Mental Facebook

Mental Twitter

Mental Twitter

    Twitter'ıma Gel

    Mental Formspring

    Arşivler

    pornomadokunma.blogspot.com

    Bir Apple Ipad Sahibi Oldum

    Beni bilenler “Hah tükürdüğünü böyle yalarsın” diyebilirler. Ama alakası yok, ben hiçbir zaman Ipad’e bok atmamıştım. Benim attığım bok tamamen Iphone 3G’yeydi. Beni kesseler Iphone 3 kullanmam. Tamamen abartılı bir alet idi. Nokia’nın yıllar önce yaptığı şeyleri yepyeni bir devrimmiş gibi çok güzel pazarladılar. Dokunmatik ekranlı ilk telefonlar Sony Ericsson ile çıkmıştı. Hatta Iphone’dan birkaç ay önde LG Prada ile piyasaya zaten sunulmuştu. Önünde kamerası olmadığından görüntülü konuşma imkanı yoktu, multitasking’i geçtim video bile çekmiyordu. E durum böyle alınca benim de Iphone 3G’ye “Midyecilerde bile var” diye bok atmam kaçınılmazdı =)

    Ben hali hazırda bir Ipod Classic kullanıcısıyım zaten. Apple’a yani o kadar da uzak değilim. (Tamam kabul bir ara Creative Zen almak gibi bir aptallık etmiştim, sonradan doğru yolu buldum) Onu belirtmek isterim. Hatta Iphone 4G’nin ilk kullanıcılarından olabilirim, çok güzel bir alet gibi görünüyor.

    Konumuz olan Ipad’e dönmek gerekirse, öncelikle Ipad’i Türkiye’dei fahiş 2500TL’lik Migros fiyatına almadım. Zaten para vermedim, yengenizin kızkardeşi, baldız Amerika’dan getirdi. Bu aletin fiyatının Amerika’da 499$ olduğunu düşünürsek (16GB Wireless modeli) esasında makul bir fiyat. Duyduğuma göre Ipad 16GB’ı Metro Grossmarkette getirmiş, Migros’tan daha uygun bir fiyata satıyormuş.

    Ipad denilen alet denildiği gibi koskocaman bir IPod Touch aslında. 6 tane IPhone boyutunda. Tüy kadar hafif denecek kadar hafif bir alet. Üzerinde fan man olmamasına rağmen hiç ısınma yok. Şarjı ise deli gibi kullansanız bile 1 günü hayli hayli geçiyor.

    Ipad’in paketinden hiçbirşey çıkmıyor, şarj aleti dışında. Ne bir kılıf, ne bir kulaklık =) Herşeyi kendini almanız lazım ekstradan. Türkiye’de satılan kılıf ve standlar çok pahalı, benim size tavsiye edeceğim Çin malı sitesi. Posta ile gönderiyorlar 2-3 haftayı buluyor gelmesi ama ucuz ve 100% çalışıyor. dinodirect.com u size tavsiye ediyorum.

    Ipad’inizi gene ITunes ile bilgisayarınızdan senkronize ederek kullanıyorsunuz. Ipod özelliğine yine MP3lerinizi doldurabilyorsunuz. Fotoğraf arşivinizi de buraya atarak güzel albümler yapabilirsiniz.

    3.parti yazılımlar olarak daha yeni bir aygıt olduğu için IPhone kadar zengin değil ama hergün onlarca yeni yazılım ekleniyor. İşin güzel kısmı, Iphone için çalışan bütün programlar Ipad’de de çalışıyor. Sadece boyutu Iphone boyutunda çıkıyor ama onun için de bir kolaylık düşünüp x2 seçeneği koymuşlar programın görüntüsünü büyütmeniz için.

    Eğer evinizde akşamları TV karşısında sadece Facebook ve Twitter yapacaksanız bu alet bir Netbook’un size sağladığı eğlenceden daha çok eğlence sağlıyor size. Ben her akşam TV karşısında keyif yapmak için iş yerinden evime Asus Notebook’umu taşıyordum. Şimdi Ipad sayesinde bu taşıma olayından kurtuluyorum, çünkü benim TV karşısında Facebook ve Twitter ihtiyacımdan fazlasını karşılıyor.

    Ayrıca Ipad kesinlikle bir tuvalet aletidir. Hergün sabah tuvalete elimde Ipad ile giriyorum. İçine PDF formatında dergiler, kitaplar yükleyebiliyorsunuz. Ya da oyunlar ile hoş vakit geçiriyorsunuz.

    İlerleyen günlerde kullandığım, satın aldığım uygulamalar hakkında size detaylı olarak yazacağım.

    Şu anda henüz kılıfım gelmediği için espiritüel annem Ipad’imi birgün heybeye koymuş. Bence komik olmuş sizce?

    Popularity: 1%

    Post to Twitter Tweetle

    Amele Yanığı

    Yazın başında güneşe çıkamayan, bronzlaşamayan çalışan kesimin en büyük kabusudur amele yanığı denilen kavram. Bilmeyenler için açıklamak gerekirse amele yanığı, kendi rızanız dışında, güneşlenmeden, üzerinizdeki atlet, ya da tshirtün gölgesinde kalan yerlerin yan yanmadan, sadece güneşe maruz kalan bölgenlerin bronzlaşmasına denir. Bronzlaşmak için soyunulduğunda komik bir görüntü oluşturur. Amele yanığı denmesinin sebebi ise genelde güneşin altında çalışan amelelerle özleştirilmesindendir.

    Genelde erkeklerde görünür, bayanlar amele yanığı olmamak için uğraş gösterirler, yaz mevsimi gelir gelmez, istenmeyen bronzlaşmalara maruz kalmamak için çabucak bronzlaşmak isterler. İnşaat sektöründe ve tarım sektöründe çalışan erkekler amele değil patron olsalar bile amele yanığı sahibi olabilirler. Bu çok can sıkıcı birşeydir.

    Peki amele yanığı olduysanız ne yapmalısınız?

    Öncelikle yapabileceğiniz en kolay şey, iş yerinde üstsüz çalışmak olabilir. Bir kaç saat üstsüz çalışılarak o süt gibi kalan bronzlaşmamış bölgeler de yakılır ve ton farkı ortadan kaldırılarak amele yanığı giderilebilir.

    Ya da bir haftasonu, bolca amele yanığı vakasının görüldüğü bir halk plajına gidilerek, utanılmadan, sıkılmadan gönül ferahlığı ile atlet ve tshirt izi giderilebilir =)

    Amele yanığının bir diğer komik türü de vardır. Bu da bronzlaşan insanların unuttuğu aksesuarlardan kaynaklanır. Mesela ayağınızda terlik ile yanabilirsiniz, kolunuzda saat ile yanabilirsiniz, boynunuzda kolye ile yanabilirsiniz. Bunlar komik ama utanılacak amele yanıkları değildir.

    Bayanlarda bronzlaşma izi denilen, bikini izleri de mevcuttur. Bikini askılarının altında kalan bölge bronzlaşmaz ve açık ten renginde kalır. Bu da bayanların giydiği açık bluz ve bodylerde çok seksi bir görüntü oluşturur.

    Popularity: 1%

    Post to Twitter Tweetle

    Rus, İngiliz Turist ve Marmaris

    Daha önce de Gümbet’i size İngilizlerin nasıl gördüğünü, yaşadığını ve Türk turizminde gördüğüm eksik ve yanlışlıları yazmıştım. (Bkz.İngilizlerin Gözünden Bir Gümbet Tatili) Şimdi de Marmaris üzerinden daha farklı konulara Rus ve İngiliz turist açısından yaklaşacağım. Gümbet İngiliz kalesi iken Marmaris Rus kalesidir. Ama İngilizler de yok değildir hani Marmaris’te.

    Şahsen Marmaris’e erkek erkeğe yalnız bir şekilde gitmişliğim yok. Bunun çok büyük bir eksikliğini hissediyorum. Tatillerini Bodrum ve Çeşme gibi  kasıntı ve pahalı yerli turizm cennetlerinde geçirmiş biri olarak duyduklarıma göre Marmaris ucuz bir cennet. Marmaris gece hayatında ye iç, şekil yap Çeşme’nin 3′te biri fiyatına çıkarsın mekandan. Hem de yaptığınız hareketler ile kasıntı Türk kızlarına değil, sevecen, arkadaş canlısı Rus kızlarına şekil yapmış olursunuz. İşte bu yüzden Marmaris eş ya da sevgili ile gidilecek bir tatil beldesi değil.

    İngiliz ve Rus turistlerinde çok zenginleri gelmiyor Marmaris’e. Genelde alt ve orta sınıf gençleri geliyor. Memleketinde tezgahtarlık, modellik, sekreterlik, kasiyerlik yapan kişiler rahatca bir Marmaris tatilini karşılayabiliyor bütçesiyle. O yüzden tanışacağınız kızlar çok sofistike değil, eğlenmeye gelmiş, eğlenceye aç insanlar oluyor.

    Bir de bu Rus ve İngilizler’de anlamadığım bir sevgilisini bırakıp tatile gitme tribi var. Bir kız ile tanışıp yakınlaşırsınız ama bir sonraki aşamaya geçmek istediğinizde kız bir anda ağlamaya başlayıp, “Benim sevgilim var bunu yapamam” diye triplere girebiliyor. Ulan madem sevgilin var neden buradasın benimle bu sıcakta içip güneşlenip takılıyorsun. Türk erkeği bu bahaneyi dinlemez ağları gene de havalandırır.

    Rus ve İngiliz turistlerin en büyük ayrımı güzelliklerinde. İngiliz kızlarımız yabancıların “chubby” dediği, bizim balık eti kıvamımızda oluyor. Hatta bazıları şişman bile. Ama bu fiziki özellikleri onları hiç utandırmıyor, mini mini etekler, transparan bodyler, seksi hal ve tavırlar ile testesteron salgılatıyorlar Türk erkeklerine. Rus kızlar ise bebek gibi tenleri, fizikleri ve şık giyim kuşamları ile her Türk erkeği ve apaçisini peşinden koşturtur. Tatilin sonunda Rus kızının kötü kalkmış, ve Türk erkelerinden bıkmış bir hale gelir bu güzellikleri yüzünden.

    İngiliz turistler sabah akşam içerler, havuz başında deniz başında içerler, Ruslara göre daha çok sarhoş olurlar. Ruslar ise güneşin ve denizin tadını çıkartmaya çalışırlar, akşamları içip eğlenmeyi tercih ederler.

    Turistlerin Türkiye’de çekildiği fotolarda görebileceğiniz bir çok ortak öğe var. Bunlar Efes Pilsen, Algida şemsiyeleri, Türk apaçileri, Keko barmen ve garsonlar, sizin burun kıvıracağınız onların bayılacağı tarzda döşenmiş apart şeklinde otel odaları, Atatürk ve Türk bayrağı ile fotolar, çeşit çeşit değişik kokteyl fotolarıdır.

    Ben daha fazla konuşmayayım fotolar konuşsun.

    Marmaris’te İngiliz Kızlarımız

    Marmaris’te Rus Kızlarımız

    Popularity: 1%

    Post to Twitter Tweetle

    Ramazan ve Oruç Sordular Seni Neredesin

    Ramazan ve Oruç sordular seni neredesin? Nasıl beni terkettin, bırakıp beni gittin =) Bu benim için değil sizler için geçerli kanımca…

    Beni yeni tanıyanlar ya da çok iyi tanımayanlar şaşırıyor hep. Ben 2003 senesinden beri her Ramazan tulup oruç çıkartırıp. Dile kolay bu sene 8. senem, eğer full çıkartabilirsem =)

    Bu Ramazan ve Oruç olayı çok hassas bir olay. Son 2-3 senedir Ramazan’ın sıcaklara gelmesi ile birlikte oruç tutmak iyice zor olmaya başladı. Gelecek 3-4 sene daha da zorlaşacak yazın tam ortasına geleceği için. Ben elimden geldiğince tutacağım. Bir kısım var oruç tutmayanlara kızıyor. Oruç tutulmalı, ne bu saygısızlık diyorlar. Oruç tutmayan bir kısım insan ise orucu saçma bulup, bu sıcakta oruç mu tutulur diyor. İkisi tam bir zıt kutup. Ben ikisini de saçma buluyorum. Ramazan’da ihtiyaç duyduğumuz tek şey birazcık saygı. Oruç tutan tutmayan, tutmayan tutana saygı duyacak. Tutan tutmayana neden tutmuyorsun diye sormayacak, tutmayan ise tutana saygı duyacak. Ramazan ayında niyetli insanlar olabileceğini düşünüp alalade su içip yemek yemeyebilir sokakta. Restoranlarda demiyorum sokakta. İnanın bazen koyuyor yolda su içen insanları görünce =)

    Her oruç tutanın dediği gibi size de tek bir dileğim var. “Allah size de nasip etsin amin =)

    Popularity: 1%

    Post to Twitter Tweetle

    Bedük’ü Canlı İzlemek

    Bundan  2 sene önce,  2008 yazında Çeşme’de Discorium açılacaktı. Ontur Otel’in sahilinde olan mekanın açılında Bedük sahne alacaktı. Biz de o sene kışın Bedük’ü yeni keşfetmenin heyecanı ile atladık arabaya potansiyel yengeniz kızlarla tuttuk Discorium’un yolunu. Saat gece 12 olmasına rağmen bir gariplik vardı, otoparka girdik ve tek araba bizim araba. Olduğu gibi tornistan yapıp o senenin gözdedi Babylon’da sıkıcı mı sıkıcı bir Pink Martini konserine kaymıştık. Sonradan duyduğum kadarıyla çok az kişi olduğu için Bedük o gece Çeşme’de sahne alamamıştı.

    O sene İstanbul’de Bedük coşuyordu, mekanları dolduruyordu ama İzmir ve Çeşme seyircisi daha o kapasiteye sahip değildi. Gel zaman git zaman Bedük İzmir’de de sahne alarak Ooze Venue’yü doldurmaya başladı. Ve yıl 2010 yazı, bu sefer Babylon sahnesinde seyirciyi coşturdu Bedük.

    2 senedir Bedük’ün tüm albümlerini seve seve dinlememe rağmen onu canıl izleme şansına yeni kavuştum. Ben uzun zamandır böyle eğlenmemiştim. Her şarkıya elim havada sözlerini söyleye söyleye, salak salak dans ederek eşlik ettim. Gerçi kafamın güzel olmasında da bunun etkisi vardı tahminen ama Bedük hem kendi şarkıları hem de Black Eyed Peas vb popüler şarkıları da kendi tarzı ile söyledi.

    Kışın İzmir’e gelince de gitmeyi düşünüyorum. Teşekkürler Bedük…

    Popularity: 1%

    Post to Twitter Tweetle