|
|
31 Ağustos 2010 | Kategori: Tavsiye Ettiklerim, Teknoloji |

Nokia kullanıcılarının hep özendiği şeydir Iphone’daki gibi uygulamalara sahibi olmak. Symbian uygulamaları ilk Nokia çıktığından beri hep vardır ama çoğunlukla paralıydı ve telefona yüklemek için telefon ile bilgisayar arasında bağlantı kurmasını bilmeniz gerekirdi. Ayrıca son dönemlerdeki kadar zengin uygulamalar yoktu.
Son 1 yıl içinde Nokia’nın geliştirdiği ITunes kıvamındaki uygulaması olan Ovi Store ile bu tip uygulamaları elde etmek kolay oldu. Uygulamaların elde etmesi kolaylaştıkça da programlamacılar tarafından daha çok Symbian bazlı uygulama yazılır oldu.
Snaptu uygulaması da Nokia Symbian kullanıcılarının telefon zevkine zevk katmakta olan bir uygulamadır. Görünümü Iphone uygulaması gibi ikonlar şeklinde. Snaptu içinde bir çok uygulama ve kısayol barındıran bir uygulama. İçinde Twitter, Facebook, Flickr, Google Calendar, Picasa, RSS News Reader, Sudoku ve Weather Forecast ve benzeri daha fazla uygulama ile telefonunuzda bir anda çığır açıyor, içeriğine zenginlik katıyor.
Sudoku oynaması, Flickr’da çeşitli resimlere bakmak, RSS News Reader’a Google Readerınızdan atacağınız RSS bağlantıları ile blogları takip etmek, bulunduğunuz kenti kurarak haftalık hava durumunu öğrenmek çok eğlenceli.
Snaptu’nun Facebook uygulaması çok başarılı olmasa da Twitter uygulaması Nokia için geliştirilmiş en başarılı Twitter uygulamalarından biri. Birden fazla Twitter hesabı barındırmaya izin veren uygulaması ile size gelen Replylara bakabilir, eski stil RT ile retweetleyebilir, paylaşılan linkleri ve twitpicleri browserda açabilir, Twitter mesajlarınıza kolaylıkla bakabilirsiniz.
Bir Nokie E71 sahibi olarak bütün E serisi ve N serisi kullananlara bu yazılımı tavsiye ediyorum. Nokia Ovi Mağazanızda Snaptu uygulamasını bulup indirerek kurulumu gerçekleştirebilirsiniz.
Popularity: 1% Tweetle
31 Ağustos 2010 | Kategori: Kültürel, Yaşam |

Swaziland Krallığı 4 bir tarafı Güney Afrika Cumhuriyeti ile çevrili bizim Karabük ili büyüklüğünde bir Afrika ülkesi. Bu ülkenin ilginç bir geleneği var. Swazi geleneğine göre Swazi Kralı her sene kendine ülkenin bakire kızları arasından bir eş seçer ve evlenir. Kral bu sene de tahtta oluşunun15.senesi sebebiyle 15. eşini seçmek üzere ülkenin 4 bir yanında 60bin bakire gelin adayının toplandığı topluktan eşini seçti.
Fakirlikten kırılan halk, her yıl düzenlenen bu etkinlik ile kızlarını krala yamayarak kendilerini fakirlikten kurtarma hayali kuruyor. Kızlar bir güzel yıkanıyor, temizleniyor, vücutlarındaki kıllaradan arınıyor, en güzel geleneksel kıyafetleri ile yola koyuluyorlar. Geleneklere göre ellerinde kamışlar ile kralı etkilemeye çalışıyorlar, çeşitli danslar yapıyorlar. En sonunda da sıraya diziliyorlar ve kralın kendilerini seçmeleri için gözünün içine bakıyorlar.
Her yıl kral tarafından seçilmeye çalışan 60bine yakın bakire kız bulunmakta. Kral aralarından en güzelini ve en beğendiğini seçiyor. Seçilen kızın hayatı kurtuluyor çünkü ülke fakir olsa da kralın keyfi yerinde, karnı tok, sırtı pek, lükse bir yaşama sahip. Seçilemeyen binlerce kız ise hayal kırıklığı için ellerinde çantaları fakirlikte kırılan evlerine geri dönüyorlar. Resimlerde çok güzel görünmekte.
Biraz da Swaziland gerçeği hakkında vikipediadan bilgi vermek gerekirse;
Ekonomi büyük oranda Güney Afrika Cumhuriyeti’ne bağımlıdır. Ortalama yaşam süresi Birleşmiş Milletler verilerine göre 32 yıl (erkek) ve 33 yıl (kadın)’dır. Nüfusun %40′ına AIDS virüsü bulaşmış olduğu tahmin edilmekte olup, ömür süresinin kısalığı bunun bir sonucu olmaktadır. Ülke, kronik olarak fakirlik ve açlık sorunlarıyla karşı karşıyadır.
Popularity: 1% Tweetle
30 Ağustos 2010 | Kategori: Gezme Tozma, Oteller |

İzmir’in Kemalpaşa ilçesinde, Nazarköy mevkiinde bulunan bir butik otel bu Su Perisi. Şehrin stresinden, gürültüsünden ve kirliliğinden haftasonu uzaklaşıp, sakin ve sessiz bir yere kaçmak istiyorsanız bu otel çok yakın bir adres. Haftasonu Çeşme’ye gitmek yerine kışın yapılabilecek güzel bir aktivite. Ben de bu otelde bir şubat günü kaldım, bir haftasonu dinlencesi için.
Benim kaldığım dönemde otelin kışlık havuz ve spası henüz yapım aşamasındaydı. Yaz için açık bir havuzu da bulunuyor. Açıkcası bu otele zaten spası var diye gitmemiştim. Hava da biraz güzelse geniş bahçesinde dolanmak, ağaçların içinde gezinmek, bahçesinin içinden akan dere ve çağlayanın kenarında suyun sesini dinleyip, buz gibi su da elini yüzünü yıkamak çok rahatlatıcı bir aktivite. Otelin restoranında canlı müzik eşliğinde bir akşam yemeğ yiyip, şarap içerek odaya çekilmek yaşlı aktivitesi gibi gelse de kulağa, benim severek yapacağım bir tatil şekli. Tamamen dinlenmek amaçlı.
Otelin çok güzel döşenmiş suit odaları da mevcut. Çeşitli köşelerinde antiklar ve tablolar bulunmakta. Çiftlerin aşk tazelemesi için yaratılmış bir konsept. Sevgiliniz ile gidip, romantik bir haftasonu geçirerek güzel bir anı sahibi olabilirsiniz.
Kafayı dinleyip, koşuşturmadan, yiyip, içip, bahçede gezinerek huzur bulmak isteyenler için İzmir’de tavsiye edeceğim bir adres Su Perisi. Bu kış yine gidebilirim bir haftasonu. Siz de gitmek istiyorsanız Kolay Tatil‘den yerinizi ayırtın.
Popularity: 1% Tweetle
29 Ağustos 2010 | Kategori: Gezme Tozma, Oteller |

Pamukkale Richmond oteli benim Pamukkale’de kaldığım ikinci otel. Diğerini daha önce yazmıştım Bkz.(Pamukkale Lycus River).
Bu otelde kalış sebebim bir arkadaşımın düğünü sebebi ile oldu. Aralık ayının sonunda, kış günü 1 gece kaldım ve de bu süre zarfında çoğunlukla sarhoştum. O yüzden size otel hakkında iyi ya da kötü diye bir yorum da bulunamayacağım. Ama gördüğüm bir eksiği ve tatminsizliğimi belirteceğim. Pamukkale gibi termal bir yerde, kış günü de turizm yapıyorsanız, kapalı termal havuzunuz büyük olacak, yenilenmiş olacak ve de kış günü fantastik bir şekilde gecenin geç saatlerine kadar termala girmek isteyenler için güzelce aydınlatılmış büyük.e bir açık hava termal havuzunuz olacak. Bunlar benim sarhoşken arandığım açık hava termal havuzunu görünce aklımdan geçirdiklerim =)
Yukarıdaki gibi bir açık havuzu var otelin ama termal veya ısıtmalı deil. Palmiyenin arında kalan 3metreye 3metre bir kare havuz yapmışlar ki dibi bile görünmeyecek kadar karanlık, o havuzu bana termal diye gösterdiler. Açıkcası girmenin bir zevki olmadığı gibi ürkütücüydü =)
Eğer bu otelde konaklamak istiyorsanız Kolay Tatil‘den 24 saat yerinizi ayırtabilirsiniz.

Popularity: 1% Tweetle
29 Ağustos 2010 | Kategori: Internet |

İnternetin yaygın bir şekilde ilk kez hayatımıza girmeye başladığı yıllarda herkes bir anonimlik arkasına sığındı. 1996-2000′li yıllar arasında internet demek bir nickname (mahlas) demekti. İlk internet deneyimim olan Raksnet Chat odalarında herkesin bir takma adı vardı ve o isim ile ünlenmişlerdi. Hatta Raksnet odalarından birkaç kişi gazeteye çıkmıştı, röportaj vermişti, kendi gerçek isimlerini, kişiliklerini yansıtmadan.
İnternetimizin ilk meşhur sitelerinden olan Zuxxi’nin zuxxi.com sitesi de gazeteye çıkmıştı sahibi ile birlikte. Şu an Zuxxi denen şahsın gerçek ismini hatırlayan yok, ama zuxxi’nin ne ve kim olduğunu herkes bilir. (En internetin eskileri bilirler)
Ancak son 10 sene içinde internette nicklerin yerini gerçek isimler almaya başladı. ICQ’da herkesin bir nicki varken, MSN’e geçtiğimizde takma adların yerini gerçek isimler almaya başladı. Web 2.0′a geçip, internetin içeriği daha çok internet kullanıcıları tarafından belirlenmeye başladıkça ortaya bloglar çıkmaya başladı. Herkes kendi çapında birer yazar oldu. Blog yazarlığında da ilk başlarda çoğunluk takma adların ardına gizlenirken, Facebook ve Twitter gibi sosyal medya alanı genişledikçe insanlar yazılarının altına ya da sitelerine gerçek isimlerini imza olarak atmaya başladılar. Facebook ve Twitter, gerçek isim ile sanal ortamda gezmenin zarardan çok yarar getireceğini, insanların meşhur olmasında yararlı olduğunu bizlere göstermiş oldu.
Anonimlik son yıllarda sorgulanan bir şey olmaya başladı. Özellikle internetin daha çok denetim altına alındığı ve suçlara karşı anonimliğin aşılarak, insanların afişe edildiği bir dönemde gerçekten anonim kalmak mümkün mü? Bu konuyla ilgili Serdar Kuzuloğlu’nun güzel ve çok tepki çekmiş bir blog yazısı var size tavsiye edebileceğim: Yaşamın en doğal formu: anonimlik
Ben de ilk olarak bu Mental Masturbasyon sitesini kurduğumda asla adımı açıklamama görüşünü savunuyordum. Domain bilgilerinde bile çakma bilgiler kullanmıştım. Ancak yazdıklarınızdan ötürü anonim kalmanız için çok uğraşmanız gerekiyor. Ben her ne kadar bu blogu kurarken kendimi çok güvende hissetmiş olsam da bugüne kadar kaç tane avukattan, kaç tane firmadan yazdıklarımdan ötürü email ve telefon uyarısı aldım. Bir şekilde bulunmanız mümkün. (IP takipleri vs…)
Sonradan ben de anonimlikten çıktım, Twitter’da kendi adımı yayınladım, Facebook’ta aranızda beni kolaylıkla bulabilenleriniz mevcut. Eğer düşündüklerinizin, yazdıklarınızın ardında adınızla sanınızla durmuyorsanız, o düşüncelere ne kadar inanıyorsunuz? Adınızla o düşüncelere savunamadıktan sonra bir manası yok o düşünceyi buradan yazıp empoze etmenin. Anonimlikten çıkışımı yakın dönemde abartıp, bana kolayca ulaşabilmeniz için posta adresimi ve cep telefonumu da buradan yayınlamayı düşünüyorum.
İnternet ile gelen en güzel yeniliklerden biri düşünece sahiplerine, aydınlara ve yetenekli insanlara daha kolay ulaşabilme özelliği bence. Bunda Twitter ve Facebook’un etkisi çok oldu. Twitter sayesinde hayranı olduğunuz, yazılarını, düşüncelerini, işlerini beğendiğiniz insanlara sesinizi duyurma şansınız çok arttı. Aynı şey yeni nesil içerik sağlayan kullanıcılar için de geçerli olmalı bence. Ben burada düşüncemi, işimi, eserlerimi paylaşıyorsam, bunu beğenip takdir edenlerin de bana kolayca ulaşabilmesi gerekli. Bunun için de anonimlikten uzaklaşıp, TC vatandaşı bir birey olarak burada yer almak gerekir.
Popularity: 1% Tweetle
|
|
Meşhur Yazılar