Categories

A sample text widget

Etiam pulvinar consectetur dolor sed malesuada. Ut convallis euismod dolor nec pretium. Nunc ut tristique massa.

Nam sodales mi vitae dolor ullamcorper et vulputate enim accumsan. Morbi orci magna, tincidunt vitae molestie nec, molestie at mi. Nulla nulla lorem, suscipit in posuere in, interdum non magna.

Kışın Gelen Yaz Hasreti

Her yaz bitimi insanın içini bir hüzün kaplar. Kış gelir, elbiseler kalınlaşır, yazlık mekanlardan kapalı kışlık mekanlara göçülür. Bu mevsim değişimini en çok yazları yazlığa yerleşenler hisseder. Her Ağustos, Eylül ayı sayfiye yerlerden el ayak çekilir, tenhalaşır, hava soğur.

Kışın en ağır, en sıkıcı olduğu zamanda ise insanın içine bir yaz hasreti düşer. Dayanamaz kışın ortasında atlar gider yazlığına. Yazın cıvıl cıvıl olan sahiline gider, denize bakar derin derin, yürür boş kumsalda, sessiz sokaklarda. Yazın gelmesini diler. Evinde yazdan kalma dergilerine, fotolarına, kıyafetlerine bakar. Birşey unuttum mu kış için diye kontrol eder. Yazın gelmesini diler…

Çeşme: Paranızla Rezil Olacağınız Cennet Tatil Beldesi

Çok iddialı ve kin dolu bir başlık oldu kabul ediyorum. Ben doğduğumdan beri, 25 senedir her yazı Çeşme’de geçiririm. Yarı yerlisi sayılırım. Aksine bu yaz Çeşme’de en çok eğlendim yazlardan biri oldu. Çünkü artık popüler ve lüks bir sayfiye yeri olan Çeşme’yi çözdüm ve bir birey olarak olgunlaşarak bir tatilde ne aradığımı buldum.

Beni artık gece bistro yapıp eller havaya yapmak tatmin etmiyor. Haftasonu bir gecem oluyor zaten, onda da oturup yiyip içerek, dostlarla sohbet ederek ya da güzel ve yorucu olmayan bir konser izleyerek takılmak istiyorum. Ne istediğini bilince, ona göre de takılacak mekan buluyorsunuz.

Beni FourSquare’de takip edenler bu yaz az çok nerelere takıldığımı biliyorlar. Yazımın çoğu Çeşme Marina ve Alaçatı‘da geçti. Ilıca Yıldızburnu‘na maksiumum 2 ya da 3 kez gittim. Diğer yazlara göre bu yaz daha çok mekana girdim çıktım. Şimdi de paranızla nerede nasıl rezil olacağınızı yazacağım Çeşme’de =)

Önce Çeşme’nin en çok bilinen koyu olan Aya Yorgi‘den başlarsak;

Shayna var yıllardır. Mülkün sahibi işletmecisi olunca yıllar yılı kalabiliyorsunuz bir yerde. Gitmesek de görmesek de o Shayna hep bizim Shaynamızdır. Ben şahsen 2003 senesinden beri hiç gitmiyorum. Ama Shayna inatla orada. Bu sene 100% Türkçe geceleri ile değişik bir tarz yakalamaya çalıştılar. İş de yaptılar

herhalde gene ama ben giden tanımıyorum.

Paparazzi var. Son 3 senenin en gözde mekanı. Hem giriş ücreti olmaması, hem de bistro da takılma zorunda olunmadığı için insanlar buraya akın etti son senelerde. Tabii insanlar akın akın geldikçe arz talebi doğurdu, bu mekanda da bistro manyakları oldu, garsonlar şımardı, müşteri beğenmez oldu. Bistro için şişe falan açtırtmanız lazım der oldular, ya da garsonun cebine 50TL sıkıştırmanız gerekir oldu.

Barına gidip bir şişe Sex On The Beach almak istediğinizde barmenine göre 70 lira ile 180 lira fiyat çekerler. Tuttuklarını sikmeye çalışırlar. Barmene önceki şişeyi 70 liraya aldım dediğinizde pişkince o zaman 70TL ver derler. Ha bir de Paparazzi’nin müzikleri şaka gibi son 2 senedir sırası bile değişmedi. Keşke taktıkları CD kırılsa da yeni CD yapsalar, şarkıların sırası değişse bari =)

Bir de otoparkı ufaktır Paparazzi’nin. Saat 1’de falan gitmeye çalışırsanız yandaki tarlalara yönlendirir sizi değnekçiler. Mekandan 100lerce meter uzağa, nadasa bırakılmış tarlaya parkettiğiniz arabanıza yine de otopark ücreti verirsiniz, üstüne bir de toz toprak içinde dünyanın yolunu yürürsünüz.

Marrakech var bu sene yeni açıldı. Köfteciyi bozup çok lüks bir club yaptılar. Sole Mare’ye büyük rakip olarak Aya Yorgi koyuna giren bu mekan cidden tuttu. İçeride alevli meşaleli bir ambiyans var. Durum böyle olunca da mekan bir ukalalaştı anlatamam. İçeride tanıdık garsonunuz varsa 300-350TL’ye açılan şişeler, yoksa 500TL’ye kadar yükselebiliyor.

Kapıdaki güvenlik, tipinizi beğenmezse ve erkek erkeğe gelirseniz “Bayan arkadaşlarınız nerede” diye küstahca soru soran cinsten. İçeride arkadaşlarınız varsa ezik gibi onları çağırıyorsunuz kapıya. İçeriden gene erkek arkadaşlarınız gelirse “kız arkadaşlarınız gelsin onlar soksun” diyecek kadar küstah bir anlayış var. Gözümle şahit oldum!

İçerisi hınca hınç oluyor Marrakech’te. 30TLlik bir giriş ücreti var. Bir içecek fişi veriyorlar. Ama o içeceği almak için sinirlerinizi bozmanız gerekir. Çünkü içeride 1000kişiyi aşkın kişi varken, 2 tane barında 2şer kişiden toplam 4  tane barmeni var mekanın. Şaka gibi. Barmenler sizi sallamıyor bile içki içki diye bağırıyorsunuz =)

Gündüz plajı güzel ama, yer bulabilmeniz için saat 11’de oraya gidip yer bulmanız gerekiyor. İskele zaten hep rezerve… Yerseniz…

Solemare var yılların klasiği. Oraya 2-3 senedir gitmiyorum ama pek bir farkı olacağını sanmıyorum. Hınca hınç kalabalık, fahiş içki fiyatları. Zaten bu son iki mekanın çaldığı müzik de artık beni sarmıyor. Serdar Ortaç, Hande Yener, Demet Akalın, Soner Sarıkabadayı vs benden uzak dursun.

Bu sene Babylon Alaçatı’dan Aya Yorgi’ye taşındı. Benim favori mekanlarımdan biri. Ama İstanbul’dan gelen arkadaşların anlattığına göre bu mekan da fiyatlar bakımından Çeşme’li olmuş. Giriş ücretleri konserine göre 25 ila 45 TL arasında değişiyor. Bunlar sadece konser bileti, içkiniz yok. Ama içeride içkiler diğer saydığım mekanlara göre daha uygun fiyatla satılıyor. Bistro yapma gibi bir ihtiyacınız yok. Alırsınız bolca bulunan ve hızlı servis yapan barlarınbirinden içkinizi ister kenara köşeye oturup konseri izlersiniz, ister sahne önünde çılgınlar gibi eğlenirsiniz. Plajında da giriş ücreti 30TL gibi bir yastık ücreti veriyorsunuz. Çok erken saatlerde gitmediğiniz sürece satın alacağınız o yastık çok uzaklarda çimlerin üzerinde falan olacak.

Çeşme’de bir de Cece, 9.5 gibi canlı müzik barları mevcut. Onlarla hiç işim olmadığı için çok yorum yapmayacağım ama fiyatlar oralarda pavyon gibi maşallah. Ön masalarda Serdar Ortaç falan dinlemeye kalkarsanız silkelenip kendinize gelirsiniz =)

Bu sene Riders Beach Alaçatı sabaha kadar eğlence ile gözde oldu sanırım. Seneye popüleritesi daha da artacak gibi. Inside gene güneşi doğurmak isteyenler içinde yerinde duruyor. Mekan sabaha karşı hizmete girince bir birayı 20TL’ye içme şansına sahip oluyorsunuz =) Bu sene bir de Indaba vardı. Ayrı bir telden çaldı DJler MJler falan…

Çeşme’de şimdiye kadar gördüğüm en pahalı fiyatlar her nedense Public denilen mekandaydı. Oraya birgün denize girmek için gittim. Tosta 20, Burger’a 25 TL vermek garip geldi. Bir de mekanda para geçmiyor. Kapıda elektronik karta para yüklüyorsunuz ve içeride garsona o kartı vererek harcama yapıyorsunuz. Ama bütün gününüz matematik yapmakla geçiyor. Kaç para tuttu, kaç para çekti, kaç kaldı, birşeyler daha alsam karttaki para yeter mi? Olmaz olsun böyle düzen. Zaten serviste çok geç, yavaş ve 5 para yetmez. Garsonlar gece 5’e kadar çalıştık, uykusuzum diyecek kadar da candan!

Çeşme’de benim bu seneki favori mekanlarım Çeşme Marina ve Alaçatı. Alaçatı’da yazın çeşitli restoranlarda yemek yedim. İzmir’de yiyebileceğiniz en pahalı yemek Alaçatı’dadır. Tuval, Rosemary, Picante, Dükkan Burger hepsi birbiriyle kapışıyor pahalılıkta. Ama servis 10 numara, aksamıyor, o paraya yemeğin hakkını veriyor, doyuruyor porsiyonları ile. Kahve, içki ya da limonata için meydandaki İyi, Köşe, Orta Kahve ve 15 Eylül Kıraathanesi ideal. Bu 4’lünün tam ortasında, aile çay bahçesi şeklinde belediye tarafından işletilen Gizem Cafe ise fiyat olarak Alaçatı’nın en uygun fiyatlısı. Astronomik fiyatlar yok.

Benim favori iki mekanım, hem güzel bir kokteyl ya da içki içip, arkada güzel bir müzik dinleyerek arkadaşlarla muhabbet edebileceğim Nar ve Mi Casa. Birisinde yeri yoksa üşenmeyip diğerine gidiyorum. Nar’ın Armut ve Long Island kokteyllerini giden herkes içmiştir. Mi Casa ise Solemare’nin deneyimli ekibi ile akşam restoran, gece bar şeklinde işlemekte ve çok çeşitli kokteyllere sahip. Fiyatlar Çeşme standartı =)

Çeşme Marina’daki favori mekanım ise Sir Winston Bistro‘nun roof barı. Bütün marina ayaklarınızın altında. Servis güzel, barmenin kokteylleri güzel. İzmir’in meşhur Bonjour Pastanesi de Marina’da mevcut. Ancak servis olarak beni her gidişimde yüzüstü bıraktı. Sipariş vermek ve hesabı istemek bir işkenceye dönüşüyor mekanda. Diğer mekanlara da bir iki kere oturdum ama çok diyecek birşey yok onlara. Bir tek Wineway denilen şarapçıya edilecek bir lafım var. Bu mekanın çeşit çeşit şarapları olmasına rağmen bir menüsü yoktu Temmuz ayının ortasında. Birer kadeh şarap istedik. Kafasına göre bir şarap getirdi. Kadehine de 21TL para istedi ki, kadeh şarapta maksimum verilecek mübah rakam 12TL’dir benim gözümde. Ayak üstü sikti, ben de kıllatmadım ona yanarım.

Balıkçılara geçmek gerekirse, balıkta İzmirliler vereceği parayı az çok kestirirler. O yüzden Çeşme’de olsa İzmir’de olsa İzmirli adam balığa  ödeyeceği makul derecedeki kazık fiyatlara alışkındır. Eğer kişi başı 50TL geliyor ise çok iyi bir hesaptır. 60 ise normal, 70 ise haketmiş, 80 ise lükstür. Kişi başı 90TL ise inceden sikmiştir mekan. Kişi başı 100 ise bir daha gidilmez =) Port Marina çok lüks ve güzel bir balıkçı, çok hoşuma gitti bu sene. Germiyan’da Ada Balık var çok salaş bir restorandı ama  bu sene çok trendy oldu. Ada Balık’ın olduğu koy çocukluğum boyunca Maganda Plajı idi. Şimdi insanlar seve seve gider oldu oraya. Bir de yıllardır bir aile klasiğimiz olan Ildır Restoran vardır. Deniz üstünde iskelede balık keyfi yaparsınız. Dalyan’daki klasik balıkçılar vardır. Orada da Bani tanıdık işidir. Oraya giderim. Bu saydığım restoranlarda fiyat 60TL ile 80Tl arasında değişmektedir. Şifne’de Yusuf ‘un Yeri vardır burası daha uygun fiyatlıdır burada da 50TL ile 70TL arasında kalkabilirsiniz yemekten.

Gelelim kumruculara. Kumrucu Şevki Çeşme’de bir tekel haline geldi. Her yere yayıldı, işin bokunu çıkartı franchise vermeye başladı oraya buraya. O yüzdendir ki ister istemez kumrusunun kaliltesi bozuldu. Benim tercihim Kumrucu Erol ya da Kumrucu Hikmet‘tir kumruda. Hepsinde fiyat aynıdır 6TL yengen, 7TL süper,çılgın,manyak =)

Çeşme bir cennet. Denizi bu kadar güzel olan başka bir tatil beldesi yoktur. Her koyundan rahatlıkla denize girebilirsiniz. Ancak Çeşme’de yaşamak çok pahalı. Bunu en iyi Bodrum ya da Marmaris’e gittiğinizde anlıyorsunuz. Çeşme’de bir haftasonu harcadığınız paranın yarısı ile Bodrum’da, 3’te biri ile de Marmaris’te krallar gibi tatil yapıp eğlenirsiniz. Paranıza rezil değil vezir olursunuz. Çeşme’nin abartılmış balon fiyatlarının birkaç seneye arz talep doğrultusunda normal fiyatlara döneceğini düşünüyorum ben gene de. İlerleyen seneler gösterecek bize =)

BKM Mutfak – Çok Güzel Hareketler Bunlar Çeşme’de

28 Temmuz 2010 tarihinde BKM Mutfak oyuncuları, televizyondan da müptelası olduğumuz Çok Güzel Hareketler Bunlar oyunu ile Çeşme’de yaz turnelerine başladılar. Klasik olarak Çeşme Açık Hava Tiyatrosu’nda sahnelenen bu oyunun BKM Mutfak oyuncuları için yeri de ayrıydı.

Çok Güzel Hareketler Bunlar oyununun turne olarak ilk sahne aldığı yer Çeşme idi. İlk kez Çeşme seyircisi ile buluşmulardı bu genç oyuncular. Yine turnelerine Çeşme’den başlama kararı almışlar.

Turnelerine de Çeşme’de başlayacakları için bu elemanlar yazın başından beri Çeşme’de fink atıyorlardı. Yılmaz Erdoğan dahil bir çok oyuncuyu Aya Yorgi, Marina, Alaçatı gibi değişik köşelerde gördüm. Meğersem Çeşme’de bu turneye hazırlanıyolarmış. Turne için televizyonda hiç görülmemiş yepyeni skeçler hazırlamışlar. Genel konsept yaz ve tatil.

Yine çok komiktiler, yine çok güldürdüler. Bu Çok Güzel Hareketler Bunlar oyunun çok taklidi çıktı. Haneler vb bir çok skeç ve kabare denendi ancak hiç biri komik değildi, hepsinde zorlama ve samimiyetsiz espiriler vardı. BKM Mutfak oyuncularının samimiyeti, bizden biri olmaları ve günümüz gençlerinden oldukları için yeni nesili neyin güldürüp güldürmediğini bildikleri için komikler. Cinsel espiri yapmaktan kaçınmadıkları için komikler. Yaratıcı oldukları için komikler. Kasıntı değil sempatik oldukları için komikler.

Çeşme’de bir arkadaşın sayesinde yengeniz ile “protokol” olarak adlandırılan davetiyeli en ön koltuklardan izleme şansına eriştim bu oyunu. Daha önce de Çok Filim Hareketler bunlar yazımda da belirttiğim gibi en güzel kız aralarında Ayşegül =) Çok etkin bir oyuncu olmasa da alıcı gözü ile kesemeden edemedim kendisini. Büşra’nın da neden sürekli mini etek giydiğini çözdüm, bacaklar süper ama göbüş var =)

Tek tek geçemeyeceğim ama zaten oyunculuklarına hasta olduğum Murat, Oğuzhan, İbo, Metin Yıldız ve Şahin döktürdüler. Eser’i canlı izleyince daha bir sempatik geldi. TV’de o kadar hoşuma gitmiyordu. Biraz da Yılmaz Erdoğan’ın yokluğunda sunuculuğu iyice sırtlamış olduğu için olabilir bu. Evet turnede malesef Yılmaz Erdoğan olmuyormuş, bütün şovu Eser sunuyor. Zeynep cidden sade bir kız. Garip bir havası var diğer hatunlardan çok farklı duruyor. Ersin ise tam halk adamı, şımarmamış ve çok komik…

TV dışında sahnede olmayı iyi değerlendirmişler, yapay bir deniz, havuz, tv karesi gibi çeşitli dekorlar ile çok komik skeçler izledik. Yazı biraz geç oldu ama eğer sizin bulunduğunuz şehire gelirlerse kesin izleyin.

Oyunun en komik anlarından biri oğlanların kadın kılığına girmeler oldu. Frikik vermemek için kıçlarını yırttılar. İşte o sahneden fotolar;

Bir Zamanlar İzmir’in Arka Bahçesi Olan Çeşme

Çeşme, İzmir’lilerin Türkiye’den sakladıkları bir cennet, bir arka bahçeydi bundan çok kısa bir süre önceye kadar. Ancan ne olduysa oldu, birkaç girişimcinin, Çeşme’linin Çeşme’yi Show TV vb magazin programlarında tanıtımını desteklemesi ve pompalanan Bodrum vs. Çeşme kıyaslamaları sonucunda Çeşme bir anda Türkiye çapında popüler oldu.

Son 5-6 senede Çeşme’de inanılmaz bir değişim oldu. Ben Çeşme’yle yazlığımız olmasından ötürü 1985 yazının Temmuz ayında, doğumumun 2. haftasında tanışmışım. Biz İzmir’liler için Çeşme yazlıkçı mekanıydı. Okulların kapanması ve karnelerin dağıtılması ile herkes yazlığına, yazlığının bulunduğu siteye göçer, bütün bir kış görüşmediği yazlık arkadaşları ile yeniden kaynaşır, öğlenleri denize girer, akşamüstüleri uyur, akşamları da gene arkadaşları ile bakkalda buluşup oyunlar oynardık.

TVlerdeki reklamları ile özellikle İstanbul ve Bursa’dan bir çok kişi yaz tatili için Çeşme’ye gelmeye başladı. Çeşme’de otel sayısı fazla değildir, 5 yıldızlı otel sayısı iki elin parmaklarını geçmez. Hep irili ufkalı pansiyon ya da moteller vardır çünkü yıllar yılı Çeşme yazlıkçı mekanı olarak anıldı. Son yıllarda İstanbul’lu büyük yatırımcılar tarafından otel yatırımları gerçekleştirilmeye başladı.

Çeşme’nin Türkiye çapında nam salması ile biz İzmirlilerin hayatında ilk değişen şey fiyatlar oldu. Çeşme’deki yeme içme fiyatları gözle görülür şekilde bir anda yükseldi. Daha sonra yükselen emlak ve arazi fiyatları oldu. Alaçatı bizler için köylülerden yumurta, sebze, meyve alınan bir köy, elektrik faturalarının yatırıldığı bir vezne iken bir anda Türkiye’nin butik mağaza, cafe ve otel cenneti oldu. Çeşme genelinde bir çok kalitel cafe, bar, club ve beach açıldı.

Geçen seneye kadar Çeşme’nin bu abartılmış, şişirilmiş halinden pek zevk almıyordum. Ancak nedense bu sene artık alıştım ve Çeşme’den daha çok zevk alıyorum. Her ne kadar kazık ve abartılı olsa da Çeşme candır. Asıl sevgilim, biricik Bodrum’umun yerini alamasa da Çeşme bizim arka kapımızdır.

Bir zamanlar Çeşme dedik ya. Çeşme’nin dağları taşları bir zamanlar dutluk bile değilmiş. Otluk, çalı çırpı, taş toprakmış. Resimlerden de göreceksiniz heryer bakir. Ah ah o zamanlar tarla fiyatına kapatmak vardı bütün arazileri =)

Villa Saray

Çeşme Ilıca’sındaki Villa Saray benim için yıllarca köşesinde Bonjour, Sir Winston, İkbal vb kilit yeme içme dükkanları olan bir mekan adı olmaktan ibaretti. 2003 senesinde, mezuniyet zamanı kavalyem annesi ile Villa Saray’da kalıyordu, bir kere o münasabet ilen kapısından girmişiliğim vardı, ama otel kısmına. Yıllar yılı kiralık villalar ve otel yazardı ama hiç ilgimi çekmezdi. Taaki bu seneye kadar.

Bu sene bir arkadaşın vesilesi ve dahiyane fikri ile Mayıs ayında 2 haftasonu Villa Saray’da 6 arkadaş bir villa tutup kaldık. Çeşme’de evimiz mi yoktu? Vardı ama bütün kışlığın pisliği ve üstüne bizim kirletme ihtimaliz karşısında ailelerimiz karşısında çemkirilmek hoş olmazdı.

En temizinden havuz başındaki standart villalardan birini kiraladık. Standart villalar 3 odalı, 6 kişilik. Ekonomik diye sınıflandırlanlar 2 odalı ve 4 kişilik. Bir de hayvani 12 kişilikler var, onları görmedim duymadım. Bir villa da VIP diye ayrılmış, kendine has havuzu olan tek bir villa. Villalarda kendi yemeğimizi yapabilmeniz için tencere, tabak, kaşık, çatal, bardak, ocak, buzdolabı mevcut. Bahçesinde hem barbekü, hem de mangal mevcut. Sabah kahvalı isterseniz çaydanlığı bile var. TV Digiturk bağlı. Haftasonu arkadaş grubu ile yapılacak olan bir Migros alışverişi ile tatlı bir ev tipi tatil geçirebilirsiniz. Havuz 2 adım ötenizde. Bulaşıkları siz yıkamıyorsunuz, yatağınızı siz toplamıyorsunuz =)

İlk gitiğimizde abartıp daha Mayıs’ın başında gittik ve henüz havuz dolu değildi. Hava da zaten yüzmeye elverişli değildi. Güzel bir mangal yaktık, kafaları çekip kendimizi Çeşme gecesine attık.

İkinci gidişimizde ise sezon açılmıştı, mayıs sonunda havuz tertemiz doldurulmuştu. Bir güzel yüzüp güneşlenme ve havuz başında biralarla kafayı çekme şansımız oldu. 6 kişi ya da 12 kişi kalındığı için çok da tuzlu olmuyor bu tip villa kiralamaları. Yaz sezonunda bile otel odası tutmakla kafa kafaya gelen bir fiyat oluyor.

Hepinize gözüm kapalı tavsiye edeceğim bir yer Villa Saray… Ama bana da villa bırakın, sakın saldırmayın 🙂

Villa Saray Rezervasyon için Kolay Tatil’e Tıklayınız