Mental Facebook

Mental Twitter

Mental Twitter

    Twitter'ıma Gel

    Arşivler

    Match Point – Maç Sayısı

    Match Point - Maç Sayısı AfişBu filmi de izleyecektik zamanında sinemada, ama kaçırmıştık. Geçen (geçen dediğim 1 ayı geçti) DVD’sini gördüm izleyim dedim…

    Çok hoşuma gitti film. İngiltere ortamı çok hoşuma gitti. Amerika’da geçmemesi hoş, Avrupai bir hayat tarzında ikili ilişkiler ve aşk görüyoruz. Scarlett Johansson ise Amerika’lı olarak renk katıyor filmimize. Kendisi çok güzel, taş, melek, muhteşem bir varlık :) .

    Film, kahramanımız Chris Wilton‘ın şu konuşması ile başlıyor;

    The man who said “I’d rather be lucky than good” saw deeply into life. People are afraid to face how great a part of life is dependent on luck. It’s scary to think so much is out of one’s control. There are moments in a match when the ball hits the top of the net and for a split second it can either go forward or fall back. With a little luck it goes forward and you win. Or maybe it doesn’t and you lose.

    Yaaani diyor ki;

    İyi olacağıma şanslı olmayı tercih ederim” diyen adam hayatı derinlemesine görmüştür. İnsanlar hayatın ne kadar büyük bir kısmının şansa dayalı olduğuyla yüzleşmeye korkuyorlar. Çoğu şeyin birinin kontrolü dışında olması korkutucudur. Bir maçta, topun filenin tepesine çarpıp, kısacık bir an içinde öteki tarafa geçeceği ya da geri düşeceği anlar vardır. Azıcık bir şans ile top öteki tarafa geçer ve kazanırsınız. Ya da geçmez, ve siz kaybedersiniz.

    Chris WiltonKlasik öğeler çerçevesinde çok şaşırtıcı bir şekilde ilerliyor senaryo. Hiç de beklenmedik bir şekilde sonlanıyor. Chris Wilton başarılı bir tenis oyuncusuyken, profesyonel sporu bırakıp para için hocalık yapmaya başlıyor, sonra ders verdiği zengin işadamının kız kardeşiyle bir ilişkiye başlıyor ve evleniyor ancak bu sırada artık kayınbiraderi olan öğrencisinin Amerika’lı nişanlısına aşık oluyor, ve yasak bir aşk başlıyor. Buraya kadar herşey çok klasik, ancak sonlara doğru film klişelere uymuyor.

    Chris Wilton’ın artık çok ilerleyen bu yasak ilişki için bir karar vermesi gerekiyor. Ya zengin ve varlıklı bir yaşamı bırakacak ve şehvetle aşk yaşadığı Amerikalı sevgilisiyle birlikte olacak, ya da yasak ilişkiyi sonlandırıp, yuvasına geri dönecek. Ancak hiçbir yasak ilişkiyi bitirmek kolay olmadığı için ve ortada bir de gayri meşru hamilelik olduğu için Chris kafayı kırıyor, ve sevgilisini karnındaki bebeğiyle birlikte, ve komşusuyla birlikte öldürüyor ve bir soygun süsü veriyor bu cinayete. Ve sonunda da bu işten yırtıyor. Mükemmel cinayet işlenmiş oluyor. Chris Wilton ailesinin ve çocuklarının yanına, mutlu yuvasına geri dönüyor, bu cinayette bir gazete küpüründen başka birşey olarak kalmıyor.

    Match Point - Maç SayısıHelal olsun dedim. Hiç beklenmedik bir sondu bu filmin sonu. Özellikle ince ruhlu bir insanın, zengin yaşamı seçip, dünyalar güzeli ve aşık olduğu bir kızı öldürebilmesi, ve bundan sıyrılması daha önce hiç izlemediğim tipte bir sondu. Demek ki insan iyi bir hayat yaşamak için dünyalar güzeli bir Scarlett Johansson’ı bir tüfek ile vurabiliyor :)

    Bu bana bir şiiri anımsattı ayrıca; aslında bir şiir de değil bu sanırım. Oscar Wilde‘ın Each Man Kills the Thing He Loves adlı Reading Zindanı Baladı’ndan bir parça. Şöyledir;

    the man had killed the thing he loved,
    and so he had to die.
    *
    yet each man kills the thing he loves,
    by each let this be heard,
    some do it with a bitter look,
    some with a flattering word.
    the coward does it with a kiss,
    the brave man with a sword!

    some kill their love when they are young,
    and some when they are old;
    some strangle with the hands of lust,
    some with the hands of gold:
    the kindest use a knife, because
    the dead so soon grow cold

    some love too little, some too long,
    some sell and others buy;
    some do the deed with many tears,
    and some without a sigh:
    for each man kills the thing he loves,
    yet each man does not die.

    he does not die a death of shame
    on a day of dark disgrace,
    nor have a noose about his neck,
    nor a cloth upon his face
    nor drop feet foremost through the floor
    into an empty space.

    Sağolsun Özdemir Asaf, bu eseri Türkçe’ye çevirmiştir ben de sizlerle buradan paylaşabilmekteyim.

    sevdiği bir kadını öldürmüşdü bu adam
    ve şimdi buna karşı verecekdi canını.
    *
    ama gene de herkes sevdiğini öldürür,
    bu böyleyce biline,
    kimi bunu kin yüklü bakışlarıyla yapar,
    kimi de okşayıcı bir söz ile öldürür,
    korkak, bir öpücükle,
    yüreklisi kılıçla, bir kılıçla
    öldürür!

    kimi insan aşkını gençliğinde öldürür,
    kimi sevgilisini yaşlılığına saklar;
    bazıları
    öldürür arzunun elleriyle,
    altın‘ın elleriyle boğar bazı insanlar:
    bunların en üstünü bıçak kullanır çünkü;
    böylelikle ölenler çabuk soğuyup donar.

    kimi insan az sever, kimisi de çok uzun,
    kimiler aşk satar, kimileri satın alır;
    kimileri de yapar bu işi gözyaşıyla,
    kimilerinde aşka serin kanla kıyılır:
    hemen herkes bu tür öldürür sevdiğini,
    ama bundan ötürü herkes asılmamışdır.

    kim gider ölümüne utandırılırcana
    kapkara günlerini yaşarken hayatının,

    kimsenin idam ipi dolanmamış boynuna,
    ne maske örtülmüşdür üstüne suratının,
    ve ne de hiç kimsenin ayağının altına
    boşluğu serilmişdir döşeme kapağının.

    Bu şiire göre karakterimiz Chris Wilton aşkını öldürenlerin en üstünüdür. Bıçak yerine tüfek kullansa da çabuk olmuştur. :)

    Filmi seyredin tavsiye ediyorum…

    Popularity: 9%

    7 yorum alan yazı Match Point – Maç Sayısı

    • rose

      g :lol: :lol: eri zekalı ablamda :lol: :lol: filmin saçma oldugunu soyluyor cunkı o uzayda yasıyor… :mrgreen: :mrgreen:

    • rose

      filmi izledim cok güzel ve sonunu tahmın ettiginiz gibi olmadıgını goruyorsunuz filmin..yanlız zaman adamın lehine ıslemıs..

    • Dem

      bu filmi izlediğimde resmen ağzım açık kalmıştı sonu ile. woody allendan da zaten böyle bir zeka ürünü beklerdik. tenis topu ile yüzüğün simgelenmesi falan gayet hoştu. şiire gelince film ayrı bir güzel e o satırlarda bir o kadar güzel olmalı :)

      teşekkürler paylaşım için.

    • Filmi seyrettim. Yönetmeni Woody Allen’dır ve bu bir filmi seyretmem için yeterli bir neden. Film alışıldık Woody Allen filmlerinin aksine, Kaybeden (looser) bir tip üzerine kurulu değildir ve “Mutlu Son” ile biter. Diğer Woody Allen filmlerini de seyretmenizi tavsiye ederim.

    • Gerçekten süper bi film. Hiç tahmin ettiğim gibi bitmedi. Resmen şaşkınlık içerisinde seyrettim filmi. Ayrıca Scarlett Johansson sayesinde bir görsel şölen de olmamış değil :grin:

    • kanka ben kötü film yazar mıyım hiç :D

    • Kankam süper filmdi ya

    Cevap Yazın

     

     

     

    You can use these HTML tags

    <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>