Categories

A sample text widget

Etiam pulvinar consectetur dolor sed malesuada. Ut convallis euismod dolor nec pretium. Nunc ut tristique massa.

Nam sodales mi vitae dolor ullamcorper et vulputate enim accumsan. Morbi orci magna, tincidunt vitae molestie nec, molestie at mi. Nulla nulla lorem, suscipit in posuere in, interdum non magna.

How I Met Your Mother Bozdu Mu?

how-i-met-your-mother-5li

How I Met Your Mother dizisi ile olgunlaşmış biriyim şaka maka. İlk olarak 2007 senesinde izlemeye başladığımda henüz üniversitenin ilk 4 yıllını bitirmiş bir tıfıl idim. O zamanlar izlediğim ilk sezon ve ikinci sezon hakkında yorum yazıları yazmışım hatta.

2014 senesinin Nisan ayında 9 sezondur hacı bekler gibi beklediğimiz anneyle sonunda tanıştık. Ancak bu dizinin finali bir kısım hayran kitlesini mutlu ederken, benim gibi bir kitleyi de mutsuz ve hayal kırıklığına uğratacak bir şekilde sonlandı.

Yazının devamı dizi ile ilgili süprizi bozacak bilgiler içerir.

How I Met Your Mother Bozdu Mu? yazısını okumaya devam edin

Bir Kısa Dönemin Günleri

Türkiye’de herşeyden kaçabilirsin ama askerlikten kaçamazsın. 50 yaşına da gelsen seni bulur. Ya çürük alırsın ya tezkere. Bir şekilde yaparsın. Zulüm de olsa bir erkek için inanılmaz bir deneyim kazandıran yarı kapalı hapis. Kimine göre vatan borcu, kimine göre külfet.

İlk günlerim ile son günlerim arasında gerçekten inanılmaz bir dil, uslüp değişimi olmuş olabilir mi? İlk günlerimde hınç dolu, aşağılayıcı, sinirli bir uslüba sahip iken son günlerde kabullenmiş, kafanın kontağını kapatmış, herşeyi, askerliği normal karşılayan biri olmuş olabilir miydim acaba?

Kısa dönem askerliğim döneminde yapmış olabileceğim, gerçek veya gerçek olabilecek günleri yazdım. İleride dönüp dönüp kendim okuyayım diye. Ama merak eden olursa neler yaşayıp, yaşayabilecek olduklarımı, okuyabilir tabii ki.

Günlük tutsaydım böyle eğlenceli bir ajanda ile tutardım.

Günlük tutsaydım böyle eğlenceli bir ajanda ile tutardım.

Bir Kısa Dönemin Günleri yazısını okumaya devam edin

Megu Diyorki: Nerde Kalmıştık

Bundan 7 sene önce yazmışım Kurban yeniden bir araya gelince, onların dilinden Nerde Kalmıştık diye?

Bugün de diyorum kendim için. Nerde Kalmıştık?

Askerden sonra yaşadığım deneyimlerle aslında burayı dolduracağımı düşünürken, tam tersine hiç vakit ayırıp yazasım gelmedi benim. Salla pati yazılar, izlediği filmleri anlatmalar vs vs.

Foursquare Türkiye’de de yazamamaya başladım, sonunda bırakmak durumunda kaldım.

En sonunda da buraları tamamen boşladım. Arada sırada para teklif edip yazı yayınlatanlar dışında pek de matah bir içerik birikmedi buralarda.

Hayat tam gaz, hem de iyi yönde devam ediyorken buralar payına düşeni alamıyordu. Yakın çevreme kapandım, hatta sosyal medya hesaplarımı bile halka kapattım. Acaba bir tür sanal ana rahmine dönüş müydü bu? Tabii ki de hayır.

Parayı cebime koyan iş güç yoğunluğu, kendime olan vakti azalttığı için bir de bu günce ile vakit harcamak istemedim. Hala eskisi gibi saatlerimi harcayacağımı düşünmüyorum ama az olsun öz olsun diyerek geri döndüm diyebilirim! Çünkü burada yazdıklarım aslında benim için de birer anı. Güzel bir arşiv. Ivır zıvır değil kendimden paylaşımlarımı yazmak önemli.

Bu arada neler mi oldu? Büyüdüm olgunlaştım, aşk, meşk, iş güç iyi ve farklı bir yönde ilerliyor. İç huzur tamam, işler güçler yoğun ama emeğin karşılığını veren, şükür denecek cinsten. Bir yandan Ukomik diye bir proje ile volelik pas arıyoruz. Bir yandan Bitcoin ve benzeri sanal paralara yatırım yapıyorum. Günler çabuk geçiyor, anlatacağım nerde kaldıysam!

Tekstilin başkentinden en uygun fiyatlar! Denizlice.com

denizlice.com

İnternette gezerken gözüme çarpan radyasyon önleyici telefon kılıfları hakkında daha detaylı bilgi ararken denk geldim denizlice.com’ a. Zaten sosyal çevremde Denizli’ li arkadaşım çoktur, haliyle ilgimi çekti. Bildiğiniz gibi Denizli, tekstil konusunda ülkenin üretim merkezlerinden biri. Adamlar da bunun avantajını kullanıp, Denizli’ de üretilen tekstil ürünlerine ucuza tüm Türkiye’nin ulaşabileceği bir site yapmışlar.

Bu site ile, Denizli’ de üretilen bir çok ürün ihracatla yurtdışına satılırken, artık iç piyasaya da satılır hale gelmiş. Sitedeki bir çok ürün ihraç fazlası tekstil ürünlerinden oluşuyor. Benim özellikle dikkatimi çeken bambu ipliğinden iç çamaşırları ve havlu bornoz setleri oldu. Bununla birlikte yazının girişinde söz ettiğim radyasyon önleyici fonX akıllı telefon kılıfları, pikeler, nevresimler, yatak örtüleri, el dokuması Buldan peştemalleri, doğal kozmetik ürünler ve hediyelik eşyalar da mevcut.

Ayrıca Denizli’ li arkadaşlarımın öve öve bitiremediği Zafer Gazozu’ nu da internet üzerinden satışta ilk defa bu sitede gördüm, sipariş vermek istedim ama ürün sayfasında “Pek Yakında” yazıyordu, tahmin ediyorum, yakın zamanda Zafer Gazozu’ nun da satışına başlayacaklar.

 

Iphone Radyasyon Önleyen Kılıf

Bu arada siteyi incelerken öğrendiğim ve şaşırdığım bir gerçek de, sitede satılan fonX kılıfların, tamamıyla Türk mühendislerce geliştirilip, Denizli’ de üretiliyor olması oldu. Radyasyonu önlediği ve bazı modellerinde dinleme önleyici sinyal kesicilerin bulunduğu söylenen bu kılıflar TUBITAK ve Türk Patent Enstitüsü’ nden de onaylaymış. 50 TL. üstü alışverişlerde ücretsiz kargoyu öğrenince iphone’ um için kılıf, bir de ayıptır söylemesi bambu boxer siparişi verdim. Cuma günü siparişi verdim, cumartesi sabah Aras Kargo elemanı kapıdaydı. Kapıda ödeme seçeneği de varmış gerçi ama ben nakit sıkışıklığı yaşayan ve kredi kartına abanan bir insan olduğumdan kredi kartımla ödemeyi yapmıştım. Denizlice.com ilk alışverişte benden geçer notu kaptı, sitede görüp aklımın kaldığı fantezi iç çamaşırlarını da bakarsınız ilerleyen günlerde yengenize hediye ederim benden duymuş olmayın..

Denizlice.com’u Ziyaret Etmek için Tıklayın

Argo

argo_ver7_xxlg

Argo filmi hakkında hiç bir fikrim yoktu ve sinemada ondan iyi izleyecek birşey bulamadığım için girdik. Cahil şansı ile çok başarılı bir filme girmişiz. Hatta o kadar cahil şansı ki film En İyi Film Oscar’ını kazandı bu film. Ben de bunun üzerine bir yazayım dedim.

Argo filmi Ben Affleck’in ilk yönetmenlik denemiyimi. İlk filminde tarihi bir gerçeğe dayanan iddalı bir film çekmiş olması cesaret. Gerçi tarihi gerçekler hep görecelidir. Biz bu hikayenin ABD gözünden izliyoruz filmde. Eminim ki İranlılar bu bahsi geçen tarihi olay ile ilgili bir film yapsa çok farklı noktalara değinir ve kendisini haklı çıkartır.

Filmi izledikten sonra bahsi geçen o meşhur İran Devrimi hakkında meraklandım ve internette araştırmalara giriştim. İran Devrimi biz Türklerin, özellikle Beyaz ve Ulusalcı Türklerin en büyük kabusudur. Hep bir paranoya vardır bu gruplarda, Türkiye’de de aynı şey yaşanır mı? Şeriat gelir mi? Özgürlükler gider mi? Mollalar, irticacılar basar mı sokakları? Benim fikrim? Hayır yaşanmaz.

Yaşanmaz çünkü Türk kültürü ile Acem kültürü bir değil. Din olarak zaten çok farklı noktalardayız. Bizde çoğunluk Sünni, azınlık Alevidir. Osmanlı’dan gelme bir hoşgörü, bir yumuşak müslümanlık anlayışı harmanlanmıştır. Ancak Acem kültüründe Şii mezhebi yoğundur, din sıkısıkıya yaşanır. Hayatlarında imamlar, mollalar vardır.

Pahlavi_Coronation

Tam tersi Atatürk Devrimi ile İran’ın Şah yaşantısı arasında çok benzerlik vardır. Her ikisi de tavandan diretme ile benimsetilmeye çalışılmış bir yaşamdır. Şah dönemi fotoğraflarına bakıldığında bizim cumhuriyetin ilk yıllarına benzer. Modern giyimli, okuyan kadınlar, partiler, danslar, balolar, takım elbiseli erkekler. Batılı yaşam tarzı Acem kültürüne empoze edilmeye çalışılmıştır. Tıpklı bizdeki Osmanlı kültürüne empoze edildiği gibi. Ancak Türkiye’de bu aşı tutmuşken, İran’da bu aşı tutmamıştır. Tutmamasının sebeplerinden birisi de Şah’tır. Şah tek başına ülke yönetimini elinde tutar. Ülkenin petrol gelirleri halka indirgenemez, toprak devrimleri gerçekleşmez, halk fakirleşirken, şah servetine servet katar.

Hatta şah, ülkenin takvimini de değiştirip Babil’in fethini milat sayan bir takvime geçmek istemiştir. Bu takvime göre miladi 1941 yılı, 2500 senesine denk geliyordu.

Iranian_Revolution_1979_marching_young_people

İşte İran Devriminin ilk çıkış motivasyonu da budur. Halkın fakirleşmesi. İran Devrimi sadece şeriat ve mollaların geri gelmesini isteyen gericiler tarafından gerçekleştirilmemiştir. Devrim fotoğraflarına bakıldığında solcuların da, komünistlerin de, liberallerin de muhafazakarlar kadar sokaklara dökülüp, şah sistemini devirmek için çabaladığı görülmüştür. Son dönemlerde yaşanan Arap Baharın’daki istatistikleri bilmediğim için hariç tutarak diyebilirim ki İran Devrimi dünyada halk tarafından en çok destek görmüş devrimdir. İran nüfusunun %10’u sokaklarda protestolara, eylemlere katılmıştır. Bu oran Fransız Devrimi ve Bolşevik Devrimin’de bile %1’dir.

Halkın bu kadar çok ortaklaşa istediği devrim ve şahın devrilmesi, daha sonra sınırdışı edilmiş mollaların ve Humeyni’nin yeniden yurda dönmesi ile muhafazakarlar tarafından sahiplenilmiş ve rejim, onların istediği doğrultuda değiştirilmiş, şeriat ilan edilmiştir. Bu açıdan bakıldığında Türkiye’de yönetine geçip, şeriat isteyen bir hoca bulunmamaktadır. Bazı kesimler tarafından Humeyni ile eş gösterilmek istenen Fethullah Gülen bir şeriat devrimcisi değildir benim gözümde. Allah sevgisi çok olan, insanlar tarafından çok sevilip, sözü dinlenen bir hocadır. Rejime karşıtlığı yoktur.

Filmde birkaç kez karşımıza çıkan yıkılmış Hollywood işareti de çok ilgimi çektiği için araştırmıştım. Esasında filmde bir kronolojik hata var ancak çok da önemli değil. Hollywood işareti 1978’de yıkık dökük harabe bir haldeyken restore edilmiş. Ancak film 1980’de geçiyor. Bu kronolojik hata haricinde Hollywood işaretinin hikayesi de ilginç.

hollywoodland-sign

1923 senesinde Hollywoodland isimli bir yerleşim sitenin reklamı olarak yapılan işaret, aslında 1 yıl kadar bir süre için düşünülmüş. Ancak daha sonra 1949 senesinde tabelanın hakların Hollywood Ticaret Odasına geçmesiyle  “land” kısmı sökülerek Hollywood olarak bırakılmış. Orjinalinde etrafı ampüllerle çevrilmiş bir pavyon yazısı gibi olan yazı daha sonra aydınlatılmamış.

1970’lere gelindiğinde bakımsız kalan tabela parçalanmaya başlamış. Filmde gördüğümüz “O” harfi eksik hali bu döneme denk geliyor.

hollywood-sign-disrepair

1978 yılında Playboy’un sahibi Hugh Hefner bir bağış toplama kampanyası başlatıyor, tabelayı yeniden inşa etmek için. Her harfi bir kişi üstleniyor.

H: yayıncı Terrence Donnelly
O: yapımcı Giovanni Mazza
L: Kelley Blue Book kurucusu Les Kelley
L: aktör / şarkıcı  Gene Autry
Y: Hugh Hefner
W: şarkıcı Andy Williams
O: Alice Cooper, Groucho Marx adına.
O: Warner Bros. Records
D: Thomas Pooley

hollywood-sign-disrepair-02

Hugh Hefner’ın helikopteri, işler daha hızlı ilerlesin diye  çelik kontstürksiyonları taşımak için kullanılmış. Günümüzde kar gütmeyen  Hollywood Sign Trust tabelanın bakımını üstleniyor.