka yaşarım
  • Her gece gördüğüm o rüya gerçek olsa….

Şafak 149 – Revir

Cumartesi gününden beri öksürük, halsizlik yer yer ateşliyim. Pazardan adımı revire gitmek için yazdırdım. 92 kişilik takımdan 16 kişi revire gidiyor. Revir 2km uzakta. Bir otobüs denk geldi ve binip gittik. Sonuç? Hüsran. Doktor sabahtan yokmuş. 2km geri yürüdük. Zulamdaki ilaçlarım bittiği için fenalardayım.

Öğle yemeğinden sonra 2km’yi bu sefer yürüyüp revire vardık. Doktorun karşısına çıktık. İlk gün bizi topluca sözlü olarak muayene eden doktor yine. Ağzında sigara, elinde küllük. Revirci çavuş ateşimi ölçtü.  38.2derece çıktı. Doktor karşısında alıp soruyor neyin var diye, sen de sıralıyorsun. Sonra bir çubukla boğazına bakıyor. Sonra birşeyler yazıyor önündeki deftere ve reçeteye. Sana bir açıklama yapmıyor. İlaç almaya yarın başlayacağım.

Akşam bizim takım astsubayı nöbetçiydi. Mesai bitmedi ve bir de askeri kimlik kart bilgilerimizi doldurduk. Kayıt işlemleri hala bitmedi! Bir de bu kadar yorgunluğa gece eğitimi yaptırdılar. Beni zorluyor.

Şafak 148

Sabah sonunda ilaç içebileceğim diye kahvaltıdan sonra bölük revircisinin odasına gittim. Dün doktorun karşısında öğleden sonra çıktık diye ilaçlar gecikmiş. 38derece ateşim olmasına rağmen bana istirahat vermemiş. Zulada 2 adet Novalgin buldum. Öğlen akşam çaktım ikisini de ve günü kurtardım.

Askeri kimlik ve diğer evraklar için vesikalık fotoğraf çekimine gittik. Poz verip güldüm. Ağız kapalı olacak dediler. Gülmeme engel olamadım ve ağzım kapalı güldüm. Nasıl çıktım meraklardayım.

Öğleden sonra tören yürüyüşü çalışmasına ağırlık verdik. Yürüyüşüm oturdu, kaptım. Sanırım yemin töreni erkene alınacak.

Hasta halimle gece 02-04 koğuş ve bot nöbetini tuttum. Çok iğrenç bir vakit. Uzun dönem “orc”lar gibi artık yeşil balgam yapıştırabiliyorum bu hastalıktan ötürü.

Şafak 147

Sonunda revirden ilacımı aldım. Benical Cold + Otrivin + Clarinase üçlemesi. 3. ilacın ne olduğu hakkında hiçbir fikrim yok.

4 gün sonra yeniden sıçtım affedersin. Yemin töreninin 8 gün sonraya alındığı haberini aldık. Harika bir haber! Bu eğitime veda anlamına geliyor. Takım ve koğuş çok matrak. Yeminden sonra usta birliğinde dağılacak olmamız üzücü. Koğuşlara çekildiğimiz zaman eğlenceli muhabbetler dönüyor.

Tip tip insanlar var. Gereksiz üniversite okumuş ve zeka seviyesi benim için çekilemeyecek kadar düşüklerin yanı sıra entellektüel, zeki, piç ve “nerd”ler var. 1 Doç.Dr., 1 piyanist, 1 otogalerici, 1 ekşici, 1 pinponcu, programcılar, sinema televizyoncular, petrol mühendisi vs.

15TL’ye hayat sigortası yaptırdım. Ölürsem değerim 22,500TL. Bari ardımda kalanlar sevinsin =)

Şafak 146

Yat, kalk, çark, marş, dur, dön, çömel, çök… Asker mi zannediyor bunlar bizi? Kısa dönemler öksürmekten dökülüyor ama eğlenmekten de eksik kalmıyor. Şen şakrak muhabbete gün içinde devam. İlaçlarla ayakta duruyorum.

Bugün bizimle yaşıt bir asteğmen geldi. Egosunu tatmin etti üzerimizde göt. Bize sözde askerlik öğretip, koskocaman bir alana mıntıka yaptırdı. Ne küfrettik ne küfrettik. Sülalesinin kulakları çınlamıştır.

Şafak 145

Uzun dönem “orc”ların bugün yemin töreni vardı. Onlar için erkenden kalktık. Şanslarına yağmurluydu hava, yürüyüşsüz kapalı alanda yemin ettiler. Kahvaltı etmedim. krakerle geçiştirdim. Catering firmasının verdiği kahvaltıdan bugün tarihi geçmiş peynir vermişler. Yemekler güzel askeri standartlara göre ama özel sektöre göre berbat.

Uzun dönemlerin yemin töreni sırasında ayak altında dolanmayalım diye bizi uzakta bir yerlere götürdüler. Bir sundurmanın altında yağmurdan korunurken, soğuktan korunamadık, 3 saat bekledik. Saçmalık. Bir de Kızılay geldi. Kan grublarını belirlemek ve kan bağışı almak için. Yine O Rh – çıktım, sıkıntı yok. 10-15 kişi kan bağışlamak için gönüllü oldu. Ancak hiç kimseden almadılar. Çünkü bütün kısa dönemlerin hasta olması çok yüksek!

Şafak 144

Takım astsubayı gündüz koğuş nöbeti 2 kişiyle 12 saate çıkardı. Sabah 7’den akşam 7’ye koğuşu ve botluğu bekliyorsun. “Yer değiştirmesin” diye. Askere çalmak olmaz. “Yer değiştirir”. Bugün nöbetçiydim. Koğuşun yerlerini süpürdüm. Yerler çok tozlu. Herkesin boğazını ağrıtıp, öksürtüyor.

Bu akşam aç kaldım. İğrenç bir çorba, bir de türlü yemeği vardı. Türlüyü görünce aklıma yengeniz geldi. Ben hayatımda daha önce hiç türlü yememiştim ki!

Şafak 143

Bugünün Noel olduğunu farkettiğimde “Bizim oralar ne güzel olmuştur şimdi” diyerek komiklik yaptım açıkcası. Dün akşam kar yağmış, yerler ince bir beyaz tabaka, öğleden sonra eridi ama dağlar kar. Çok soğudu hava.

Bugün teslim olalı 13 gün oldu. 13 günde,

  • Küçük Megu’da hiç tık yok. Öldü sanırsam.
  • Harcadığım para hayat sigortası hariç 20TL’yi geçmedi.
  • Sanırsam birkaç kilo verdim.
  • Haftada 1 banyo yapmaya alıştım. Fransız banyosu benim için yeni bir yaşam tarzı!

Şafak 142

Günler çabuk geçmeye mi başladı ne? Rutin sabah sporu, içtimalar, beklemeler, marşlar, yürüyüşler dışında bugün yengenizin verdiği ajandaya başladım. Bana bir ajandavermişti gelmeden. Her güne birşey yazmış, askerlik daha çabuk geçsin diye. Şanslıyım bekleyenim var. Kafa insanlar olarak güzel bir grup oluşturduk ama 2 gün sonra hepimiz dağılacağız 4 bir tarafa. Askerlik arkadaşı= Mapus arkadaşı.

Askerlik hala mantıksız. Yemin ile ilgili 10 kez karar değişti. Askeriye düzensiz, beceriksiz. Kimse üstüne kalsın istemiyor hiçbirşeyin. Özel bir firma olsa batardı!

Bugün ustalığımı yapacağım taburdan geldiler. İngilizcem iyi seviyededir dedim. Denediler. Sıçtım ama yine de seçmiş olabilirler. Orada çevirmen olup yayma ihtimalim var.

Şafak 141

Bugün Verem Savaş’a gitmek için Konya’ya sivile çıktık. Sivilde hayat devam ediyor. Sivil hayat hızlı. 15 gün sonra ilk kez güzel bir kadın gördüm! Verem Savaş’ın önündeki seyyarlardan çay, simit, börek götürdük. Hava çok soğuktu tabii ki donduk. Üşümek bir alışkanlık oldu.

Evrak işleri hala bitmedi. Bilgisayar ile 1-2 günde bitecek iş 15 gündür hala bitmedi. Sürekli evrakları bekliyoruz. Beklerken de muhabbet, makara, tukara!

Şafak 140

Bugün prova günü. Yemin töreninin provasını yaptık. Komutanlar kendisine laf gelmesin diye düzgün olsun istiyor. Bizim çok da umrumuzda değil. Organizasyon başarısız. Yemekhanede yemin edeceğiz.

Bugün banyo günüydü. Bu soğukta 2km hamama yürüdük. Soğukta bekledik. Banyo yapamadık ve 2km geri yürüdük. Düzensiz ordu!

Şafak 139

Bir yemin ettim ki dönemem! Sallamadığımız yemin töreni, aileler gelince bir anda önem kazandı. Güzel de oldu. Aileleri gelince ağlayan adamlar gördüm. Benim de boğazım düğümlendi. Ailesi gelmeyenler de hüzünlüydü.

Yürüdük, yemekhaneye girdik, dizildik, bir kaç omuzlarında galaksi olan adam konuştu, 1-2 kişi bizden daha önce hazırlanmış metni okudu. Bağıra çağıra yemin ettik ki, ben son kısmında sadece ağzımı oynattım çarpılmayayım diye. Sonunda da aileler ile kavuşma anı!

Evci izni ile 1 günlük dışarı çıktım. Yemin töreni haftaiçine geldiği için tüzüğe göre 1 gün evci verebiliyorlarmış. Sıkıcı. Öğleden sonra sivil kıyafetlerimi giyip anne-babamla sivile çıktım! Sivilde olmak 15 gün geçse bile bir garip geldi. Aşerdiğim Burger King’e kaydım! Vakit hızla geçti!

Şafak 138

Evci iznim 1 gece olduğu için sabah yine teslim oldum. Eşyalarımı toplayıp yine aynı arazi içindeki yeni birliğime katıldım. İnsan yeni bilmediği bir yere gidince korkuyor. Şimdi asıl askerlik başladı. Sorumluluk arttı. Yine evci çıkıp, haftasonunu dışarıda geçirmek için bağlı olduğum yeni karargah takımı yazıcısı ile çok koşturduk. Her yer rütbeli kaynıyor burada. Kadın teğmen bile gördüm. Takım başçavuşu kıl biri gibi görünüyor. Gözüne girmek lazım. Saat 5 gibi babam evci çıkardı.

Akşam otelin karşısındaki alışveriş merkezindeki mangel evine gittik. Et kayıp hayvanlar gibi yedim. Yemek sonrası otel odasına çekildim ve tv karşısında sızdım!

Şafak 137

Bugün rahat rahat uyuyup otel odasında, yumuşacık yastık, ortopedik yatakta 9’a kadar uyudum uzun süre sonra. Sağlam bir kahvaltı, bir duş. Tv keyfi. Sonra da şehir turu. Devlet güzel müze yapmış, büyük bir şehir burası. Esnaf lokantasında buraya özgü pide, kebap ve yemekleri yedik çarşıda.

Evci çıktığım için şehir içindeki Merkez komutanlığına gidip, şehri terketmediğimi ispatlamak için imza atmam gerekiyordu. Arada onu da attım. Askeri malzemeciyi buldum çarşıda, künye yaptırttım.

Yeniden cep telefonuna kavuşmak güzel 2 haftadır ankesörlülerle konuştuktan sonra. Yeni yıl ama ben hiç modumda değilim. Eş dost ve sevgili ile telefonda konuşup, geyikle yeni yıla girdim sonra da sızdım! İçki içerim diyordum ama içemedim bile.

Şafak 136

Evcinin son günü, sabah kalkıp sıkı bir kahvaltı sonrasında aileyle biraz daha vakit geçirip, onları İzmir’e geri gönderdim. Şehirde tek başıma dolandım biraz keşfetmek için. Sonra da tuttum nizamiyenin yolunu. 3 gün sivil hayat güzeldi. Bugün de bitti Abbas. Yarın gerçek askerliğin ilk günü!

Şafak 135

Bugün kayıt için daha önce eğitim taburundayken doldurmuş olduğum 8-10 sayfa evrağı bir daha doldurdum. Bir bilgisayarda personel sistemi ile tutulsa bu evraklar bu kadar uğraşılmayacak! Tüm gün gazinoda boş boş oturdum. Bir ara kantinden “Askerin El Kitabı”nı aldım. Televizyonda “Yok Böyle Dans” yarışması var. Yarışmadaki Burcu Esmersoy’a herkes hasta. Ekrana çıktı herkes pür dikkat izliyor.

Askerlik dediğin şeyi bir el kitabını sığdırmışlar. Her ere lazım!

Askerlik dediğin şeyi bir el kitabını sığdırmışlar. Her ere lazım!

Bir tane benden 3 yaş küçük teğmen var. Annesi genelevde çalışıyor kanımca. Ukala ve ızdırap! Bir de dalga geçer gibi herkesle “Bebeğim” diye hitap ediyor!

Şafak 134

Tabur komutanı ile tanıştık bugün. Adamla konuşunca asker olasın geliyor. Babacan ve mantıklı bir adam. Bu güzel konuşmanın üzerine egosunu tatmin etmeye çalışan bir teğmen ya da bir çavuş size it muamelesi yapınca askerlik ile ilgili bütün şevkiniz kaçıyor. Bu çavuş ya da teğmenleri özel sektöre koysan işsiz ve aç kalırlar. Daha sağlık kontrolünden geçicez. Biz silah verecekler. Atış yapıcaz. Laylaylardayız!

Şafak 133

Hala bir görevimiz yok ama askerliğimin 23. gününde elim sonunda silaha değdi. ****** nolu Eylül 1986 yapılı bir G3 piyade tüfeği. Hemen silah eğitimine başladık. Silah eğitimi derken silahla takılma eğitimi. Rahat-hazırol-esas duruş-çapraz tutuş-tüfek omza-tüfek asma öğrendik. Yanlış yapmanın cezası yere yatmak. 1 saniyede yatacaksın, önünde çamur, kar, çimen farketmez. Yatacaksın!

Bugün bir işimiz yok diye temizlik yaptık. Bugüne kadar yük taşıdım, römorka bağlanan su deposu çektim, koğuşu ve gazinoyu yıkadım, paspas yaptım, yer süpürdüm, cam sildim. Gocunmadım bunları yapmaktan, askeriz neticede.

Şafak 132

Askercilik oynamaya devam. Bugün gelişi güzel silah eğitimi alıyorduk ki tabur komutanı geldi denetlemeye. Eğitim veren uzman çavulun eğitim veriş biçimini beğenmedi. Böyle eğitim olmaz dedi. Sıçtı uzman çavuş, donuna sıçtı. Tahminen bunun acısı bizden çıkar. Bu gece ilk nöbetim var. Silahsız, tabur binasında,  koridor nöbeti. 04-06 nöbeti. Vira bismillah!

Şafak 131

Saat sabahın 4’ünde kalk. 2 saat nöbet tut. Güne başla! Üzerine revire git. Muayene ol. Muayene derken fiziksel değil sözlü olarak. “Bir rahatsızlığı olan öne çıksın gibi”. Askerliğe uygun çıktım.

Muayeneden sonra silah eğitimine devam ettik. Silahın parçalarını söküp, yeniden takmak sırasıyla. 4 tanecik pim çekip, parçalanan bir silah bana hiç güven vermiyor. Silah bakımı yaptık bir şekilde. Sil yağla mağla, harbile!

Bu işlerden sonra işimiz gücümüz yok diye izolasyon işine verdiler. Yer altında bir kanaldan geçen kalorifer boruları açıkta, ısı kaybı oluyor diye tabur komutanı izole edilsin istemiş. Tabur almış cam yünü denen o iğrenç şeyi. Boruların üstü kaplanıp bağlanacak. Herkesin bir işi var diye iş 3 kısa dönem ve 1 ere düştü. Daracık bir tünelde, az ışık ile cam yün ile kapladık boruları. Cam yünü iğrenç birşey. Yuttuk, içimize kaçtı, kaşındırdı falan. Bu ciğerlere kaçmıyordur umarım.

Tabur komutanı geldi, baktı, çalışmaları beğendi, takım komutanının yüzü güldü. Allahtan komutan insaflı çıktı da, bize özel banyoyu açtırdı. Girdik paşalar gibi yıkanıp şu cam yünü parçalarından kurtulduk. Pantolonları ve gömleği silkeledik. Olabildiğince akıttık tozları. Ancak içimdeki içliğin içine işlemiş parçalar. Çöpe atmak durumunda kaldım kolumun kaşıntısından. Yenisi vardı yedekte onu giydim.

Gece yine 2 saat nöbet tuttum. Yarın ilk kez çarşıya çıkıcaz.

Bugün biri bi laf etti güldüm. “Türk kadını vampir gibidir, ışıkta sevişmez”.  Böyle geyiklerle, muhabbet ve mavralarla geçiyor ve geçecek zaman.

Şafak 130

Bu gün çarşıcıydık ilk kez. Otele gitmek yasak mı değil mi bilmem ama ben soluğu otelde aldım. Yıkandım, traş oldum, yedim içtim, telefon açtım, tv izledim, Facebook, Twitter ve Foursquare’e girdim. Sonra da tıpış tıpış bunları bırakıp askeriyeye geri döndüm. Gece nöbetimi tuttum. Herşeyin bir bedeli var askeriyede…

Şafak 128

Kim askerde pazartesi sendromu yok dediyse yalan demiş. En kralı var. Haftasonu komutansız, emirsiz kebap yapmak varken pazaresi bağrış çağrış içine yeniden gir. Yarın silah atışı var diye komutanlar panikte. Kendilerine laf gelmesin diye hızlandırılmış mekanik nişancılık eğitimi aldık. Tabur komutanı gelecekmiş atışlara. Yarrra yedik!

Bugün ilk çapraz nöbetimi tuttum. Çapraz nöbet demek silahlı nöbet demek, silahı çapraz tutuyorsun diye. 16-18 arası. Gece de 00-02 var. Askerlik dediğin uykusulukmuş. Ha bu arada banyo ve çamaşırhane görevi acemilikten bir arkadaşıma verildi. Bakalım ne kıyak olacak?

Şafak 127

Araç komutanım oldum lan. Araç dediğim GT diye bir cip var. Sağ koltuğa oturup, co-pilot olup rütbelilere arabadan selam veriyorum.  GT cip bir devlet düşmanı. 46 litre benzin ile 140km yol yapıyormuş. Tanklar ise 500 litre ile 50 km gidiyormuş. Burada her gün kalorifer ve sıcak su için 500 litre fuel oil yakılıyor. İsraf! Bugün araç ile astsubay taşıdık oradan oraya! Muhabbet ve geyik yapıyor adam heryerde. Biz de onu taşıyoruz! Fırından geçerken durduk. Sıcak ekmek çıkmış. Kaptık 2 tane yedik! Bize gelene kadar bayatlıyor ekmek.  Ha kar da yağdı bugün! G3  piyade atışlarımız iptal oldu! Yerden kar temizleme işlerine başladık. Bir de yarın KKK geliyormuş. Kışlada inanılmaz bir temizlik havası var. Tabii ki görünen yerlerinde!

Şafak 126

Bugün KKK geldi. Normal zamanlarda buranın en taşaklı komutanı olan kurmay albay karşısında hücum yelekli tekmil vermiş altına sıçarak. Biz görmedik tabii ki. Ortalıklarda dolanmadık, gizlendik. Yatış tüm gün! Bir gün daha yedik şafaktan.

Şafak 125

Komutan öksürüğümden ötürü revire git dedi. Gittim ben de.

-Neyin var?
-Komutanım öksürük, balgam vs.
-Aç ağzını.

Çubukla boğazıma bakar.

-Burun akıntın var mı?
-Az arada sırada.
-Tamam Faranjit!

Askeriyede bu kadar kolay hastalık teşhisleri. Neyse bugün silah atışı vardı. 25metrede 5’te 5. 200metrede ise 4’te 0. Astigmat neymiş anladım. 200metrede hedefi göremedim bile. Kulaklarım! Kulaklarım inanılmaz uğulduyor. Barut kokusu ise güzel.

Şafak 124

Çöp de attım sabah mıntıkasında. Bir tek hela kaldı temizlemediğim. Bugün yazıcılık da yaptım. Aslında yazıcılık denen olay yasak. Tüm evraklar komutanlarca yapılmalı. Ama hem yetişmeyeceği için hem de yapmadıkları için askerler yazıcı oluyor. Bir denetleme ya da komutan oldu mu hepsi yokediliyor. Çapraz da tuttum bugün nöbeti. Depo sayımına katıldım. İlk kez Kalaşnikof ve Makineli tüfek gördüm elledim depoda. Boş geçiyor yine de günler. Askerliğin %20sini yapıyoruz. Gerisi angarya.

Bütün askerliğim boyunca yanımdan ayırmadığım 3 şey. Cüzdan, düdük, lamba.

Bütün askerliğim boyunca yanımdan ayırmadığım 3 şey. Cüzdan, düdük, lamba.

Şafak 123

Takımın yarısı çarşıda olunca gün içinde 1’den fazla nöbet düşüyor insana. Gerisinde ise hiçbirşey yapmazdım. Gazinoda vakit öldürdüm. Gazinoya tost geldi, bitmişti hiçbirşey yiyemiyorduk. 15 gündür çay yok. Hala gelecek. Digitürk faturası ödenmemiş. Sadece TRT’ler izlenebiliyor. Buzdolapları da çalışmıyor, sıcak kola içiyoruz. Ben ne gazinolar duymuştum askerden önce, bu hiç onlara benzemiyor.

Şafak 122

Çarşı günü bugün! Şehri biraz daha çözdüm bugün. Tramvay, otobüsler ve dolmuşlar. Taksi yerine ucuz toplu taşıma araçlarını kullanabilirim artık. 3-5 askeri malzeme, kartpostal, zarf, kağıt, gazete, dergi ile otele geçtim. Iphone’uma kavuştum! Haftada 1 gün bile olsa kendim oldun yine sanal aleme bağlanarak!

Şafak 121

Gece 12’de girdiğim bina nöbetinden gece 2’de çıktığımda bir de ne göreyim? Her yerde kar var! Bu şehre yağmaz denilen kar öyle böyle yağmamış. Tabii kar demek askere iş demek! Tabur, gazino, ara yollardaki karlar süpürüldü, kürendi. Yetmedi garajdaki ara yollardaki karlar, malzeme deposundaki karları 07:30’dan 12:00’a ka dar karlar uğraştım. Dondum! Üstüne bir de nöbet tuttum. Üstüne evrak yazıcılığı. Hasta oldum üşüttüm sanırım. Acil ilaç dopingi. Karda kaydım düştüm bile hayatında hiç kar görmemiş bir İzmir’li olarak.

Şafak 120

Kar hala yerde. Geceden birikenleri temizleme işine devam. Allah’tan güneş yüzünü gösterdi ve karları buzları eritmeye başladı. Bugün bizden önceki kısa dönemlerin son günü. Şafakları doğan güneş! Eşyalarını teslim ediyorlar, silahlarını verdiler. Muayene oldular, ilişik kesiyorlar. Çocuklar gibi şen ve neşeliler. Herkesle helalleşiyorlar. İnsanın içi bir buruk oluyor böyle gidenler olunca. Darısı başımıza.

Şafak 119

İlaç dopingine devam. Tüm eklemlerim ağrıyor. Bugün – bilmem kaç derecede sabah sporu yaptık. Barfikste 0 çektim. Çarşı kitleyeceğim dedi ama yapmaz. Buz gibi depoda kitap sayımı yaptım. Gündüz nöbeti tuttum. Gece -14 derecede de nöbet tuttum. Çok soğuk!

Şafak 118 Bilinmeye Numaralar

Sabah sporlarına devam. Şınav-mekik ve benzeri hareketler. Yapamıyorum ızdırap oluyor, acı çekiyorum. Her yanım zorlandı. Komutan da başında bekliyor yapacaksın diye. -15 derecede nöbetlere devam. Nöbet süresi 1 saate düştü. Ama o da kötü başka bir açıdan. Ha bir de tiyatroya götürdüler bizi bu akşam. 25 asker gönderildi taburdan. Ben de onlardan biriyim. Devlet Tiyatrosu Kulaktan Kulağa ve Carrar Ananın Silahları diye oyun. Kısa ve başarısız bir lise piyesi gibi! Devlet Tiyatrosunun 13.senesi!

Şafak 117

Bu sabah da -8 derecede spor yaptık. 12 tane silahsız spor hareketi şınav falan. Ben sadece 8’ini biliyordum biraz sorun oldu. Sonra bir de garaj temizliği. Günün geri kalan kısmında da kaytardım hiçbirşey yapmadım!

Şafak 116

Bugün çarşı günü. Otele gitmek yerine tertiplerle çarşıda takıldım. Önce içerisi asker kaynayan “Hanımeller” diye bir yerde kahvaltı yaptık. Sınırsız ekmek , çay, sucuklu yumurta ve melemen. Sonra klasik asker malzemecisi. Sonra internet kafe! 250-300 bilgisayarları ve içerisi asker dolu olanından. Sonra tramvay ile bir AVM’ye gittik. Mal mal dolanıp  sonra da etli ekmek ve geri dönüş. Sivil görmek hem iyi hem  de kötü geliyor.

Şafak 115

Sabah kalktım. Heryer kar! Hayatımda ilk kez tipi kar gördüm, yaşadım. Tipi de gözüne gözüne kar geliyor ve yürüyemiyorsun. Ben tam karlar eriyor derken 20-30cm yükseklik olmuş. Güne yine kar küreyerek başladık. Yarın da yine bütün gün kar küreriz. Ama olsun bugün 3 saat uyudum gündüz. Haftaya hazırım!

Şafak 114

Olması gerektiği gibi bir askerlikti bugün. Sabah sporum yok, öğlene kadar binada sıcak ofis işi, öğleden sonra yine takım odasında evrak işi. Mis gibi temiz!

Şafak 113

Kar küremek bir sabah sporu! Sonra bilgisayar başı demirbaş listesi yap. Saatler geçsin. Herşeyi kendin keşfet. Kimse birşey göstermesin mesela. Allah’tan zeki adamız.

Şafak 112

Kar küremeye devam! Karın içinde yollar açıyoruz. O iş bitmeden başka işlere geçiyoruz. Ben yine bilgisayar başı kaptım. Haftalık eğitim program yaptım. Ben eğitim programı yapıyorum takımın yapacağı. Ama öyle bir eğitim asla yok! Askerlik kağıt üzerinde yalan dolan! Herşey evrak üstünde.

Şafak 111

Bugün yağmur var şehirde. Karın üstüne yağmur yağması ne iğrenç birşeymiş arkadaş! Bugün bir uzman çavuş ile evrak işi yaptım. Kendisi tam bir mal! Yanlış yapıyor, sanki suçlu benmişim gibi bana kızıyor. Yapamadığı işi yarım saatte yaptım. Teşekkür etti. Beyin bedava!

Şafak 110

Kar küreme işi bitti. Şimdi güne sabah sporu ile başlama zamanı. Tüfeksiz hareketler ile yapılan yanlışlık sonucu takım olarak istikamet yedik. İstikamet yenince bir yöne doğru deli gibi koşuyorsun, yat diyor komutan kendini yere atıyorsun. Güne bununla başladıktan sonra gün çadır + portatif tuvalet + kazma kürek taşımak gibi hammalıklarla devam ettim. Akşamına ise yine tiyatroya gönderildim. Bu sefer “Gılgamış Destanı” oyunu vardı devlet tiyatrosunda. Tek kişilik bir oyun. Asker salondan kaçtı ya da uyudu ama. Tiyatro erlerin neyine? Ben ise sonuna dek izledim. Sanata acıkmışım!

Şafak 109

Yine bir haftasonu ve yine bir tüm gün yatış hali. Ye iç tatlı ye! Çavuşlara tatlı ısmarladım bugün. Bana çavuş olacağımın müjdesini verdiler diye, burada adet böyle. Çavuş olmak çok da müjdeli bir haber değil aslında. Sorumluluk artıyor, sikiş artıyor. Neyse bakalım bunun üstesinden de geliriz evelallah.

Şafak 108

Bir çarşı günü daha. Çarşıdan askeri malzemeciden ihtiyaçlar karşılanır, otele gidilip aklanır, paklanır, telefon ile iletişim kurulur, inteernete bakılır. Vakit akar geçer sivilde. Akşam nizamiyeye dönüş! Kapıda içeri girerken didik didik aranır askerin üstü. Sonra da pazar akşamı mıntıkası yapılır. Tabur binası baştan aşağı yıkanır, 3 katlı binada en üst kat yıkanıp, 3 kat aşağı su paspasla-çekpasla çekilir!

Otel odasına söylenen yemek hiç bir zaman bu kadar çok keyif vermemişti.

Otel odasına söylenen yemek hiç bir zaman bu kadar çok keyif vermemişti.

Şafak 107

Yıllardır kar yağmadığı söylenen bu şehire 3.kez kar yağdı! 3 pazartesi arka arkaya kar yağdı. Geçen hafta tam da tüm yolları açmıştık, temizlemiştik karlardan. Hop bu sabah yine sabahtan kar küremeye başladık. Kar küreme kar yağarken bir boka yaramıyor. Karı temizliyoruz kar yağarken, arkamızda yine birikiyor. Bugün bir kokteyl vardı. Oryantrik spor musabakaları başladı subaylar genelinde, başka yerlerden sporcu subaylar geldi. Bunun için bir kokteyl verdiler ufak çapta, gazlı içecek ve unlu mamülden oluşan. Garsonluk yaptım ben de, tepsi ile içecek dolaştırdım. Bunu da yapmadım dememe artık!

Şafak 106

Klasik bir sabaha kar küreme ve çatılardan sarkan sarkıtları kırma aktivitesi ile başladıktan sonra dün kokteylinde garsonluk yaptığım oryantrik spor musabakaları için yapılacak yere yol aldık. Oradaki işimiz bir soyunma odası biri de çay ocağı olmak üzere 2 adet çadır kurmak. Zemindeki kar kürenip temizlenir, çadırın demirleri dizilir, sonra üstüne çadır gerilir. Arkaya bir yere portatif jeneratör kurulur ve çalıştırılır, içeriye sandalyeler yetiştirilir, elektrikli ocak jeneratöre bağlanır, bidonlarla getirilen su ısıtılır ve sallama çay hazırlanır. Öğleden sonra ise yarışlar bitince herşey tersine bir daha yapılır. Dağların eteklerinde heryer kar. Üşümemek için lahana gibi giyindim. 2 içlik 2 çorap, kazak, bere, eldiven, boyunluk. Ve yine de üşüdüm!

Şafak 105

Bugün çadır işini es geçtim. Kitap sayım işi var diye kaldım. Çadırlar kurulduktan sonra komutan ile gittim oryantrik alanına. Çay ocağı yeniden kurulmuş, direk girip çaya yumuldum. Çadırların sökümüne de katılmadım. Öğleden sonra araç bakımhanesine götürdüler. Bakımcı astsubay 1 Man’ın frenini, 1 Man’ın da marş motorunu söktü. Tam Mercedes’e geçti ki yine kitap için çağrıldım. Man kamyonların en yenisi 1967 model. Yazıktır günahtır bu ülkeye! Havalar 3 haftadır soğuk. Hep eksi derecelerde. Bu gece de -15 gördük!

Şafak 104

Bugün eğitim isteği gördüm. Bulunduğum yer bir okul olduğu için hoca albaylar, kursiyer astsubaylar, teğmenler, subaylar ve uzmanlar gani gani. Onlar da dersler görüyorlar. Bizi ilgilendiren bir ders olduğunda gerekli ders malzemelerini alıp derse götürüyoruz. Bugün de telsiz ve kablolar ve santral taşıdık araziye. Koyduk ve bekledik başında malzemelerin. Albay geldi öğrencilere anlattı, öğrenciler uyguladı. Sonra topladık ve depoya kaldırdık malzemeleri. Toplamda 4 saatimizi aldı bu iş. 21.yy olmuş hala kablolu sahra telefonları kullanan bir ordumuz var.

Şafak 103

Bugün boş bir gündü. Evi arayasım gelmedi. Yengenizi de arayasım geldi ama onu da aramadım. Sonra sanki hissetmişim gibi aradım onu. Çok yakın bir arkadaşımın babası vefat etmiş. Tık diye. Bir anda zamansız. Kötü bir duygu. Boğaz düğümlenmesi. Teselli edememek. Yaptığım en tatsız telefon görüşmesi idi. Allah rahmet eylesin.

Şafak 102

Çarşı günüm bugün. Sivil hayattaki ölüm keder, dert burada hiç hissedilmiyor. Burası apayrı bir dünya. Çarşıda asker gibi takıldım bugün. Önce Doyuran diye biryerde kahvaltı ettim yumurtalı mumurtalı. Sonra internet cafe. Sonra alışveriş merkezi, sonra da soğanlı-soğansız denilen Lezzet Lokantasına gidip ucuz tavuk döner yedim. Gün bitti. Bugün ilk nöbetçi çavuşluğum idi. Ama çarşı izni yüzünden kaynadı. İlk içtimamı yat içtiması ile bağladım. İlk devriyemi de gece 2’de attım.

Şafak 101

Dün gece 1-2 devriye attıktan sonra gece 1.5’ta haftalık eğitim programını yaptım. Üstüne bir de nöbetçi çavuş devriyesini atıp 3.5’ta yatabildim. Saat 5.5’da da 12 saat sürecek olan silahlık nöbetçisi oldum. İlk kez geldiğimden beri bu kadar uykusuz kaldım.

Şafak 100

Karlar eriyor. Artık kürenecek kar kalmadı. Sabah sporlarına yeniden başlıyoruz. 27 yaşından sonra spora başlamak inan zor. Spordan sonra bugün yapacak bir iş olmadığı için yatıştaydık. Tüm gün gazinoda oturup yedik içtik. Babasını kaybeden yakın arkadaşımı aradım. Hala kötü. Ölüm acı ve düştüğü yeri fena yakıyor!

Şafak 99

Bugün sabah sporundan yırttım. 07:30 – 09:30 nöbetim vardı. Yırttığım spor ağırmış. Hareketler, şınav-mekik-barfiks varmış. Spordan sonra gün yine yatış ile geçti. İşim görevim yok böyle giderse gazinoda oturmakta kilo alacağım. Akşam üzeri takımca saçları 3 numaraya vurdurduk. Komutan saçlarımızı uzun bulmuştu. Kendi kaşındı. Acemi birliğindeki acemilere döndük.

Şafak 98

Bu sabah da spordan yırttım. Tam yapıcaktık, buzlanma olmuş biryerlerde. Buzu kıracak 5 kişiden biri seçildim. Yırttım. Öğlene kadar yine yatıştaydım. Öğleden sonra ise tamirhaneye Mercedes Unimog kamyonun tamirine gittim. Kamyonu bom ile kaldırıp ön dingili söktüler. O kamyon bir daha adam olur mu bilemem.

Şafak 97

Bu sabah eğitim merkezi komutanı erkenden tabura geldi. Tüm komutanlar panikte, ortalıkta boş dolanan askerler kaybedildi. Koğuşlar derlendi, toparlandı, depolar düzenlendi, mıntıkalar yapıldı. “Sikiş” vardı. Bugün komutanların çarşaf ve yorganları için çamaşırhaneye gittim. Onların katlamasını yaptım. Bunu da yapmam demem. Gerisi yine mıntıka ve yine yatış!

Şafak 96

Bugün nöbetçi çavuştum. İçtima bağladım. Takımda 23 kişi var. 23’ünün de nerede olduğunu bilmem gerekiyor. Yerinde olmayan karargah takımında zor iş. Nöbetçi çavuşluk tüm takımdan sorumlu olmak demek. Gece de devriye atmak gerek. Haftasonu cuma günü geldi mi şafak 3 atıyor birden. Cumartesi pazar yatışlar! İçtima yapıştırıyorum krallar gibi!

Şafak 95

Bugün silahlıktan 12 saat nöbet tutup devriye attım. Yatış yapamadım. Ayağımı geceleri yatmadan soğuk su ile yıkadığım için yara oldu. Yürürken tabanlarım fena acıyor. Bepantene tedavisine başladım. 12 saat silahlık nöbeti yetmiyormuş gibi gece 7’den sabah 7’ye kadar aralıklı tam 5 saat nöbet tuttum. Nöbet ağacına döndüm! Silahlıkta Tuna Kiremitçi’nin “Herkes birinin eski sevgilisi” kitabına başladım. Güzel.

Şafak 94

Çarşı günü bugün. Askeri malzemelerimi, gazete ve Hasret’imi aldım ve otelin yerini tuttum. Hasret haftalık asker dergisi. Yarı çıplak hatunlar var ama seksilikten uzaklar. Duş, yemek, TV, telefon, Facebook, Twitter ve Whatsapp ihtiyaçlarımı giderdim. Eş dost ile komünike oldum. Sevgililer günü için gerekli ayarlamaları yaptım. Sonra yine teslim olup askerliğe geri döndüm. Çarşı dönüşü hüzünlü oluyor. Sıkıldım askerlikten.

Hasret, askerin 31 malzemesi. Nizamiyeden sokması yasak yayın.

Hasret, askerin 31 malzemesi. Nizamiyeden sokması yasak yayın.

Şafak 93

Haftasonu ayağımın altı yara olmuştu. Soğuk su (soğuk derken donmaya yakın) yıkamaktan çatladı sanırsam. Kan topladı. Bastıkça acı çekiyorum. Hemen Bepanten tedavisine başladım. Yıkama + Krem! Olabildikçe havalandırıyorum. Çarşamba günü atış tatbikatı görevine gideceğim için acil iyileştirmem lazım. Bugün yine ıvır zıvır işler ile uğraştım. Tanımadığım komutanları bulup evrak imzalatmak da bunlardan biriydi.

Şafak 92

Yarın atış tatbikatı var. 150km ötedeki poligona gideceğiz. Toplar, çadırlar, kamyon kamyon malzemeler. Hallolamayacak işler değil ancak komutanlar panik yapınca her iş ızdırap, zor oluyor. Rahat bıraksalar işler tıkırında yürür aslında. Bugün sevgililer günüydü. Yengenize gül organizasyonu yaptırdım. İthal ekvator gülü ofisine gitti. Her yerden şeklimi olayımı yaratmayı beceriyorum. İnsanları mutlu etmek hoşuma gidiyor.

Şafak 91

Bir BMC kamyon ile başladı atış poligonuna macera. Araç muhafızı oldum konvoyda. Üzerimde 5 şarjör, 1 G3 tüfek, 1 yelek, 1 de miğfer var. Kamyoncu MP3 çalardan Ankara havasını dayadıkça dayıyor. 60km hız ile yolu 2.5 saatte aldık. Atış alanında hava iyi ancak uzaktan  gelen koyu bulutlar vardı. hemen çadır-hela kurmaya başlıyoruz. Üzerimize önce dolu yağıyor. Kulak-yüz acıtan cinsten. Sonra da yağmur. Komutanlar stresli. Sürekli fırça- hakaret. Stres yaratıyorlar. İşler bitince poligondaki koğuşlara gidiyoruz. Acemilikten arkadaşlar var onlarla karşılaşıp muhabbet. Nöbet koymuşlar bize de. Bolca uyku.

Şafak 90

Sabah kalktık ve her yer kar! Yoğun bir sis var. Poligondaki hedefler görünmüyor. Hazırlıklara devam. Sonunda sis açılmıyor ve atış iptal. Çadırlar, çay ocağı ve mühimmat sandıklarını geri topluyoruz. Toplanmamız biter bitmez de taşak geçer gibi hava açılıyor. Artık çok geç, kamyonlara yükleniyor malzemeler. Üstümüz başımız çok fena çamur. Geri dönüş yine Ankara havasıyla. 3 saat dönüş. Akşam varış. Yemek, banyo ve uyku. Acımasız herifler gece nöbet yazmış. Gece de nöbet.

Şafak 89

Bugün bana hep pazartesi gibi geldi. Gece yine kar yağdı, heryer bembeyaz. Yetmezmiş gibi tipi ve yoğun rüzgar. Bu duruma bir de kamyonlardaki malzemeleri depolara boşalttık. Hamallıkta ustalaştım. Günün geri kalanı yine rutin cuma. Silah temizliği, komutan nasihat ve tehditleri, kar temizliği vs… Nöbetler soğuktan ötürü 1 saate düştü. Benim ise tek endişem yarın çarşı izinlerinin iptal olup olmayacağı. İnşallah olmaz Amin. Soğuktan nöbetler iptal oldu!

Şafak 88

Bir başka çarşı günü daha. Sabah kahvaltıda kavurmalı yumurta ve patates kızartması çarşıda. Sonra eczaneden ayak yaralarım için Lapitak aldım. İnternet kafeye attım kendimi. İnternette Facebook, Twitter, blog takıldım. Yerdeki telefon yazan fahişelerden birini gösterdiler. İnternete girmek insanı fena ediyor. Sivilde devam eden bir hayat var. Ve sen o hayata sadece seyirci oluyorsun. Soğanlı-soğansız tavuk döner yedim. 1.5 ay sonra Türk kahvesi içtim ve döndüm askerliğe.

Yerlere atılmış onlarca orospu numarası.

Yerlere atılmış onlarca orospu numarası.

Şafak 87

Pazar günü bomboş gün. Nöbet var. Tek saate düştü diye 2 saatlik nöbetler 3.5 saate çıktı. İnanılmaz bir mantık hatası var bunda. Nöbetçi çavuşa çarşı izni yazıldı diye yerine onun görevini  yaptım. Mantık hatası yine. Her gün elimden geldikçe evi ve sevgiliyi arıyorum. İyi geliyor ses duymak…

Şafak 86

Bugün tezkereci vardı. Adam çarşı izni aldı. Çarşıdan yeni kıyafetler aldı. Sabah kalktı, sivillerini giydi, saçını jöleledi, son içtimasına çıktı, alkışlandı, helalleşti herkesle ve ardına bakmadan gitti. İnsanın içi burkuluyor. Gerisinde yine GEPle yaptım. Hiçbir zaman yapmadığımız eğitimin programı. Kağıt üstü formalite . Mantık hatası.

Şafak 85

Bugün bir başka tezkereci daha uğurlandı. Alaçatılı horoz. Spor sahasına etrafında 6 tur koşturduk. Ben öldüm bittim. 2.5km’ye denk geliyor. 10 yıldır spor yapmayan ben koştu, silahsız hareket yaptı, mekik + şınav + destekli barfiks. Her yanım ağrıyor. Havalar acilen bozmalı, yoksa bu spor hergün olacak! Spor sonrası gene antin işlere devam. Nöbet, evrak getir, götür, temizle vs.

Şafak 84

Bu sabah da koştuk. Kışla içi tel boyunca hem de. 2.5km falan koşmuşuzdur. Ben yine ara ara geri kaldım. Yürüdüm. Her yanım ağrıyor, halsizlik var. Bugün Excel bilgimi döktürdüm. Üstüne Word bilgim ile şov yaptım. Dökümanlar, şemalar, formlar vs. Akşam da bu bilgime dayanarak, yazıcının işleri yetişmiyor diye yardıma gittim. Öğrendim ki yarın çavuş oluyorum!

Şafak 83

Bu sabah tabur içtiması ile bütün tabur toplandı. Binbaşı tekmil verdi, albay tabur komutanı bir konuşma yaptı. sonra da biz çavuşlar ortaya çıktık. Törenle tabur komutanı iki pırpırı omzuma iğneledi. Artık bir çavuşum! Yarra yedik mi? Sorumluluk resmen arttı. Şimdi herkes bunu diyor. Çavuş olmamın ne olduğunu göreceğiz.

Çavuş rütbelerim ve neftem. Bırakır mıyım oralarda.

Çavuş rütbelerim ve neftem. Bırakır mıyım oralarda.

Şafak 82

Yine bir sabah sporu daha. 2-3 km koşu, şınav, barfiks ve mekik ile güne sikişle başladım. Sonra mühimmata gidicez dediler, bindirdiler bir arabaya şehrin diğer ucuna gittim. Mühimmat komutanlığı! Bir dağ var orada. Altını oymuşlar, mağara yapmışlar, içine tonlarca mühimmat ve mermi koymuşlar. Vay anasını ali sami alkış! 1960-70- 80-90 hangi yılı ararsan ara o yıla ait bir mühimmat var. 250 kutu uçak savar mermisi taşıyıp yerleştirdim. Yarın son 90/4’ler terhis oluyor. Bu akşam hepsi ziyafet veriyor koğuşta. Cips-kola-çikolata-sigara vs. Şafak patlatmalar, havaya fırlatmalar gani gani. Darısı başımıza. Bu arada bir adet G3 piyade tüfeğinin 0,93TL. Evraklarda gördü meraklı gözlerim taşımam ve okumama gerekenlerde.

Şafak 81 Plakalar Başlasın

Bugünün boş yatış olması gerekirken bizim astsubaylardan birinin nöbetçi olması şerefine nöbet + mıntıka + kar küreme ile geçti. Evet 6-7 derecede de kar küredim. (Çavuşluk fayda etmedi.) Sağda solda azar azar kalan kar komutana batmış olacak ki küretti bize. Akşam olunca takım geleneği bir kutlama vardı. Hem bizim çavuş olmamız, hem de 91/2’lerin mıntıkadan düşmesi şerefine bütün takıma cips, kola, bisküvi, çerez, fanta ısmarladık.  Sonra da 91/1’lerin üst devre olması ve onların takıma getirmek istediği düzeni dinledik. Sikimizde  değil bizim kısa dönemlerin . Plakalar başladı!

Şafak 80

Bugün çarşı günü. Önce kavurmalı kaşarlı yumurta bir kahvaltı, sonra net kafe, sonra otel ve birkaç saatliğine de olsa sivil hayat. Eş dost arandı. Kartpostal aldım, asker mektubu olarak atacağım eşe dosta. Sonra yine teslim olma vakti geldi. Askerliğe devam, nöbetçi çavuşluk, devriye, nöbet, içtima vs…

Böyle geyik kartpostallar var. İşim gücüm geyik zaten.

Böyle geyik kartpostallar var. İşim gücüm geyik zaten.


Şafak 79

Bu sabah yağmur vardı. Sevindim sabah sporu yapmayacağız diye. Ama boşuna bu sefer de gazinoda yere uzanıp mekik, şınav, ters mekik ve bacak dikme hareketleri yaptık. 180 mekik 120 şınav çektirtildik ya da çektirtilmeye çalıştık. Sabah sporu askerde en çok canımı sıkan şey. Günün gerisi rutindi. GEPler denilen evrakı ve başka evrakları yaptım. Ve bir şafak daha battı. 79 Kilis baybay!

Şafak 78

Bu sabah da 6x400mt’den bir koşu, 100’ü aşkın mekik, sayamadığım kadar şınav, barfikli yağmurlu bir sabaha uyandık. Günün gerisi yatıştı. Akşam karla karışık yağmur, yer yer tipi ve dolu vardı. 5 nolu atış görevi olan 50 metre gece atışımızı bu hava şartlarına rağmen yaptık. İptal olmadı. 2’de 0 yaptım. Soğuk, kar, tipi derken bugün de bitti. Atışları Eğitim Merkezi Komutanı denetlemeye geldi. Komutanların altına sıçışını izlemek pahabiçilmez.

Şafak 77

Bu sabaha da yine kar ve tipi ile uyandık. Uzun süredir kar küremiyordum iyi oldu. Bugün de boş bir gündü. Hiç birşey yapmadım. Sıkıcıydı. Öğle yemeğine buranın en taşaklı komutanı olan Eğitim Merkez Komutanı geldi yine. O geliyor diye tüm tüm komutanlarda bir panik. Buz gibi havada beresiz, şapkasız bekledik gelmesini. Her yer temizlendi. Aklandı paklandı. Yemekhaneye girdik, yemeklerimizi aldık ve komutan gelene kadar bir kaşık bile almadan, dokunmadan bekledik. Soğudu yemekler, soğuk yedik dolayısıyla. Herşey göstermelik burada. Geldi oturdu bir masaya yedi birşeyler, üç beş muhabbet etti oturduğu masadakiyle ve gitti.

Şafak 76

Bir ay boyunca sürecek olan hazır kıta görevinde 1.Avcı Eriyim. Hazır kıta hakkında birşey bilmeyen biri olarak ilk gece yetersiz bir eğitim aldım.  Gece 12’ye kadar gazinoda hücum yeleği, tüfeğim ve miğferim ile birlikte yedim, içtim, tv izledim, uyukladım. Tek sorun nöbetlerimin de devam etmesi. Bu ay uykusuz geçecek gibi. TV’de ne var ne yok yakalar gibiyim. Her gece paket paket çiğdem yer oldum.

Şafak 75

Bu sabah yine excel işlerine devam ettim. Öğleden sonra ise kışla töreni var dediler, gittik. Ellerde silahlar, tüfek omza, uygun adım, öne flama. Hiç yanaşık düzen eğitim görmemişler olarak bize son dakikada birşeyler gösterip öğretmeye kalktılar. Ee tabi tam olmadı ama Allah’tan çok göze batmadık, yoksa pis sikerlerdi bizi. Orduda eğitim başarısız, beceriksiz. Çok pis soğukta kaldım törende, inşallah hasta olmam.

Şafak 74

Bugün çarşı günü. Otele gitmedim, şehir merkezinde takıldım. Önce domatesli, salatalıklı, peynirli bir kahvaltı ettim. Sonra 2.5TL’ye cep telefonu (3310 Nokia) kiraladım. Hattımı takıp dünya ile iletişime geçtim. Kışladan yasak olmasına rağmen kamuflaj gömleğimi çıkartmıştım, fotoğraf stüdyosuna gidip fotoğraf çekildim kamuflaj ile. Şehrin tarihi yerine gidip hediyelik eşyalar aldım. Fotoğrafımla birlikte hem evdeki anama, hem de yengenize hediye gönderdim kargoyla. Bu şehrin bir aşifte motoru var Melike diye. Ne zaman asker çarşıda olsa geziniyor, tüm askerler onu biliyor. Kısa dönemlerden de kovalayanlar var onu. Hiçbir bok olacağı yok ama insanlar böyle eğleniyor.

Askeri malzeme satan dükkanda böyle kartlar var. Motivasyon!

Askeri malzeme satan dükkanda böyle kartlar var. Motivasyon!

Şafak 73

Bugün sabahtan akşama kadar hazır kıtadaydım. Arada çapraz nöbete gittim, ayrıca nöbetçi çavuştum bugün. İçtimalar bağladım, tabur devriyesi attım. Ben miyim lan buranın tek çavuşu? 1 haftadır yıkanamadım. Hazır kıtada bir yolunu bulup banyoya gitmem gerek. Ha bu arada hasta da oldum, burnum akıyor, halsizim.

Şafak 72

Binbaşı önderliğindeki heyet ile mühimmat sayımı var. Heyetin gittiği aracın komutanı olarak görevliyim. Binbaşı sayarken çay falan istedi, onları hallettikten sonra kışlanın cephanelik sayımı bitti. Binbaşı bakıyor, astsubaylar sayıp kontrol ediyor. Binbaşı erler yapsın istemediği için astsubaylar yapıyor tüm işi. Biz çay içiyoruz. Gece yine hazır kıta görevi üstüne devriye ve koğuş nöbeti görevim de var. Uyku haram.

Şafak 71

Mühimmat sayımı devam ediyor. Bugün dış AMT’lerin (Acill Müdahale Timi) cephanesi sayıldı. Araç muhafazası olarak görev aldım. Lojmanlar, orduevleri, mühimmat taburu hepsini aynı heyet ile sayıldı. Hepsini gördüm. Akşam da hazır kıtada 19’dan 24’e kadar yardırdım. Manga eğitimi, manga açılımı, sıçrama vs. 3 tane de alarm planı yaptık. Koşturup kamyona atlayıp, kamyonla bir araziya gidip, kamyonlardan atlayıp tatbikat yani. Ağzımıza sıçıldı. Askerlik yapmadım demem artık.

Şafak 70

Bugün yatışla geçti sayılır. Sabahtan göstermelik masa-sandık taşıma ile mühimmat sayımında çalışıp, sabah sporundan yine yırttım önceki 2 gün gibi. Sonrasında yatış. Akşam hazır kıtada yine alarm alıp koşa koşa tatbikata gittik. Tabii bolca TV izleyip, kola ve çiğdem eğlencesini yaptıktan sonra. Ha bu arada unutmayım. Araba da yıkadım bugün. Tabur komutanının makam cipini.

Şafak 69

Bugün de mühimmat günü. Görevli olduğum için yine sabah sporundan yırttım. Mühimmat deposuna albay gelecek diye evrak-paketleme düzenlemeleri var. Kasa ve sandıkları çemberledim, açılmamış gibi mühürledim hepsini. Öğlenden sonra kantine geçen kısa dönem arkadaşa yardım edip, gelen gazlı içecek kolilerini ve dondurmaları taşıdım, dondurma dolabını yerleştirdim. Akşam hazır kıtaya yine albay geleecek diye eğitim üstüne eğitim yaptık. Manga açılımı, kamuflaj vs. Tam askeri eğitim sanki amk. Gece 3’de de bizleri yataktan kaldırıp alaram tabikatına çağırdılar. Uykusuzluk çok 02’ye kadar zaten devriye dolandım, saat 3’te de alarm yedim. Sabah 6’da da koğuş kalk. Ne ara uyucam ben amk?

Şafak 68

Bugün sabah sporundan kaçamayıp, katılıp, sonrasında da cephaneliğe gittim. Bir kasadaki G3 mermilerini saydım. 1500 adet. Üstüne bolca sandık çemberle, şeritle, mühürle. Öğleden sonra Excel’de takım listesi ve görevleri yapıp şafağı yine attırdım. Akşam gazinoda bekleyen hazır kıtayla maç izlemece, uyuklamaca ve yatışla geçti. Yine bir alarm tatbikatı olsaydı boku yemiştik. Havalar düzeldi artık. Sıcak sanki bahar. Beni bu havalar mahveder. İnsanın içi kıpır kıpır olur ama üstünde kamuflaj seni tutar 🙁

Şafak 67

Sabah sabah güne ot mıntıkası ile başladık. 2 saat boyunca uçsuz bucaksız arazide el ve ayaklarımız ile ot yolup, toplayıp yaktık. Yetmezmiş gibi en son da çam kozalaklarını topladık yerlere dökülen. Bu kadar bahçevanlıktan sonra bize dokunmadılar rahat bıraktılar Allah’tan. Gazinoda ye iç TV izle. Akşam oldu Galatasaray maçını izle. Nöbetçi çavuş idim bugün bir de, tabur yoklaması birleştirmesi yaptım, bir de devriye dolandım gece 2’ye kadar.

Şafak 66

Bugün yine çarşı günü. Sabah siviller gibi kahvaltı yaptım dışarıda. Gittim telefoncuya bir cep telefonu kiraladım, bir de fotoğraf makinası en dijitalinden. Şehrin merkezi turistik, anıtsal yerlerinde tertiplerimle fotoğraf çekildik salak salak. Bir demlik çay ısmarladım bir de onlara. Üstüne gittik internet kafeye fotoları Facebook’a attık. Sonra saat çabucak geçti, kışlaya dönüş, kamuflaja ve gerçeklere dönüş.

Şafak 65

Bugün tüm gün GEP’ler ve diğer Excel işleri ile ilgilendim. Keyfim rahat idi ama geçen haftalarda yediğim rüzgar göğsüme indi. Balgam artı öksürük fenalardayım. Evden haber geldi ananem kalçasını kırmış. 15 gün geçmiş üstünden daha yeni söylediler. Askerdekilere kötü haber sıcaklığı geçtikten sonra söyleniyor hep zaten.

Şafak 64

Bugün öksürüğüm için revire gittim. Revir yine aynı tas aynı hamam. Doktor bu kez daha ilgiliydi ama. Ateşimi ölçtürttü. Sonra boğazıma baktı. Akut Faranjit yine. Akıntı varmış boğazımda, gıcık yapıyormuş. Benical + Ducat + Şurup klasik üçlüsünü yazdı. Her seferinde aynı tedavi =) . Olsun şurup iyi geliyor. Mektupları attım PTT’den bir de revire doğru giderken. Üstüne 50kuruşluk pul ile. Askere daha ucuz kanımca mektup. 1 hafta 10 güne gider herkese.

Şafak 63

Bu sabah yine kaza ve emniyet parkuruna gittik. Yapmamamız gereken salaklıkların listeli olduğu bu parkurda ben anlattım tüm erlere espirili bir dil ile. Özlemişim komik sunumlar yapmayı topluluk önünde. 90  gün sonra ilk kez gömleğimi yıkattım bugün. Parkamı da 60 günde yıkatmıştım. Ancak yeni mümkün oldu gömleği yıkatmak. Sağolsunlar yedeğini vermedikleri için ve de gömleksiz gezmek yasak olduğu için ancak. Bugün kısa dönem arkadaşlardan biri vukuat yedi nöbette. Üzüldüm. Sivas katliamı davasının zaman aşımına uğradığını gördüm TV’de. Buradaki çoğu er asker bilmiyor Sivas olaylarının ne olduğunu. Cehalet diz boyu.

Şafak 62

Bugün amelelik de yaptım askerde. Burada inşaatı ben gelmezden beri sürmekte olan bir pentatlon parkuru var. Havalar biraz kımıldayınca inşaat gene başladı. Beton atılmış, kalıpları söküldü. Kalasları taşıyıp istifledim. Üstüne harç işi vardı. Ancak hiçbir kısa dönem anlamadığı için iş yine uzun dönemlere kaldı. Üniversite okumuş adam ne anlar amelelikten? Bu inşaat bu hızla aylarca bitmez.

Şafak 61

Bugün sanki kışın en soğuk günü. Gece kar yağdı, rüzgar şiddeli, tipi var, gökyüzü parçalı bulutlu. Bu havada sabah 3 km hafif tempo koştuk takımca spor niyetine. Yetmedi şınav, mekik ve benzeri hareketler yaptık. Üstüne ring servisi gelmedi diye o rüzgarda 3km aşağıdaki mühimmata yürüdüm. Sağlam rüzgar yedim, çok sağlam üşüdüm. Üstüne öğleden sonra silahların bakımı vardı. Silahlarımızı omuzlanıp garaja gittik. Garajdaki araçlara göstermelik bir silme ve bakım yaptıktan sonra silahlarımızı temizledik. Yine soğuğu içimde hissettim o ayrı.

Şafak 60

Bir başka çarşı günü daha. Hava soğuk olduğu için güzel bir kahvaltının üstüne Türk kahvesi kaydım. Şehrin meydanında kurulmuş olan Çanakkale savaşı sergisi ve canlandırmasını gezdim. Geri kalan sürede hep internet kafedeydim. Yine bir cep telefonu kiraladım kendi sim kartımı takmak için içine. Çok canım sıkıldı, sıkıntıdan aradım sağı solu. Şafak sıkıştırması bu olsa gerek. Akşam Fenerbahçe Galatasaray maçı vardı. Böyle kalabalık, kahveden beter bir seyirci kalabalığını başka hiçbir yerde deneyimliyemezdim!

Şafak 59

Bugün Gaziler Günüymüşmüş. Sabahtan kışla içindeki tüm taburlar gösteri stadına toplandı. Uygun adım yürüyüş kararı sloganlar ata ata geldiler. Sonra tören yapıldı nöbetçi heyet ile. Saygı duruşu, konuşma, İstiklal Marşı. Bayrak çekildi. Günün geri kalanı boştu. Hazır kıtada oturup gazete, bulmaca, TV, ye, iç, sıç modunda geçti gün. Çok sıkıldım!

Şafak 58

Sabah sporunda yaklaşık 3 km koştuktan sonra gün boyu bir uyku hali aldı beni. Bu ara günlerdir maksimum 4 ila 5.5saat uyku uyuyor olmam da etken olabilir. Sabah haftalık eğitim programını  bitirip imzaya çıkarttıkan sonra boşa çıktım. Baharın yaklaşması ile bahçe işleri arttı. Bir bölge tırmıklanıp çapalanarak toprağı havalandırılacaktı. Ben de tırmık ile üstündeki taş ve kuru yaprakları toplayarak bu kutsal göreve katıldım. Akşam şafağımız ilerlediği için geleneksel olarak mıntıkadan düşmemizin şerefine  tüm takıma cips, bisküvi, içecek ısmarlayıp eğlendik. Artık mıntıka temizliği yok!

Şafak 57

Bugün bir şehit cenazesi vardı ilçenin birinde. Afganistan şehitlerinden. Bizim taburdan 15 kadar kişi cenaze törenine katıldı. Bu yüzden gündüz silahlık işi de bana kaldı. Çok sıkıcı bir işmiş. Hareket yok. Bekliyorsun tüm gün. Bir de nöbetçi değişimlerini ayarlıyorsun o kadar.

Şafak 56

Bugün günlerden nevruz. Kışla teyekkuzda. Sabah yanaşık düzen eğitimi yaptık tüm tabur. Selamlama, tekmil ve nöbette hareket tarzlarını öğretmeye çalıştılar. Hazır kıtada ise takım başına  5 kişi olan avcı eri sayısını bugüne özel 9’a çıkarttıkları yetmezmiş gibi tüm gece boyunca ayık ve uyumadan beklememiz emredildi. Sabahladık yani anlayacağınız. Nevruz gecesi bir saldırı olabilirmişmiş. Saldırsalar zaten sikerler, boşuna bekliyoruz. Bu geceye özel nöbetçi komutan sayısı bile normalden fazla

Şafak 55

Sabah 8’e kadar süren hazır kıta özel nevruz nöbetinden sonra nöbetçi çavuş durumuzu biraz acındırarak da olsa takım komutanına anlatarak tüm gün istirahat aldık. Kahvaltı yapıp yattım. Öğle yemeğine bile kalkmadım. Sağolsun komutanlar uyandırmadı da. Akşam üstü 5’te kalktım. Şafak attı. Meğer askerde gece dikilip sabaha uyumak güzelmiş. Gece silahlık ve AMT’ye özendim!

Şafak 54

Bugün 92/1’lerin yemin töreni vardı. Askere gelen asker sayısı gittikçe azalıyor diyorlar. Etraf sivil ana-baba-kardeşlerile doluydu. Bir ara sırf sivil insan görmek için (mümkünse güzel kedi) aralarına dalıp dolandım. Yine bilgisayar ve excel işleri ile uğraştım. Ha bir de bu arada fidanlığa gidip çukur kazdık gelen fidanları dikmek için! Kazma kürek ve ben! Akşam ise hazır kıtada devam. Bir hafta daha bitti şafaktan. Haftaya ailem gelecek ve evci çıkıcam dışarıya.

Şafak 53

Bu sabah 8:30 10:30 çaprazımı tuttuktan sonra hazır kıtaya geçtim ve bir daha kalkmadım yerimden. Gece 12’ye kadar götümü çürüttüm gazinoda hazır kıta ayağına. 3 adet tost, bardaklarca kola ve yedigün, 3 bulmaca eki, 2 gazete bitirdim. Gece hazır kıtadakiler uyuklamaya başlayınca alarm yedik ve 2 plana koştuk, süründük, ayıltıldık uyumamak için. Az kaldı bitecek hazır kıta da elbet.

Şafak 52

Bir çarşı günü daha. Sabah yine klasik bir kahvaltı. Üstüne askeri hastanede ameliyat olan bir asker tertibi ziyarete gittik. Hastane havacılar bakıyor. O da askerlik, şehrin göbeğinde  laylaylom! Rahat! Sonrasında otele gittim, valizimi alıp, Iphone’uma kavuştum. Facebook, Twitter, eş dost aile sevgili ile görüştüm. Çarşı iyi gelmiyor bana. İçim sıkıldı. Sıkıldım askerlikten.

Şafak 51

Bu sabah tel boyu koşusu denilen koşuyu kısmen yaptık. 4-5km uzunluğundaki koşuda bittim! Takımdan ayrıldım geriden koşarak takip ettim. Koşu yetmezmiş gibi üstüne komutan sonunda bir de depar attırdı. O da yetmedi şınav ve barfiks. Ağzıma sıçıldı. Günün gündelik işler kısmında bir işim yoktu Allah’tan. Yatışlardaydım. Taaki saat 5’e kadar. Mesai bitti derken yine fidanlığı gidip ekim için çukur kazıldı. Ben kazmadım bu sefer başlarında durdum. Akşam ise yine hazır kıta görevi ile gece 12’ye kadar aydık durdum. Sağolsunlar bir de 2-4 nöbeti yazılmış onu tuttum. Hepi topu 4 saat uyudum. Bazı günler 6 saat oluyor. Uykusuzluktan fenalardaydım.

Şafak 50

Bu sabah yine sporda ağzıma sıçıldı. 2 km koşunun üstüne mekik, şınav, ters mekik (!). En az 100er adet. Sonra barfiks. Kollarım bacaklarım hissiz. Üstüne bir de fidan işi çıktı. Taburumuza 1600 adet dikilmek üzere fidan geldi. Biz bunlar için yine fidanlığı çukur kazmaya gittik. Bu sefer bana da bir kürek çapa düştü. Fidan için çukur da kazmış oldum, bahaneyle öğrendim. Her yıl bu kadar fidan geliyormuş ama fidanlık hala boş. Tutmuyor çoğu. YAZIK!

Şafak 49

Sabah yine uzun bir koşu, yine şiştim, yine takımın gerisinde kaldım. Takımın geçtiği yoldan takımı yakalamak için yürürken komutanın biri durdu, halime acıdı herhalde arabasına alıp beni takımın olduğu bölgeye bıraktı. Komutan arabadan inip geldiğimi görse sikerdi tahminen. Öğleden sonra fidan dikimine gittik yine izciler, öğrenciler gibi. Sedir, iğde, çam vs. Fidanlıkta su yok diye can suyu veremedik. Fidanlar tahminen tutmayacak.

Şafak 48

Bu sabah koşu değil jimnastik sabahı idi. Benim emir komutam altında 800mt koştuktan sonra sporumuza 400mekik, bilimum şınav, barfiks ile devam edip vücudu inim inim inlettim. Öğlene doğru araç ile taburdan çıkıp mühimmat komutanlığına gittik, orada tamir edilmiş uçaksavar mermilerimizi aldık. Aldık derken kasa kasa kamyona yükledik tabii ki. Mühimmat komutanlığında öğle yemeğimizi yedikten sonra trafik inzibat eşliğinde tabura geri döndük. Alınan mühimmatı kamyondan indirim kendi depomuza kasa kasa istifledik. Her biri 60kglık kasalardan herhalde 1-2 ton üzerimden geçmiştir. Kağıt üstünde görevim araç muhafızı olmasına rağmen amelelik yaptımç

Şafak 47

Bu sabah spor yapacak çoğunlukta bir takım yoktu ortalıkta. Kimisi çim biçme makinasının başında, kimisi mühimmat temizliği için cephanelikte. 4-5 kişi kendi kendimize mekik, şınav ve ordu cimnastiği yaptık. Uzman Çavuş öğrencilerinin yemin töreni vardı. Törene gelen aileleri ile fidan dikecekleri için gittik onlar için çukurları hazırladık, ibriklere su doldurup, kazma küreklerle onları bekledik. Geldiler diktiler gittiler. Öğleden sonra ise rutin haftalık silah bakımı, temizliği. Gün boyu evci izninin stresi vardı üzerimde. İzmir’den annemle abim geldi. İzin evrekları tabur komutanının imzasından geç çıktı. Akşam oteldeyim, 48 saat boyunca sivilim! Akşam yemeği olarak hemen Bolulu tarzı bir mangalcıda buldum kendimi. Sonra da 2 kadeh şarap içtim…

Mesela yani..

Mesela yani..

Şafak 46

Güne sivil uyanmak. Açık büfe kahvaltı. Aileye şehri gezdirmek.  Türbesi vs. Öğlen bir AVM’de Burger King keyfi. Otele döndükten sonra akşam yine şehrin popüler bir restoranında yemek keyfi. Bol bol Iphone ve Ipad kullanımı. Twitter, Facebook takibi. Duş aldım sık sık. Tartıldım, 10kg vermişim. Digitürk ile ordu ortamı olmadan LigTV keyfi. Çağla badem, hem de ağaçtan değil manavdan!

Askerliğin sonunda toplam 16kg vermiştim.

Askerliğin sonunda toplam 16kg vermiştim.

Şafak 45

Evciliğin son günü. Sabahtan yine bir açık büfe kahvaltı yumulması. Üstüne son bir duş. Merkezden aileye Mevlana şekeri alınması. Üstüne son bir Türk kayvesi. Sonra vedalaşma. İnsanın içi bir kötü oluyor. Erken döndüm kışlaya. Fazla alışmadan sivilliğe, yine kamuflajlara büründüm. Az kaldı sabır…

Açık büfe otel kahvaltısını bile özlemek.

Açık büfe otel kahvaltısını bile özlemek.

Şafak 44

Bu sabah komutan azlığı vardı. Biri hastanede, biri görevde, biri izinli. Hafif bir spordan sonra takım komutana bütün takıma toptan bir kaydı. Cuma günü denetleme var diye garaj ve deterjan depoların düzenlenmesi asıl görevimiz. Garajda bulunan araçlarımızın avadanlıklarını boşaltıp malzemeleri kontrol ettik. Avadanlıklar boyandı. Deterjan depoya gittik, düzenledik, temizledik, istifledik. Deterjan depoda inanılmaz çok malzeme var kullanılmayan. Koli koli fırça, deterjan, sabun, tuvalet kağıdı, havlu, traş köpüğü vs…

Şafak 43

Bu hafta hem denetleme var, hem de Anadolu Kartalı tatbikatına hazırlık. Sikişlerdeyiz. Depolardan malzemeler tatbikat için toparlanıyor. Çadırlarımız, bidonlar vs… Bu ay ki maaşımızı da aldık devlete şükür. Çavuş maaşı 26,42TL. Takım deposunun oraya bir köpek geldi. Komutan aldı bağladı, takımın yazıcısı bakmakla sorumlu. Bu arada bütün fidanlar ekildi fidanlığa ve sulandı.

Şafak 42

Tatbikat için malzeme toplama ve kontrollere devam. 2 tane tuvalet çadırını kurduk, malzemeleri tam mı değil mi diye kontrol etmek için. Sonra söktük topladık. Diğer tüm malzemeleri kontrol ettik. Denetimde başa sorun olacak Depo Kayıt Defteri eksik. 1 yıldır hiç doldurulmamış. O defteri kafadan doldurma işi de bana kaldı. Başladım bakalım. Sonra bir de fidan sulayalım diye fidanlığa gittik. Bir de ne görelim su deposu bomboş!

Şafak 41

Bugün bir başka bataryanın deposundan 2 adet çadır aldık tatbikat için. Ben taşıdım! Eşşek ölüsü gibi ağır. Geri kalan malzemeyi de taşıyacakken yırttım, gittim bir başka bataryadan jeneratör almaya. Bana zimmetlediler! Depo Kayıt Defteri’ni sanki malzemelerin bakımları yapılmış gibi giriş çıkışlarla dolduruyorum denetim için. Gazinoda dondurma var! 2-3 tane yedim. Neşem yerine geldi!

Şafak 40

Bugün denetim günü. Komutanlar panik halinde, son kontrolleri, eksikleri yapıyor. Koğuşumuz hiç olmadığı kadar düzenli. Denetime özel tuvaletleri maşrapalar, fırçalar konulmuş. Ama tuvaletler kilitlendi, biri girip kirletmesin diye. Garajlar, depolar, koğuş albaylar tarafından gezilip bakılacak. Gazinoya gelme durumu yok ama her ihtimale karşı bir de gazinoya bakalım derlerse diye gazino temizliği bende. Camsil, gazete ve çekpas ile camları birer birer sildim. En son 2 ay önce yine ben silmiştim. Denetim geçti rahatladık. Haftalık rutin silah bakımı ve bayrak töreni ile haftayı bitirdik, bir şafak daha attı.

Şafak 39

Bir çarşı günü daha. Hava tam bahar havası. İnsanlar atmış kendini sokağa. Türbanlı, türbansız bir sürü hatun var. Çarşıya çıkmak aslında artık iyi gelmiyor. Şafak yaklaştıkça sivilliği tatmak insanı daha da çok bunaltıyor. Yedi, içtik, cafelerde oturduk ama kesmedi. Kışlaya dönüş sıkıcı. Bir de sağolsunlar gece silahlık nöbeti yazmışlar. Bulmacalarım ve radyom var Allah’tan. Radyo’da cumartesi gecesi club havaları. Tutmayın beni!

Şafak 38

Gece silahlık olunca sabah 7’de kafamı koyup uyudum. Ne kahvaltı, ne öğle yemeği, 4’e kadar uyumuşum. Uyanınca 2 tost, 1 dondurma yiyip, 5-7 nöbetine gittim. Nöbetten sonra akşam yemeği ve Galatasaray maçı. 3 dondurma daha yedikten sonra gece devriyesi ile bugünü de bitirdim. Sıkıntıdan dondurmaya sardı herkes.

Şafak 37

Bugün Anadolu Kartalı tatbikatına katılacak olan astsubaylar için hazırlıklar vardı. Biz yüklediğimiz kamyon dolusu malzeme ile giydiğimiz çelik başlıklar ve hücum yelekleri ile kamyonların yanında dikilerek albaylara hazır olduğumuz gösterdik. Gösterdikten sonra da serbesttik. Günün geri kalanı yatış geçti. Ağaç sulama işi vardı tabur etrafında. Erlere emir ve organizasyon çektim. Yarın tatbikat için hareket var.

Şafak 36

Sabah kumanya çıkan kahvaltıdan sonra bindik BMC’ye doğru Ana Jet Üssü Poligonuna. Kamyonun kasasında bol sıçramalı bir yolculuktan sonra vardık ve başladık yardırmaya. 2 tane sahra çadıır, 2 tane 5’li tuvalet ve 1 komutan tuvaleti kurduk. Kurulum aşamasında üzerimize yağmayan yağmur kalmadı. Tüm kurulm bittikten sonra ise hava açtı! Öğleden sonra kurduğumuz çay çadırında bolca çay içip kumanya yedik. Albaylar bizler için çadırda kalsınlar demiş ama bizim komutan dönmemiz için emir vermiş. Akşam koğuşa döndük ve uyuduk.

Şafak 35 Plaka Yerli

Sabah kumanya kahvaltıdan sonra hareket. Dün kurulan çadırları söktük. Yağmur sağolsun yine üstümüze yağdı. Çamur! Araçlara 1-1.5 saat yükledikten sonra başka bir alana vardık. Tam ilk çadırı kurduk, olay iptal edildi. 2 saat boyunca yağmur çadır yediğimiz ile kaldık. Islak ve aç halde 1 saat boyunca hareket edip dönmeyi bekledik. 1 saat de dönüş yolu sürdü. Götümüz dondu.  Bugün Şafak 35, yani plaka yerli idi! Biz İzmirli poşetler ufak çapta kola, cips, çiğdem ile kutladık şafak 35’i.

Bir asker sanatı. Şafak haritası boyama. Plakalar tek tek boyanır.

Bir asker sanatı. Şafak haritası boyama. Plakalar tek tek boyanır.

Şafak 34

Bugün muhabere denetimi varmış. Muhabere çavuşu ve diğerileri olarak hiç bilmediğimiz muhabere malzemelerini denetim alanına serdik. Saaha telsizlerini kurduk. Kablo bağladık. Göstermelik kurup ortalıktan kaybolduk. 21.yy olmuş hala sahrada kablolu telefon! Saçmalık. Günün kalan kısmında malzemeleri geri toplamak ile geçti.  Öğleden sonra seminer vardı. RDM (Rehberlik-Danışmanlık-Merkezi) Semineri. Psikolojik danımanlık vs üzerine. Teoride çok güzel birşey sıkılır bunalırsanız bizi arayan bir psikolog var. Ancak RDM’ye giden adamlar komutanlar tarafından hoş karşılanmıyor, burunlarından getiriliyor.

Akşam ise tüm tabur toplanıp mıntıka yaptık. Tel boyunca yürüyüp çöp topladık.

Şafak 33

Sabah hafif sayılabilecek bir spordan sonra tatbikattan geri getirdiğimiz malzemelerin kamyondan indirilip, bakım ve temizliğinin yapımı vardı. Çadırlar, bidonlar, sandalyeler vs. Yıkadık, sildik, boyadık. İlk kez elime fırça alıp boya yaptım. Çadırların demir profilleri, portatif sandalyeler ve masalar griye boyandı. Ellerim boyandı, benzinle temizledim. Günün geri kalanında evrak imzalatma işi kilitlendi bana. Sanki doldur-boşalttaki mühimmat sayımı yapılmış gibi imzalattım komutanlara gidip tek tek. Yine Konya’dan şehit cenazesi vardı. Bir grup tören için gitti.

Şafak 32

Bugün çarşı günü. Sabah kışlada kahvaltı etmedim. Dışarıda kavurmalı sucuklu yumurtaya kaydım. Üstüne internet kafe! Üstüne bizim takından 2 elemanın İskenderun ve Antep’ten kargoyla gelen anneleri tarafından gönderilen içli köfte, börek, baklava, şöbiyet, cezerleyli paketini yedik öğle yemeği olarak. Kurulduk Aladdin Tepesinde çimlerin üzerine, “like we don’t care”, açtık kolamızı yedik çimlerin üstünde. Sonra gezdik yakındaki AVM’yi. Bir Türk kahvesi. Dışarıdan kiraladığım cep telefonu ile eşi dostu, sevgiliyi arama. Gün bitti, nizamiye yolu tutuldu.

Şafak 31

Bugün bomboş birgün. Çarşıya gidenlerden sonra az kişi kaldık. Gazino kantin kapalı çarşıda oldukları için. Dünden kalan gazeteleri okudum, bulmaca çözdüm. Gittim 2 saat çapraz nöbetimi tuttum. Akşam da lig maçı izleyerek günü bitirdim.

Şafak 30

Haftaya yine uzun koşu ile başladık. Üzerine şınav, mekik, barfiks. Tabii hala 0 barfiks çekiyorum, çekemediğim için çarşım kilitlenecekmiş. Kitleyin amk en fazla 4 çarşımı kilitlersiniz. Londra’dan mektup geldi. Bu gelen 3.mektup. Yine bilgisayarda Excel ile GEP (Günlük Eğitim Programı) hazırlam işi vardı. Öğleden sonra ise depolardan fıskiyeleri bulup çıkarttık. Çimlere yerleştirdik. Çim ve bahçe sulama işleri mevsim ile hızlandı. Ben çavuş olarak pek elimi sürmüyorum.

Şafak 29

Yine yoğun ve yorucu bir sabah sporu ile güne başladım. Bugün menümüzde depar çalışması vardı. Şınav ve mekikten önce tabii. Cumadan önce 3 barfiks çekersem çarşıya çıkabilirmişim. Çok da sikimde amk. Spordan sonra yine biraz arazi oldum. Ancak uzun süredir mıntıka temizliği yapılmayan bir alan komutanın gözüne çarpmış. Azarı yedikten sonra takımca mıntıka temizliği yaptık o alanı. Öğleden sonra yine biraz bahçe bakımı yaptıktan sonra mühimmat depolarına asmak için sanki ölçümü yapılmış gibi nem ve sıcaklık grafiği çizdim. Mesai sonrası voleybol oynadık. Kimse voleyboldan anlamıyor ama çok eğlendik yine de.

Şafak 28

Bugün inanılmaz bir fırtına çıktı. Çatılar uçtu. Uçan bir çatı elektrik kablolarını kopardığı için elektrikler gitti. Askerlerin gündüz faaliyetleri kesildi ve herkes güvenlik için gazinoya toplandı bir yerlerde başlarına birşey gelip ölüp kalmasın diye. Ancak ben yine de gazinoya gitmek yerine yardırdım. Banyonun çatısı uçmasın diye çatının üstüne kum torbası koyduk. Uçan terzihane çatısının kırık yerine bir parça çatı parçası bulup kum torbası ile üstüne oturttuk. Nöbetler iptal oldu. Elektrikler ise ancak akşama geldi.

Şafak 27

Fırtına sonra temizlik günü bugün. Her yer çalı çırpı yaprak. Ağaçlar ne kadar yaprak varsa dökmüş. Bize de 2-3 saat sürecek temizlik işi çıkardı. Yetmezmiş gibi nöbet yerindeki nöbet talimatnamesinin asılı olduğu demir pano rüzgardan eğilmiş. Panonun betondan sökülüp, kaynak yaptırılıp, yeniden olduğu yere betonla gömülmesi işi de bana kaldı!

Şafak 26

Bugün spora az kişi çıkabildik. Az kişiyi görünce komutanın hevesi kaçtı, az spor yaptırdı. Sporda gelişim göstermediğim için astsubay bana taktı. Benimse pek sikimde değil. Şafak kalmış 26. Sabah çim sulatacak adam kalmadı diye çim sulama işi bana kaldı. Sulanacak çim çok, musluk, fıskiye ve hortum ise yetersiz. Öğleden sonra silah bakımı vs derken bir hafta daha bitti.

Şafak 25

Çarşıya bugün sabah değil öğlen çıktım. Sporda barfiks çekemiyorum diye sabah nöbet tuturdular, öğlen de çarşıya çıktım. Fena olmadı aslında. Sıkılmadım çarşıda. Bir Burger King kaydım. Sonra biraz internet kafe. Üstüne bir kıraathaneye gidip okey oynadık. Tabii cep telefonu da kiraladım bu esnada, iletişime geçmek için. Eğlenceliydi.

Şafak 24

Bu pazar yatıştı tam. Sabahtan biraz mıntık temizliği. Sonra cola + çiğdem. Sonra 2 saat nöbet tut, akşam oldu bile. Bu akşam Galatasaray Fenerbahçe derbisi çılgınlığı vardı gazinoda. Bir daha hiçbiryerde herhalde böyle bir ortam bulamam maç izlemek için.

Şafak 23

Bugün de tatil! Çünkü bugün 23 Nisan! Uzun yıllar sonra ilk kez bir 23 Nisan’da yine tatilim. Sabah mıntıka üstü kahvaltıdan sonra botlarımızı parlatıp, tören için çim sahada toplandık. İstiklal Marşı + saygı duruşu + günün anlam önemini vurgulayan bir konuşma + 2 şiir + Gençlik Marşı. Kapanışta albay bombayı patlatıp “Cumhuriyet Bayramımızı” kutladıktan sonra tören bitti. Sonrası ise yatış. 5-6 saat boyunca voleybol oynadık. Güneş yaktı, tshirt ile yandım. Merhaba askeri amele yanığı!

Şafak 22

Bu sabah hafif bir sporu sağ salim atlattıktan sonra bir başka taburun zimmetinden çıkarıp atacağı haritalar içinden kendimize zimmetli olup da,  kaybedilmiş olan haritaları bulma işim vardı. 2000 tane harita içinden bize 100-200tane ayırabildim. 21.yyda 1:25000 harita mı kaldı amk? Ne kadar çağ dışı düz kafa. Akşam üstü yine voleybol keyfi vardı patlattık 1-2 maç.

Şafak 21

Bugün bir sandık dolusu harita elimden geçti. Depoda duran harita sandığını indirip, içindeki yüzlerde haritayı envanter listesinden kontrol ettik. Sabah 9’dan akşam 5’e kadar sürdü. Eksik haritaları da dün aldığım haritalar ile tamamladık. Gün bitti böylecek. Akşam ise parti vardı. 91/3’lerin mıntıkadan düşüşü ve ilk 91/1’lerden terhisi kutladık. 91/3lerin 200 şafaktan düşüşü don atlet yırtılarak, 91/2lerin ise 100’den düşüşü ıslatılarak kutlandı.

Şafak 20

Bu sabah bir tatbikat olduğunu öğrendim ve gideceklerin listesini hazırladım Excel’de. Sonra mühimmata gidip, çemberleri açılmış 19 tane uçaksavar mermi kolisini çemberledik. Herbiri 60kg idi. Boş kutuları ve kovanları da istifledik. Yetmezmiş gibi orada iş bitince depoya gidip malzeme sayımına katıldım. Marangoz malzemeleri, kablolar, yelekler, çantalar, çatal kaşıklar, lambalar, gocuklar vs. Leş gibi kirlendim. Malzemeler en az 30 senelik, her yeri toz. Arada bir gazete parçası buldum, Simoviç Galatasaray’ın kalesini koruyordu resimde. Siz düşünün.

Şafak 19

Bugün tam bir yardırma günü idi. Denetim için sabah sabah komutan tuvaletini kurduk. Takıma ait kamyonu garajdan çıkarmam gerekiyordu ancak ibne albayın teki orada ders anlattığı için izin vermedi üstüne bir de “Kimsin sen?” diye bağıra bağır bir güzel kaydı. Yavşak. 20 masa, 26 sandalyeyi bir yerden bir yere taşıdık. Yetmedi akşam üstü kışla içtiması vardır. Tüfekle yürüyüş ve bayrak töreni. Yetmedi tören üstüne bir de mıntıka yaptırdılar. Ama hiçbirşey haftasonunun gelmesine engel olamadı!

Bugün taşeron firmanın sözleşmesi bitti ve yemeği yeniden askerler yapmaya başladı. Yemekhanede baktım da yemek çok kötü olmuış.

Şafak 18

Bu sabah birkaç kişi ishal olarak uyandı. Askerlerin yaptığı yemek birkaç kişiyi bozmuş. Komutanlar liste aldı kimler hasta diye. Ben yemekhaneden yemek yemeyi kestim. Ekmek arası kantinde satılan ton balığı, tost falan yiyorum. Bu akşam bizim uzman çavuş nöbetçiydi biz de içeriye etli ekmek soktuk. Herkesten gizli sivil eşya deposuna kapanıp yedik. Mideler bayram etti.

Şafak 17

Bugün günlerden çarşı! Kahvaltı üstüne internet cafe. Facebook’a askerden foto yükleme sefası. Ve o büyülü an. İzmir’e eve, eve dönüş bileti alma! Aldım biletimi bekliyorum gününü. AVM’ye gidip kahve keyfi yaptıktan sonra, havalar ısındı diye birkaç tshirt aldım. Günü bitirip askeriyeye geri döndüm. Akşam gazinonun envanterini saydım. Sonra da kendimin TMİ (Terhis mahiyetinde izin) belgemi yazıcı ile birlikte hazırladım. Az kaldı!

Şafak 16

Hafif sabah sporu ve barfiks denemelerimden sonra tatbikat hazırlıkları vardı. Depolardan çadır ve malzemeler toparlandı yine. Yine BMC kamyona yüklendi. Jeneratörler, kantin malzemeleri vs. Hazırlıkların çoğu öğlene doğru bitti. Su tankerine su ile doldurup kamyona bağladık. Gün bitti yarın tatil!

Şafak 15

Yaşasın 1 Mayıs Bayramı. Hiç bu kadar sevinmemiştim 1 Mayıs’a. Sabahtan tutulan 2 saat çapraz nöbetten sonra tüm günüm bomboştu. Yatış. Yata yata şiştim. Sıkıldım. Vakit, şafak geçmedi. Sıkıştırdı. Gün bitmedi.

Şafak 14

Bu sabah hızlı başladık. Tatbikatın kışla dışında değil kışla içinde olacağı sevindirici haberini aldık. Çelik başlıklar, hücum yeleği, su matarası ve ekmeklik kuşanıp araziye gittik ve 1 karargah, 1 çay ocağı, 2 adet tuvalet çadırı kurduk. İşler 3-4 saatte bitti. Çok yorulduk. Sıcak hava bunalttı. Sonrasında çayımızı içip bol bol, kumanyalarımızı yedik. 2 uçak geçti tepemizden o kadar.

Şafak 13

Bugün dünden kurduğumuz çadıarların sefasını kurduk. Sabahtan çayımızı demledik, sonra da gelen gideni bekledik çay ocağı çadırında. 3-4 albay dışında kimse uğramadı çadıra. Tüm gün çay içip kumanya yedik. Şafak attı. Terhis belgelerimiz çadıra geldi, gözümüzün önünde komutan tarafından imzalandı. Kısa dönemler terhis belgeleri imzalandı diye birbirinin tshirtünü yırttı. Ben de payımı aldım yırtıldım.

Şafak 12

Bu sabah çadırlarda 1-2 saat takıldıktan sonra söküp kamyonlara yükledik. Kamyondan sonra onları depoya indirmesi vardı onu da yaptık. Herşey 2 saatte bitti. Sonra komutanlardan biri kendi şahsi botunu da yıkamamızı istedi. Manyak botla balık avlıyor. Allah’tan yağmur yağdı da yıkamadık. Yemekleri askerler yapmaya başladığından beri yemekhaneden yemek yemedim. Ne yazıkki asker iyi beslenmiyor.

Şafak 11

Yine bir çarşı günü daha. Dışarıda güzel kuvvetli bir kahvaltı, internet kafede sosyal medya. Askerde adettendir, askerlik yaptığın yere ait hediyelik eşya alıp eve götürmek. Hediyelik şekerler falan aldık. Oteldeki emanetime koyduk arkadaşlarla, kışlaya kadar taşımayalım diye. Akşam askeriyede adam gibi yemek olmayacağını bildiğimiz için sıcak yemekçide pilavlı kurulu, soteli bir yemek kayıp geri döndük nizamiyeye. 91/1lerin vedası vardı. Sınırsız cips, kraker, gofret, litrelerce kola, fanta. PARTY HARD! Bağlama çalan arkadaş, türkü, radyoda çalan şarkı ile halay vs. Sonra yine tshirt parçalamaca. Deşarj olduk…

Şafak 10 Ne Atlet Ne Don Sadece On

Boş bir pazar günü. 2 saat çaprazımı tuttum. Komutanın şahsi botu yıkandı, kaçarı yok. MP3 çalarına birkaç şarkı atıldı. Günün en önemli olayı Galatasaray Fenerbahçe Beşiktaş Trabzon maçları idi. Yaşasın playoff!

Şafak 9 Atarsa Dokuz Haftaya Yokuz

Liseli öğrenciler askeriyeyi ziyarete geldiler. Maksat çocuklar askerliği sevsin. Bir güler yüz, bir göz boyama amanın aman. Bu sabaha karşı bir tezkereci daha ayrılda askerden. Çocuk 460gün devirmiş ve gitti. Sabah onu uğurlamak için uyandık.

Uzun dönemler 460 gün askerlik yapıyor. Kısa dönemler 155. Aradaki fark ortada.

Uzun dönemler 460 gün askerlik yapıyor. Kısa dönemler 155. Aradaki fark ortada.

Mühimmat komutanı ile karşı tepemizde bulunan Şehitlik Ormanındaki atış poligonuna gittim. “Patlamamış Mühimmat Bölgesidir Girilmez” tabelalı bölgeye girip, hurda temizliği yaptık, boş varilleri tepeden aşağı yuvarladık. Şafak kalmış 9, patlamamış mühimmat denk gelecek bok yoluna gideceğiz.

Daha önce oryantiring yarışına gelmiştim bu şehitliğe. O zaman her yer kardı, karda uğraşıp durmuştum. Şimdi ise her yer yem yeşil, ağaçlar çiçek açmış, sağda solda çağla badem ağaçları, komutanla durup yedik.

Öğleden sonra deterjanlık ve garaj deposunun temizliği vardı. Her yer atıl kullanılmayan, envantere kayıtlı ıvır zıvır. Derledik topladık.

Akşam ise tellerden etli ekmek sokuldu, çay ocağında gizli gizli yedik. Böyle daha tatlı. Geceleri ise içim sıkışıyor uyku tutmuyor.

Şafak 8 Biz Gönülden Severiz

Bugün yine Günlük Eğitim Programı (GEP) yazımı vardı Excelde. Artık terhis olacağım için yanıma benden sonra GEP yapacak olan arkadaşı alıp ona gösterdim elimden geldiğince. Çok da umrumda değildi açıkcası. Oyalandık öğlene kadar vakit geçirdik öğretir gibi. Öğleden sonra da komutan Excelde güzelce yazılacak birşeyler verdi, şafak böyle attı gitti.

Akşam yine etli ekmek sokuldu içeriye. Bu sefer yer garajda Kapalı Kasa Man’ın arkası. Kamyonda etli ekmek yemek çok zevkliydi.

Şafak 7 Ne Kola Ne Fanta Sadece Yedigün

Bu sabah da bir tezkerecimiz vardı. Takım komutanı onu çıkarttı alkışlattı. Son 2 haftadır sabah sporu yapamaz olduk. Ya işten güçten, ya tatbikattan ya da adamsızlıktan. Yine bot yıkadık, daha önce yıkamamız beğenilmedi diye. Daha sonra da sayım var diye depoye girdik. Muharebe deposu. Ağzına kadar ıvır zıvır dolu. Eski püskü teknolojikimsi şeyler aradık saydık. Öğleden sonra da diğer depoda kitap sayımı yaptım. Askerliğim kitap sayımı ile başladı, yine kitap sayımı ile bitiyor.

Şafak 6 Haftaya Evde Kahvaltı

Bu sabah aramıza yeni katılan erlere mıntıka temizliği yaptırdıktan sonra Bakım Komutanlığına gittim araç komutanı olarak. Orada hep sözünü duyduğum bilmem kaç ay önce oraya gönderilmiş üstü açık Man kamyonunu almaya gittik Bakım Astsubayı ile. Araç bildiğin cabrio ama kamyon. Boyanmış tamir olmuş. Bu bakım komutanlığı tam bir hurdalık. Eski püskü cipler, araçlar, kamyonlar, tanklar. Çingene soksan ağzının suyu akar hurda demir diye.

Öğleden sonra tabur içtiması vardı. 91/1lere ve kısa dönemlere veda töreni. Tabur komutanı konuşma yaptı. Hizmet belgelerini verdi. Üstün başarılarımdan ötürü takdir aldım! Amk.

 

Nazar etme nolur, çalış senin de olur.

Nazar etme nolur, çalış senin de olur.

 

Şafak 5 Ne Biksi Ne Keleş Atarsa 5

Sabah 6’da yine birini daha uğurladık. “Şafak doğan güneş”i gördük. Her gidenin ardından insan buruk oluyor. Sabahları artık takımdaki asker sayısı az diye spor olmuyor. Asker sayısı gittikçe azaldı, gidenlerine yerine yeterince asker gelmedi. Benden sonrası tufan!

Sabah yine depo işi vardı. Silah sayımı, kitap sayımı derken öğlen oldu. Öğleden sonra da silah bakımı vs derken geçti gitti. Yine her ay olan AMT mühimmat sayımı evrakını imzalattım tüm komutanlara teker teker sanki sayım yapılmış da tam çıkmış gibi.

Bir hafta daha bitti şafak attı. Bizim takımın uzman çavuşu nöbetçiydi. Etli ekmek sokturduk içeri sivil eşya deposunda yemek üzere. Çavuş avantasını aldı tabii ki.

Şafak 4 Ne Sevgili Ne Flört Atarsa Dört

Takımda adam sayısı terhislerle birlikt azaldığı için nöbetler hem sıkışık, hem sikişik. Askerliğimin son haftasonunda çifte çapraz nöbete gittim. Bu her askerin yaşayacağı birşey değil. Onun gerisinde yatış bir cumartesi geçti. Galatasaray Fenerbahçe maçını izledik ve şampiyon olduk. Ortalık yıkıldı. Gece 1’e kadar gazinoda Lig TV, röportajlar, kutlamalar izledim. Şafak demiş 4 sikimde mi?

Şafak 3 Ne G3 Ne MG3 Atarsa Üç

Son çarşı izni. Bu sefer hiç gitmediğim bir yer olan Meram Bağlarına gittik. Dere kenarında açık büfe kahvaltı keyfi. Bir askere açık büfe verilir mi? Herkes abandı. Sonra dolmuşla şehir merkezine gidip, çay kahve keyfi. Telefon kiralayıp eşi dostu sevgiliyi arama sorma, net kafeye gidip Facebook kontrolü. Bir kaç hediyelik eşya. Hiç askeriyeye dönesim gelmedi bu çarşıda. İnsanın içi buruk bir sevinçle doluyor. İçim daralıyor şafak sıkıştırıyor.

Şafak 2 Birgün Gelecek Bir Gün Kalacak

Bugün terhis olacak tüm kısa dönemler terhis muayeneisine ve silah bakımına gitti. Bizim takımdaki kısa dönemler olarak ise biz yardırdık. Çalışmaya devam. Son günler bile olsa rahat yok. Ders vardı teğmenlerin. Derse kablolar teller vs. götürdük. İlk geldiğimizde de aynı derse malzeme taşımıştım. Çok koydu bu işi yapmak bugün. Akşam yemeği yine berbattı.Etlik ekmek soktuk içeri yedik, terzihanede kaçak. Tezkere traşı da olduk berbere. Çok eğlenceli ve geyikti. Bitmiyor amk!

Şafak 1 Şimdi bu doğan güneş değil mi?

Sabah son sporuma girdim. Uzun koşu. Pek sallamadım geriden yürüdüm. Üstüne son bir banyo yaptım. Banyonun da tadı yoktu. Bilgisayarda yapılması gereken evraklarla oyalanarak öğleni ettim. Öğleden sonra takımca tahta çakılması gereken bir yere tahta çaktık. Paslı maslı tak tak tak. Daha sonra da geçen gün tamirden alıp getirdiğimiz üstü açık kasa MAN kamyonun üzerine brandasını gerdik, stepne lastiğini yerine taktık. Devlet yol parası verdi İzmir’e dönmem için. 59,23TL. İlişik kesme belgelerimizi alıp, yazıcı, koğuşçu, sivil eşyacı ve gazinocuya imzalattık. Tabii bu imzaları attırmak avantasız olmuyor, herkese bişey ısmarlıyorsun. Son nöbetçi çavuşluğumu da bugün yaptım. Erken çıkan kısa dönemler oldu, onlarla vedalaşmak koydu.

Şafak Doğan Güneş

Bu sabah terhis muayenesi için sonunda revire gidebildik. Üstüne öğlene kadar kaytarış. Sonra silahlarımızı teslim ettik depocuya. Tam askerlik bitti derken yine bir kitap sayımı çıktı karşıma oraya kitlediler. Yine son dakika angaryası taşınması gereken masalar sandalyeler vardı onları da yüklendik taşıdık. Mesai bitti. Sivil eşya deposundan sivil valizimi aldım. Askeri fazlalık eşyalarımı dağıttım kalanlara. İhtiyacı olanlar var, don atlet, kozmetik malzemesi ne varsa.

Askeri kamuflajı kötü durumda olanlara pantolon parka değiştirdik. Bizimkiler çünkü depoya atılacak, en azından onlar bizim az kullanılmış kamuflajlarımıda 5-6 ay daha devam edebilirler. Yemek boktan olduğu için son bir kez daha etli ekmek ile doyduk.

Son gecem de olsa devriye yazmışlar. Atarım amk, yarın attıramazsın.

Gittiğime, bittiğine inanamıyorum.

Hürgeneral 1

Bizim takım kıl olduğu için mesai saatine kadar çıkamadık. Bu yüzden İzmir’e uçağı yakalayamayıp otobüsle dönüyorum. Son içtimada valizimle sivilim. Komutan geldi, içtimayı aldı. Bizleri takımın önüne çıkardı. Anlattı, teşekkür etti, tüm takıma alkışlattı. Sonra ciple doğru nizamiye kapısına.

Kapıdan çıkınca kendimi yine özgür hissedemedim. Sanki çarşıya gidiyormuş gibi geldi. Telefonla çağırdığımız taksiye binip, otelden emanetleri alıp, doğru otogara. O otobüse binene kadar sanki hala geri dönecek gibiymişim geldi.

Dilimde Ozzy Osbourne’dan “Mama I’m Coming Home” şarkısı.

Eve ve sevgiliye çıkış tarihimi bir gün geç söylemiştim. Herkes beni yarın gelecek biliyordu. 8 saatlik otobüs yolculuğundan sonra abimler, yengem ve yeğenim tarafından karşılanıp, doğru eve getirildim. Annemi bir şoka soktuktan sonra hasret giderdik. Birgün sonra geleceğim diye özel yemeklerin hiçbiri hazırlanmamıştı tabii. Oyun bozanım.

En büyük şoku da yengenize yaşattım. Hiç beklemediği bir anda bir Twitter mesajı ile dumura uğradı. Sonrası hemen kavuşma, Kordon’a gidip aylardır görmediğim denizi görme, kafeye gidip çay kahvelenme.

Yine de alışmak zaman alacak gibi, herşey boş, herşey garip geliyor.

 

]]> http://www.mentalmasturbasyon.com/askerlik/bir-kisa-donemin-gunleri/feed/ 8
Megu Diyorki: Nerde Kalmıştık http://www.mentalmasturbasyon.com/megu/megu-diyorki-nerde-kalmistik/ http://www.mentalmasturbasyon.com/megu/megu-diyorki-nerde-kalmistik/#comments Mon, 28 Apr 2014 18:29:33 +0000 http://www.mentalmasturbasyon.com/?p=11535 Bundan 7 sene önce yazmışım Kurban yeniden bir araya gelince, onların dilinden Nerde Kalmıştık diye?

Bugün de diyorum kendim için. Nerde Kalmıştık?

Askerden sonra yaşadığım deneyimlerle aslında burayı dolduracağımı düşünürken, tam tersine hiç vakit ayırıp yazasım gelmedi benim. Salla pati yazılar, izlediği filmleri anlatmalar vs vs.

Foursquare Türkiye’de de yazamamaya başladım, sonunda bırakmak [...]]]> Intro

Bundan 7 sene önce yazmışım Kurban yeniden bir araya gelince, onların dilinden Nerde Kalmıştık diye?

Bugün de diyorum kendim için. Nerde Kalmıştık?

Askerden sonra yaşadığım deneyimlerle aslında burayı dolduracağımı düşünürken, tam tersine hiç vakit ayırıp yazasım gelmedi benim. Salla pati yazılar, izlediği filmleri anlatmalar vs vs.

Foursquare Türkiye’de de yazamamaya başladım, sonunda bırakmak durumunda kaldım.

En sonunda da buraları tamamen boşladım. Arada sırada para teklif edip yazı yayınlatanlar dışında pek de matah bir içerik birikmedi buralarda.

Hayat tam gaz, hem de iyi yönde devam ediyorken buralar payına düşeni alamıyordu. Yakın çevreme kapandım, hatta sosyal medya hesaplarımı bile halka kapattım. Acaba bir tür sanal ana rahmine dönüş müydü bu? Tabii ki de hayır.

Parayı cebime koyan iş güç yoğunluğu, kendime olan vakti azalttığı için bir de bu günce ile vakit harcamak istemedim. Hala eskisi gibi saatlerimi harcayacağımı düşünmüyorum ama az olsun öz olsun diyerek geri döndüm diyebilirim! Çünkü burada yazdıklarım aslında benim için de birer anı. Güzel bir arşiv. Ivır zıvır değil kendimden paylaşımlarımı yazmak önemli.

Bu arada neler mi oldu? Büyüdüm olgunlaştım, aşk, meşk, iş güç iyi ve farklı bir yönde ilerliyor. İç huzur tamam, işler güçler yoğun ama emeğin karşılığını veren, şükür denecek cinsten. Bir yandan Ukomik diye bir proje ile volelik pas arıyoruz. Bir yandan Bitcoin ve benzeri sanal paralara yatırım yapıyorum. Günler çabuk geçiyor, anlatacağım nerde kaldıysam!

]]> http://www.mentalmasturbasyon.com/megu/megu-diyorki-nerde-kalmistik/feed/ 1
Tekstilin başkentinden en uygun fiyatlar! Denizlice.com http://www.mentalmasturbasyon.com/advertorial/tekstilin-baskentinden-en-uygun-fiyatlar-denizlice-com/ http://www.mentalmasturbasyon.com/advertorial/tekstilin-baskentinden-en-uygun-fiyatlar-denizlice-com/#respond Thu, 01 Aug 2013 14:04:47 +0000 http://www.mentalmasturbasyon.com/?p=11471

İnternette gezerken gözüme çarpan radyasyon önleyici telefon kılıfları hakkında daha detaylı bilgi ararken denk geldim denizlice.com’ a. Zaten sosyal çevremde Denizli’ li arkadaşım çoktur, haliyle ilgimi çekti. Bildiğiniz gibi Denizli, tekstil konusunda ülkenin üretim merkezlerinden biri. Adamlar da bunun avantajını kullanıp, Denizli’ de üretilen tekstil ürünlerine ucuza tüm Türkiye’nin ulaşabileceği bir site [...]]]> denizlice.com

İnternette gezerken gözüme çarpan radyasyon önleyici telefon kılıfları hakkında daha detaylı bilgi ararken denk geldim denizlice.com’ a. Zaten sosyal çevremde Denizli’ li arkadaşım çoktur, haliyle ilgimi çekti. Bildiğiniz gibi Denizli, tekstil konusunda ülkenin üretim merkezlerinden biri. Adamlar da bunun avantajını kullanıp, Denizli’ de üretilen tekstil ürünlerine ucuza tüm Türkiye’nin ulaşabileceği bir site yapmışlar.

Bu site ile, Denizli’ de üretilen bir çok ürün ihracatla yurtdışına satılırken, artık iç piyasaya da satılır hale gelmiş. Sitedeki bir çok ürün ihraç fazlası tekstil ürünlerinden oluşuyor. Benim özellikle dikkatimi çeken bambu ipliğinden iç çamaşırları ve havlu bornoz setleri oldu. Bununla birlikte yazının girişinde söz ettiğim radyasyon önleyici fonX akıllı telefon kılıfları, pikeler, nevresimler, yatak örtüleri, el dokuması Buldan peştemalleri, doğal kozmetik ürünler ve hediyelik eşyalar da mevcut.

Ayrıca Denizli’ li arkadaşlarımın öve öve bitiremediği Zafer Gazozu’ nu da internet üzerinden satışta ilk defa bu sitede gördüm, sipariş vermek istedim ama ürün sayfasında “Pek Yakında” yazıyordu, tahmin ediyorum, yakın zamanda Zafer Gazozu’ nun da satışına başlayacaklar.

 

Iphone Radyasyon Önleyen Kılıf

Bu arada siteyi incelerken öğrendiğim ve şaşırdığım bir gerçek de, sitede satılan fonX kılıfların, tamamıyla Türk mühendislerce geliştirilip, Denizli’ de üretiliyor olması oldu. Radyasyonu önlediği ve bazı modellerinde dinleme önleyici sinyal kesicilerin bulunduğu söylenen bu kılıflar TUBITAK ve Türk Patent Enstitüsü’ nden de onaylaymış. 50 TL. üstü alışverişlerde ücretsiz kargoyu öğrenince iphone’ um için kılıf, bir de ayıptır söylemesi bambu boxer siparişi verdim. Cuma günü siparişi verdim, cumartesi sabah Aras Kargo elemanı kapıdaydı. Kapıda ödeme seçeneği de varmış gerçi ama ben nakit sıkışıklığı yaşayan ve kredi kartına abanan bir insan olduğumdan kredi kartımla ödemeyi yapmıştım. Denizlice.com ilk alışverişte benden geçer notu kaptı, sitede görüp aklımın kaldığı fantezi iç çamaşırlarını da bakarsınız ilerleyen günlerde yengenize hediye ederim benden duymuş olmayın..

Denizlice.com’u Ziyaret Etmek için Tıklayın

]]> http://www.mentalmasturbasyon.com/advertorial/tekstilin-baskentinden-en-uygun-fiyatlar-denizlice-com/feed/ 0
Argo http://www.mentalmasturbasyon.com/serbest/argo/ http://www.mentalmasturbasyon.com/serbest/argo/#comments Sat, 27 Apr 2013 08:50:42 +0000 http://www.mentalmasturbasyon.com/?p=11238

Argo filmi hakkında hiç bir fikrim yoktu ve sinemada ondan iyi izleyecek birşey bulamadığım için girdik. Cahil şansı ile çok başarılı bir filme girmişiz. Hatta o kadar cahil şansı ki film En İyi Film Oscar’ını kazandı bu film. Ben de bunun üzerine bir yazayım dedim.

Argo filmi Ben Affleck’in ilk yönetmenlik denemiyimi. [...]]]> argo_ver7_xxlg

Argo filmi hakkında hiç bir fikrim yoktu ve sinemada ondan iyi izleyecek birşey bulamadığım için girdik. Cahil şansı ile çok başarılı bir filme girmişiz. Hatta o kadar cahil şansı ki film En İyi Film Oscar’ını kazandı bu film. Ben de bunun üzerine bir yazayım dedim.

Argo filmi Ben Affleck’in ilk yönetmenlik denemiyimi. İlk filminde tarihi bir gerçeğe dayanan iddalı bir film çekmiş olması cesaret. Gerçi tarihi gerçekler hep görecelidir. Biz bu hikayenin ABD gözünden izliyoruz filmde. Eminim ki İranlılar bu bahsi geçen tarihi olay ile ilgili bir film yapsa çok farklı noktalara değinir ve kendisini haklı çıkartır.

Filmi izledikten sonra bahsi geçen o meşhur İran Devrimi hakkında meraklandım ve internette araştırmalara giriştim. İran Devrimi biz Türklerin, özellikle Beyaz ve Ulusalcı Türklerin en büyük kabusudur. Hep bir paranoya vardır bu gruplarda, Türkiye’de de aynı şey yaşanır mı? Şeriat gelir mi? Özgürlükler gider mi? Mollalar, irticacılar basar mı sokakları? Benim fikrim? Hayır yaşanmaz.

Yaşanmaz çünkü Türk kültürü ile Acem kültürü bir değil. Din olarak zaten çok farklı noktalardayız. Bizde çoğunluk Sünni, azınlık Alevidir. Osmanlı’dan gelme bir hoşgörü, bir yumuşak müslümanlık anlayışı harmanlanmıştır. Ancak Acem kültüründe Şii mezhebi yoğundur, din sıkısıkıya yaşanır. Hayatlarında imamlar, mollalar vardır.

Pahlavi_Coronation

Tam tersi Atatürk Devrimi ile İran’ın Şah yaşantısı arasında çok benzerlik vardır. Her ikisi de tavandan diretme ile benimsetilmeye çalışılmış bir yaşamdır. Şah dönemi fotoğraflarına bakıldığında bizim cumhuriyetin ilk yıllarına benzer. Modern giyimli, okuyan kadınlar, partiler, danslar, balolar, takım elbiseli erkekler. Batılı yaşam tarzı Acem kültürüne empoze edilmeye çalışılmıştır. Tıpklı bizdeki Osmanlı kültürüne empoze edildiği gibi. Ancak Türkiye’de bu aşı tutmuşken, İran’da bu aşı tutmamıştır. Tutmamasının sebeplerinden birisi de Şah’tır. Şah tek başına ülke yönetimini elinde tutar. Ülkenin petrol gelirleri halka indirgenemez, toprak devrimleri gerçekleşmez, halk fakirleşirken, şah servetine servet katar.

Hatta şah, ülkenin takvimini de değiştirip Babil’in fethini milat sayan bir takvime geçmek istemiştir. Bu takvime göre miladi 1941 yılı, 2500 senesine denk geliyordu.

Iranian_Revolution_1979_marching_young_people

İşte İran Devriminin ilk çıkış motivasyonu da budur. Halkın fakirleşmesi. İran Devrimi sadece şeriat ve mollaların geri gelmesini isteyen gericiler tarafından gerçekleştirilmemiştir. Devrim fotoğraflarına bakıldığında solcuların da, komünistlerin de, liberallerin de muhafazakarlar kadar sokaklara dökülüp, şah sistemini devirmek için çabaladığı görülmüştür. Son dönemlerde yaşanan Arap Baharın’daki istatistikleri bilmediğim için hariç tutarak diyebilirim ki İran Devrimi dünyada halk tarafından en çok destek görmüş devrimdir. İran nüfusunun %10’u sokaklarda protestolara, eylemlere katılmıştır. Bu oran Fransız Devrimi ve Bolşevik Devrimin’de bile %1’dir.

Halkın bu kadar çok ortaklaşa istediği devrim ve şahın devrilmesi, daha sonra sınırdışı edilmiş mollaların ve Humeyni’nin yeniden yurda dönmesi ile muhafazakarlar tarafından sahiplenilmiş ve rejim, onların istediği doğrultuda değiştirilmiş, şeriat ilan edilmiştir. Bu açıdan bakıldığında Türkiye’de yönetine geçip, şeriat isteyen bir hoca bulunmamaktadır. Bazı kesimler tarafından Humeyni ile eş gösterilmek istenen Fethullah Gülen bir şeriat devrimcisi değildir benim gözümde. Allah sevgisi çok olan, insanlar tarafından çok sevilip, sözü dinlenen bir hocadır. Rejime karşıtlığı yoktur.

Filmde birkaç kez karşımıza çıkan yıkılmış Hollywood işareti de çok ilgimi çektiği için araştırmıştım. Esasında filmde bir kronolojik hata var ancak çok da önemli değil. Hollywood işareti 1978’de yıkık dökük harabe bir haldeyken restore edilmiş. Ancak film 1980’de geçiyor. Bu kronolojik hata haricinde Hollywood işaretinin hikayesi de ilginç.

hollywoodland-sign

1923 senesinde Hollywoodland isimli bir yerleşim sitenin reklamı olarak yapılan işaret, aslında 1 yıl kadar bir süre için düşünülmüş. Ancak daha sonra 1949 senesinde tabelanın hakların Hollywood Ticaret Odasına geçmesiyle  “land” kısmı sökülerek Hollywood olarak bırakılmış. Orjinalinde etrafı ampüllerle çevrilmiş bir pavyon yazısı gibi olan yazı daha sonra aydınlatılmamış.

1970’lere gelindiğinde bakımsız kalan tabela parçalanmaya başlamış. Filmde gördüğümüz “O” harfi eksik hali bu döneme denk geliyor.

hollywood-sign-disrepair

1978 yılında Playboy’un sahibi Hugh Hefner bir bağış toplama kampanyası başlatıyor, tabelayı yeniden inşa etmek için. Her harfi bir kişi üstleniyor.

H: yayıncı Terrence Donnelly
O: yapımcı Giovanni Mazza
L: Kelley Blue Book kurucusu Les Kelley
L: aktör / şarkıcı  Gene Autry
Y: Hugh Hefner
W: şarkıcı Andy Williams
O: Alice Cooper, Groucho Marx adına.
O: Warner Bros. Records
D: Thomas Pooley

hollywood-sign-disrepair-02

Hugh Hefner’ın helikopteri, işler daha hızlı ilerlesin diye  çelik kontstürksiyonları taşımak için kullanılmış. Günümüzde kar gütmeyen  Hollywood Sign Trust tabelanın bakımını üstleniyor.

 

]]> http://www.mentalmasturbasyon.com/serbest/argo/feed/ 1
Metot http://www.mentalmasturbasyon.com/tiyatro/metot/ http://www.mentalmasturbasyon.com/tiyatro/metot/#respond Mon, 24 Dec 2012 20:52:14 +0000 http://www.mentalmasturbasyon.com/?p=11302

Semaver Kumpanya’nın Metot oyununun İzmir’e geleceğini duyunca araştırayım dedim oyunu. Psikolojik gerilim türü tiyatro olarak geçen bu oyunun konusunu öğrenince, insan kaynakçı yengenizi kesinlikle götürmem gerektiğini hissettim.

Oyuncu kadrosu TV’den tanıdık. Hem yönetip hem oynadığı oyunda Serkan Keskin’i Leyla ile Mecnun’un İsmail Abisi olarak biliyoruz. Yine aynı dizide Benjamin rolünde oynayan Sarp Aydınoğlu da [...]]]> metot

Semaver Kumpanya’nın Metot oyununun İzmir’e geleceğini duyunca araştırayım dedim oyunu. Psikolojik gerilim türü tiyatro olarak geçen bu oyunun konusunu öğrenince, insan kaynakçı yengenizi kesinlikle götürmem gerektiğini hissettim.

Oyuncu kadrosu TV’den tanıdık. Hem yönetip hem oynadığı oyunda Serkan Keskin’i Leyla ile Mecnun’un İsmail Abisi olarak biliyoruz. Yine aynı dizide Benjamin rolünde oynayan Sarp Aydınoğlu da bu oyunda. Leyla ile Mecnun’un ilk sezonunda birkaç kez karşımıza yeni “performans sanatçısı” rolüyle çıkan Mustafa Kırantepe de oyunun TV’den tanıdığımız bir diğer yüzü. Sezin Bozacı’yı ise tiyatroda ilk kez izleme şansına eriştim. Semaver Kumpanya’nın diğer oyunlarında da izleyebilirsiniz kendisini.

Bir şirketin toplantı odası. Bu odada açık bir üst düzey yönetici pozisyonu için başvuran 4 aday. Bu pozisyona en uygun elemanı bulmak için uygulanan ilginç bir metot. Oyunun mottosu sayılabilecek bir replik ana düşünceyi bize veriyor: “orospu çocuğu gibi görünen iyi bir insan aramıyoruz, iyi bir insan gibi görünen orospu çocuğu arıyoruz.” Daha iyi bir işte çalışmak için birbirini yiyen, sınır tanımayan insanların zavallı durumlara düşmesini izliyoruz.

İspanyol yazar Jordi Galceran’ın 2003 yılında kaleme aldığı ve günümüz iş dünyasının acımasız yönlerini ortaya koyduğu bu oyun, yazarına dünya çapında bir ün getirmiş.  Oyun tek perdeden oluşan 2 saatlik bir maraton. Temposu düşmeden, yer yer gerilip, çoğunlukla kahkahalar ile güldük.

İzmir Sanat sahnesinde ilk kez oyun izleme şansı buldum. Sahne güzeldi, ancak oyunun önemli bir yerinde sahnede çekirgemsi bir kanatlının uçması ile çok kısa bir es oldu. Kanımca Sezin Bozacı biraz ürktü gibi.

Serkan Keskin TV’de alışılanın aksine çok pis bir adamı canlandırıyor burada. İnsanların TV’den aklında kalan ile alakası olmayan, homofobik, küfürbaz, saygısız ve o işi almak için her türlü pisliği yapabilecek bir tip. Ancak rolü o kadar üstüne yapışmışki, 2 yerde bir anda İsmail Abi çıktı karşımıza. Belki de bilerek yaptı bu hareketleri. “O kadddarr” dedi bir yerde, sonlara doğru da kameralara el sallaması seyircide tebessüme neden oldu senaryo dışında.

İzmir’e ilk gelişlerinde 2 oyundan biri iptal oldu. Sebebi talep olmaması mıydı yoksa oyuncuların programından mıydı bilemedim. Fırsat bulduğunuzda izlemenizi tavsiye ediyorum bu oyunu da.

 

 

]]> http://www.mentalmasturbasyon.com/tiyatro/metot/feed/ 0
Kıyamet Bugün Değil Her Gün! http://www.mentalmasturbasyon.com/yasam/kiyamet-bugun-degil-her-gun/ http://www.mentalmasturbasyon.com/yasam/kiyamet-bugun-degil-her-gun/#respond Fri, 21 Dec 2012 11:00:49 +0000 http://www.mentalmasturbasyon.com/?p=11370

Bir maya takvimidir, bir kıyamet tellalığıdır sürüp gidiyor son zamanlarda. Bu birkaç sene önce çok hafif dozda başladı. Ancak tarih, Maya takviminin bittiği gün olan 21 Aralık 2012’ye yaklaştıkça iş iyice çığrından çıktı. Bundan 10 sene önce Marduk gelip çarpacak deniyordu. Sonra baktılar gökyüzünde gelen giden yok, kıyamet kopacak denmeye başladı.

Kıyametcilerin yanı sıra [...]]]> Alderaan explosion

Bir maya takvimidir, bir kıyamet tellalığıdır sürüp gidiyor son zamanlarda. Bu birkaç sene önce çok hafif dozda başladı. Ancak tarih, Maya takviminin bittiği gün olan 21 Aralık 2012’ye yaklaştıkça iş iyice çığrından çıktı. Bundan 10 sene önce Marduk gelip çarpacak deniyordu. Sonra baktılar gökyüzünde gelen giden yok, kıyamet kopacak denmeye başladı.

Kıyametcilerin yanı sıra yeni bir çağın başlayacağına inananlar çıktı ortaya. Kova’nın çağı (Age of Aquarius) başlayacak, insanların içindeki gizli kalmış yetenekler çıkacak gibi doğa üstü savları olanlar çıktı. Dengelerin değişeceğine inananlar.

Bir de bu kıyameti fırsata çevirmek isteyenler çıktı. Delinin biri Şirince’de kıyamet kopmayacak diye bir turizm trollüğü atmış. Şu an Şirinceliler paraya para demiyor, Euro diyor. Evlerini, otelleri doldurup taşıran deli kıyamet korkakları var. Duyduğuma göre boş tarlalara bile çadırlar koyup satmışlar.

Kıyamet kopacaksa heryerde kopar. Şirince’ye gidip şarap içerek yakalanacağına, madem bu kadar korkuyorsun git Mekke’de Kabe’nin duvarına yapış. Hadi onu geçtim, Şirince’ye birşey olmayacaksa bile kıyamet yaşandıktan sonra neden dünyada kalmak isteyesin ki? Öl ve kurtul öyle bir hayat yaşayacağına.

21 Aralık’ta kıyamet kopacak. Ama bu kıyamet 21 Aralık’a özgü bir kıyamet değil. Kıyamet her gün var! Dün vardı, bugün oldu, yarın da var. Hergün sağımızda solumuzda bir kıyamet kopuyor, biz farkına bile varmıyoruz. Herkesin kıyameti kendisine. Ateş düştüğü yerde kıyamet koparıyor. Acılar, yokluklar, ölümler, kederler, mutsuzluklar hergün yaşanıyor. Sevdiğini, annesini, bababasını, çoluğunu çoğununu kaybeden, hasta olduğunu öğrenen, bir daha göremeyeceğini birinin kıyameti o gündür. Hafızasını kaybeden birinin kıyametidir o gün. Varını yoğunu kaybedenin kıyametidir o gün.

Herkes için kopacak kıyamet için endişelenme hiç. Sen kendi kıyametini düşün. Ölürsen, kaybedersen, üzülürsen, acı çekersen  ne yapacaksın? Kıyametine hazırlıklı ol. Sevdiklerine çok geç olmadan seni seviyorum de. İstemeden kırdığın kalpler varsa onar. Pişmanlıkların varsa gider. Arkanda yarım iş bırakma. Kıyametin değil, herşeyin hakkını verdiğinde bir jübilen olsun bu hayatta!

]]> http://www.mentalmasturbasyon.com/yasam/kiyamet-bugun-degil-her-gun/feed/ 0
Mental Masturbasyon 6 Yaşında! http://www.mentalmasturbasyon.com/site-hakkinda/mental-masturbasyon-6-yasinda/ http://www.mentalmasturbasyon.com/site-hakkinda/mental-masturbasyon-6-yasinda/#respond Tue, 18 Dec 2012 19:45:48 +0000 http://www.mentalmasturbasyon.com/?p=11344

 

Bundan tam 6 sene önce, 18 Aralık 2006’da buradan Merhaba Dünya! dediğimde hamdım. Henüz 21 yaşında, üniversitede okuyan bir genco. Mental Masturbasyon projesi aslında 2000’li yıllardan beri kafamda olan bir siteydi. Yapmam 6 senemi aldı. Liseli yıllarda Mental Masturbation adı ile ingilizce olarak mentalmasturbation.cjb.net adresini alarak [...]]]> 6

 

Bundan tam 6 sene önce, 18 Aralık 2006’da buradan Merhaba Dünya! dediğimde hamdım. Henüz 21 yaşında, üniversitede okuyan bir genco. Mental Masturbasyon projesi aslında 2000’li yıllardan beri kafamda olan bir siteydi. Yapmam 6 senemi aldı. Liseli yıllarda Mental Masturbation adı ile ingilizce olarak mentalmasturbation.cjb.net adresini alarak bir denemem olmuş olsa da, daha sonraları HTML bazlı yayınlamadığım taslaklarım olsa da, Aralık 2o06’da WordPress ile açtığım bu site dışında hiç yayına geçemedi.

Ben siteyi kurduğumda daha WordPress 2.0 günceldi. Geçtiğimiz hafta siteyi WordPress 3.5 ile çalıştırır oldum.

selebriti-ss

Mental Masturbasyon’un altına dönem dönem başka sitelerde kurdum. Hatta Selebriti sitesi Mental Masturbasyon’dan 1-2 ay önce kuruldu. Dünya ve yurttan ünlülerin frikikler, magazin haberleri, çıplak pozları, seks kasetlerini hunharca yayınlıyordum. Fena sayılmayacak da bir reklam geliri vardı, bir ara ayda 100$’lık kazanca kadar ulaşmıştım. Ancak yayınladığım içerikteki ünlülerin avukatları ve de devletten gelen uyarı ve tehdit epostaları yüzünen “sikerler” diyip tüm siteyi kapattım. Evime bir gün polis gelip götürse bu yüzden uğraşamazdım.

Paris Hilton’un, Kim Kardashian’ın, Claudia Schiffer’ın avukatlarından olsun, Türkiye’deki kimi çıplak djlerin ya da sunucuların menajer ve avukatlarından olsun çok hoş epostalar aldım. Bu yüzden bunalıp pes ettim.

httprapidsharecimentalmasturbasyoncom_ilk

Yine bir ara Rapidshareci diye bir site kurdum alt site olarak. Rapidshare’den korsan sayılabilecek linkler paylaşıyordum. Hemen Müyap avukatları ulaştı sağolsun, siteyi dinamit ile patlattım.

odev-kaynakcasi

Bir ara Ödev Kaynakçası diye bir site yaptım. Elimde çok güzel bir kanyak vardı, hazır ödev arşivi hem liseler, hem üniversiteler için. O arşivi nasıl olduysa kaybettim. Site yarım ve yetim kaldı.

mentalvideo

Daha sonraları coştum, Mental Video sitesini kurdum. Buradaki amacım sitede yayınlayacağım videoları kendi sunucularıma yükleyip, YouTube ve benzeri servis sağlayıcılara aktardığım ziyaretçileri kendimde tutmaktı. 1-2 sene bu güzel yürüdü ama hem maliyeti, hem de video kalitelerinin düşüklüğü ve de yavaşlığı nedeni ile yükümü yeniden Youtube’a atma kararı alarak kapattım onu da.

Siteyi ilk açtığım zamanlarda rol modeli olarak aklımda o çocukluğumun meşhur sitesi Zuxxi vardı. Dönem dönem Zuxxi gibi buraya top model resimlerinden oluşan resim galerileri kurdum paylaştım. Seksi Kadınlar başlığı altında fena değildi. Ancak bir süre sonra o kadar çok ziyaretçi sırf bu galerilere halvetlenmek için gelmeye başladı ki, hem Selebriti, hem de Seksi Kadınlar bölümü yüzünden Dreamhost beni kovdu. 10-15 gün siteyi kurtarmak için uğraştım, dosyalarımı aldım ve Hostgator’a geçtim. O zamandan beri mutlu mesut yaşıyoruz. Ama tabii ki Seksi Kadınlar bölümünü kapattım.

1997 yılında ilk html sitem olan Crime’s World’ü yaptığımda duyduğum heyecanı hala, siteye yeni bir kod, eklenti, şekil eklediğimde hissedebiliyorum. İlk kez .htm dosyasını editörde yapıp, resimlerin adreslemesini doğru şeklide belirtip, FTP’yi keşfedip, Xoom’a yükleyip siteyi açtığımdaki 12 yaşındaki çocuğun heyecanı, siteye sosyal medya aletlerimi eklememdeki, kendi kendime video sitesi kurup açabilmeyi, Google PR’ımı yükseltebildiğimdeki heyecan gibi.

Dönem dönem hayatımın yoğunluğu, üşengeçliğim ya da sıkılganlığımdan ötürü yazı sayılarım düşmüş olsa da  asla ama asla yazmaktan vazgeçmedim. Biliyordum ki “yazsam tesiri yok, yazmasam gönül razı değil“. Ama ben yazdım. Okuyan olmasa da yazdım. En büyük duygulardan biri birgün mailınızı açtığınızda, hiç tanımadığın birinin, Google’dan gelip, bir yazımı okuduktan sonra dayanamayıp eski yazılarıma doğru ilerleyerek saatlerce yazdıklarımı okumasının verdiği mutluluk oldu. Dönem dönem böyle maillar alıyorum, yazmak için beni daha da teşvik ediyor. Hatta kimi zaman Alaçatı’da sokakta yürürken birisi gelip merhaba sen Megu’sün değil mi diyip, bu maillardaki duyduyu size yüzyüze yaşatabiliyor.

Ben fenomen değilim. İnternette meşhur olmaya, internetten para kazanmaya ihtiyacı olan biri de değilim. Yaşamımdaki “olduğum gibi sevsin beni herkes” düşüncemi sanal yaşamımda da sürdürdüm. Yazdıklarım tamamen benim düşündüklerim. Kimlerin hoşuna gider ya da gitmez diye düşünmedim. Yeri geldi terbiyesiz, yeri geldi küfürbaz, yeri geldi sapık, yeri geldi sevgili oldum. Ama kendim oldum. Olmaktan da vazgeçmeyeceğim.

Elimden geldiğince izlediklerimi, okuduklarımı, gördüklerimi paylaşıp aktarmak istedim. Elimden geldiğince duygularımı, insanları insanlara akarmak istedim. Edindiğim batı kültürünün kötülüklerini ve de iyiliklerini Türkçe’ye çevirip, bir kaynak oluşturmak, bunları memleketlilerime aktarmak istedim. Başarılı olduğuma da inanıyorum bu konuda. Google’da hiç olmayacak şeyleri arayanlar, bir bilgiye ulaşabiliyor sitemde.

6 (1)

6 senenin sonunda günde ortalama 700 sayfa ziyareti ile, okuyuculara 51 kategoride, 1350 yazı paylaştım. Yazılarıma gelen yorumlar 3000’i aştı. Google’da ortalama 1100 arama anahtar kelimesinden ziyaretçi Mental Masturbasyon’a geliyor. Ve hiçbir reklam gelirim yok. Vikipedi gibiyim mübarek!

6 yıl boyunca ne yaşadıysam, ne düşündüysem burada bulunuyor. Bu süre zarfında lisans mezunu oldum, askere gittim geldim, dostlar edindim, kaybettim, sevgililer oldu, bitti. Hamdım, pişiyorum, olacağım.

Beni tanıyan ve tanıyacak olanlar için bulunmaz bir kaynak bu. Megu ansiklopedisi sanki. 6 yıldır yazıyorum, daha birçok 6 senelerce de yazmayı planıyorum. Beni takip etmeye devam edin anacım!

 

]]> http://www.mentalmasturbasyon.com/site-hakkinda/mental-masturbasyon-6-yasinda/feed/ 0
Antonius ve Kleopatra http://www.mentalmasturbasyon.com/tiyatro/antonius-ve-kleopatra/ http://www.mentalmasturbasyon.com/tiyatro/antonius-ve-kleopatra/#respond Tue, 11 Dec 2012 21:37:35 +0000 http://www.mentalmasturbasyon.com/?p=11177

Haluk Bilginer’in Oyun Atölyesi tarafından sahnelenen Shakespeare’in Antonius ile Kleopatra oyununun İzmir’e geleceğini afişinden görünce heyecanlandım. Haluk Bilginer ve ekibi Shakespeare oynayacaktı. Ortaokul ve lisede orjinal Shakespeare okumuş ve sınıfta ufak ufak canlandırmış olmamıza rağmen hiç sahnede profesyonellerce bir Shakespeare izlememiştim. Bu bir ilk olacaktı.

İzmir seyiricisi de benimle aynı heyecanı [...]]]>

Haluk Bilginer’in Oyun Atölyesi tarafından sahnelenen Shakespeare’in Antonius ile Kleopatra oyununun İzmir’e geleceğini afişinden görünce heyecanlandım. Haluk Bilginer ve ekibi Shakespeare oynayacaktı. Ortaokul ve lisede orjinal Shakespeare okumuş ve sınıfta ufak ufak canlandırmış olmamıza rağmen hiç sahnede profesyonellerce bir Shakespeare izlememiştim. Bu bir ilk olacaktı.

İzmir seyiricisi de benimle aynı heyecanı paylaşmış olacak ki, 3 gün kapalı gişe oynayan oyun için son güne ekstra matine konuldu da öyle önlerden bir bilet bulabildik izlemek için. Yoksa kaçıracaktık.

Antonius ve Kleopatra oyununu Haluk Bilginer ve ekibi 23 Nisan – 10 Haziran 2012 tarihlerinde Londra Olimpiyatları’nın bir bölümü olarak düzenlenen ve Shakespeare’nin 37 oyununun 37 değişik ülke tarafından oynanacağı Shakespeare’s Globe’s 2012 International Shakespeare Festival’ine  Türkiye’yi temsilen 26-27 Mayıs tarihlerinde sahnelemek için Mart ayında İstanbul’da oynamaya başladılar. Yazdan sonra da turneye çıkıp çeşitli kentlerde oynamaya başlamışlar. İzmir’e de Kasım ayında geldiler.

Shakespeare uzmanı değilim, tiyatro konusunda da eleştirmen olacak seviyede bir kültürüm ne yazık ki yok. Ben izleyiciyim, ya beğenirim ya da beğenmem. Ya eğlenirim ya da eğlenmem. Anlarım ya da anlamam. Değerlendirebileceğim kriterler kısıtlıdır.

Oyuncu kadrosu zengin bir oyundu. Antonius’u Haluk Bilginer, Kleopatra’yı Zerrin Tekindor, Sezar’ı Mert Fırat, Pompeius’u Emre Karayel, Lepidus’u ise Mehmet Özbek canlandırmaktadır. Onur Ünsal ve Muharrem Özcan birden fazla karakteri canlandırmışlardır.

Oyunda bir karmaşıklık vardı açıkcası. Hayatınızda hiç Antonius ve Kleopatra hikayesi duymamış, Sezar hikayesini bilmeyen biriyseniz sahneler arasında kaybolup, hiçbirşey anlamayabilirsiniz. Ben bile hikayeyi az çok bilmeme, Rome dizisinden neler döndüğünü ve döneceğini bilmeme rağmen bazen kayboldum. Bundaki en önemli nedenlerden biri bazı oyuncuların birden fazla karakteri canlandırıyor olması olabilir.

Onur Ünsal yer yer bir haberciyi canlandırırken, bir askeri ya da Eros’u veya Seleucus’u canlandırıyor olabilir. Yine aynı şekilde Muharrem Özcan da Menas ve birkaç karakteri daha canlandırıyordu. Emre Karayel de hatırladığım kadarıyla Pompeius dışı birkaç şey daha canlandırmıştı. Mehmet Özbek de Lepidus ve Agrippa’yı canlandırmış ama biz o ikisinin farklılığını anlayamamışız.  Bu işte kargaşa yarattı.

Ayrıca oyun ufaltılmış olduğu için çıkarılan bir sürü sahne, bir sürü karakterde ister istemez oyundan birçok şey götürmüş yanında tabii ki. Hızlandırılmış bir Shakespeare izlemiş olduk, dersane gibi. Asıl anlam veremediğim oyunun ilk 20-25 sahnelenişinde Enobarbus karakterinin olup, Londra’da sahnelenmesinden sonra karakterin bir anda oyundan çıkarılması oldu. Bunu da internette okuduğum yorumlardan keşfettim. (Bkz. Antonius ve Kleopatra’da Enobarbus’un Gerekliliği) Enobarbus’u canlandıran oyuncu Kevork Malikyan önemli ve başarılı bir Türkiye asıllı Ermeni oyuncu. Kendisinin herhalde Londra’daki sahnelemeye kadar anlaşması vardı, Türkiye’de oyuna devam edildiğinde gelip katılmamış gibi görünüyor. Bu bile sırf oyundan birşeyleri götürmüş gibi hissetim.

Haluk Bilginer’in oyunculuğuna hiçbir şey diyemem. Zerrin Tekindor’da bir Kleopatra zerafetine sahip hanımefendidir. Mert Fırat’ı da severim, adam yakışıklı. Hatta tüm oyun boyunca eşcinsel gibi adamın vücudunu kestim. O nasıl bir ince beldir öyle, kıskandım. Kimsenin oyunculuğuna negatif birşey diyemem, göz göre göre batırmadıkça. Emre Karayel’i zaten biliyoruz. İlk kez gördüğüm oyunculardan birisi Mehmet Özbek idi. Adamı çok zevkle izledim. Hem sesi, hem diksiyonu kendini dinleten ve izleten cinsten. Umarım daha birçok oyunda ve televizyondan kendini gösterir. Bir diğer dikkat çeken de Onur Ünsal. İlk kez karşımıza çıktığı Eğreti Gelin’den bu yana kendisini bir kez de Testosteron oyununda izleme şansını bulmuştum. Adam döktürüyor, kendini paralıyor, güldürüyor. İzlemesi çok zevkli bir oyuncu. Daha büyük rolleri hakediyor.

Rome dizisinden olan altyapıma ters düşen şey Sezar’ın genç oluşu oldu. Mert Fırat, Haluk Bilginer’e göre epey bir genç duruyordu. Dizi ile kıyaslayınca ikisinin de yakın yaşta olması kafamıza kazınan bir detaydı. Ortaya az ve öz olarak çıkan Oktavia ise çok mutasıp bir kızdı. Nerede o Roma’nın aşifte soyluları, seks düşkünleri. Kafasına türban taksak muhafazkar olur şekilde duruyordu. Halbuki Mısır’ın Kleopatrası ve hizmetçilerinin neredeyse memeleri fışkıracak diye bekleyip durdum oyun boyunca.

Oyun tek dekor idi. Oyuncular da sahne bitimlerinde sahneyi terketmeyip sahnenin arkasına yerleşip oturuyorlardı. İlginç gelmişti bana, yengeniz öğreti. Bu olay Shakespeare dönemine ait bir tiyatro özelliğiymiş. Sahnesi biten oyuncu sahneyi terketmez, arkada bir yere gider ve göz önünde kalırmış. Sahnesi biten oyuncunun yerine yürüyüp, orada birkaç saniye dikilip, rolünden çıkarak oturarak izlemesi güzel bir detay olmuş. Sahnesi biten oyuncular oyunu içinden izleyip yer yer gülüp, bizimle birlikte izliyorlardı. Haluk Bilginer özellikle içinde olmadığı komik sahnelere gülüyordu. Kafalarına göre takıldılar.

Ocak ayında yine İzmir’e gelecekmiş bu oyun. Bence kaçırmayın. Az Shakespeare hiç Shakespeare’den bin kat iyidir. Özel tiyatrolara gidip, izleyip, destek olmak, izleyip, eğlenip, kendimize birşeyler katmak lazım. Ben çok zevk aldım açıkcası. Salonun dolu olması da beni çok sevindirdi.

İzleyin ve izletin…

]]> http://www.mentalmasturbasyon.com/tiyatro/antonius-ve-kleopatra/feed/ 0
Kahvenize Süt Alır Mısınız? http://www.mentalmasturbasyon.com/hatiralar/kahvenize-sut-alir-misiniz/ http://www.mentalmasturbasyon.com/hatiralar/kahvenize-sut-alir-misiniz/#respond Sat, 01 Dec 2012 10:48:08 +0000 http://www.mentalmasturbasyon.com/?p=9595

;

80’lerin sonu 90’ların başıdır “nescafe” ve filtre kahvenin ilk görüldüğü zaman dilimi. Türkiye henüz dünyaya yeni açılmaya başlamış bir 3.Dünya ülkesi iken. Teknoloji ithalatımız sadece Almanya’da yaşayan Alamancılar tarafından gerçekleştirilirken. Türkiye’ye ürün getirip satan Alamancı vatandaşlarımız tanıştırmıştır bizleri ilk Nescafe ve Oralet ile. Hatta bazıları abartıp Filtre Kahve makinaları ve kahveler [...]]]>

;

80’lerin sonu 90’ların başıdır “nescafe” ve filtre kahvenin ilk görüldüğü zaman dilimi. Türkiye henüz dünyaya yeni açılmaya başlamış bir 3.Dünya ülkesi iken. Teknoloji ithalatımız sadece Almanya’da yaşayan Alamancılar tarafından gerçekleştirilirken. Türkiye’ye ürün getirip satan Alamancı vatandaşlarımız tanıştırmıştır bizleri ilk Nescafe ve Oralet ile. Hatta bazıları abartıp Filtre Kahve makinaları ve kahveler getirmiştir.

İşte bu kültürün ithali ile “Kahvene süt ister misin?” devri de başlamıştır. Türk kahvesinde süt falan yok tabiki ki o zamanlar şimdiki gibi. Kahveleri getirenler yanlarında kahve için üretilmiş konsantre kahve sütlerini de getiriyorlardı. Bu minik tekli paketlenmiş sütler buzdolaplarında itinayla saklanıp, kahve isteyen misafire fincanın yanında ikram edilirdi.

Çoğu görmemiş insan bu sütlere şaşırdı. Bir tür zengilik belirtisi bile sayılabilirdi. Bakkalarda satılan pastorize sütün fiyatı ile bu paketlenmiş konsantre sütü kıyaslayınca.

Hatırlıyorum bizim buzdolabının yumurtalık kısmında muhafaza edilirdi bu sütler. Bitmeye yakın oldu mu hemen Alamancı tanıdıklardan yada PX kaçakçılarından istenir ve satın alınırdı.

Starbucks ve Tchibo gibi kahve zincirlerinde satılmakta olmasına rağmen artık bu konsantre sütler pek kullanılmamakta. Lüks kafelerde gerçek süt sunulmakta ya da süt tozu kullanılmakta. Ofislerde 3’ü 1 Arada var. Ah ah nerede o eski kahveler!

]]> http://www.mentalmasturbasyon.com/hatiralar/kahvenize-sut-alir-misiniz/feed/ 0
Bak Şimdi Boy Veriyorum http://www.mentalmasturbasyon.com/serbest/bak-simdi-boy-veriyorum/ http://www.mentalmasturbasyon.com/serbest/bak-simdi-boy-veriyorum/#respond Fri, 30 Nov 2012 15:28:42 +0000 http://www.mentalmasturbasyon.com/?p=9643

Çocukluğumdan beri asla anlamayacağım eylemlerden birisidir bu. Denize girip canı sıkılan bak boy veriyorum diyip batıp, ayaklarlarıyla yere değmeye çalışır. Bu hareketin en önemli özelliği elleri havaya kaldırmaktır. Böylece yere değdiğinde ne kadar derin bir deniz olduğunu dışarıdaki arkadaş anlayacak, ona göre temkini olacaktır?!?

Bu hareket nereden çıkmıştır? Bir ara komik miydi? Yoksa mecburiyet [...]]]>

Çocukluğumdan beri asla anlamayacağım eylemlerden birisidir bu. Denize girip canı sıkılan bak boy veriyorum diyip batıp, ayaklarlarıyla yere değmeye çalışır. Bu hareketin en önemli özelliği elleri havaya kaldırmaktır. Böylece yere değdiğinde ne kadar derin bir deniz olduğunu dışarıdaki arkadaş anlayacak, ona göre temkini olacaktır?!?

Bu hareket nereden çıkmıştır? Bir ara komik miydi? Yoksa mecburiyet miydi hiç bir fikrim yok. Çok canım sıkılıp cıvıtmak istediğim zamanlarda yer yer boy veriyorum ben de itiraf etmek gerekirse.

Bu hareketin bir başka versiyonu da dipten kum çıkartmak. Kendini ispatlamak isteyen, ben serbest dalıcıyım havalarındaki Türk genci bir gurur uğruğna derin denize dalar bir avuç kum çıkartıp etrafındakilere gösterir. Hatta sonra eşşeklik olsun diye kum çıkartamayacak olan bir arkadaşına atıp pisletir. Bu uğurda kaç binlerce kulağa su kaçmış, ağrılara maruz kalmıştır!

]]> http://www.mentalmasturbasyon.com/serbest/bak-simdi-boy-veriyorum/feed/ 0
Pedallı Tuvalet Çöp Kutuları http://www.mentalmasturbasyon.com/serbest/basarak-acilan-tuvalet-copu/ http://www.mentalmasturbasyon.com/serbest/basarak-acilan-tuvalet-copu/#respond Fri, 30 Nov 2012 13:58:43 +0000 http://www.mentalmasturbasyon.com/?p=11071

Gözlerinizi kapatıp hayal edin. (Tabii ki aşağıyı okuduktan sonra)

Bir otel odasındasınız. Otel odasında kaldığınıza göre büyük ihtimalle tatilde ya da iş gezisindesiniz. Tatildeyseniz gece içip sıçıp, zaten sabah testis gibi kalkıp tuvalete girmişsinizdir. İş gezisiyse dünün yorgunluğu üzerine sabahın köründe testis olarak uyanmışsınızdır. Benim gibi düzenli büyük tuvaletini yapan biriyseniz uyanır uyanmaz o [...]]]>

Gözlerinizi kapatıp hayal edin. (Tabii ki aşağıyı okuduktan sonra)

Bir otel odasındasınız. Otel odasında kaldığınıza göre büyük ihtimalle tatilde ya da iş gezisindesiniz. Tatildeyseniz gece içip sıçıp, zaten sabah testis gibi kalkıp tuvalete girmişsinizdir. İş gezisiyse dünün yorgunluğu üzerine sabahın köründe testis olarak uyanmışsınızdır. Benim gibi düzenli büyük tuvaletini yapan biriyseniz uyanır uyanmaz o işi aradan çıkartıyorsunuzdur.

İşinizi gördükten sonra inancınıza göre götünüzü taharetle yıkayabilir, ya da yıkamadan kuru temizleme yapıyor olabilirsiniz. Yine doğayla olan barışıklığınıza göre tuvalet kağıdını klozete atıp sifonu çekiyor olabilirsiniz. Ama eğer pis tuvalet kağıdını çöp kutusuna atıyorsanız ve de oteldeki çöp kutusu pedallı ise sıkıntı büyük!

Çöp kutusu genelde klozetin sağ ya da sol arkasında durur. Pedallı olduğu için kapağını açmanız için pedala basmak ya da kapağını elle tutup kaldırmanız gerekir. Ayaklarınız önde oturur pozisyonda iken o pedala basmanıza imkan yok! Herkesin kullandığı çöp kutusunu da kapağını tutup kaldırıp çöp atmak içinize sinmez.

İşte o anda akrobasi başlıyor! Kimileri ayağıyla zorlayıp pedala basmayı dener, kimileri ayağıyla ya da eliyle çöp kutusunu önüne çekmeye çalışır ki ayağıyla basıp açabilesin diye. Kimisi ayaklanıp basmaya çalışır. Çin işkencesi! Oteller ne kadar yeni olursa bu pedallı çöp kutusuyla karşılaşma şansınız daha fazla. Sanki bir modernlik, bir yenilikmiş gibi bütün yeni oteller bunları kullanıyor son zamanlarda ! Bok var! Hakikatten bok var! Atamıyoruz!

Şöyle sallanan kapaklı, bizi derde sokmayacak çöp kutuları kullansanlar mesela? Dünya daha yaşanabilir bir hal alır. Üzerimize sabah sabah kötü enerji yüklenmez, çakralarımız gereksiz yere kapanmaz!

]]> http://www.mentalmasturbasyon.com/serbest/basarak-acilan-tuvalet-copu/feed/ 0
Lenna http://www.mentalmasturbasyon.com/kisiler/lenna/ http://www.mentalmasturbasyon.com/kisiler/lenna/#respond Fri, 30 Nov 2012 13:13:52 +0000 http://www.mentalmasturbasyon.com/?p=10860

Lenna ya da Lena. İnternetteki ilk kadın!

Bu resim, 1973 yılından beri kullanılan 512×512 piksel boyuntundaki standart test görüntüsüdür. Görüntünün orjinali Playboy dergisinin 1972 Kasım sayısındaki orta sayfa güzeli sayfasından taranmıştır. İsveçli model Lena Söderberg’in fotoğrafçı Dwight Hooker tarafından çekilmiş bir fotoğrafıdır. Resim dijital resim uygulamalarında çeşitli algoritmaları denemek, sıkıştırma ve benzeri işlemlerde resimde [...]]]>

Lenna ya da Lena. İnternetteki ilk kadın!

Bu resim, 1973 yılından beri kullanılan 512×512 piksel boyuntundaki standart test görüntüsüdür. Görüntünün orjinali Playboy dergisinin 1972 Kasım sayısındaki orta sayfa güzeli sayfasından taranmıştır. İsveçli model Lena Söderberg’in fotoğrafçı Dwight Hooker tarafından çekilmiş bir fotoğrafıdır. Resim dijital resim uygulamalarında çeşitli algoritmaları denemek, sıkıştırma ve benzeri işlemlerde resimde meydana gelebilecek veri kaybı vb. şeyleri denemek için dünya çapında 1973 yılından beri kullanılmakta olan bilimsel bir resim standartıdır.

Resmin kullanıma geçmesinin hikayesi de ilginç.

1973 senesinde Güney Kaliforniya Üniversitesi Sinyal ve İmaj İşleme Enstitüsünde  profesör asistanlığı yapan Alexander Sawchuk, bir öğrenci ve bir laborant ile birlikte bir konferans makalesi için harıl harıl iyi bir görüntü arayışındaydılar. Alışagelmiş, 1960 televizyon standartlarından kalma sıkıcı bir dolu görüntüden sıkılmışlardı. İyi bir sonuç alabilecekleri bir insan yüzlü görüntü istiyorlardı. O sırada laboratuvara elinde Playboy dergisinin son sayısı ile biri girer. Mühendisler orta sayfa güzelinin bulunduğu sayfayı Muirhead kablolu foto tarayıcısının drum’ına sığacak kadar koparıp, Hewlett Packard 2100 mini bilgisayarına bağlı analog’dan dijitale çeviriciler ile tararlar. Muirhead’in bir inçe 100 çizgi sığacak kadar sabit bir çözünürlüğü vardı ve mühendisler 512×512’lik bir görüntü istiyorlardı. Bu yüzden resmin yukarıdan 5.12inçlik kısmını kesip taradılar. Bu da Lenna’nın omzunda biten bir ölçüydü.

Playboy orta sayfasında yer alanlar arasında en şanslısı herhalde Lena Söderberg’dür. Kendisi bilgisayar dünyasındaki ilk seksi kadın görüntüsüdür. Ölümsüzleşmiştir. Güzel bir hatunmuş, Playboy’da güzelliği ile yer almayı haketmiştir. Yıllar sonra kendisini bulmuşlar, yaşlı, beyaz saçlı bir teyze olmuş ama hala güzelliğini korumuş.

Lena’nın 1970’lerden fotoları:

Kaynak: Vikipedi
]]> http://www.mentalmasturbasyon.com/kisiler/lenna/feed/ 0
Jartiyer http://www.mentalmasturbasyon.com/giyim-kusam/jartiyer/ http://www.mentalmasturbasyon.com/giyim-kusam/jartiyer/#respond Wed, 31 Oct 2012 21:14:57 +0000 http://www.mentalmasturbasyon.com/?p=9706

Jartiyer denilen iç çamaşırı önemlidir. Küçümsenmemeli. Jartiyerin geçmişi, külotlu çoraplardan da öncedir. Günümüzde gündelik hayatta külotlu çorapların çıkmasıyla gündelik kullanımı azaldığı için pek bilinmemekte ya da yanlış bilinmektedir.

19. ve 20.yüzyılda, henüz naylon ve elastik malzemeler tekstil endüstrisinde yerini bulmamışken çoraplar yün, pamuk ve ipekten imal edilmekteydi. Ancak bu çorapların aşağı [...]]]>

Jartiyer denilen iç çamaşırı önemlidir. Küçümsenmemeli. Jartiyerin geçmişi, külotlu çoraplardan da öncedir. Günümüzde gündelik hayatta külotlu çorapların çıkmasıyla gündelik kullanımı azaldığı için pek bilinmemekte ya da yanlış bilinmektedir.

19. ve 20.yüzyılda, henüz naylon ve elastik malzemeler tekstil endüstrisinde yerini bulmamışken çoraplar yün, pamuk ve ipekten imal edilmekteydi. Ancak bu çorapların aşağı kayma, süzülme sorunu vardı. Jartiyer bu sebepten doğmuştur. Jartiyer aslında diz altı veya diz üstü olarak çorapların bitişine geçirilen bağlardı. Çorabı sıkar ve aşağı kaymasını engellerdi. Hem erkekler hem de kadınlar tarafından kullanılırdı.

Bizim günümüzde jartiyer denince aklımıza gelen şey ise aslında jartiyer kemeri denilen parçadır. Jartiyer kemeri göbeğe giyilen 5-10cm genişliğinde bir parça olup, kenarlarından sarkan bağlar ve bu bağların uçlarındaki klipsler ile çoraplara bağlanıp, çorapları yukarıda tutarak aşağı kaymalarını önler.

Naylon külotlu çorapların imalatı ve külotsuz çoraplarda da elastik bitişlerle bacağı saran yapıları ile aşağı kaymaların önüne geçilmesi  sayesinde jartiyerin gündelik yaşamdaki kullanımı bir zorunluluktan çıkıp, bir tercih meselesi haline geldi. Külotlu çoraptan rahatsız olan bayanlar gündelik ya da özel günlerde hala jartiyer kullanmaktadırlar.

Jartiyer erkekler tarafından çok seksi bulunan birşey. Bikini ve iç çamaşırı arasındaki ilişki, külotlu çorap ve jartiyerli çorap arasında da bulunmaktadır. İkisi de aynı bölgeyi örtüp, aynı bölgeyi açık bırakırken farklı cinsel dürtüler uyandırması açısından benzerlik göstermekteler. İç çamaşırı üreticileri de bunun farkında olup, jartiyer ve jartiyerli çorapları daha çekici halde üretmektedirler diyebiliriz.

Sütyen açmayı bilen erkekten öte bir de jartiyer açan erkekler vardır. Saygıyla anıyoruz!

]]> http://www.mentalmasturbasyon.com/giyim-kusam/jartiyer/feed/ 0
Ucuza Moda Bloggerlığı Tavsiyelerim http://www.mentalmasturbasyon.com/internet/ucuza-moda-bloggerligi-tavsiyelerim/ http://www.mentalmasturbasyon.com/internet/ucuza-moda-bloggerligi-tavsiyelerim/#respond Wed, 31 Oct 2012 21:10:08 +0000 http://www.mentalmasturbasyon.com/?p=11014 Instagram’da, Twitter’da, Facebook’da, blog alemimde az çok kendine takıp takıştırmayı bilen, zevki olan, 3-5 marka ve modacı bilip takip edebilen herkes 7’den 77’ye herkes moda blogcusu olabilir.

Bazı moda blogcuları çoğunlukla sağdan soldan takip ettikleri yeni trendleri ve katolog ürünlerini paylaşarak takipçi kazanıp, ulaşmak isterken, kimileri gerçekten para harcayıp, moda ve marka ürünler [...]]]> Instagram’da, Twitter’da, Facebook’da, blog alemimde az çok kendine takıp takıştırmayı bilen, zevki olan, 3-5 marka ve modacı bilip takip edebilen herkes 7’den 77’ye herkes moda blogcusu olabilir.

Bazı moda blogcuları çoğunlukla sağdan soldan takip ettikleri yeni trendleri ve katolog ürünlerini paylaşarak takipçi kazanıp, ulaşmak isterken, kimileri gerçekten para harcayıp, moda ve marka ürünler satın alıp kendi fotoğrafçı arkadaşlarına poz vererek bloglarında yayınlamakta, özendirici bir hayat sürmekteler.

Başarılı moda blogcusu olmak ne yazıkki acımasız. Öncelikle toplumun güzellik tanımına uyan bir güzelliğiniz olmalı. En azından vücudunuz güzel olmalı. Şu an piyasada adından söz ettiren 5-6 moda blogcusunun 2-3 tanesi bebek gibi kızlarken, geri kalanlarda vücut olarak güzel olup, katlanılabilecek güzellikte yüzlere sahip hatunlardır. Toplumun beklentilerini karşılayan bir bedene sahip değilsen işin zor ne yazıkki.

Bir moda bloggerı en az 4 cephede paylaşım yapmalıdır:

  1. Kendi blogu.
  2. Facebook
  3. Twitter
  4. Instagram

Eğer sizinde bir moda zevkiniz, bilginiz, merakınız var ise ve bolca özgün içerik ve kombinler yaratmak ve bu araçlarda paylaşmak istiyorsanız, çok servet bağlamadan, işin çakallığına kaçıp, işi bilip işe gitmeden güzel kombinler oluşturup, kaliteli içerik üretebilirsiniz! Nasıl mı? İşte böyle:

  • Outletleri ve indirimleri takip edin. Mango, Zara, Koton, H&M, Mudo ve benzeri hızlı tüketim moda mağazalarının ürün sirkülasyonları fazla olduğu için ürünlerin fiyatları çabucak düşmekte. Kombinleri daha ucuza getirebilirsiniz.
  • Pazarları ve Fabrika satış mağazalarını takip edin. Bir çok Avrupa markası Türkiye’de üretilmekte. İstanbul, Bursa ve İzmir bu üretimi gerçekleştiren kentlerin başında geliyor. İhracat olan yerde ihraç fazlası da olur. Üreticiler işlerini garantiye almak için ürettikleri ürünlerin %2-3 kadar fazlasını üretirler her ihtimale karşı. Bu fazlalıkları da o sezonda ya da bir sonraki sezonda varsa kendi fabrika satış mağazalarında, yoksa pazarcılara toptan vererek ellerinden çıkartılar. Fiyatlar da tabiiki çok cüzzi olur.
  • Ayda bir soyunma kabininden kombin yayınlayın. Gidin, beğendiğiniz ürünleri giyin, deneyin, ayna önünde, duvar önünde, dekor önünde fotoğraflarınızı çekin.  Bir anda para vermeden 3-4 paylaşım hazırlayın.
  • Ürünleri değiştirme kartı ile satın alın. Çok fazla beğenmediğiniz ve sahibi olmak istemediğiniz bir ürünü değiştirme kartı ile satın alın, kombininizi yapıp fotoğraflarınızı çekinin, sonra değiştirme kartı ile gidip, gerçekten sahibi olmak istediğiniz kıyafeti alın. Böylece aynı paraya 2 adet paylaşım hazırlamış olursunuz!
  • Çantada ve gözlükte her kadın gibi imitasyona yönelim. Zaten herkes bunu yapıyor. Taşımasını bilen için imitasyon bile orjinal gibi durur.
  • İnternet alışveriş sitelerinin hakkını verin ve  7 günde cayma hakkını kullanın. Bir çok kombini bedavaya getirir ve ürünleri iade edersiniz. Paranızı da geri alırsınız!
  • Ucuz markasız ürünler alıp, kesin dikin biçin süsleyin değiştirin ve kendi tasarımınız gibi lanse edin. Böylece hem moda bloggerı, hem de tasarımcı olduğunuzu gösterirsiniz. Orjinal olur.
  • Anna, abla, kuzen gardıroplarından ödünç alın. Her kadın bunu gündelik hayatta zaten yapar. Blogunuzu takip eden ürünlerin sizin kuzeninizin olduğunu nereden bilecek? Giyin, fotoğraflar çekinin paylaşın. İade ederken yıkayıp vermeyi unutmayın!

Moda bloggerlığının başlangıcı zordur. Ancak takipçi sayınızı, aldığınız ziyaretçiyi arttırıp, adınız markalar ve ajanslar tarafından duyulmaya başladıkça kolaylaşır. Markalar sizi kullanıp, ürünlerinin reklamını yaptırmak için size sırnaşır, bedava ürünler gönderir, etkinliklere davetiyeler gönderir. Bu fırsatları iyi değerlendirirseniz bu bir hobi olmaktan çıkıp, bir iş haline de dönüşebilir.

Birkaç dikkatimi çeken moda bloggerı da paylaşayım tam olsun:

]]> http://www.mentalmasturbasyon.com/internet/ucuza-moda-bloggerligi-tavsiyelerim/feed/ 0