17 Şubat 2010 | Kategori:
Kültürel,
Türkiyem |

Heykel Türk kültüründe çok yaygın bir kültür değildir. İslam kültüründe heykel haram sayıldığı için Osmanlı döneminin en parlak dönemlerinde resim ve heykel sanatı hiç varlık gösterememiştir. Bu yüzden Osmanlı sanatında, hattat, minyatür ve çinicilik gibi minimalize resimler ya da geometrik – pastoral şekillerin resmedildiği sanatlar ön plana çıkmıştır.
Resim Osmanlı’nın son döneminde asker kökenli ressamlar sayesinde varlık göstermeye başlamış, (misal Osman Nuri Paşa, Şeker Ahmet Paşa ve Ressam Halil Paşa) ancak heykelcilik 1800lerin sonunda ufak kıpırtılarla başlasa da, Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar pek bir ilerleme gösterememiştir.
Heykeller şehirlerin, semtlerin ya da sokakların simgesi olabilecek nitelikte önemli sanat eserleridir. Ancak ülkemizde bu tip sembolleşmiş heykeller çok azdır. Heykel denince akla hemen hemen her şehirde minimum 2-3 tane bulunan Atatürk heykeli geliyor. Türk heykelciliğinin sembolik sanat eserleri yaratamamasının acısebeplerinden biri de budur. Türkiye’de 100binden fazla Atatürk heykeli bulunmakta ve yerel yönetimler, halktan tepki görme ve kabul edileme korkusuyla Atatürk heykeli dışında sanatsal heykelleri dikmeye cesaret edemiyorlar.
Haklılar da aslında. Yüzyıllarca heykelcilikten uzak kalmış ve cumhuriyet döneminde de o sığ zihniyetten kurtarılamamış Türk halkı, heykellerde en göze batmaması gerek noktalara hep takılır ve o heykelin ya yeniden düzenlenmesine ya da tamamen indirilmesine sebep olur.
Halkım, heykel eğer kadınsa çıplaklık istemez. Çıplak değilse de üzerinde göğüslerini belli edecek darlıkta elbise istemez. Heykel eğer erkek ise kesinlikle çıplak istemez. Çıplak ise de hadım olmasını ister, bilik taşak görmek istemez
Sürrealist heykelleri de anlamaz ne yazıkki. Hatta bu tip heykellere karşı Ankara Belediye başkanı bile tükürüverir.
Heykele o kadar uzak bir toplumuz ki, cumhuriyet döneminin önemli insanları anısına aydın belediyeler tarafından dikilen heykeller, kim olduğu belli olmayan insanlar tarafından tahrip edilip, yıkılıp yakılmaktadır. Bunun en son örneği büyük karikatür üstadı Oğuz Aral’ın heykelinin tahribatıdır.
Atatürk’ün bir sözü vardır; “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuştur” diye. Doğru demiştir.
Ne yazıkki bütün dünyaca tanınan bir anıt, sembol heykelimiz bulunmamaktadır.
Yurtdışında heykeller öyle kolay kolay tahrip edilmez. Heykeller şehir yaşamının rengidir. Her yerde bir sanat eseri bulabilirsiniz büyük Avrupa ve Amerika kentlerinin. İnsanlar o kadar içiçedirki heykellerle poz verirler onlarla, eğlenirler. Bu pozlar da heykellerle seks poziyonları başlığı altında toplanabilecek eğlenceli pozlardandır. Bunlar pek de saygısızlık değildir kanımca. Heykelleri canlı tutar, eğlenceli kısmını ortaya çıkarır onların…
Popularity: 1%
Meşhur Yazılar