Sinema krizinin tuttuğu bir anda Konak Pier’de gidilebilecek olan en iyi film olarak He is Just not That into You filmine gittik. Ne yalan söyleyeyim, bahar bende ters etki mi ne yarattıı bilmem, güzel bir romantik komediye ihtiyacım vardı. Çok romantik değildi film ama komikti. İzlerken tam bir mental masturbasyon tadı aldım. Benim yazmam gereken şeylerden bahsediyorlardı. Gözlemleyip de yazamadığım şeyler meğersem önce romana, sonra da film karelerine dökülmüş. İzlerken kafamda bu film ile ilgili nasıl birşey yazacağım çoktan kafamda canlanmıştı.
Öncelikle geleneksel olarak filmin Türkçe ismi tam bir rezalet. “Erkekler ne söyler, kadınlar ne anlar” isimli bir film ismi kesinlikle kabul edilemez bir çeviridir. Eseri daha en başından katlettiğiniz gibi, komik de oluyorsunuz pek sevgili film yayıncıları
Bu yüzdendir ki ben hemen hemen hiçbir filmin Türkçe ismini bilmem. Orjinal isimleriyle onları anar, yüceltir ve yaşatırım
Film bu arada tam bir yıldızlar geçidi. Bu kadar çok ünlünün oynadığını bilmeden girdiğim için filmi izledikçe oha bu da mı oynuyo aha bu da mı burada, aha bu nerede oynuyordu gibi tepkiler vermeden geçemedim. Boru değil Scarlett Johansson (yengeniz olur), Jennifer Connely, Jennifer Aniston, Ben Affleck ve Drew Barrymore gibi kendini kanıtlamış oyuncular var bu filmde, diğer umut vaadeden daha az ünlülerin yanı sıra.
Not etmeden geçemeyeceğim Scarlett Johansson gene aşifte bir roldedir. Kadın yeni nesil bir femme fatale midir yoksa? Matchpoint, Vicky Christina Barcelona ve şimdi de bu filmde yuva yıkan ya da sınır tanımayan bir hatunu canlandırmaktadır. Ayrıca diğer hatunlar ne kadar seksi giyinip süslenip püslenselerden içlerinde insanı görmekten en çok mutlu eden şirin ve tatlı Drew Barrymore’dur
Filmimizin ana konusunu ve mesajını özetlemek gerekirse, film izleyiciye erkeklerin aslında düz mantıklı insanlar olduğunu ve yaptığı hareketlerin arkasında başka hiçbir gizli mesaj olmadığını vurgularken, kadınların da bu düz mantığı mantıksız bulup, erkeklerin her hareketinin arkasında bir sürü farklı mesajlar ve sinyallar kurgulayıp, bunların doğrultusunda hayatlarını mahvettiklerini gözler önüne sermektedir. Bunları da çeşitli mottolar ile ara ara serpiştirmektedir.
- Eğer bir erkek seni aramıyorsa, seni aramak istemiyordur.
- Eğer bir erkek sen umrunda değilmişsin gibi davranıyorsa, umrunda olmadığın içindir.
- Erkekler komplike değildir. Karmaşık mesajları yoktur.
- Eğer bir erkek seni istiyosa, senin için sonuna kadar gider.
Ve şimdi de filmdeki ikili hatta üçlü ilişkileri tek tek ele alırsak.
Conor – Gigi
Filmde ilk karşımıza çıkan ikili. Gigi umutsuzca kendisine bir sevgili, eş aramaktadır. Arkadaşı Janine ise ev aldığı çok da fena biri gibi olmayan Conor ile iş arkadaşı Gigi’yi randevulaştırır ve bir yerde oturup birşeyler içmelerini sağlar. Ülkemizde bu şekilde blind-date yani körü körüne randevu pek de sık gerçekleştiren birşey olmamasına rağmen yurtdışında sosyalliği gelişmiş medeniyetlerde sıkça rastlanır. Conor ile Gigi hoş üç beş muhabbet ederler, ancak Conor, Gigi’den pek de hoşlanmaz ve tanıştığımıza memnun oldum diyerekten ayrılırlar. Bu basit ve düz bir harekettir arkasında gizli bir mesaj yoktur ancak Gigi kafasında kurar ve Conor’ın ikinci bir buluşma için aramasını bekler, aramayınca bu sefer o arayıp tacizlere başlar. İşte tam bu noktada filmimizin konusu devreye girer
. Kim bilir belki de Conor ile manyak Gigi iyi ve anlaşan bir çift olabilirlerdi ancak daha ilerleyen dakikalarda öğreniyoruz ki, Conor’ın kafası sarışın hatun Anna’dadır. Bu yüzdende yeni hatun kanalları açık değildir. Eğer bir erkek kafasına bir hatunu takarsa, karşısına ruh ikizi çıksa bile onun farkına varmayabilir. Hele kafasına taktığı Scarlett Johansson ayarında bir hatunsa. Mevzu Scarlett ise gerisi teferruattır
Neil – Beth
Neil ve Beth çifti ise 7 yıldır birlikte olan, birbirini seven ve birlikte yaşayan örnek bir çifttir. Çok iyi anlaşırlar ancak Neil’in evlilik ile ilgili bir sorunu vardır. Evlilik kurumunu gereksiz ve saçma bulur, bir insanı gerçekten sevip onunla bir ömür geçirmek istiyorsan bunu bir çok gereksiz insanın önünde büyük bir törenle ilan etmeye gerek olmadığını düşünür. Bir nevi de bana mantıklı gelmiştir. Birlikte 7 yıldır yaşıyorsan evliliğe ne gerek vardır? Ancak Beth, ufaklıktan beri evlenmek üzere programlanmış olan her dişi gibi bir yerde arıza çıkartır. Bu arıza küçük kardeşinin evlenme kararı üzerine ortaya çıkar. Neil ve Beth 7 yıldır birlikte olmalarına rağmen evlenmemiştir ama ufak kardeşi ondan önce evleniyordur. Doğal bir arızadır bu. Kadınlar ufak yaşlardan beri el bebek gül bebek beyaz gelin olacakları gün için gazlanırlar. Herkes gaz verir onlara ve 30′lu yaşlarda bu gizliden gizliye empoze edilmiş gelinlik henüz giyilmemişse çeşitli arızalar gözlemlenir. Sonuç olarak Beth Neil’e resti çeker, evlensek beni ne kadar mutlu edeceğini bile bile benimle evlenmiyorsan sen beni sevmiyorsundur diyerekten ayrılırlar. Ancak Beth ayrılınca etrafındaki evli çiftleri gözlemlemeye başlar ve onu o evli kocalardan daha çok seven, daha çok değer veren, mutlu eden bekar kocası Neil’in değerini anlar ve yeniden birleştirler. Neil de istediğin yüzük olsun diyerek evlenme teklif ederek büyük bir jest yapar.
Ben – Janine
Ben ve Janine üniversite yıllarında tanışıp, bütün üniversite hayatı boyunca çıkmış bir çifttir. Üniversite bitip de her biri kendi yollarını çizmeye başlayınca Janine, Beth’in çektiği resti erkenden çekmiştir. “Ben ya benimle evlenirsin, ya da ayrılırız.” Ben de tabiki çok sevdiği sevgilisi Janine’den ayrılmak istemediği için onunla evlenmiştir. Bu hareketini de “Eğer bir kızla uzun süre çıkıp da evlenmezsen jerksündür” gibi bir delikanlılığa sığınarak meşrulaştırıyor. Benim şöyle bir kanım var. Eğer bir erkek üniversite hayatında gezip tozup, dağıtıp içindeki kurtları boşaltamıyorsa, erken gelen evlilik ona hayır getirmez. Zaten Ben ile Janine evlendikten beri pek de sevişmiyorlarmış. Sonuçta ne oluyor? Ben bir süpermarketten tanıştığı seksi ateşli sarışın Anna (doğru tahmin gene Scarlett) ile bir yakınlaşma içine giriyor. En başta mantığı karşı geliyor, ben evliyim bunu yapamam diyor, ama sonunda her seks yapmayan evli erkek gibi bırakıyor kendini akışına ve evliliğinde bulmadığı o mutluluğu Anna’da buluyor. Ama hayretmiyor tabiki o da. Gidiyor Janine’e dürüst olacağım diye salakça itiraf ediyor başka bir kadınla yattığını ve itiraf ediyor. Başta Janine evliliği kurtarmak için onunla seks yapsa da, ufak bir sigara içme yalanı yüzünden evlilik bitiyor. Evliliklerinin Conor’dan yeni satın aldıkları evin tadilatı bittiğinde bitmesi ise edebiyatta sembolizm ya da ironi olarak adlandırılıyor
Hayırlısı oluyor bence boşanmaları, gereksizse boşan söndür mottosuna uyarak!
Conor – Anna
Conor Anna’ya hastadır. Hasta olunmayacak gibi de değil o ayrı konu. Bu yüzden de kafası ona takılıyken Gigi gibi kızlarla buluştuğunda kendinden tam bir performans alınamamaktadır. Conor 30′lu yaşlarda erkeklerde rastlanabilen, evlenip, birlikte yaşlanabileceği bir arkadaş bulma tribine bağlar, bunun içinde Anna’yı seçer. Anna ile Conor en başlarda iyidirler sevişirler eğlenirler. Sonra sonra ise Anna Conor’dan pek hoşlanmadığını anlar, ama onu bir yandan da elinde tutar. Aşkım, arım, balım, peteğim gibi cici bici sözler ile onu elinde tutar, masaj yaptırtır, kendini boşta bırakmaz. Sevişmeyi keserler ki bu Conor’ı en çok çıldırtan ve anlam veremediği nokta olur. Sonra Anna Ben ile bir yakınlaşmaya girer ve Conor’ı iyice dışarıda bırakır. Ancak işler Ben ile yürümeyince yine kendini Conor’ın kollarına atar. Bu çirkin bir harekettir ama gündelik hayatta onlarcası ve daha beteri hergün her saat yaşanmaktadır. Tek yaptığı doğru ve karma kazandırıcı hareket, Conor’ın Anna’ya birlikte yaşama teklifi ettiği anda onu reddedip, ondan o kadar da çok etkilenmediğini dürüstçe söylemesidir. Bu hareket Conor içinde büyük bir deneyim olmuştur, zira her erkeğin en azından bir kere olsun sütten ağzı yanmalıdırki, sonra sonra yoğurdu üfleyerek akıllıca yesin
Ben – Anna
Ben ile Anna bir süpermarkette tanışır yakınlaşırlar, Ben Anna’ya üstüne basa basa evli olduğunu söyler, ama müzik kariyerinde ona yardım edebileceği için bir kartvizini verir. Bu tamamen mantık ile bilinçaltının kapışmasıdır. Mantığı evli olduğu için ve yanlış birşey yaptığı için Anna’ya evli olduğunu söyler ve ondan uzak durması için bir nota geçer. Ancak bilinçaltı ise içten içe mutsuz ve seksiz evliliği yüzünden Anna’yı arzular. Arzulanmayacak gibi de değildir hani. Anna ise Conor ile sürüncemede bıraktığı bir ilişkidedir ve bu yakışıklı ve onun kariyerine yardımcı olacak erkekten evli olsa bile vazgeçemeyecekir. Yakınlaşırlar, sevişirler. Anna açıkcası Ben’i baştan çıkartır. Ancak bu tehlikeli ilişkileri, Ben’in karısı ile ofisteki sevişmelerine şahit olması üzerine sonlanır. Ben Anna’nın evliliğini sonlandırıcı bir dinamit patlamsı olmuştur.
Alex – Gigi
Gigi Conor olayından sonra manyağa bağlayınca, Conor’ın bar işletmecisi yakın arkadaşı Alex ile tanışır. Alex ilişkiler, kadınlar ve yaşam konusunda iyi gözlemlere sahip, yakışıklı değil ama sempatik bir elemandır. Kendisi yaptığı yorumlar ve hayat görüşü ile tam bir Mental Masturbatördür, tam bir Megudur! Herneyse. Alex, Gigi’nin bu ilişkiler konusundaki saplantısını, yanlışlarını görür ve ona yardım eder. Bir nevi erkek kılavuzluğu, antrenörlüğü yapar. Gigi’nin erkekleri yanlış anlamaması için elinden geleni yapar. Gigi’de her kafasına takıldığında Alex’i arar ve sorar koç napalım diye? Ancak Alex başarılı olamaz ve bu gösterdiği ilgi gene Gigi tarafından yanlış anlaşılır ve Gigi kendini kaptırıp Alex’in de ondan hoşlandığını sanar. Ama yanılır. Ya da yanılmaz. Bilmiyorum orada saçmaladı film biraz, bir anda Alex de hoşlandığını felan anladı Gigi’den. Biraz kadınları mutlu etmek için olmuş gibi oldu ya neyse. Gigi denen karı bu manyaklığı ve ezikliği ile 31 olsa çekilmez
Mary – Conor
Evet filmin son çifti, son dakika süprizi, ve tadından yenmeyecek olan çifit Mary ve Conor oldu. Mary yeni nesil teknolojiler ile umutsuzca kendisini mutlu edecek beyini aramaktadır. Bu konudada ofis arkadaşları olan gay insanlardan yardım ve akıl almaktadır. Doğru bir harekettir, gayler erkek vücudu ile kadın dünyasına daha yakın oldukları için bu konularda sezgilerine güvenilecek insanlardır. Conor ile olan ilişkisi ise tamam iş amaçlıdır. Conor, Mary’nin şirketine gazete reklamları hazırlatmaktadır kendi emlak işi için. Sadece telefondan konuşurlar. Ancak birgün Conor’ı bir kafede görür ve yüzyüze tanışırlar. İnternetten o kadar tırmalayan Mary, sonunda yüzyüze kendi şansına tanıştıği biri ile iyi anlaşır ve mutlu bir son oluşturur kendine. Canlarım benim bakın şunlara ne de çok yakışmışlar
Son, ama gitmeden bir de fragmanı yayınlayayım tam olsun;
Popularity: 4%













Öyle öyle aynen öyle =)
Sonra aşçı çiftçiye… gibi bişey olmuş bu da. Bu filmi merak ettim açıkcası.