Categories

A sample text widget

Etiam pulvinar consectetur dolor sed malesuada. Ut convallis euismod dolor nec pretium. Nunc ut tristique massa.

Nam sodales mi vitae dolor ullamcorper et vulputate enim accumsan. Morbi orci magna, tincidunt vitae molestie nec, molestie at mi. Nulla nulla lorem, suscipit in posuere in, interdum non magna.

Yıllık İzin

Yazarımız Megu (sanki başka yazar var p.zevenk), yıllık izni (sanki çalışansın p.şt) dolayısıyla çıktığı Bodrum tatili (sanki 10 günhaftasonu 2 gün gidiyorsun tatil mi bu p.ç) yüzünden bu haftasonu yazı yazamayacak (sanki haftalardır iki satır birşey yazıyorsun p.pi). Haftaya görüşmek üzere..

Tatil mi Gerek Ne?

Farkındaysanız arka arkaya kaldığım otelerden, eski tatillerimden, ya da başkalarının tatillerinden bahsedip duruyorum. Esasında benim tatilim gelmiş. Tatilimin gelme sebebi çok yorulmuş olmamdan mı yoksa iş hayatından bıkmamdan mı bilemiyorum, üzerine oturup bol bol düşünmem lazım bunun cevabı için.

Tatil lazım, tatil iyi gelir tabi… Ama imkan yok. Tatil kafası yok ben de. Tatil yapabilmem için huzurlu olmam lazım, planlı olmam lazım. Ben hiç plansız çat kapı, spontane bir tatil yapmadım. Ayrıca ben hiç 3 günü geçen tatiller de yapamadım. Hep haftasonuna denk getirip maksimum cuma ya da pazartesi yarım gün mesaiden yiyip yaptım tatillerimi.

Tatil modum olmadığı gibi müsaitliğim ve durumum da yok. Karşim Ateşini Yolla Bana yazarı YiitK’nın İsviçre’de yanına gitmek istiyorum mesela… İstiyorum ama sadece. Daha henüz bir bilet alma, vize alma işlemi için tık yok… Bunun için müsait olmak gerek, kafanın rahat olması gerek.

İnsanlar tatile kafasını rahatlamak için gider, ben ise kafam rahat olmadan tatile gidemiyorum. Altımdaki çalışanların bile yılda en az 15gün tatil izni var. Benim tatillerim acaba 15 günü tamamlıyor mu? Bayram ya da haftasonu olmadan ben bir kaçamak yapamıyorum.

Değiyor mu bu kadar hayatı es geçmeye, işe kaptırmaya… Emeğimin, ömrümden ayırdığım vaktin getirisi bu götürüyü karşılamaya yetiyor mu?

Tatilsepeti’nin sloganı çok güzel. “Hepimiz tatil için çalışıyoruz…” Ben artık tatili geçtim, erken emeklilik için çalışıyorum…

Mutsuzum lan ben!

İstanbul, EVTEKS, İş, Güç, İzmir

Salı gününden beri İstanbul’daydım, Twitter‘ımdan takip edenler bilirler. Aile işi olarak tekstil işindeyiz ve son 3 senedirde firma bazında İstanbul Evteks Fuarına katılıyoruz. Bu bahaneyle de ben yılda bir kez de olsa İstanbul’a gelmiş oluyorum =)

İstanbul benden büyük onla başa çıkamam. İstanbul’a ikamet ettiğimi düşünemiyorum bile. Çok kalabalık. Nereye gitsen kuyruk. Restoranlarda bile ayakta bekleme ihtimalin var oturmak için. Hep bir telaşe. Trafik telaşe… Belki üniversiteyi İstanbul’da okusam alışırdım bu yaşam tarzına ama İzmir’de çok alıştım rahat rahat yaydırmaya. Bir yere mi gidicem yarım saat önce çıkıyorum ve zamanında oraya varıyorum 🙂 Evet ben o klasik Amerikan filmlerindeki kasabasını hiç terkedemeyip orada yaşlanan amcalardan olacağım 🙂

İstanbul’a her İzmirli gibi ne kadar bok atsam da hayran olduğum bir şehir. Hele bir de gezmeye geldiyseniz tadından yenmez. Ben her sene derim ulan bu sene bir kaç haftasonu atlayıp İstanbul’a gezip tozup geri döneyim. Ama hiç fırsat olmuyor, cumartesi bile çalışan biri olarak… Hayat akıp gidiyor, biz es geçiyoruz…

Bu kadar telaşe ve kalabalağın olması doğal yurdum insanının neredeyse 5’te 1’i İstanbul’da yaşıyor. Taşı toprağı altın olmasa da İstanbul bir fırsatlar kenti. İstanbul’da abidik gubidik işler yaparak “Yürü ya kulum” sesini duymuş ve zengin olmuş bir çok insana rastlamak mümkün. Adam şans eseri birşey üretmiş zengin olmuş, şansa güzel bir yere dükkan açmış ve dükkan zincirleri olmuş. Birgün bir cafede bir adamla tanışmış ve bir firmanın müdürü olarak bulmuş kendini… Bir çok fırsat hikayesi dinlemek mümkün İstanbul’lulardan. Eğer çok çok zengin olma hayaliniz var ise, o hayalin bir ayağı muhakkak İstanbul’dan geçmeli…

İstanbul’un hayran kaldığım bir diğer yanı da sorunlara karşı hızlı tepki veriyor, hızlı değişebiliyor. Bu sene havalimanına geldiğimde gördüğüm havalimanı kavşağı ağzımı açık bıraktırdı. Geçen sene vasat bir kavşakken, bir seneden kısa bir sürede yanarlı dönerli komplike bir kavşak inşaa edilmiş. Aklıma ister istemez İzmir’de 6 yıldır sürmekte olan ve bitmeyecek gibi duran metro inşaatı geldi.

Garip gelebilir ama İstanbul’un asfaltlarına da hastayım. Trafiğin ana can arterlerindeki asfalt kaymak gibi mirim, akıyor gidiyor. Gelin bir de İzmir’e şehrin göbeğindeki kupon caddeler delik deşik ve bozuk asfaltlı. Vallahi bir cinnete bakar, vermem bir daha CHP Belediyelerine oy eğer AKP Belediyesi böyle güzel ve hızlı hizmet getirecekse!

Gelelim İstanbul bahanem EVTEKS fuarına. Adı üstünde EVTEKS, İstanbul Ev Tekstili fuarı, dünyanın önde gelene en büyük ikinci fuarı. Birincilik halen Almanlar’ın HeimTextil fuarında. Ama inanın zorluyoruz o fuarı. Almanlarda artık tekstil imalatından eser yok. Dünyanın en kaliteli ev tekstili imalatının gerçekleştiği Türkiye, akıllı davranırsa İstanbul’u çok kısa bir sürede ev tektilinin dünya merkezi haline getirebilir. Çinlilerden farkımız adımız ve kalitemiz.

Bir zamanlar hükümet tekstili gözden çıkarmış olsa da bu sektör Türkiye’nin hala lokomotif sektörlerinden. Tekstil bir virüs gibidir. İnsana bir kere bulaştı mı asla çıkmaz bu hastalık. Bir çok kişi tekstil sektörünün kaprisli, stresli ve yorucu tempolu işlerinden yakınsa da ve ilk buldukları fırsatta tekstilden çıksalarda bu kandaki virüs onları rahat bırakmaz ve daha rahat işlerler yeniden tekstile sokar. Bu benim için de geçerli. Her seferinde parayı vurup tekstili bırakırm desem de, eminim ki paralı bir adam olsam o parayla gider en kötüsünden butik işine girerim 🙂

Fuarlar hep güzel geçer. İş stresi olmaz, bol muhabbet olur, yeme içme sınırsızdır. Sürekli hostes yiyecek içecek pompalar. Bütün iş hayatı böyle olsa vallahi 100 yaşına kadar yaşarım 🙂 Ya da öyle bir iş yapacaksın ki sürekli fuarlarda bulunma gereğin olacak… Ben bir düşüneyim bu iş üstüne =)

La Blanche – Ev – Evteks

Hızlı hızlı yaşayıp hızlı hızlı yazıyorum.

Evteks fuar hazırlıklarından sonra alelacele bir 2 günlük La Blanche Bodrum tatili, son gece 4’de barlardan sonra yatak, sabahına 7’de İzmir’e yolculuk, 11’de İzmir’de iş başı, gece 10’a kadar fuar hazırlığı, ertesi gün sabah 7’de İstanbul, Evteks fuar alanında stand kurulumu, bu sabah 8’de otelde kahvaltı ve 10’da stand açılışı…

Yorgunluk var, uykusuzluk var, açığı GNC’nin Mega Men vitaminleri ile kapamaya çalışıyorum…

Bu haftayı atlatırsam diğer haftalara da örnek teşkil edecek… Duyurulur 🙂