Categories

A sample text widget

Etiam pulvinar consectetur dolor sed malesuada. Ut convallis euismod dolor nec pretium. Nunc ut tristique massa.

Nam sodales mi vitae dolor ullamcorper et vulputate enim accumsan. Morbi orci magna, tincidunt vitae molestie nec, molestie at mi. Nulla nulla lorem, suscipit in posuere in, interdum non magna.

İsrail, Türkiye, Gazze, Hamas ve Mavi Marmara

Sıcağı sıcağına yazmak istemedim. Bu tip konularda halkımızın ortak özelliği olana galeyana gelme, gaza gelme, coşma ve bunların sonucunda sonradan saçma bulacağım yorumlar yapmaktan korktum. Netekim herkes yaptı bu benim yapmaktan kaçındığım yorumları. Herkes Neo Nazi oldu, Yahudilere ölüm dedi, kahrolsun İsrail dedi, Adolf Hitler sempatizanı oldu, keşke bütün yahudiler ölseydi dedi… Ki bunu diyen bazı arkadaşlarımın yahudi tanıdıkları da vardı.

Benim ilk tepkim “Hassiktir olamaz” oldu. Olmamalıydı. Ortadoğuda teröre ve Araplara karşı müteffik olması gereken iki ülke böyle savaş ile karşı karşıya gelmemeliydi. Ama geldi…

Bu 2 gün önce bir anda gerçekleşen bir olay değil. Bunun tohumları sayın RTE’nin Davos’ta Gazzenin koruyuculuğuna soyunduğu o “One Minutes” olayında atıldı. Tohum tuttu ve Mavi Marmara olayı gerçekleşti.

Hükümet bu olayın yaşanmasını engelleyebilirdi. İsrail böyle bir şey istemediğini deklare etmişti. Gelmeyin demişti açık açık. Hükümet eğer bu gemilerin illa gitmesini istiyorsa gemileri koruyabilirdi uluslararası sularda.

IHH nasıl bir örgüttür bir fikrim yok. Bu tip derneklere genelde inancım hiç yoktur benim. Yok Cansuyu, yok Deniz Feneri, yok IHH bunlar benim gözümde aynıdır. Cemaat işi, halkın duygularını sömüren, cukkayı götüren vakıf ve derneklerdir bunlar.

İnsani yardım için bebek ya da çocuğun o gemide işi neydi bilemem. Uluslararası bir hareketti bu, yurtdışından bürokratlar da vardı belki de. Ama gözgöre göre gittiler olacakların üstüne doğru.

İsrail’in yaptığını da savunmuyorum. Gemiye komando çıkartıyorsun, bari plastik mermi kullan her ihtimale karşı. Sonuç olarak bu adamlar sivil, sana saldırırsa onları öldürmeden etkisiz hale getirmeyi de bilirsin.

İsrail Gazze’yi kuşatmış. Orada insanlar zor durumda kabul. Yiyecek, giyecek, su gibi temel ihtiyaçları için İsrail’in eline bakıyorlar. Etrafları dev duvarlar ile sarılmış, hapsolmuşlar. Ama suç Hamas’ın. Hamas yönetime geldiğinden beri İsrail ile sorunlar zirveye ulaştı. Batı Şeria’yı örnek alırsanız, El Fetih yönetimindeki bu bölge ile İsrail’in pek sorunu bulunmuyor.

Gazze ise denize kıyısı, Mısır’a sınırı olmasına rağmen dünya ile bağlantısı kesildi. Mısır bile Gazze’ye sınırını açmamış bir Arap olmasına rağmen. Ama benim ülkem Osmanlı’lığını konuşturup kahramanlık yaparak Gazze’ye yardım ediyor. Gazze’deki sivil halka üzülüyorum.

Araplar’a da kızıyorum. Arap ırkını pek sevmem. Dünyanın zenginliği üstünde oturuyorlar, kazanıyorlar ama bu dünyaya 1 gram katkıları yok. Bu kadar çok petrol geliri, dünyanın zenginliği ellerinde iken, insan hakları, kadın hakları ve demokrasiyi katlediyorlar. Bu kadar para ile bilim üretmiyorlar, icatlar yapmıyorlar. Varolanın üstüne birşey katmayıp sadece tüketim yapıyorlar. İsrail’in çölün ortasında cürmük kadar toprakta yaptığının 10’da birini Arap Birliği üyeleri yapmıyor. Araplar’ın Türkler’i sevmediğini bilmem de beni onlara karşı daha soğuk yapıyor. Adamlar Osmanlı’da sırtımızdan vurmuş. Bugünkü Taksim meydanında sallanan Filistin Bayrağının aslında Osmanlı’daki isyankar Arapların kullandığı bayrak olduğunu biliyor muydunuz?

Yahudiler de PKK ile Hamas’ı karşılaştırıyorlar. Biz PKK’ya yardım diye tırları doldurup yola çıkartsak ne yaparsınız diyorlar? Tamam kabul ediyorum ikisi de aynı şey değil. Hamas bir toprağı yönetiyor ve Gazze’de seçimle başa gelmiş, PKK’nın böyle bir durumu yok, o 3 ülkeden de toprak almak için terör yapıyor. Ortak noktaları masum sivilleri öldürmeleri…

Toparlamak istiyorum. İsrail ve Türkiye birbirine muhtaç iki müttefiktir bu ortadoğuda. AKP hükümeti ortadoğunun liderliğine soyunduğu için İsrail ile sürtüşmektedir. Gazze’nin kurtarıcılığını yapmaya çalışmaktadır, bunun için de kendisi direkt yapamadığı hareketleri İHH gibi sivil toplum örgütlerine yaptırtmaktadır. Bu ilişkiler her iki ülkenin de yönetimi değişmeden düzelmeyecek gibi. Araya gerekirse yine ABD girecek arabulucuk yapacak ama şu an için bu mümkün değil.

Tek korkum bu olayların Türkiye’deki Musevi azınlığa bir tehdit oluşturması. Yapar çünkü bizim halkımız İsrail’e kızar gider kendi musevi vatandaşından hıncını alır. Allah korusun.